onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığına esas prim kesintisinin aidiyetinin tespiti davasında ortaya çıkmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının tarımsal faaliyetinin devam ettiğini kabul ederek davayı kısmen kabul etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadığını belirterek, ilk kararın eksik olduğunu tespit etmiştir.

Yargıtay, tarımsal faaliyetlerin sürekliliğini ve aidiyetin tespitini sağlamak için, davacının tarımsal faaliyetinin varlığına dair belgelerin ve kayıtların incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde, davacının tarımsal faaliyetinin ve buna bağlı prim kesintilerinin varlığının somut delillerle ortaya konması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, eksik araştırma nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmesi için geri gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, tarımsal faaliyetlerin ve sigortalılığın tespitinde hukuki süreçlerin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/9874 E.  ,  2024/10683 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/1384 E., 2024/1250 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Demre Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2023/299 E., 2024/30 K.

    Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığına esas prim tevkifatının aidiyetinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, … Sebze Meyve Komisyoncusu tarafından düzenlenen tevkifat kesinti listesinde adı geçen …’ın 01.02.1966 doğumlu … ve … oğlu … olduğunun tespiti karar verilmesini talep etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan denetim sonucunda tevkifat listesinde adı geçen …’ın talep sahibi … olduğu yönünde kanaat oluşmadığından ilgilinin ısrarlı olması halinde yetkili iş mahkemesine başvurması gerektiği şeklinde görüş bildirildiğini, yapılan kesintinin davacıya ait olmadığının tespiti halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Dava dilekçesi davalı …’a usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı davaya cevap vermemiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından,
    “1- Davanın davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine,
    2-Davanın davalı SGK yönünden kabulü ile 4/1995 bildirim tarihli ve 01/1997 bildirim tarihli … tevkifat sorumlusuna ilişkin bağkur çiftçi prim bildirim listesinde yer alan …’ın … T.C kimlik numaralı … ve … oğlu 01.02.1966 doğumlu … Kormaz olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    Davalı Kurum vekili İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde istinaf yoluna başvurmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu, Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı bir karar verildiğini beyanla istinafa konu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacının, …’a teslim ettiği ürün bedellerinden, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığının; aynı isimde aynı ilçede yaşayan …’ın, beyanında kesintilerin kendisine ait olmadığını beyan ettiğinin; davacının, sair kayıtlar ile tanıkların da davaya konu iddiayı doğruladığının ve tescile esas prim kesintilerinin davacıya ait olduğunun anlaşılması karşısında; davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece yeterince araştırma yapılmadığını; davacının tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediğinin araştırılmadığını, ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediğinin araştırılmadığını ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, sigortalılığın sona erdiği olgusunun dikkate alınmadığını belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, teslim edilen tarımsal ürün bedellerinden yapılan ve 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığına esas olan prim kesintisinin aidiyetinin tespiti davasıdır.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2, 7, 9, 10, 36 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.

    3. Değerlendirme
    Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleridir.

    2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, Kanun’la veya Kanun’ların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

    Anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6.maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

    Anılan Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

    Bilindiği gibi 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile de 743 sayılı mülga Medeni Kanun’un 152 nci maddesinde düzenlenen aile reisliği kavramı kaldırılmış, 2926 sayılı Kanun’un aile reisliği kavramını içeren 2 nci maddesi 24.07.2003 gün ile 4956 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile Medeni Kanun’daki düzenlemeye paralel olarak değiştirilmiştir.

    Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

    1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

    2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

    3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

    4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, ” Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere “Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

    5-Davacının tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

    6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

    Ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, …nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

    Eldeki davada davacı, tevkifat listesinde adı geçen kişinin kendisi olduğu iddiasıyla dava açmış ve bu talebi kabul edilmiş ise de verilen karar eksik araştırmaya dayalıdır. Davacının, tevkifat listesinde adı geçen kişinin kendisi olduğunun tespitini istemesindeki amaç, Tarım Bağ-kur sigortalılığı edinmek olup, bu durumda aidiyet araştırması yapılırken, talep edilen dönemde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı hususunun etraflıca araştırılması gerekmektedir. Ancak Mahkemece bu yönde yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu kapsamda, diğer … da davacının akrabası olup aynı ilçede ikamet ettikleri, her ikisinin de tarımsal faaliyette bulundukları göz önüne alınmakla aidiyet araştırması titizlikle, herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermeyecek şekilde yapılmalıdır. Davacının tarımsal faaliyeti tevkifat tarihi öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere araştırılmalı, davacının elinde herhangi bir makbuz, ürün teslim belgesi bulunmadığı hususu üzerinde durulmalı; diğer …’ın sigortalılık dosyası celbedilip var ise tescilinin ne zaman yapıldığı, ürün tesliminin diğer …’a ait olması ihtimalinde onun menfaatine olup olmadığı değerlendirilerek ve tüm deliller incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.