|
ÖZET: Başvuru, Bursa İli Osmangazi Belediyesi’ne ait bir kadastro yoluna kaçak yapı yapılması nedeniyle tarlaya ulaşımın engellenmesi üzerine yapılmıştır. Şikayetçi, bu durumu 2017 yılından itibaren defalarca belediyeye bildirdiğini, kaçak yapının yıkımının planlandığını ancak ihaleye katılım olmaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini belirtmiştir. Ayrıca, kaçak yapı sahibinin yapı kayıt belgesi alması nedeniyle yaşadığı mağduriyetin arttığını ifade ederek, ya yapının yıkılmasını ya da tarlasına ulaşım sağlayacak yeni bir yol açılmasını talep etmiştir.
İlgili idareler, başvuruya ilişkin açıklamalarında, kaçak yapının bulunduğu alanın I. derece doğal sit alanı olduğunu ve bu nedenle yapı kayıt belgesi alınmasının hukuki bir engel teşkil etmediğini belirtmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yapı kayıt belgelerinin iptalinin yalnızca belirli koşullarda mümkün olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yapılan incelemelerde herhangi bir şikayet kaydı bulamadığını ifade etmiştir. Belediye ise, imar planı eksiklikleri ve yıkım kararlarının uygulanmaması gibi durumlar nedeniyle yıkım işlemlerinin gerçekleştirilemediğini belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruya ilişkin tavsiye kararında, yapı kayıt belgelerinin özel hükümler çerçevesinde incelenerek iptal edilmesi gerektiğini, ayrıca tarım arazilerinin korunması ve kaçak yapıların yıkılması için gerekli işlemlerin ivedilikle yapılmasını önermiştir. Bu bağlamda, Bursa Valiliği ve Osmangazi Belediyesi’ne, ilgili yasal düzenlemelere uygun hareket etmeleri hususunda tavsiyelerde bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/2508-S.20.4012
BAŞVURU NO : 2019/14770
KARAR TARİHİ : 17/02/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
BURSA VALİLİĞİ
BAŞVURUNUN KONUSU : Yapılaşma iş ve işlemleri hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 28/08/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi; “Bursa İli … İlçesi … Mahallesi … Sokak’ta bulunan kadastro yoluna kaçak yapı yapılması sebebiyle tarlasına ulaşamadığını, bu hususu 2017 senesinden bu güne Osmangazi
Belediyesine defaten şikayet ettiğini, bu çerçevede “Belediye tarafından söz konusu kaçak yapının yıkım programına alındığını, yıkım ihalesinin yapıldığını ancak ihaleye katılım olmaması gerekçesiyle yıkımın gerçekleştirilemediğini, son olarak kaçak yapı sahibinin yapı kayıt belgesi alması nedeniyle mağduriyetinin katlandığını” iddia ederek, kaçak yapının yıkımını ya da tarlasına ulaşabilmesini sağlayacak yeni bir yol açılmasını” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında; 09/10/2019 tarihli ve … sayılı yazıyla Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Osmangazi Belediye Başkanlığı’ndan bilgibelge talebinde bulunulmuştur. Bu kapsamda; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 16/01/2020 tarihli ve … sayılı, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … sayılı ve Osmangazi Belediye
Başkanlığının 13/11/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazıları Kuruma ulaşmıştır.
2.1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı anılan yazısında özetle; “Öncelikle belirtmek gerekir ki,
3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesinin (9) uncu ve (11) inci fıkralarında Yapı
Kayıt Belgesi alınamayacak alanlar ve yapılar belirtilmiş olup, belirtilen fıkralarda sayılan yapılar ve alanlar dışında kalan diğer bütün alanlardaki 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılmış yapılar/aykırılıklar için, yapı sahiplerince eDevlet sistemi üzerinden başvuruda bulunulması, sorumluluğu kendilerine ait olmak üzere yapıya ilişkin bilgilerin beyan edilmesi ve yapı kayıt bedelinin ödenmesi suretiyle e-Devlet sistemi üzerinden Yapı Kayıt Belgesi alınması mümkündür.
