|
ÖZET: Başvuran, Kırklareli’nde bulunan taşınmazının 1994 yılında satın alındığını ve 2021’de kiracısının çıkmasının ardından zorunlu doğal afet sigortası yaptırmak istediğinde taşınmazın tarihi eser olarak tescil edildiğini öğrenmiştir. Başvuran, taşınmazın tarihi eser vasfı taşımadığını ve bu tescilin kamu yararına hizmet etmediğini belirterek tescilin kaldırılmasını talep etmiştir.
İlgili idare, taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edildiğini ve bu tescilin hukuka uygun olduğunu savunmuştur. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, taşınmazın mimari ve estetik özelliklerini koruması nedeniyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, Danıştay, başvuranın tescil kararının kaldırılması talebini reddetmiş, ancak taşınmazın bakım ve onarımı için gerekli desteklerin sağlanması ve tescil kararlarının tebliği hususunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/15844-S.22.24196
BAŞVURU NO : 2022/8348
KARAR TARİHİ : 07/12/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BEYLİKDÜZÜ / İSTANBUL
BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
Malik olunan taşınmazın 2. grup korunması gereken kültür varlığı
BAŞVURUNUN KONUSU :
olarak tescil edilmesi nedeniyle yaşanan mağduriyetin giderilmesi istemine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 10/06/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; Kırklareli merkez, Mahallesi ada, parsel üzerinde bulunan taşınmazı 1994 yılında satın aldığını, içerisinde 18 yıldır kiracı oturduğunu, 2021 yılında kiracının evi boşalttığını, yeniden kiraya vermek üzere zorunlu doğal afet sigortası yaptırmak istediklerini ancak bu esnada taşınmazın tarihi eser olarak tescil edildiğini öğrendiklerini, evin tarihi eser vasfı bulunmadığını, kültürel ve tarihi açıdan bir değer taşımadığını, kırık dökük eski bir ev olduğunu, taşınmazın tarihi eser olarak korunmaya alınmasının kamu yararına ve menfaatine hizmet etmediğini ifade ederek taşınmaz üzerindeki korunması gereken kültür varlığı tescilinin kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kültür Ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün bilgi ve belge
talebimize yönelik sayılı cevabi yazısında:
2.1. “… Kırklareli ili, Merkez ilçesi. Mahallesi. ada. parselde yer alan taşınmazın tespit-tescil çalışmaları kapsamında Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca 10.07.2019 tarihinde tespitinin yapıldığı, 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı Kurul Kararı ile 2. grup Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlığı olarak tescil edildiği, 29.06.2021 tarihli ve sayılı karar eki 1/1000 ölçekli kadastral harita belirtilen koordinatlı sınırları itibariyle Koruma Alanının belirlendiği, 2.2. Söz konusu ada, parselde yer alan 2. grup sivil mimarlık örneği olarak tescilli taşınmaza ilişkin tescil şerhinin kaldırılması isteminin, ilgilisinin 01.09.2021 tarihli başvuru dilekçesi ile Koruma Bölge
Kurulu Müdürlüğüne iletildiği ve Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca yerinde incelendiği, Kurul gündeminde değerlendirilerek 27.10.2021 tarihli ve 7910 sayılı Kurul kararının alındığı, anılan kararla “…Kırklareli İli, Merkez İlçesi, Mahallesi, pafta, ada, parselde şahıs mülkiyetinde kayıtlı bulunan, sit alanı dışında kalan, Koruma Bölge Kurulumuzun 29.06.2021 tarihli ve
7639 sayılı kararı eki 1/1000 ölçekli imar-kadastral haritasında belirlenen sınırları itibariyle Korunma
alanında kalan, Kurulumuzun 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararıyla 2. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli taşınmazın: 2863 sayılı yasanın 5. maddesinin f fıkrası ile Bakanlığımız Kültür
Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 11.
maddesinin g fıkrası ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili
Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin b ve c fıkralarına istinaden mimari ve estetik bütünlüğünü kaybetmemesi ve tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması nedeniyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına, tescilli taşınmazda tahribatın önlenmesi için Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarihli ve 660 sayılı
İlke Kararı doğrultusunda etkin fiziki ve güvenlik tedbirlerinin ilgili Belediyesince veya mülk sahibince alınması gerektiğine, taşınmaza ait rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanarak
Kurulumuza sunulmasına…” kararının verildiği, 2.3. Söz konusu ada parselde yer alan taşınmazın tescil şerhinin kaldırılması talebinin, 27.10.2021 tarih ve 7910 sayılı Kurul kararı ile uygun bulunmadığı, 2.4. 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının: “a)
Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, d) Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye
Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile
Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler” şeklinde tanımlandığı,
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit
alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.” hükmünün bulunduğu, 2.5. Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları başlığı altında 4. maddesinin b bendinde “On dokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına
gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması.” tescile öneri olarak hazırlanan yapının taşıması gereken özelliklerinin tanımlandığı, (c) bendinde “Tek yapılar için: taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması…” değerlendirme kıstasları arasında gösterildiği, 2863 sayılı Kanunun 18.
