ÖZET: Başvuran, eşinin tasfiye edilen bir şirkete ait su aboneliği nedeniyle yaşadığı mağduriyeti gidermek amacıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunmuştur. Şikâyetçi, kendilerine gelen su faturasındaki borcun, şirketin tasfiye edilmesine rağmen hala kendisine yansıtıldığını belirtmiştir. İlgili idare, teminat iadesinin hatalı yapıldığını kabul etmesine rağmen, bu tutarın başka bir aboneliğe borç olarak kaydedildiğini ifade etmiştir. Başvuran, bu durumun düzeltilmesini ve yanlış kaydedilen borcun silinmesini talep etmektedir.

İdarenin açıklamalarında, teminat iadesinin tasfiye edilen şirkete ait olduğuna ve bu nedenle şahsi aboneliğe borç yansıtılmasının hukuka aykırı olduğuna yer verilmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, limited şirketlerin borçlarından yalnızca şirket malvarlığının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın şahsi su aboneliğine ait bir faturaya, şirketten kaynaklanan bir borcun yansıtılması hukuken geçerli bulunmamıştır.

Sonuç olarak, yapılan incelemeler ve mevzuat değerlendirmeleri ışığında, başvuranın talebinin haklı olduğu ve su faturasındaki hatalı borcun iptal edilmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı hazırlanmıştır. Bu karar, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından ilgili makama sunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/87972-S.20.95959

BAŞVURU NO : 2020/65229

KARAR TARİHİ : 20/11/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL SU VE KANALİZASYON İDARESİ

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, limited şirket abonelik sözleşmesindeki su borcunun kendi adına düzenlenen su faturasına yansıtılması nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/06/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyetçi; eşinin mukavele no.lu İSKİ abonesi olduğunu, kendilerine gelen

faturada geçmiş dönem borcu ile birlikte toplam tutar 539 TL tutarında borç göründüğünü, ancak tüm faturalarını zamanında ödedikleri için söz konusu durum ile ilgili İSKİ Genel

Müdürlüğüne itirazda bulunduklarını, kendilerine verilen cevapta no.lu mukavelenin teminat para iade evrakları eksik (imza sirküleri günü bitmiş, tasfiye kararı ve yetkilendirme yazısı olmadığından) iade edilen teminat iadesi 459,62 TL’nin abonenin aktif olan nolu mukavelesine borç girişi yapılmıştır.’ hususlarının yer aldığını,

1.1) Ancak şirket tasfiye olduğundan imza sirkülerinin yenilenmesinin mümkün olmadığını ve

tasfiye kararının İSKİ yetkililerine gönderildiğini, bu gerekçelerle İSKİ Genel Müdürlüğüne yeniden itiraz başvurusunda bulunmalarına rağmen sonuç alamadıklarını,

1.2) Eşinin tasfiye olan şirkete ait su aboneliğinin iptali için İSKİ’ye başvuru yaptığında

aboneliğinin iptal edilerek (mukavele no ) Hukuk Müşavirliğinin de görüşüyle 459,62 TL teminat bedelinin ödemesinin yapıldığını, ancak daha sonra iadenin yanlış yapıldığı gerekçesiyle eşinin adına kayıtlı olan farklı mukavele olan no’ya borç kaydedildiğini,

1.3) Söz konusu faturada da bahsi geçen tutara gecikme cezası ve çevre temizlik vergisinin de

eklenerek faturanın toplam 558.-TL olduğunu, söz konusu faturada ödeme kullanım bedeli olmadığından gecikme cezası ve çevre temizlik vergisinin de dahil edilmesinin doğru olmadığını belirterek; no’lu mukaveleye borç olarak kaydedilen 495.16TL’nin silinmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon

İdaresi Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup adı geçen idarenin 06/08/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1) nolu Tic. Ltd. Şti.’ ne 25/12/2019 tarihinde

459,62 TL teminat iadesi gerçekleştirildiği, iade işleminin tasfiyesi yapılmış ve tamamlanmış şirkete yapıldığı,

2.2) Şirket aboneliğine iade edilen 459,62 TL tutarlı işlemin hatalı olduğunun görüldüğü, söz

konusu tutarın şirketin başka aboneliği olmadığından iadeyi alan şirket yetkilisinin adına kayıtlı olan nolu aboneliğe borç olarak girişinin yapıldığı,

2.3) Kurumlarının yapmış olduğu işlemin yönetmeliklere uygun yapılması nedeniyle herhangi

bir hata bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı

2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet

anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında

Kanun’un “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”

5.1) “Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35 inci maddesinin birinci

fıkrasında; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.”, üçüncü fıkrasında; “Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.”

