|
ÖZET: Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili üzerine kurulmuştur. Davacılar, taşınmazların yol geçişi nedeniyle el atıldığını ve bedelinin tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, taşınmazların değerinin belirlenmesinde 2002 tarihli değerlerin dikkate alınması gerektiğini, 2011 yılına göre yapılan değerlemenin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Davalı idarenin temyiz itirazları, taşınmazın niteliğine göre değer biçilmesi gerektiği yönündedir. Yargıtay, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve yapıların sınıflandırılmasında yapılan hataların, fazla bedele hükmedilmesine neden olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, taşınmaz bedelinin belirlenmesinde tarihsel değerlerin dikkate alınması gerektiğini ve yapılan hataların, adil bir bedel tespitine engel olduğunu ifade ederek, mahkeme kararını bozmuştur. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4267 E. , 2024/9655 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/360 Esas, 2020/421 Karar
DAVA TARİHİ : 20.05.2011
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde; davaya konu Ağrı ili, …, Aşağı Küpkıran köyü 245 ve 246 parsel ( yeni 645 ve 646 parsel) sayılı taşınmazlardan yol geçirildiği gerekçesiyle el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 14.04.2016 tarihli ve 2011/263 Esas 2016/284 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili ile feri müdahil … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; feri müdahilin davaya yanında katılmayı talep ettiği tarafla birlikte hareket etmesi gerektiği dikkate alındığında, müdahil hükmü ancak lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edebildiğinden fer’i müdahilin temyiz talebinin reddine, davalı idare temyiz itirazlarına gelince; arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru ise de alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmaza dava tarihi olan 23.09.2002 tarihi itibarıyla değer biçilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden 2011 yılına göre değer biçen bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların nitelikleri dikkate alındığında 2002 yılına ait Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan yapı birim fiyat listesine göre ve bu listede ahırların 1B grubu yapı sınıfına girdiği halde, 2B grubu yapı sınıfında kabul edilerek fazla bedele hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 03.11.2020 tarihli ve 2018/360 Esas, 2020/421 Kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz bedeli tespit edilirken emsal karşılaştırılması yapılmadan hesaplama yapıldığını, emsalin uygun olmadığını, dava tarihi olan 23.09.2002 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaza el atma tarihindeki niteliğine göre değer biçilmesi gerektiğini, bedelin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, … olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 rarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “…Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “…Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına…” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen ve bozma ilamına uyularak verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıdan fazla alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.