Maddesinde “Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplandırılması, maliklerinin müracaat tarihinden itibaren üç ay içinde koruma bölge kurulunca yapılır. Gruplandırılan taşınmaz kültür varlıkları, tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilir. Gruplandırma yapılmadıkça, onarım ve yapı esasları belirlenemez.” hükmünün bulunduğu, 2.6. Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarihli ve 660 sayılı İlke Kararında 2. grup yapıların “Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılar” olarak tanımlandığı, 2863 sayılı yasanın 6. maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve
Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin b ve c bendi kapsamına girebilecek nitelikte özellikler taşıması, tek yapı ölçeğinde dönem özelliklerini (Erken Cumhuriyet) taşıması, yapım tekniği ve malzemesiyle mimari özelliklerini yansımak bir dönemin mimarisine ışık tutması, bulunduğu il merkezi sınırları içerisinde örneğinin az bulunması, yapıldığı dönemdeki sivil mimarinin nasıl şekillendiği ile ilgili
fikir unsuru olması sebepleriyle tescile önerilmiş olduğu ve 2863 sayılı Kanunun 7. maddesi doğrultusunda:
Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararıyla Korunması
Gerekli Taşınmaz Kültür Yarlığı olarak tescil edilmiş olduğu. 2863 sayılı Kanunun 18. maddesi gereği ve
660 sayılı İlke Kararı doğrultusunda 2. grup olarak grup tayininin yapıldığı, 2863 sayılı Kanunun 8.
maddesinde “Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir.” hükmünün yer aldığı, taşınmaza ait 2863 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği, 29.06 2021 tarih ve 7639 sayılı
Kurul kararı ile 1/1000 ölçekli haritada belirlenen koordinatlı sınırları itibariyle Koruma Alanının belirlenmiş olduğu, söz konusu 29.06.2021 tarihli ve 7639 sayılı Kurul kararı ile birden fazla tescilli taşınmazın Koruma Alanının belirlenmesi sebebiyle Bakanlığımızın internet sayfası ile 10.07.2021 tarih ve
31537 sayılı Resmi Gazetenin “Çeşitli İlanlar” sayfasında yayımlandığı, Söz konusu taşınmazın Korunması
Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilerek 2863 sayılı Kanun kapsamında korumaya alınması ile tescil edilen taşınmazın yapım tekniği, mimari dili, mimari öğeleri, malzemesi, planı, yerleşimine bakılarak o dönem yapılarının gelecek nesle aktarılarak dönemin yaşayış biçiminin analiz edilmesi ve o dönemde yaşayan toplumun maddi imkânlarının mimariye yansıma biçiminin izlenebilmesinin esas alındığı, 2.7. İlgilisinin 01.09.2021 tarihli ikinci başvuru dilekçesiyle tescil kararının dağıtımının yapıldığı Koruma
Bölge Kurulu Müdürlüğünün 06.09.2019 tarihli ve sayılı yazısının e-tebligat ya da imzalı yazılı tebliğin taraflarına ulaşmadığı, Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne yapılan ziyarette kararla ilgili şifahi
/
olarak bilgi verildiği ve söz konusu kararın adreslerine gönderilmesinin talep edildiği, Koruma Bölge
Kurulu Müdürlüğünün 15.09.2021 tarihli ve sayılı yazısı eki ile söz konusu taşınmazın tescil edilmesine ilişkin Kurul Kararının tebligatın malikin adresine gönderildiğini gösterir posta zimmet tutanağının, Koruma Alanı kararı ve sınırı ile Resmi Gazete İlanının iletildiği, 2.8. 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatlar kapsamında Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilen taşınmazların kullanılmasında, satışında, kiralanmasında, fonksiyonunun değiştirilmesinde izin alınmak kaydıyla herhangi bir engel bulunmamakta olduğu, yapının dönem özelliklerini ve kimliğini kaybetmemesi için, yapının onarımına ilişkin esasların Kanun, Yönetmelik ve İlke kararları ile belirlendiği, basit onarım kapsamında yapılmak istenen uygulamaların izne tabi olarak yapılabilmekte olduğu, esaslı onanın kapsamına giren uygulamalar için tescilli taşınmaza ait hazırlanacak rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri kapsamında yapılabildiği, Koruma Bölge Kurulunca değerlendirilerek uygun bulunan projeler doğrultusunda yapının ihyasının mümkün olabildiği, 2.9. 2863 sayılı Kanunun Hak ve Sorumluluklarına ilişkin 11. maddesinde “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarının Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakını ve onanın hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu
Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar.” Tescilli taşınmazların onarımına ilişkin 2863 sayılı Kanunun 57. maddesinde: “…Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, bunları koruma alanları ve sit alanlarında. 3194 sayılı İmar Kanununun 21. maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratlar: özgün biçim ve malzemeye uygun olarak, bünyesinde koruma, uygulama ve denerim büroları kurulmuş idarelerin izin ve denetimi ile yapılır. Bunların dışında her türlü inşai ve fiziki müdahale koruma bölge kumlunun izni ile yapılır.” “Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu kurulmamış yerlerde taşınmaz kültür varlıkları, bunların koruma alanları ve sit alanlarında, 3194 sayılı İmar
Kanununun 21. maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratlar koruma bölge kurulu müdürlüğünün izin ve denetiminde yapılır.” hükümlerinin yer aldığı, 2.10. Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarihli ve 660 sayılı İlke
Kararında Basit Onarımın “Yapıların: ahşap, madeni, pişmiş toprak, taş vb. çürüyen ya da bozularak eksilen mimari öğelerinin, özgün biçimlerine uygun olarak aynı malzeme ile değiştirilmesi, bozulan iç ve dış sıvaların, kaplamaların, renk ve malzeme uyumu sağlanarak, özgün biçimlerine uygun olarak yenilenmesi” olarak tanımlandığı, Esaslı Onarımın ”Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahaleler…” olarak tanımlandığı, 2.11. Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmeliğin 6.