6) 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Kavram” başlıklı 573 üncü

maddesinin ikinci fıkrasında; “Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.”

6.1) “Ortakların sorumluluğu” başlıklı 602 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Şirket,

borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.”

6.2) “Tasfiye” başlıklı 643 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Tasfiye usulü ile tasfiyede

şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır”

7) 06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para

Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun amacı; abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinin, Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) bünyesinde oluşturulan Merkezî Takip Sistemi üzerinden başlatılmasına ve haciz aşamasına kadar yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

7.1) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun, 7/11/2013 tarihli

ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve diğer mevzuatta düzenlenen abonelik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan ve avukatla takip edilen para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

8) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; nolu aboneliğe ait su faturasına borç yansıtılan tutarın iptal edilmesi yönünde hazırlanan Tavsiye

Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, tasfiye edilen limited şirkete ait su

aboneliğinin fesh edildiğini ve eşine 459,62 TL teminat iadesi yapıldığını ancak daha sonra idarece hesaplamanın hatalı yapıldığı gerekçesiyle söz konusu tutarın eşine kayıtlı olan su aboneliğe borç kaydedildiğini ve ilgili faturaya yansıtıldığını bununla birlikte Hukuk

Müşavirliğinin de görüşüyle 459,62 TL teminat bedelinin ödemesinin yapıldığını, ayrıca söz konusu faturada da bahsi geçen tutara gecikme cezası ve çevre temizlik vergisinin de eklenerek faturanın toplam 558.-TL olduğunu belirterek no’lu mukaveleye borç olarak kaydedilen 495.16TL’nin silinmesini talep etmektedir.

10) Bilindiği üzere limited şirketlerin borçlarından dolayı yalnızca şirket malvarlığı sorumlu

tutulmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 602 nci maddesinde de; “Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.” hükmü açıkça düzenlenmiştir.

Ortakların sorumluluğu ise 573 üncü maddesinde “Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler” şeklinde düzenlenmiştir. Bu çerçevede ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri esas sermaye payı ile sınırlı olmakla birlikte şirket sözleşmesinde öngörülmüş olması durumunda ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinden de sorumlu olmaktadırlar. Ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında limited şirketlerin kamu borçları sebebiyle ortakların kişisel malvarlıklarına başvurulmasına olanak tanınmıştır. Nitekim Kanunun 35 inci maddesinde; “Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca kanuni temsilcilerin sorumluluğu ile ilgili olarak da mükerrer 35 inci maddesinde “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir” düzenlemesine yer verilmiştir.

11) Somut olaydaki uyuşmazlık ise; tasfiye edilen şirkete ait su aboneliğinin feshi ile oluşan

teminat iadesindeki hata nedeniyle şirket müdürünün/ortağının bireysel abonelikteki faturasına borç yansıtılması hakkındadır. Dosya kapsamında yapılan incelemede; nolu aboneliğe yönelik Tic. Ltd. Şti.’ ne 459,62 TL teminat iadesi yapıldığı, ancak idare tarafından iade edilen 459,62 TL tutarlı işlemin hatalı olduğunun anlaşılması üzerine söz konusu tutarın tamamının tasfiye edilen şirketin başka aboneliği olmadığından iadeyi alan şirket (tasfiye edilmiş) yetkilisinin adına kayıtlı olan nolu aboneliğe borç olarak girişinin yapıldığı anlaşılmıştır.

