|
ÖZET: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davalılar arasındaki tasarrufun iptali davasında, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararı bozmuş ve yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın Abaş Prefabrik Yapı Elemanları ve Turizm San Tic. A.Ş. yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise esastan reddine karar vermiştir. Davacı vekili, müvekkilinin vergi borçları nedeniyle mükellefin gayrimenkullerinin devredildiğini ve bu tasarrufun iptale tabi olduğunu öne sürmüştür.
Mahkeme, bozma kararına uyarak, davalıların iyi niyetli olduklarına ve tasarrufun iptali için gerekli koşulların sağlanmadığına hükmetmiştir. Yargıtay, temyiz incelemesi sırasında, davalıların tasarruflarıyla ilgili olarak vergi borcunun bulunmadığını ve dolayısıyla davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve mahkeme kararı onanmıştır. Bu durum, tasarrufun iptali davalarında borçlunun durumunun ve alacaklıların haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
4. Hukuk Dairesi 2023/5028 E. , 2024/6473 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/359 E- 2022/475 K
HÜKÜM/KARAR : Reddine/Bozulmasına
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı Abaş Prefabrik Yapı Elemanları ve Turizm San Tic. A.Ş. yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili İdare Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 459 003 4241 sayılı vergi numarasında kayıtlı mükellefi …’nun 09.09.2013 tarihi itibariyle kesinleşen ve ödenmeyen gecikme zammı dahil toplam 347.750,34 TL vergi borcu bulunduğunu, bu nedenle müvekkili idare tarafından borçlu aleyhine cebri icra işlemlerine başlanıldığını, mükellef hakkında yapılan kovuşturma ve mal varlığı araştırmasında borcuna yetecek menkul yada gayrimenkul başkaca herhangi bir mal varlığına rastlanmadığını, ancak mükellefin adına kayıtlı Aliağa, Kurtuluş Mahallesi, 7621 parsel numarasında kayıtlı gayrimenkullerinin tespit edildiğini, bu gayrimenkullerden 10 numaralı bağımsız bölümün 17.09.2008 tarihinde Abaş Prefabrik Yapı Elemanları ve Tur. San. Tic. A.Ş.’ye sattığını, söz konusu bağımsız bölümün bu şirket tarafından borçlu mükellefin kızı … Hatunoğlu’na 06.10.2010 tarihinde devrettiğini, 19 nolu bağımsız bölümün 17.09.2008 tarihinde …’e, …’ün de 24.04.2010 tarihinde … …’a, … …’ın da 28.12.2010 tarihinde …’na devrettiğini, 22 nolu bağımsız bölümün ise 17.09.2008 tarihinde …’e, onunda 27.04.2010 tarihinde … …’a, … …’ın da 28.12.2010 tarihinde borçlu mükellefin kızı …’na devrettiğini, 2604 parsel sayılı avlulu ahırlı evin 32/39 hissesinin 17.09.2008 tarihinde Abaş Prefabrik Yapı Elemanları ve Tur. San. Tic. A.Ş.’ye satıldığını, bu şirket tarafından da taşınmazın …’a, onun da …’ya 08.02.2011 tarihinde devrettiğinin anlaşıldığını, bu satış işlemlerinin mükellef tarafından amme alacağının tahsilinin engellemek amacıyla ve kızı lehine yapıldığının anlaşıldığını, dolayısı ile alıcının borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğu, amme alacağının tahsilini engellemek amacıyla mal kaçırıldığının bu şekilde muvazaalı satış işlemi yapıldığının aşikar olduğunu, davaya konu parselde 10 nolu bağımsız bölümün önce 3.kişiye, sonra mükellefin kızına satıldığını, 19 ve 22 nolu bağımsız bölümlerin ise 3 kez el değiştirerek yine borçlu mükellef …’nun kızı …’na devredildiğini, yapılan bu satış işlemlerinin kısa süre içerisinde yapılmasının ve şahısların kötü niyetli olmaları nedenleri ile eldeki bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek, İzmir ili, Aliağa ilçesi, 7621 parsel numarasında kayıtlı 10, 19 ve 22 nolu bağımsız bölümlerin; 2604 parsel sayılı taşınmazın 32/39 hissesinin ve 3967 parsel sayılı taşınmazın 2 nolu bağımsız bölümü ile ilgili olarak davalılar arasında yapılan tüm tasarrufların ve satışların iptaline, bu talepleri uygun görülmediği taktirde son tasarruf değerinin tespiti ile davanın bedele dönüştürülmesine ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesi ile bahse konu gayrimenkulün Aliağa İcra Müdürlüğü’nün cebri satışı sonucu, icra satış ihalesine girilerek alındığını ve satıldığını, kendisinin alacaklıyı zarara uğratma, mal kaçırmaya iştirak etme ve bu doğrultuda kötü niyetli olmasının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Abaş Prefabrik Şirketi ve … vekili cevap dilekçesi ile davanın zaman aşımına uğradığını, her iki müvekkilinin de iyi niyetli olduklarını, müvekkillerinin dava konusu edilen Aliağa, Kültür, 21 ada, 2604 parsel sayılı taşınmazın 32/39 hissesi ile 3967 parselde malik olmadıklarını, tasarrufun iptali davasının işlem tarihi ve dava tarihi ile yasanın ön gördüğü koşullarını taşımadığını, işlem tarihi dikkate alındığında borcun doğmadığını ve dolayısı ile kesinleşmiş bir borç bulunmadığını belirterek, davanın redine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.02.2016 tarihli ve 2016/7 E., 2016/42 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 tarihli, 2016/18533 Esas ve 2019/7022 Karar sayılı ilamı ile; “dava konusu gayrımenkulün davadan önce davalı müteveffa … tarafından dava dışı Abaş Proje İnşaat ve Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş.’ne satıldığı, borçlu ile 3.kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan borçlunun veya 3. kişinin dava dilekçesinde yer almaması halinde yer almayan tarafa (Abaş Proje İnşaat ve Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş.’ne) dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, davacının Abaş Proje İnşaat ve Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş. yönünden bildireceği deliller ile dahili davalı olarak Abaş Proje İnşaat ve Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş.’nin bildireceği delillerin toplanması, tüm deliller değerlendirilerek 6183 Sayılı AATUHK’nun 27, 28, 29, 30 ve 31 maddeler gereğince tasarrufun iptale tabi olup olmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra 6183 Sayılı AATUHK’nun 27, 28, 29,30 ve 31 maddeler gereğince tasarrufun iptale tabi olduğunun anlaşılması halinde davalı 4. kişi …’ın ve 5. kişi …’nın kötü niyetinin ispat edilememiş olmasına göre 6183 sayılı Yasanın 31. maddesine göre davada üçüncü kişilerin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve o tarihteki kamu borcu miktarı ile sınırlı olarak bedelden sorumlu tutulması gerekeceğinin düzenlenmiş olmasına göre davalı 3. kişinin tazminat ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda davalı Abaş Prefabrik Yapı Elemanları ve Turizm San Tic. A.Ş. yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalı borçlunun vergi borçları bulunduğunu, vergi borçlarını ödememek için adına kayıtlı gayrımenkulü diğer davalılara devrettiğini, söz konusu tasarrufun iptale tabii olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3/2 maddesi gereğince uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 nci vd. maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 24 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Mahkemenin nihai kararlarının bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, tasarruf tarihinde vergi borcunun olmadığının tespit edilmiş olmasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.