maddesinde tamir ve tamiratlara ilişkin “Tadilat ve tamiratlar özgün biçim ve malzemeye uygun olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, bünyesinde KUDEB kurulmuş idarelerin veya ilgili idarelerin bünyesinde
KUDEB bulunmaması halinde koruma bölge kurulu müdürlüğünün izin ve denetiminde 11.06.2005 tarihli ve 25842 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Koruma. Uygulama ve Denetim Büroları, Proje Büroları ile
Eğitim Birimlerinin Kuruluş, İzin, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğe göre gerçekleştirilir.”
Esaslı Onarımlara ilişkin 9. maddesinde “Esaslı onarımlarda, tescilli yapı için hazırlanacak rölöve, restitüsyon. restorasyon projeleri ve diğer belgeler koruma bölge kuruluna sunulur. Koruma bölge
kurulunun onayladığı proje ve koşullarda uygulama gerçekleştirilir” denildiği, “Uygulamalara ilişkin denetleme: Koruma, Uygulama ve Denelim Büroları Proje Büroları ile Eğitim Birimlerinin Kuruluş, İzin, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğe göre yapılır.” hükümlerinin bulunduğu, 2.12. Ayrıca Bakanlığımız Yönetmelikleri ve ilgili mevzuatları kapsamında tescilli taşınmazların onarımları destek programları çerçevesinde değerlendirilerek; Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının
Onarımına Yardım Sağlanması ve Katkı Payına Dair Yönetmelik ve Bakanlığımız Taşınmaz Kültür
Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik kapsamında proje yardımları yapılmakta olduğu, 2.13. Söz konusu; ada, parselde yer alan taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan tescil şerhinin kaldırılması konusunun Kurul gündeminde değerlendirildiği, 26.09.2022 tarihli ve 8674 sayılı Kurul kararının alındığı, alınan Kurul Kararının ilgili Kurum ve mülk sahibine dağıtımının Koruma
Bölge Kurulu Müdürlüğünün 03.10.2022 tarihli ve sayılı yazısı ile yapıldığı, Edirne Kültür Yarlıklarını Konuna Bölge Kurulunun 26.09.2022 tarih ve 8674 sayılı kararında
“…Kırklareli İli, Merkez İlçesi, Haticehatun Mahallesi, 47 pafta, 196 ada, 28 parselde şahıs mülkiyetinde kayıtlı bulunan, sit alanı dışında kalan, Kurulumuzun 29.06.2021 tarihli ve 7639 sayılı kararı eki 1/1000 ölçekli imar-kadastral haritasında belirlenen sınırları itibariyle Korunma alanında kalan, Kurulumuzun
03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararıyla 2. grup Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescilli
taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve
Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddeleri esas alınarak mimari, estetik, yapım tekniği özelliklerini kaybetmemesi, tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması ve dönem özelliklerini arz etmesi sebebiyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına, 03.11.1999 tarih ve 660 sayılı ilke kararı doğrultusunda tahribatın, usulsüz kullanımların, can ve mal kaybının önlenebilmesi için gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin Belediyesince alınmasına, 27.10.2021 tarih ve 7910 sayılı Kurul kararı gereği, taşınmaza ait rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin ivedilikle hazırlanmasına…” karar verildiği…”, İfadelerine yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 1810.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın:
3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.2. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinde, “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”,
3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun:
4.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: (1) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.)”Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır. …”, 4.2. “Devlet malı niteliği” başlıklı 5. maddesinde, “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. ….”, 4.3. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 6. maddesinde, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, …”;
4.4. “Tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinde (Değişik: 17/6/1987 – 3386/2 md.), “(Değişik birinci fıkra :
26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır.
Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.
…
Tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararları, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilir.”, 4.5. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı” başlıklı 9. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.), “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez.
Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”, 4.6. “Yetki ve yöntem” başlıklı 10. maddesinde, “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir. …”, 4.7. “Hak ve sorumluluk” başlıklı 11. maddesinde, “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. … Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. …”, 4.8. “Taşınmaz kültür varlıklarının onarımına yardım sağlanması ve katkı payı” başlıklı 12.
maddesinde, “Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılır (…)…”, 4.9. “Kamulaştırma” başlıklı 15. maddesinde, “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve
Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. …e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. … f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…)(1) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. …”, 4.10. “Kararlara uyma zorunluluğu” başlıklı 61. maddesinde (Mülga: 17/6/1987 – 3386/18 md.; Yeniden düzenleme:14/7/2004 – 5226/13 md.), “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma
Yüksek Kurulunun ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır. (Değişik fıkra : 8/8/2011-KHK-648/50 md. )
Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır. (Değişik fıkra : 8/8/2011-KHK-648/50 md. ) Bu itirazlar, Koruma Yüksek Kurulunca incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konuları ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmaz. Koruma Yüksek Kuruluna yapılacak itirazlarla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.”
/
5. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6. 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun:
6.1. “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.”, 6.2. “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek: 19/3/20034829/5 md.)
Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.”, 6.3. “Tebliğ mazbatası” başlıklı 23. maddesinde, “Tebliğ mazbatası: Madde 23 – Tebliğ bir mazbata ile
tevsik edilir. Bu mazbatanın:
1. Tebliği çıkaran merciin adını, 2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini, 3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini, 4. Tebliğin mevzuunu,
5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu, 6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını, 7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi, 8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı, (1) 9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, İhtiva etmesi lazımdır.”, 6.4. “İlanen tebligat” başlıklı 28. maddesinde, “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgâhı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.”, 7. 11.06.2005 tarihli ve 25842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik’in:
7.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplarının belirlenmesi, (Mülga ibare:RG-7/12/2014-29198) (…) (Ek ibare:RG-7/12/2014-
29198) tadilat ve tamiratı , onarımı, yapı esasları ile yapıya ilişkin proje ve uygulamaların denetim
esaslarını düzenlemektir.”, 7.2. “Taşınmaz kültür varlıklarında esaslı onarım” başlıklı 9. maddesinde, “Esaslı onarımlarda, tescilli yapı için hazırlanacak rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ve diğer belgeler koruma bölge kuruluna sunulur. Koruma bölge kurulunun onayladığı proje ve koşullarda uygulama gerçekleştirilir. ”, 8. 13.03.2012 tarihli ve 28232 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Ve Sitlerin Tespit Ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in “Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları” (Değişik başlık:RG-9/1/2015-29231) başlıklı 4. maddesinde, “…
a) On dokuzuncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması, b) Ondokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması, c) (Değişik:RG-9/1/2015-29231) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi,
estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması,..”, 9. 22.08.2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının
Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik’in:
9.1. “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen; c) Esaslı Onarım: Tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerine dayalı uygulamaları,”, 9.2. “Başvuruda istenecek belgeler” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan projeler kapsamında valiliğe yapılacak başvurularda aşağıda belirtilen belgeler istenir: a) Planlama ve projelendirme konusunda; … 3) Tek yapı ölçeğindeki projeler için yapının tesciline ilişkin koruma bölge kurulu kararı; yapının konumunu, çevresini ve yerini gösteren ölçekli harita ve pafta, (CD ortamında); yapının iç, dış ve çevresini gösteren fotoğraflar, (CD ortamında); yaklaşık maliyet, b) Uygulama konusunda; 2) Tek yapı ölçeğindeki; i) Esaslı onarım (restorasyon) uygulamaları için, koruma bölge kurulu onaylı uygulama (restorasyon) projesi ve raporu (CD ortamında); iş programı; yapının iç, dış ve çevresini gösteren fotoğraflar (CD ortamında); yaklaşık maliyet,…”, 9.3. “Katkı payı aktarılacak projelerin nitelikleri” başlıklı 10. maddesinde “(1) Katkı payı hesabında toplanan tutar, taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla il sınırları içerisinde
Bakanlıkça, il özel idarelerince ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarınca, belediye sınırları içerisinde belediyelerce hazırlanan projeler kapsamında ikinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alanlarda kullandırılır. … (3) Planlama, projelendirme ve uygulama alanında; ç) Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile bunlara ilişkin mühendislik projelerinin yaptırılması ve bunların esaslı onarım (restorasyon)
uygulamaları, …”, 9.4. “Değerlendirmede öncelik sırası” başlıklı 11. maddesinde, “(1) 10 uncu maddede sayılan kamulaştırma, planlama, projelendirme ve uygulama başvurularının değerlendirilmesinde aşağıdaki öncelik sırası dikkate alınır; a) Mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıkları, 1)
Projelendirilmesi ve onarımı devam edenler,2) Malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenler, …”, 10. 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in:
10.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 10.2. “Ret kararı” başlıklı 33. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”;
11. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve 660 karar no.lu
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım Ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararı’nın:
11.1. “Yapı Grupları”
Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan
kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:
2. Grup Yapılar
Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.
11.2. “I-Müdahale Biçimleri”
Korunacak yapılara müdahaleler, her yapının kendine özgü koşullarına göre saptanacaktır.