12) Bu çerçevede yapılan incelemede; ve

nun şirket ortağı olduğu, aynı zamanda ’nun şirket müdürü olarak görev yaptığı ancak söz konusu şirketin tasfiyesi yönünde karar alındığı anlaşılmaktadır. Adı geçen şirketin tasfiye kararının 18/04/2012 yılında tescil edildiği, şirket tasfiye memurluğuna nun seçildiği, alacaklılara çağrı ilanlarının

Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde yayımlandığı, ardından tasfiyenin sonuçlandırılması ile tasfiye memurunun ibra edilmesine karar verilerek 29/03/2013 yılında tasfiye sonu beyanının Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı anlaşılmaktadır.

nolu su aboneliğine yönelik Tic. Ltd. Şti.’ ne 25/12/2019 tarihinde yapılan teminat iadesinin hatalı olduğu gerekçesiyle de iadeyi alan şirket yetkilisi

’nun adına kayıtlı olan 3 nolu ev aboneliğine ait su faturasına borç yansıtıldığı tespit edilmiştir. tarafından ise “kapatılan şirkete ait teminat iadesi yapılmasında hukuka aykırılık olmadığı ve borçların şahsiliği ilkesi gereğince şirkete ait abonelikten kaynaklanan borcun ev aboneliğine yansıtılmayacağı” gerekçesiyle

Kurumumuza yapmış olduğu başvuru neticesinde 19/03/2020 tarihinde Gönderme Kararı verilmiştir. Söz konusu süreçte başvuranın vefatı üzerine eşi tarafından yapılan başvuru neticesinde de idareden konuyla ilgili bilgi ve belge talep edilmiştir.

Ancak ilgili idarece “Kurumlarınca yapmış oldukları işlemlerin yönetmeliklere uygun yapılması nedeniyle herhangi bir hata bulunmadığı” yönünde açıklama yapıldığı anlaşılmaktadır.

13) Somut olayda; tasfiyesi tamamlanmış şirkete ait abonelik sözleşmesinden kaynaklanan

teminat iadesinin ödenmesinde hata olduğu gerekçesiyle, söz konusu tutarın tahsili için şahıs aboneliğine ait faturaya borç yansıtılması işleminin iptali talep edilmektedir. Şikayete konu tutarın doğumuna sebep olan nolu abonelik sözleşmesi; başvuranın ortağı olduğu limited şirket (tasfiye edilmiş) ile İSKİ arasında gerçekleştirilmiştir ve aboneliğin feshi ile teminat iadesi yapılmıştır. Ancak dosya eki belgelerden; abonelik sözleşmesinin feshi ve teminat iadesinin yapıldığı dönemde adı geçen şirketin tasfiyesinin sonuçlandırılmış olduğu ve tasfiye edilen şirkete ait bir su aboneliği bulunmadığı, bununla birlikte (tasfiye edilen şirket ortağı/müdür/tasfiye memuru) adına kayıtlı 3 nolu aboneliğe (ev)

yansıtılan tutarın söz konusu şirkete ait nolu aboneliğe) teminat ödemesi olduğu tespit edilmektedir.

14) Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil

edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ancak söz konusu borç ilişkisi abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı için 6183 sayılı Kanun hükümleri kapsamında değil özel hukuk hükümleri kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

15) Diğer taraftan her ne kadar teminat iadesinin yapıldığı süreçte yukarıda adı geçen şirketin

tasfiye edildiği ve tarafından teminat iadesinin alındığı anlaşılmış olsa da teminat iadesine konu işlem şirket ile İSKİ arasındaki sözleşmeden doğan nolu aboneliğe ilişkindir. Ancak hatalı olduğu gerekçesiyle teminat iadesinin geri istenmesi işlemi ise, ile İSKİ arasındaki sözleşmeden doğan nolu aboneliğe ait su faturasına borç yansıtılması ile meydana gelmiştir.

16) Dolayısıyla su kullanımı gibi bizzat başvurana atfedilerek fatura aracılığı ile tahsil edilecek

bir borç söz konusu değildir. Bu çerçevede ilgili idare tarafından başvuranın şahsi su aboneliğine ilişkin bir faturaya, şirket yetkilisi olduğu gerekçesiyle şirkete ait bir abonelikten kaynaklanan tutarın yansıtılmasının hukuka uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Diğer bir ifadeyle ilgili idare tarafından teminat iadesi konusunda bir yanlışlık yapılması durumunda dahi şahsi faturalara borç yansıtılması yerine mevzuatta belirtilen usuller takip edilerek takibin yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

17) Başvuranın iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm

dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; teminat iadesinin yapıldığı süreçte söz konusu