|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığının tespiti üzerine kuruludur. Davacı, eşinin vefatından sonra kendisine miras kalan küçük bir balıkçı teknesinin 1/3 hissesinin bulunduğunu ve Ziraat Odası üyesi olduğunu belirterek, davalı Kurum tarafından yapılan Bağ-Kur kaydının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının Kurumdan habersiz olarak Bağ-Kur kaydının yapıldığını ve davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığını tespit ederek davayı kabul etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının Ziraat Odası kaydına dayanarak yapılan Bağ-Kur tescilinin hukuka uygun olduğunu savunan davalı Kurumun istinaf başvurusunu reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davacının tarımsal faaliyetinin varlığını belirlemek için daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, davacının tarımsal faaliyetinin tespiti için tüm delillerin toplanması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/7683 E. , 2024/8758 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1593 E., 2023/1757 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/104 E., 2022/325 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının vefat eden babasından dolayı uzun süredir SGK’dan yetim aylığı aldığını, davacının vefat eden eşinin adına kayıtlı ticari değeri olmayan ve hiçbir kazanca, gelire, vergi kaydına tabi olmayan 7.8 metre boyunda küçük bir balıkçı teknesinin 1/3 hissesinin, eşinin vefatı nedeniyle miras yolu ile davacıya intikal ettiğini, bu nedenle davacının 16.05.2012 tarihinde Ziraat Odası üyesi olması nedeniyle davalı Kurum tarafından tek taraflı olarak davacıya herhangi bir tebligat, resmi olarak bilgilendirme yapılmadan davacının iradesi dışında davacının Bağ-Kur kaydı tescil edildiğini, davacının Bağ-Kur kaydının tescilinin yapıldığı 07.07.2019 tarihi itibariyle 13.644,05 TL borcu bulunduğunu davalı Kurum tarafından kendisine gönderilen yazı ile öğrendiğini, davacının bu nedenle davalı Kurumun babasından miras yolu ile kalan yetim aylığının kesildiğini, davalı Kurumun davacının 16.05.2012 tarihindeki Ziraat Odası kaydı nedeniyle davacının haberi olmadan ve herhangi bir resmi tebligat yapmadan, tek taraflı olarak davacıya Bağ-Kur kaydı ve tescili yaptığını öğrendikten sonra davacının yazılı başvuruda bulunduğunu belirtilerek davacının 16.05.2012 tarihinden 19.02.2020 tarihine kadar ki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, Kurumun bu döneme ilişkin Bağ-Kur prim borcunun ve davacının yetim aylığına ilişkin yersiz ödeme borcunun icraya konulmaması için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; … Bağ-Kur numarası ile işlem gören davacı …’nin dosyasının tetkikinde 26.05.2012 tarih 377391 sayı ile Kuruma intikal eden sigortalının imzasının bulunduğu sigortalı işe giriş bildirgesi ve ekinde bulunan … Ziraat Odasına 16.05.2012 tarihli yönetim kurulu 18 karar numarası ile kayıtlı olduğu oda kayıt belgesine istinaden 16.05.2012 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılığı başlatılmış olup giriş bildirgesinde bulunan … numaralı telefona 31.05.2012 tarihinde sigortalılık tescilinin başlatıldığı sms olarak bildirildiği, Kanun’un geçici 63 ve 76 ncı madde kapsamında 16.02.2012-31.05.2018 tarihleri arası (2176 gün) 4b hizmeti askıya alınarak borç silme işlemleri yapıldığı ve ziraat oda kaydı devam ettıinden 01.06.2018 tarihi itibariyle sigortalılığı tekrar başlatıldığı, Genel Müdürlüğün borçlu olan sigortalılar ile ilgili yazısına istinaden sigortalının adresine 07.10.2019 tarihinde borç bildirimi gönderildiği, SGK sms bildirim raporunun Kurum kayıtlarında mevcut olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından davacının SGK ya Bağ-Kur kaydı için bir talebinin bulunmadığı, Kurum tarafından davacıya bildirimde bulunulmadığı, davacının Kurum tarafından Bağ-Kur kaydının yapıldığına ilişkin bilgisinin ve haberinin olmadığı, tanık beyanlarından davacının baklıkçılık işinden gelir elde etmediği tespit edilmiş, davacının muafiyet kapsamında olduğu kabul edilerek 16.05.2012 tarihinden 19.02.2020 tarihine kadar davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığını iptali gerektiği kanaatine varılarak davacının davasının kabulü ile davacının 16.05.2012 tarihinden 19.02.2020 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemin kanuna uygun olduğunu ve aşamalardaki itirazlarını öne sürmüştür.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacıya, eşinin ölümü nedeniyle 7,8 metre boyunda teknenin 1/3 hissesi kaldığı, davacı adına deniz aracı, balıkçı ruhsatı ve su ürünleri ruhsat tezkeresi bulunmadığı, Liman Su Ürünleri Kooperatifine veya balıkçılıkla ilgili bir Kuruma kaydı ve vergi kaydı olmadığı, eşinin sağlığında bankada çalıştığı ve balıkçılık faaliyeti olmadığı anlaşılmış, dinlenen tanıklar, davacının ev hanımı olduğunu, eşinin ölmeden önce bankada çalıştığını, balıkçılık yapmadıklarını beyan etmiş olup davacının Kuruma yaptığı başvuru olmadan ziraat odası kaydı gerekçe gösterilerek re’sen Tarım Bağ-Kur sigortalısı yapılmış olup İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar isabetli olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı ve süresinin tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleridir.
2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin … Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 no.lu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.’nın 526 ncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.
3.Değerlendirme
Eldeki davada, davacının eşinin vefat etmesi nedeniyle eşi adına kayıtlı 7.8 metre boyunda küçük bir balıkçı teknesinin 173 hissesinin adına intikal ettiği, davacının 16.05.2012 tarihinde Ziraat Odası üyesi olması nedeniyle davalı Kurum tarafından … nolu Bağ-Kur kaydı tescil edildiği, 07.07.2019 tarihi itibariyle 13.644.05-TL borcu bulunduğu, davalı Kurum tarafından kendisine gönderilen 09.10.2019 tarihli 15129489 numaralı yazı ile öğrendiği, bu nedenle babasından kalan yetim aylığının kesildiği, davacının davalı Kurum tarafından 16.05.2012 tarihinde tek taraflı yapılan Bağ-Kur kaydı tescilinin iptal edilmesini talep ettiği Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırma dayalıdır.
Davacı tarafından 16.05.2012 tarihinde imzalanarak verilen işe giriş bildirgesi ile Ziraat Odası kaydı esas alınmak suretiyle davalı Kurum tarafından tarım sigortalılığının tescilinin yapılmış olması karşısında davacının Ziraat Odası kaydına esas tarımsal faaliyet durumunun araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; kocasından intikal eden balıkçı teknesi üzerinden yapılan araştırma yeterli değildir. Davacının tarımsal faaliyetine ilişkin olarak tüm deliller toplanmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.