Buna göre zikredilen (9) ncu fıkrada yer alan “Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılamaz.” hükmü uyarınca, Hazineye ait olup sosyal donatı için herhangi bir idareye tahsis edilmiş taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hariç olmak üzere, fiilen veya plan gereği yolda, yeşil alanda veya tescil harici alanda kalan veya yola, yeşil alana veya tescil harici alana tecavüzlü olan yapılar için de Yapı Kayıt
Belgesi alınabilmekte ve böylece bu durumdaki yapıların yıktırılıp yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar bu yapıların mevcut haliyle kullanılması söz konusu olmaktadır. Buna göre, söz konusu alanlarda bulunan veya bu alanlara tecavüzü mevcut olan bir yapı için, anılan Geçici 16 ncı madde hükmü uyarınca usulüne uygun alındığı tespit edilen bir Yapı Kayıt Belgesinin iptali söz konusu olmayacaktır.
Ancak, söz konusu Geçici 16 ncı maddenin (4) üncü fıkrası hükmüne göre, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapılarla ilgili olarak sadece 3194 sayılı Kanun ile 2960 sayılı Kanun’a göre alınan yıkım kararları ile tahsil edilmemiş para cezaları iptal edilecek olup, bahse konu alanlarda bulunan yapılar hakkında imar planı uygulaması kapsamında ilgili Belediyesince yapılacak uygulamalar çerçevesinde diğer kanunlar uyarınca (775 sayılı Gecekondu Kanunu) yıkım kararı alınması halinde veya söz konusu yapı hakkında herhangi bir mahkemece “dava konusu edilen aykırılığın yıktırılması” veya “ para cezası verilmesi” yönünde verilmiş bir yargı kararı var ise, Yapı Kayıt Belgesi bu kararların uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Ayrıca bu kararların uygulanabilmesi için Yapı Kayıt Belgelerinin iptaline gerek bulunmamaktadır.”
2.2. Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü anılan yazısında özetle; “Bursa İli, … İlçesi, …
Mahallesi, … Sokak’ta kaçak yapı yapıldığına dair arşivimizde yapılan inceleme neticesinde herhangi bir şikayete rastlanmamakla birlikte; Hukuk Biriminden gelen yazıda; Şikayetçi tarafından kurumumuza açılmış bir dava kaydının Hukuk Birimimizde bulunmamakta olduğu belirtilmektedir.
Bununla birlikte; 5403 Sayılı Kanunun 21. maddesinin (a) bendinde “Tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanılması veya hazırlanan toprak koruma projelerine uyulmaması halinde, aşağıdaki işlemler gerçekleştirilir ve yaptırımlar uygulanır. Arazi kullanımı için izinsiz işe başlanılmış ve çalışmalar devam ediyorsa; valilik işi tamamen durdurur, yapılan iş tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez. Kullanılan arazi tarım dışı amaçlı kullanıma uygun yerlerden ise kullanılan alanın her metre karesi için bir Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir ve bu Kanunda öngörülen tedbirlerle birlikte gerekli izinlerin alınması şartıyla işin tamamlanmasına veya iş bitmiş ise kullanımına izin verilir. Arazi kullanım plânlarında, tarımsal amaçlı kullanım için ayrılmış arazilerde, izinsiz yapılan bütün yapılar yıkılır ve temizlenir. Arazinin yeniden eski haline gelmesi için yapılan masraflar sorumlulardan tahsil edilir. Ayrıca, zarar verilen tarım arazilerinin, her metre karesi için iki Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır.”