2) Onarım
Yapının yaşamını sürdürmeyi amaçlayan, tasarımda, malzemede, strüktürde ve mimari ögelerde değişiklik gerektiren müdahalelerdir.
b) Esaslı Onarım (Restorasyon)
Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve / veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahalelerdir. [Sağlamlaştırma (Konsolidasyon), Temizleme (Liberasyon), Bütünleme (Reintegrasyon), Yenileme (Renovasyon), Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon), Taşıma (Moving)].
Tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine, 11.3. “II. Esaslı Onarım İlkeleri” a) Yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel ve tarihi kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel ve yapısal özellikleri ve çevre içindeki özgün konumu korunacaktır. Bu işlemlerde yapının mevcut fiziksel durumuna göre müdahalenin biçimi ve niteliklerinin koruma kurulunca saptanacağına, b) Yapıların yıkılmadan korunmaları esastır. Yıkılma tehlikesi arzettiği (mail-i inhidam) malsahipleri ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğine, Yıkılacak şekilde tehlike yaratan (mail-i inhidam) korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları belediyeler veya valilikler tarafından boşaltılır. Gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin ilgili valilik ve belediyesince alındıktan sonra, konunun koruma kuruluna iletilerek alınacak karara göre işlem yapılacağına, c) Yapıların tarihsel ve sosyo – kültürel değer taşıyan eklerinin korunacağına,…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuranın taşınmazına yönelik tescil kararından doğan mağduriyetin giderilmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
13. Başvuran, taşınmazı üzerindeki korunması gereken kültür varlığı tescilinin kaldırılmasını talep etmekteyken ilgili idare ise yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirtmektedir.
14. Başvuru konusu iddialar ve talep hakkında başvuranın ve idarelerin dosyası muhteviyatına sunduğu
evrak incelenmiş olup özetle:
14.1. Uyuşmazlığa konu taşınmazın Kırklareli ili Merkez ilçesi, Haticehatun mahallesi, pafta ada parselde yer aldığı, şahıs mülkiyetine kayıtlı olduğu ve sit alanı dışında kaldığı,
14.2. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararı ile ikinci grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine karar verildiği,
14.3. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 06.09.2019 tarihli ve sayılı ve ada parsel konut tescili hakkında konulu yazıda özetle, “…2863 sayılı Kanunun 7. ve 8. maddesi gereği, malikleri idaremizce tespit edilemeyen sit alanları, tek yapı ölçeğinde tescil edileın taşınmazlar ile bunların koruma alanlarına ait tescil kararları Resmi Gazetede ilan yoluyla duyurulmakta ve
Bakanlığımızın İnternet sayfasında bir ay süreyle yayımlanmaktadır. …Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 8. Maddesinin 4. bendi gereğince anılan kararda belirtilen taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine “Korunması Gerekli Kültür
Varlığıdır” belirtmesinin yapılması ve 2. grup yapı olduğuna dair kayıt konulması gerekmektedir.” ifadelerine yer verildiği, başvuranın adının dağıtım listesinde yer aldığı ancak tebliğ edildiğine dair bir mazbata vb bulunmadığı, idare tarafından dosya kapsamına sunulan eklerde sadece tebligat masrafına yönelik bilginin zimmet defterine yazıldığına yönelik bir belgeye yer verildiği, Kırklareli Tapu
Müdürlüğünün 23.09.2019 tarihli ve yevmiye numaralı yazısıyla şerhin konulduğu,
14.4. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29.06.2021 tarihli ve sayılı kararı ile taşınmazın bulunduğu bölgenin korunma alanı olarak belirlendiği, koruma alanında kalan taşınmazlara yönelik şerh tesis edilmesine ve sivil mimarlık ve anıtsal mimarlık örneği olarak tescilli taşınmazların görünümleri ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası dikkate alınarak Belediyesince bu yapıları korur nitelikte imar planı değişikliğinin hazırlanmasına karar verildiği,
14.5. 10.07.2021 tarihli ve 31537 sayılı Resmi Gazete’de koruma alanına yönelik ilanın yapıldığı, ilana göre Haticehatun Mahallesinde ayrıca aynı adada yer alan 1,7 ve 19 numaralı parsellerin de koruma alanı olarak belirlendiği,
14.6. Başvuranın taşınmazının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi işlemini taşınmazı için zorunlu deprem sigortası yaptırma aşamasında öğrendiği ve bunun üzerine 27.08.2021 tarihinde ilgili idareye ilk başvurusunda bulunduğu, daha sonra 01.09.2021 tarihli ve sayılı dilekçe ile ikinci grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline ilişkin tarafına yapılan tebligata yönelik tevsik edici belge talep ettiği, 01.09.2021 tarihli ve sayılı dilekçe ile de maddi imkânlardan yoksun olduğundan bahisle koruma konusunda destek ve korumanın ilgili idare tarafından yapılmasını talep ettiği,
14.7. 01.09.2021 tarihli ve sayılı dilekçesi ile ise taşınmazının çevredeki yüksek yapılar nedeniyle ekonomik değerinin olmadığını, taşınmazda kimsenin bulunmaması sebebiyle kötü amaçla kullanıldığını, bu nedenle çevre sakinlerinde rahatsızlık oluştuğunu, evin tarihi değerinde ısrarcı olunması halinde ilgili idare tarafından kamulaştırılması gerektiğini, nihai olarak tescil kaydının yeniden değerlendirilmesi isteğini ifade ettiği,
14.8. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15.09.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, “2863 sayılı yasanın Tanımlara ilişkin 3. maddesinin dördüncü fıkrasında “Koruma”; ve
