onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı, tarımsal faaliyetleri nedeniyle müstahsil makbuzları ile prim kesintisi yapıldığını, ancak bu kesintilerin Kurum kayıtlarına intikal etmediğini ileri sürerek, 01.11.1995 tarihinden itibaren sigortalılığının tespitini talep etmiştir. Davalı Kurum, müstahsil makbuzunun karşılığının bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının prim kesintilerinin Kurum hesaplarına intikal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesinin, Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkını kazanmasına engel olmadığını belirtmiştir. Davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti, sigortalılığın kabulü için yeterli kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının müstahsil makbuzları üzerinden yapılan kesintilerin Bağ-Kur tevkifatı olup olmadığını araştırarak, sigortalılığın tespitine yönelik yeniden değerlendirme yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu bağlamda, davanın reddine dair kararın bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

10. Hukuk Dairesi         2024/8684 E.  ,  2024/9923 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/416 E., 2024/1211 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2019/812 E., 2021/726 K.

    Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ödemiş ilçesi Yolüstü köyünde 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım ve hayvancılık yaptığını, davacının kendisine ve ailesine ait tarım arazileri olduğunu, davacı satmış olduğu pamuk mahsulü nedeniyle elinde bulunan 21.10.1995 tarihli müstahsil makbuzuna dayanarak ve makbuzları davalı Kuruma ibraz etmek suretiyle 2926 sayılı Kanun gereğince 01.11.1995 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasını talep ettiğini, davalı Kurum tarafından 05.09.2019 tarihli cevabi yazıda “… firmasına ait 21.10.1995 tarihli müstahsil makbuzu karşılığına kurum arşiv kayıtlarımızda rastlanılmamıştır. Bahsi geçen müstahsil makbuzuna ait yapılacak bir işlem bulunmamaktadır. ” şeklinde cevap verildiğini, davalı Kurumun bu yazı cevabından müstahsil makbuzunda görünen Bağ-Kur prim tevfikatının Kurum kayıtlarına aktarılmadığı için mühtahsil makbuzunun karşılığının bulunmadığından söz edildiğini, davacının satmış olduğu pamuk mahsullerinden Bağ-Kur prim kesintileri yapıldığını, yapılan miktarların açıkça müstahsil makbuzlarında gösterildiğini, kesintisi yapılan Bağ-Kur primlerinin Kuruma intikal etmemesinde davacının hiç bir kusuru olmadığını belirterek 01.11.1995 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarımla iştigal edilen sürelerde tarım sigortalısı olarak tescil için kişinin Kuruma müracaatının asıl olduğunu, müracaat olmadığı veyahut müracaata konu müstahsil makbuzunun karşılığının Kurumda bulunmadığı hallerde kayıtsız ve tescilsiz olarak geçirilen sürelerin geriye yönelik tespitini istemenin mümkün olmadığını, 2926 sayılı Kanun’da bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79. ve 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinde öngörülen hizmet tespit davasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlandığını, kayıt ve tescil ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitinin söz konusu olmayacağını beyanla davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.11.1995 – 31.12.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı tanıklarının beyanlarının esas alındığı bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığını, tanık beyanlarının yazılı deliller ile desteklenmediğini, davacının talebinin 3 aylık hak düşürücü başvuru sürecine riayet edilmemesi nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik, hukuka aykırı ve hükme temel teşkil etmeyecek düzeyde yetersiz olduğunu, davanın kabulünün hukuka uygun olmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince verilen 21.12.2021 tarih, 2019/812 Esas ve 2021/726 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu davacıdan yapılan prim tevkifatının Kuruma aktarılmamış olmasının sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, tevkifat kesintilerine istinaden davacının 2926 sayılı Kanun’a göre Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanun’un 4.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir.
    2926 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
    Anılan Kanun’un 3. maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
    Anılan Kanun’un 10.maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
    5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun’un 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanun’un ek 5. maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun’un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
    Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için mahkemece;
    1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
    2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
    3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
    4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun’un 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, “Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere “Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun’un 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
    5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edevatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
    6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.201 gün ve 2011/10-306-365 sayılı Kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şahadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
    Ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, …nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
    Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
    İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
    Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 no lu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.’nIn 526. maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.
    3. Değerlendirme
    Dosya kapsamında davacının 01.09.1998 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği, tevkifata dayalı olarak sigortalılığının 01.11.1995 tarihinden itibaren başlatılması talebinde bulunduğu, Kurumca 01.11.1995 tarihli tescile dayanak belgelerin kontrolü sırasında sanal olarak yüklenen 95 / 10. dönemine ilişkin tevkifat bildirim listesinin kayıtlarında olmadığının belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince, tevkifatın kurum hesaplarına intikal etmediği gerekçesi ile davanın reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması sigortalılığın tespitine engel olmayacağından, Mahkemece, ilgili müstahsil makbuzlarının örneği eklenmek suretiyle Kurumdan tekrar müstahsil makbuzlarında gösterilen %1 kesintinin Bağ-Kur tevkifatı olup olmadığı sorularak, Bağ-Kur kesintisi olduğu anlaşılırsa, tevkifata göre davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    21.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.