2.3. … Belediye Başkanlığı anılan yazılarında özetle; “İlgi yazı tetkik edilmiş olup; İmar ve
Şehircilik Müdürlüğümüzce bölge (… mahallesi, … sokak ve yakın civarı) arşiv kayıtlarımıza göre 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında I. derece doğal sit sınırı dâhilinde tarım alanında kalmaktadır. Yollar, özel mülkiyete tabi olmayıp, yararı kamuya ait mallardan olduğundan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 715. ve 999’uncu Maddeleri gereğince tescile tabi değildir. Ancak yollar üzerinde tescili gerektiren bir ayni hakkın doğması halinde yine
Medeni Kanunun 999’uncu maddesi gereğince tescile konu olur. Diğer taraftan; Yapının bulunduğu bölgede 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır. 3194 sayılı İmar
Yasasının 11/son Maddesi; “Hazırlanan imar planı sınırları içindeki kadastral yollar, imar planının onayı ile bu vasıflarım kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar” denmektedir. Kadastral yolların tespiti ve onayı Kadastro Müdürlükleri tarafından yapılmaktadır.
Hukuk İşleri Müdürlüğümüzce yapılan incelemede sonucunda; … İlçesi, … Mahallesi …
Sokakta bulunan taşınmaza ait devam eden herhangi bir soruşturma, dava veya mahkeme sürecine rastlanılmamıştır.
Yapı Kontrol Müdürlüğümüzce söz konusu taşınmazın açık adresinin ya da tapu bilgilerinin tarafımıza iletilmesi durumunda bilgi verilecektir.” denilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63 üncü maddesi; “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.
Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”
3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 3194 sayılı İmar Kanununun;
5.1. “İstisnalar” başlıklı 4 üncü maddesi; “2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu
Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır…”
5.2. “Tanımlar” başlıklı 5 inci maddesi; “…İlgili idare; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında valiliktir…”
5.3. “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” başlıklı 32 nci maddesi; “Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur…
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.
İdare tarafından ruhsata bağlanamayacağı veya aykırılıkların giderilemeyeceği tespit edilen yapıların ruhsatı üçüncü fıkrada düzenlenen bir aylık süre beklenmeden iptal edilir ve mevzuata aykırı imalatlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır.”
5.4. Geçici 16 ncı maddesi; “…Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir…”
6. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun;
6.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinin “Tanımlar” başlıklı (a) bendinin ikinci, üçüncü ve on üçüncü fıkrası; “Sit; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.
Tabiat varlıkları; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.
Doğal (tabii) sit; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır.”
6.2. “Ruhsatsız yapı yasağı” başlıklı 16 ncı maddesi; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır.
Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.”
6.3. “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı” başlıklı 17 nci maddesi; “Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır.
Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.
Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir.
Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir.
İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar…
Koruma amaçlı imar plânlarının yapımı için belediyelere aktarılmak üzere İller Bankası Genel
Müdürlüğü Bütçesine yeteri kadar ödenek konur. İl özel idareleri ise bütçelerinde koruma amaçlı imar plânlarının yapımı için ödenek ayırırlar…
b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir.
c) Yapılanma hakları kısıtlanmış tescilli taşınmaz kültür varlıklarına veya bunların koruma alanlarında bulunan ya da koruma amaçlı imar plânlarıyla yapılanma hakları kısıtlanan taşınmazlara ait mülkiyet veya yapılanma haklarının kısıtlanmış bölümünü, imar plânlarıyla yapılanmaya açık aktarım alanı olarak ayrılmış, mülkiyetlerindeki veya üçüncü şahıslara ait alanlara, aktarımdan yararlanacak öncelikli hakları belirleyerek bir program dahilinde aktarmaya, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeler, bunların dışında valilikler yetkilidir…”
7. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun;
7.1. “Tarım dışı amaçlı arazi kullanımlarına ilişkin cezalar ve yükümlülükler” başlıklı 21 inci maddesi; “Tarım dışı arazi kullanımlarında toprak koruma projelerine uyulması zorunludur.
Tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanılması veya hazırlanan toprak koruma projelerine
uyulmaması halinde, aşağıdaki işlemler gerçekleştirilir ve yaptırımlar uygulanır:
a) Arazi kullanımı için izinsiz işe başlanılmış ve çalışmalar devam ediyorsa; valilik işi tamamen durdurur, yapılan iş tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez. Kullanılan arazi tarım dışı amaçlı kullanıma uygun yerlerden ise kullanılan alanın her metre karesi için bir Yeni Türk
Lirası idarî para cezası verilir ve bu Kanunda öngörülen tedbirlerle birlikte gerekli izinlerin alınması şartıyla işin tamamlanmasına veya iş bitmiş ise kullanımına izin verilir.
Arazi kullanım plânlarında, tarımsal amaçlı kullanım için ayrılmış arazilerde, izinsiz yapılan bütün yapılar yıkılır ve temizlenir. Arazinin yeniden eski haline gelmesi için yapılan masraflar sorumlulardan tahsil edilir. Ayrıca, zarar verilen tarım arazilerinin, her metre karesi için iki
Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir…
Toprak koruma projelerinin bulunmaması, yetersizliği veya zamanında gerekli tadilatların yapılmaması sonucu arazi tahribi veya toprak kayıpları söz konusu olursa meydana gelecek zararlardan; proje hazırlanmasına gerek olmadığına karar verenler, proje hazırlanmış ise projeyi hazırlayan ve onaylayanlar sorumludur. Sorumlular, kusurlu bulunan fiillerinin niteliğine göre 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri uyarınca cezalandırılırlar.”
7.2. “İdarî cezalara itiraz ve para cezalarının tahsili” başlıklı 22 nci maddesi; “Bu Kanunda yazılı olan idarî cezalar mahallî mülkî amir tarafından verilir.”
8. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun;
8.1. “Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar” başlıklı 715 inci maddesi; “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir
8.2. “Kaydedilmeyecek taşınmazlar” başlıklı 999 uncu maddesi; “Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz.
Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.”
9. 11/07/2007 tarihli ve 26579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı İlke Kararının 1 inci maddesi; “I.
Derece Doğal (Tabii) Sit: Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.
Bu alanlarda, bitki örtüsü, topografya, silüet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir eylemde bulunulamayacağına, ancak;
a) Kesin yapı yasağı olmakla birlikte, resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu olan alanlarda, teknik altyapı hizmetleri (kanalizasyon, açık otopark, telesiyej, teleferik, içme suyu, enerji nakil hattı, telefon hattı, doğalgaz hattı, GSM baz istasyonu ve benzeri) uygulamalarının koruma bölge kurulunun uygun göreceği şekliyle yapılabileceğine;
Bu alanlarda, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamaların, ekolojik dengeye etkisine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüşleri ile
Üniversitelerin ilgili bölümlerince hazırlanan rapor doğrultusunda; jeotermal kaynak suyunun kullanımına yönelik uygulamalarda bunlara ek olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) ve Bakanlığımız Yatırım ve İşletmeler Genel
Müdürlüğünün görüşleri ile, koruma bölge kurulunun uygun göreceği şekliyle yapılabileceğine,
b) 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı veya 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanacak projesine göre ilgili koruma kurulundan izin almak koşulu ile halka açık rekreasyon amaçlı günübirlik tesisler (lokanta, büfe, kafeterya, soyunma kabinleri, wc, gezi yolu, açık otopark ve benzeri) ile alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik yapıların (iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi ve benzeri) yapılabileceğine,
c) Alanın doğal bitki dokusunu değiştirmeden Orman Genel Müdürlüğünün ilgili biriminden alınacak uygun görüş doğrultusunda koruma kurulunca ağaçlandırmaya izin verilebileceğine,
ç) Kar ve rüzgar devrikleri, doğal afetlerden etkilenmiş, hastalanmış veya kıymet ağacı olmayan ağaçlar ile ormanların bakımı ve doğal dengenin korunmasını sağlamak amacıyla
Orman Genel Müdürlüğünün ilgili biriminden alınacak teknik rapor doğrultusunda ağaç kesimine koruma kurulunca izin verilebileceğine,
d) Orman alanlarında yangın için gerekli koruma önlemlerinin ilgili kuruluşlarca alınmasına,
e) Taş, toprak, kum alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, ancak sit kararı ilanından önce ruhsat almış olan işletmelerde sahanın rehabilite edilerek yasal süresi içinde işlerinin tasfiyesine,
f) Doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doğrultusunda alanın özelliğinden kaynaklanan faaliyetlerin koruma kurulu izni doğrultusunda sürdürülebileceğine,
g) Bu alanların korunmasını amacına yönelik, her türlü bilgi verici uyarı levhalarının konulmasına, bu alanlardaki koruma önlemlerinin ilgili kuruluş ve yerel yönetimlerce alınmasına,
ğ) Mevcut tescilli ve tescilsiz yapıların bakım ve onarımlarının yürürlükteki ilke kararları doğrultusunda yapılabileceğine karar verildi”
IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Denetçisi Hüseyin YÜRÜK tarafından Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Şikayetin özetle; I. derece doğal sit alanında kalan tarlaya ulaşım amacıyla kullanılan yola 3. kişilerce yapılan yapının yıkılması talebinden ibaret olduğu tespit edilmiştir.
12. Şikayet dosyası ve ilgili idarelerden gelen cevabi yazıların incelenmesi neticesinde; Söz konusu kaçak yapı ile ilgili şikayetlerin 2017 tarihinden bu güne kadar süregeldiği, bu süreçte
Belediyece yıkım kararı alındığı, akabinde yıkımla ilgili olarak ihaleye çıkıldığı ancak katılım olmaması gerekçesiyle ihalenin iptal edildiği, son olarak kaçak yapı sahibinin yapı kayıt belgesi alması nedeniyle Belediyece yeni işlem tesis edilmeyeceğinin şikayetçiye bildirildiği tespit edilmiştir.
13. Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 1/5000 ölçekli nazım imar planının bulunduğu bölgede, 1/1000 uygulama imar planının bulunmadığı, şikayete konu yapının I.
derece doğal sit alanı içerisinde kalan ve tarım arazisi olarak kullanılan bölgede, tarlalara ulaşmak amacıyla kullanılan yol üzerine inşa edildiği, Kurumumuzca Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sistemi üzerinden yapılan incelemelerde, şikayet konusu … Ada
… Parsel’de kayıtlı taşınmazın yakın çevresinde 3 adet yapının, sit bölgesinde ise birçok yapının bulunduğu görülmüştür.
14. Bu çerçevede şikayet dosyası; sit alanlarında yapılaşma, tarım arazilerinin korunması ve bu tip yapılara yapı kayıt belgesi düzenlenip düzenlenemeyeceği yönleriyle incelenecektir.
15. Bilindiği üzere; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla 3194 sayılı İmar
Kanununa Geçici 16 ncı madde eklenmiştir. Söz konusu Kanun’da; usulüne uygun olarak alınmış yapı kayıt belgelerinin 3194 sayılı İmar Kanunu ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtildiğinden, söz konusu Kanunun mefhum-u muhalifinden, yapı kayıt belgesi alınmış yapılarla ilgili olarak idarelerin diğer kanunlardan kaynaklı yetkilerini kullanmalarında bir kısıtlama bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu örnekte de görüldüğü üzere sit sınırı dahilindeki tarım alanıyla ilgili olarak, idarelerin Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunundan doğan yetki ve sorumlulukları devam etmektedir.
16. Başvuruya konu bölge I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığından, Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı İlke Kararı çerçevesinde alanla ilgili olarak özel mülkiyete ilişkin kesin yapı yasağı bulunmasına rağmen, yapı kayıt belgesi alınması sonrasında, Belediyece yıkıma yönelik işlem tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Ancak 3194 sayılı İmar Kanununun “İstisnalar” başlıklı 4. Maddesinde “2634 sayılı Turizmi Teşvik
Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyük
Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” Hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla 5403 ve 2863 sayılı Kanunlar 3194 sayılı
Kanuna nazaran özel nitelikte olduklarından, söz konusu Kanunlarla 3194 sayılı Kanun hükümlerinin çatışması durumunda 5403 ve 2863 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda yapı kayıt belgesi alınması, özel kanunlar kapsamında uygulanması gereken herhangi bir yükümlülüğü, idari para cezası veya yıkım kararını bertaraf edemez.