“Korunma”, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri olarak ifade edilmekte olup Hak ve Sorumluluklara ilişkin 11. maddede; “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar„.”, Taşınmaz Kültür
Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanması ve Katkı Payına ilişkin 12. madde; “Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılır…” denilmektedir. İlgi (b) başvurunuza istinaden söz konusu taşınmaz üzerindeki yapının korunmasına yönelik projelendirme ve restorasyon uygulaması için; Bakanlığımız Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım
Sağlanmasına Dair Yönetmelik doğrultusunda Proje Yardım Başvuruları her yılın Ekim ayında, Proje uygulama Yardım başvuruları ise her yılın Aralık ayına kadar, ilgili İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerine yapılmaktadır. Yardımdan faydalanmak istenen yapının mülkiyeti hisseli ise hissedarlardan birinin başvurusu yeterlidir. İlgi (c) başvurunuza istinaden yerinde incelemesi yapılan taşınmazın tescil kaydının yeniden değerlendirilmesi talebiniz Edirne K.V.K.B. Kurulu gündeminde değerlendirilecek olup ilgili bilgi ve belgelerin bir örneği gönderilmektedir.” ifadelerine yer verildiği,
14.9. Başvuranın taşınmazı üzerindeki tescilin kaldırılması talebinin yeniden değerlendirilmesi istemine ilişkin olarak Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge 27.10.2021 tarihli ve 7910 sayılı kararında, mimari ve estetik bütünlüğünü kaybetmemesi ve tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması nedeniyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına, tahribatın önlenmesi için etkin fiziki ve güvenlik tedbirlerinin ilgili belediyesince veya mülk sahibince alınması gerektiğine, taşınmaza ait rövelve, retitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanarak kurula sunulmasına karar verildiği, /
14.10. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26.09.2022 tarihli ve sayılı kararı ile mimari, estetik, yapım tekniği özelliklerini kaybetmemesi, tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması ve dönem özelliklerini arz etmesi sebebiyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına, tahribatın, usulsüz kullanımların, can ve mal kaybının önlenebilmesi için gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin
Belediyesince alınmasına, 27.10.2021 tarihli ve sayılı kurul kararı gereği taşınmaza ait rövelve, retitüsyon ve restorasyon projelerinin ivedilikle hazırlanmasına karar verildiği, bu kararın 03.10.2022 tarihli yazı ile başvurana da dağıtılmasının ve varsa itirazının yapılmasının öngörüldüğü, Hususları tespit edilmiştir.
15. Başvuru, malik olunan taşınmazın 2. grup korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesine yönelik Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 03.09.2019 tarihli ve sayılı kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
16. Başvuruya konu istem, Anayasanın 63. maddesi ile 2863 sayılı Kanun hükümleri ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet hakkı yönünden inceleme gerektirmektedir. Bilindiği üzere, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması”na ülkemizde Anayasal düzeyde önem atfedilmiş olup bu husus Anayasanın 63. maddesinde ifade bulmuştur. Söz konusu madde ile Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini korumak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak ile yükümlendirilmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır 17. 2863 sayılı Kanun, Anayasanın 63. maddesiyle devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup gerçek ve tüzelkişilerin bu kapsamda görev ve sorumluluklarına yer vererek mülkiyetin kullanımına kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin esaslarını ortaya koymaktadır.
18. 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar ile 19. yüzyıldan sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasında sayılmış; 7. maddesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 61. maddesinde de, kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişilerin, Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Bölge Kurullarının kararlarına uymak zorunda oldukları Koruma Bölge Kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazların, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek
Kurulu gündemine alınacağı, itirazların, Koruma Yüksek Kurulunca incelenerek en geç üç ay içinde karara
bağlanacağı, Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konularının ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
19. Bu doğrultuda, Kanun’un 6. maddesinde hangi taşınmazların kültür varlığı olarak tescil edileceği tek tek sayılmak suretiyle örnekleriyle belirtilmiş, bilimsel ve teknik yönden Kanunun ortaya koyduğu tescil kriterlerini taşıyan bir taşınmazın, Kanun’un 7. maddesi ile bu konuda tespit ve tescil yetkisi tanınan
Koruma Bölge Kurullarınca kültür varlığı olarak tescil edileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan
Kanun’un 61. maddesi ile Bakanlığa, Koruma Bölge Kurul kararına karşı yapılan itirazların Koruma
Yüksek Kurulu gündemine alınıp alınmaması konusunda takdir yetkisi tanınırken, Koruma Yüksek
Kurulunca karara bağlanan itirazın yeniden Koruma Bölge Kurulu gündemine alınması engellenmiş, koruma kurullarınca verilen kararlara başkaca bir idari müdahale 2863 sayılı Kanun kapsamında öngörülmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin kurul kararlarına uymak zorunda oldukları kural altına alınmıştır.
20. Başvuranın taşınmazı da yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu, Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 03.09.2019 tarihli ve sayılı kararı ile
“Erken Cumhuriyet Dönemi”ne ait tek yapı ölçeğinde mimari, malzeme, teknik ve estetik özellikleri sebebiyle 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.
21. Bahsi geçen tescilin başvuranın taşınmazının tarihi eser vasfı bulunmadığına ilişkin iddiası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin alınan kurul kararına esas 27.08.2019 tarihli uzman raporu ve başvuranın itirazları üzerine hazırlanan 19.10.2021 ve 26.09.2022 tarihli uzman raporları incelendiğinde, taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kaldığı, öte yandan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesindeki koşulları taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak ise yapı hakkında tarihi, mimari, estetik, mahalli değerler kapsamı içinde “Erken
Cumhuriyet Dönemi”nin özgün örnekleri arasında yer alması, yapım tekniği ve malzemesiyle bir dönemin mimarisine ışık tutması, bulunduğu il merkezi sınırları içerisinde örneğinin az bulunması, yapıldığı dönemdeki sivil mimarinin nasıl şekillendiği ile ilgili fikir unsuru olması sonucuna varılarak mevzuatta öngörülen kriterler yönünden ayrıntılı bir değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından ve ayrıca başvuranın gerek kurul kararlarının gerekse de kurul kararlarına esas uzman raporlarının alanında uzman, yetkin ve tarafsız kişilerce hazırlanmadığı yönünde bir iddiası da bulunmadığından bu aşamada tescilin hukuka ve meri mevzuata uygun olmadığına ilişkin bir tespit yapılamamıştır.
22. Ayrıca başvuran, taşınmazı üzerine konulan korunması gereken kültür varlığı tesciline ilişkin tarafına tebligat yapılmadığı iddiasında bulunmaktadır. 2368 sayılı Kanun’un 7. maddesinin altıncı fıkrasında tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının 7102 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerince taşınmaz maliklerine tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda
7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı
ifade edilmiştir. Bununla beraber Kanun’un 21. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden
ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği ifade edilmiştir. Kanun’un 28. maddesinde ise bu maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgâhı, meskeni veya iş yeri de bulunmayan kimsenin adresinin meçhul sayılacağı ve bu kişilere ilanen tebligat yapılacağı belirtilmiştir. Bahsi geçen hükümler çerçevesinde dosya kapsamına bakıldığında, ilgili idare tarafından tebligatın usulüne uygun yapıldığına ilişkin herhangi bir tevsik edici belge sunulmadığı, her ne kadar dosyaya başvuranın adının yer aldığı bir posta zimmet tutanağı eklense de bunun tebliğ mazbatası yerine geçmeyeceği, zira başvuranın tescile ilişkin kararı tebliğ aldığına dair ıslak imzasının bulunmadığı, dolayısıyla son çare olarak ilanen tebligat hükümleri uygulanması gerekirken bunun öncelikle uygulandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle de ilgili idare tarafından tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının 7201 sayılı Tebligat
Kanunu’nun esaslarına uygun olarak taşınmaz maliklerine tebligat yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
23. Diğer yandan ölçülülük ilkesi kapsamında ise mevcut düzenlemeler ile kamu yararı amacıyla getirilen külfet ve yükümlülüklerin taşınmazı kültür varlığı olarak tescil edilen malikin mülkiyet hakkını sınırlandırdığı anlaşılmakla birlikte ölçülülük ilkesi gereği meşru amacın sağlanması hususunda tüm külfetin başvurucuya yüklenmemesi gerekmektedir (Anayasa Mahkemesi’nin 2014/9998 Başvuru
Numaralı Kararı).
24. Taşınmaz kültür varlığı maliki gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkının kullanımına getirilen kontrol/düzenlemelere, 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre söz konusu taşınmazlarda Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma Bölge Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacak; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Kanun’un 10. maddesi ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak/aldırmak, bunların her türlü denetimini yapmak/yaptırmak ile yükümlendirilmiştir.
25. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve 660 karar no.lu Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararının konuya ilişkin ilgili bölümleri incelendiğinde ise, kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapıların 2. grup yapılar olarak nitelendirildiği, esaslı onarım (restorasyon) ile yapıların yıkılmadan korunmasının amaçlandığı, yıkılma tehlikesi arz ettiği malikler ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.
26. Kanun koyucu mülkiyet hakkının kullanımına getirdiği bu gibi sınırlamalara karşın, Kanun’un 11.
maddesi ile kültür varlıkları maliklerine, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm
Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, 2863 sayılı Kanun kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanmaları imkânını getirmiş, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin, usulüne göre kamulaştırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 12. maddesinde de özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki taşınmaz kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı kural altına alınmıştır.
27. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik hükümleri incelendiğinde ise tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile bunlara ilişkin mühendislik projelerinin yaptırılması ve bunların esaslı onarım (restorasyon) uygulamalarının katkı payı aktarılacak projeler arasında sayıldığı; mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıklarından projelendirilmesi ve onarımı devam edenler ile malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenlerin de değerlendirme öncelik sıralamasında birinci sırada yer aldığı görülmüştür.
28. Somut olayda ise Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27.10.2021 tarihli ve sayılı kararı ile, mimari ve estetik bütünlüğünü kaybetmemesi ve tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması nedeniyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığına, tahribatın önlenmesi için etkin fiziki ve güvenlik tedbirlerinin ilgili belediyesince veya mülk sahibince alınması gerektiğine, taşınmaza ait rövelve, retitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanarak kurula sunulmasına karar verilmiştir. Yine Edirne Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26.09.2022 tarihli ve sayılı kararı ile mimari, estetik, yapım tekniği özelliklerini kaybetmemesi, tek yapı ölçeğinde özelliklerini koruması ve dönem özelliklerini arz etmesi sebebiyle tescil kaydının kaldırılmasının uygun olmadığı, tahribatın, usulsüz kullanımların, can ve mal kaybının önlenebilmesi için gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin Belediyesince alınması, 27.10.2021 tarihli ve sayılı kurul kararı gereği taşınmaza ait rövelve, retitüsyon ve restorasyon projelerinin ivedilikle hazırlanması kararlaştırılmıştır.
29. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, korunması gereken kültür varlığı olarak tescilli yapı üzerinde Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma Bölge
Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, onarım veya esaslı onarım yapılamayacağı düzenleme altına alınmakla, maliklerin bu varlıkların bakım ve onarımlarını ilke kararlarına ve kurul kararlarına uygun olarak yerine getirirken ihtiyaç duyacakları ayni, nakdi ve teknik yardımın Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılacağının, Kanun’un belirlediği bakım, onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise usulüne göre kamulaştırılacağının hüküm altına alındığı, başvuranın tescile karar verilen
03.09.2019 tarihinden 2021 yılına kadar taşınmazını kullanmasında fiilen bir sınırlama ile karşılaşmadığı,
taşınmazı üzerindeki tescili öğrendikten sonra da ilgili idarelere yardım başvurusunda bulunup sağlanan hak ve kolaylıklardan yararlanamadığı yönünde somut bir şikâyeti bulunmadığı dikkate alındığında, başvuranın ferdi ve aşırı nitelikte bir yük altında bırakılmadığı değerlendirilmiştir.
30. Yukarı açıklanan gerekçeler çerçevesinde, başvuranın taşınmazının Edirne Kültür Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulunun 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararıyla tarihi, mimari, estetik, mahalli değerler kapsamı içinde “Erken Cumhuriyet Dönemi”nin özgün örnekleri arasında yer alması, yapım tekniği ve malzemesiyle bir dönemin mimarisine ışık tutması, bulunduğu il merkezi sınırları içerisinde örneğinin az bulunması, yapıldığı dönemdeki sivil mimarinin nasıl şekillendiği ile ilgili fikir unsuru olması sebepleriyle
2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği; kişilerin
taşınmazlarının korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları başvurulara ilişkin incelemelerinde Anayasa
Mahkemesince, başvurucuların mülkiyet haklarının kullanımına getirilen müdahalenin 2863 sayılı
Kanun’un 6. ve 7. maddesinde hukuki dayanağını bularak kanunilik unsurunu taşıdığı öte yandan yine aynı
/
maddeler kapsamında kültür ve tabiat varlığı niteliği bulunduğu tespit edilen bir taşınmazın tescili suretiyle korunması ve aslına uygun olarak muhafazasının insanlık tarihinin, milli kültürün ve kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması bakımından son derece önemli olduğu, bu kapsamda gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığının kabul edilmesi gerektiğine vurgu yaptığı görülmekle (Anayasa
Mahkemesi’nin 2014/9998 ve 2014/13133 Başvuru Numaralı Kararları) somut başvuru yönünden de bu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı; diğer yandan başvuranın yapısının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili nedeniyle taşınmazın bakım, onarım ve esaslı onarımına ilişkin 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümleri ile kolaylıklar sağlandığı, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında sağlanması gereken dengenin birey aleyhine bozulmadığı değerlendirilmiştir.
31. Bu bağlamda nihai olarak başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin kararın kaldırılması yönündeki talebin reddedilmesi; 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahibince yapılacak başvuruya istinaden taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise kamulaştırılması ve tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun esaslarına uygun olarak taşınmaz maliklerine tebliğ edilmesi hususlarında ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup idarenin kanunlara uygunluk, ölçülülük, şeffaflık, hesap verilebilirlik, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
33. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21. maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21. maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili idarenin işlemine karşı Edirne İdare Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulunca alınan 03.09.2019 tarihli ve 6192 sayılı kararın kaldırılması yönündeki istemin REDDİNE;
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet
sahiplerince yapılacak başvuruya istinaden; taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise kamulaştırılması ve tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun esaslarına uygun olarak taşınmaz maliklerine tebliğ edilmesi hususlarında KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi