|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığının tespiti üzerine bir uyuşmazlık bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesi, davacının 09.03.2009 tarihli müstahsil makbuzuna dayanarak Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar vermiştir. Ancak, davalı Kurum, tevkifatın Kuruma intikal etmemesi nedeniyle tescil imkânının bulunmadığını savunmuştur. Yargıtay, tarımsal faaliyetlerin tescili için ziraat oda kaydının zorunlu olmadığını ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin sigortalılık hakkını etkilemeyeceğini belirterek, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargıtay, 2926 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde, tarımsal faaliyetlerde bulunanların sigortalılık iradelerini ortaya koyan prim ödemeleri veya tevkifatların, sigortalılık tescili için yeterli olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının müstahsil makbuzuyla yaptığı ürün teslimatının, Tarım Bağ-Kur sigortalılığı açısından geçerli olduğunu ve davanın kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş ve davanın kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12055 E. , 2024/13726 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1058 E., 2024/1952 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/356 E., 2024/8 K.
Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekillince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09.03.2009 tarihli prim kesintisi bulunan müstahsil makbuzu dikkate alınarak Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde hata bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddelerinde ve 5510 sayılı Kanun’un 7/1-b maddesinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmak olup 5510 sayılı Kanun’un 7/1-b maddesinde tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince Kuruma bildirilmesinden bahsedilmiş olup, ziraat oda kaydının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılık için zorunlu unsur olmadığı dikkate alınarak, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreler tespit edilmelidir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 17.04.2018 tarih 2016/15643 Esas 2018/3893 Karar sayılı ilamı). Tarım Bağ-Kur sigortalılığın ise ancak davacının sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı yapılması koşuluyla olabileceği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla davalı Kurumun 01.10.2008 tarihi sonrası tevkifat kesintisi nedeniyle tescil imkânının bulunmadığı yönündeki yaklaşımı yerinde görülmemiştir (Aynı yönde Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarih 2020/2733 Esas 2020/6071 Karar sayılı ilamı, 28.06.2021 tarih 2020/10907 Esas 2021/9058 Karar sayılı ilamı, 01.07.2020 tarih 2020/664 Esas 2020/4206 Karar sayılı ilamı vd).
09.03.2009 tarihli müstahsil makbuzunda, davacı tarafından yapılan ürün teslimi nedeniyle Bağ-Kur prim kesintisinin yapıldığı görülmekle, tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel olmayacağı açık olup davacının, tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ilgili yılın sonuna kadar, takip eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerekmekte olduğu kanaatiyle davanın kabulüne, davacının 01.04.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b-4 maddesi kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar vermiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Karaağaçlı Pamuk Tekstil … Ltd. Şti.’ye kuru üzüm satışından dolayı 09.03.2009 tarihli, Bağ-Kur prim tevkifatı yapıldığını gösterir makbuz suretini ibraz etmiş ise de davalı Kuruma yazılan müzekkereye cevaben, “…09.03.2009 tarihli kesintinin ise firma tarafından 09.03.2009 ayına ait kesinti listelerinin intikal etmediği, bu nedenle bu aya ait kesintinin kayıtlarımızda karşılığı olmadığından işlem yapılmadığı tespit edilmiştir. ” bilgisinin verildiği, tevkifatın Kuruma aktarılmamış olmaması karşısında davada her ne kadar tanık dinlenilmişse de ilgili belgelere dayalı ispat zorunluluğu bulunduğu ve geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açma yasal olanağı yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler çerçevesinde mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın kabulünün gerektiğini belirterek temyiz isteğinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 09.03.2009 tarihli prim kesintisi bulunan müstahsil makbuzu dikkate alınarak Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
2926 sayılı Kanun’un 2 ve 3 üncü maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Kanun’da öngörülen belli bir yaşı dolduran kadın ve erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz (2926 sayılı Kanun md. 5).
Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılacak ve Kanun’un 5 inci maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.
Diğer yandan 2926 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulaması ile de Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kanıtlanması yönünde zirai kuruluşların kayıtları karine olarak kabul edilmektedir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.07.2010 tarihli ve 2010/10–359 Esas, 368 Karar; 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 Esas, 2017/215 Karar ile 15.02.2017 tarihli ve 2015/10-1283 Esas, 2017/242 Karar sayılı kararları).
Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki, 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2 nci madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.
Nitekim 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1’e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu, (J) bendinde ise 2926 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde, “Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanunu’nda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler.” hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.
Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bu Tebliğ’in 14 üncü maddesi ile yukarıda belirtilen 26.03.1994 tarihli Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.
01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ’in 12 nci maddesinin birinci fıkrasında “4 üncü maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapmamaları veya yaptıkları kesinti tutarlarını 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen engelleyici bir sebep olmaksızın bu Tebliğde belirtilen süre içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, gerçek kişilerin kendileri, kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile ilgili görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst derecedeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında kesinti tutarlarını Kurum hesaplarına intikal ettirmeyenlerden prim kesintilerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin dördüncü fıkrasında ise kesinti yapmak zorunda olduğu hâlde kesinti yapmayan veya yaptıkları kesinti tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmeyen ya da 7 nci maddede belirtilen Kesinti Bildirim Listesini süresi içerisinde göndermeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32 nci maddesi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.
Ayrıca bu Tebliğ’in 13 üncü maddesinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin kesinti yapıp yapmadıklarını, kesinti tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve muhasebe kayıtlarını teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.
Tebliğ’in 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Ürün alımı sırasında kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle düzenlemek zorunda oldukları belgelere; tarımsal faaliyette bulunanların adı ve soyadını, ürün bedelini, kesinti tutarını, kesinti tarihini ve T.C. kimlik numarasını kaydetmek zorundadırlar.” hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden üçüncü fıkrasında ise tarımsal faaliyette bulunanların prim borçlarının, sattıkları ürün bedellerinden kesinti suretiyle ödendiğini ispatlayabilmeleri ve yersiz tahsil edilen kesinti tutarlarını iade olarak alabilmeleri için birinci fıkrada belirtilen bilgilerin alıcılarca düzenlenen belgelerde eksiksiz olarak yer almasını talep etmeleri ve kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ancak sigortalılık tescili mevcut olmayan ve dolayısıyla bildirimsiz kalan sigortalılar yönünden 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde hizmet akdine tâbi çalışan sigortalılara ilişkin olarak düzenlenen hizmet tespit davasına eş değer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yasal düzenlemeler gereğince tarımda kendi nam ve hesabına çalışan ancak kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacaktır. Bu itibarla kayıt ve tescil ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı sigortalılığın tespiti mümkün değildir. Öte yandan kayıt ve tescil konusundaki iradeyi ortaya koyan prim tevkifatının aidiyet ve tespitini konu alan davalarda Anayasal temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının hayata geçirilmesi, bunun yanında gerçeğe aykırı sigortalılık edinme durumlarının önlenmesi bakımından gerçeğin hiçbir kuşkuya ve duraksamaya neden olmayacak şekilde tam olarak saptanması gerekmektedir.
3.Değerlendirme
Somut olayda davacının … Pamuk Tekstil Ltd. Şti. firmasına kuru üzüm satışından dolayı 09.03.2009 tarihli Bağ-Kur prim kesintisi içeren müstahsil makbuzuna istinaden tevkifat tarihini takiben tescil talebinde bulunduğu, davalı Kurumca davacının 09.03.2009 ve 31.10.2009 tarihli müstahsil makbuzlarını ibraz etmiş olup 31.10.2009 tarihli olan müstahsil makbuzunun Kurum karşılığı olduğundan işlendiği, ancak 09.03.2009 tarihine ait olanın kesinti listelerine intikal etmediği, bu nedenle bu aya ait kesintinin kayıtlarda karşılığı olmadığından işleme alınmaması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya içerisinde yer alan uyuşmazlık konusu davacıya ait 09.03.2009 tarihli Bağ-Kur prim kesintisi içeren müstahsil makbuzu Kurum kayıtlarına intikal etmemiş ise de özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurularak Tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerekirken davanın reddine dair verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarihli ve 2015/10-1283 Esas, 2017/242 Karar, 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-792 Esas, 2023/677 Karar ile 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-1180 Esas, 2023/678 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.