17. Ayrıca 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesi çerçevesinde; Belediye, Valilik ve ilgili kurumların üç yıl içinde koruma amaçlı imar planlarını hazırlatıp, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna sunmaları zorunludur. Söz konusu bölgede özel mülkiyete konu olmuş taşınmazların bulunması durumunda, takas, aktarım ve kamulaştırma yollarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
18. Diğer taraftan, tarımsal amaçlı kullanım için ayrılmış arazilerdeki izinsiz yapılarla ilgili olarak idarelerce uygulanması gerekli prosedür, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanununda açıkça belirlenmiştir. Bu çerçevede valiliklerce Kanunun 21 inci maddesinde sayılan; “kullanımın engellenmesi, idari para cezası uygulanması, yıkım ve masrafların tahsil edilmesi ile alanın eski haline getirilmesine” ilişkin iş ve işlemlerin yerine getirilmesi zorunluluk olup, işlem tesis edilmemesinin cezai sorumluluğunun bulunduğunun unutulmaması gerekir.
19. Bu minvalde Bakanlık tarafından söz konusu yapı kayıt belgelerinin özel hükümler çerçevesinde incelenerek iptal edilmesi, Bursa Valiliğince; 5403 sayılı Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanunu’nun 21 ve 22 nci maddeleri çerçevesinde işlem tesis edilmesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 16 ve 17 nci maddeleri çerçevesinde
Koruma Kurullarının bilgilendirilmesi, Kurum ve Kurullarca geçici ve kalıcı planların tamamlanması, Kurullarca alınacak kararların … Belediye Başkanlığınca ivedilikle uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan belediyelerce alınan yıkım kararlarının ihale yoluyla hal’i zorunluluktan kaynaklanmamaktadır. Bilakis belediyelerin yıkımı re’sen yerine getirmesi evlâ olan yol olup, … Belediye Başkanlığının personel ve iş makinası imkanları çerçevesinde, sit alanındaki izinsiz yapıları ve söz konusu kaçak yapıyı tamamen yıkamasa bile en azından kullanışsız hale getirmesi gerekirken, hiçbir işlem tesis etmemesinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir.
20. Bu çerçevede; Sit alanı içerisinde bulunan tarım arazisine yapılan yapı ile ilgili olarak yapı kayıt belgesi düzenlenmesinin hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmaması nedeniyle, gelecek nesillere miras olarak kalacak doğal varlıkların korunması amacıyla, kaçak ve plansız yapılaşmanın önlenmesi, tarım arazilerinin korunması ile idarelerce özel mülkiyete konu taşınmazlarla ilgili olarak aktarım, takas ve kamulaştırma mekanizmalarının çalıştırılması gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup, talep edilen bilgi ve belgelerin, 09/01/2020 tarihli tekit yazımız sonrasında 14/01/2020 tarihinde Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Kurumumuza gönderilmesi ve daha önce Belediyece yıkım kararı alınmış ve farklı zamanlarda şikayetçiye resmi yazıyla 4 kez bilgi verilmiş kaçak yapıyla ilgili bir hususta … Belediye Başkanlığınca yapının adresinin tespit edilemediğinin bildirilmesi nedeniyle, ilgili idarelerin söz konusu ilkelerden; “kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, karara karşı başvuru yollarını gösterilmesi ve kararların geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uymadığı tespitiyle
İdarelerin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Bursa
Asliye Hukuk ve Ceza Mahkemeleri ile Bursa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından söz konusu yapı kayıt belgelerinin özel hükümler çerçevesinde incelenerek iptal edilmesi ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 16 ve 17 nci maddeleri çerçevesinde Koruma Kurullarının bilgilendirilmesi hususunda ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 21 ve 22 nci maddeleri
çerçevesinde işlem tesis edilmesi ile Kurum ve Kurullarca geçici ve kalıcı planların tamamlanması hususunda BURSA VALİLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kurullarca alınacak kararların ve Belediyece alınacak yıkım kararlarının ivedilikle uygulanması hususunda … BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerce bu karar
üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın ŞİKAYETÇİ, ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI, BURSA VALİLİĞİ ile …
BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi