onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin tespit talebidir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tarımsal faaliyetini ve prim kesintilerini kanıtlayan belgeleri değerlendirerek, davacının belirli tarihler arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar vermiştir. Davalı Kurum ise, bu karara itiraz ederek, usul ve yasaya aykırılık iddiasında bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının tarımsal faaliyetinin ve prim kesintilerinin belgelerle kanıtlandığını, ayrıca 5510 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri çerçevesinde, tarımda bağımsız çalışanların sigortalı sayılabileceğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Mahkeme, tarımsal faaliyet ve prim ödemelerinin belgelerle ispatının, sigortalılık tescilinin gerekliliğini ortaya koyduğunu vurgulamıştır.

Sonuç olarak, davalı Kurumun istinaf başvurusu, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve ilk derece mahkemesinin kararı onanmıştır. Bu karar, tarımda bağımsız çalışanların sigortalılık haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/9868 E.  ,  2024/10799 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/509 E., 2024/1551 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/106 E., 2023/366 K.

    Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.05.2000 – 31.12.2000, 01.05.2002 – 31.12.2002, 01.04.2004 – 31.12.2004 ve 01.03.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda; ” … Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacının kendi nam ve hesabına tarım faaliyeti ile iştigal ettiği ve yargılama aşamasında dinlenen tanıkların beyanlarının da bu hususu doğruladığı, dosyada mevcut … Holding A.Ş. yazı cevabı ekinde yer alan davacıya ilişkin tevkifat tablosu ve tevkifat listeleri dikkate alındığında, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği, ayrıca yıl içinde prim tevkifatı yapılan aylar yönünden tarımsal faaliyetin ilgili yılın sonuna kadar devam ettiğinin de kabulü gerektiği, bu kapsamda davacının 01.05.2000 – 31.12.2000 tarihleri arasında, 01.05.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında, 01.04.2004 – 31.12.2004 tarihleri arasında ve 01.03.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur Sigortalısı olduğunun tespitine dair davanın kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesine dayalı olarak;

    “Davanın kabulü ile davacının 01.05.2000 – 31.12.2000 tarihleri arasında, 01.05.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında, 01.04.2004 – 31.12.2004 tarihleri arasında ve 01.03.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    C. İstinaf Kararı
    İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 10. Hukuk Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası sayılı ilamında özetle;

    ”Dava; davacının, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.

    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eldeki davayı açmadan önce 25.11.2022 Tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, davalı Kurum tarafından; kesinti listelerinin Kurum kayıtlarında bulunmadığından bahisle talebin reddedildiği, davacının teslim ettiği ürünlerden … Holdingten gelen listeye göre 2000-2002-2003/Nisan, 2004/Mart, 2005/Şubat, 2006-2007/Mart aylarında prim kesintisi yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının işbu davaya konu talep ile ilgili olarak 05.06.2018 Tarihinde yaptığı başvurunun davalı Kurum tarafından … Holding A.Ş Genel Müdürlüğüne ait kesinti listesi bulunmadığından bahisle reddedildiği, davalı Kurum tarafından davacının; 01.05.1999 – 31.12.1999, 15.02.2012 – 30.06.2012 ve 01.05.2015 – 26.07.2017 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edildiği, davacının TEKEL’e satmış olduğu ürünlerden 1998-1999-2000/Nisan aylarında Tarım Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığı anlaşılmaktadır.

    5510 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin Kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

    02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ–Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

    Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede ve özellikle; … Holding’ten gelen listeye göre davacının teslim ettiği ürünlerden 2000-2002-2003/Nisan, 2004/Mart, 2005/Şubat, 2006-2007/Mart aylarında prim kesintisi yapılmış olması nedeniyle ilk derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu anlaşılmakla; istinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.” gerekçesi ile,

    ”Aydın 2. İş Mahkemesi’nce verilen 03.11.2023 Tarih, 2023/106 Esas ve 2023/366 Karar sayılı karara yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, ” şeklinde karar vermiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2, 7, 9, 10, 36 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    11.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.