|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen taşınmazların değerinin belirlenmesi üzerine bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, imar uygulaması sonrası kendisine takdir edilen bedelin artırılmasını talep ederken, davalı idare, taşınmazın tarla vasfında olduğunu ve bu nedenle talebin haksız olduğunu savunmuştur. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Yargıtay, temyiz incelemesinde, 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesi ve 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. madde uyarınca, taşınmazın değerinin uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih esas alınarak belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, mahkeme kararının bozulmasına gerek olmadığını, ancak harç hesaplamasında bir hata olduğunu belirterek, kararın düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Sonuç olarak, mahkeme kararının harçla ilgili kısmı düzeltilmiş ve onanmıştır. |
5. Hukuk Dairesi 2024/4149 E. , 2024/10032 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/206 Esas, 2022/9 Karar
DAVA TARİHİ : 15.05.2015
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, …, Ardıçlı Mahallesi 1690 parsel sayılı taşınmazda imar uygulaması ile bedele dönüşen davacılar payına idarece takdir edilen karşılığın artırılarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyası içerisindeki belgelerde de görüleceği üzere taşınmazın uygulama öncesi tarla vasfına haiz olduğunu, uygulama sonrası arsa vasfı kazandığını, dolayısıyla değerlendirmeye taşınmazın tarla vasfının esas alınmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.04.2016 tarihli ve 2015/264 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2042 sayılı Kanun) eklenen geçiçi 12 nci maddesi “24/02/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibariyle güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir. Bu Kanunun geçici 6. maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve onbirinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleri için de uygulanır. Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” hükmü uyarınca kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda eksik ve hatalı inceleme yapılarak yüksek bedele hükmedildiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacılar payına idarece takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 17/son maddesi.
3. 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanunu’na eklenen geçici 12. maddesi.
4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozma gereklerine uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Buna karşın; 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası ile getirilen; “Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleri için de uygulanır. Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” hükmü uyarınca harcın maktu olarak hesaplanmaması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonucu, Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; harca ilişkin (2) ve (3) numaralı bentlerin tümüyle çıkartılması, yerine “Alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının yatırılan peşin ve ıslah harçların toplamı olan 2.929,99TL’den mahsubu ile fazla yatan 2.750,09 TL harcın talep halinde yatırana iadesine, davacılar tarafından yatırılan 179,90TL’nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı kalan harcın istek halinde davalı idareye iadesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.