TAŞINMAZ İŞLEM HATALARI
BÖLÜM 1: GENEL KONULAR
Bazı Kurum Taşınmazlarının Atıl Olması Nedeniyle Kurum Bütçesinden Ciddi Miktarlarda Harcama Yapılması
Kurum taşınmaz kayıtlarının incelenmesi neticesinde; çeşitli iş hanlarında Kuruma ait boş dükkânların bulunduğu, söz konusu dükkânlar için her ay yüklü miktarda aidat ödenmek zorunda kalındığı, ayrıca çoğunluğu Mamak Araplar bölgesinde olmak üzere Kuruma ait 800’ün üzerinde boş lojman olduğu tespit edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 18’inci maddesinde belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmenin, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumanın, büyükşehir belediyesinin etkin ve verimli yönetilmesini sağlamanın belediye başkanının görev ve yetkisi olduğu ifade edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 1’inci maddesinde kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını sağlamanın Kanun’un temel amaçlarından olduğu, 3’üncü maddesinde ise kamuya ait taşınmazların kamu kaynağı olduğu ifade edilmiş, “Üst Yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde ise belediyelerde belediye başkanlarının üst yönetici olduğu, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan meclislerine karşı sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Yapılan incelemelerde; Anafartalar ve Ulus İşhanlarında Kuruma ait birçok dükkân bulunduğu, bu dükkânlardan önemli bir kısmının boş olduğu ve kiralanamadığı, söz konusu boş dükkânlar için her ay aidat ödenmek zorunda kalındığı, 2019 yılında her iki iş hanında yer alan boş dükkânlar için toplamda 2 milyon TL’nin üzerinde Kurum bütçesinden ödeme yapıldığı görülmüştür.
Kurum yetkilileri tarafından gerek Anafartalar Çarşısı gerekse de Ulus İş Hanının yıkımı için gerekli mercilerden yıkım kararlarının alındığı, söz konusu iş hanları için bir kısım tahliyelerin gerçekleştirildiği, bir kısmının ise tahliye davasının devam ettiği belirtilmişse de tahliyesi gerçekleşen ve Anafartalar Çarşısında olan bir kısım dükkânların tekrardan ihale edildiği görülmüştür. Söz konusu taşınmazlar şayet yıkılacaksa, tahliye işlemlerinin bir an önce gerçekleştirilmesi, tekrardan başka kişilere söz konusu yerlerin kiralanmaması ve yıkımın acilen gerçekleştirilerek Kurumun maruz kaldığı mali yükün hafifletilmesi önem arz etmektedir.
Kuruma ait lojman listeleri de taşınmaz denetimi kapsamında incelenmiş ve toplam 1.449 adet lojmandan 841 tanesinin boş olduğu, söz konusu boş lojmanların çoğunluğunu Mamak Araplar Mahallesinde yer alan lojmanların oluşturduğu tespit edilmiştir. Mezkûr mahalde bulunan 1.107 adet lojmandan yaklaşık 700 tanesi atıl vaziyette bekletilmektedir.
Bu bölgede yer alan lojmanlardan bir kısmında kentsel dönüşümde kira yardımından faydalanmak yerine lojmanlardan faydalanmak isteyen hak sahipleri, bir kısmında ise ihtiyaç sahibi veya afete maruz kişiler kalmakta ise de başta C3, C4, C5, C6, C7 bloklarında yer alan toplam 405 adet lojman olmak üzere birçok lojman da boş ve atıl olarak bulunmaktadır.
Bu lojmanların değerlendirilmesi amacıyla tadilat ve tamirat yapılarak ihtiyaç sahiplerine tahsis edileceği, bu hususla ilgili ihalenin 2020 yılında gerçekleştirildiği bildirilmişse de 2019 yılı sonu itibariyle henüz bu yönde kesinleşmiş bir işlem bulunmamaktadır.
Kurum tarafından taşınmaz edinilmesinin ve söz konusu taşınmazların yasal sınırlar içerisinde sosyal veya diğer amaçlarla kullanılmasının mümkün olduğu açıktır. Ne var ki taşınmaz edinildikten sonra söz konusu taşınmazların atıl bırakılması, kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmayan ve Kurum açısından menfaatsiz bir şekilde kamu harcamasına sebebiyet veren taşınmazlar hakkında yıkım veya elden çıkarma işlemlerinin yapılmaması, bu nedenle çeşitli giderlere maruz kalınması kabul edilemez. Bu tarz bir yaklaşım ciddi bir kamu kaynağı olan taşınmazların iyi idare edilememesine ve Kurumun fazladan mali yük altına girmesine sebebiyet vermektedir. Bu kapsamda yıkım amacıyla boşaltılan iş hanları için gerekli işlemlerin ivedilikle yerine getirilmesi, boş ve atıl vaziyette bekletilen lojmanların gerekli çalışmalardan sonra beklenilmeksizin derhal faal hale getirilmesi önem arz etmektedir.
Su ve Atıksu İdaresine Atık Tesisi Olarak Tahsis Edilmiş Olan Alana Futbol Sahası Yapılması
İdarenin bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluşu olan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğüne, Orman Genel Müdürlüğü tarafından tahsis edilen alana tahsis amacına aykırı olarak belediye bütçesinden harcama yapıldığı görülmüştür.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından 19.08.2015 tarihinde alınan Kesin İzin Taahhüt
Senedi ile 03.02.2016-15.09.2054 tarihleri arasında Atıksu Tesisi (Güzeloba-Lara
Kanalizasyon ve Teknik Altyapı Alanı) olarak kullanılması amacıyla ASAT Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Söz konusu izin belgesinin 2’nci maddesinde; İzin sahibi, izin sahasını izin veriliş maksadı dışında kullanılamayacağı, izin dosyasında mevcut ve izne konu projedeki tesisler dışında tesis yapılamayacağı ifade denilmiştir.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin ihale dosyalarında yapılan incelemede yukarıdaki Kesin İzin Taahhüt Senedine istinaden Orman Genel Müdürlüğü tarafından ASAT Genel Müdürlüğüne Atıksu Tesisi olarak tahsis edilen alana Spor Kulübü Derneğinin kullanımına bırakılmak amacıyla 3 adet futbol sahası yapılması için 33.900 metrekare hazır rulo çim alındığı ve söz konusu alanın aydınlatılması işinin de belediye tarafından üstlenildiği anlaşılmıştır.
ASAT Genel Müdürlüğü her ne kadar Antalya Büyükşehir Belediyesinin bağlı kuruluşu olsa da müstakil bütçesi olan ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluştur. İdare tarafından sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemede alan ASAT Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş ve Spor Kulübü Derneği ile ASAT Genel Müdürlüğü arasında protokol imzalandığı görülmüştür. Dolayısıyla bu alanla ilgili belediyenin herhangi bir tasarrufu bulunmamaktadır.
Kaldı ki futbol sahaları üzerinde yapılan incelemede futbol sahasının yapıldıktan sonra hiçbir kulüp tarafından kullanılmadığı, sahanın birçok yerinde yabani otların bulunduğu, kısacası bakımsız ve atıl kaldığı görülmüştür.
Sonuç olarak idare tarafından verilen cevapta gerekli hassasiyet gösterileceği belirtilmiş ise de; belediye bütçesinden ASAT Genel Müdürlüğünün kullanımında olan alana tahsis konusuna aykırı şekilde futbol sahası ve aydınlatma direği yapılması işi için 1.855.066,19 TL tutarında harcama yapıldığı ve bu alanın yıpranmaya bırakıldığı tespit edilmiştir.
Ortak Hizmet Projesi Adı Altında Profesyonel Spor Kulübüne Tesis Yapılması
İdare tarafından ortak hizmet projesi kapsamında 2+10 yıl için Profesyonel Spor Kulübü Derneğine kullanım hakkı devredilen taşınmaz üzerinde spor kulübü tesisi inşaatının Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılarak Derneğin kullanımına sunulması ve kullanım süresi sonunda da söz konusu tesisin Gençlik Spor Müdürlüğüne devredilmesi konusunda protokol yapıldığı tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde; Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda; Kamu yararına çalışan dernekler ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği ayrıca diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerektiği ifade edilmiştir.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden Yardım Yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında kamu kurumlarınca gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamayacağı, yardımda bulunulamayacağı veya menfaat sağlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, genel yönetim kapsamında yer alan kurumların bütçelerinde öngörülmesi kaydı ile yukarıda yer alan hususa bir istisna getirilmiş ise de 6360 sayılı Kanun ile Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesine eklenen ek fıkra ile belediyeler bu kapsamdan dahi çıkarılmış ve dernek ve vakıflara yardım yapmasının, menfaat sağlamasının tamamen önüne geçilmiştir.
Yukarıda belirtilen 75’inci madde kapsamında, bir projeden bahsedilebilmesi için Kurumun görev ve sorumluluk alanına giren konularda ortak hizmet projesinin olması gerekmektedir. Yapılan incelemede; mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olup Spor Genel Müdürlüğüne tahsisli olan taşınmazın üzerine Belediye Meclisinin 12.08.2014 tarihli ve 399 sayılı kararına istinaden PAF Takımı ve Profesyonel Spor takımının kullanımı için kamp, eğitim, sağlık ve altyapı tesisleri yapılacağı, söz konusu alanın tasarruf yetkisinin spor kulübüne bırakılacağı belirtilmiştir.
Ortak hizmet projeleri, isminden de anlaşılacağı üzere ortak olarak gerçekleştirilecek bir hizmet projesinin varlığını gerektirmektedir. Bu durumda ortak hizmet gerçekleştirmeye karar veren ve bu hususta protokol imzalayan tarafların her birinin söz konusu ortak hizmet projesi kapsamında yapacakları hizmetleri maddi veya gayri maddi olarak belirlemeleri ve protokolde yer almasını sağlamaları gerekmektedir. Aksi durumda ortak yürütülen bir hizmetten veya projeden bahsetmek mümkün olmayacaktır.
İdare tarafından verilen cevapta işin devam etmekte olduğu ve fiziki devir işlemi gerçekleştirilmediği ifade etmiş ise de; Belediye Kanunu’nun belediyenin görev ve sorumluluklarını belirleyen 14’üncü maddesi ile diğer kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini düzenleyen 75’inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde;
Kurumun görev ve sorumluluk alanında bulunmayan konuda ortak bir hizmet projesi ya da protokolü ile herhangi bir derneğe yardım yapılamayacağı değerlendirilmektedir.
Taşınmazlara İlişkin İşlemlerin Farklı Birimlerce Yerine Getirilmesi ve Gerekli Koordinasyonun Sağlanamaması
Belediyenin taşınmazları ve kamulaştırma işlemlerine ilişkin işlemlerin farklı birimler tarafından yerine getirilmesinin, taşınmaz yönetimi için gerekli koordinasyonun sağlanması noktasında sıkıntılara yol açtığı görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Mali Hizmetler Birimi” başlıklı 60’ncı maddesinde, Alım, satım, yapım, kiralama, kiraya verme, bakım-onarım ve benzeri mali işlemlerden; idarenin tamamını ilgilendirenler destek hizmetlerini yürüten birim, sadece harcama birimlerini ilgilendirenler ise harcama birimlerinin talebi ve üst yöneticinin onayıyla bu işlemler destek hizmetlerini yürüten birim tarafından yapılabileceği belirtilmiştir.
Yapılan incelemede, belediyenin taşınmaz satış veya kiralama işlemlerinin bazen Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, bazen diğer müdürlükler tarafından yapıldığı belirlenmiştir. Taşınmaz satış, kiralama ve diğer işlemlerin Emlak ve İstimlak Müdürlüğü gibi bir birim tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle ilgili işlemlerin bütüncül ve verimli bir şekilde yerine getirilemediği, taşınmaz yönetimi ile ilgili sorumluluğun ilgili birimlerce sahiplenilmediği görülmüştür. Nitekim yıl içerisinde yapılan denetimlerde, Belediyenin taşınmaz varlıklarına ilişkin olarak çeşitli birimlerinden, Kurumun mülkiyetinde bulunan taşınmazların ne kadarının kurum envanterine kayıtlı olduğu, başka kurumlara tahsis edilen ya da tahsisli kullanılan taşınmaz bulunup bulunmadığı gibi temel konularda net bilgi alınamamıştır. Bu durumun İdare taşınmazlarının takibi ve taşınmaz yönetiminde zaafiyet yaşanmasına sebebiyet verebilecektir.
Taşınmaz yönetiminin tek birim tarafından yapılması ve olumsuzlukların önlenmesi için gerekli koordinasyonun sağlanması gerekir.
Belediye Meclisinin Taşınmazlarla İlgili Kanuni Yetkisini Devretmesi
Belediye Meclisinin taşınmazlarla ilgili yetkisini, sınır ve kapsamını belirtmeden ve mevzuata aykırı olarak Belediye Başkanı ve Belediye Encümenine devrettiği görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin Görev ve Yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinin “e” bendinde;
“Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.”,
“Encümenin görev ve yetkileri” başlıklı 34’üncü maddesinin “g” bendinde;
“Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek.”,
“Yetki devri” başlıklı 42’nci maddesinde ise;
“Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan düzenlemelere göre; belediye taşınmazlarının 3 yıla kadar kiralanmasına belediye encümeni yetkili olmakla birlikte 3 yıl üzerindeki sürelerle kiralanmasına ise belediye meclisi yetkilidir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belediye organlarının yetki ve görevleri sayılmış,
42’nci maddesinde belediye başkanının, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredilebileceği hüküm altına alınmıştır. Başkanın yetki devrine ilişkin Kanun’da hüküm bulunmasına rağmen belediye meclisi ve belediye encümenine verilen yetkilerin devredilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme Kanun’da yer almamaktadır.
Danıştay 13. Dairesinin 15.10.2008 tarih ve E. 2008/3526, K. 2008/6807 sayılı Kararında ise Kanunla belediye meclisine verilen ve kural olarak devredilemeyen yetkilerin, yasanın açık bir biçimde buna izin vermesi halinde, sınır ve kapsamı açıkça belirtilerek devredilebileceğinin tartışmasız olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca tüm taşınmazların satışı konusunda yapılan yetki devrinin, sınırları açıkça belirlenen bir yetki devri niteliği taşımadığı, belediyeye ait tüm taşınmazların satışı konusunda her türlü kararı alabilmeye yönelik yetki devrinin yetkinin sınırlarının belirlenmesi suretiyle devredilmesi ilkesi ile amaçlanan hukuki ve kamusal yararı aşar nitelikte olduğu ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler ve yapılan açıklamalara rağmen Belediye Meclisinin 09.05.2019 tarih ve 122 sayılı kararında aynen;
“1-Belediyemizce sahip olunan taşınmazları en verimli şekilde idare etmek ve kamu hizmetlerine sunabilmek adına Hatay Büyükşehir Belediye Meclisince Belediyemizin gayrimenkullerinin kiralanması işi için süresi 5 (beş) yılı aşmamak kaydıyla Encümene yetki verilmesine;
2-Belediyemizin olası ihtiyaç duyacağı gayrimenkulleri satın almak, satmak ve şartlı bağışları kabul etmek, 5216 sayılı kanun hükümleri gereğince şartsız bağışları kabul etmek ve bunların ilgili her türlü sözleşme ve protokolün imzalanması, yürütülecek çalışmalar çerçevesinde üçüncü kişilere yetki ve/veya vekalet verilmesi ve bu konudaki tüm iş ve işlemlerin yürütülmesi için Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü SAVAŞ’a yetki verilmesi hususları Hatay Büyükşehir Belediye Meclisinin 09.05.2019 tarihli toplantısında oya sunuldu ve mevcudun oybirliği ile kabul edildi.” denilerek, belediye taşınmazlarının 5 yıla kadar kiralanmasında belediye encümenine, belediye taşınmazları ile ilgili iş ve işlemlerde ise belediye başkanına belediye meclisince yetki devri yapıldığı tespit edilmiştir.
Kanunla belediye meclisine verilen yetkilerin devri ancak Kanunun buna açıkça izin vermesi ve sınırları ve kapsamı tayin edilerek mümkündür. Nitekim 5393 sayılı Kanun, yetki devrini sadece belediye başkanı için öngörmüştür ve Kanunla belediye meclisine verilen yetkilerin yine Kanunda devrine ilişkin bir hüküm bulunmadığından kural olarak devredilemez niteliktedir. Belediye meclisince yapılan yetki devri; Kanunda karşılığı olmayan, sınır ve kapsamı belirlenmemiş, ayrıntıları açıklanmamış bir yetki devri
hüviyetindedir ve bu nedenle geçerli değildir. Bu yetki devrine istinaden yapılan iş ve işlemler ise yetki yönünden sakat konumdadır ve bahsi geçen işlemlerde hukuki uyarlılık bulunmamaktadır.
Yapım İşlerinde Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 30’uncu Maddesi Gereğince Kesin Kabulden İtibaren Yüklenici ve Alt Yükleniciye Getirilen 15 Yıllık Sorumluluk Mükellefiyeti Gözetilmeden İdare Bütçesinden Bina Bakım Onarımı Yapılması
İdarenin, gerek kendi mülkiyeti ve kullanımındaki binaların gerekse diğer kamu binalarının yapımlarına ait kesin kabul tarihlerine ilişkin herhangi bir kaydı bulunmadığı için, kesin kabulden sonraki 15 yıllık süre dikkate alınmadan ve ortaya çıkan bakım onarım giderlerine ait herhangi bir ‘teknik heyet tespiti’ yapılmadan söz konusu giderler İdare bütçesinden karşılanmaktadır.
4735 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 20 ve 25’inci maddelerinin son fıkraları gereğince, yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler, yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan, yapının tamamı için işe başlama tarihinden itibaren kesin kabul tarihine kadar sorumlu olacağı gibi, kesin kabul onay tarihinden itibaren de 15 yıl süreyle müteselsilen sorumlu olup bu zarar ve ziyanın genel hükümlere göre (rızaen tahsilat veya alacak davası açılarak) yüklenici ve alt yüklenicilere ikmal ve tazmin ettirilmesi gerekmektedir.
4735 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeye bağlanan ve kesin kabulden itibaren 15 yıllık süre kuralı devam eden kamu binalarında, bakım onarım gideri yapılabilmesi için öncelikle bir teknik heyet oluşturulması, söz konusu bakım onarımın kullanım hatasından mı yoksa imalat hatasından mı kaynaklandığının tespit ettirilmesi, kullanım hatasından kaynaklı bakım onarım giderlerinin bütçeden karşılanması; buna karşın yüklenici veya alt yüklenici kusurundan kaynaklanan bakım onarım yüklenici marifetiyle yaptırılması, sonuç alınamaması durumunda kamu kaynaklan ile yüklenici nam ve hesabına yaptırılıp bedelinin yükleniciden sulh veya alacak davası yoluyla tahsil edilmesi, ayrıca bu kapsamda 30’uncu maddenin gereğini yerine getirmeyen yükleniciden, geçici kabulden itibaren 15 yıl boyunca geçerli olan iş bitirme belgelerinin yaptırım mahiyetinde geri alınması gerekmektedir.
İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından, mülkiyeti ve kullanımında bulunan binalar ile diğer kamu idarelerine ait binaların bakım onarımı gerçekleştirildiği, ancak yukarıda belirtilen mevzuat düzenlemelerinin dikkate alınmadığı; bu kapsamda bakım onarımı yapılan hizmet binası, evlendirme daireleri gibi kesin kabul tarihi 15 yılı geçmeyen İdare taşınmazları için ortaya çıkan kusur, eksiklik veya arızadan yüklenicinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusunda bir teknik heyet raporunun düzenlenmediği tespit edilmiştir.
Söz konusu denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından; yüklenicinin müteselsilsen sorumlu olduğu sonraki 15 yıllık süreçte yapı veya yapı elemanlarında bir eksik ya da kusur oluşması durumunda, söz konusu sorunun bedelsiz olarak yükleniciye yaptırıldığı bildirilmişse de kamu idaresinin cevabında yer alan hususlara katılmak mümkün değildir. Zira yapılan denetimler esnasında, kesin kabul tarihlerinden itibaren 15 yıllık süre içinde ortaya çıkan bakım onarım giderleri için teknik heyet tespiti yapılmadığı ve bakım onarım harcama bedellerinin idare bütçesinden karşılandığı tespit edilmiştir.
Netice olarak; İdarenin gerek kendi mülkiyetindeki binaları gerekse kendi kullanımındaki diğer kamu binalarının bakım, onarım ve yapımlarına ait kesin kabul tarihlerine ilişkin kayıtların düzenli olarak tutulması; kesin kabulden sonraki 15 yıllık süre içinde ortaya çıkan bakım onarım giderleri için ‘teknik heyet tespiti’ yapılması ve bütün bu süreçlerin idari bir usule bağlanması kamu yararına olacaktır.
Taşınmazların Etkili, Ekonomik ve Verimli Yönetilmemesi
- A) Büyükşehir Belediyesi Taşınmazının Ticaret Merkezi Yapılması Adına Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Yapılması Sonucu Etkili, Ekonomik ve Verimli Olarak Kullanılmaması
Büyükşehir Belediyesi ile iki şirket tarafından kurulan bir ortaklık arasında, İzmir 7. Noterliği’nin 03.07.1997 tarih ve 29333 yevmiye numarası ile tanzim edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır.
Yapılan sözleşmede birinci husus; Konak İlçesi, İsmet Kaptan Mahallesi, 1039 ada 8 parsel üzerine imar planlarına, ihale dosyası ve mahal listeleri ile yapılan sözleşme eki avan projesine göre yüklenici tarafından yerine getirilecek Büyükşehir Belediyesince onaylanacak projeye göre; konferans salonu, tiyatro salonu, sinema salonları, sergi salonları, katlı otopark, ticaret merkezi, otel ve turizm merkezi, alışveriş merkezi, mağaza, trafo ve jeneratör, destek ünitelerin inşaa edilmesi ile Büyükşehir Belediyesine ait olacak bölümleri bila bedel yapılarak teslim edilmesidir.
İkinci husus; Kahramanlar Otoparkının Alanı’nda belediyece verilecek proje ve teknik şartnamelere uygun olarak yaklaşık 35.000 m2 inşaat alanlı katlı otopark 15 yıl süreyle işletmek şartıyla bilabedel inşaa edilerek Büyükşehir Belediyesine teslim edilmesi ve ilave 1.701.000
TL peşin bedelin %50’sinin sözleşmenin imzalanmasından itibaren 30 gün içerisinde, %50’sinin de 60 gün içerisinde ödenmesi hususlarını kapsamaktadır. Sözleşme konusu ikinci husus sözleşme hükümleri çerçevesinde Kahramanlar Katlı Otoparkının inşası yüklenicisi tarafından gerçekleştirilmiş ve yüklenici tarafından işletilerek 03.11.2015 tarihinde idareye devredilmiştir.
Sözleşmenin imzalanmasını takiben, sözleşme yüklenicisi tarafından gerekli projeler hazırlanarak alınan inşaat ruhsatına dayalı olarak inşaata başlanmışsa da, İzmir 3 üncü İdare Mahkemesi’nin 1998/458 esasına kayden açılan imar planının ve inşaat ruhsatının iptali istemiyle açılan dava sonucunda imar planlarına aykırılık sebebiyle 03.06.1999 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş ve 8 parselde başlamış olan inşaat durdurulmuştur. Daha sonraki süreçte imar planları Büyükşehir Belediyesi ile ilgili ilçe belediyesi tarafından yenilenmiş fakat yine alınan yargı kararlarıyla imar planları iptal edilmiş ve 8 parseldeki taşınmazın plansız alan olarak kalması dolayısıyla inşaat durdurulmuştur.
09.07.2001 tarihinde sözleşme yüklenicisinin bir ortağına ve diğer ortağında aynı bankaya borçlu olmasıyla diğer ortağa da TMSF tarafından el konulmuş ve ortaklığın tüm malvarlığına 6183 sayılı Kanun kapsamında takipler başlatılmış ve bu takipler kesinleşmiştir. Bu devralma işleminde TMSF, kanunların kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde,
alacaklarının tahsiline ilişkin olarak verilmiş bir yetki olması sebebiyle, şirketin tüzel kişiliğinde değişiklik yapmamıştır. Şirketin tüzel kişiliği TMSF’den ayrı ve bağımsız olarak devam etmiştir.
09.03.2009 tarihinde Büyükşehir Belediyesi ve ortaklık arasında protokol imzalanmış, protokol ile sözleşme konusu büyükşehir belediye payının %30’a çıkarılarak belediye hizmet binası yapılması, kalan %70’in ise yükleniciye ait olması şeklinde karar alınmıştır. Yapılan protokolün 8 inci maddesinde bu hükümler çerçevesinde ek bir sözleşme yapılacağı da ayrıca kararlaştırılmıştır. Bu protokol konusu kapsamında Büyükşehir Belediyesi ile ortaklık arasında 10.02.2014 tarihli yapılan sözleşme ile ilk sözleşme tadil edilmiş olup sözleşmeye protokol konusunda belirlenen hükümler eklenmiş ve sözleşme değiştirilmiştir.
Ayrıca söz konusu taşınmaz için, TMSF’nin 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 134 üncü maddesi; “…6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına…” hükmü yetkisine istinaden TMSF tarafından üç kez taşınmaz satış kararı alınmış, ilgili kararların ilki fon kurulu kararı ile ikinci ve üçüncüsü ise ihaleye katılan olmaması dolayısıyla uygulanmamıştır.
Daha sonra dördüncü kez satış kararı alınmış, taşınmaz 80.000.000,00 USD muhammen bedel ile satışa çıkarılmış olup 19.01.2016 tarihinde ihale edilmiştir.
İhale Şartnamesi’nin 8.4.1 inci maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan “Ege Dünya Ticaret Merkezi (Taşınmaz) Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihalesinin “Kurul” tarafından onaylanması tarihinden itibaren 30 ay geçmesine rağmen “İhaleyi Kazanan “ın kusuru olmaksızın, inşaat ruhsatının alınamaması halinde, “Kurul” tarafından ihale iptal edilecektir.” hükmünde belirtilen 30 aylık süre 24.09.2018 tarihinde dolmuş ve bu tarihe kadar ihale alıcısı tarafından inşaat ruhsatı alınamadığından ihale iptal edilmiş, taşınmazın eski maliklerine iadesine karar verilmiş, Konak Tapu Müdürlüğü nezdinde tüm takyidatların ihyası yapılmış ve eski yüklenici adına tapu tescili sağlanmıştır.
Sonuç olarak, İzmir ilinin şehir merkezinde konum ve değeri yüksek olan 20.866,10 m2 bir taşınmazın 1997 yılından itibaren şantiye alanı olarak kalması hem şehirde yaşayan insanların güvenliği açısından belediye sorumluluğu doğurmakta hem de kamu kaynağı olan taşınmazın etkili, ekonomik ve verimli kullanılmadığını göstermektedir. Bu sebeple yürürlükte bulunan imar planları doğrultusunda söz konusu taşınmazın Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir iline yeniden kazandırılması gerekmekte olup kamu kaynağı olan taşınmazın etkili, ekonomik ve verimli kullanımı sağlanmalıdır.
- B) Büyükşehir Belediyesinin Taşınmazının İzmir İline Otel Yapılması Amacıyla
Kurulan Sermaye Şirketine Ayni Sermaye Olarak Konulması Sebebiyle Kamu Kaynağı
Olan Taşınmazın Değerinden İdare Tarafından Faydalanılamaması
Yapılan incelemelerde İzmir Büyükşehir Belediyesi maliki olduğu taşınmazın otel yapılması amacıyla kurulan bir sermaye şirketine ayni sermaye olarak konulması sonucu 1987 yılından itibaren konum ve değer açısından çok önemli 6.605,75m2 arsanın değerinden idare tarafından faydalanılamadığı görülmüştür.
İzmir Büyükşehir Belediyesi; İzmir İli, Konak İlçesi, Basmane Mevkii, İsmetkaptan Mahallesi, 139 pafta, 1019 ada, 6 parselde tapuya kayıtlı 6.605,75 m2 taşınmazını otel kurulması amacıyla bir şirkete ayni sermaye konulması sonucu 16.04.1987 tarihli Hissedarlar Sözleşmesi ile İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş.nin %23,50 ortağı olmuştur.
Hissedarlar sözleşmesine uygun olarak 02.10.1987 tarihinde İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş kurulmuştur. Bu sözleşmeye göre kurulacak şirketin Hissedarlar sözleşmesinin özelliği; Taşınmaz, H… AŞ ne kiraya verilecektir. Yapılacak sermaye artırımlarında İzmir Büyükşehir Belediyesi rüçhan hakkı kullanımı için nakit ilave etmek suretiyle katılım yapılmayacaktır. Diğer hissedarlar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin rüçhan hakkı nedeniyle payına düşecek sermaye borcunu kendi hisseleri oranında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin namına İzmir Enternasyonal Otelcilik AŞ’ye ödeyeceklerdir. Böylece İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin pay oranı korunmuş olacaktır.
Şirketin kurulma amacına uygun olarak, daha inşa aşamasındayken, kiracı H… AŞ ile 01.10.1991 tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmeye göre, binanın tefrişatı kiracı tarafından yapılacak, buna karşılık giderler İzmir Enternasyonal Otelcilik A.Ş tarafından karşılanacaktır. Otelin işletimi sonucu elde edilecek gelirden masraflar düşüldükten sonra, kalan gelirden İzmir Enternasyonal Otelcilik AŞ’ye pay verilmek suretiyle kira bedeli ödemesi yapılmış olacaktır.
İzmir Enternasyonal Otelcilik AŞ tarafından otel inşa sürecinde nakit yetersizliği ve ekonomik dalgalanmalar sebebiyle yurt içi ve yurt dışı finans kuruluşlarından borçlanılmış ve bu krediler zamanında ödenememiştir. Yine yapılan sermaye artırımları da bu borçların karışlanmasında yetersiz kalması sebebiyle şirket bünyesinde hisse devirleri yapılmış, borç alınan kuruluşlar şirkette ortaklık elde etmiş ve en sonunda bir şirket grubu tarafından hisselerinin büyük kısmı toplanarak şirketin borçları karşılanmıştır. Ancak gelinen süreçte şirketin alacaklılarının şirkette küçük de olsa hisseleri mevcuttur. 2018 yılı itibarıyla şirketin bir ortağına 213.664.053,17 TL borcu bulunmaktadır.
Bu şirketin %23,50 ortağı olan Büyükşehir Belediyesinin bu şirketten şu ana kadar herhangi bir kar payı veya kira geliri elde edemediği gibi şirketin öz sermayesinin 2018 yılı sonu için -95.166.755,06 TL ve şirketin bir ortağına 213.664.053,17 TL olmak üzere toplam 236.053.923,82 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. 2017 yılında brüt satışları toplamının 10.343.454,59 TL, 2018 yılında ise brüt satışlar toplamının 3.935.001,35 TL olduğu düşünüldüğünde şirketin öz sermayesinin faaliyet geliri ile negatiften artıya getirilmesi ile borçlarını ödeyebilme kapasitesinin olmadığı açıktır. Yani iflas durumunda olan şirketin ortağı Büyükşehir Belediyesinin konum ve değer açısından çok kıymetli bir taşınmazından 1987 yılından itibaren mali olarak faydalanamadığı gibi anonim şirket ortağı olması sebebiyle taahhüt ettikleri sermaye yani ayni sermayesi olan taşınmaz ile de sorumludur.
Şirket 2017 yılında -29.095.363,78 TL olan öz sermayesi 2018 yılında -95.166.755,06 TL olarak gerçekleşmiş olup yıllar geçtikçe şirketin mali durumu daha kötüye gitmektedir. Bu sebeple şirket ortakları ile idare tarafından şirketin geleceği için acilen karar alınması elzem olup Büyükşehir Belediyesinin 6.605,75m2 kamu kaynağının 1987 yılından itibaren verimsiz kullanımının sonlandırılması gerekmektedir.
- C) Pınarbaşı Motor Sporları Yarış Pistinin Üzerinde Bulunan Taşınmazın Belirli
Kısmına Otobüs Garajı Yapılması Sebebiyle Pist Güzergahının Değiştirilmesi ve Pistin
Tamamının Yenilemesinin Büyükşehir Belediyesi Tarafından Yapılması
Yapılan incelemelerde 6360 sayılı Kanun hükmü gereğince kurulan Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 09.09.2015 tarih ve 53/D sayılı Kararı ile İzmir İli Bornova ilçesi Pınarbaşı mahallesi 849-852-1784-1785-1786 parsellerde kayıtlı olan toplam 245.000m2 üzerinde yarış pisti bulunan taşınmaz 06.10.2015 tarihinde Büyükşehir Belediyesi adına devir yapılmış olup taşınmaz kamu idaresi adına tescil edilmiştir.
Söz konusu taşınmaz İzmir İl Özel İdaresi tarafından ortağı olduğu İzyarış Ltd Şti’ye 07.09.2006 tarihinde on yıllık süre için kiralanmıştır. 14.04.2010 tarihinde İzyarış Ltd Şti tarafından yarış pisti işletilmesi için taşınmaz üçüncü bir şahsa kiralanmış ve taşınmazın Büyükşehir Belediyesine adına tescil olduğu tarihe dek bu sözleşme yenilenmiştir. 06.10.2015 tarihinden itibaren günümüze kadar gelinen süreçte kira sözleşmesi bulunmamasına rağmen ilgili kişi tarafından söz konusu taşınmaz ve yarış pistinin işletilmesine devam edilmiştir.
03.10.2017 tarih E.254197 sayılı başkanlık oluru ile söz konusu taşınmazın 47.000m2 lik 1784-85-86 nolu parselleri bağlı idare ESHOT’a atölye ve durak olması amacıyla tahsis edilmiştir.
Tahsis edilen kısımda pist bulunması sebebiyle pistin güzergah değişikliği ihtiyacı ortaya çıkmış ve 31.01.2018 tarih E.26259 sayılı yazıya istinaden İzbeton AŞ tarafından İl Sınırları İçindeki Asfalt Kaplaması, Bakım ve Onarım Yapılması İşi kapsamında söz konusu yarış pistinin belirli bir kısmının güzergahı değiştirilmiş ve kalan kısım içinde yenileme yapılmış olup toplam da 4.471.460,85 TL harcama yapılmıştır. Söz konusu pist 2006 yılından itibaren üçüncü şahıslar tarafından işletilmekte olup 06.10.2015 tarihinden itibaren kira sözleşmesi süresi bitmesine rağmen idare tarafından tahliye işlemi yapılmamış, ecrimisil ödenmek suretiyle ilgililer tarafından kullanıma devam edilmiştir. Gerek İl özel idaresinin İzyarış Ltd Şti ile gerek İzyarış Ltd Şti’nin kiracısıyla yapılan kira sözleşmelerinde pistin kullanılması için yapılacak temizleme, bakım onarım ve ıslahın kiracıya ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Ancak yapılan tahsis sonucunda pistin güzergahı değiştirilmek zorunda bırakılmış ve idare tarafından pistin bir kısmı yeniden yapılmış olup kalan kısım içinde kiracı tarafından yapılması gereken tadilat zorunlu hale getirilerek idare tarafından yapılmıştır.
Sonuç olarak idare tarafından yenilenme ve tadilatlar yapılması suretiyle kamu kaynağı aktarılan Pınarbaşı Motor Sporları Yarış Pisti’nin için 06.10.2015 tarihinde kira sözleşmesinin bitmesi sebebiyle ecrimisil ödenmek suretiyle üçüncü şahısların kullanımı sonlandırılmalı ve kamu kaynağının kullanımında etkili ekonomik verimlilik ilkelerine göre hareket edilmesi gerekmektedir.
İdarenin Tasarrufunda Bulunan Reklam Alanlarının İşletilmemesi Nedeniyle Gelir Kaybı Yaşanması
İdarenin görev ve yetki alanında bulunan alanlarda kurulu reklam panoları ile materyallerinin gelir getirici faaliyet olarak kiraya verilmediği, kurulu bütün ilan ve panoların büyükşehir hizmet ve tanıtımları için kullanıldığı ve gelir getirmemenin yanı sıra önemli ölçüde reklam gideri gerçekleştirildiği görülmüştür.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7 nci maddesi:
“Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları… ilân ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek; meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek.” hükmü,
“Belediyenin gelirleri” başlıklı 23 üncü maddesi:
“… e) 7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri.” Hükümleri gereği büyükşehir yetki alanında bulunan meydan, bulvar, cadde vb yerlerde ilan-reklam ile ilgili hususlarda gerekli düzenlemeleri yapmak buraları işletmek ve
işlettirmek ve ilan reklam vergilerini toplamak yetkisi Büyükşehir Belediyesine verilmiştir.
Bilindiği üzere 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarını kapsar hale getirilmiş ve en işlek meydan, bulvar, cadde vb. yerlerde büyükşehir belediyelerine yetki tanınmıştır. Bu yetki sonucunda ilçe belediyeleri için önemli gelir kaynağı olan ilan reklam vergilerini tahsil etmenin yanı sıra bu alanların kiraya verilerek işletilmesi sonucunda elde edilen gelirlerde ilçe belediyelerinden alınarak büyükşehir belediyelerine verilmiştir.
Ülkemizdeki uygulamalarda belediyeler bu reklam materyallerini kiraya vermekte ve kiralamadan elde ettiği gelirin yanı sıra 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince de ilan ve reklam veren kişilerden İlan Reklam Vergisi almaktadır. Yani Büyükşehir Belediyesince bu alanların kiraya verilmemesi sonucu hem kira gelirlerinden hem verilecek ilan ve reklamlardan elde edilecek İlan Reklam Vergisi’nden mahrum kalınmaktadır.
İdarece ilan reklam panolarının boş durması durumunda kötü görüntü oluşacağından sürekli olarak belediye hizmetlerinin tanıtımın asıldığı, her yıl bu tanıtımların matbaada basımı ve duraklara asılması için ihale gerçekleştirildiği ve harcamalar yapıldığı görülmüştür. Oysa diğer belediyelerce bu alanların kullanımı kiraya verildiğinde hem gelir elde edilmekte hem de sözleşmelerde reklam alanlarının belirli kısmının hizmetlerin ve duyuruların halka iletilmesi amacıyla belediye tarafından kullanılacağına ilişkin hükümler konularak gerekli tanıtımların gerçekleştirildiği görülmüştür.
24/12/2003 Tarih 25326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Türk kamu yönetiminde çok köklü değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişikliklerden en önemlisi kamu yönetiminde kaynakların etkili ekonomik ve verimli kullanılması hususudur. Kanun’un “Bakanların ve üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğu” başlıklı 4 üncü bölümünün 11 inci maddesinde “…belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet
gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar” denilmektedir.
Büyükşehir Belediyesinin 2019 yılı sonu itibariyle gelirlerinin giderlerini karşılamadığı bu sebeple aradaki farkı kapatmak için borçlanmaya ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Böyle bir durumda idarenin gelir getirecek alanlarını daha iyi kullanması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere üst yöneticiler sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanılmasını sağlamasından sorumlu tutulmuşlardır. İdare tarafından ilan ve reklam panoları kiraya verilerek hem kira geliri elde edilmesi hem de bu alanlarda yayınlanan ilanlardan İlan Reklam Vergisi alması idarenin gelirlerinin artırılmasında kaynak sağlayacaktır.
Arsa Satışından Elde Edilen Gelirlerde Emlak Müdürlüğü ile Muhasebe Müdürlüğü Kayıtlarının Birbiri ile Tutarlı Olmaması
Arsa satışlarına ilişkin olarak Emlak Müdürlüğü ile Muhasebe Müdürlüğünden alınan kayıtların birbiri ile örtüşmediği görülmüştür.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “25 Hesap Grubuna İlişkin İşlemler” başlıklı 187’nci maddesinin “Maddi Duran Varlıkların Satılması” başlıklı (d) bendinde:
“1) Amortisman ayrılmış olan varlıkların net değeri, kayıtlı değerden ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan tutardır. Devir ve trampa satış hükmündedir. Maddi duran varlıkların satış işlemleri sırasında; amortismana tabi olanlarda net değeri, diğerlerinde kayıtlı değeri ile satış bedeli arasında fark olması durumunda, öncelikle oluşan olumlu veya olumsuz, ilgili varlık hesabı ve gelir veya gider hesaplarına kaydedilerek satış işlemi muhasebeleştirilir.”
“Hesabın işleyişi” başlıklı 189’uncu maddesinin “Alacak” başlıklı b bendinde:
“1) Satılan arsa ve arazilerin, bir taraftan kayıtlı değeri bu hesaba, satış bedeli ile kayıtlı değeri arasındaki olumlu fark 600-Gelirler Hesabına alacak, satış bedeli 100-Kasa Hesabı veya 102-Banka Hesabı ya da ilgili diğer hesaplara, satış bedeli ile kayıtlı değeri arasındaki olumsuz fark 630-Giderler Hesabına borç; diğer taraftan satış bedeli 800-Bütçe Gelirleri Hesabına alacak, 805-Gelir Yansıtma Hesabına borç kaydedilir.”
Denilmektedir
Yapılan incelemede, Emlak Müdürlüğünün 2019 yılı verilerine göre arsa satış bedeli toplam 2.005.390,50 TL iken, Muhasebe Müdürlüğünden alınan 2019 yevmiye defterine göre
800.06.01.05 Arsa Satış Hesabı tutarı 3.047.316,75 TL’dir
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, iki birimin kayıtları üzerinde çalışmalar yapılarak gerçek durum tespit edilmeli ve gerekli muhasebe kayıtları/düzeltmeler yapılmalıdır. Belirtildiği gibi Muhasebe Birimi ile Emlak Birimi verilerinin tutarlı olmaması mali tabloların doğru ve güvenilir bilgi üretmesini engellemektedir.
Kamu İdaresi cevabında arsa satışları ile Muhasebe Müdürlüğü kayıtlarının entegresi yapılarak müdürlükler arası koordinasyon sağlanmaya başlandığı belirtilmekte ise de, 2019 yılı için tespit edilen tutarsızlığa ilişkin değerlendirmemiz devam etmektedir.
BÖLÜM 2: ENVANTER VE MUHASEBEYE İLİŞKİN HATALAR
Yol Yapım, Bakım ve Onarım İşleri Kapsamında Yapılan Harcamaların Yeraltı ve Yerüstü Düzenler Hesabına Kaydedilmesi Gerekirken Doğrudan Giderleştirilmesi
Çankaya Belediyesi tarafından 2019 yılı içerisinde; yol yapım, bakım ve onarım işleri kapsamında 15.933.129,89 TL tutarında imalat gerçekleştirilmiş ancak söz konusu harcamalar varlık hesapları yerine dönem sonunda kapanan cari gider hesapları kullanılarak muhasebeleştirilmiştir.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 190’ıncı ve 191’inci maddeleri gereğince; herhangi bir işin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak için, yeraltında veya yerüstünde inşa edilen yapıların 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenler Hesabında, bu hesapta izlenen yeraltı ve yerüstü düzenlerinin iyileştirilmesi, ömrünün uzatılması veya veriminin arttırılmasına ilişkin olarak bütçeye gider kaydıyla yapılan harcama tutarlarının da bu hesaba borç kaydı yapılarak izlenmesi gerekmektedir.
Yılı içerisinde 15.933.129,89 TL tutarındaki yol yapım bakım ve onarım kapsamındaki harcamaların cari gider hesapları kullanılarak muhasebeleştirilmesi neticesinde, mali tablolarda yer alan 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenler Hesabının 15.933.129,89 TL eksik, 630 Giderler Hesabının ise bu tutar kadar fazla görünmesine sebep olunmuştur.
Sonuç olarak, söz konusu kayıt düzeltilerek, ilgili hesabın doğruluğu sağlanmalıdır.
Park Bakım Onarım İşine İlişkin İşlemlerin muhasebeleştirilmemesi
Belediyeye ait 90. Yıl Cumhuriyet Parkı ve Neşet Ertaş Parkları için bakım onarım çalışması yapılmış ve bu alanlar için yapılan bakım onarım gideri 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabına gerektiği gibi kaydedilmiştir. Ancak bakım onarım ihalesi kapsamında yapılan bu giderler dışında, söz konusu iki park için daha önce yapılan yatırımların da 251 Yeraltı ve yerüstü Düzenleri Hesabına kaydedilmesi gerekirken kaydedilmediği görülmüştür.
Söz konusu onarım işinin yapılma amacı; Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün alt yapı bakım çalışmaları kapsamında bahsi geçen iki park alanı içinde de çalışma yapacak olması ve verilen hasarın giderilip park alanının kullanılabilir duruma getirilmesi ve onarımlarının yapılmasıdır.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 190’ıncı maddesinde, maddi duran varlıklar içinde yer alan 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabının niteliği, 191’inci maddesinde de işleyişi düzenlenmektedir. Buna göre, herhangi bir işin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak için, yeraltında veya yerüstünde inşa edilmiş her türlü yol, köprü, baraj, tünel, bölme, sarnıç, iskele, hark ve benzeri yapılar ile bunların eklenti ve bütünleyici parçalarının ve bunlardan tahsise konu edilen maddi duran varlıklar 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabında izlenmektedir. Yollar, park ve yeşil alanlar, rekreasyon alanları ve bunların eklenti ve bütünleyici parçaları bahsedilen hesapta kayıt altına alınmaktadır.
Öte yandan, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışma öncesi park alanından kaldırılan park donatı elemanlarının, çevre birimlerinin ve park içerisinde tekrar kullanıma veya yedek parça olarak kullanıma veya hurda olarak değerlendirmeye mümkün olan malların nasıl değerlendirildiğine dair herhangi bir kayıt ya da tutanak da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kaldırılan ya da hurdaya ayrılan park eklentileri ve donatı elemanları için ve tüm ilgili yatırımlar için 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabının mevzuata uygun olarak çalıştırılması gerekmektedir.
Mali Tabloların Taşınmazlara İlişkin Doğru Bilgi Sunmaması
Çankaya Belediyesinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların cins tashihi ile değerleme çalışmalarının tamamlanmaması nedeniyle mali tablonun söz konusu varlıklara ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmadığı görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, kamu kaynağı olarak sayılan taşınmazların, mali saydamlığı ve hesap verilebilirliği sağlayacak şekilde kayıtlara alınması gerekmektedir. Bu itibarla, taşınmazların fiili envanterinin yapılması ve mevzuata uygun olarak belirlenen değerler üzerinden mali tablolara alınması önem arz etmektedir.
Kamu idarelerince yapılacak envanter çalışmaları, 02.10.2006 tarih ve 26307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’te düzenlenen kayıt işlemleri çerçevesinde yürütülmektedir.
Anılan Yönetmelik’in 5’inci maddesinde; taşınmazların maliyet bedeli veya rayiç değer üzerinden kayıtlara alınması gerektiği ifade edilmiştir. Benzer bir düzenlemeye taşınmazların muhasebeleştirilmesine ilişkin çerçevenin çizildiği Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 26’ncı maddesinde verilmiştir.
Envanteri tamamlanan ve gerçek değeri tespit edilen taşınmazlar, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 188-193’üncü maddeleri arasında yer alan düzenlemeler uyarınca varlığın cinsine göre 250 Arazi ve Arsalar Hesabı, 251 Yer Altı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı ve 252 Binalar Hesabına kaydedilerek raporlanacaktır.
Yapılan incelemelerde; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden alınan bilgiler ile Belediye kayıtlarında yer alan taşınmaz sayısının yaklaşık olarak birbiriyle tutarlı olduğu ancak taşınmazların mevcut kullanım şeklinde meydana gelen değişikliklerin dikkate alınmadığı, mezkur Yönetmelik’in 10’uncu maddesinde öngörülen cins tashihi işlemlerinin yapılmadığı, envanter ve muhasebe kayıtlarında mevzuatta öngörülenin aksine fiili durumun yerine tapuda kayıtlı durumun esas alındığı görülmüştür.
Öte yandan, Belediye tarafından envanterde bulunan taşınmazların gerçek değerinin tespitine ilişkin çalışmaların yapılmadığı, dolayısıyla söz konusu varlıkların, mevzuatta öngörüldüğü şekli ve gerçek değeri ile raporlanmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, mali tabloların Kurum’un taşınmazlarına ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmasını teminen cins tashihi ile değerleme çalışmaların en kısa sürede tamamlaması ve muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıyacak şekilde düzeltilmesi; bu çalışmalar nihayete erdirilene kadar da muhasebe kayıtlarının fiili durum esas alınarak yapılması gerekmektedir.
İrtifak Hakkı Olarak Verilen Taşınmazların Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabında İzlenmemesi
Çankaya Belediyesi tarafından irtifak hakkı olarak verilen taşınmazların 256 Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabı ile 922 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri ve 923 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Karşılığı hesaplarında izlenmediği görülmüştür.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince kamu-özel işbirliği modeli
çerçevesinde yaptırılan yatırım ve hizmetlerin muhasebeleştirilmesi 45 sıra no’lu Kamu Özel İş Birliği Uygulamalarının Muhasebe İşlemleri Muhasebat Genel Tebliği’ne göre, mahalli idareler için Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde yer alan hesaplara uygun olarak gerçekleştirilmektedir.
45 sıra no’lu Kamu Özel İş Birliği Uygulamalarının Muhasebe İşlemleri Muhasebat
Genel Tebliği’nin “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) Modeli; “Yap-işlet-devret veya yap-kirala-devret modellerine göre gerçekleştirilen kamu yatırımları ile işletme hakkının devri gibi kamu hizmeti sunumunun devredilmesini içeren idari sözleşmeleri ya da özel hukuk sözleşmeleri ile kanunlarla belirlenmiş bu modellerin belirli bölümlerini kısmen içeren diğer kamu özel iş birliği modellerini”, olarak tanımlanmıştır.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 256 Hizmet imtiyaz varlıkları hesabı, 200’üncü ve 201’inci maddelerinde, söz konusu hesabın niteliği ve işleyişine yönelik açıklamalar yapılmıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre irtifak hakkı tesis etmek suretiyle tesis edilen kamu özel işbirliği taahhütlerinin 256 Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabı ile 922 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Hesabına borç, 923 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Karşılığı Hesaplarında izlenmesi gerekmektedir.
Tablo 9: Çankaya Belediyesi Tarafından İrtifak Hakkı Verilen Tesisler
| İhale Usulü | Süresi | Emlak
Bedeli (TL) |
|
| 1. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
49 Yıl süreli irtifak hakkı | (2020)
4.394.514,21 |
| 2. Taşınmaz
|
2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
49 Yıl süreli irtifak hakkı | 817.975,00 |
| 3. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
49 Yıl süreli irtifak hakkı | 6.379.756,00 |
| 4. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
49 yıl süreli irtifak hakkı | 14.528.369,20 |
| 5. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
49 Yıl süreli irtifak hakkı | 2.686.817,81 |
| 6. Taşınmaz | 5393 Sayılı Belediye Kanunu | 25 Yıl süreli irtifak hakkı | 2.867.351,36 |
| 7. Taşınmaz | 5393 Sayılı Belediye Kanunu | 25 Yıl süreli irtifak hakkı | 11.032.764,27 |
| 8. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
39 Yıl süreli irtifak hakkı | 11.404.844,87 |
| 9. Taşınmaz | 2886 Sayılı Devlet İhale
Kanunu |
10 yıl yapım karşılığı kiralama | 13.616.052,68 |
| TOPLAM | 67.728.445,40 |
Hal böyleyken, ayrıntısı yukarıda yer alan tablodan da anlaşılacağı üzere Çankaya Belediyesi tarafından irtifak hakkı verilen tesislerin 256 Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabı ile 922 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri ve 923 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Karşılığı hesaplarında izlenmediği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, ilgili hesaplar mali tablolarda 67.728.445,40 TL tutarında eksik tutarla yer almakta olup, önemli bir bilgi eksikliğine neden olmaktadır.
Tahsisli Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarına Alınmaması
Diğer kamu idarelerinden tahsisli olarak kullanılan taşınmazlar ile diğer kamu idarelerine tahsisli olarak kullandırılan taşınmazların, muhasebe kayıtlarına alınmadığı görülmüştür.
Mahalli İdareler Detaylı Hesap Planında, Belediyenin tahsis ettiği taşınmazlar için Yönetmelik gereği yapacağı kayıtlarda kullanacağı hesaplar; 250.02, 251.02 ve 252.02 Kamu İdaresinin Tahsis Ettiği Taşınmazlar Hesapları, 500.11 Tahsis Edilen Taşınmazlar Hesabı ve 500.13 Tahsis Edilen Taşınmazlar İçin Ayrılmış Amortisman Tutarları Hesabı olarak yer almaktadır. Tahsisli olarak kullandığı taşınmazlar için ise 250.03, 251.03 ve 252.03 Tahsisli Kullanılan Taşınmazlar Hesapları ile 500.12 Tahsisli Kullanılan Taşınmazlar hesabının kullanılacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde taşınmazların yönetimi ve kontrolü için, idarelerce tahsisli kullanılan ve tahsis edilen taşınmazlarla ilgili farklı bir kayıt düzeni bulunmakta ve bu şekilde kullanılan taşınmazlarla ilgili yapılacak kayıtların buna uygun olarak tutulması gerekmektedir.
Belediyenin tahsisli olarak kullandığı taşınmazların muhasebe kayıtları yapılmadığından Belediyenin bilançosunda hiç görünmemekte; Belediyenin başka kurumlara tahsisli olarak kullandırdığı taşınmazlar ise tahsis kaydı yapılmadığından, Belediye tarafından kullanılmadığı halde hala Belediyenin bilançosunda Belediyenin kullanımındaymış gibi görünmektedir.
Sonuç olarak yukarıda belirtilen hesaplar Belediyenin taşınmazlarına ilişkin gerçek durumu yansıtmamaktadır.
Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının Gerçeği Yansıtmaması
Yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan giderlerin; 258-Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı yerine, doğrudan ilgili maddi duran varlık hesabına kaydedildiği görülmüştür.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 204 ve 205’inci maddesinde 258Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının niteliği ve işleyişi düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik’in 204’üncü maddesine göre;
“Bu hesap, yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan her türlü madde ve malzeme ile işçilik ve genel giderlerin; geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihte, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığını gösteren belgenin düzenlendiği tarihte, ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılıncaya kadar izlenmesi için kullanılır.”
Söz konusu Yönetmelik’in 205’inci maddesinde ise bu hesaba yapılacak borç ve alacak kayıtları düzenlenmiş, gerek yılı içerisinde gerekse yılları sari olarak yapımı süren ve tamamlandığında ilgili maddi duran varlık hesabına aktarılacak tutarların bu hesaba borç kaydedileceği hüküm altına alınmıştır.
Ancak yapılan incelemede, Park ve Bahçeler Müdürlüğü haricinde, diğer müdürlüklerce yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan giderlerin doğrudan 251-Yer Altı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı ile 252-Binalar Hesabına alındığı, 258-Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının hiç kullanılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durum henüz tamamlanmamış dolayısıyla muhasebe sistematiği açısından 251 Yer Altı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı ile 252 Binalar Hesabında izlenmemesi gereken tutarların bu hesaplarda görünmesine, 258-Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının ise Kurum bilançosunda gerçek değeri ile yer almamasına neden olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Belediyenin sahip olduğu varlıkların niteliğine ilişkin bilginin doğru bir şekilde mali tablolara sunulmasını teminen; yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan harcamaların ilgili maddi duran varlık hesabına alınıncaya kadar, 258-Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmelidir.
Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı ile Birikmiş Amortismanlar Hesabının Kullanılmaması
Çeşitli şekillerde kayıtlardan çıkarılan maddi duran varlıkların 294 Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında, bu maddi duran varlıklar için ayrılmış olan amortismanların ise 299 Birikmiş Amortismanlar Hesabında izlenmediği görülmüştür.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 224’üncü maddesinde 294 Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabının kullanım amacı “Bu hesap, çeşitli nedenlerle kullanılma olanaklarını yitiren maddi duran varlıkların izlenmesi için kullanılır.” şeklinde açıklanmıştır. Aynı Yönetmelik’in 228’inci maddesinde ise 299 Birikmiş Amortismanlar Hesabının kullanım amacı “Bu hesap, diğer duran varlıklar hesap grubunda yer alan hesaplarda kayıtlı amortismana tabi duran varlıklar için ayrılmış olan amortisman tutarlarını izlemek için kullanılır.” şeklinde açıklanmıştır.
Mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere çeşitli nedenlerle kullanılma olanaklarını yitirdiği için taşınır kayıtlarından çıkarılan maddi duran varlıkların 294 Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında, bu taşınırlar için daha önce ayrılmış amortisman tutarlarının ise 299 Birikmiş Amortismanlar Hesabında izlenmesi gerekmektedir.
Hal böyleyken, Belediyenin söz konusu hurda hesaplarını çeşitli şekillerde kayıtlardan çıkarılan maddi duran varlıklarını ve bunlara ilişkin amortismanları söz konusu hesaplarda amortisman kayıtlarını tutmadığı tespit edilmiş olup, söz konusu durum mali tabloların eksik bilgi vermesine neden olmaktadır.
Taşınmaz Kayıt İşlemlerinin Tamamlanmaması
Kuruma ait taşınmazların kayıt ve icmal cetvellerinin düzenlenmesi işlemlerinin tamamlanmadığı görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’da kamu kaynakları arasında sayılan taşınmazlara ilişkin düzenlemeler anılan Kanun’un 44-48’inci maddesinde yapılmıştır. Kanun’un 44’üncü maddesinde;
“Bu malların kaydı ile taşınırların muhafazası, kullanımı, mal yönetim hesabının verilmesi ve mal yönetim sorumlularıyla bunlar adına görev yapacak olanların belirlenmesine ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir.”
denilerek taşınmazların kaydına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle belirleneceği
hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer verilen hükme dayanılarak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımına bulunan taşınmazların kaydına ve icmal cetvellerinin düzenlemesine ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla çıkarılan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik 2.10.2006 tarihinde yayımlanmıştır.
Buna göre, bahsi geçen Kanun ve Yönetmelik kapsamında olan İdare, mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kayıtlarını Yönetmelik’le belirlenen esas ve usullere göre yapacaktır.
Söz konusu Yönetmelik’in;
5’inci maddesinde kayıt ve kontrol işlemlerinin nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup, söz konusu taşınmazların hangi değerler üzerinden kayıtlara alınacağı düzenlenmiştir.
6’ıncı maddesinde taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleri ile ilgili görev, yetkili ve sorumluluklar düzenlenmiş, sorumluların kayıtların mevzuata uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasını ve bu kayıtlara ilişkin bilgisayar programı, defter ve belgelerin denetime hazır şekilde muhafaza edilmesini sağlamakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
Yine Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde, taşınmazlara ilişkin bilgilerin hangi formlara ne şekilde kaydedileceğine ilişkin düzenlemeler yapılmış, idarelerin taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleriyle görevli birimlerince hazırlanan formların bu birimlerce taşınmaz icmal cetvelleri hazırlanmak üzere mali hizmetler birimine göndereceği, daha sonra mali hizmetler birimince bu formların konsolide edilerek Yönetmelik ekinde yer alan örneğe göre taşınmaz icmal cetvellerinin oluşturulacağı belirtilmiştir. Ayrıca, icmal cetvellerinin hangi bilgileri içereceği de anılan madde de düzenlenmiştir.
8’nci maddesinde, kaydı yapılan her taşınmaz için bir numara verileceği, 8’inci maddesince, 7’nci maddesine göre göre kaydedilen her taşınmaz için taşınmaz ile aynı numarayı taşıyan bir dosya düzenleneceği hükme bağlanmış, bu dosyada hangi belgelerin bulunacağı da belirtilmiştir.
Ancak yapılan incelemede, taşınmazlara ilişkin olarak değerleme çalışmalarının, Yönetmelik’in ekinde yer alan formların ve gereken taşınmaz icmal cetvellerinin düzenlenmediği, taşınmazların numaralandırılmadığı, Yönetmelik’in öngördüğü biçimde dosyalama işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen düzenlemeler ışığında, 5018 sayılı Kanun’da kamu kaynağı olarak sayılan taşınmazların hesap verilebilirliği sağlayacak şekilde kayıt işlemlerinin tamamlanması önem arz etmektedir.
Taşınmazların Emlak Vergisi Değerleri Esas Alınarak Kaydedilmesi
İdare mülkiyetindeki taşınmazlara ilişkin kayıtların maliyet bedeli veya rayiç değer yerine emlak vergisi değeri ile yapıldığı tespit edilmiştir.
İdarenin mülkiyetinde bulunan taşınmazların, kayıt altına alınması ve taşınmaz envanterinin oluşturulması Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik, bunlara yönelik muhasebeleştirme ve taşınmaz hesaplarının çıkartılması ise MİBMY hükümlerine göre yerine getirilmektedir.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik gereği, tapuda kayıtlı taşınmazlar maliyet bedeli, maliyet bedeli belirlenemeyenler rayiç değer; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlardan maliyet bedel ve rayiç değeri belirlenemeyenler ile orta malları ve genel hizmet alanları iz bedel üzerinden kayıtlara alınmalıdır.
Yönetmelik’in, Geçici 1’inci maddesinde maliyet bedeli veya rayiç değeri üzerinden kayıtlara alınması gereken taşınmazların, değerleme çalışmaları tamamlanana kadar emlak vergi değeri ile geçici olarak kayıt altına alınabileceği düzenlenmiştir. 31.12.2017 tarihi itibariyle taşınmazların emlak vergi değeri ile kayıtlarda izlenmesi uygulaması son bulmuş ve idarelerin taşınmazlarını maliyet bedeli ya da rayiç değer üzerinden kayıtlarda izlemesi zorunluluğu başlamıştır.
Bu itibarla 2019 mali yılında emlak vergi değerinin, değerleme ölçütü olarak kullanılmaması gerekmektedir. Yapılan incelemelerde taşınmaz envanterinde yer alan arsa ve arazi niteliğindeki taşınmazların bir kısmı ile dükkân, işyeri, ev, spor tesisi, kafeterya gibi bina niteliğindeki taşınmaların, emlak vergi değeriyle izlenmeye devam edildiği görülmüştür.
Bu durum, taşınmaz değerlerinin sağlıklı ve gerçeğe uygun olmamasına, mali tablolarda doğru ve güvenilir bilgi sunulmamasına ve taşınmaz yönetiminde saydamlığın ve etkinliğin sağlanamamasına yol açmaktadır. Zira emlak vergi değeri genel anlamıyla asgari ölçülere göre tespit edilen ve emlak vergisi matrahını oluşturan değer olup gerçeğe uygun değerin ya da piyasadaki rayiç değerinin çok altındadır. Bundan dolayı, taşınmaz envanterinde ve 2019 yılı mali tablolarında taşınmaz hesapları gerçek durumu yansıtmamaktadır.
Rayiç değer tespit çalışmalarına başlanacağı ifade edilmiş olmakla birlikte, henüz yapılan bir çalışma bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, mali tabloların idare taşınmazlarına ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmasını sağlamak üzere rayiç değer tespit çalışmalarının en kısa sürede tamamlanması ve muhasebe kayıtlarının mevzuatın öngördüğü şekilde yapılması gerekmektedir.
İdare Adına Tapuda Kayıtlı Bazı Taşınmazların Cins Tashihlerinin Yapılmaması
İdarenin mülkiyetinde bulunan bazı taşınmazların cins tashihlerinin yapılmadığı görülmüştür.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in “Cins tashihlerinin yapılması” başlıklı 10’uncu maddesinde; İdarelerce tasarruflarında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda taşınmazların mevcut kullanım şekli ile kayıtlara alınacağı ve cins tahsisi için gerekli işlemlerin yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
İdarenin taşınmaz kayıtları incelendiğinde tapu kayıtlarında arsa niteliğinde görünen birçok taşınmazı olduğu ancak bu taşınmazların bir kısmının sergi ve fuar alanı, sağlık ocağı, atölye, eğitim ve dinlenme binaları vb. olarak kullanıldığı dolayısıyla söz konusu taşınmazların tapudaki kayıtlarıyla fiili durumlarının örtüşmediği tespit edilmiştir.
Gayrimenkullerin kullanım amaçlarına göre cins değişiklikleri yapılması hususunda gerekli çalışmaların yapılacağı ifade edilmiş olmakla birlikte henüz bir çalışma yapılmamıştır.
Tapu kayıtları ile fiili durumları farklı olan taşınmazlarla ilgili tespitlerin yapılması ve tapu kayıtlarının fiili duruma uygun bir şekilde düzeltilmesi için İdare tarafından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması gerekmektedir.
İlçe Sınırları İçerisindeki Parklara ve Diğer Genel Hizmet Alanlarına İlişkin Gerekli Kayıtların Tutulmaması ve İcmal Cetvellerinin Düzenlenmemesi
İlçe sınırları içerisindeki park ve diğer genel hizmet alanlarının kaydı Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’te belirtildiği şekilde tutulmamış ve gerekli icmalleri düzenlenmemiştir.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in 1’inci maddesinde bu Yönetmelik’in amacının genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bu idarelere bağlı ve kanun kapsamında olan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kaydına ve icmal cetvellerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilmiştir.
Aynı Yönetmelik’in “kayıt ve kontrol işlemleri” başlıklı 5’inci maddesi ile “kayıt şekli” başlıklı 7’inci maddesinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların, genel hizmet alanlarının, orta mallarının ve diğer taşınmazların kayıt ve kontrol işlemlerinin nasıl yapılacağı, yönetmelik eki taşınmaz formlarında hangi bilgilerin işleneceği belirtilmiştir.
Belediye Kanunu, İmar Kanunu ve Kadastro Kanunu gibi yasal mevzuatlar gereğince ilçe sınırları içerisindeki meydanlar, parklar ve yeşil alanlar, mesire yerleri, rekreasyon alanları, otoparklar, pazar yeri gibi genel hizmet alanlarının tamamı belediyenin mülkiyetinde olmasa da belediyenin yönetiminde veya kullanımındadır. Yukarıdaki yönetmelik gereği genel hizmet alanlarının tamamının belediyece kaydı ve kontrolü gereklidir.
İdarenin Mülkiyetinde, Yönetiminde veya Kullanımındaki Taşınmazların Tapu ve Muhasebe Kayıtlarının Fiili Durumu Yansıtmaması
İdare taşınmazlarının tapu bilgilerinin fiili durumla uyumlulaştırılması, numaralandırması, dosyalanması, cins tashihi ve yeniden değerleme işlemleri tamamlanmamış ve bunlara bağlı olarak da muhasebe bilgileri güncellenememiştir.
Taşınmazların yönetimi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 44, 45, 47 ve 60’ıncı maddelerinde düzenlenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığınca; 5018 sayılı Kanun’un 44, 45 ve 60’ıncı maddelerine dayanılarak Kanun kapsamında olan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kaydına ve icmallerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik çıkarılmıştır.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in 1’inci maddesinde, Yönetmelik’in amacının; genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bu idarelere bağlı ve Kanun kapsamında olan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kaydına ve icmal cetvellerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş ve Yönetmelik’in diğer maddelerinde kamu idarelerinin tasarrufunda bulunan taşınmazların kaydına ve buna ilişkin cetvellerin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu işlerle ilgili görev, yetki ve sorumluluklar belirlenmiştir.
Yönetmelik’in “Kayıt ve Kontrol İşlemleri” başlıklı 5’inci maddesine göre: Taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleri; kamu idarelerine ait taşınmazların mevcutlarla birlikte içinde bulunulan yılda çeşitli yollarla edinilenlerin ve elden çıkarılanların miktar ve değer olarak takip edilmesi amacıyla kayıt altına alınması olup kayıtların belgeye dayanması esastır. “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar” başlığı altında yer alan taşınmazlar maliyet bedeli üzerinden, bu taşınmazlardan maliyet bedeli belirlenemeyenler ise rayiç değerleri üzerinden kayıtlara alınacaktır.
Taşınmazların rayiç değeri; maliki kamu idaresince, başka bir kamu idaresinin yönetiminde veya kullanımında olanlar ise bu idarelerce tespit edilecek ve taşınmazların kayıtlara alınan değeri, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre güncellenecektir. Ayrıca, kayıt işlemleri, taşınmaz giriş ve çıkış kayıtlarının tutulması ve ilgili cetvellere kaydedilmesi süreçlerini kapsamaktadır.
Yönetmelik’in “Taşınmazların numaralandırılması” başlıklı 8’inci maddesine göre: Kamu idarelerince kaydedilen her taşınmaz için daha önce belirlenmiş taşınmaz numarası var ise bu taşınmaz numarası, yoksa kamu idarelerinin belirleyeceği taşınmaz numarası verilecektir.
Yönetmelik’in “Dosyalama” başlıklı 9’uncu maddesinde; kamu idarelerince kaydedilen her taşınmaz için taşınmaz ile aynı numarayı taşıyan birer dosya oluşturulacağı, dosyalama işleminin nasıl yapılacağı, hangi tasarruf işlemi için ne tür belgelerin ekleneceği ayrıntısıyla düzenlenmiştir.
Yönetmelik’in “Cins tashihlerinin yapılması” başlıklı 10’uncu maddesine göre: Kamu idarelerince; mülkiyetlerinde, yönetimlerinde veya kullanımlarında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda, taşınmazlar mevcut kullanım şekli ile kayıtlara alınacak olup kamu idareleri taşınmazların cins tashihinin yapılması için gerekli işlemleri yapacaklardır. Tahsis edilen ve üzerinde irtifak hakkı tesis edilen taşınmazlar açısından bu yükümlülük kullanan idarenin veya gerçek veya tüzel kişilerin durumu tespit eden yazısı üzerine taşınmaz maliki idareye aittir. Ancak cins tashihine ilişkin gerekli belgeler ile buna ilişkin malî yükümlülükler kullanıcılar tarafından karşılanacaktır.
Diğer yandan, aynı Yönetmelik’in geçici 1’inci maddesinde de, tüm bu taşınmaz kayıt işlemlerinin 31.12.2017 tarihine kadar tamamlanması gerektiği ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince; tapu bilgilerinin temin edilerek fiili envanterin yapılması, mevzuatında belirtilen şekilde kayda esas değerlerinin tespit edilmesi ve yeniden değerleme yapılması, her bir taşınmaz için numaralandırma, dosyalama ve cins tashihi işlemlerinin yapılması, taşınmaz icmal cetvellerinin konsolide edilmesi, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği gereği taşınmazların mali tablolarda gösterilmesi ve tüm bu taşınmaz kayıt işlemlerinin 31.12.2017 tarihine kadar tamamlanması gerekmektedir.
Ancak, İdarenin taşınmaz işlemlerinin incelenmesi neticesinde; mevzuatında belirtilen süre itibariyle taşınmaz tapu bilgileri ile fiili durum uyumlulaştırılmasının yapılamadığı ve numaralandırma, dosyalama, cins tashihi ve yeniden değerleme işlemlerinin tamamlanamadığı ve bunlara bağlı olarak da muhasebeleştirme işlemlerinin güncellenemediği; belirtilen eksikliklerin hâlihazırda da devam ettiği tespit edilmiştir.
Belirtilen kayıt işlemlerin tamamlanmaması nedeniyle, 2019 yılı mali tablolarında 25 Maddi Duran Varlıklar Hesap Grubu açısından hatalı bilgi oluşmasına sebebiyet verilmiştir.
Taşınmazların Cins Tashihlerinin Yapılmaması
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde cins tashihi; binalar, arazi ve arsalar ile yer altı ve yer üstü düzenlerinin mevcut kullanım şekilleri ile tapu kayıtlarının farklılık göstermesi durumunda tapu kayıtlarının mevcut kullanım şekli dikkate alınarak düzeltilmesi işlemi şeklinde tanımlanmaktadır.
Aynı Yönetmelik’in 10’uncu maddesinde kamu idarelerinin cins tashihlerini nasıl yapabileceği ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
Yapılan incelemelerde aşağıdaki tabloda ayrıntısı gösterilen bazı taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapuda yer alan bilgilerinin farklı olduğu tespit edilmiştir. Mevzuat hükümleri uyarınca, tapuda kayıtlı olan taşınmazların kullanım şekilleri ile tapu bilgilerinin uyumlu hale getirilerek cins tashihlerinin yapılması gerekmektedir.
Genel Hizmet Alanları ile Orta Mallarına İlişkin Kayıtların İz Bedeli Üzerinden Yapılmaması
Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in EK 1’deki kayıt planının “Orta Malları” ile “Genel Hizmet Alanları” başlığı altında yer alan taşınmazların rayiç değerleri üzerinden kayıtlarda yer aldığı görülmüştür.
Yönetmelik’in “Kayıt ve kontrol işlemleri” başlıklı 5’inci maddesine göre; kamu idareleri, mevcutlarla birlikte içinde bulunulan yılda çeşitli yollarla edinilen ve elden çıkarılan taşınmazlarını, miktar ve değer olarak takip etmek amacıyla kayıt altına alacaklardır.
Taşınmazların hangi değerler üzerinden kayıt altına alınacağı ise yine 5’inci maddede açıklanmış olup, buna göre orta malları ile genel hizmet alanları başlığı altında yer alan taşınmazların iz bedeli üzerinden kayıtlara alınacağı hüküm altına alınmıştır.
“İz bedeli” ile ilgili tanımlamalar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Buna göre; iz bedeli, gerçek değeri tespit edilemeyen veya edilmesi uygun görülmeyen ancak, hesaplarda izlenmesi gereken iktisadi kıymetlerin muhasebeleştirilmesinde kullanılan en düşük tutardır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelere rağmen belediye taşınmazları üzerinde yapılan incelemede; belediye mülkiyetinde yer alan park, yeşil alan, meydan, yol, mesire yeri ve mezarlık gibi yerlerin rayiç değerleri üzerinden kayıt altına alındığı tespit edilmiştir.
Orta malları ile genel hizmet alanları başlığı altında yer alan ve yukarıda bahsi geçen taşınmazların, anılan Yönetmelik uyarınca ilk envanterlerinde maliyet bedeli belirlenenler için maliyet bedeli üzerinden, maliyet bedeli belirlenemeyenlerin için iz bedeli üzerinden, sonrasında yapılan değer artırıcı nitelikteki harcamaların ise ilgili bedellere eklenerek muhasebe kayıtlarına alınması gerekirken rayiç değerleri üzerinden kayıt altına alınması sonucu, 2019 yılı Bilançosunda 251.01.20 Yeraltı ve yerüstü düzenleri hesabı toplam 3.995.924,38 TL fazla gösterilerek hataya neden olunmuştur.
Taşınmazların Cins Tashihlerinin Yapılmaması
Belediyenin tapuda kayıtlı taşınmazlarından, tapu kaydı ile mevcut kullanım şekli farklılık gösteren taşınmazlar olmasına rağmen cins tashih işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde cins tashihi,
“Binalar, arazi ve arsalar ile yer altı ve yer üstü düzenlerinin mevcut kullanım şekilleri ile tapu kayıtlarının farklılık göstermesi durumunda tapu kayıtlarının mevcut kullanım şekli dikkate alınarak düzeltilmesi işlemi” olarak tanımlanmış,
“Cins tashihlerinin yapılması” başlıklı 10’uncu maddesinde;
“(1) Kamu idareleri; mülkiyetlerinde, yönetimlerinde ve kullanımlarında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda, tapu kayıtlarında cins tashihinin yapılması için gerekli işlemleri yaparlar.
(2) Tahsis edilen ve üzerinde irtifak hakkı tesis edilen taşınmazlar açısından bu yükümlülük kullanan idarenin veya gerçek veya tüzel kişilerin durumu tespit eden yazısı üzerine taşınmaz maliki idareye aittir. Ancak cins tashihine ilişkin gerekli belgeler ile buna ilişkin malî yükümlülükler kullanıcılar tarafından karşılanır.” denilerek taşınmazların cins tashihlerinin yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
Yapılan taşınmaz denetimi sonucunda, idarenin tapuda kayıtlı taşınmazlarından, mevcut kullanım şekli ile tapuda yer alan bilgileri farklı olan taşınmazlar olduğu tespit edilmiştir.
Mevzuat hükümleri uyarınca, tapuda kayıtlı olan taşınmazların kullanım şekilleri ile tapu bilgilerinin uyumlu hale getirilmesi amacıyla cins tashih işlemlerinin yapılması gerekmektedir.
Kayıtlarda Yer Almayan Taşınmazların Toplam Satış Bedellerinin Gelir Olarak Kaydedilmesi
İdarenin arsa satışlarının, mevzuatta öngörüldüğü şekilde muhasebeleştirilmemesi nedeniyle mali tabloların, söz konusu varlıklara ve bu varlıkların satışından elde edilen gelirlere ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmadığı görülmüştür.
Arsa satışlarının muhasebeleştirilmesine ilişkin ayrıntılı düzenleme, MİBMY’nin (MİBMY) 189’uncu maddesinde yer almaktadır. Bu madde hükmü uyarınca satışa ilişkin muhasebe kaydının, hem varlıktaki azalmayı hem de satış bedeli ile kayıtlı değer arasında oluşan farkı yansıtmasını sağlamak üzere, aşağıdaki şekilde yapılması gerekir:
- 250 Arazi ve Arsalar Hesabı varlığın kayıtlı değeri kadar alacak çalıştırılır ve bu suretle ilgili varlık kayıtlardan düşürülür.
- Satış bedeli ile kayıtlı değer arasında oluşan fark; olumlu ise 600 Gelirler Hesabına, olumsuz ise 630 Giderler Hesabına kaydedilerek Faaliyet Sonuçları Tablosuna yansıtılır.
İşlemin, varlığa ve satışın sonucuna ilişkin bilgi sunacak şekilde muhasebeleştirilmesinin ilk koşulu, bahse konu olan taşınmazın, kamu idaresinin envanterinde ve mali tablolarında mevzuatta öngörülen değer üzerinden kayıtlara alınmış olmasıdır. Aksi halde aktif karakterli 250 Arazi ve Arsalar Hesabı alacak bakiyesi verecektir. Bu nedenle işlem tarihinde kayıtlarda olmayan taşınmazların öncelikle MİBMY’nin 189’uncu maddesi hükmü uyarınca 500 Net Değer Hesabı kullanılarak kayıtlara alınmalıdır.
Ancak İdarenin mülkiyetinde olmakla beraber daha önce muhasebe kayıtlarına alınmamış olan 13 adet taşınmazının satışının muhasebeleştirilmesinde, envanter kayıtları yapılmadan toplam satış bedeli olan 1.201.040,08 TL’nin tamamını 600 Gelirler Hesabı ile ilişkilendirdiği görülmüştür.
Muhasebe kayıtları işlemin özüne ilişkin bilgiyi yansıtacak şekilde yapılmadığından mali tablolar, arsalara ve işlem sonucunda oluşan olumlu veya olumsuz farka ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmamaktadır.
Mevzuatta öngörüldüğü şekilde muhasebe kaydının yapılacağı belirtilmiş olmakla birlikte, 2019 yılı mali tablolarında hata devam etmektedir.
Sonuç olarak idare; mali tablolarının arsalara ve bunların satışına ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmasını sağlayacak şekilde, tüm varlıklarına ilişkin envanter çalışmasını tamamlamalı ve muhasebeleştirerek mali tablolarında göstermeli, satış söz konusu olduğunda ise elden çıkarılan bu varlıkları ve satış işleminden kaynaklanan olumlu veya olumsuz sonucu yansıtacak şekilde 250 Arsa ve Araziler Hesabı ve 600-630 Faaliyet Hesapları aracılığıyla kaydederek doğru şekilde raporlamalıdır.
İlk Defa Muhasebe Kaydı Yapılan ve Maliyet Bedeli Belli Olmayan (Bazı) Taşınmazların Rayiç Değerleriyle Muhasebeleştirilmemesi ve Taşınmazların Muhasebede Kayıtlı Değerlerinin Güncellenmemesi
Envanteri yapıldıktan sonra ilk defa muhasebe kaydı yapılan ve maliyet bedeli belli olmayan (bazı) taşınmazlar, piyasa rayiç değeri araştırması yapılmadan İdarenin takdir ettiği bedel ile muhasebeleştirilmiş ve bütün taşınmazların muhasebede kayıtlı değerleri ise mevzuatında belirtilmiş olmasına rağmen güncellenmemiştir.
Taşınmazların yönetimi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 44, 45, 47 ve 60’ıncı maddelerinde düzenlenmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığınca; 5018 sayılı Kanun’un 44, 45 ve 60’ıncı maddelerine dayanılarak Kanun kapsamında olan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazların kaydına ve icmallerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik çıkarılmıştır.
Yönetmelik’in “Kayıt ve kontrol işlemleri” başlıklı 5’inci maddesinde, “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar”ın maliyet bedeli üzerinden, bu taşınmazlardan maliyet bedeli belirlenemeyenlerin ise rayiç değerleri üzerinden kayıtlara alınacağı; taşınmazların rayiç değerlerinin maliki kamu idaresince, başka bir kamu idaresinin yönetiminde veya kullanımında olanların ise bu idarelerce belirleneceği; taşınmazların muhasebede kayıtlara alınan değerinin de Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre güncelleneceği ifade edilmiştir. Ayrıca aynı Yönetmelik’te, iz bedeli üzerinden kayıtlara alınacak taşınmazlar da ayrıntılı olarak sayılmıştır.
Yönetmelik’in geçici 1’inci maddesinde ise, bütün bu işlemlerin 31.12.2017 tarihine kadar tamamlanması hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 08.01.2018 tarihli ve 2018/11321 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Yönetmelik ile değiştirilen ve 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren “Maddi duran varlıkların kayıt değerleri” başlıklı 26’ncı maddesinde; gerek yatırım ve gerekse kullanım amacıyla edinilen maddi duran varlıkların maliyet bedeliyle, herhangi bir maliyet yüklenilmeksizin edinilen maddi duran varlıkların da gerçeğe uygun değeriyle muhasebeleştirileceği, varlığın gerçeğe uygun değeri bilinemiyorsa idarece tespit edilen değerinin esas alınacağı belirtilmiştir.
Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesine göre gerçeğe uygun değer; piyasa koşullarında muvazaasız bir işlemde, bilgili ve istekli taraflar arasında bir varlığın el değiştirmesi veya bir borcun ödenmesi için belirlenen tutardır.
Yasal düzenlemede belirtildiği üzere, maliyet bedeli belli olmayan taşınmazların rayiç değerleri, rayiç değerleri belirlenemiyorsa kayda esas değerleri; maliki kamu idaresince, başka bir kamu idaresinin yönetiminde veya kullanımında olanlarınki ise bu idarelerce tespit edilmeli, ayrıca, taşınmazların muhasebede kayıtlı değerleri güncellenmelidir.
İdarenin taşınmaz işlemlerinin incelenmesi neticesinde; daha önceden muhasebede kayıtlı olmayan ve envanteri yapılan 698 adet taşınmazın piyasa rayiç değeri araştırması yapılmadan İdarenin takdir ettiği bedel üzerinden muhasebeleştirildiği, ayrıca, bütün taşınmazların muhasebede kayıtlara alınmış değerlerinin mevzuatında belirtilmesine rağmen 31.12.2017 tarihine kadar güncellenmediği ve belirtilen hatalı işlemlerin hâlihazırda da devam ettiği tespit edilmiştir.
Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, idare tarafından; taşınmazların piyasa rayiçleri doğrultusunda değerlemesi işlemlerinin 2020 yılı içinde yapılacağı ifade edilmiştir.
Ancak; 2019 yılı içinde, Belediyeye ait taşınmazlardan maliyet bedeli belli olmayanların rayiç değerleriyle muhasebeleştirilmemesi ve taşınmazların muhasebede kayıtlı değerlerinin güncellenmemesi nedenleriyle; 2019 yılı mali tablolarında 250-Arsa ve Araziler Hesabı, 251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabı ve 252-Binalar Hesabı ve 257-Birikmiş Amortismanlar Hesabı açısından hatalı bilgi oluşmasına neden olunmuştur.
Tapuda Kayıtlı Olan Bir Kısım Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarında Görünmemesi
Kurumun yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde, taşınmaz kayıtlarının Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapılmadığı görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 44’üncü maddesinde kamu idarelerinin taşınmazlarının kaydına ilişkin usul ve esasların çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceği belirtilmiştir.
Buna istinaden 2006/10970 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik çıkarılmıştır. Yönetmelik’in Kayıt Şekli başlıklı 7’nci maddesinde yer alan hükümlere göre, belediye taşınmazlarının söz konusu yönetmelik eki Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar Formu’nda, Tapuda Kayıtlı Olmayan Taşınmazlar Formu’nda, Orta Malları Formu’nda, Genel Hizmet Alanları Formu’nda, Sınırlı Aynî Haklar ile Kişisel Haklar ve Tahsis Formu’nda yer alan bilgileri içerecek şekilde bilgisayarda veya deftere yazarak kaydının tutulması ve bu formların esas alınarak taşınmaz icmal cetvellerinin oluşturulması gerekmektedir.
Yapılan denetimde, Kuruma ait taşınmazlar için Belediyece böyle bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Taşınmaz kayıtlarının yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
BÖLÜM 3: KAMULAŞTIRMA VE DİĞER TAŞINMAZ EDİNİMLERİ
Taşınmaza İlişkin Mahkemece Kamulaştırma Kararı Alınmasına Rağmen Büyükşehir Belediyesi Adına Tapuya Tescil İşlemlerinin Yapılmaması
Atatürk Kültür Parkı içerisinde yer alan bir parsele ait mahkemece Büyükşehir Belediyesi lehine 2008 yılında kamulaştırma kararı verilmesine rağmen söz konusu parselin tapuda Büyükşehir Belediyesi adına henüz tescil işleminin yaptırılmadığı tespit edilmiştir.
T.C. Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.08.2008 tarihli ve E.2007/16,
K.2008/254 sayılı kamulaştırma kararına rağmen söz konusu parselin tapuya tescil işleminin henüz yapılmadığı, ayrıca mahkemece takdir edilen ve Büyükşehir Belediyesinin Ziraat Bankası vadesiz hesabında 2008 yılından itibaren bloke edilen kamulaştırma bedelinin de mahkeme kararına uygun olarak hak sahibi adına açılacak banka hesabına yatırılmadığı görülmüştür.
Söz konusu mahkeme kararı gereğince kamulaştırılmasına karar verilen parselin Antalya Büyükşehir Belediyesi adına tapuya tescil işlemlerine başlandığı İdarece bildirilmiş olmakla birlikte, mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin de mahkeme kararı doğrultusunda hak sahibi adına açılacak banka hesabına yatırılması gerekmekte olup, kamulaştırma kararının tüm yönleri ile yerine getirilip getirilmediği hususu sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.
Kamulaştırmasız El Atma veya Hukuki El Atma Eylemi Sonucunda Çok Fazla Faiz Gideri, Vekâlet Ücreti ve Mahkeme Harcı Ödenmesi
Belediye kamulaştırma işlemlerinin incelenmesinde; kamulaştırmasız el atma (fiili el atma) ve hukuki el atma (fiilen el atılmayan) davaları nedeniyle belediyenin ödeyeceği, faiz gideri, vekalet ücreti ve mahkeme harçlarının toplam 7.253.922,28 TL olduğu görülmüştür.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1’inci maddesinde; “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” denilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. … Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. …” denilmekte ve “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18’inci maddesinin 9’uncu fıkrasında; “(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1’inci maddesine göre mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılması ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırma yapılması gerekmektedir. Eğer kamulaştırma yapılamıyorsa mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılması gerekmektedir. Konu ile ilgili paralel düzenleme, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10’uncu ve 18’inci maddelerinde de vardır. 3191 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin 9’uncu fıkrasına göre imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılmaması sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden Belediyenin sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kamulaştırmasız el atma hukuki değil, fiili bir durum olup mevzuatta yeri yoktur. Bu nedenle de hukuki dayanaktan yoksundur. Yargıtay’ın 16.5.1956 tarihinde vermiş olduğu 1/6 ve 1/7 sayılı içtihadı birleştirme kararları ile kanuni düzenlemeye dayanmayan ancak fiilen mevcut olan kamulaştırmasız el atma, hukuki bir kavram haline gelmiştir.
Hukuki el atma ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.06.2010 gün, E. 2010/5-662, K. 2010/651 sayılı kararına göre; imar planında kamusal hizmete tahsis edilen taşınmazın uzun yıllar imar programına alınmaması ve idarenin bu konuda pasif ve suskun kalması sonucu, mülkiyet hakkı ihlal edilen malikin de fiili el atma olmadan hukuki imkânlara başvurabilme hakkıdır. Bu durumda, taşınmaza fiilen el atılması dava açabilmenin gerekli bir ön şartı değildir.
Belediyelerin, imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazları 5 yıllık imar programı süresi içinde kamulaştırmaları gerekir. Ancak uygulamada, belediyeler bir plan dahilinde kamulaştırma işlemini yapmamaktadırlar. Taşınmazlar, uzun yıllar imar planı sınırları içinde kaldığı ve planda kamusal hizmete tahsis edildiği için mülkiyet hakkı anlamsız kalmaktadır.
Yapılan incelemelerde, Belediyece mevzuatta öngörülen usule uygun olarak süresi içinde gerekli kamulaştırma işlemlerini yapmadan kamulaştırmasız el atma veya hukuki el atma işlemi yaptığı 41 taşınmaz için toplam 7.253.922,28 TL faiz gideri, vekalet ücreti ve mahkeme harcı ödemesi tahakkuk ettiği görülmüştür. Bu tutarın 4.346.695,41 TL’si faiz gideri,
1.149.324,11 TL’si icra ilam harcı ve 1.757.902,76 TL’si ise vekalet ücretlerinden oluşmaktadır. Söz konusu 41 taşınmaz için mahkemelerce belirlenen taşınmaz kamulaştırma bedeli 17.340.701,77 TL’dir. Mahkemelerce belirlenen taşınmaz kamulaştırma bedeli, faiz gideri, vekalet ücreti ve icra ilam harcına ödenecek toplam tutar ise 24.594.624,05 TL’dir. Bu tutarın 12.074.182,27 TL’si ödenmiş bulunmaktadır. Faiz gideri, vekalet ücreti ve mahkeme harcına ödenecek tutar, toplam masrafın yaklaşık %30’una denk gelmektedir ki bu çok yüksek bir orandır. Bu durum kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Örneğin, imar planlarında kamu hizmetine ayrılan Emek Mahallesi 449 ada 7 parseldeki 2.010,50 m2 olan taşınmaz, imar planlarında belediye sağlık alanı olarak belirlenmiş, 160,10 m2 sine asfalt yol yapılarak fiilen el atılmıştır. İmar planlarına bakıldığında 2.010,50 m2 olan taşınmazın 2008 yılında Emek Belediyesi döneminde yanlışlıkla belediye sağlık alanı olarak gösterildiği, sonraki yıllarda ise bu durumun düzeltilmediği görülmüştür. İmar planında belediye sağlık alanı, sonradan meclis kararı ile kamu sağlık alanı olarak düzeltilse idi 1.145.985,00 TL kamulaştırma bedeli, 530.030,24 TL faiz gideri, 78.336,27 TL vekalet ücreti ve 133.129,83 TL mahkeme harcı olmak üzere toplam 1.887.481,34 TL Sağlık Bakanlığı tarafından ödenecekti. İdarenin kamulaştırma konusunda pasif ve suskun kalması sonucu, mülkiyet hakkı ihlal edilen malik, hukuki el atma kapsamında dava açmıştır. Zamanında kamulaştırma işlemi yapılmış olsa idi toplam 741.496,34 TL faiz gideri, vekalet ücreti ve mahkeme harcı ödemesi ile karşılaşılmayacaktı.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu maliyesinin temel ilkeleri” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası (g) bendinde; “g) Kamu idarelerinin mal ve hizmet üretimi ile ihtiyaçlarının karşılanmasında, ekonomik veya sosyal verimlilik ilkelerine uygun olarak maliyet-fayda veya maliyet-etkinlik ile gerekli görülen diğer ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır.” ve “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde; “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” denilmektedir.
Aynı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde; “Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Bakanlıklarda en üst yönetici Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” ve “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesi 2’inci fıkrasında; “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmektedir.
Kanun maddelerine göre kamu idarelerince, ihtiyaçların karşılanmasında ekonomik veya sosyal verimlilik ilkelerine uygun olarak maliyet-fayda veya maliyet-etkinlik ile gerekli görülen diğer ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır. Üst yöneticiler, harcama yetkilileri ve her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda, kaynakların etkili, ekonomik, verimli kullanılması; belediye görev ve hizmetlerinin daha sağlıklı yerine getirilebilmesi için imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerler için mevzuatta öngörülen usullere ve sürelere uygun olarak kamulaştırma işleminin yapılması gerekmektedir.
Büyükşehir Belediyesine Devredilmesi Gereken İlçe Belediye Otogar Alanının Büyükşehir Belediyesi Tarafından Kamulaştırılması
Yapılan incelemelerde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile İzmir Büyükşehir
Belediyesinin sınırlarına dahil olan Selçuk Belediyesinin otogar olarak kullandığı taşınmazın
Büyükşehir Belediyesi tarafından 21.000.000,00 TL bedelle ilçe belediyesinden kamulaştırıldığı görülmüştür.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Ek 2 nci maddesinde, “Birleşme, katılma veya geçici 2 nci madde gereğince Büyükşehir Belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte olduğu su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları Büyükşehir Belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir.” denilmektedir. Ayrıca maddenin devamında, daha önce yapılan devirler hariç olmak üzere, devir işlemleri bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanacağı da belirtilerek devir işlemlerine ilişkin süre sınırlaması getirilmiştir. Bu çerçevede ilçe belediyesinin ilgili Kanun gereği Büyükşehir Belediyesine devretmesi gereken otogar alanının 21.000.000,00 TL kamulaştırma bedeli ile Büyükşehir Belediyesince park ve zemin altı otopark kullanımı için kamulaştırıldığı tespit edilmiştir.
Kamu idaresi cevabında söz konusu taşınmazın her ne kadar fiilen gün itibarıyla oto terminal alanı olarak kullanılıyor olsa dahi imar planında otogar olarak belirlenmediği, alanın kent merkezinde kalması, bu kullanımın bölgeye trafik yoğunluğu getirmesi, nedenleriyle yeni bir oto terminal yapımı için ilgili belediye tarafından Büyükşehir Belediyesine ilçe belediyesi tarafından başka bir taşınmaz verildiği ve yan parsellerde bu amaçla Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırıldığı ve Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyesine yeni bir oto terminal binası yapıldığı eski oto terminal alanının ise belediye hizmet alanı olarak belirlenerek kamulaştırıldığı ve Yeraltı Bölgesel Otopark alanı ve Yeşil Alan olarak belirlendiği ifade edilse de 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun Ek 2 nci maddesi yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde yolcu terminallerinin bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları Büyükşehir Belediyesi devri gerekmektedir.
Ancak Büyükşehir Belediyesi tarafından bu taşınmaz devralınmamış olup belirtilen tarihte şehrin içinde kalması sebebiyle ilgili belediye tarafından gösterilen yere oto terminal binası yapımı ve bu bina için bazı arsa kamulaştırmaları yine Büyükşehir Belediyesince yaptırılmıştır. Eski terminal taşınmazı ise Büyükşehir Belediyesi tarafından devralınmadığı gibi belediye hizmet alanı olarak kamulaştırılmış ve ilgili belediyeye kamulaştırma bedeli ödenmiştir. Yani büyükşehir kendine devredilmesi gereken bir taşınmaz için kamulaştırma yapıp ödeme yapmış ayrıca yine ilçeye terminal yapılması adına arsa kamulaştırması ile terminal binası yatırımı yaptırılmıştır.
Sonuç olarak 5216 sayılı Kanun gereği ilgili taşınmazın bedelsiz Büyükşehir
Belediyesine devri yapılması gerekmekte olup kamulaştırma için ödenen bedelin Büyükşehir Belediyesine iade edilmesi gerekmektedir.
BÖLÜM 4: YAP İŞLET DEVRET
Yap-İşlet-Devret Modeli Kapsamındaki Yatırımların İlgili Mevzuat Hükümlerine Göre Yürütülmemesi
Kurum tarafından 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli
Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yaptırılması gereken otopark yapımı ve işletilmesine ilişkin işlerin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yaptırıldığı tespit edilmiştir.
3996 sayılı Kanun’un; “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Bu Kanunun amacı kamu kurum ve kuruluşlarınca (kamu iktisadi teşebbüsleri dâhil) ifa edilen, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin yap- işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılmasını sağlamaktır.” hükmü, “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun, …, yeraltı ve yerüstü otoparkı … ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun’da yap-işlet-devret modeli; ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dâhil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesi, idare ise; Yüksek Planlama Kurulunca bu Kanun’da öngörülen yatırım ve hizmetleri yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırmak üzere sermaye şirketi veya yabancı şirket ile sözleşme yapmaya yetkili kılınan ve hizmetin asli sahibi olan kurum ve kuruluşları (kamu iktisadi teşebbüsleri ve fonları dâhil), şeklinde tanımlanmıştır.
Görüleceği üzere, 3996 sayılı Kanun’da hangi yatırım ve hizmetlerin bu Kanun hükümlerine göre gerçekleştirileceği belirtilmiş, ayrıca “idare” tanımı yapılarak belediyelerin de bu kapsamda olduğu ifade edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumluluklarının düzenlendiği 7’nci maddesinde, maddede sayılan bazı yatırım ve hizmetlerin belediye tarafından kurdurulabileceği ve işlettirilebileceği ifade edilerek bu hizmetlerin yap- işlet-devret modeli kapsamında yapılabilmesine imkân verilmiştir.
Büyükşehir belediyeleri için de geçerli olan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye meclisinin görev ve yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde ise; “Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yapişlet-devret modeli ile yapılmasına karar vermek” denilerek, yap-işlet-devret niteliğindeki yatırımların gerçekleştirilebilmesi için belediyelerin kendi meclislerinden karar almaları gerekli görülmüştür.
Belediye meclisinden alınan bu karar sonrası yap-işlet-devret niteliğindeki bu yatırım ve hizmetlerin 3996 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan uygulama usul ve esaslarına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı hükümleri esas alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Zira adı geçen Kanun’un “Uygulanmayacak kanun hükümleri” başlıklı 14’üncü maddesinde de; “4 üncü maddede belirtilen Cumhurbaşkanı Kararına göre gerçekleştirilecek yatırımlar 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa tabi değildir.” denilmiştir.
Ayrıca bilindiği üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte kamu kaynağı kullanımını öngören yani harcama yapılmasını gerektiren ihaleler 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamından çıkarılmıştır. Dolayısıyla yalnızca gelir getirici niteliğe haiz (satış, kiraya verme vb.) ihaleler 2886 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilebilecektir. Hal böyle olunca yapımının ve işletilmesinin bir arada olduğu yatırım projelerinin doğrudan 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ihale edilmesi mümkün değildir.
Yapılan incelemede, yap-işlet-devret modeli kapsamında yapılması mümkün olan Tepebaşı ilçesi Hacıali Mahallesi 670 Ada 75 Parsel, Odunpazarı ilçesi İstiklal Mahallesi 13217 Ada 6 Parsel, Tepebaşı ilçesi M.Kemal Paşa Mahallesi 716 Ada 22 Parsel, Tepebaşı ilçesi Hoşnudiye Mahallesi 435 Ada 23 Parsel ve Tepebaşı ilçesi 4153 Ada 1 Parselde bulunan katlı otoparkların yapımı ve işletilmesine yönelik yatırımların 3996 sayılı ve 4734 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmaksızın 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirildiği görülmüştür.
Kurum tarafından yaptırılan Yap-İşlet-Devret modelindeki işlerin, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren işler olmadığı, ayrıca 5393 sayılı Kanun ile 3396 kanun hükümlerinin birbiri ile uyuşmazlık gösteren hükümlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edilmişse de, 3996 sayılı Kanun’da hangi yatırım ve hizmetlerin bu Kanun hükümlerine göre gerçekleştirileceği belirtilmiş olup, “idare” tanımı yapılarak belediyelerin de bu kapsamda olduğu ifade edilmiştir.
Yap-İşlet-Devret modelli yatırımlar ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla mevzuatımızda kendisine yer bulmuştur.
3996 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde ise yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılabilecek yatırım ve hizmetler sayılmış olup, yeraltı ve yerüstü otoparkları da bu kapsamda sayılmıştır. Dolayısıyla bir yatırım ve hizmetin yerli veya yabancı özel kesim tarafından yapılması, belirli süre işletilmesi ve süre bittikten sonra kamu idaresine devrinin öngörülmesi halinde, bu nitelikteki yatırım ve hizmetlerin 3996 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılması gerekmektedir. Zira Kanun’un “Uygulanmayacak kanun hükümleri” başlıklı 14’üncü maddesinde de; “4 üncü maddede belirtilen Bakanlar Kurulu Kararına göre gerçekleştirilecek yatırımlar 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa tabi değildir.” denilmiştir.
Diğer taraftan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte harcama gerektiren ihaleler bu kapsamda gerçekleştirilirken, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun yalnızca gelir getirici niteliğe haiz ihaleler için uygulama imkânı kalmıştır. Dolayısıyla yapımının ve işletilmesinin bir arada olduğu yatırım ve hizmet projelerinin doğrudan 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ihale edilmesi mümkün değildir.
Kısacası bir yatırım ve hizmetin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılacak ise 3996 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülmesi sağlanmalıdır. Yapım işi için 4734 sayılı Kanun hükümleri, yapımı biten yatırım ve hizmetlerin işletilmesi için ise 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem tesis edilmelidir.
BÖLÜM 5: SATIŞ VE İRTİFAH HAKKI TESİS İŞLEMLERİ
Köy Kanunu Gereğince Arsa Satışı Yapılan Kişilerin Yükümlülüklerini Yerine Getirmemelerine Rağmen Tapularındaki Takyidin Kaldırılması
6360 sayılı Onüç İlde Büyük Şehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Gölbaşı ilçesinin tüzel kişiliği kaldırılıp mahalleye dönüşen köylerinde, köy tüzel kişiliği yürürlükte iken köy kanunu gereğince köye ait gelişim alanlarında arsa üretimi yapılarak, isteklilere satışı gerçekleştirilen ve konut yapmak üzere “takyitlidir” şerhi konulan arsaların üzerine konut yapılmadığı halde tapuda bulunan şerhlerinin kaldırılmasına Gölbaşı Belediyesince müsaade edildiği görülmüştür.
442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 12’inci maddesinde Hazinenin mülkiyetinde olan kamunun hizmetine tahsis edilmeyen taşınmazların Maliye Bakanlığının görüşü alınarak devrinin gerçekleştirileceği ve valilikçe köy tüzel kişiliği adına tapuya tescil edileceği belirtilmiştir. Geçmişte Bu hükme istinaden Gölbaşı sınırları içerisindeki köy tüzel kişiliklerine hazine taşınmazlarının devri gerçekleştirilmiştir.
Mezkur Kanun’un Ek 13’üncü maddede köy tüzelkişiliği adına, köy yerleşme planına göre en çok 2000 m2 olmak üzere tescil edilen parsellerin köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılacağı, satış bedeli peşin veya en çok 5 yılda ve 5 eşit taksitle tahsil edilerek, o köyün imar işlerinde kullanılmak üzere köy sandığına yatırılacağı,köy ihtiyar meclisince satılan parsellerin üzerine satış tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde bina yapılmasının zorunlu olduğu, hak sahiplerinin bu yerleri 10 yıl müddetle başkalarına devir ve temlik edemeyeceği açıklanmıştır.
Köy tüzel kişiliğine devredilen hazine taşınmazları yukarıdaki hükümler doğrultusunda köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılmıştır.
Ön Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği’nin “Temlik, Tescil ve Takyit” başlıklı
14’üncü maddesine istinaden şartları tamamlamayan hak sahiplerinin 10 yıl müddetle başkalarına devir, temlik ve satış gibi hususlarını engellemek için tapuya şerh konulmuştur.
Köy Kanunu’nun Ek Madde 13 ‘teki madde metninden de anlaşılacağı üzere köy ihtiyar meclisince satılan parseller üzerine satış tarihinden itibaren en geç 5 yıl içerisinde bina yapılması zorunlu kılınmıştır. Yine aynı şekilde yukarıda adı geçen Yönetmelik’in “Arsaların Geri Alınması” başlıklı 15’inci maddesinde arsaların hak sahipleri adına tapuda tescili tarihinden itibaren 5 yıl içinde bina yapılmadığı takdirde, köy muhtarlığınca alınacak yargı kararı ile tapu iptal edilerek, arsa köy tüzel kişiliği adına tescil ettirileceği kurala bağlanmıştır.
6360 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki köylerin köy tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüş, köy tüzel kişiliği adına kayıtlı taşınmazlar mahallesi oldukları ilçe belediyelerine geçmiştir.
Köy Kanunu’nun Geçici 5 inci maddesinde bu Kanun’un ek 13 üncü maddesine göre satışı yapılan taşınmazlara ilişkin olarak anılan maddede belirlenen süre içerisinde binalarını yapmayan ya da taksitlerini ödemeyen hak sahipleri ile 31/12/2020 tarihinden önce süreleri dolacak olan hak sahiplerine binalarını yapmaları veya taksitlerini ödemeleri amacıyla 31/12/2020 tarihine kadar ek süre verileceği, ancak bu süre içerisinde de hak sahiplerince bina yapılmaması veya taksitlerin ödenmemesi durumunda, bu taşınmazlar köy tüzel kişiliği adına, tüzel kişiliğini kaybeden köylerde ise ilgili belediye adına resen tapuda tescil edileleceği belirtilerek hak sahiplerine, taksitlerini ödemeyenlerin taksidini ödemesi veya arsaya bina yapmayanların binalarını yapması için ek süre verilmiş olup bu süre zarfında da işlemlerini yerine getirmeyenlerin ilgili taşınmazlarının belediye adına resen tapuda tescil edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Konu ile ilgili belediyece gerçekleştirilen tüm işlemlerin incelenmesi neticesinde köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılıp Gölbaşı ilçesinin mahallesi olduğu yıl dikkate alınmadan tapu şerhinin 442 sayılı Köy Kanunu’nun geçici 1’inci maddesine istinaden kaldırılmasına müsade edildiği, satışına veya başka herhangi bir işlem yapılmasına izin verildiği görülmüştür.
Oysa ki; Geçici 1’inci maddesinde 31/12/2009 tarihinden önce belediye haline
dönüşmek veya başka bir belediyenin sınırlarına dâhil olmak suretiyle tüzel kişiliğini kaybeden köylerde, kendilerine bu Kanun’un ek 13’üncü maddesine göre taşınmaz satışı yapılan hak sahipleri hakkında satış bedelinin ödenmesi kaydıyla ek 13’üncü maddede öngörülen diğer şartların uygulanmayacağı hükmü mevcut olup, söz konusu hüküm 31.12.2009 tarihinden önce ilçeye bağlanmak suretiyle tüzel kişiliğini kaybeden köyler için geçerlidir. 01.01.2010 tarihinden sonra belediyenin sınırlarına dahil olmak suretiyle tüzel kişiliği kaldırılan köylerde söz konusu arsaların hem borcunun ödenip ödenmediği, hem de üzerine bina yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanunla 2014 yılından itibaren gölbaşı ilçesinin mahallesi konumuna gelmiş olan köylerdeki arsalara 442 sayılı Köy Kanunu’nun geçici 1’inci maddesinin uygulanması doğru değildir.
Tüm bu hükümlere rağmen arsaların üzerine bina yapılıp yapılmadığı tespit edilmeden alınan karar doğrultusunda 30 tanesi 2019 yılında 9 tanesi de 2018 yılında olmak üzere toplam 39 tapu şerhi kaldırılmış ve şerhin kaldırılması kararı dolayısıyla da mevzuatta belirtilen kurallara uymadığı halde belediye adına tescil edilmesi olası olan arsaların başka kişilere devir, temlik ve satışı serbest bırakılarak üçüncü kişilerin mülkiyetine geçmesinin önü açılmıştır. Takyidi kaldırılan taşınmazların toplamı 37.331 m2’dir. Fakat 2020 yılı içerisinde takyidi kaldırılan taşınmazlara, satılarak üçüncü kişilerin mülkiyetine geçenler hariç tekrar şerh konulması yönünde tapu müdürlüğü ile yazışmaların yapıldığı görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’un “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesine göre her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.
Taşınmazlar bir kamu kaynağıdır. Kamu kaynaklarının elde edilmesinden hukuka uygun kullanılmasından ilgililerin sorumluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla üzerine bina yapılıp yapılmadığı, şartları taşıyıp taşımadığı kontrol edilmeden alınan kararla buna benzer arsaların/taşınmazların üçüncü kişilerin mülkiyetine geçmesinin önlenmesi gerekmektedir.
Taşınmaz Satışlarında Tahmin Edilen Bedel Tespit Edilirken Soruşturulan Fiyatlardan En Düşüğünün Esas Alınması
Belediye taşınmaz satışlarının incelenmesinde, kıymet takdir komisyonlarının tahmin edilen bedeli tespit ederken piyasadan soruşturduğu fiyatlardan en düşüğünü dikkate aldığı tespit edilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; tahmin edilen bedel, ihale konusu olan işlerin tahmin edilen bedelini ve yapım işlerinde keşif bedeli olarak, aynı maddede de uygun bedel; artırmalarda tahmin edilen bedelden aşağı olmamak üzere, teklif edilen bedellerin en yükseği şeklinde tanımlanmıştır.
Adı geçen Kanun’un “Tahmin edilen bedelin tespiti” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Tahmin edilen bedel, idarelerce tespit edilir veya ettirilir. İşin özelliğine göre gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatlar belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulur. Tahmin edilen bedel, bunun dayanaklarının da eklendiği bir hesap tutanağında gösterilir ve asıl evrak arasında saklanır. Bu bedel gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirilir. Ancak, yapım işlerinde bu işler için kanunların verdiği yetkiye dayanılarak ilgili dairelerce tespit edilmiş birim fiyatları varsa, bunlar uygulanır.” denilerek tahmin edilen bedelin nasıl tespit edileceği açıklanmıştır.
Yapılan incelemelerde kıymet takdir komisyonlarının tahmin edilen bedeli tespit ederken öncelikle Belediyenin kendi belirlediği önceki fiyatları kullandığı ya da piyasadan fiyat araştırması yaptığı görülmüştür. Kıymet takdir komisyonlarının tahmin edilen bedeli tespit ederken piyasadan soruşturduğu fiyatlardan en düşüğünü dikkate aldığı tespit edilmiştir. Örneğin Çayönü Mahallesi 144 ada 1 parseldeki 17.871 m2 alanındaki tarla vasfındaki taşınmazın m2 için emlakçılardan sırasıyla 50, 100 ve 100 TL fiyatları alınmıştır. Alınan fiyatlardan 50 TL’nin gerçek fiyatları yansıtmadığı gerekçesi ile değerlendirmeye alınmamıştır. İnternet ortamındaki ilanlardan ise 103, 104,104, 137, 165 ve 246 TL fiyatları dosyaya eklenmiştir. Ancak alınan bu fiyatlar içinden 100 TL tahmin edilen bedel olarak belirlenmiştir. Alınan bu fiyatlar içinden 50 TL ve 246 TL’nin (çok düşük ve çok yüksek) gerçek fiyatları yansıtmadığı için değerlendirme dışında tutulup diğer fiyatların aritmetik ortalaması alınarak tahmin edilen bedel tespit edilmesi gerekirdi.
Yine Hasköy Mahallesi 119 ada 2, 6 ve 7 parseldeki arsalar için 3 emlakçıdan da 500 TL fiyatı alınmıştır. İnternet ortamındaki ilanlardan ise 623 ve 1000 TL fiyatları dosyaya eklenmiştir. Ancak kıymet takdir komisyonunca 2, 6 ve 7 parseldeki arsalar için sırasıyla 450, 455 ve 455 TL tahmin edilen bedel olarak belirlenmiştir. Yine alınan bu fiyatlar içinden 1000 TL’nin (çok yüksek) gerçek fiyatları yansıtmadığı için değerlendirme dışında tutulup diğer fiyatların aritmetik ortalaması alınarak tahmin edilen bedel tespit edilmesi gerekirdi.
Yukarda açıklanan mevzuat maddelerinde açıklandığı üzere tahmin edilen fiyat bir taşınmazın satışında çok önemlidir. İhalede oluşan fiyat olan uygun bedel tahmin edilen bedelden aşağı olamaz. Tahmin edilen bedel, soruşturulan fiyatların içinden piyasa fiyatlarını yansıtanların aritmetik ortalaması alınsa idi daha yüksek çıkacak ve kamu taşınmazı daha yüksek bedelle satılabilecek ve böylelikle kamu kaynakları daha etkili ve verimli kullanılması sağlanacaktı.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ilkesi gereği tahmin edilen bedel tespit edilirken soruşturulan fiyatların içinden piyasa fiyatlarını yansıtanların aritmetik ortalamasının alınması gerekmektedir.
Belediyenin İrtifak Hakkının Piyasa Rayiçlerinin Altındaki Bedelle İhalesiz Olarak Devredilmesi
Belediyenin kurban pazarı ve entegre kesimhanedeki 29 yıllık irtifak hakkının bir firmanın talebine göre ihalesiz olarak protokolle devredildiği; Kurban Bayramları sonrasında tesislerin temizliğinin yapılmasının Belediye tarafından bedelsiz üstlenildiği; irtifak hakkının devri için alınan bedelin piyasa rayiçlerinin altında olduğu tespit edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 11’inci maddesinde; üst yöneticilerin kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını sağlamaktan sorumlu oldukları ve bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri aracılığıyla yerine getirecekleri belirtilmektedir. Aynı Kanun’un 8’inci maddesinde de; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesi ve kullanılmasından sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun’un “Mal yönetiminde etkililik ve sorumluluk” başlıklı 48’inci maddesinin son fıkrasında, kamu idarelerine ait malların edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemlerinin, verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılacağı ve bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenlerin sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmaktadır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği; “İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinde, Kanun’un yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu; “İhalelerde kapalı teklif usulünün esas olduğu” başlıklı 36’ncı maddesinde ise, Kanun’un 1 inci maddesinde yazılı işlere ilişkin ihalelerde, tekliflerin gizli olarak verilmesini sağlayan kapalı teklif usulü esas olduğu belirtilmiştir.
Hazine arazisi üzerinde Belediyeye 2005 yılında 29 yıllığına irtifak hakkı tesis edilmiştir. İrtifak hakkı bedeli olarak Belediye tarafından Hazineye yıllık olarak yaklaşık 120.000,00 TL ödenmekte iken, 14.08.2018 tarihli protokolle Belediyenin irtifak hakkı toplam 1.360.000,00 TL bedelle ihalesiz olarak devredilmiştir. Başka bir belediyenin kurban pazarı kiralama ihalesinde aylık tahmini kira bedeli 126.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Üstelik yüklenici kurban bayramı süresince (4 gün) her gün için 1 aylık kira bedeli ödeyecektir. Buna göre irtifak hakkı devir bedelinin piyasa rayiçlerinin çok altında olduğu açıktır.
Belediye Meclisinin 04.03.2020 tarihli kararıyla, kurban pazarı alanında irtifak hakkı tesis edilmesi ile ilgili 06.06.2018 tarihli Meclis kararına göre yapılan protokolün iptal edilmesine ve taşınmaz üzerindeki irtifak hakkının kaldırılmasına karar verilmişse de; kurban pazarı ve entegre kesimhanenin verimlilik ve tutumluluk ilkesi çerçevesinde, kamu yararına uygun olarak kullanılması zorunludur. Verimlilik ve tutumluluk ilkesine aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenler sorumlu olacaktır.
Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesi ve kullanılmasını sağlama sorumluluğu ile kamu mallarının verimlilik ve tutumluluk ilkelerine uygun olarak yönetilmesi sorumluluğu çerçevesinde, irtifak haklarının devredilmesinde mevzuata uygun olarak rekabetin sağlanması suretiyle ihale yapılması gerekmektedir.
Taşınmazlar Üzerinde İhalesiz Olarak İrtifak Hakkı Tesis Edilmesi
Ortak hizmet projesi adı altında Bursa Seyyar Pazarcılar Odasına kapalı pazar yerindeki düğün salonunun günün koşullarına göre tadilat yapılarak yenilenmesi ve yarım kalan beşinci kat inşaatının tamamlanması karşılığında düğün salonu ile pazar yerinde 10 yıllığına ihalesiz olarak irtifak hakkı verildiği görülmektedir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği; “İlkeler” başlıklı 2 nci maddesinde ise, Kanun’un yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu vurgulanmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde ise; belediyelerin, görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Kanun kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilecekleri; kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilecekleri belirtilmiştir.
5393 sayılı Kanun’un sosyal ve ekonomik amaçlı arsa ve konut üretimine ilişkin 69’uncu maddesindeki özel hükümler hariç olmak üzere belediyeler aynı Kanun’un 75’inci maddesi ile 5018 sayılı Kanun’un 47’nci maddesi çerçevesinde, ancak mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla belediye meclislerinin bu konuya ilişkin alacakları kararla ve sadece mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebileceklerdir.
Gerek 5393 sayılı Kanun’da gerekse 5018 sayılı Kanun’da, kamu idaresinin mülkiyetindeki bir taşınmazı sadece mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebilmesine imkân tanınmıştır. Öte yandan, söz konusu tahsislerin bedelli olması, yapılan işlemin tahsis niteliğini ortadan kaldırmamakta ve taşınmazın kiralandığı anlamına gelmemektedir. Kaldı ki, belediye mülkiyetindeki taşınmazların kiralanması için belediye meclis kararı tek başına yeterli olmayıp böyle bir durumda 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Baruthane Mahallesi 4282 Ada, 56 Parsel üzerine kurulu kapalı pazar yerinin düğün salonu olan bölümünün Bursa Seyyar Pazarcılar Odası tarafından tadilat yapılarak yenilenmesi ve yarım kalan inşaatın tamamlanması; buna karşılık protokol süresi boyunca düğün salonunun ve alt katlarının pazarın kurulmadığı günlerde otopark olarak Oda tarafından kullanılması hususunda 5.000 TL aylık kira bedeli ile 10 yıl süreli işbirliği protokolü yapılmıştır. Ancak bu şekilde uygulama ortak hizmet projesi olarak adlandırılsa da, ihalesiz olarak irtifak hakkı verilmesidir.
Ortak hizmet projeleri, isminden de anlaşılacağı üzere ortak olarak gerçekleştirilecek bir hizmet projesinin varlığını gerektirmektedir. Pazaryerine ilişkin protokolün konusu ise irtifak hakkı verilmesidir. Düğün salonu ile otoparkta ortak yürütülen bir hizmet projesi de bulunmamakta olup, bu taşınmazlar sembolik bir kira bedeli karşılığında Odaya tahsis edilmiştir.
Pazar Yerleri Hakkındaki Yönetmelik’in “Pazar yerlerinin kurulması ve işletilmesi” başlıklı 5’inci maddesinde, pazar yerlerinin, belediyelerce işletileceğine ve bu yetkinin devredilemeyeceğine; pazar yerlerinin işletilmesine ilişkin bazı hizmetlerin ise, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hüküm içermeyecek şekilde yapılacak belirli süreli protokoller ile meslek kuruluşları eliyle yürütülebileceğine ilişkin hüküm yer almakta ise de, protokolün konusu pazar yerinin işletilmesi değil; düğün salonu ve otoparkın tahsisi ve işletilmesidir. Ayrıca bu protokol yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı hükümler içermektedir. Öte yandan Yönetmelik’te pazar yerlerinin işletilmesine ilişkin bazı hizmetlerin belirli süreli protokoller ile meslek kuruluşları eliyle yürütülmesine imkan tanındığı halde, pazar yerinin bir bütün olarak taşınmazlarla birlikte işletme hakkının verildiği görülmektedir.
Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesini ve kullanılmasını sağlama sorumluluğu çerçevesinde, taşınmazlarda irtifak hakkı verilmesinde 2886 sayılı Kanun’a uygun olarak rekabetin sağlanması suretiyle ihale yapılması; ortak hizmet projesi adı altında taşınmazların, mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları dışındaki kişi ve kurumlara tahsis edilmemesi gerekmektedir.
Termal Tesislerde İrtifak Hakkı Verilmesi İhalesinde Rekabetin Sağlanmaması ve Hasılattan Pay Alınmaması
Selçuk Hatun Termal Tesislerinde 29 yıllığına irtifak hakkı verilmesi ihalesinde, rekabetin sağlanmadığı ve ihaleye tek katılım olduğu; şartname ve ilanda taşınmazın niteliklerinin tam olarak belirtilmediği ve arsa olarak tanımlandığı; taşınmazın rayiç bedelinin hesabında mevcut tesis binalarının dikkate alınmadığı ve sadece arsa bedelinin esas alındığı; tahmini bedel tespit komisyonunun mevzuata uygun olarak oluşturulmadığı; irtifak bedelinin piyasa rayiçlerinin altında kaldığı; sözleşmeye hasılat payına ilişkin hüküm konulmadığı ve hasılattan pay alınmadığı tespit edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Mal Yönetiminde Etkililik ve Sorumluluk” başlıklı 48’inci maddesinin son fıkrasında, kamu idarelerine ait malları edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemlerinin, verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılacağı ve bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenlerin sorumlu oldukları belirtilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 2’nci maddesinin birinci fıkrasında, Kanun’un yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu vurgulanmıştır.
Termal tesislerde irtifak hakkı verilmesi ihalesinde, açıklık ve rekabetin sağlanması ilkesine uyulmamıştır. Taşınmazın özellikleri şartname ve ilanda tam olarak belirtilmemiştir. İhale bir firmanın talebi üzerine yapılmıştır ve taşınmazın bütün niteliklerini bu firma bilmektedir. Nitekim ihaleye tek başına katılmış ve piyasa rayiçlerinin altındaki bedelle ihaleyi kazanmıştır.
2886 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde ise, tahmin edilen bedelin hesabında kullanılacak fiyatların gerektiğinde belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulacağı; bu bedelin gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirileceği belirtilmiştir.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesinin birinci fıkrasında, tahmin edilen bedelin tespit ve takdirinde, taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedel esas alınacağı; 18’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise, bedel tespit komisyonu başkan ve üyelerinin; İdarenin taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı ya da gayrimenkul değerleme alanında lisans sahibi olan milli emlak müdür yardımcısı, emlak müdür yardımcısı, milli emlak uzmanı, milli emlak şefi, diğer şefleri, teknik elemanları ve memurları arasından seçileceği belirtilmiştir.
Termal tesislerin tahmini bedel tespitinde sadece arsa (2.200 metrekare) değeri esas alınmış olup, arsa bedelinin tespiti için yeterli ölçüde fiyat araştırması da yapılmamıştır. Sadece üç emlakçıya arsanın metrekare satış rayici sorulmuştur. Bedel tespitinde taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmamış ve mevcut tesis binalarının rayiç bedeli dikkate alınmamıştır. Oysa mevcut tesis binası 3.165 metrekare inşaat alanına sahiptir. Bu binaya ilave olarak yapılacak ilave yapının inşaat alanı ise, 2.090 metrekaredir. 3.165 metrekare inşaat rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmamıştır.
Bedel tespit komisyonu 2 harita mühendisi, 1 orman mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 avukattan oluşturulmuş olup, komisyonda işin ehli veya uzmanı ya da gayrimenkul değerleme alanında lisans sahibi olan personel bulunmamaktadır.
Öte yandan, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in “Hasılattan pay alınması” başlıklı 79’uncu maddesinin birinci fıkrasında, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilen Hazine taşınmazı üzerinde yapılacak tesisin bizzat hak lehtarınca işletilmesi hâlinde, bu tesisin işletilmesinden elde edilen toplam yıllık hasılatın yüzde biri oranında pay alınacağına ilişkin hüküm yer almaktadır.
Termal tesislerde 29 yıllığına irtifak hakkı verilmesine ilişkin sözleşmeye hasılattan pay alınmasına ilişkin hüküm konulmamış ve hasılattan pay alınmamıştır. Ayrıca sözleşmede kira bedellerinin nasıl ödeneceğine ve kira artış oranına ilişkin hüküm de bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin gözden geçirilerek, sözleşmeye hasılattan pay alınmasına ilişkin hüküm konulması ve hasılattan pay alınması zorunludur. Aynı şekilde sözleşmeye kira bedellerinin nasıl ödeneceğine ve kira artış oranına ilişkin hüküm konulması da mevzuat gereğidir.
Sözleşmede aylık kira bedeli 8.474,58 TL olarak belirlenmiş olup, emsallerine göre sembolik niteliktedir. Bu nedenle, sözleşme yeni dönem başlangıcından önce bir komisyon marifetiyle kira bedelinin, üretici fiyat endeksindeki artış oranı, taşınmazın konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, gibi kira bedeline etki eden tüm nitelikler karşılaştırılmak suretiyle emsal ve rayiç kira bedelleri göz önünde tutularak güncellenmesi zorunludur.
Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesini ve kullanılmasını sağlama sorumluluğu çerçevesinde, irtifak hakkı verilmesi ihalelerinde açıklık ve rekabetin sağlanması; şartname ve ilanlarda taşınmazın niteliklerinin tam olarak belirtilmesi; tahmini irtifak bedellerinin belirlenmesinde taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedelin esas alınması; tahmini bedel tespit komisyonlarının mevzuata uygun olarak oluşturulması ve komisyonlarda işin ehli ve gayrimenkul değerlendirme konusunda uzmanlığı olan personelin görevlendirilmesi; sözleşmelere hasılat payına ilişkin hüküm konulması ve hasılattan pay alınması gerekmektedir.
Taksitli Arsa Satışlarında Sözleşme Bağıtlanmaması, Damga Vergisi Ve Kesin Teminatın Alınmaması
Taksitli arsa satışlarında sözleşme imzalanmadığı, kesin teminat alınmadığı ve damga vergisi kesintisinin de yapılmadığı belirlenmiştir.
Belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin 2886 sayılı Kanun’da yazılı hükümlere göre yürütüleceği, bu Kanun’un 1’inci maddesi 1’inci fıkrasında ifade edilmişken, 53’üncü madde ile bütün ihalelerin bir sözleşmeye bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yine aynı Kanunun 54’üncü maddesinde, taahhüdün, sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, sözleşme yapılmasından önce yüklenici veya müşteriden ihale bedeli üzerinden hesaplanmak suretiyle % 6 oranında kesin teminat alınacağı belirtilmiştir.
Sözleşme yapılması ve kesin teminat alınması zorunlu olmayan haller ise 61’inci maddede düzenlenmiş olup, 57’nci maddede yazılı süre içinde taahhüdün şartname hükümlerine göre yerine getirilmesi ve bunun idarece uygun bulunması halinde, sözleşme yapılması ve kesin teminat alınması zorunlu değildir, denilmiştir.
488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi, Kanun eki (1) nolu tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olacağına hükmetmiştir. “Akitlerle ilgili kâğıtlar” bölümünde ise sözleşmeler de sayılmıştır.
Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 69’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak, Belediyelerin Arsa, Konut ve İş Yeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik yayımlanmıştır. İlgili yönetmeliğin 14’üncü maddesinde arsa satış işleminin Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
Sözleşme düzenlenmesi başlıklı 19’uncu maddesinde de satışın taksitle yapılması halinde taksitlerin ödeme süresi ve vade farkı, zamanında ödenmeyen taksitlere uygulanacak gecikme faizi ile tahsis veya satışın iptal edilmesi ve diğer hükümler bir sözleşme ile düzenlenir, amir hükmü yer almıştır.
2019 yılında beş adet arsa %50 peşin, 24 ay vade ile satılmıştır. Söz konusu satışlarda yukarıda yazılı olan yasa hükümlerine uyulmayarak, sözleşme yapılmadığı, kesin teminat alınmadığı ve damga vergisi kesintisinin de olmadığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak Belediyece gerçekleştirilen taksitli arsa satış işlemlerinde, kesin teminat bedeli ve damga vergisi tahsilatının yapılarak, sözleşmeye bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
İntifa Hakkı Sözleşmesine Aykırı Tasarrufta Bulunan Spor Kulübü Derneğinin İntifa Hakkının İptal Edilmemesi
İdare tarafından intifa hakkı tesis edilen taşınmaz üzerinde, lehine intifa hakkı tesis edilen … Jimnastik Kulübü Derneğince sözleşmeye aykırı tasarrufta bulunulmuş, ancak, kiracının sözleşmeye aykırı davranışları hakkında sözleşmenin yaptırım hükümleri uygulanmamıştır.
Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Beledisine ait Beşiktaş ilçesi eski (1310)-yeni 2012 ada, 2 parseldeki taşınmazla ilgili olarak, ilk defa 07.07.1988 tarihli ve 1565 sayılı Meclis Kararı ile
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51’inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca … Jimnastik Kulübü Derneği adına 49 yıl süre ile intifa hakkı verilmiştir.
Yıllar itibariyle çeşitli idari ve yargısal kararlar alınmış olup 08.08.2002 tarihli ve 1518 sayılı Büyükşehir Belediye Encümeni Kararıyla tasdiklenen İntifa Hakkı Sözleşmesi ile …
Jimnastik Kulübünün 49 yıl süreli intifa hakkı tekrardan sözleşme altına alınmıştır.
İntifa Hakkı Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde “BJK’nın İBB’ye ödeyeceği intifa hakkı bedeli her ayın en geç 5 inci gününe kadar peşin ödenmek kaydıyla birinci yıl için 2000 USD/AY olarak belirlenmiştir. BJK hiçbir ihtar ve uyarıya gerek kalmadan bu bedeli öder. Aksi vukuu bulduğunda BJK derhal tesisleri bırakıp İBB’ye teslim edecektir”
7’nci maddesinin (j) bendinde de “…BJK devraldığı açık ve/veya kapalı spor salon ve sahaları ile ihale kapsamında olan bilumum yerlerin her ne şekilde olursa olsun işletmesinden elde ettiği gelirin %5’ini her yıl Kasım ayının 1-5. Gününde İBB’ye ödeyecektir” hükmü yer almıştır.
Söz konusu intifa hakkına ilişkin Sayıştay Başkanlığı tarafından yapılan 2011 ve 2012 yılı denetimleri sonucunda; Sözleşmesi’nde düzenlenen brüt gelirden ödenmesi gereken %5’lik pay ile kesin teminat tutarının ödenmediği tespiti yapılmıştır. Ayrıca yıllar itibariyle idarenin söz konusu intifa hakkına ilişkin … Jimnastik Kulübü Derneği ile yazışmaları olmuş ve bu yazışmalara binaen çeşitli tahsilatlar da yapılmıştır.
Söz konusu taşınmazla ilgili olarak, İdarece 25.08.2014 tarihinde yapılan tespit raporunda; taşınmaz üzerinde … Spor Kulübü basketbol salonu (İntegral Arena); … adlı spor işletmesine ait tenis kortları, spor salonları, yüzme havuzu ayrıca … Kafeterya, … Çocuk Evi adlı Çocuk Gelişim Merkezi binası yine muhtelif kişilere ait gecekondular ve kereste deposu mevcut olduğu tespit edilmiştir.
İntifa Hakkı Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde “İş bu sözleşmenin amacı ihale edilen tesislerin BJK tarafında sportif ve sosyal faaliyetler için kullanılmasıdır. BJK bu tesisleri bir başka kişi veya kuruluşa devir edemez.” denilmektedir. İntifa hakkı sahibi olan BJK Derneği, sözleşme hükümlerine aykırı olacak şekilde söz konusu taşınmazla ilgili çeşitli tasarruflarda bulunmuştur.
Son olarak, 21.10.2018 tarihinde İdare tarafından … Jimnastik Kulübü Derneğine yapılan tebligatta, ödenmeyen tüm kira borçlarının ödenmesi ve taşınmazın kullanım amacının uygun hale getirilmesi gerektiği; aksi halde Sayıştay Denetim Raporu doğrultusunda ve intifa hakkı sözleşmesinin ilgili maddelerine istinaden taşınmaz üzerindeki intifa hakkının iptal edilmesine yönelik gerekli işlemlerin başlatılacağı bildirilmiştir. Ancak söz konusu tarihten sonra tahsilatlar yapılmasına karşın intifa hakkı sözleşmesine ilişkin aykırılıklar devam etmiştir. Buna rağmen, İdare tarafından intifa hakkının iptaline ilişkin herhangi bir tasarrufta bulunulmamıştır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 62’nci maddesinde; “Sözleşme yapıldıktan sonra 63 üncü maddede yazılı hükümler dışında müteahhit veya müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. Gelir kaydedilen kesin teminat, müteahhit veya müşterinin borcuna mahsup edilemez” hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinin altıncı fıkrasında; “Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.” denilmiş, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesinde de; “İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu bağlamda, yukarıda bahsedilen tespit ve değerlendirmeler itibariyle, mülkiyeti Belediyeye ait Beşiktaş ilçesi eski (1310) yeni-2012 ada, 2 parseldeki taşınmaz üzerinde …
Jimnastik Kulübü Derneğine 49 yıl süre ile verilen intifa hakkının iptali gerekmektedir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından; intifa hakkının iptali için belediye meclisine dosyanın gönderildiği, ancak dosyanın 2014 yılında ilgili müdürlüğüne iade edildiği, söz konusu spor kulübü derneğinin 30.06.2020 tarihi itibariyle belediyeye 458.992,18 TL anapara kira borcu bulunduğu, 79.857,00 TL anapara kira borcunun ise hukuk müşavirliğince takibine başlandığı ifade edilmiştir. Ancak, söz konusu taşınmazın amacı dışında kullanımının önlenmesine yönelik idare tarafından herhangi bir yaptırımın uygulanmadığı, 2014 yılında meclis tarafından iade edilen dosya ile ilgili müdürlüğünce başkaca bir çalışma yapılmadığı, intifa sözleşmesine aykırı davranan spor kulübü derneği hakkında sözleşmede yazılı yaptırımların uygulanmasından imtina edildiği görülmektedir.
Sonuç itibariyle, intifa hakkı sahibi … Jimnastik Kulübü Derneği hakkında sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle yine sözleşmede yazılı yaptırımların uygulanması gerekmektedir.
Taşınmaz Satışlarına İlişkin Şartnamede Belirsizlik Bulunması
Belediyenin sahip olduğu taşınmazların satışına ilişkin şartnamenin ödeme maddesinin belirsizlik içerdiği görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1’inci maddesinde, belediyelerin kira, trampa, mülkiyetin gayri aynı hak tesisi ve taşıma işlerinin bu kanuna göre yürütüleceği, “Şartnameler” başlıklı 7’nci maddesinde, ihale konusu işlerin her türlü özelliğini belirten şartname ve varsa eklerinin idarelerce hazırlanacağı, işin mahiyetine göre konulacak özel ve teknik şartlardan başka genel olarak yer alacak hususların şartnamelerde gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Taşınmaz satışlarının ödemeleri konusunda gerek 2886 gerekse 5393 sayılı Kanun’da bir hüküm bulunmadığından bu konuda şartname hükümleri dikkate alınmalıdır. Taşınmaz satışına ilişkin şartnamede idarenin ve ihaleye girecek olanların haklarını korumak amacıyla ödemenin nasıl olacağı, peşinatın veya taksitlerin süresinde ödenmemesi durumunda yaptırımların ne olacağı gibi hususlara açıkça yer verilmelidir. Büyükşehir Belediyesinin şartnamesinde, “Satışı yapılacak taşınmazın ihalede belirlenen bedelinin %30’unu peşin olarak geriye kalan kısım ise peşin ödemenin yapıldığı tarihi takip eden …ay içerisinde …eşit taksitte ödenecektir. Ödemelerin zamanında yapılmaması halinde encümen ihaleyi fesh edip etmemekte serbesttir. İhalenin fesh edilmesi halinde daha önce Belediyemize yatırılan kat’i teminat Belediyemize irat kaydedilir. Fesh edilmemesi halinde ise bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı güne çevrilerek alınır.” düzenlemesi yer almıştır. “Ödemelerin zamanında yapılmaması halinde encümen ihaleyi fesh edip etmemekte serbesttir.” ifadesi soyut ve belirsiz olduğu gibi bu yetkinin kullanımında idarenin ölçüsüz davranması da mümkündür. Bu maddeye göre idare ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen kimi alıcının ihalesini fesih edebilecek iken, kiminin ise fesih etmeyecektir. Şartnamede yer alan bu hüküm hukukta var olan belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Kamu idaresi cevabında, şartnamedeki ifadenin belirsizliğe yol açmadığı, fesih edip etmemenin kamu menfaatine göre değerlendirildiği ve böylece Hukuk Devletinin gereği olan belirlilik ortamının sağlanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Satış şartnamesinde hangi ödemelerin ne kadar sürede yapılmaması durumunda fesih edileceği veya taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde kaç taksitle ilgili faiz alınacağının somut olarak yer alması gerekir. Böylece ihaleye katılan kişiler yapmadıkları/yapamadıkları taahhüt nedeniyle karşılaşabilecekleri yaptırımları öngörmüş olacaklardır.
Taşınmaz şartnamelerine ödemenin yapılma şartları ile ödemenin yapılmaması halinde nasıl işlem yapılacağının belirsizliğe neden olmayacak hükümlerin konulması sağlanmalıdır.
BÖLÜM 6: TAŞINMAZ KİRALANMASI
Mevzuatın Öngördüğü Şartlar Yerine Getirilmeksizin Lojman Olarak Kullanılmak Üzere Konut Kiralanması
Lojman kiralanması için yasal zemin oluşturulmadan konut kiralanmış ve belediye başkanına tahsis edilmiştir.
Kamu Konutları Kanunu’nun kapsam başlıklı 2’nci maddesinde;
“Bu Kanun;
- Genel bütçeye giren daireler, katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar,
- İktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, sermayesinin tamamı bu kamu teşebbüslerine ait müesseseler, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarına ait olan bağlı ortaklıklar,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hariç olmak üzere, özel kanunlarla
veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan bankalar ile kamu kurum ve kuruluşları,
- Kanunlarla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, beden terbiyesi bölge müdürlükleri, Tarafından yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyle temin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanması için ayrılan kamu konutlarını kapsar. Ancak kiralama zaruri hallerde ve kısıtlı olarak yapılabilir. Bunun uygulaması yönetmelikte belirtilir.”
Anılan Kanun hükümlerine dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği’nin “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde;
“Bu Yönetmelik, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 2 nci maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşları personelinin yararlanması için yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma ve kiralama suretiyle sağladıkları kamu konutlarını kapsar.
Kurum ve kuruluşlarınca bir bölümü kamu konutuna tahsis edilen hizmet binalarındaki konutlar hakkında da bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre belediyeler adı geçen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine tabi olmaktadır.
Yine Yönetmelik’in “Kiralama Suretiyle Konut Sağlanması” başlıklı 4’üncü maddesinde;
“…
Bütçelerinde yeterli ödeneğin bulunması kaydıyla, bağlı ve ilgili bulunulan Bakanlığın teklifi, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Başbakanlıktan izin alınması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının diğer personeli, için konut kiralanabilir.” denilmektedir.
04.07.2018 tarih ve 30468 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Karar Sayısı:KHK/698) “477 Sayılı Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 72’inci maddesine göre Bakanlar Kurulu ve bakanlara yapılmış olan atıflar Cumhurbaşkanına yapılmış sayılmaktadır.
Şu halde yukarıda yer alan yönetmelik hükmüne göre belediye adına ancak Bakanlığın teklifi, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Cumhurbaşkanından izin alınması suretiyle konut kiralanabilecektir.
İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından, belediye başkanı için 01.06.2014-01.06.2020 tarihleri dönemi için bir adet konut kiralandığı, söz konusu konut kiralaması için gerekli görüşlerin ve izinlerin ilgili kurumlardan istendiği ancak görüş ve izinlerin verilmediği tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile kiralama suretiyle lojman tahsisi için gerekli görüş ve izinlerin verilmemesine rağmen konutun kiralandığı ve belediye başkanına tahsis edildiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, İdare tarafından; Başkanlık Lojmanı olarak kiralanan konutun kira sözleşmesinin bitim tarihi olan 01.06.2020 tarihi itibariyle fesih edileceğinin ilgilisine tebliğ edildiği ifade edilmektedir.
Netice olarak; yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar uyarınca söz konusu kiralama işlemi için ilgili Bakanlığın teklifi, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ve nihai olarak Cumhurbaşkanından izin alınmadan kiralama yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla belediye tarafından tesis edilen bu işlem anılan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
BÖLÜM 7: KİRAYA VERME İŞLEMLERİ VE TAŞINMAZLARIN İŞGALİ DURUMU
Yapım Karşılığı Kiralama İşinde Tespit Edilen Eksiklikler
Çankaya Belediyesince yapım karşılığı kiralama usulü ile ihale edilen “Bülent Ecevit Buzpateni ve Müştemilatı” işine ilişkin olarak yapılan denetimde; kira bedeli tespitinde, yapım işinin tamamlanması ve kontrol sürecinde, kesin teminat hesap usulünde ve kiralama sonrası teslimat hususlarında eksiklikler olduğu görülmüştür.
Belediyece “Buz Pateni ve Müştemilatı” yapılmak üzere, 2886 sayılı Yasanın 36.
maddesi uyarınca aylık 4.000,00-(Dörtbin) TL + %18 KDV, yıllık 48.000,00-(Kırksekizbin) TL muhammen bedel üzerinden yapım karşılığı kiralama yöntemi ile 10 (on) yıllık süre için ihaleye çıkılarak; iş yıllık 48.300,00 TL üzerinden tek katılımcı olan X A.Ş. adlı şirkete ihale edilmiştir. Kiralama dosyasının incelenmesi neticesinde aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
1. Kira Yöntemindeki Tespitler
Borçlar Kanunu’nun 299’uncu maddesinde yer verilen düzenlemede kira sözleşmesi; kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Kira bedeli; aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi; yükleniciye gösterilen belediye gayrimenkulünün parsel değeri üzerinden hesaplanan yaklaşık kira bedelinden yükleniciye sözleşme çerçevesinde yaptığı yapım işleri karşılığı olarak, taşınmazın yatırımın maliyeti düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden hesaplanarak ihaleye çıkılmıştır.
|
Kiraya Verilen Yer: Y. Dikmen Mahallesi 631.Cadde de bulunan 16743 ada 2 parsel numaralı taşınmaz İhale Yöntemi: Yapım karşılığı kiralama/2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 36. maddesi İhale Tarihi: 28.12.2017 Sözleşme Tarihi: 02.02.2018 İlk Yıl Kira Bedeli: 4.025,00-TL+%18KDV KİRA HESAP CETVELİ ADA/PARSEL : 16743 Ada 2 Parsel ALANI : 2951 m² İMAR DURUMU : E:1,00 Hmax: Serbest ADRESİ : Yukarı Dikmen Mahallesi 631.Cadde İNŞAAT ALANI : 2752,22 m² YAPI SINIFI : 4/B (1.021 TL/m²) Y.YAKLAŞIK MALİYETİ : 2752,22 X 1.021 = 2.810,017-TL PARSELİN DEĞERİ : 2951 X 2650 = 7.820.150-TL |
| MİN.YILLIK KİRA DEĞERİ : 7.820.150 X 0.04 = 312.806-TL /YIL
KABUL EDİLEN : 313.000-TL / YIL İHALE SÜRESİ : 10 YIL İHALE SÜRESİ KİRA TUTARI : 313.000.00 X 10 = 3.130.000-TL YATIRIM İNDİRİMİ : 2.810,017-TL KALAN : 319.983-TL YILLIK KİRA BEDELİ : 319.983 / 10 = 31.998,30-TL AYLIK KİRA BEDELİ : 31.998,30 / 12 = 2.666,53-TL KABUL EDİLEN AYLIK KİRA BEDELİ : = 4.000,00-TL
|
Yapım karşılığı kiralama yöntemi mevzuatta tanımlanmış bir kiralama yöntemi olmamakla birlikte, uygulamalarda kurumların başvurduğu uygulamalardan doğmuş bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kiralama yöntemi hem 2886 sayılı Kanun’dan doğan bir kirama geliri, hem de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde yapılması öngörülen kamu giderini ihtiva etmektedir. Esasen burada bir yapma işletme ve devretme durumu vardır ancak tam olarak mevzuatta bir finansman modeli olarak öngörülen modelden farklı yanları bulunmaktadır.
3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde “Bu Kanunun amacı kamu kurum ve kuruluşlarınca (kamu iktisadi teşebbüsleri dâhil) ifa edilen, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin, yap işlet devret modeli çerçevesinde yaptırılmasını sağlamaktır.” denilmekte olup, 3 üncü maddesinin (a) bendinde de “Yap-İşlet-Devret Modeli: İleri teknoloji ve yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bîr finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dâhil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini” ifade ettiği hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla bu ihale kapsamındaki iş yap işlet devret modelindeki gibi özel bir finansman yönetiminden ziyade; belediyenin kendine ait bir gayrimenkulde kendi mülkiyetinde bir spor kompleksi yaptırtması, işletme hakkını on yıl boyunca yükleniciye devretmesini öngören ve karşılığında kira alının gelir getirici bir usul olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle yüklenicinin bu yıl zarfında elde edeceği ticari gelirden de belediyece makul bir işletme devir ücretinin yıllık kira bedeli tespiti yapılırken dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.
Yapım Karşılığı Kiralama Yönteminde kullanılan yıllık kira tespit usulünü şu şekilde özetleyebiliriz:
Yıllık Kira Bedeli=[(Parsel değeri üzerinden belirlenin yıllık kira bedelix10(yıl) – Yapı yaklaşık Maliyeti)]/10(yıl)
Yapı yaklaşık maliyeti hesaplanırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca her yıl yayınlanan “Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2017 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ” de yer alan M2 birim fiyatları kullanılmıştır. Yıllık kira bedeli ise Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 12’inci Maddesinin ( c ) bendine göre arsa rayicinin 0.04 alınarak bulunmuştur.
Bu formülde işletmeye devredilen bir ticari işletme hakkı devri de söz konusu olduğu için bu hakkın devrine ilişkin makul bir devir bedelinin de kiralama hesabına katılması gerekmektedir. Buz pateni kompleksi içinde buz pateni, kafeterya, spor salonu gibi alt kiracılara kiralanan ticari alanlardan yüklenici gelir elde ettiği için bu gelirin de kiralama formülünde yer alması ve elde edilen ticari kazançtan belediyeye pay verilmesi işin doğası gereğidir.
2. Yapım Aşamasındaki Tespitler
Kiralama işine ilişkin sözleşmenin birinci maddesi ile işe ilişkin şartnamenin 13’üncü Maddesinde ;
“…….
Kiracı tarafından tüm masrafları karşılanmak üzere yer teslim tarihinden itibaren ilk oniki ay içerinde Fen İşleri Müdürlüğünce onaylanan projeler doğrultusunda inşaat ruhsatının alınarak inşaata başlanması (tüm müteahhitlik hizmetleri kiracıya aittir) ve inşaatın bitirilerek yapı kullanma izin belgesinin alınması, binanın faaliyete geçirilmesi sağlanacaktır. Bu süreç, Fen İşleri Müdürlüğünce oluşturalar Kontrol Teşkilatı tarafından denetlenecektir. . ….
Kira ödemleri inşaat bitimi (en geç yer teslim tarihinden oniki ay sonra) ile başlar.
Yapılacak inşaatta; minimum 1.sınıf ve projelerde ve teknik şartnamelerde belirtilen malzemeler ile Fen İşleri Müdürlüğünce uygun görülen mahal listesinde belirtilen malzemeler kullanılacak, kontrol teşkilatı tarafından uygun görülmeyen malzemeler derhal değiştirilecektir.”
Beşinci maddesinde ise;
Kiracı bulunduğu faaliyet dalı ile ilgili olarak her türlü kurum ve kuruluşlardan istenen kanuni ve idari düzenlemelere ve takyidata uymak gerekli tüm ruhsatları almak zorundadır.
………”
Düzenlemeleri yapılarak yükleniciye bir takım yükümlülükler getirilirken, Fen İşleri Müdürlüğüne de yapım işine ilişkin olarak sorumluluklar verilmiştir. Yapım işine ait proje hazırlanmış ancak teknik şartname, mahal listeleri hazırlanmamıştır. Kontrol teşkilatı kurulmuş ancak fiilen görevlerini yerine getirmemiştir.
12.02.2018 tarih ve E.7928 sayılı yazımız ile Fen işleri Müdürlüğünden; Kira sözleşmenin 1.maddesinde belirtilen kontrollerin yapılması; sözleşme maddesi ve işin özelliği nedeniyle; Müdürlüklerince oluşturulacak “Kontrol Teşkilatı” ile Buz Pateni ve Müştemilatının yapım işinin denetlenmesi ve 12 aylık yapım süreci boyunca belli aralıklarla söz konusu işin durumu hakkında Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne bilgi verilmesi istenilmiştir. Ancak bu süre zarfında ilgili Müdürlükten herhangi bir bilgi gönderilmemiştir.
X A.Ş.’nin, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne vermiş olduğu yazıda; 24.12.2018 tarihinde ihale konusu işin bitirildiği belirtilmektedir. Ancak Fen İşleri Müdürlüğünce söz konusu yapım işine ait geçici kabul işlemleri zamanında yapılmamıştır.
3. Kesin Teminata İlişkin Tespit
Yapım karşılığı kiralama işinde kesin teminatın yıllık kira bedeli üzerinden alındığı görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kesin Teminat” başlıklı 54’üncü maddesinde:
“Taahhüdün, sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, sözleşme yapılmasından önce müteahhit veya müşteriden ihale bedeli üzerinden hesaplanmak suretiyle %6 kesin teminat alınır….
Müteahhit veya müşterinin bu zorunluluğa uymaması halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve varsa geçici teminat gelir kaydedilir.” denilmektedir.
Mevzuatta yer alan bu hükümlere göre taşınmazların ihale yoluyla kiralanması durumunda ihale bedeli üzerinden hesaplanmak üzere %6 oranında sözleşme imzalanmadan önce kesin teminat alınması gerekmektedir. Ancak yapılan denetimde ihale bedeli üzerinden değil, bir yıllık kira bedeli üzerinden alındığı görülmüştür.
4. Kiralama Sonunda Teslimat Esaslarının Belirlenmemesi
Kiralama işine ilişkin sözleşmenin 13. Maddesinde:
“Kiralama süresinin bitmesi halinde kiracı, yapım karşılığı kiraladığı taşınmazı ve üzerindeki yapıları, her türlü hasar ve eksikten ari olarak onbeş gün içerisinde boşaltıp anahtarını bir tutanak ile Belediyeye teslim etmek zorundadır….
Sözleşme hükümlerine aykırı davranılması veya kiralananın tasdikli proje ve ruhsatlarına aykırı bir şekilde amaç dışında kullanılması halinde; kiracıya aykırılığın giderilmesi için tebligat çekilerek onbeş gün süre verilir. Bu süre içinde aykırılıkların giderilmemesi halinde sözleşme Belediyece feshedilir. Kiralan yer, sağlam ve işler durumda tazminat veya bedel talep edilmeksizin onbeş gün içerisinde boşaltılıp, Belediyeye intikal ettirilir ve bundan dolayı kiracı veya üçüncü kişiler tarafından herhangi bir hak talebinde bulunulamaz.”
denilerek on yıllık kira süresi sonunda yapım karşılığı kiraladığı taşınmazı nasıl teslim alacağı ifade edilmiştir. Ancak söz konusu madde incelendiğinde taşınmaz ve üzerindeki yapıların her türlü hasar ve eksikten ari olarak onbeş gün içinde boşaltıp, anahtarı teslim edeceği yönünde basit ve genel bir teslimat öngörüsü yapılmıştır. Kiralamada kullanılan arazi ve binanın on yıllık kullanım sonunda ki nasıl teslim alınmak istendiğinin daha açık ve net belirlenmesi, idare mallarının korunması ve eksiksiz teslim alınması için zorunludur.
Yapıya ait mahal listesi ve teknik şartname olmadığı için genel proje üzerinden yüklenicinin tercih ve isteğine göre yapılan bir yapım işi gerçekleştirilmiştir. On yıllık kullanım süresi sonunda eksik ve ömrünü tamamlamış malzemelerin olacağı, ticari kullanımdan dolayı yıpranmış bir bina ve donanım ile karşılaşma ihtimali söz konusu olduğundna teslimat şartlarının ayrı bir teslimat şartnamesine bağlanması ve sözleşmeye eklenmesi idarenin alacaklarını güvence altına almasını sağlayacak emin bir yol olacaktır. Üst yöneticilerin kamu kaynakları ile kamuya mal olan varlıkların kiralama usulü ile üçüncü şahıslara kullandırma sonrasındaki tamlığını ve sağlam bir şekilde teslimatını güvene altına alacak şekilde kiralama işlemini gerçekleştirmeye özen göstermesi gerekmektedir.
5. İdarenin Denetim Görevini Yapmaması
Yine kiralamaya ilişkin sözleşmenin 14. Maddesinde;
“Taşınmazın amacında ve sözleşmede belirtilen şekilde kullanılıp kullanılmadığını idare her zaman denetleyebilir.”
Denilerek, idarenin denetim yetkisi dile getirilmiş olmakla birlikte; denetimin hangi periyotlarla kimler tarafından ne şekilde yapılacağı ve raporlanacağı tam olarak belirlenmemiştir. Denetimle sözleşmeye uygun kullanımın olup olamadığı yönünde yapılacak çalışmaların etkin bir şekilde yürütülmesi için yetkili birim ve denetim usulü daha açık ve net bir şekilde düzenlenmelidir.
Ecrimisilin Bir Taşınmaz Yönetim Biçimi Haline Gelmesi
İşgalli kullanıldığı tespit edilen Belediye taşınmazlarına ilişkin tahliye süreçleri başlatılmaksızın sadece ecrimisil tahakkuk ettirildiği ve bu suretle hukuka uygun olmayan kullanımlara süreklilik kazandırıldığı görülmüştür.
Belediye taşınmazlarının işgalli kullanılması durumunda uygulanacak yaptırımlar, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde yapılan atıf gereği 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmektedir. Anılan madde hükmü uyarınca işgalli kullanımın tespit edilmesi halinde; beş yılı geçmemek üzere geçmiş kullanımlar için ecrimisil talep edilmesi ve bu bedelin rızaen ödenmemesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesi ve taşınmazın en geç 15 gün içerisinde mülki amirler vasıtasıyla tahliye ettirilmesi gerekmektedir.
Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; ecrimisil geçmişe yönelik kullanım karşılığında alınan bedel, tahliye ise işgalin geleceğe yönelik olarak sona erdirilmesine ilişkin idari bir işlem olduğundan, burada birbirinden bağımsız iki farklı yaptırım mekanizması söz konusudur. Bu nedenle ecrimisilin düzenli aralıklarla tahsil edilmesi, tahliye mekanizmasının işletilmemesine sebep olarak gösterilemeyeceği gibi işgalciye taşınmazı kullanma hakkı da vermeyecektir.
Ancak yapılan incelemelerde; Çankaya Belediyesinin tasarrufunda bulunan ve işgalli kullanıldığı tespit edilen bazı taşınmazın tahliye süreçlerinin başlatılmadığı ve belirli dönemlerde tahakkuk ettirilen ecrimisil karşılığında bunlar üzerindeki hukuka aykırı kullanımların devam etmesine sebep olunduğu görülmüştür.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar çerçevesinde, öncelikle işgale uğrayan taşınmazlar için ilgili mevzuatta belirlenen tahliye mekanizmasının işletilmesi gerekmektedir. Tahliye işlemi gerçekleştirildikten sonra idarece kiraya verilmesi kararlaştırılan taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ihale edilmesinin, bu sayede taşınmaz kullanımlarının sözleşmeye bağlanarak kullanım hakkının sınırlarının çizildiği, kullanım amacı ve şartlarının belirlendiği hukuki bir zeminde yürütülmesinin sağlanması gerekmektedir.
Belediyenin Özel Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazların Pazarlık Usulüyle Kiraya Verilmesi
Belediyeye ait olan taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na aykırı olarak pazarlık usulü ile kiraya verildiği görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir.
“İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinde;
“Bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır.” hükmü,
“İhalelerde kapalı teklif usulünün esas olduğu” başlıklı 36’ncı maddesinde;
“Bu Kanunun 1’inci maddesinde yazılı işlere ilişkin ihalelerde, tekliflerin gizli olarak verilmesini sağlayan kapalı teklif usulü esastır.
Ancak, 44 üncü maddede gösterilen işler belli istekliler arasında kapalı teklif usulüyle, 45 inci maddede gösterilen işler açık teklif usulüyle, 51 inci maddede sayılan işler pazarlık, 52 nci maddede gösterilen işler de yarışma usulüyle yaptırılabilir.” hükmü yer almaktadır hükümlerine göre; ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının, Kanun’un temel ilke ve prensiplerinden olduğu ve bu ilke ve prensibin gereği olarak, Kanun’un 36’ncı maddesi hükmünde yer alan Kapalı Teklif Usulünün esas usul, diğer usullerin ise belirli şartlar dâhilinde uygulanacak istisnai usuller mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan; mezkûr Kanun’un istisnai yöntem olarak düzenlediği “Pazarlık usulü ile yapılacak işler” başlıklı 51’inci maddesinin (g) bendinde ise; “Kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, Devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi,…” denilmek suretiyle pazarlık usulüne hangi koşullarda başvurulabileceği belirlenmiştir.
Bu çerçevede, mezkûr Kanun’un diğer maddelerinde, hatta aynı maddenin diğer bentlerinde Kanun’a tabi kurumlar için “İdare” kavramı kullanılırken, (g) bendinde “idarelerin özel mülkiyetinde” kavramı yerine “Devletin özel mülkiyetinde (…)” ve “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan (…)” kavramlarının kullanılmış olması, kanun koyucu açısından “Devlet” kavramının “İdare” kavramından başka bir anlam ve içeriği ifade ettiğini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla, pazarlık usulü ancak devletin özel mülkiyetinde ve hüküm ve tasarrufunda olan taşınır ve taşınmaz mallar için kullanılabilecek bir ihale yöntemi olduğu açıktır.
Yukarıdaki düzenleme kapsamında belediyelerin konumu ise 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belirlenmiştir. İlgili Kanun hükümlerine göre, belediye; belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip olan ve “Devlet” tüzel kişiliğinden ayrı bir kamu tüzel kişiliğini ifade etmektedir. Bu yüzden de belediyenin mülkiyetindeki taşınmazları devletin mülkiyetindeki taşınmaz olarak kabul etmek hukuken mümkün değildir.
Nitekim Danıştay 13’üncü Dairesinin 21.10.2008 tarih ve E:2007/4476, K: 2008/6874 sayılı Kararında da;
“Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazın, 2886 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin (g) bendi uyarınca, pazarlık usulü ile turizm amaçlı tesis yapılmak ve işletilmek üzere mülkiyetten gayri ayni hak tesis edilmek suretiyle, (daimi ve sürekli üst hakkı kurulmak suretiyle) 30 yıllığına kiralanmasına ilişkin belediye encümeni kararını, belediyelere ait taşınmazların “devletin özel mülkü” ve “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer” lerden olmadığı, bu nedenle 2886 sayılı Yasanın 51/g maddesi kapsamında kiralanmasının, trampasının ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi yoluyla devrinin, olanaklı olmadığı gerekçesiyle, iptal eden mahkeme kararının hukuka uygun olduğu” denilerek, belediyelerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar için pazarlık ihalesinin yapılamayacağı ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin yanı sıra 2886 sayılı Kanun’un, 43’üncü maddesinde; kapalı teklif usulüne ilişkin İhalenin yapılamaması durumunda izlenecek yollarla ilgili hüküm, 49’uncu maddesinde ise; açık teklif usulüne ilişkin İhalenin yapılamaması durumunda izlenecek usullerle ilgili hükümler yer almaktadır.
Burada ifade edilen hususun taşınmaz kiralanmasına ilişkin olmadığı bütçeden harcama yapılarak yaptırılacak işleri kapsadığı açıktır. Madde metninde de bu durum “iş pazarlıkla yaptırılır”, “pazarlıkla mal alınabilir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle bu maddeler dayanak gösterilerek belediyeye ait taşınmazların pazarlıkla kiraya verilmesi mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Belediye taşınmaz kiralamalarına ilişkin yapılan ihalelerin incelenmesi sonucunda, 121 adet taşınmazın yukarıda yer verilen madde hükümleri dayanak gösterilerek pazarlık usulü ile mevzuata aykırı olarak kiraya verildiği tespit edilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51’inci maddesinin (g) bendi kapsamında pazarlık usulü ile kiraya verilebilecek taşınmazlar açıkça düzenlenmiş olup, büyükşehir belediyesine ait taşınmazların bu madde, 43’üncü ve 49’uncu madde hükümlerine istinaden pazarlık usulüyle kiraya verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Söz konusu taşınmazların kiraya verilmesinde, 2886 sayılı Kanun’a uygun olarak kapalı teklif usulünün kullanılması gerekmektedir.
Belediyenin Hüküm ve Tasarrufu Altında Bulunan, Ancak Üçüncü Şahıslar Tarafından İşgal Edilen Bazı Yerlerden Ecrimisil Alınmaması
Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan yol ve meydan gibi belediyenin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve üçüncü şahıslar tarafından işgal edilen bazı yerler için işgalcilerden ecrimisil bedeli alınmadığı görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde;
“Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümlerini belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75’inci maddesine göre; ecrimisil, kusurlu olup olmadığı aranmaksızın, bir malın zilyetliğini, yetkili idarenin izni, sahibinin rızası veya muvafakatı dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişilere işgalci (fuzuli şagil) olarak işgal etmesi mukabilinde işletilen hukuki süreçtir.
Belediyenin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin idarenin izni olmaksızın işgalli kullanılması durumunda uygulanacak yaptırımlar, bahsi geçen 75’inci maddede düzenlenmiş olup, buna göre idarenin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil istenilmesi gerekmektedir. Aynı maddede ecrimisil talep edilebilmesi için, idarenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmadığı, işgal edilen taşınmaz malın idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amiri tarafından tahliye ettirilerek idareye teslim edileceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre fuzuli şagilin tahliyesi ve kamu malını haksız olarak işgal etmesi nedeniyle işgal süresince ecrimisil alınması mevzuat gereğidir. Ancak bu durum, kamu mallarının sürekli ecrimisil alınarak idare edilebileceği, ecrimisilin kira niteliğine dönüştürülebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Ecrimisil hukuka aykırı bir yararlanmadan dolayı ilgiliden alınan bir tazminattır. Kamu idaresinin mülkiyet veya kullanımında bulunan taşınmaza yönelik olarak ecrimisil alınmak suretiyle işgalin devamına müsaade edilmemeli, kamu malının boşaltılmasına yönelik mevzuat uygulanmalıdır.
Danıştay 10’uncu Dairesinin, 31.01.2007 tarihli, 2004/2218 nolu esas, 2007/255 nolu kararında, büyükşehir belediyesinin yetki ve sorumluluğu altında bulunan caddelerin üzerinde işgal söz konusu olduğunda ecrimisil alınması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Sayıştay Temyiz Kurulunun 21.11.2018 tarih 45343 tutanak nolu kararında da, belediyenin hüküm ve tasarrufu altında olup uzun süreli işgal edilen yerlerden ecrimisil alınması gerektiğine karar verilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümleri ve mahkeme kararlarında da ifade edildiği üzere büyükşehir belediyesinin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin uzun süreli işgal edilmesi durumunda ecrimisil alınması gerektiği açıktır.
Söz konusu duruma ilişkin büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde örnek seçilmek suretiyle belirlenen üç cadde üzerinde yapılan incelemelerde, 27 adet işyerinin, büyükşehir belediyesinin hüküm ve tasarrufu altında olan genel hizmetlere ayrılmış yol, meydan gibi yerler üzerinde uzun süreli işgalde bulunduğu ve bu işgalin sonucunda herhangi bir ecrimisil tahakkuk veya tahsilatının yapılmadığı tespit edilmiştir.
Kamu idaresi tarafından bulgu üzerine 1500 adet tespit yapılarak 7.647.245,69 TL.
ecrimisil tahakkuk ettirildiği bildirilmişse de tahsilat ve fuzuli şagilin tahliyesine ilişkin bir işlem yapılmadığından değerlendirmemiz devam etmektedir.
Bu itibarla, büyükşehir belediyesi hüküm ve tasarrufunda bulunan genel hizmetlere ayrılmış yol, meydan gibi yerlerin işgal edilmesi durumunda ecrimisil bedellerinin tahsil edilmesi ve fuzuli şagilin tahliyesinin mevzuatta belirtilen hükümlere göre yapılması gerekmektedir.
Genel Hizmetlere Ayrılmış Alanları İşgal Edenlerle İlgili Ecrimisil Ve Tahliye İşlemlerinin Yapılmaması
Belediyenin tasarrufunda bulunan yol, park, yeşil alan gibi genel hizmetlere ayrılmış ve uzun sürelerle işgal edilen alanlar hakkında 2019 yılı sonuna kadar hiçbir işlem yapılmadığı; 2019 yılı sonu itibariyle işlem yapılan bir kısım uzun süreli işgalli alanlardan ise ecrimisil alınmadığı görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75’inci maddesinde;
“Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9’uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.” denilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesiyle de benzer bir düzenleme
getirilerek belediye malına karşı suç işleyenlerin, devlet malına karşı suç işlemiş sayılacağı ve 75’inci madde hükümlerinin belediye taşınmazları için de uygulanacağı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 52’nci maddesine göre, belediye sınırları içinde bulunan ve maddede sayılan yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi işgal harcına tabi olup; Kanun’da işgal harcı alınması için işgalin geçici olması gerektiği vurgulanmıştır. İşgaliye konusu sınırları çok belirli; ancak belli şartlarda başvurulan ve geçici işgallerde uygulanan bir usuldür. İşgaliyede esas olan, işgaliye durumunun geçici olması ve kiralama gibi uzun vadeli bir ilişki içerisine girilememesidir. Bu nedenle, geçici bir süre için işgal konusu olmayan, belediye tasarrufundaki yol, park, yeşil alan gibi alanların uzun süre kullandırılması işgal harcının konusuna girmemektedir.
Yukarıda da belirtildiği üzere; Belediyenin tasarrufunda bulunan alanların, idarenin izni olmaksızın işgalli kullanılması durumunda uygulanacak yaptırımlar, 2886 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinde düzenlenmiş olup; idarenin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil istenilmesi gerekmektedir. Aynı maddede ecrimisil talep edilebilmesi için, idarenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmadığı, işgal edilen taşınmaz malın idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amiri tarafından tahliye ettirilerek idareye teslim edileceği hüküm altına alınmıştır.
İlçe sınırları dahilinde örneklem yoluyla yapılan incelemede, belediyenin tasarrufunda bulunan genel hizmetlere ayrılmış alanların uzun sürelerle işgal edilmiş olduğu; bu alanlar hakkında 2019 yılı sonuna kadar hiçbir işlem yapılmadığı ve ilgililerden herhangi bir bedel alınmadığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar idare tarafından bulguda belirtilen hususu düzeltmeye yönelik çalışmaların devam etmekte olduğu bildirilmişse de yapılacak işlemlerin 2019 yılına ilişkin değerlendirmemize etkisi bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Belediyenin tasarrufunda bulunan yol, park, yeşil alan gibi genel hizmetlere ayrılmış olan, fakat bahçe, şezlong alanı vs. olarak ya da ruhsatsız yapı yapılarak uzun sürelerle işgal edilen alanların tespit edilmesi; söz konusu taşınmazların işgalinden mevzuat hükümlerine göre takdir edilecek ecrimisil tutarlarının fuzuli şagillerden geriye doğru tahsil edilmesi ve mevzuatın emrettiği gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.
Taşınmazların İhalede Öngörülen Sözleşme Süresi Bittiği Halde Süre Uzatımı Yolu İle Kullandırılması
Belediye tarafından kiraya verilen bir kısım taşınmazlara ait kira sürelerinin mevzuata aykırı bir şekilde ihale yapılmaksızın uzatıldığı, tahliye edilebilir konuma gelen yerlerin takibinin yapılmadığı tespit edilmiştir.
01.01.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1’inci maddesinde, belediyelerin satım, kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi gibi işlerinin bu Kanun’a göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanun’un 64’üncü maddesinde, kiraya verilecek taşınmaz malların kira süresinin on yıldan çok olamayacağı ve bazı özel durumlarda bu sınırın aşılabileceği belirtilmiş olmasına rağmen süre uzatımı ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Aynı Kanun’un 75’inci maddesinde kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde ecrimisil alınacağı ve işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edileceği ifade edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesinde yer alan bu düzenlemelerin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile kiralama işlemleri hakkında yeni ve genel düzenlemeler getirilmiş, Kanun’un 339’uncu maddesinde
kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslarla yapılmış olursa olsun konut ve çatılı işyeri kiralamalarında Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacakları belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un “Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi” başlıklı 347’nci maddesinde kiraya verenin, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği, ancak on yıllık uzama süresi sonunda bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sözleşmeye son verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Konut ve çatılı işyeri kiralamalarında belediyelerin 6098 sayılı Kanun’a tabi olup olmayacağı, bir başka deyişle kira süresi sonunda süre uzatımı verilip verilemeyeceği tartışmalıdır. Belediye taşınmazları hakkında da uygulanan 2886 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi belediye taşınmazlarının kira süresi sonunda işgali ve tahliyesi gibi konularda özel düzenlemeler içermektedir. 6098 sayılı Kanun her ne kadar 2886 sayılı Kanun’dan daha sonra yürürlüğe girmiş ise de kamu kurumları hakkında genel bir düzenleme getirdiği için belediye taşınmazlarının tahliyesi hususunda 2886 sayılı Kanun’un 75’inci maddesine göre daha genel nitelikte bir düzenlemedir.
Yukarıda yer verilen ve kiralamalarda süre uzatımı konusunda farklı hükümler içeren iki düzenleme de dikkate alınarak gerçekleştirilen denetimler neticesinde, Belediye Sarayında ve Selçuklu İşhanı’nda bulunan toplam 11 adet dükkânın 1986 yılında 1 yıllık süreyle 2886 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen ihale ile kiraya verildiği ve bu yerlerin tamamının çatılı işyeri niteliğinde olduğu görülmüştür. Bu bağlamda;
- Söz konusu kira ilişkilerinde 2886 sayılı Kanun’da bulunan ve süre uzatımı öngörmeyen özel hükmün uygulanması gerektiği kabul edilirse bu işyerlerinin tamamının tahliye edilip yeniden ihale ile kiralanması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 6 ncı Hukuk Dairesinin 2015/3710 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Ayrıca bu dükkânların Borçlar Kanunu’nun yürürlük tarihinden önceki 25 yıl boyunca tek bir ihale ile kiralanmış olmasının da mevzuata aykırı olduğu açıktır.
- Bahsi geçen kira ilişkilerinnde 6098 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse dahi yine mezkûr işyerlerinin hepsinin tahliyesi gerekmektedir. Zira bu 11 dükkânın sözleşmesi 1987 yılında sona ermiştir. Bir başka deyişle Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde mezkûr işyerlerinin on yıllık uzama süreleri sona ermiş idi. Borçlar Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin hükümler içeren 6101 sayılı Kanun’da bu durumda olan işyerleri için öngörülen iki yıllık uzama süresi ise 2014 yılı tarihi itibariyle bitmiştir.
Bu nedenle hangi görüş kabul edilirse edilsin bahsi geçen 11 adet işyeri için sonuç değişmeyecektir. Tamamının tahliyesinin gerçekleştirilmesi ve yeniden yapılacak ihale ile kiralama yapılması gerekmektedir.
Tablo 6: Kira Süresi Uzatılan Dükkânlara İlişkin Tablo
| S.No | Adres | Niteliği | Yıllık Kira Tutarı (TL) | İhale Tarihi | Uzatılma Gerekçesi |
| 1 | Bld.Sry.Altı No:1 | Dükkan | 8.940,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 2 | Bld.Sry.Altı No:2 | Dükkan | 5.410,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 3 | Bld.Sry.Altı No:4 | Dükkan | 5.156,50 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 4 | Bld.Sry.Altı No:10 | Dükkan | 12.465,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 5 | Bld.Sry.Altı No:13 | Dükkan | 21.085,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 6 | Bld.Sry.Altı No:14 | Dükkan | 20.330,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 7 | Bld.Sry.Altı No:17 | Dükkan | 21.650,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 8 | Bld.Sry.Altı No:20 | Dükkan | 8.932,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 9 | Selçuklu İşh. No:11 | Dükkan | 5.410,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 10 | Selçuklu İşh. No:7 | Dükkan | 25.606,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
| 11 | Selçuklu İşh.No:12 | Dükkan | 8.940,00 | 1986 Yılı | Encümen Kararı |
Bazı Taşınmazların İhale Yapılmaksızın İşgaliye Bedeli ile Kiraya Verilmesi
Belediye mülkiyetindeki taşınmazlardan bazılarının Encümen kararıyla, bazılarının Başkanlık oluruyla doğrudan sözleşme imzalanarak, bazılarının da yer gösterilip veya tutanak düzenlenerek kiraya verildiği belirlenmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1’inci maddesinde; belediyelerin kiralama işlerinin bu kanun hükümlerine göre yapılacağı hükmü yer almıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu 34’üncü maddesiyle de taşınmazın üç yıla kadar kiralanmasına karar verme görevinin encümene ait olduğu belirtilirken, Encümene aynı zamanda ihale komisyonu görevi verilmiştir.
Bu bağlamda, kamu taşınmazlarının 5393 sayılı Kanun’daki düzenlemeler de dikkate alınarak ihaleyle kiraya verilmesi, kira süresinin sonunda tekrar ihale edilmesi, mevzuat gereğidir.
Kurum taşınmazlarının yerinde denetimi neticesinde ise; baz istasyonları, büfeler, taksi durakları ve atm.’ler ile bazı işyerlerinin işgaliye bedeli karşılığında, ihale yapılmaksızın kiralandığı görülmüştür.
İşgal harcı 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 52’nci maddesinde düzenlenmiştir. Belediye sınırları içinde bulunan yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi, işgal harcına tabidir.
Kanunun bu maddesinde nerelerin işgaliye yoluyla verilebileceği belirtilmiştir. Bunlar; pazar veya panayır kurulan yerler, meydanlar, mezat yerleri, yol, meydan, iskele, köprü gibi umuma ait yerler, motorlu kara taşıtlarının park etmeleri için il trafik komisyonlarının olumlu görüşü alınarak belediyelerce şehir merkezlerinde tesis edilen ve işletilen mahallerdir. İşgaliyeye konu olacak unsurlar sayılırken, bunun gayrimenkulleri kapsamadığı, çok açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, söz konusu kiralama işlemlerinin hem 5393 sayılı Kanun, hem de 2886 sayılı Kanundaki düzenlemelere uygun olarak ihale yöntemi ile yapılması sağlanmalıdır.
Bazı Taşınmazların Ecrimisil Karşılığında Kullandırılması
Kuruma ait taşınmazların bir kiralama yöntemi olmayan ecrimisil alınmak suretiyle kullandırıldığı görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde;
“Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş sayılır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75’inci maddesi;
“Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz(1) malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli işgalinden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için,
Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.
(Ek cümle: 23/7/2010-6009/24 md.) Ecrimisile itiraz edilmemesi halinde yüzde yirmi, peşin ödenmesi halinde ise ayrıca yüzde onbeş indirim uygulanır. Ecrimisil fuzuli işgalci tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.
İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.
(Ek fıkra: 23/7/2010-6009/24 md.) Köy sınırları içerisinde yer alan Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgalcilerinden tahsil edilen ecrimisil gelirlerinin yüzde beşi, 442 sayılı Köy Kanununda belirlenen görevlerde kullanılmak kaydıyla, tahsilatı izleyen ay içinde bu gelirlerin elde edildiği köy tüzel kişiliği hesabına aktarılmak üzere emanet nitelikli hesaplara kaydedilir. Maliye Bakanlığı bu oranı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.” şeklindedir.
Yapılan inceleme muhtelif semtlerde bulunan kuruma ait taşınmazların bazılarının özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler tarafından ecrimisil ödemek suretiyle kullanıldığı görülmüştür.
Mezkur mevzuattan da anlaşılacağı üzere, ecrimisil bir kiralama yöntemi olmayıp, kamuya ait taşınmaz malların işgali ve bu işgalin tespiti sonucunda önceki kullanıma dair bir tazminattır. 2886 sayılı Kanunu’nun 75’inci maddesinin dördüncü fıkrasında da belirtildiği üzere işgal edilen taşınmaz mal için mülki amirine talepte bulunulması ve mülki amirince söz konusu taşınmazın 15 gün içinde tahliye ettirilmesi esastır. Ayrıca işgalcinin tahliye ettirilmemesi ve ecrimisil bedelinin kira ödemesi gibi ileriye yönelik devam ettirilmesi, 2886 sayılı Kanun’un taşınmaz kiralamalarında ihale yoluna gidilmesi gerektiğini ifade eden amir hükümlerine aykırıdır.
Sonuç olarak işgallerin tespit edilerek tahliye yoluna gidilmesi, ecrimisilin bir kiralama yöntemi olarak kullanılmayıp kuruma ait taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ihale yapılmak suretiyle kiralanması gerekmektedir.
Bakanlıktan Kiralanan Yerler İçin Uygulanan Kira Artış Oranının Hatalı Hesaplanması
Belediye tarafından T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünden kiralanan alan için kira artışlarında Tüketici Fiyat Endeksi yerine Üretici Fiyat Endeksinin uygulanmasının mevzuata aykırı olduğu görülmüştür.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri kapsadığı belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Yıllık bedel artışları” başlıklı 14’üncü maddesinde; Bir yıldan uzun süreli kira sözleşmelerinde ikinci ve izleyen yıllar bedelleri, Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE – oniki aylık ortalamalara göre yüzde değişim) oranında artırılacağı,
Buna ek olarak, Yönetmeliğin “Önceki sözleşmelerin uyarlanması” başlıklı Geçici 2’nci maddesinin 6’ncı fıkrasında ise; Halen devam eden bir yıldan uzun süreli kira sözleşmelerinde ikinci ve izleyen yıllar bedelleri mevcut sözleşmeler yenilenmeksizin Yönetmeliğin 14’üncü maddesine göre hesaplanarak tahsil edileceği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların bir yıldan uzun süreli kiralamalarda ikinci ve izleyen yıllar bedellerinin 1/1/2019 tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı için Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi oranında arttırılacağı belirtilmiştir.
İdarenin ödeme belgesi üzerinde yapılan incelemede belediye tarafından kiralanan Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi ile Çolaklı sahil kesiminde bulunan günübirlik alanların üçüncü yıl kira bedeli ÜFE‘ye göre % 46 oranında arttırılmak suretiyle 751.420,25 TL tutarında belediye kaynaklarında azalışa neden olmuştur.
Sonuç olarak; belediye tarafından kiralanan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kira artış hesaplamalarında mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde TÜFE oranının dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.
Bulgu konusu tespite ilişkin ilgili Bakanlık ile yazışma yapıldığı belirtilmiş olmakla birlikte söz konusu hususun düzeltilip düzeltilmediğine ilişkin değerlendirme sonraki denetimlerde dikkate alınacaktır.
Belediye Encümeni Kararı ile Üç Yıldan Fazla Süreyle Taşınmaz Kiralanması
Muratpaşa Belediye Meclisinin 2013 tarihinde aldığı bir karar uyarınca belediyeye ait taşınmazların 9 yıl süre ile kiraya verilebilmesi için encümene yetki verdiği ve bu karara istinaden bazı taşınmazların 2019 yılında da encümen tarafından 3 yıldan uzun süreli kiraya verildiği görülmüştür.
5393 sayılı Kanun’un belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen 18. Maddesinin ‘e’ bendinde özetle, taşınmazların üç yıldan fazla kiralanmasına karar verme yetkisi belediye meclisine verilmiştir.
Aynı Kanun’un belediye encümeninin görev ve yetkilerini düzenleyen 34 üncü maddesi ‘g’ bendinde ise Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak, süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek belediye encümeninin yetkileri içinde sayılmıştır.
Belediye Meclisinin 04.11.2013 tarih ve 315 sayılı kararında “ … Belediyemize ait taşınmazların öneriler doğrultusunda yapılacak ihalelerde kiralama süresinin dokuz yıl olarak belirlenmesine… encümene yetki verilmesinin kabulüne” karar verildiği görülmüştür.
Yapılan incelemede 2019 yılı içerisinde bazı restoran, kafeterya ve çay bahçelerinin belediye encümeni tarafından 2013 yılında alınan karara istinaden üç yıldan uzun süreli kiraya verildiği tespit edilmiştir.
Ancak 2013 yılında alınan belediye meclisi kararı genel bir karar olup taşınmazları ada, pafta, parsel bazında belirlenerek bir yetki devri yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca 2013 yılından sonra iki defa yerel seçimler yapılmış olup belediye meclisi yenilenmiştir. Dolayısıyla 2019 yılı içerisinde yapılan işlemlerde 2019 yılı belediye meclisinin her bir taşınmazı tanımlayarak üç yıldan uzun süreli kiralama için belediye encümenine yetki vermesi gerekmektedir. Sözkonusu hususun düzeltilip düzeltilmediği gelecek yıl denetimlerinde izlenecektir.
Sözleşme Yükümlülüğünü Yerine Getirmeyen Kiracıların Sözleşmelerinin Feshedilmemesi ve İhale Yasaklısı Yapılmaması
Belediye tarafından tahsili yapılamayan taşınmaz kira bedelleri bulunmasına karşın ilgili kiracılarla bağıtlanan kira sözleşmelerinin feshedilmediği ve kiracıların ihalelerden yasaklanmadığı görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Müteahhit veya müşterinin sözleşmenin bozulmasına neden olması” başlıklı 62’nci maddesinde;
“Sözleşme yapıldıktan sonra 63’üncü maddede yazılı hükümler dışında müteahhit veya müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.
Gelir kaydedilen kesin teminat, müteahhit veya müşterinin borcuna mahsup edilemez.” denilmiş,
İdarelerce İhalelere Katılmaktan Geçici Yasaklama başlıklı 84’üncü maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarında,
“Üzerine ihale yapıldığı halde usulüne göre sözleşme yapmayan istekliler ile sözleşme yapıldıktan sonra taahhüdünden vazgeçen ve mücbir sebepler dışında taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmeyen müteahhit veya müşteriler hakkında da, ihaleyi yapan bakanlık veya ilgili bakanlık tarafından, bir yıla kadar ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilir ve bu kararlar Resmi Gazete’de ilan ettirildiği gibi ilgililerin müteahhitlik sicillerine işlenir.”
(…)
“İhaleyi yapan idareler, ihalelere katılmaktan yasaklamayı gerektirir bir durumla karşılaştıkları takdirde, gereğinin yapılması için bu durumu ilgili bakanlığa bildirmekle yükümlüdürler.” hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince; taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmeyen kiracılar için; öncelikle bu kiracılardan olan alacağın takibine ilişkin gerekli işlemlerin yapılması ve sonrasında yine yükümlülüklerini yerine getirmeyen kiracıların sözleşmelerinin feshedilip, teminatlarının gelir kaydedilmesi ve bu kiracıların ihalelere katılmaktan geçici yasaklaması için ilgili bakanlığa bildirilmesi gerekmektedir.
Yapılan inceleme sonucunda; Belediye tarafından kiraya verilen taşınmazlara ilişkin olarak belediyeye bildirilen tabloda detayı yer alan 99 kiracının 6 ay ve üzeri sürelerle kira borçlarını ödememesine karşın belediye tarafından sözleşmelerinin fesih edilmediği tespit edilmiştir. Söz konusu kiracıların birikmiş borç tutarının, gecikme faizi ile birlikte 1.338.740,38 TL’ye ulaştığı görülmüştür.
Yukarıda belirtildiği üzere; Belediyenin yükümlülüklerini yerine getirmeyen kiracılarının sözleşmelerini feshederek teminatlarını gelir kaydetmesi ve bu kiracıların ihalelere katılmaktan geçici yasaklaması için ilgili bakanlık olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirilmesi gerekmektedir.
İhale Yapılmadan Kira Süresinin Uzatılması
Kurum taşınmaz kira dosyaları üzerinde yapılan denetimde, idare mülkiyetindeki
taşınmazlar, kira süresi sonunda yeni ihale yapılmadan, kira bedelinde belirli bir artış yapılarak süre uzatımı yoluyla aynı kişilere yeniden kiraya verildiği tespit edilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesi ile belediye mülkiyetindeki taşınmazların ancak bu Kanun hükümlerine göre kiraya verilebileceği, “Kiralarda sözleşme süresi” başlıklı 64’üncü maddesi ile belirli istisnalar haricinde, kiraya verilecek taşınmazların kira süresinin on yıldan çok olamayacağı ve taşınmazların üçüncü kişilere kiralanması işlemlerinin ise aynı Kanun’un 35’inci maddesinde sayılan ihale usulleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesi uyarınca, belediyeye ait taşınmazların üç yıldan fazla süre ile kiralanmasına karar vermek yetkisi belediye meclisine; aynı Kanun’un 34’üncü maddesi uyarınca, söz konusu taşınmazların süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek yetkisi ise belediye encümenine verilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesinde; kamu idarelerine ait taşınmazlara ait kira sözleşmelerinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, işgal edilen taşınmaz malın idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği ve kira sözleşme bitim tarihi ile tahliye tarihi arasında ecrimisil alınacağı hüküm altına alınmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesi hükümlerinin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı ifade edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Uygulama Alanı” başlıklı 339’uncu maddesinde kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerinde konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı; “Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Sona Ermesi” başlıklı 347’nci maddesinde konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli süreli sözleşmelerde on yıllık uzama süresi sonunda kiraya verenin, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebileceği, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kiraya verenin kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yapılan incelemede, meclis kararıyla kira başlangıcından on yıl geçen bazı taşınmazların aynı kişilere kira bedelinde belirli bir artış yapılarak ihale edilmeksizin yeniden kiraya verildiği görülmüştür.
Tablo 6: İhale Yapılmaksızın Kira Süresi Uzatılan Taşınmazlar
| Sıra No | Taşınmaz Adresi | Taşınmaz
Kullanım Tipi |
Kira Başlangıç Tarihi |
| 1 | Kum Mahallesi General Mithat Ceylan Cad / Amasra | Balıkhane | 01.01.1997 |
| 2 | Kum Mahallesi Kara Evler Mevki ATİ Yanı Amasra | Büfe Yeri | 01.04.1997 |
| 3 | Kum Mahallesi General Mithat Ceylan Cad / Amasra | Tuvalet WC | 09.07.1997 |
| 4 | Kum Mahallesi Cumhuriyet Cad. Amasra | Durak | 01.01.1994 |
| 5 | Kum Mahallesi Turgut Işık Cad. Amasra | Aile Çay Bahçesi | 01.07.2001 |
| 6 | Kum Mahallesi Turgut Işık Cad. Amasra | Çay Bahçesi | 01.04.2008 |
| 7 | Kum Mahallesi Turgut Işık Cad. Amasra | Kulüp Lokali | 23.05.1996 |
| 8 | Kum Mahallesi Küçük Liman Cad. Amasra | Banka Şubesi | 01.01.1997 |
Yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre kira başlangıcından on yıl geçen belediye mülkiyetindeki taşınmazların ancak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 5393 sayılı Belediye
Kanunu’nda yer alan esaslar ve süreler dâhilinde ihale yapılmak suretiyle yeniden kiraya verilmesi gerekmektedir.
Kiralama İhalelerinde Üzerine İhale Bırakılan İsteklilerin Sözleşme Yapmadıkları Halde İhale Yasaklısı Yapılmaması
Taşınmaz kiralama ihalelerinde üzerine ihale bırakılan bazı isteklilerin sözleşme imzalamamalarına rağmen DİK’in 84’üncü maddesi gereğince ihalelere katılmaktan yasaklanmadıkları görülmüştür.
DİK’in 57’nci maddesinde, sözleşme yapılması gerekli olan hallerde müteahhitin bu zorunluluğa uymaması durumunda geçici teminatının gelir kaydedileceği; 84’üncü maddesinde ise üzerine ihale bırakıldığı halde sözleşme yapmayan istekliler hakkında ilgili bakanlık tarafından bir yıla kadar ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verileceği ve yasaklama kararının RG’de ilan ettirilerek ilgililerin müteahhitlik siciline işleneceği hüküm altına alınmıştır.
Özetle üzerine ihale bırakılan isteklilerin sözleşme yapmamaları durumunda ihalelere katılmaktan yasaklanmalarına ilişkin düzenleme emredici bir hukuk normudur. Bu itibarla söz konusu enredici düzenlemeye aykırı olarak yasaklama kararına ilişkin işlem yapılmaması idarenin takdirinde değildir.
Yapılan incelemede 2017, 2018 ve 2019 yıllarında üzerine ihale bırakıldığı halde sözleşme imzalamayan 13 (on üç) istekli olduğu ve bunların ihalelere katılmaktan yasaklanmadıkları görülmüştür. Üzerine ihale bırakıldığı halde usulüne göre sözleşme yapmayan isteklilerin ihalelere katılmaktan yasaklanmaları için işlem yapılması gerekmektedir.
Yasaklama işlemlerinin yapılacağı belirtilmiş olmakla birlikte, mevcut durumda herhangi bir işlem yapılmamıştır.
Taşınmaz Kira Bedellerinin Günün Emsal ve Rayiç Bedellerine Göre Güncellenmemesi
İdareye ait taşınmaz kira bedellerinin günün emsal ve rayiç bedellerini yansıtmadığı ve düşük kaldığı görülmüştür.
Taşınmaz kira dosyalarının incelenmesi sonucunda; taşınmazlara ait kira bedelinin Encümen Kararı ile Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) esas alınarak tespit edildiği ve hesaplanan bedelin yeni yıl kira bedeli olarak uygulandığı, emsal ve rayiç bedel mukayesesinin yapılmadığı anlaşılmıştır.
6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’un kira artışını belirleyen maddelerinin, Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine oluşan yasal boşluğu Yargıtay’ın 18.11.1964 gün ve E.1964/2 K.1964/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve çeşitli Yargıtay kararları doldurmuş ve kira bedelinin; olağan rayice göre tespit edilmesi, bu rayiç tespit edilemez ise hak ve nefasete uygun olarak ekonomi esaslarına göre artışı öngörülmüştür.
Bu karar sonrası Yargıtay Daireleri ve Kurulları taraflar arasındaki kira ilişkisinin kurulmasından itibaren 3 yıldan fazla bir zaman geçmiş ise, kural olarak yeni dönem kira bedelinin emsal ve rayiç bedele göre belirlenmesi gerektiği yönünde kararlar vermişlerdir.
Yargıtay’ın 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun dönemindeki bu yerleşik uygulamaları; kira sözleşmelerinde kira bedelinin ilk üç yıl (dönem) Türkiye İstatistik Kurumunca yayınlanan üretici fiyatları endeksindeki artış oranında artırılmasını, dördüncü yılın ise emsal ve rayiç bedele uygun olarak yeniden belirlenmesini gerektirmektedir.
Yargıtay yerleşik içtihatlarına konu olan 6570 sayılı Kanun, 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmış ve kira sözleşmelerini de düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiştir. 6098 sayılı Kanun’un kira bedellerinin belirlenmesini düzenleyen 344’üncü maddesi ise işyeri kiraları bakımından 01.07.2020 tarihine kadar ertelenmiştir.
Bu itibarla işyeri kiralarının belirlenmesi konusunda 01.07.2020 tarihine kadar Yargıtay yerleşik içtihatları sonrası ise 6098 sayılı Borçlar Kanunu uygulanmak durumundadır.
6098 sayılı Kanun’un işyeri kiraları açısından ertelenmiş kira bedelinin belirlenmesini düzenleyen 344’üncü maddesine göre; kira bedellerinin ilk beş yıl boyunca tüketici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla sözleşmede belirlenen oranda artırılması, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedelinin, tüketici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenmelidir.
Bahsi geçen madde ile Yargıtay içtihatlarında yerleşik üç yıllık süre yerine, beş yıl
süre benimsenmektedir. Yürürlüğü 01.07.2020 tarihine ertelenen bu maddenin, ikinci fıkrasında ise; tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hükmün birinci fıkra kapsamında olan kira sözleşmeleri ile akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanacağı ifade edilmiştir.
Buna göre 01.07.2020 tarihine kadar kira bedellerinin ilk üç yıl tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınarak artırılması, her üç yılın sonunda ise emsale göre belirlenmesi ve 01.07.2020 tarihinden sonra ise her beş yılda bir emsal belirlenmesi gerekir.
Yapılan incelemede, encümen kararı ile taşınmazların yeni kira yılında uygulanacak kira bedelinin, taşınmazın konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli ve emsal ve rayiç kira
bedellerini göz önünde bulundurmadan TÜFE oranında artırdığı görülmüştür.
İdare taşınmazlarının ilk kira başlangıçlarının çok eski yıllara dayanması, kira sözleşmelerinin TÜFE oranında artırılması, bu tarihe kadar kira sözleşmelerinde hiç emsal uygulanmaması idareye ait taşınmaz kira bedellerinin emsal ve rayiç kira bedellerine göre çok düşük kalmasına neden olmuştur.
Taşınmaz kira bedellerinin günün emsal ve rayiç bedellerine göre güncelleneceği belirtilmiş olmakla birlikte henüz kira bedelleri günün emsal ve rayiç bedellerine göre güncellenmemiştir.
Bu kapsamda; kira bedellerinin ilk üç yıl tüketici fiyat endeksi oranında artırılması, her üç yılın sonunda ise her bir kira sözleşmesi itibariyle yeni dönem başlangıcından önce bir komisyon marifetiyle kira bedelinin, tüketici fiyat endeksindeki artış oranı, taşınmazın konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, gibi kira bedeline etki eden tüm etkenler karşılaştırılarak ve emsal ve rayiç kira bedelleri göz önünde tutularak belirlenmesi ve idare tarafından kiracıya yazılı olarak bildirilmesi gerekmektedir.
Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halinde Bulunan Yerlerin Kira Artışının Hatalı Yapılması
Belediye halinde bulunan işyerlerinin kira artışlarında 5957 sayılı Kanun’a aykırı hareket edilmiştir.
5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 11’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Belediye toptancı hallerindeki işyerleri, kiralama veya satış yoluyla işletilir. Ancak satılan işyeri sayısı, o haldeki toplam işyeri sayısının yüzde ellisini geçemez. Bu maddenin altıncı fıkrasındaki eylemlerin tespiti halinde satış işlemlerinin iptal edilip işyerlerinin geri alınacağına ilişkin olarak tapu kütüğüne şerh konulur ve bu şartların gerçekleşmesi durumunda taşınmazlar geri alınır. İşyerlerinin kiralanması veya satılması 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır. Kira süresi en fazla on yıldır. Bakanlıkça belirlenen esaslara uygun olması kaydıyla, kira süresi sona erenlerle ihaleye çıkılmaksızın yeniden kira sözleşmesi yapılabilir. Kira süresi sona erenler açılacak kiralama ihalelerine tekrar katılabilir. Bir yıldan uzun süreli kira sözleşmelerinde ikinci ve izleyen yıllar kira bedelleri, Üretici Fiyatları Endeksi oranında arttırılır.” denilmektedir. Haldeki işyerlerinin kiraya verilmesine ait sözleşmelerin 7’nci maddesinin (c) fıkrasında, “Kira artışları yıllık olarak tefe ve tüfe göre yapılacaktır.” düzenlemesi yapılmıştır.
18.01.2019 gün ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 56’ncı maddesiyle, “11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “üretici fiyat endeksindeki artış” ibareleri “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin dördüncü fıkrasına “kararlaştırılmışsa,” ibaresinden sonra gelmek üzere “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla,” ibaresi eklenmiştir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yapılan bu düzenleme 6098 sayılı Kanun kapsamına giren kiralamalarda uygulanacaktır.
Oysa halde bulunan işyerlerinin nasıl kiraya verileceği ve uyulacak esaslar ile kira artışının nasıl olacağı 5957 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. 5957 sayılı Kanun özel kanun olduğu için halde bulunan işyerlerinin kira artışının Kanun’un 11’inci maddesinin birinci fıkrasına göre Üretici Fiyatları Endeksine göre artırılmalıdır. 5957 sayılı Kanun’a aykırı hüküm içeren sözleşmenin 7’nci maddesinin (c) fıkrası uygulanamaz. 2019 yılında halde bulunan iş yerlerinde hiç kira artışı yapılmayarak ihaleye verildiği 2018 yılındaki aylık kira bedeli tahakkuk ettirilmiştir.
Haldeki işyerlerinin kiraya verilmesine ait sözleşmelerin 7’nci maddesinin (d) fıkrasında, “Kira bedelleri, her ayın 01’inci günü mesai bitimine kadar Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğü tahsilat servisine yatırılacaktır…Her ayın kira parasının ödenmemesi halinde dönem sonuna kadar işleyecek kira paralarının tümü muacceliyet kazacaktır.” düzenlemesi yapılmıştır. Kira tahakkukların ödeme günü olarak ayın 1’i yerine 30’u olarak sistemde yer aldığı, ancak ödeme vade tarihinin her ayın 01’inci günü mesai bitimi olduğu açıktır. Kira tahakkuku ayın 1’i yerine 30’u olarak yer alması, hesaplanacak gecikme faizinin başlangıcının hatalı alınmasına yol açmaktadır.
2019 yılı kira artışının 5957 sayılı Kanun’un 11’inci maddesine göre üretici fiyatları endeksi oranında arttırılması ile kira tahakkuklarının vade tarihinin her ayın 01’inci günü mesai bitimi olacak şekilde düzeltilmesi gerekir.
Taşınmaz Kira Artışının Kira Şartname ve Sözleşmelerinde Belirlenmemesi
Belediyenin sahip olduğu taşınmazların kira artışlarının nasıl olacağının şartname ve sözleşmelerinde belirlenmediği görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanun’unun “Şartnameler” başlıklı 7’nci maddesinde, ihale konusu işlerin her türlü özelliğini belirten şartname ve varsa eklerinin idarelerce hazırlanacağı, işin mahiyetine göre konulacak özel ve teknik şartlardan başka genel olarak yer alacak hususların şartnamelerde gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 339’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “Kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanır.”, ve 344’üncü maddesinde, “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” düzenlemeleri yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na 04.07.2012 gün ve 6353 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesiyle eklenen geçici 2’nci maddesinde, “Kiracının Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.” denilmektedir. Bu maddeye göre kiraya verenin yönünden belirleme yapılmamış olup, kiracı ve işyerleri açısından belirleme yapılmıştır. Kiraya verilen işyerlerinin kiracısı tacir, özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişisi ise 01.07.2020 tarihine kadar Türk Borçlar Kanunu’nun maddede belirtilen maddeleri uygulanmayacaktır.
18.01.2019 gün ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7161 sayılı Vergi
Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 59’uncu maddesiyle,
31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 2 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Bu fıkrayı ihdas eden Kanunla değiştirilen 6098 sayılı Kanun’un 344 üncü maddesindeki tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, birinci fıkra kapsamında olan kira sözleşmeleri ile akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanır.”
Yapılan düzenlemeye göre bu madde kapsamındaki kiralarda TÜFE oranında artış yapılacağı belirtilmiştir.
Kira artışları ile ilgili gerek 2886 gerekse 5393 sayılı Kanunlarda bir hüküm bulunmadığından bu konuda şartname ve sözleşmedeki hükümler dikkate alınmalıdır. Kira şartname ve sözleşmelerinde idarenin ve kiracının haklarını korumak amacıyla kira artışının nasıl olacağına açıkça yer verilmelidir. Bu hukukta var olan belirlilik ilkesi gereğidir. Belediyesinin şartname ve kira sözleşmelerinde yer alan, “Kira artışları yıllık olarak belediye encümenince yapılacaktır.” ifadesi soyut ve belirsiz olduğu gibi bu yetkinin kullanımında ölçüsüz davranılması da mümkündür.
Şartname ve sözleşmelere kira artışlarının nasıl olacağının açıkça yazılması sağlanmalıdır.
Hazineden Kiralanan Taşınmazların Piyasa Rayiçlerinin Altındaki Bedellerle Alt Kiracılara Verilmesi
Hazine ile Hazine adına Orman Genel Müdürlüğünden kiralanan taşınmazların alt kiracılara kiraya verilmesinde, kira bedellerinin tüm nitelikler karşılaştırılmak suretiyle emsal ve rayiç kira bedelleri göz önünde tutularak belirlenmediği; kira bedellerinin piyasa rayiçlerinin altında olduğu ve Hazineye kira bedeline ilave olarak ödenecek tutarların düşük seviyelerde kaldığı; Belediye ile üçüncü kişi (alt kiracı) arasında düzenlenen kira sözleşmesinden elde edilen gelirin, cari yıl kira bedelinden fazla olan kısmının Hazineden kiralananlar için yüzde yirmibeşinin, Orman Genel Müdürlüğünden kiralananlar için yüzde ellisinin cari yıl kira bedeline ilave olarak ilgili kurumlara ödenmediği tespit edilmiştir.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in,
“Tahmin edilen bedel tespiti” başlıklı 12’nci maddesinde, tahmin edilen bedelin tespit ve takdirinde, taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedel esas alınacağı,
“Yıllık bedel artışları” başlıklı 14’üncü maddesinde, bir yıldan uzun süreli kira, irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmelerinde ikinci ve izleyen yıllar bedellerinin, Türkiye İstatistik Kurumunca yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE – oniki aylık ortalamalara göre yüzde değişim) oranında arttırılacağı,
“Alt kiracılık” başlıklı 73/A maddesinde ise, Hazine taşınmazlarının, kamu idarelerine, cari yıl kira bedeline ilave olarak kamu idaresi ile üçüncü kişi arasında düzenlenen kira sözleşmesinden elde edilen gelirin, cari yıl kira bedelinden fazla olan kısmının yüzde yirmibeşinin Hazineye ayrıca ödenmesi kaydıyla alt kiracılık hakkı da tanınmak suretiyle kiralama yapılabileceği;
Belirtilmiştir.
Belediyenin Hazineden kiraladığı taşınmazların kiralama öncesinde işgal edilmiş ve ecrimisil bedellerinin ödenmesi için Belediyeye ihtar yazısı gönderilmiştir. Ecrimisil bedelleri ödenmeden bu kişilerle alt kiracılık sözleşmesi imzalanmıştır. Bu alt kiracıların her birinin 24.01.2019 tarihi itibarıyle 76.060,00 TL borçları olmasına rağmen, kendilerine mevzuatta öngörülen yaptırımlar da uygulanmamıştır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesinde hüküm altına alınan “ecrimisil” tazminat niteliğindedir. Tazminat (ecrimisil) bedelleri ödenmeden alt kiracı sözleşmesi imzalanması mevzuata uygun değildir. Bu durum ecrimisil uygulamasının kiralama yöntemine dönüştürülmesi demektir.
Alt kiracıların kira bedellerinin her bir kira sözleşmesi itibariyle yeni dönem başlangıcından önce bir komisyon marifetiyle üretici fiyat endeksindeki artış oranı, taşınmazın konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, gibi kira bedeline etki eden tüm nitelikler karşılaştırılmak suretiyle emsal ve rayiç kira bedelleri göz önünde tutularak belirlenmesi gerekmektedir.
İşgalci konumundaki alt kiracılarla her yıl için ayrı bir sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşmelerde kira artışına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. 2019 yılında kira artışı da yapılmamıştır. Oysa Belediyenin Hazineye ödediği kira bedeli ÜFE oranında artmıştır.
Öte yandan Belediye ile üçüncü kişi (alt kiracı) arasında düzenlenen kira sözleşmesinden elde edilen gelirin, cari yıl kira bedelinden fazla olan kısmının yüzde yirmibeşi kira bedeline ilave olarak Hazineye zamanında ödenmemiş olup, Hazinenin (Mal Müdürlüğü) ihtarından sonra gecikme bedelleriyle birlikte ödenmiştir.
Öte yandan, 05.03.2013 tarih ve 28578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mesire Yerleri Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesinde, her türlü sorumluluk pazarlık usulü ile ihaleyi idareden alanda kalması şartıyla, pazarlık usulü ile ihale edilen mesire yerlerinde yer alan yapı ve tesislerin işletmeciliğinin üçüncü kişi veya kuruluşlara kiraya verilmesi halinde, kiraya verenlerden verilen kira bedel farkının % 50’si idare tarafından tahsil edileceğine ilişkin hüküm yer almaktadır.
Orman Genel Müdürlüğünden kiralanan 87.500 metrekare C tipi mesire alanı için aylık 1.375TL kira bedeli üzerinden alt kiracılık sözleşmesi imzalanmıştır. Oysa Osmangazi ilçesinde 17.04.2018 tarihinde yapılan ihalede C tipi mesire alanı içindeki 2 adet tuvalet için aylık tahmini kira bedeli 1.300TL olarak belirlenmiştir. Mudanya ilçesinde 01.06.2018 tarihinde yapılan 40.000 metrekare C tipi mesire alanı ihalesinde ise, aylık tahmini kira bedeli
8.000TL olarak belirlendiği görülmektedir.
Kamu kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesi ve kullanılmasını sağlama sorumluluğu çerçevesinde, alt kiracıların kira bedellerinin her bir kira sözleşmesi itibariyle yeni dönem başlangıcından önce bir komisyon marifetiyle üretici fiyat endeksindeki artış oranı, taşınmazın konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, gibi kira bedeline etki eden tüm nitelikler karşılaştırılmak suretiyle emsal ve rayiç kira bedelleri göz önünde tutularak belirlenmesi; Hazine ile Hazine adına Orman Genel Müdürlüğünden kiralanan taşınmazların alt kiracılara kiraya verilmesinde, cari yıl kira bedeline ilave olarak Belediye ile üçüncü kişi (alt kiracı) arasında düzenlenen kira sözleşmesinden elde edilen gelirin cari yıl kira bedelinden fazla olan kısmının Hazineden kiralananlar için yüzde yirmibeşinin, Orman Genel Müdürlüğünden kiralananlar için yüzde ellisinin kira bedeline ilave olarak Belediye tarafından ilgili kurumlara ödenmesi gerekmektedir.
Kira Bedellerinin Tespitinde Rayiç Bedelin Esas Alınmaması ve Belediye Tarafından Yapılabilecek Fiyat Araştırmaları İçin Bilirkişi Ücreti Ödenmesi
Taşınmazların kiraya verilmesine ilişkin tahmini kira bedellerinin tespitinde taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedelin esas alınmadığı ve Belediye tarafından yapılabilecek bazı fiyat araştırmaları için değerleme şirketlerine bilirkişi ücreti ödendiği tespit edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Mal yönetiminde etkililik ve sorumluluk” başlıklı 48’inci maddesinin son fıkrasında, kamu idarelerine ait malların edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemlerinin, verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılacağı ve bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenlerin sorumlu oldukları belirtilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 9’uncu maddesinde, tahmin edilen bedelin, idarelerce tespit edileceği veya ettirileceği; işin özelliğine göre gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatların belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulabileceği; bu bedelin gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirileceği vurgulanmıştır.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesinde ise, tahmin edilen bedelin, bedel tespit komisyonunca tespit edileceği ve karara bağlanacağı; bedel tespit ve takdirinde, taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedel esas alınacağı; bedel tespit ve takdir edilirken gerektiğinde bedel veya bedelin hesabında kullanılacak fiyatların, ilgili kuruluş veya bilirkişilerden de araştırılabileceği; tahmin edilen bedelin, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre sermaye piyasasında değerleme faaliyetinde bulunmak üzere yetkilendirilen değerleme kuruluşlarına tespit ettirilebileceği açıklanmıştır.
Bu hükümlere göre, tahmini kira bedellerinin Belediye bedel tespit komisyonlarınca belirlenmesi esastır. İdarece bedel tespit ve takdir edilirken gerektiğinde bedel veya bedelin hesabında kullanılacak fiyatlar, ilgili kuruluş veya bilirkişilerden de araştırılabilir. Tahmin edilen bedel; Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine göre sermaye piyasasında değerleme faaliyetinde bulunmak üzere yetkilendirilen değerleme kuruluşlarına tespit ettirilebilir. Ancak işin özelliğinin tahmin edilen bedelin değerleme kuruluşlarına tespit ettirilmesini zorunlu kılması gerekir. Oysa Yıldırım Belediyesine ait bazı taşınmazlarının kiraya verilmesinde, işin özelliği gerektirmediği ve fiyat araştırmaları bedel tespit komisyonlarınca yapılabileceği halde, belli bir uzmanlık gerektirmeyen ve basit fiyat araştırmalarına dayanan tahmini kira bedelleri, değerleme kuruluşlarına tespit ettirilmektedir.
Piremir Mahallesi iki katlı çay bahçesine ilişkin değerleme raporunda tahmini kira bedeli tespiti için yapılan çalışmalarda, park içindeki büfenin kiracısı ile kır düğünü alanı kiracısına ne kadar kira ödediği sorulmuştur. Ayrıca bölgedeki iki emlak komisyoncusuna ise, kafenin (çay bahçesi) kirasının ne kadar olabileceği sorulmuştur. Bu fiyat araştırmalarında sözlü beyanlar esas alınmıştır. Bunun gibi belli bir uzmanlık gerektirmeyen basit fiyat araştırmaları Belediye tarafından yapılabilir. Belediye tarafından yapılabilecek basit fiyat araştırmaları için bilirkişi ücreti ödenmesi kamu yararına uygun değildir.
Öte yandan, değerleme raporunda gerçek piyasa rayiçlerine uygun olarak tespit edilmeyen tahmini kira bedeli (aylık: 2.000 TL), kiracının talebi üzerine 1.200 TL’ye düşürülmüştür. Yani ücret ödenilerek hazırlatılan değerleme raporu dikkate alınmamıştır. Belediye ile kafenin kiracısı arasında aylık 1.200 TL kira bedeli üzerinden sözleşme imzalanmıştır.
Taşınmazların kiraya verilmesine ilişkin tahmini kira bedellerinin tespitinde taşınmazın konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedelin esas alınması ve Belediye bedel tespit komisyonlarınca yapılabilecek belli bir uzmanlık gerektirmeyen basit fiyat araştırmaları için değerleme şirketlerine bilirkişi ücreti ödenmemesi gerekmektedir.
Taşınmaz Kiralamalarında İhaleye Esas Alınan “Tahmin Edilen Bedelin” Mevzuata Uygun Olarak Belirlenmemesi
Düzce belediyesine ait taşınmazların kiralanması ihalesinde tahmin edilen bedelin mevzuata uygun olarak belirlenmediği tespit edilmiştir.
2886 sayılı Kanun’un “Tahmin edilen bedelin tespiti” başlıklı 9’ncu maddesine göre; tahmin edilen bedel, idarelerce tespit edilir veya ettirilir. İşin özelliğine göre gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatlar belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulur. Tahmin edilen bedel, bunun dayanaklarının da eklendiği bir hesap tutanağında gösterilir ve asıl evrak arasında saklanır. Bu bedel gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirilir.” hükmü yer almaktadır.
Yapılan incelemede kiraya verilecek taşınmazların, tahmin edilen bedel tespiti için ticaret odası, sanayi odası, borsa, emlakçı gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden vs. soruşturulmadığı hatta hiçbir yerden görüş alınmadığı, bedel tespit tutanağına sadece parasal tutar yazılarak bir tahmin edilen bedel bulunulduğu tespit edilmiştir.
Bu şekilde bir tahmini bedel hesaplama şekli 2886 sayılı Kanun’un 9’ncu maddesine aykırılık teşkil etmekle birlikte tahmin edilen bedelin yanlış belirlenmesine dolayısıyla rayiç bedeli üzerinden (gerçek değeri) kiraya verilmeyerek belediyenin gelirinin azalmasına neden olunmaktadır.
Tablo 23: Tahmin Edilen Bedeli Mevzuata Uygun Olarak Belirlenmeyen Taşınmazlar
| Taşınmaz | İştigal şekli | Kira Geliri |
| Çamköy asfalt şantiyesi 1 | Beton santrali tesisi, eleme yıkama ve kırma tesisi, çelik konstrüksiyon yapı ve trafonun kiralanması | 10.010.00 TL (Aylık) |
| Çamköy asfalt şantiyesi 2 | Asfalt Şantiyesi | 396.000.00 TL |
| Darıcı sosyal tesisi | Sosyal tesis | 206.250.00 TL |
| Kusursuz kafeterya | Kafeterya | 1.000.00 TL (Aylık) |
| Belediye çay ocağı işletilmesi | Çay Ocağı | 50.400.00 TL |
| Düzce kasrı sosyal tesisi | Sosyal Tesis | 5.600.00 TL (Aylık) |
| Koçyazı ve yeni mahallerindeki park alanları | Park bünyesinde bulunan halı saha kafeterya ve diğer sosyal donatılar | 800.00 TL (Aylık) |
Bazı Taşınmazların Encümen Kararıyla, İhale Yapılmadan Kiraya Verilmesi
Kurumun taşınmazlarından bir kısmının, ihale yapılmaksızın Encümen Kararıyla kiraya verildiği, süresi bitiminde ise tekrar bir karar alınarak kiralamaya devam edildiği görülmüştür.
2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamı düzenleyen 1’inci maddesinde; belediyelerin kiralama işlemlerinin bu Kanun hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
5393 Sayılı Belediye Kanunu 34’üncü maddesi de Encümenin görev ve yetkilerini düzenlemiş olup; bunlar arasında taşınmazların üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek yer almıştır. Başka bir deyişle, Belediye Encümeni ihale komisyonu yetkisi ile donatılmıştır. Ancak Belediye encümeninin ihale yapılmaksızın karar almak suretiyle, çeşitli amaçlarla kiralama yapma yetkisi bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, 2886 sayılı Kanun konusuna giren kiralama işlemlerinin, Kanunda belirtilen ihale yöntemleri ile Belediye Encümenince yapılarak, onay mercii’ne sunulması ve sonuçlandırılması gerekmektedir.
On Yıldan Fazla Süreli Taşınmaz Kiraya Verilmesi
Belediye mülkiyetindeki bir taşınmazın, yapılan ihale ile on beş yıllığına kiraya verildiği anlaşılmıştır.
2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu 1’inci maddesinde; belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği belirtilmiştir.
Söz konusu Kanunun “Kiralarda sözleşme süresi”ni düzenleyen 64’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarında; Kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresi, on yıldan çok olamayacağı; sadece turistik tesis kurulacak yerlerin, turistik tesislerin, enerji üretimi tesisleri ile iletim, dağıtım tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin ve doğal gaz iletim, dağıtım, depolama tesis ve şebekelerinin ihtiyacı olan arazilerin on yıldan fazla süre ile kiraya verilmesi mümkün olduğu belirtilerek; üç yıldan fazla süre ile kiraya verme işlerinde, belediyeler için kendi özel kanunlarının uygulanacağı; açık olarak düzenlenmiştir.
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun Meclisin Görevlerini belirleyen 18’inci madde (e) bendinde, Meclisin üç yıldan fazla kiralama yetkisi olduğu ifadesinden anlaşılması gereken ise Devlet İhale Kanunu’nun yukarıda yer alan 64’üncü maddesindeki on yıllık süredir.
Palandöken Belediye Meclisinin 04.12.2017 tarih ve 94 nolu Kararı ile mülkiyeti Palandöken Belediyesi’ne ait taşınmazın, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45’inci maddesine göre on beş yıllığına kiraya verilmesine ilişkin Encümene yetki verildiği, 18.07.2019 tarih ve 56 sayılı karar ile de kiralama ihalesinin sonuçlandırıldığı görülmüştür.
Sonuç olarak, 2886 sayılı Kanun çerçevesinde, belediyelerin on yıldan fazla süreli taşınmaz kiralama ihale yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, kanuna uygun olmayan idari işlemlerin düzeltilerek, mevzuata uygun hale getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Taşınmaz Kira Sözleşmelerinin Noter Tasdikli Olmaması ve Sözleşme Hükümlerinin Uygulanmaması
Kurumun 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yap-işlet-devret usulüyle yaptırdığı işlerin incelenmesi neticesinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
- a) Yap-işlet-devret usulüyle yaptırdığı işlerden bazılarının noterlikçe tescil edilmediği
görülmüştür.
2886 sayılı Kanun’un “Sözleşme yapılmasında müteahhit veya müşterinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 57’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Sözleşme yapılması gerekli olan hallerde müteahhit veya müşteri 31 inci maddeye göre onaylanan ihale kararının veya Maliye Bakanlığının vizesi gereken hallerde bu vizenin yapıldığının bildirilmesini izleyen günden itibaren 15 gün içinde geçici teminatı kesin teminata çevirerek noterlikçe tescil edilmiş sözleşmeyi, idareye vermek zorundadır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
2886 sayılı Kanun’a göre ihale komisyonunun verdiği kararın ita amirince onaylanmasından sonra 15 gün içinde ihaleyi kazanan müşterinin noterlikçe tescil edilmiş sözleşmeyi idareye vermesi gerekmektedir.
Ancak yapılan incelemede, halen yürürlükte bulunan yap-işlet-devret usulündeki bazı işlere ait sözleşmelerin idare ile kiralayan arasında imzalanarak notere tescil ettirilmediği görülmüştür.
Kurum tarafından bundan sonraki 2886 sayılı Kanun çerçevesinde gerçekleştirilecek yap-işlet-devret usulüyle yaptırılacak işlere ait sözleşmelerin noter tesciline tabi tutulacağı belirtilmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.
- b) Mustafa Kemal Paşa Mah. 716 Ada, 22 Parseldeki Otopark, Hacıalibey Mah. 670 Ada, 75 parsel ile İstiklal Mah. 13217 Ada, 6 parselde bulunan işlerine ait Tesis İşletme Sözleşmelerinin 10/e bendinde; “söz konusu otoparkta Encümen tarafından belirlenen otopark ücret tarifesi uygulanacaktır” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenleme sözleşmenin amir hükümlerinden olup, sözleşmelerin diğer tüm maddeleri gibi idare ile kiracıyı (müşteriyi) bağlamaktadır.
Ancak yapılan incelemede, sözleşmede yer alan ve amir hüküm niteliğinde olan “otopark ücretlerinin encümen tarafından belirleneceği” hükmüne göre işlem yapılmadığı, belediye encümenin bu konuda herhangi bir karar almadığı görülmüştür.
Kurum tarafından bahsi geçen sözleşmelerde yer alan otopark ücretlerine ilişkin tarifenin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 10.06.2020 tarih ve 330 sayılı kararıyla kabul edildiği ve uygulanmak üzere Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığınca ilgililere tebliğ edileceği belirtilmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.
Taşınmazların Kiralanması veya İşgalli Kullanımlarda Tahmini Kira Bedeli ile Ecrimisil Tutarlarının Şifahi Olarak Alınan Bilgilerle Oluşturulması
İdare mülkiyetinde bulunan taşınmazların tahmini kira bedeli veya işgalli kullanımlar için ecrimisil bedel tespitinde herhangi bir fiyat araştırması yapılmamakta, İdare görevlilerince şifahi olarak alınan bilgilerle yetinilmektedir.
Belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri 2886 sayılı Kanun’da yer alan yazılı hükümlere tabidir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Tahmin Edilen Bedelin Tespiti” başlıklı 9’uncu maddesinde;
“Tahmin edilen bedel, idarelerce tespit edilir veya ettirilir. İşin özelliğine göre gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatlar belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulur. Tahmin edilen bedel, bunun dayanaklarının da eklendiği bir hesap tutanağında gösterilir ve asıl evrak arasında saklanır. Bu bedel gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirilir.” denilmektedir.
Yukarıda da görüleceği üzere mevzuatında, tahmini bedeli idarenin belirleyebileceği veya gerektiğinde tahmini bedelin hesabında kullanılacak fiyatların, ilgili kuruluş veya bilirkişilerden de araştırılabileceği belirtilmektedir. Tahmini bedel tespitine ilişkin dayanak belgeler ise, Ön İzin/Kira/Kullanma İzni/İrtifak Hakkı/Trampa/ Satış Bedeli/Ecrimisil bedeli tespitine ait dosyalarda yer alacak ve asıl evrak arasında saklanacaktır.
İdarenin taşınmaz işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdarenin 2886 sayılı Kanun kapsamındaki kiralamalarına ait tahmini bedel ve ecrimisil tespitinin şifahen alınan bilgilerle yapıldığı, dolayısıyla tahmini bedellere ait dayanak belgelerin tutanaklarda yer almadığı ve yalnızca kıymet takdir komisyonu kararının olduğu; dolayısıyla mevzuatında, bedel tespiti için gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatların ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulabileceği belirtilmişken, İdarenin bu yola başvurmadığı görülmüştür.
Şöyle ki; İdarenin kiralama dosyalarının tamamındaki bilgiler itibariyle, tahmini kira bedel tespiti kira takdir komisyonunca şifahi olarak alınan bilgilere göre yapılmıştır. Söz konusu dosyalarda tahmini bedelin dayanağı olabilecek herhangi bir belge mevcut değildir. Ayrıca kiralama işlerinin tamamı “pazarlık usulüyle” yapıldığından kiralama ihaleleri için ilan yapılmamıştır. Dolayısıyla emsal kira bedellerinin oluşmasına da engel olunabilmektedir. Zira
İdare tarafından Belediye Şirketine kiraya verilen taşınmazlar, Şirket tarafından alt kiracılara daha yüksek bedelle kiraya verilmiştir.
Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere, belediye şirketine yapılan kiralamalara ilişkin şifahi olarak belirlenen kira bedelleri ile Şirket tarafında üçüncü kişilere yapılan kiralamaların kira bedelleri arasındaki fark çok fazladır.
Tablo 9:Alt Kiracılara Daha Yüksek Bedelle Kiraya Verilen Taşınmazların Listesi
| Sıra No | Kiralamaya Konu
Olan Yer |
Belediye
Sözleşme İlk Kira Bedeli (TL) |
Alt
Kiracı İlk Kira Bedeli (TL) |
Belediye
Mevcut Kira Bedeli (TL) |
Alt Kiracı
Mevcut Kira Bedeli (TL) |
İlk Kira Bedeli
Fark (TL) |
Mevcut
Kira Bedeli Farkı (TL) |
| 1 | Botanik Park-Kafeterya | 22.000,00 | 79.000,00 | 31.405,00 | 102.634,04 | 57.000,00 | 71.229,04 |
| 2 | Osmaniye Mah. Büfe | 2.000,00 | 4.000,00 | 2.725,00 | 5.450,00 | 2.000,00 | 2.725,00 |
| 3 | 180 Adet Billboard&80
Adet Reklam Panosu |
53.000,00 | 58.000,00 | 74.000,00 | 80.986,56 | 5.000,00 | 6.986,56 |
| 4 | Hanımeli Çiçeği 1. Kısım (Spor Tesisleri Binası Ve Tenis Kortu ),
2. Kısım ( B Blok Bina) |
15.000,00 | 19.000,00 | 18.000,00 | 22.800,00 | 4.000,00 | 4.800,00 |
| 5 | Ataköy Beyaz Lale Sok. Büfe Ve Çay Bahçesi | 3.000,00 | 4.750,00 | 3.600,00 | 5.700,00 | 1.750,00 | 2.100,00 |
| 6 | Zeytin Dalı Parkı-Büfe Ve Çay Bahçesi | 17.500,00 | 18.250,00 | 17.500,00 | 18.250,00 | 750,00 | 750,00 |
| 7 | Çiçek Satış Noktası | 750,00 | 850,00 | 900,00 | 1.020,00 | 100,00 | 120,00 |
| 8 | Olgunlar Sok. Depolu
Dükkân |
2.000,00 | 2.700,00 | 2.400,00 | 3.240,00 | 700,00 | 840,00 |
| 9 | Bahçesaray Sok. Depolu Dükkân | 750,00 | 1.100,00 | 900,00 | 1.320,00 | 420,00 | 420,00 |
| 10 | Halit Ziya UşaklıgilBüfe Ve Çay Bahçesi | 9.000,00 | 10.000,00 | 9.000,00 | 10.000,00 | 1.000,00 | 1.000,00 |
| 11 | İskender Iğdır ParkıBüfe | 9.000,00 | 9.500,00 | 9.000,00 | 9.500,00 | 500,00 | 500,00 |
| 12 | Olgunlar Sok.13m2
Dükkân |
1.200,00 | 1.500,00 | 1.200,00 | 1.500,00 | 300,00 | 300,00 |
| 13 | Beşir Göğüş Parkı | 6.500,00 | 7.200,00 | 6.500,00 | 7.200,00 | 700,00 | 700,00 |
| 14 | 10 Adet Bank ATM Kabin Yerleri | 32.000,00 | 37.000,00 | 32.000,00 | 37.000,00 | 5.000,00 | 5.000,00 |
| 17 | Referans Bakırköy Evleri Önünde Bulunan Bina | 5.000,00 | 6.250,00 | 5.000,00 | 6.250,00 | 1.250,00 | 1.250,00 |
| Toplam | 80.470,00 | 98.720,60 | |||||
| Genel Toplam | 965.640,00 | 1.184.647,2 | |||||
Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, İdare tarafından; taşınmazların kiralanması ve ecrimisil bedel tespitinde hesaplanan tahmini bedellerin, takdir komisyonu tarafından kiralanacak taşınmazın bulunduğu bölgedeki emsal taşınmazlar, emlak vergisi rayiçleri ve mahkeme bilirkişi raporları dikkate alınarak hesaplandığı, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan alınacak raporlar ücrete tabi olduğu, bu durumun İdareye ek külfet ve bürokratik işlemlerin vakit alması sebebiyle zaman kaybettirdiği, bundan sonraki yapılacak bedel tespitlerinde tahmini bedelin dayanağı olabilecek belgelerin dosyasına eklenmesinin sağlanacağı, ayrıca sermayesinin tamamı İdareye ait olan şirketin ticari bir saikle buraları kiraladığı ve BYUAŞ (Bakırköy Yapı İnşaat Ulaşım Sağlık Hizmetleri AŞ) da idare gibi kamu hizmeti görmekle birlikte ticaret şirketi olması hasebiyle kar elde etmesinin olağan olduğu, bulguya ekli tablo incelendiğinde şirketin İdareye ödediği kira ile alt kiracıdan elde ettiği kira arasındaki farkların 120 TL-71.229,04 TL arasında değiştiği, en yüksek fark olan 71.229,04 TL’lik tutarın daha önce şirket tarafından işletilen ve yatırım yapılan restorana ait olduğu, yapılan yatırımlar nedeniyle kira tutarının yüksek olduğu ifade edilmiştir.
Bundan sonraki yapılacak bedel tespitlerinde tahmini bedelin dayanağı olabilecek belgelerin dosyasına eklenmesinin sağlanacağı anlaşılmaktadır. Ancak idarenin cevabında belirtildiği gibi kira bedelleri arasındaki farklar küçük farklar değildir. Kaldı ki tabloda da görüleceği üzere idarenin kira bedellerinin hatalı ya da eksik belirlemeden kaynaklanan sebeblerle yıllık olarak 1.184.647,2 TL eksik geliri olduğu aşikârdır. Ayrıca bulgumuzda şirketin kar edip etmemesi değil belirlenen kira bedelinin rayiç değerlerin altında olduğu belirtilmiştir. Zira şirket kiralanan her bir yeri daha yüksek bir bedelle üçüncü bir kişiye kiraya verebilmiştir.
Netice olarak; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Üst Yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde belediyelerde üst yönetici belediye başkanı olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin 2’nci fıkrasında ise Üst Yöneticiler, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumlu tutulmuştur.
Bu itibarla kurumun kaynaklarının verimli kullanılması ve oluşan/oluşabilecek gelir kaybının önlenmesi amacıyla; bedel tespit ve takdir işlemlerinde, işin konumu ve özellikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle rayiç bedellerinin esas alınması, belirlenen bedellere dair tespitlerin dayanaklarının ilgili dosyalarında tutulması, bedellerin şifahen alınan bilgilerle belirlenmesi yerine, gerekli araştırmaların yapılması ve bu konuda işin özelliğine göre yetkili kuruluşlardan görüş alınması gerekmektedir.
İdare Tarafından Kiraya Verilen Taşınmazlardan Bazılarının Elektrik, Su ve Doğalgaz Faturalarının Belediye Bütçesinden Karşılanması
İdare tarafından kiraya verilen taşınmazlardan bazılarının sabit giderleri belediye bütçesinden karşılanmıştır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 29’uncu maddesinde; gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamayacağı, yardımda bulunulamayacağı ve menfaat sağlanamayacağı hükmü yer almaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinde ise, belediyelerin görev ve sorumluluk alanı mahallî müşterek nitelikte hizmetler çerçevesinde belirlenmiş ve aynı Kanun’un 61’inci maddesinde bütçe dışı harcama yapılamayacağı ifade edilmiştir. Belediyenin, kiracılarının elektrik, su veya doğalgaz faturalarını kendi bütçesinden karşılamasının mahallî müşterek bir niteliği olmadığı gibi mevzuatta da karşılığı bulunmamakta; bu durum özel şahıslara dayanaksız yardım niteliği taşımaktadır.
Diğer taraftan sabit bir kira geliri elde edilecek kiralama işleminde şartnameye, önceden tüketim miktarı ve gider tutarı belirlenemeyecek fatura bedellerinin Belediye bütçesinden karşılanacağı hükmünün konulması; kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılmaması ilkesi ile örtüşmemektedir.
İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; mülkiyeti İdareye ait olan taşınmazların kiraya verilmesinde, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerine ilişkin olarak şartnamelerde yer alan “aboneliklerin kiracı adına yapılacağı” hükmüne rağmen, bunların bazılarında faturaların Belediye bütçesinden karşılandığı; bazılarında abonelik sözleşmelerinin Belediye adına devam ettirildiği; bazılarında ise şartnameye fatura bedellerinin Belediye tarafından ödeneceğine dair hüküm konulmak suretiyle Belediye bütçesinden karşılandığı tespit edilmiştir.
Tablo 6: Elektrik, Su ve Doğalgaz Faturaları Belediye Bütçesinden Karşılanan Taşınmazlar
| Kiraya Verilen Taşınmaz | Durumu |
| Ortaköy Kültür ve Sanat Merkezi Sanat Galerisi | Sözleşmesinde aboneliklerin kiracı tarafından yapılacağı maddesi vardır. Yüklenici BELTAŞ AŞ kendi adına doğalgaz sözleşmesi yapmış elektrik ve su abonelikleri Belediye adına olup, faturalar Belediye bütçesinden karşılanmaktadır. |
| Evlendirme Dairesi Kafeteryası | Şartnamede aboneliklere ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Su ve doğalgaz abonelikleri Belediye adına olup, faturalar Belediye bütçesinden karşılanmakta. |
| Akatlar Kültür Merkezi Kafeteryası | Şartnameye faturaların Belediye tarafından karşılanacağı hükmü konulmuştur. Fatura bedelleri belediye bütçesinden karşılanmaktadır. |
| Levent Kültür Merkezi Kafeteryası | Şartnameye faturaların Belediye tarafından karşılanacağı hükmü konulmuştur. Fatura bedelleri belediye bütçesinden karşılanmaktadır. |
| Ortaköy Kültür Merkezi Kafeteryası | Şartnameye faturaların Belediye tarafından karşılanacağı hükmü konulmuştur. Fatura bedelleri belediye bütçesinden karşılanmaktadır. |
| Fulya Sanat Merkezi
Kafeteryası |
Şartnameye faturaların Belediye tarafından karşılanacağı hükmü konulmuştur. Fatura bedelleri belediye bütçesinden karşılanmaktadır. |
Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, İdare tarafından; söz konusu kiraya verilen taşınmazların doğal gaz, elektrik ve su aboneliklerinin kiracıya devredileceği ve faturaların da ilgili kiracı tarafından ödenmesinin gerçekleştirileceği ve bundan önce Belediye bütçesinden ödenen faturaların ise geriye dönük tahsilatlarının yapılacağı ifade edilmiştir.
Netice olarak; elektrik, su ve doğalgaz abonelik sözleşmelerinin kiracı adına yaptırılmayarak Belediye adına devam etmesi durumu ise, her ne kadar bütçeden yapılan giderlere ilişkin ilgililere rücu yapılsa da, abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki sorumlulukların Belediye adına devam etmesine neden olmaktadır.
İdareye Ait Taşınmazların İhale Şartnamesine Rekabeti Engelleyici Hükümler Konulması Suretiyle Belediyenin İştiraki olduğu Şirkete Kiralanması
Mülkiyeti İdarede olan ve işletme hakkı devri olarak kiraya verilen sekiz kafeteryaya ilişkin şartnamelere rekabeti önleyecek şekilde hissesi en az %51 kamu kurumlarına ait şirketlerin katılabileceği hükmünün konduğu ve bu suretle taşınmazların Belediye iştiraki olan Şirket tarafından işletilmesinin sağlandığı görülmüştür.
2886 sayılı Kanun’un “İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinde; bu Kanun’un yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu hükmü yer almaktadır. Dolayısı ile ihale şartnamelerine katılımı engelleyici hükümlerin konulması rekabetin sağlanması ilkesi ile örtüşmediği gibi açıklığın sağlanmaması da İdare gelirlerinin olduğundan düşük gerçekleşmesine neden olabilecektir.
Açık adresleri ilgili şartnamede belirtilen sekiz adet kafeteryanın kiralanması işinde ihale şartnamesine “İhaleye %51 hissesi kamu kurumlarına ait, kafeterya vb. işletmeler yapabilen iştirakler veya şirketler katılabilecektir” hükmünün konulduğu; bu suretle ihaleye en az %51 kamu iştiraki olmayan şirketlerin katılamadığı ve ihale sonucunda işletme haklarının İdarenin bağlı ortaklığı durumundaki Şirkete devredildiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan denetim tespitine binaen, Kamu idaresi cevabında özetle; kafeteryaların işletmesinin, kar amacını ön planda tutmayan, uygun fiyatlarda kamuya hizmet verebilecek, kamu yararını ön planda tutabilecek olan kamu iştiraklerinin yapmasının uygun olacağının düşünüldüğü, yapılan ihaleye diğer kamu iştiraklerinin de katılabilmesi için 2886 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi hükümlerine göre gazete ilanları yapılarak gerekli yasal duyuruların yapıldığı ancak ihaleye Beltaş AŞ dışında herhangi bir katılım olmadığı ifade edilmiştir.
İdare tarafından kafeteryaların işletmesinin kamu yararını ön planda tutabilecek olan kamu iştiraklerinin yapmasının uygun olacağının düşünüldüğü ifade edilmiş ise de ihalede katılımı engelleyecek veya daraltacak şekilde şartnamede düzenleme yapılması ihale ilkelerine ters düşmektedir. Bu şekilde yeterli rekabet koşullarının oluşması engellenmiş olmaktadır.
Netice olarak, İdare tarafından işletme hakkı devri şeklinde kiraya verilen kafeteryalara ilişkin ihale şartnamelerine rekabeti engelleyici koşullar konulmaması gerekmektedir.
İdarenin Tasarrufunda Olan Yerlerin Kültür ve Sanat Faaliyetleri İçin Kullanılmasından İşgal Harcı Alınmaması
İdarenin tasarrufunda olan alanların çeşitli faaliyetler için geçici olarak kullanıldığı durumlarda işgal harcı alınmamaktadır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir belediyesinin gelirleri” başlıklı 23’üncü maddesinde;
“…
- (Mülga: 2/7/2008-5779/8 md.)
- (Mülga: 2/7/2008-5779/8 md.)
- 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan oran ve esaslara göre büyükşehir belediyesince tahsil olunacak at yarışları dahil müşterek bahislerden elde edilen Eğlence Vergisinin % 20’si müşterek bahislere konu olan yarışların yapıldığı yerin belediyesine, % 30’u nüfuslarına göre dağıtılmak üzere diğer ilçe (…) belediyelerine ayrıldıktan sonra kalan % 50’si.
- Büyükşehir belediyesine bırakılan sosyal ve kültürel tesisler, spor, eğlence ve dinlenme yerleri ile yeşil sahalar içinde tahsil edilecek her türlü belediye vergi, resim ve harçları.
- 7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri” hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun işgal harcının konusunu belirleyen 52’nci maddesinde;
“Belediye sınırları içinde bulunan aşağıdaki yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi, İşgal Harcına tabidir:
- Pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali,
- Yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgali,
…” denilmektedir.
Ayrıca Kanun’un 53’üncü maddesinde; işgal harcının mükellefinin 52’nci maddede yazılı maksatlarla idare taşınmazını işgal edenler olduğu, 55’inci maddesinde harcın matrahının işgal edilen yerlerin metrekare olarak alanı olduğu, 57’nci maddesinde ise harcın belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edileceği belirtilmektedir.
Yukarıda zikredilen mevzuat hükümlerine göre; İdarenin mülkiyetindeki veya tasarrufuna bırakılan yerlerdeki sosyal ve kültürel tesisler, spor, eğlence ve dinlenme yerleri ile yeşil sahalar içinde faaliyet gösteren işletmelerden tahsil edilecek her türlü belediye vergi, resim ve harçları Büyükşehir Belediyesinin geliridir. Dolayısıyla, İdarenin tasarrufunda olan kamu ortak kullanım alanları 2464 sayılı Kanun’da belirtilen faaliyetler için işgal edildiğinde, yine bu Kanun’da belirtilen usul ve esaslar dairesinde işgal harcı alınması gerekmektedir. Diğer yandan, Kanun maddesinde, “satış yapmak ve sair maksatlarla” denildiğinden, geçici işgal amacının ticari bir nitelik taşıyıp taşımamasının önemi bulunmamaktadır.
İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İdarenin Park Bahçeler Müdürlüğü ile Zabıta Müdürlüğünün sorumluluğunda olan yerlerde icra edilmiş olan bazı etkinliklerden işgal harcı tahsil edilmediği görülmüştür.
Aşağıdaki tabloda söz konusu etkinliklerden örnekler sunulmuştur:
Tablo 16:Anadolu Yakası/Avrupa Yakası Park Bahçeler Müdürlüğünün Sorumluluğunda Olan Alanlarda Yapılan Etkinlikler
| PARK VE ETKİNLİK ALANI İSİMLERİ | ETKİNLİK TARİHİ | ETKİNLİK İSMİ |
| Maltepe Orhangazi Şehir Parkı | 29 Ekim – 4 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Maltepe Orhangazi Şehir Parkı | 12 – 18 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Maltepe Orhangazi Şehir Parkı | 19 – 25 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Bebek Parkı | 14-16 Haziran 2019 | Bebek Şenliği |
| Halıcıoğlu Parkı | 07 Temmuz 2019 | Caz Festivali |
| Yeşilköy Yeşil Alan | 10 Temmuz 2019 | Sanat Festivali |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 25-29 Eylül 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 15-21 Ekim 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 8-14 Ekim 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 12-18 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 29 Ekim-4 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Maçka Demokrasi Parkı | 13 Ekim 2019 | Müzik Festivali |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 22-28 Ekim 2019 | İl Tanıtım Günleri |
| Yenikapı Etkinlik Alanı | 5-11 Kasım 2019 | İl Tanıtım Günleri |
Tablo 17: Anadolu Yakası/Avrupa Yakası Zabıta Müdürlüğünün Sorumluluğunda Olan Alanlarda Yapılan Etkinlikler
| Maltepe Yeni Kariye Mah. 6-7 Parsel | 01 Ağustos – 06 Eylül 2019 | Sirk Çadırı |
| Beylikdüzü Meydanı | 10-15 Aralık 2019 Tarihleri Arasında | İl Tanıtım Günleri |
2464 sayılı Kanun’da sayılanların dışında herhangi bir istisna düzenlemesi söz konusu olmamasına rağmen, yukarıda bahsedilen yerlerin geçici işgalinden işgal harcı alınmaması mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından bulgu doğrultusunda kültür ve sanat faaliyetleri ile ilgili geçici işgal harcı alınması konusunda ilgili birimlere bildirim yapıldığı ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, İdarenin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan yerlerde, İdareden izin alınarak veya izinsiz gerçekleşen işgaller için işgal harcının tahsilinin sağlanması gerekmektedir.
Muhtelif Metro İstasyonlarında Yer Alan ve İdare Tarafından Kiraya Verilmesi Gereken ATM Ünitelerinin İdare Şirketince Kiraya Verilmesi
İdarenin kendi bünyesinde işletilmesi ya da işlettirilmesi gereken muhtelif metro istasyonlarında bulunan ATM üniteleri, pay çoğunluğu kendisinde bulunan şirketi Metro İstanbul AŞ tarafından ihale edilerek üçüncü kişilere işlettirilmektedir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Şirket kurulması” başlıklı 26’ncı maddesinde;
“…Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir. (Ek cümle: 12/11/2012-6360/10 md.) Ancak, bu yerlerin belediye şirketlerince üçüncü kişilere devri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.” hükmü tesis edilmiştir.
Söz konusu hükme istinaden 14.10.2011 tarihli ve 2320 sayılı Meclis Kararı ile İstanbul sınırları dâhilinde bulunan ve halen yapılmakta olan tüm raylı sistem, funiküler ve teleferik hatlarının mütemmim cüzü ve teferruatları ile beraber 30 yıl süreyle işletilmesi; toplam yolcu hasılatının %20’si ve yolculuk dışı hasılatın (kira, işgaliye, reklam vb.) %50’si Büyükşehir Belediyesine ödenmesi koşuluyla, iştirakleri arasında yer alan İstanbul Ulaşım San. ve Tic.
AŞ’ye (Metro İstanbul AŞ) devredilmiştir.
2016 yılı Sayıştay Denetim Raporunda yolculuk dışı hasılat olarak elde edilen ticari ünitelerin, toplu ulaşım hizmetinin temel unsuru olarak nitelenebilecek mütemmim cüzler arasında bulunmadığı, bu ticari ünitelerin toplu ulaşım hizmetlerinin eklentisi olarak da kabul edilemeyeceği, ticari alanların toplu ulaşım hizmetinin işletme hakkıyla birlikte Büyükşehir Belediyesinin iştirakine verilmesinin mevzuata uygun olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu rapora istinaden raylı sistem, funiküler ve teleferik hatlarında yer alan ticari ünitelerin bazılarının işlettirilmesinin İdare tarafından yapılması sağlanmıştır.
Süreç içerisinde, Büyükşehir Belediye Meclisi 14.07.2017 tarihli ve 1196 sayılı Meclis Kararı ile; 14.10.2011 tarihli ve 2320 sayılı Meclis Kararının, kararda belirtilen 30 yıllık işletme süresinin 14.07.2017 tarihinden itibaren kalan süresinde geçerli olacak şekilde İstanbul sınırları dâhilinde bulunan mevcut ve halen yapılmakta olan tüm raylı sistem, füniküler ve teleferik hatlarının ticari alan olarak projelendirilmiş olanlar hariç olmak üzere mütemmim cüzü ve teferruatları ile birlikte işletmecilik hasılatının %15’inin Büyükşehir Belediyesine ödenmesi şeklinde revize edilmiştir. Son olarak 18.01.2019 tarihli ve 174 sayılı Meclis Kararı ile; 30 yıllık işletme süresince İstanbul sınırları dâhilinde bulunan mevcut ve halen yapılmakta olan tüm raylı sistem, füniküler ve teleferik hatlarının ticari alan olarak projelendirilmiş olan alanlar hariç olmak üzere mütemmim cüzü ve teferruatları ile mülkiyeti Metro İstanbul AŞ’ye ait araçlarla işletmesi yapılan tramvay ve metro hatlarının yolculuk hasılatının %3’ü, diğer hatlarda ise %15’inin Büyükşehir Belediyesine ödenerek devam edilmesi yönünde karar alınmış ve 5216 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesine istinaden Metro İstanbul AŞ’ye devredilmesine karar vermiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Dördüncü Kitabı Eşya Hukuku’nu düzenlemektedir. Eşya Hukuk ile ilgili kitabın birinci kısmında mülkiyet hakkının kapsamı çizilmiştir. Buna göre mülkiyet hakkı bütünleyici parça, doğal ürünler ve eklentileri de kapsamaktadır. Bütünleyici parça 4721 sayılı Kanun’un 684’üncü maddesinde; “yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça” olarak tanımlanmıştır. Mezkûr Kanun, eklentiyi; “asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır mal” şeklinde tarif etmektedir. Buna göre, ATM’ler ile toplu ulaşım hizmetleri arasında mütemmim cüz ve teferruat ilişkisi kurmak mümkün değildir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Büyükşehir Belediyesinin 5216 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesine dayanarak raylı sistemlerle sağlanan toplu ulaşım hizmetlerini Metro İstanbul AŞ’ye öngörülen süre ve bedelle vermesi mevzuata uygun olmakla birlikte, bu alanlarda yer alan ATM ünitelerinin mütemmim cüz ve teferruat kabul edilerek söz konusu iştirak tarafında işlettirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yer alan İdarenin, tüm raylı sistem, füniküler ve teleferik hatlarında yer alan ATM alanlarını Kanun’a göre ihale ederek üçüncü kişilere kullandırması gerekmekte olup, bu alanlardan elde edilecek gelirin tamamını da kendisinin alması gerekmektedir.
Ancak, yapılan incelemede; raylı sistem, füniküler ve teleferik hatlarında yer alan toplam 378 adet ATM alanının Metro İstanbul AŞ tarafından muhtelif tarihlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanun’una göre ihale edildiği ve muhtelif bankalarla anlaşma imzalandığı, akdedilen sözleşmelere binaen anılan şirketçe ATM kullanıcıları bankalardan 2019 yılı içerisinde kira bedellerinin tahsil edildiği görülmüştür.
ATM kiralamalarına ilişkin özet bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
Tablo 20: İstanbul Metro AŞ Tarafından İşlettirilen ATM Alanlarına İlişkin Özet Bilgiler
| SÖZLEŞME ADI | İHALE TARİHİ | SÜRESİ | ATM ADET | KİRA DÖNEMİ |
| M1a-M1b-M2-M3-M4-M6 Metro Hatları Atm
İhalesi |
2017 | 5 | 224 | 12.06.2017 11.06.2022 |
| M4 Kadıköy – Tavşantepe Ve Gayrettepe Zorlu Geçiş Tüneli Metro Hattı Atm İhalesi | 2019 | 5 | 90 | 07.05.2019 06.05.2024 |
| M5 Üsküdar Çekmeköy Metro Hatları Atm İhalesi | 2019 | 5 | 64 | 22.07.2019 21.07.2024 |
| TOPLAM | 378 |
İdare cevabında, bulguya uygun gerekli düzeltici işlemlerin yapılacağı ifade edilmiş olmakla birlikte, henüz gerçekleşen bir işlem bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, ATM ünitelerinin raylı sistem, füniküler ve teleferik hatlarının mütemmim cüz ve teferruatı kabul edilerek belediye şirketince işlettirilmesi mümkün değildir.
İdare Tarafından Kiralanan Film Platosunun Uzun Süre Boyunca Aktif Bir Şekilde Kullanılmamasına Rağmen Kiracılık Hakkının Devam Ettirilmesi
İdare tarafından İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünden kiralanan Beykoz ilçesi Kılıçlı köyü 139 numaralı bölme içerisinde kalan taşınmazda (film platosu) gerek idare tarafından gerekse özel veya tüzel başka kişiler tarafından aktif bir kullanım bulunmamakta, ancak, herhangi bir faaliyet için kullanılmayan söz konusu taşınmaz için her yıl güncellenen tutarlarda kira ödenmektedir.
Beykoz İlçesi Kılıçlı köyü 139 numaralı bölme içerisindeki 265.963 m2 alan ve bu alan içerisinde bulunan 7.627,78 m2 alanlı 53 adet yapı ve tesisler, Beykoz 2. Noterliğinden onaylı 15.07.2009 tarihli ve 21156 sayılı kira sözleşmesi ile Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Beykoz Belediye Başkanlığına kiralanmıştır.
Beykoz Belediyesi tarafından kiralanan söz konusu alanda, film platosu yapılmak amacıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 16.03.2011 tarihinde “Beykoz Yeşilçam
Film Platosu Onarım ve Tamamlama İnşaatı” işi ihale edilmiş, ihale sonucunda işin yüklenicisi ile 11.04.2011 tarihinde 11.591.469,92 TL bedelli sözleşme imzalanmış ve 13.04.2011 tarihinde yer teslimi yapılmıştır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beykoz Belediyesine ait kiracılık hakkının kendisine devri için yazışmalar yapmış, 31.12.2015 tarihli ve 96 sayılı Bakanlık oluru ile devir uygun bulunmuş, 15.01.2016 tarihi itibariyle devir sözleşmesi imzalanarak söz konusu yerin 2038 yılına kadar kiracısı haline gelmiştir.
16.03.2011 tarihinde ihalesi yapılan “Beykoz Yeşilçam Film Platosu Onarım ve
Tamamlama İnşaatı” işi, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından kiraya verilen alanda yapılan faaliyetler için gerekli izinlerin alınmadığı ve yasal prosedürlerin tamamlanmadığı gerekçesiyle
13.07.2016 tarihinde durdurulmuştur.
İşin durdurulduğu 13.07.2016 tarihine kadar 11.591.469,92 TL’lik sözleşme bedelli işin 6.243.808,50 TL’lik kısmı (işin yaklaşık %53,87’si) gerçekleştirilmiştir. Ancak, alınması gereken izinler henüz alınmadığından işin tamamlanmasına ilişkin herhangi bir adım da atılmamıştır.
31.12.2019 tarihi itibariyle işin durdurulmasından sonra yaklaşık 3,5 yıllık süreçte kiralanan taşınmaz üzerinde ne Belediye tarafından ne de gerçek veya tüzel kişi tarafından herhangi bir kültürel veya sanatsal faaliyet yapılmamıştır. Diğer yandan, bahsi geçen işe ait imalatların tamamlanması için yazışmalar yapılmışsa da herhangi bir sonuç alınamayarak taşınmaz atıl halde kalmıştır.
Söz konusu taşınmaz için Büyükşehir Belediyesince 2019 yılı ve önceki yıllar dahil kira ve ağaçlandırma bedeli ile bu bedellere ilişkin ödenen KDV, İdare bütçesine karşılıksız bir maliyet yüklemiştir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından, söz konusu taşınmazın belediye hizmetlerinde kullanılması hususunda çalışmaların devam ettiği ifade edilmiştir.
Netice olarak, İdare kaynaklarının etkin, ekonomik ve verimli kullanılmasının sağlanması amacıyla; söz konusu alanda yapılacak inşai faaliyetler için gerekli izinlerin ivedilikle alınarak yapım işinin tamamlanması ve bu alanın kültürel ve sanatsal etkinlikler için kullanımının sağlanması, bu mümkün değilse sözleşmenin feshi yoluna gidilerek kullanılmayan taşınmaz için kira ödeme yükünün ortadan kaldırılması uygun olacaktır.
Belediye Reklam Alanlarına İzinsiz Reklam Asılması
İdarenin görev ve yetki alanında kurulu reklam panoları ile materyallerine izinsiz reklam ve tabela asıldığı, bu reklamların asıldığı yerler için belediyeye ödeme yapılmadığı gibi bu reklamlara ait İlan ve Reklam Vergisi’nin de ödenmediği görülmüştür.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7 nci maddesi:
“Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları … ilân ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek; meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek.” hükmü gereği büyükşehir sınırlarında ana cadde, meydan, sokak vb yerlerde yapılacak ilan ve reklamlara ilişkin bütün yetki büyükşehir belediyelerine bırakılmıştır.
Bilindiği üzere, 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarını kapsar hale getirilmiş ve Büyükşehir Belediyesinin görev ve yetki alanı genişletilmiştir. İdare tarafından reklam alanları kiraya verilmeyerek kendi hizmetlerinin tanıtımı için kullanılmaktadır. Bu alanlara reklam asılabilmesi için idareden izin alınarak gerekli ilan reklam vergisinin de ödenmesi gerekmektedir.
Büyükşehir Belediyesince izinsiz ilan ve reklam asımı yapılmaması için zabıta birimi ve diğer birimlerce sürekli kontrol ve denetimler yapılmakla birlikte yetki alanının genişlemesi sebebiyle çeşitli bölgelerde izinsiz reklamların asıldığı görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda kaynakların etkili ekonomik ve verimli kullanılması hususu düzenlenmiştir. Her türlü kamu kaynağının elde edilmesinde ve kullanılmasındaki görevliler kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılmasından sorumludurlar. Bu sebeple, hem vergi gelirlerinde kayıp yaşanmaması için hem de izinsiz ilan asımlarının önüne geçilebilmesi için belediye tarafından yapılacak kontrol ve denetimlerin sayısının arttırılması gerekmektedir.
Taşınmazları Kiralayanların İdareden İzin Almaksızın Taşınmazı Başka Birine Kiralamaları ve İdarenin Kanun ile Şartname Hükümlerini İşletmemesi
Belediye tarafından ihale suretiyle kiraya verilen taşınmazların kiracıları idareden izin alınmaksızın taşınmazı bir başkasına devrettiği halde gerekli işlemin yapılmadığı görülmüştür.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun, “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde, “……………belediyelerin…… satım, hizmet…….., kira, trampa, mülkiyetin gayri aynı hak tesisi ve taşıma işleri bu kanuna göre yürütülür.”, “Müteahhit veya müşterinin sözleşmenin bozulmasına neden olması” başlıklı 62’nci maddesinde, “Sözleşme yapıldıktan sonra 63 üncü maddede yazılı hükümler dışında müteahhit veya müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.
Gelir kaydedilen kesin teminat, müteahhit veya müşterinin borcuna mahsup edilemez.”, “Sözleşmenin devri” başlıklı 66’ncı maddesinde, “Sözleşme, ita amirinin yazılı izni ile başkasına devredilebilir. Ancak, devir alacaklarda ilk ihaledeki şartlar aranır. İzinsiz devir yapılması halinde, sözleşme bozulur ve müteahhit veya müşteri hakkında 62 nci madde hükümleri uygulanır.”, Kiraya verilen taşınmazların İdari Şartnamesi’nin 20’nci (bir tanesinin 14’üncü maddesi) maddesinde, “İhale alıcısı 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 66. maddesi gereğince ita amirinden izin almadan müstecerlik hakkını bir başkasına devredemeyecek ve ortak alamayacaktır. İta amiri izin verip vermeme konusunda serbesttir.” düzenlemeleri yer almaktadır.
Belediyenin kiraya verdiği taşınmazı ihale şartnamesi ve sözleşmesinde belirtilen süre içinde idarenin izni ile bir başkasına devredilmesi 2886 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesine göre mümkündür. Nitekim Encümen kararlarıyla bir takım kiracılar hakkını başka birine devretmiştir. Ancak 25 adet taşınmazın kiracısı Belediyenin izni olmaksızın başka birilerine kiralamıştır. Taşınmaza ilişkin şartname ve sözleşmede yer alan düzenlemeler şayet Kanun’a
aykırı hükümler içeriyor ise bu durumda Kanun hükümleri uygulanacaktır. Şartnamede/sözleşmede yer alan hükümler Kanun’a aykırı olamaz. Kiraya verilen taşınmazların idari şartnamesinin 20’nci maddesinde yer alan düzenleme 2886 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesine aykırı olmayıp, aksine bu maddeye atıf yapmıştır. İdarenin kiraladığı taşınmazın Belediyede kaydı olan/ihalede taşınmazı kiralayan ile fiilen yerinde farklı kişinin olması durumunda kiracılık hakkının devredildiği anlamı çıkmaktadır. Kiraya verilen taşınmazın işleticisinin vergi kaydı, meslek oda kaydı bilgilerine göre taşınmazda ticaret yapan ile taşınmazı Belediyeden kiralayanın isimlerinin farklı olması durumunda, taşınmazı kiralayanın ita amirinden izin almadan kiracılık hakkını bir başkasına devrettiği açıktır. Bu durumda 25 adet işyeri bulunmaktadır. Bu kişilerle ilgili 2886 sayılı Kanun’un 62’nci maddesine göre işlem yapılması gerekir.
Kamu idaresi cevabında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 322’nci maddesi ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 66’ncı maddesinden bahsedilerek belirtilen 25 adet taşınmazın idareden izin alınmaksızın ihale alıcıları tarafından alt kiracılara verilmesinin 2886 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesine aykırı olmadığı, ihale alıcısı ilk kiracı tarafından doğrudan ticarethane olarak kullanılabilecekleri gibi bizatihi iktisadi bir yatırım aracı olarak da kiraya verilmek suretiyle değerlendirilerek ticari/iktisadi bir faaliyete müstenit kazanç aracı olabileceği, bulguya konu olayda kiracılarımızın gayrimenkulleri alt kiracılara kiraya vermesi fiilinin ilgili ihale mevzuatı ve şartname hükümleri uyarınca ihalenin feshini gerektirmediği ifade edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 322’nci maddesinin ikinci paragrafında, “Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez” denilmektedir. Bu maddeye göre kiraya verenin yazılı izni gerekmektedir. İdarece verilmiş yazılı izin bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kamu kurumlarına ait kiralarda genel Kanun niteliğindedir. 2886 sayılı Kanun gibi özel Kanunlarda hüküm bulunmaması halinde 6098 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uygulanabilir. Yapılan işlem Belediyeye ait taşınmazların kiralanmasıdır. Bu nedenle öncelikli olarak 2886 sayılı Kanun’da var olan hükümlerin uygulanması gerekir. Taşınmaz kiralamalarını kazanan kişiler idareden izin almaksızın idarenin bilgisi dışında taşınmazı başka birilerine kiralamışlardır. Taşınmazı kiralayan adı yerine başka birileri adına vergi kaydı ile meslek oda kaydı bulunmaktadır. Taşınmazın şartnamesinde de “Kiraya verilen taşınmazın işleticisinin vergi kaydı, meslek oda kaydı bilgilerine göre taşınmazda ticaret yapan ile taşınmazı Belediyeden kiralayanın isimlerinin farklı olması durumunda, taşınmazı kiralayanın ita amirinden izin almadan kiracılık hakkını bir başkasına devrettiği açıktır.” denildiği için izin almadan kiracılık hakkını bir başkasına devreden kişiler hakkında 2886 sayılı Kanun’un 62 ve 66’ncı madde hükümlerinin uygulanması zorunluluktur.
Belediyenin ihale ettiği 25 adet taşınmazı ita amirinden izin alınmaksızın başkalarına kiralayanlarla ilgili olarak idari şartnamenin 20(14) ve 2886 sayılı Kanun’un 62 ile 66’ncı maddesine göre işlem yapılması gerekir.
BÖLÜM 8: TAHSİS VE DEVİR İŞLEMLERİ
Tasarruf Yetkisi Bulunmayan Taşınmaz Üzerinde Tahsis İşlemi Tesis Edilmesi
İdarenin, kısıtlı tasarruf yetkisinin olduğu tahsisli taşınmazları mevzuata aykırı şekilde bir derneğe tahsis ettiği tespit edilmiştir.
Belediye sadece hukuken tanınmış bir hakka istinaden tasarrufunda bulunan taşınmazlar üzerinde kanunlarda öngörülen işlemleri tesis etmeye yetkilidir. Dolayısıyla İdarenin bu yetkisini aşarak tasarrufunda bulunmayan taşınmazlar üzerinde tesis ettiği işlemlerin hukuken geçerliliği bulunmamaktadır.
En geniş tasarruf yetkisi tanıyan hak mülkiyet hakkı olup, belediyeler malik olduğu taşınmazlar üzerinde kanunlarla yetkilendirildiği işlemleri hukuka uygunluk ile etkili, ekonomik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak tesis etmeye tam yetkilidir.
Bunun yanı sıra başka kamu idarelerinin mülkiyetindeki taşınmazların da farklı kanun hükümlerine istinaden belirli şartlar dâhilinde belediyelerin kısıtlı tasarrufuna veya kullanımına bırakılması imkân dâhilindedir. Bu kapsamda en yangın kullanılan usullerden biri olan tahsis, KMYKK’nın 47’nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre diğer kamu idareleri mülkiyetlerindeki taşınmazları, kanunlarda sayılan hizmetleri ifa etmesi amacıyla belediyeye tahsis edebilmektedir. Tahsis işlemi amacı dâhilinde kullanma ve yararlanma hakkı tanıyıp kural olarak tasarruf yetkisi vermediğinden bu taşınmazların belediye tarafından üçüncü kişilere tahsis edilmesi mümkün değildir.
Özetle, belediyeler mülkiyetindeki taşınmazları mevzuat hükümleri çerçevesinde farklı şekillerde değerlendirebilir ve tam tasarruf yetkisi ile işlem tesis edebilirler. Buna karşın tahsis işlemine istinaden Belediyenin tasarrufuna bırakılan taşınmazlar sadece işleme konu olan kamu hizmeti amacıyla kullanılabilecektir. Bunlar üzerinde tahsis işleminin amacına aykırı ve malik idarenin izni olmayan herhangi bir işlem tesis edilmesi imkânı bulunmamaktadır.
Ancak yapılan incelemelerde İdarenin; Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından “Ticari amaçla kullanılmaması, üçüncü kişilere ticari ya da gayri ticari amaçla devredilmemesi, tahsis amacına yönelik kullanım nedeniyle spor tesisleri projesinde ticari amaçla kullanımının söz konusu olabileceği ünitelere zorunlu olarak ihtiyaç duyulması halinde ise Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 70’inci maddesine göre işlem yapılması kaydıyla” kendisine tahsis edilen taşınmazı 05.02.2013 tarih ve 71 sayılı Belediye Meclisi kararı ile işletmek üzere “…Spor Kulübü Derneği”ne bedelsiz tahsis ettiği görülmüştür.
Tahsis şartında taşınmazın, üçüncü kişilere devredilemeyeceği, ticari amaçla kullanımının zorunlu hale gelmesi durumunda ise Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 70’inci maddesine göre işlem tesis edileceği açıkça belirtilmiştir.
Bahse konu Yönetmelik’in “Tahsisli ve kiralanmış yerlerdeki işlemler” başlıklı 70’inci maddesinde; tahsisli taşınmazların tasarruf eden kuruluş amirinin görüşü alınmak suretiyle, ilde defterdarın, ilçede kaymakamın onayı ile idarece kiraya verilebileceği, tahsisli yerlerin yetkili idarenin bilgisi dışında kullanılması veya kullandırılması, ecrimisil alınmasını gerektirdiği belirtilmiştir.
Madde hükmü tahsisli taşınmazların ilde defterdar ilçede kaymakamın onayı ile tasarruf sahibi İdare ya da yapılan protokol sonucu belirlenen İdare tarafından kiraya verilmesine imkan tanımakta olup bu taşınmazların malik İdarenin izni olmaksızın üçüncü kişilere kullandırılması ecrimisil konusunu oluşturmaktadır.
Özetle tahsisli kullanılan taşınmazların tasarruf eden İdare tarafından malik İdarenin izni olmaksızın kiralanması, üçüncü kişilere bedelsiz kullandırılması ya da tahsis edilmesi mümkün değildir.
Etimesgut Belediyesi Milli Emlak Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki taşınmazı işletilmek üzere malik İdarenin izni olmaksızın derneğe tahsis etmiştir. Hâlbuki malik İdare tarafından Etimesgut Belediyesine tahsisli taşınmaza ilişkin kullanım harici verilen tek yetki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak DİK kapsamında kiralamaktır.
Tahsis işleminin iptal edileceği ifade edilmiş olmakla birlikte tahsis işlemi henüz iptal edilmemiştir.
Sonuç olarak, Belediye mülkiyet sahibi olmadığı taşınmazlar üzerindeki mevzuata aykırı tahsis işlemini sonlandırarak tasarruf yetkisini malik İdare ile yapılan anlaşma ve mevzuatın çizdiği sınırlar çerçevesinde kullanmalıdır.
Bazı Taşınmazların Belediye Kanunu’nda Belirtilen Süreden Daha Uzun Süreli Tahsis Edilmesi
Kurum tarafından 25 yılı aşan sürelerle iki adet taşınmaz tahsisinin yapıldığı tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin (d) bendinde Belediyelerin kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilecği veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği belirtilmiştir.
Mevzuat hükümleri gereğince belediyeler, belediye meclisinin kararı ile mülkiyetlerindeki taşınmazları, sadece asli görev ve hizmetlerinde kullanmak üzere, 25 yılı geçmemek koşulu ile mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebilirler.
Yapılan incelemede; Şehit Kubilay 34844/1 ada/parseldeki taşınmazın süresiz; Çiçekli 30502/5 ada/parseldeki taşınmazın 30 yıl olmak üzere belediye tarafından 25 yılı aşan sürelerle tahsis edilmesi mevzuat hükümlerine uygun olmamaktadır.
Belediyeye Ait Taşınmazın İlçe Müftülüğüne Kamu Konutu Olarak Kullanılması İçin Tahsis Edilmesi
Belediye tarafından bir taşınmaz Yenimahalle Kaymakamlığı İlçe Müftülüğüne kamu konutu olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde; kamu idarelerinin, kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebileceği, tahsis edilen taşınmazın amacı dışında kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin d bendinde; belediyelerin kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebileceği veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edilebileceği, bu taşınmazların aynı kuruluşlara kiraya da verilebileceği; bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde tahsis işleminin iptal edileceği; kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazların, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamayacağı hükmü yer almaktadır.
Anılan mevzuat hükümlerinden, belediyenin kendi tasarrufundaki bir taşınmazı bedelsiz olarak aslî görev ve hizmetler dışındaki bir amaç için başka bir kamu idaresine tahsis etmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinden de anlaşılacağı üzere tahsis edilen taşınmazın, kendisine tahsis yapılan kamu idaresi tarafından kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılması hukuken mümkün değildir.
Yapılan incelemelerde, belediyenin kendi mülkiyetinde bulunan taşınmazı Yenimahalle Kaymakamlığı İlçe Müftülüğüne kamu konutu olarak kullanılması amacıyla tahsis ettiği ve İlçe Müftülüğü tarafından da bu amaçla kullanıldığı tespit edilmiştir.
Kamu menfaatinin korunabilmesi bakımından idarenin, taşınmazlarının diğer kamu kurumlarına tahsisinde mevzuatta belirtilen sınırlamalara uyması gerekmektedir.
Kirayı Sözleşmelerinde Belirtilen Sürelerde Ödemeyen Kiracılara Herhangi Bir İşlem Tesis Edilmemesi
Kira ödeme yükümlülüklerini sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmeyen ve temerrüde düşen kiracılara, muaccel olan alacak dolayısıyla yazılı ihtar ile süre
verilip süre sonunda da ödememesi durumunda sözleşmelerinin feshedilmediği tespit edilmiştir.
2886 sayılı Kanun’a göre kiraya verilen taşınmazlar, kira sözleşmesi akdedildikten
sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na tabi olarak işlem görecektir. 6098 sayılı Kanun’un 339’uncu maddesine göre; konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümler, bunlarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanır, ancak bu hükümler, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında uygulanmaz; kamu kurum ve kuruluşlarının, hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de bu hükümler uygulanacaktır.
Yine aynı Kanun’un “Kiracının temerrüdü” başlıklı 315’inci maddesine göre; kiracı,
kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
İdarenin hesap ve işlemleri incelendiğinde, taşınmazların 2886 sayılı Kanun’a göre kiraya verildiği; bunlardan 91 adet kiracının kira ödeme yükümlülüklerini sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmediği yani sözleşmelerine göre aylık olarak ödenmesi gereken kira tutarlarının aylık olarak ödenmediği; 48, 65, 80 ve 100 aydır kira ödemesini yapmayan kiracıların olduğu; ancak, söz konusu kiracılara Kanun’da öngörüldüğü şekliyle işlem tesis edilmediği tespit edilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği, kira ödeme yükümlülüklerini sözleşme
ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmeyen kiracılara yazılı bildirim yapılması, bu bildirimle mevzuata uygun süre verilmesi, süre sonunda da muaccel olan alacağın tahsil edilmemesi durumunda sözleşmenin feshedilmesi gerekmektedir.
Amatör Spor Kulüplerine Taşınmaz Tahsis Edilmesi
Yenimahalle Belediyesi tarafından, mevzuata aykırı şekilde spor kulüplerine taşınmaz tahsis edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde; kamu idarelerinin, kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebilecekleri; tahsis edilen taşınmazın, amacı dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Adı geçen Kanuna dayanılarak çıkarılan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde Yönetmelik’in amacı; kamu idarelerinin mülkiyetlerindeki taşınmazların birbirlerine bedelsiz olarak tahsis ve devri ile; Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kamu idarelerine tahsis ve devir işlemlerinin usul ve esaslarını belirlemek olarak yer almaktadır.
Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) ve (ğ) bentlerinde;
Kamu idaresi; tahsis açısından, Yönetmelik ekindeki idareler ile kendilerine tahsis yapılması açısından köy tüzel kişiliklerini; devir açısından, Yönetmelik ekindeki idarelerden, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç, diğer idareler,
Tahsis ise; mülkiyeti kendilerinde kalması koşuluyla kamu idarelerince, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla mülkiyetlerindeki taşınmazların, birbirlerine veya köy tüzel kişiliklerine; Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin ise, Maliye Bakanlığınca hizmetin devamı süresince kamu idarelerinin veya köy tüzel kişiliklerinin bedelsiz olarak kullanımına bırakılması, olarak tanımlanmıştır.
“Tahsis yetkisi” başlıklı 4’üncü maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkralarında; özel bir hüküm olmaması durumunda kamu idarelerinin, tahsis işlemini Kanun’un 47’nci maddesine dayanarak yapabilecekleri; ancak belediyelerin mülkiyetlerinde bulunan taşınmazların tahsisini 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinin (h) bendine göre yapacağı,
Özel hükümlerin, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 47’nci maddesine göre, öncelikle uygulanacağı,
İlgili kanunlarında tahsis yetkisine ilişkin özel hüküm bulunduğu hallerde tahsis işleminin, yetki verilen kurum, kuruluş veya kamu idaresi tarafından yapılacağı,
20’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde ise; kamu idarelerince üzerinde irtifak hakkı tesis edilmiş taşınmazların tahsisinin yapılamayacağı ve bedelsiz devredilemeyeceği, hükümleri yer almaktadır.
Görüleceği üzere 5018 sayılı Kanun’da taşınmaz tahsisine ilişkin genel hükümlere yer verilmiş ve ilgili kanunlardaki özel hükümler saklı tutulmuştur. Yine aynı şekilde adı geçen Yönetmelik’te de özel hükümlerin Kanun’un 47’nci maddesine göre öncelikle uygulanacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla belediyelerin tahsis işlemlerinde öncelikle 5393 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak; burada hüküm bulunmayan hallerde ise Kanun’un 47’nci maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilecektir.
5393 sayılı Kanun’un belediyelerin diğer kuruluşlarla ilişkilerinin düzenlendiği 75’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, belediyelerin kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebileceği veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Görüleceği üzere, gerek 5393 sayılı Kanun gerekse Yönetmelik hükümleri doğrultusunda tahsis işleminin gerçekleştirilebilmesi için kendisine taşınmaz tahsis edilecek tarafın kamu kurum ve kuruluşları arasında yer alması gerekmektedir. Dolayısıyla bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olmayan bir derneğe meclis kararı ile taşınmaz tahsisi yukarıda yer alan hükümlere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer yandan; 5018 sayılı Kanun’un “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında, kamu kurumlarınca gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamayacağı, yardımda bulunulamayacağı veya menfaat sağlanamayacağı hüküm altına alınmış ancak genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabileceği ifade edilmiştir. Ne var ki 6360 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesi ile 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesine eklenen ek fıkra ile belediyeler bu kapsamdan çıkarılmış ve böylece belediyelerce dernek ve vakıflara menfaat sağlanmasının önüne geçilmiştir.
Her ne kadar belediyelerin görev ve sorumluluklarının düzenlendiği 5393 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde, belediyelerin amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapabileceği ve gerekli desteği sağlayabileceği düzenlenmiş ise de söz konusu taşınmaz tahsisinin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira mevzuata uygun taşınmaz tahsisi için yukarıda ifade edilen şartların varlığı gerekmektedir.
Sonuç olarak, adı geçen spor kulübü derneklerine yapılan tahsis işlemi mevzuata uygun bulunmamaktadır.
Kurum Tarafından Yapımı Tamamlanan Tesisin Spor Kulübü Derneğine Bedelsiz Olarak Kullandırılması
İdare, mülkiyeti Hazineye ait ve Spor Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiş taşınmaz üzerinde Belediye Meclisi kararıyla amatör ve profesyonel; şubeler, kamp, eğitim, sağlık ve alt yapı tesisinin projelendirilmesi ve yapımını gerçekleştirip Spor Kulübü Derneğine ücretsiz olarak devredildiği tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde; Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda; kamu yararına çalışan dernekler ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği, diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerektiği ifade edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 47’nci maddesinin birinci fıkrasında; Kamu idareleri, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine bedelsiz olarak tahsis edebileceği ancak tahsis edilen taşınmazın, amaç dışı kullanılamayacağı belirtilmiştir.
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları İle İlişkilerine Dair Kanun’un “Temel İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinin (a) bendinde; Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamayacağına, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremeyeceğine ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanılamayacağına yer verilmiştir. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluş dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, derneklere, sivil toplum kuruluşlarına veya meslek kuruluşlarına süresi ne olursa olsun belediye taşınmazlarının ücretsiz olarak devredilmesi mümkün gözükmemektedir.
Yapılan incelemede, mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan ve Spor Genel Müdürlüğüne tahsisli bulunan taşınmaz üzerine 12.08.2014 tarihli ve 399 sayılı Belediye Meclis Kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesi dayanak gösterilerek Belediye ile Profesyonel Spor Kulübü Derneği arasında imzalanan protokolün “Belediyenin
Yükümlülükleri” başlıklı 7.2’nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Belediye iş bu protokolün 7.2 maddesinde ki sayılan tesisleri “…spor amatör ve profesyonel, şubeler kamp, eğitim, sağlık ve altyapı tesisi” olarak projelendirmesini ve yapımını bedelsiz olarak yapacak, yaptırtacaktır.” denilmiştir.
Sonuç olarak, İdare tarafından verilen cevapta tesisin protokolde Derneğe bedelsiz devredileceğine yer verildiği belirtilmiş ise de; Belediye kaynakları ile kamu kurumu niteliğinde olmayan spor kulübü derneğine bedelsiz olarak spor tesisi yapılması ve devredilmesi söz konusu Kanun hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
Yukarıda belirtilen devir işleminin mevzuata uyarlı hale getirilmesi gerekmektedir.
Belediyenin Bütün Spor Tesislerinin Belediye Spor Kulübüne Tahsis Edilmesi
Ortak sosyal hizmet projesi adı altında Belediyenin bütün spor tesislerinin Yıldırım Belediyesi Jimnastik Spor Kulübü Derneğine tahsis edildiği; spor tesislerinin işletme hakkının bu derneğe verildiği; protokole göre spor tesislerinin bütün işletme giderlerinin ise Belediye tarafından karşılanacağı; bu suretle derneğe 5393 sayılı Belediye Kanunu’ndaki sınırlamaya tabi olmaksızın yardımda bulunulacağı görülmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Mal yönetiminde etkililik ve sorumluluk” başlıklı 48’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, kamu idarelerine ait malların edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemlerinin mevzuatında öngörülen kurallar dâhilinde hizmetin amacına uygun olarak verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılması gerektiği, aksi halde doğacak zarardan malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenlerin sorumlu olacakları belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, belediyelerin gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi vereceği, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapacağı ve gerekli desteği sağlayacağı; ikinci fıkrasında ise, sporu teşvik etmek amacıyla yapılacak nakdi yardımın, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeler için tahakkuk eden miktarın; büyükşehir belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemeyeceğine ilişkin hükümler yer almaktadır.
Belediyeler 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin (d) bendine göre kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak belediye meclis kararı ile ancak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebilir. Bu idarelerin dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, derneklere, sivil toplum kuruluşlarına veya meslek kuruluşlarına süresi ne olursa olsun belediye taşınmazlarının tahsis edilmesi mümkün değildir.
Kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile belediye ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilecek diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projesinde ise mahallin mülki idari amirinin onayı gerekecektir. Ancak bu ortak hizmet projesi kapsamında belediyenin taşınmazının her ne gerekçe ile olursa olsun bir dernek veya vakfa tahsis edilmesi de mümkün değildir.
Yıldırım Belediyesi ile Yıldırım Belediyesi Jimnastik Spor Kulübü Derneği arasında 02.09.2019 tarihinde işbirliği protokolü imzalanmıştır. Ortak hizmet projesi kapsamında Belediye Spor Kulübünün spor tesislerinden belirlenen şartlar ve yükümlülükler dâhilinde yararlanması (tesislerin ortak kullanılması) mümkündür. Ancak 02.09.2019 tarihli protokol spor tesislerinin Belediye Spor Kulübüne tahsis edilmesi niteliğindedir. Bir sonraki mahalli idare seçimlerinin altı ay sonrasına kadar geçerli olup, bu sürenin sonunda Belediye Meclisi kararıyla uzatılabilecektir.
Bu protokol, Samanlı Spor Kompleksi, Sadık Ahmet Spor Tesisi, Kadın Spor Merkezleri, Akçağlayan Halı Saha Tesisi ve Belediye tarafından yapılacak ya da kiralanacak bütün spor tesislerini kapsamaktadır. 2019 yılı Ekim ayında hizmete açılan Türkiye’nin en büyük spor kompleksi (Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi) bünyesinde 2.500 seyirci kapasiteli çok amaçlı spor salonu, yarı olimpik yüzme havuzu, jimnastik salonu, bireysel oyun salonları, fitness salonları, hamam-sauna, squash salonu, ofisler ve kafeterya yer almaktadır.
Protokole göre, spor tesislerinin bütün işletme giderleri Belediye tarafından karşılanacaktır. Spor tesislerinin işletme hakkı ise, Yıldırım Belediyesi Jimnastik Spor Kulübü Derneğine verilmiştir. Buna göre, Dernek hizmet verdiği vatandaşlardan ücret tahsil edebilecektir.
Spor tesislerinin bütün işletme giderleri Belediye tarafından karşılanacağı halde, spor tesislerinin işletme hakkının Spor Kulübüne verilmesi, 5393 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki sınırlamaya tabi olmaksızın Spor Kulübüne sınırsız yardım yapılması demektir. Zira Belediye Spor Kulübüne düzenli olarak nakdi yardım da yapılmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde; belediyelerin, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği, diğer dernek ve vakıflar ile mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması kaydı ile ortak hizmet projesi gerçekleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak ortak hizmet projesi kapsamında taşınmaz tahsis edilmesi mümkün değildir.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında kamu kurumlarınca gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamayacağı, yardımda bulunulamayacağı veya menfaat sağlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde genel yönetim kapsamında yer alan kurumların bütçelerinde öngörülmesi kaydı ile yukarıda yer alan hususa bir istisna getirilmiş ise de 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesine eklenen ek fıkra ile belediyeler bu kapsamdan çıkarılmış ve dernek ve vakıflara yardım yapmasının, menfaat sağlamasının tamamen önüne geçilmiştir.
Ayrıca yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, ortak hizmet projeleri yapılması ile ilgili olarak belediyelerin yalnızca görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği, diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projelerinin ise mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması suretiyle gerçekleştirilebileceği görülmektedir.
Ortak hizmet projeleri, isminden de anlaşılacağı üzere ortak olarak gerçekleştirilecek bir hizmet projesinin varlığını gerektirmektedir. Bu durumda ortak hizmet gerçekleştirmeye karar veren ve bu hususta protokol imzalayan tarafların her birinin söz konusu ortak hizmet projesi kapsamında yapacakları hizmetleri maddi veya gayri maddi olarak belirlemeleri ve protokolde yer almasını sağlamaları gerekmektedir. Aksi durumda ortak yürütülen bir hizmetten veya projeden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Nitekim Belediyenin tarafı olduğu ortak hizmet projesi protokolünün bu haliyle bir projenin gerçekleştirilmesinden çok, Belediye tarafından derneğe yardım yapılması niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesini ve kullanılmasını sağlama sorumluluğu çerçevesinde, Belediye spor tesislerinin spor kulüplerine tahsis edilmemesi; taşınmaz tahsisi niteliğindeki ortak hizmet projesi protokollerinin mevzuata ve kamu yararına uygunluk açısından gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Bundan sonra yapılan işbirliği protokollerinde daha dikkatli olunacağı vurgulanıyorsa da, yukarıda belirtilen spor tesislerinin işletme giderlerinin Belediye tarafından karşılanması ve bu tesislerin Belediye Spor Kulübü tarafından işletilerek vatandaşlardan ücret tahsil edilmesi veya tesislerin üçüncü kişilere kiraya verilmesi halinde kamu zararı oluşacaktır.
Kuruma Ait Bazı Taşınmazların Mevzuata Aykırı Olarak Tahsis İşlemlerinin Yapılması
Kamu idaresinin 2019 yılı tahsis işlemlerinin incelenmesi sonucunda; halihazırda devam eden ondört adet taşınmaz tahsisinin mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılmadığı görülmüştür.
Belediye Meclisinin, Belediyenin mülkiyetinde bulunan taşınmazları 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinin (c) fıkrası kapsamında tahsisine ilişkin karar aldığı görülmektedir. 75’inci maddesinin (c) fıkrasına baktığımızda; belediye taşınmazlarının tahsisi yapılan kurum ya da kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri geliştirebileceğinin belirtildiği ancak mülkiyetindeki taşınmazları tahsis edebileceğine ilişkin herhangi bir hükmün yer almadığı görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere belediyeler; kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına belediye meclis kararı ile tahsis edebilirler. Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, sivil toplum kuruluşlarına veya meslek kuruluşlarına süresi her ne olursa olsun tahsis işlemi gerçekleştirilemez. Bu tüzel kişiliklere ancak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun olarak kiralama işlemi yapılabilir.
Yine, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinin (d) fıkrası taşınmazların mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilmesini veya yirmibeş yılı aşmayan sürelerde tahsisini öngörmektedir. Dolayısıyla, süresiz veya süresi yirmibeş yılı geçen tahsislerin, mevzuata göre mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla Belediyenin, yukarıda açıklaması yapılan mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiği düşünülmektedir.
Taşınmaz Tahsislerinin Süre Belirlenmeksizin Yapılması
Belediye tarafından diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan taşınmaz tahsislerinde Belediye Kanunu’na aykırı olarak süre bakımından üst sınır belirlenmediği tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde;
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda
…
- (Değişik: 12.11.2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7.6.2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
- Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür.” hükümleri yer almaktadır.
5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin (d) fıkrasında taşınmaz tahsisine ilişkin koşullar belirtilmiştir. Kanun’un 75’inci maddesinin (c) fıkrasında ise hangi vakıf ve derneklerle ortak hizmet projesi gerçekleştirilebileceği açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, belediyeler; kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, belediye meclis kararı ile tahsis edebilirler. Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gerçekleştirilen tahsis işleminin süresi ise yirmi beş yılı aşamaz.
Düzce Belediyesinin ayrıntısı aşağıdaki tabloda gösterilen tahsis işlemlerinde süre belirlenmemiş olup meclis kararlarında kullanım amacına uygun kullanıldığı sürece ifadesi kullanılarak süre bakımından üst sınır belirlenmemiş ve tahsis süresinin 25 yılı geçemeyeceği kuralına riayet edilmemiştir. Tahsis işlemlerinde mevzuata uyarlılık bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Tablo 22: Taşınmaz Tahsisi Yapılan Kurumlar
| Mahallesi | Ada /Parsel | Kurum | Meclis Karar Tarih ve No |
| Kiremit Ocağı | 0/504 | Aile ve Sosyal Politikalar Kurumu | 05.06.2017/259 |
| Konuralp | 0/1777 | Düzce İl Müftülüğü Konuralp Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği | 10.01.2019/27 |
| Konuralp | 0/4733 | Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel
Müdürlüğü (Konuralp Müze Müdürlüğü) |
09.05.2019 / 195 |
| Fevzi Çakmak Mahallesi | 111 /42 | Türkiye Yeşilay Derneği | 14.09.2017/378 |
| Fevzi Çakmak Mahallesi | 111 /42 | İl Göç İdaresi | 07.12.2015/493 |
Bedelsiz Devredilen Taşınmazlar İçin Tapu Kütüğüne Şerh Konulmaması
Kurum tarafından bedelsiz devredilen taşınmazlar için mevzuat gereğince amacına uygun kullanılmaması halinde geri alınacağına dair tapu kütüğüne şerh konulması gerekirken bu hususa riayet edilmediği tespit edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 45’inci maddesinin üçüncü fıkrasında; kamu idarelerinin, ihtiyaç fazlası taşınırları ile görmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinde kullanılacağına ve amacına uygun kullanılmaması halinde geri alınacağına dair tapu kütüğüne şerh konulması kaydıyla taşınmazlarını diğer kamu idarelerine bedelsiz olarak devredebileceği hüküm altına alınmıştır.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesine göre de, anılan Kanun’un 45 inci maddesi çerçevesinde, mülkiyetlerinde bulunan taşınmazları, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinde kullanılacağına ve amacına uygun kullanılmaması halinde geri alınacağına dair tapu kütüğüne şerh konulması kaydıyla bedelsiz olarak birbirlerine devredebilecekleri, devredilen taşınmazların, hizmetin devamı süresince kullanılabileceği ancak bu taşınmazların devir amacının ortadan kalkması veya amacına uygun kullanılmaması halinde, maliki kamu idaresince geri alınabileceği düzenlenmiştir.
Anılan Yönetmelik’in 13’üncü maddesinde ise, şerh düzenlemesinin nasıl olması gerektiğine ayrıntılı olarak yer verilmiştir.
Yapılan incelemede, Kurum tarafından 5018 sayılı Kanun’un 45’inci ve 5393 sayılı Kanun’un 75/d maddesine göre yapılan bedelsiz devir işlemlerinde tapu kütüğüne şerh konulması şartının yerine getirilmediği görülmüştür.
Kurum tarafından bahsi geçen şerh işlemlerinin yapıldığı ve bundan sonra yapılacak bedelsiz devir işlemlerinde devir amacı doğrultusunda gerekli şerhlerin konulması hususuna dikkat edileceği belirtilmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.
Belediye Şirketlerine Devredilen Yerlerin İhalesiz Olarak Alt Kiracılara Kiralanması
Belediye şirketlerine 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26’ncı maddesi uyarınca devredilen yerlerin, şirketler tarafından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine aykırı olarak alt kiracılara kiralandığı tespit edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26’ncı maddesinde: “… Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir. (Ek cümle:12/11/2012-6360/10 md.) Ancak, bu yerlerin belediye şirketlerince üçüncü kişilere devri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan madde uyarınca belediye şirketlerinin kendilerine devredilen yerleri üçüncü kişilere devredebilmeleri için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun olarak ihale yapmaları gerekmektedir.
Belediyenin kendi şirketlerine 5216 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesine göre devrettiği muhtelif yerlerde bulunan sosyal tesis, büfe, otopark ve çay bahçesi gibi alanlar bulunmaktadır. Emlak Daire Başkanlığından alınan bilgilerden, belediye şirketlerince 2886 sayılı Kanun kapsamında ihale yapılmaksızın mevcut sözleşmelere süre uzatım kararları vermek suretiyle aynı kiracılara işlettirildiği tespit edilmiştir. Bu yerlerin; Sazova parkı içerisinde bulunan 209/D-E numaralı işyeri, Sazova parkı içerisindeki 209/C numaralı işyeri, terminal içerisindeki 109 numaralı işyeri ile Haller Gençlik Merkezi içerisindeki işyerlerinden bazılarının olduğu görülmüştür.
Kurum tarafından gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirileceği ve gerekli hassasiyetin gösterileceği belirtilmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.
Buna göre; kurumun kendi şirketlerine devrettiği yerlerin üçüncü kişilere devrinde 2886 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak alt kiralamaların gerçekleştirilmesi ve belediyenin kiraladığı yerlere ilişkin gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Mevzuata Aykırı Olarak Taşınmazların İhalesiz Olarak Belediye Şirketine Devredilmesi
2018 yılı Sayıştay Denetim Raporunda yer alan İdarenin kendi mülkiyeti veya tasarrufunda bulunan taşınmazlarından olan hafriyat sahaları, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçeleri dışında kalan taşınmazlarından şirketine ihalesiz devrettiği yerlerle ilgili işlem tesis etmediği görülmüştür.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun “Şirket Kurulması” başlıklı 26 ncı maddesinde;
“… Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” denilmektedir.
Buna göre büyükşehir belediyeleri kendi mülkiyeti veya tasarrufunda bulunan taşınmazlarından olan hafriyat sahaları, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçeleri gibi yerlerini ihalesiz olarak şirketlerine devredebileceği belirtilmiştir. Bunlar dışındaki yerleri ihalesiz olarak belediye şirketine devredemez.
2018 yılı Sayıştay Denetim Raporunda da yer verilen 5216 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesin kapsamında dışında kalan yerlerle ilgili İdare tarafından, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine uygun olarak kiralama işlemi yapılmadığı, mevzuata aykırı olarak devredilen taşınmazların tahliye ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre ihale edilmemiştir.
Belediye Ait Taşınmazın 25 Yılı Geçecek Şekilde Tahsis Edilmesi
Yapılan incelemede Belediye tarafından 25 yılı aşan sürelerle bir adet taşınmaz tahsisinin yapıldığı tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belediyelerin süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis işlemi yapabileceği belirtilmektedir. Belediyeler, belediye meclisinin kararı ile mülkiyetlerindeki taşınmazları, sadece asli görev ve hizmetlerinde kullanmak üzere, 25 yılı geçmemek koşulu ile mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebilmektedirler.
İskenderun Belediyesi tarafından bir adet taşınmazın tahsisinin 30 yıl süreyle yapıldığı görülmüş olup, bu durumun yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
Tahsis Süresi Sona Eren Taşınmazların Kullandırılmasına Devam Edilmesi
Diğer kurum ve kuruluşlara tahsis edilen taşınmazlardan, tahsis süreleri sona erenlerin haklarında herhangi bir karar alınmamasına rağmen, tahsis edilen kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılmaya devam edildiği görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde, kamu idarelerinin, kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebilecekleri, tahsis edilen taşınmazların amaç dışı kullanılamayacağı ifade edilmiştir. Aynı maddenin devam eden fıkrasında ise, Hazinenin özel mülkiyetinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler dışında, taşınmaz tahsisine ve tahsisi kaldırmaya taşınmazın maliki kamu idaresinin yetkili olduğu belirtilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde, belediyelerin, mülkiyetindeki taşınmazlarını diğer kurum ve kuruluşlara tahsis edebilecekleri belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 18’inci maddesinde, belediyenin mülkiyetindeki taşınmazlarını tahsis etmeye yetkili organın belediye meclisi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun’un “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde, belediyelerin kendilerine ait taşınmazlarını, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlara süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği, bu taşınmazların tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde tahsis işleminin iptal edileceği ve tahsis süresi sonunda aynı esaslara göre yeniden tahsisinin mümkün olabileceği belirtilmiştir.
Belediye tarafından diğer kurum ve kuruluşlara yapılan taşınmaz tahsis işlemlerinin incelenmesi neticesinde, belediyeye bildirilen tabloda gösterildiği üzere tahsis süresi sona eren
12 adet taşınmazın ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılmaya devam edildiği ve bu taşınmazlar hakkında Belediye Meclı̇since herhangi bir karar alınmadığı tespit edilmiştir.
Tahsis süresi sona eren taşınmazların tahsis edilen kurum ve kuruluşlar tarafından hukuken dayanaksız bir şekilde kullanılmasını önlemek üzere 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi gereği yeniden tahsisini teminen Belediye Meclisinin gündemine getirilerek ilgili kararların alınması gerekmektedir.
Belediye Meclis Kararı Alınmadan İdare Taşınmazının İlgili Kuruma Tahsis Edilmesi
Belediye meclisi kararı alınmadan bir adet taşınmaz kamu idaresine tahsis edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’inci maddesinde;
“Kamu idareleri, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebilirler. Tahsis edilen taşınmaz, amaç dışı kullanılamaz.” hükmü yer almaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18’inci maddesi birinci fıkrasının (e) bendinde;
“Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.” denilmek suretiyle belediye meclisine taşınmaz malların tahsis yetkisi verilmiştir.
Taşınmaz tahsisi ile ilgili düzenlemeler Belediye Kanunu’nda hukukun sınırlı sayma ilkesine göre yoruma yer vermeyecek şekilde düzenlenmiştir.
5393 sayılı Kanun’un “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde belediyenin hangi kurum ve kuruluşlarla nasıl ilişkide bulunacağı ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Bu bağlamda, kamu idarelerinin, teşkilat kanunlarında belirtilen kamu görev ve hizmetlerini yerine getirebilmeleri için; belediyeler, mülkiyetindeki taşınmazları asli görev ve hizmetlerinde kullanmak üzere belediye meclisi kararıyla ancak mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebilmektedir.
İdarenin taşınmaz işlemlerinin incelenmesi neticesinde; meclis kararı alınmadan başkanlık oluru ile bir adet taşınmazın bir kamu idaresine tahsis edildiği tespit edilmiştir.
Tablo 18:Meclis Kararı Olmadan Verilen Taşınmazların Listesi
| Sıra No | Tahsis Edilen Kurum | Kullanım Şekli Amacı | Kullandığı Yüzölçümü
Miktarı (M2) |
Tarihi | Meclis Karar | Tahsis Süresi |
| 1 | İst. Valiliği İl Sosyal Hiz.
Müd. |
Bakırköy 80.Yıl Engelliler
Bakım Rehabilitasyon Ve Aile Danışma Merkezi |
4700 | 14.10.2011 | Yok | 10 Yıl |
Söz konusu denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından; söz konusu tahsisli yer için İstanbul Valiliği İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile İdare arasında 80. Yıl Engelliler Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezine yeni bina yapılmasına ilişkin 14/10/2011 tarihinde protokol imzalandığı ve söz konusu binanın boşaltılarak İdareye teslim edilmesi istenildiği, yeni bir tahsis yapılması halinde Meclis kararının alınacağı ifade edilmiştir.
Netice itibariyle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesinde tahsis işleminin belediye meclis kararı ile yapılabileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla taşınmazın Meclis kararı alınmadan tahsis edilmesinden dolayı yetkisiz bir işlem yapıldığı aşikârdır. Bu itibarla söz konusu tahsis işleminin mevzuat hükümleri gereğince meclis kararı alınarak yapılması gerekmektedir.
Kamu Kurum ve Kuruluşu Niteliğinde Olmadığı Halde Elektrik Dağıtım Şirketine Taşınmaz Tahsisi Yapılması
Mevzuatında icazet olmamasına rağmen İdare, muhtelif taşınmazları trafo alanı olarak kullanılmak üzere Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) adına tahsis etmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde; kamu idarelerinin, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebilecekleri ifade edilmiş ve aynı maddenin son fıkrasında “Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.” hükmü ile de kendi
mevzuatında taşınmaz tahsisi ile ilgili hüküm bulunan kamu idarelerinin ilgili mevzuatına göre taşınmaz tahsisi yapabilmelerine olanak sağlanmıştır.
5018 sayılı Kanun’un 47’inci maddesine dayanılarak hazırlanan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesine göre kamu idaresi; tahsis açısından, Yönetmelik ekindeki idareler ile kendilerine tahsis yapılması açısından köy tüzel kişiliklerini; devir açısından, Yönetmelik ekindeki idarelerden, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç, diğer idareleri şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla mevzuata uygun bir tahsis işleminden söz edilebilmesi için gerek taşınmazı tahsis edecek olan idarenin gerekse kendisine taşınmaz tahsis edilecek kuruluşun Yönetmelik’te ifade edilen kamu idaresi kapsamında olması gerekmektedir.
Mahalli idarelerde taşınmaz tahsisi 5393 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Kanun’un “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; belediyelerin, görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda, kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebileceği veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği ifade edilmiştir.
İdarenin hesap ve işlemleri incelendiğinde, Belediyenin söz konusu Kanun hükmüne istinaden muhtelif taşınmazları trafo inşası sebebiyle Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) adına tahsis ettiği tespit edilmiştir.
TEDAŞ, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Dağıtım bölgeleri yeniden belirlenerek, Türkiye 21 dağıtım bölgesine ayrılmış ve 2013 yılı itibariyle şirketlerle TEDAŞ arasındaki hisse devri sözleşmeleri tamamlanmıştır. Kısacası elektrik dağıtım hizmeti özelleştirilerek özel firmalar tarafından sağlanmaya başlanmıştır. Böylece TEDAŞ’ın elektrik dağıtım sektöründeki hizmet görevi sona ermiş ve TEDAŞ, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 6’ncı maddesi hükümleri, Aydınlatma Yönetmeliği ve Aydınlatma Tebliği hükümlerine göre genel aydınlatma giderlerinin ödenmesine aracılık eden ve denetimlerini yapan bir kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürmüştür.
TEDAŞ’ın bir kamu kuruluşu olarak değerlendirilip taşınmazları fiilen kullanan elektrik dağıtım şirketleri yerine tahsisin TEDAŞ adına yapılması, söz konusu uygulamayı Kanun’un 75’inci maddesine uygun hale getirmemektedir. Zira yukarıda da ifade edildiği üzere elektrik dağıtım hizmetleri artık özel şirketler tarafından yerine getirilmektedir.
Söz konusu tespit sonrasında, kamu idaresi cevabında özetle, TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından, Belediyeye, trafo yeri tesis edilmesi ve bu alanlara irtifak hakkı kurulmasına yönelik talepler iletildiği; ancak talep edilen yerlerin İmar Kanunu’nun 15, 16 ve 18’inci maddelerine göre yapılan imar uygulaması sonucu Düzenleme Ortaklık Payından karşılanan alanlar olduğu; bu yerlerin de ihdası mümkün olmadığından mukabilinde irtifak hakkı kurulması işlemlerinin yapılamadığı; bu nedenle bu gibi yerlerin koordinatlı krokilerinin hazırlanarak 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesinin (e) bendine göre Belediye Meclisinden yetki alınması ihtiyacı doğduğu, TEDAŞ’a Meclis Kararı ile tahsisi yapılan alanların tescil dışı alanlar olduğu, bundan sonra yapılacak işlemlerde bulgu konusuna azami derecede dikkat edileceği ifade edilmiştir.
Netice olarak, TEDAŞ üzerinden kendilerine taşınmaz tahsisi yapılan enerji dağıtım şirketleri, yukarıda ortaya konulan mevzuat hükümleri göre, tahsis yapılabilecek kamu kurum ve kuruluşu statüsünde değildir. TEDAŞ’a yapılan taşınmaz tahsisleri mevzuata aykırıdır.
Diğer Kurum ve Kuruluşlara Tahsis Edilen Taşınmazlardan Bazılarının Tahsis Amacı Dışında Kullanılmasına Rağmen İdare Tarafından, Mevzuatta Belirtilen Yaptırımların Uygulanmaması
İdarenin mülkiyetinde bulunup muhtelif tarihlerde alınan meclis kararları uyarınca diğer kamu kurum ve kuruluşları ile dernek ve vakıflara tahsis edilen taşınmazlardan bazıları tahsis amacı dışında kullanılmasına rağmen, tahsislerin iptaline ilişkin 5393 sayılı Kanun’un amir hükmüne rağmen herhangi bir işlem gerçekleştirilmemiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinin altıncı fıkrasında;
“…sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projelere Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı dışında kullanılmamak kaydıyla taşınmaz tahsis edebilir.”
“Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinde;
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
- (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
- Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli
veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür.” hükümleri yer almaktadır.
Diğer yandan, Kanun’un 69’uncu maddesinde ise; dar gelirli kişiler ile afete maruz kalanlara, sanayi bölgelerinden nakledileceklere ve üyelerinin tamamı bu durumda olan kooperatiflere arsa tahsis edilmesi hususu düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye göre, Belediye tarafından; usulüne uygun yapılmış ve onaylanmış projelerin yürütülmesi ile kamu kurum ve kuruluşlarının kullanımı için tahsis edilen taşınmazların, tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını kontrol etme görev ve sorumluluğu yine Belediyeye idareye aittir. Tahsis amacına aykırı kullanımın tespiti halinde, tahsis işleminin iptal edilerek taşınmazın geri alınması gerekmektedir.
İdarenin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerek 5393 sayılı Kanun’un 75’nci madde hükmüne istinaden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, gerekse de 15’inci madde hükümleri uyarınca proje kapsamında çeşitli dernek veya vakıflara yapılan tahsis işlemleri sonrasında, taşınmazların tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının kontrol edilmediği, tahsis amacına aykırı kullanım bulunmasına rağmen bu tahsislerin iptalinin sağlanmadığı tespit edilmiştir. Şöyle ki:
Adalar ilçesi Büyükada mahallesi 117 ada 1 parsel sayılı taşınmaz Adalar Belediyesine 12.02.2002 tarihinde 30 yıl süre ile tahsis edilmiştir. Tahsisi yapılan taşınmazda Büyükada Aile Sağlığı Merkezi bulunmakla birlikte, aynı parselde bulunan 2’şer katlı 2 farklı binanın lojman olarak kullanıldığı ve söz konusu yerlerde Adalar Belediyesi ile Tarım İlçe Müdürlüğü personelinin ikamet ettiği;
Eyüpsultan ilçesi Göktürk mahallesi 125 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 302,53 m2’lik kısmı TEDAŞ’a 29.1.2019 tarihinde 25 yıl süre ile trafo merkezi olarak kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Ancak, tahsisi yapılan taşınmazın 15 m2‘lik kısmında trafo bulunduğu, diğer kısımlarda ise özel bir firmaya ait şantiye sahası kurularak 11 adet konteyner yerleştirildiği;
Pendik ilçesi Şeyhli mahallesi 7297 ada 6 parsel sayılı 15.066,08 m2 alanlı taşınmaz 07.11.2018 tarihinde eğitim ve sosyal hizmet faaliyetlerinde kullanılmak üzere 25 yıl süre ile bir vakfa tahsis edilmiştir. Tahsisi yapılan taşınmazın 1.291,76 m2‘si açık alan, 260,05 m2‘si kapalı alan olmak üzere toplam 1.551,81 m2‘sinin adına tahsis yapılan vakıf tarafından eğitim faaliyetlerinde kullanılmakta olduğu, ancak geriye kalan toplam 13.514,27 m2‘lik alanın herhangi bir tahsis işlemine konu olmaksızın Pendik Belediyesi tarafından Aydos Spor Merkezi olarak işletildiği;
Kartal ilçesi Orhantepe mahallesi 12692 ada (eski 1053 ada) güneyi kamu malı alanın 26.642 m2’lik kısmı “engelli ve ailelerine hizmet” amaçlı projeye uygun olarak inşa edilmek üzere bir vakfa 09.09.2009 tarihinde 15 yıl süre ile tahsis edilmiştir. Ancak, tahsisi yapılan taşınmazın, tahsis talebine esas projesine göre tamamlanmadığı; bununla birlikte, söz konusu taşınmaz üzerinde 40,14 m2 kapalı alan, 79,11 m2 açık alan olmak üzere toplam 119,25 m2 alanın özel bir işletme tarafından kafe olarak işletmeye açıldığı, 2.043,02 m2‘lik alanın ise vakıf ve kafe ile ortak bir şekilde otopark olarak kullanıldığı, kafe işletmecisinin vakfa tahsisli taşınmazı bu şekilde kullanımı sebebiyle söz konusu vakfa ödemede bulunduğu;
Netice olarak; yukarıda yer verilen örneklerden, Belediye tarafından diğer kamu kurum ve kuruluşları ile çeşitli vakıflara yapılan tahsislerin amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının takip edilmediği;
Anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından; tahsis edilen taşınmazların tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının düzenli olarak kontrol edilmesi için çalışmalara başlandığı, tahsis amacına aykırı kullanımların tespit edilmesi halinde tahsisin iptali yoluna gidileceği ifade edilmiştir.
Netice olarak; İdarece tahsis edilen taşınmazların tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının düzenli olarak kontrol edilmesi ve tahsis amacına aykırı kullanım tespit edilmesi halinde tahsisin iptali sağlanmalıdır.
Genel Bütçeli Bir Kamu İdaresi Tarafından Belediye Lehine İrtifak Hakkı Kurulan Taşınmazın İdarece Bir Spor Federasyonuna Tahsis Edilmesi
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından Belediye lehine irtifak hakkı kurulan taşınmaz Türkiye Basketbol Federasyonuna tahsis edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 47’nci maddesinde; “Kamu idareleri, kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebilirler. Tahsis edilen taşınmaz, amaç dışı kullanılamaz.
Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in 3’üncü maddesinde;
“…
- f) Kamu idaresi: Tahsis açısından, Yönetmelik ekindeki idareler ile kendilerine tahsis
yapılması açısından köy tüzel kişiliklerini; devir açısından, Yönetmelik ekindeki idarelerden, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç, diğer idareleri,
…
ğ) Tahsis: Mülkiyeti kendilerinde kalması koşuluyla kamu idarelerince, kanunlarında belirtilen kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla mülkiyetlerindeki taşınmazların, birbirlerine veya köy tüzel kişiliklerine; Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin ise, Maliye Bakanlığınca hizmetin devamı süresince kamu idarelerinin veya köy tüzel kişiliklerinin bedelsiz olarak kullanımına bırakılmasını
… ifade eder”
Yönetmelik’in 4’üncü maddesinde;
“(1) Özel bir hüküm olmaması durumunda kamu idareleri, tahsis işlemini Kanunun 47 nci maddesine dayanarak yapabilirler. Ancak mülkiyetlerinde bulunan taşınmazların tahsisini; belediyeler, 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15 inci maddesinin (h) bendine, il özel idareleri ise, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 64 üncü maddesinin (d) bendine göre yaparlar.
(2) Özel hükümler, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 47 nci maddesine göre, öncelikle uygulanır.
…
(5) İlgili kanunlarında tahsis yetkisine ilişkin özel hüküm bulunduğu hallerde tahsis işlemi, yetki verilen kurum, kuruluş veya kamu idaresi tarafından yapılır.” hükümleri yer almaktadır.
5018 sayılı Kanun’da taşınmaz tahsisine ilişkin genel hükümlere yer verilmiş ve ilgili kanunlardaki özel hükümler saklı tutulmuştur. Yine aynı şekilde adı geçen Yönetmelik’te de özel hükümlerin Kanun’un 47’nci maddesine göre öncelikle uygulanacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla belediyelerin tahsis işlemlerinde öncelikle 5393 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak; burada hüküm bulunmayan hallerde ise 5018 sayılı Kanun’un 47’nci maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilecektir.
5393 sayılı Kanun’un belediyelerin diğer kuruluşlarla ilişkilerinin düzenlendiği 75’inci maddesi birinci fıkrasının (d) bendinde, belediyelerin görev ve sorumluluk alanına giren konularda, kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebileceği veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Kanun’un 75’inci maddesine dayanılarak gerçekleştirilecek tahsis işleminin ön şartı, tahsisi yapılacak taşınmazın mülkiyetinin belediyeye ait olması zorunluluğudur.
Mülkiyeti Gençlik ve Spor İstanbul İl Müdürlüğü, Bakırköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan söz konusu taşınmazın intifa hakkı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan 29.08.2009 tarihli sözleşme hükümleri doğrultusunda, spor salonu yapımını üstlenen Büyükşehir Belediyesine 25 yıllığına bedelsiz olarak verilmiştir.
Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) 20.03.2017 tarihinde söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan Sinan Erdem Spor Salonu’nun tüm ekipmanları ile birlikte 4 yıl boyunca kendilerine tahsisini talep etmiş, Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.05.2017 tarihli ve 743 sayılı kararıyla 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi dayanak gösterilerek tahsis işlemi gerçekleştirilmiştir. Tahsis işlemini müteakip Büyükşehir Belediyesi ile TBF arasında 29.05.2017 tarihinde ortak hizmet protokolü düzenlenmiştir.
Adı geçen taşınmazın TBF’ye tahsisi aşağıda belirtilen nedenlerle mevzuata aykırılık teşkil etmektedir:
- 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi hükmü gereğince Büyükşehir Belediyesi tarafından adı geçen taşınmazın tahsisi için, taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olması gerekmektedir. Büyükşehir Belediyesi söz konusu taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olup intifa hakları, mülkiyetin dışındaki ayni haklardandır. Dolayısıyla da, mülkiyetine sahip olmadığı taşınmazın belediyece tahsise konu edilmesi mümkün değildir.
- Kendisine taşınmaz tahsis edilecek tarafın yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince kamu idaresi olması gerekmektedir. TBF’nin kamu idaresi kapsamında değerlendirilemeyeceği aşikârdır.
- Yine, taraflar arasında düzenlenen ortak hizmet protokolüne dayanak teşkil eden 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin (c) bendi incelendiğinde; belediyelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilecekleri; diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekeceği ifade edilmektedir. TBF özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip bir kuruluş olup dernek veya vakıf statüsünde değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti sonrasında, İdare tarafından, bulguda belirtilen hususlara göre işlem tesis edileceği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak yukarıda yer verilen ve açıklanan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere adı geçen taşınmaz üzerinde İdare tarafından gerçekleştirilen tahsis işleminin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Milli Emlak Genel Müdürlüğünce İdareye Tahsis Edilen Tekfur Sarayının İşletme Hakkının Belediye Şirketine Devredilmesi
Milli Emlak Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki Fatih ilçesi Avcıbey mahallesi 2701 ada ve 11 parsel sayılı ve 5.543,90 m2 alanlı taşınmaz üzerinde bulunan Tekfur Sarayının İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait işletme hakkı mevzuata aykırı olarak belediye iştiraki olan Kültür AŞ’ye devredilmiştir.
Taşınmazın tahsis dosyası üzerinde yapılan incelemede, Fatih ilçesi Avcıbey mahallesi 2701 ada ve 11 parsel sayılı ve 5.543,90 m2 alanlı taşınmaz üzerinde bulunan Tekfur Sarayının Hazine adına kayıtlı olduğu, restorasyon çalışmalarının yapılabilmesi ve İstanbul’un kültürel yaşamına kazandırılması amacıyla Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından 13.12.2004 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiği görülmüştür. Tahsis işlemi sonrasında belediye kaynakları ile restorasyonunun tamamlandığı, ancak Tekfur Sarayı müze işletmeciliğinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Kültür AŞ tarafından yapıldığı tespit edilmiştir.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik uyarınca tahsis işlemi yapılan taşınmazın adına tahsis tesis edilen idare tarafından kullanılması gerekmektedir. Tekfur Sarayı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilmesine ilişkin
Milli Emlak Genel Müdürlüğü yazılarında da tahsis edilen taşınmazın üçüncü kişilere kullandırılmasına izin veren herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Söz konusu yerin belediye iştirakine devredilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu sebeple Tekfur Sarayı müzesinin İdarenin kendi personeli ve kaynakları ile işletilmesi gerekmektedir.
Söz konusu tespit sonrasında, İdare tarafından; Tekfur Sarayı’nın işletme hakkının Kültür AŞ’ye devrinin söz konusu olmadığı, taşınmazın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığına tahsisli olduğu, Tekfur Sarayı’nın tam olarak işletmeye açılıncaya kadar korunması görevinin Kültür AŞ’ye verildiği ifade edilmiştir. Ancak, söz konusu taşınmaz belediye iştiraki olan Kültür AŞ’nin kurumsal internet sitesinde şirket tarafından yönetilen müzeler arasında sayılmış, müzeye girişlerin ücretsiz olduğuna yer verilmiştir. Kamu idaresi cevabında belirtilen taşınmazın korunması görevinin, müze işletmeciliği yapılarak müze giriş ücret tarifesinin belirlenmesi hususunu da içerip içermediğine ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Kamu idaresinin bulguya vermiş olduğu cevaptan da görüleceği üzere Tekfur Sarayı’nın şirketçe işletilmesi ile ilgili İdari bir karar ve işlem bulunmamaktadır. Tekfur Sarayı’nın İstanbul’un kültür mirasına İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kazandırılarak belediyece müzecilik faaliyeti yapılmasında herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Ancak belediyenin söz konusu taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını mevzuat hükümlerine uygun olarak kullanması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Netice olarak; Tekfur Sarayı’nın işletme hakkının bizzat idare tarafından kullanılması uygun olacaktır.
3 Yılı Aşan Taşınmaz Kiralamalarına İlişkin Belediye Meclisine Ait Olan Karar Verme Yetkisinin Encümene Devredilmesi
Belediye meclisinin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesinde sayılan yetkilerinden olan taşınmazların 3 yıldan fazla kiralanmasına karar verme yetkisini Belediye Encümenine devrettiği görülmüştür.
Kamu yönetimi alanında yetki devri; Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemler ile hukukun genel ilkeleri uyarınca yetkili kılınan kamu yöneticilerinin, yetkilerinden bir kısmını, sınırlarını yazılı olarak belirleyerek aynı örgüt içinde alt kademelere devretmesi şeklinde tanımlanabilir.
Yetki devrine ilişkin 5393 sayılı Belediye Kanunu’un 42’nci maddesinde “Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir.” şeklindedir.
5393 sayılı Kanun’un yetki devrine ilişkin yukarıda yer alan düzenlemelerinde, yetkisini devredebilecek makam olarak belediye başkanı sayılmış olup meclis, encümen, kurul, komisyon vb. gibi organlar sayılmamıştır.
Yapılan incelemede;
Belediye Meclisinin 17.10.2017 tarihli ve 17/118 sayılı kararıyla “Mülkiyeti kurumumuza ait taşınmazların, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun l8’inci maddesinin (e) bendi gereğince l0 (on) yıl süreye kadar kiralanmasına ve kiralanması için Belediye Encümenine yetki verilmesine yapılan işaretli oylama sonucunda mevcudun oybirliğiyle karar verildi.”
Denilerek, Belediye Encümenine yetki devri yapılmasının uygun olduğuna karar verildiği görülmüştür.
Belediye Meclisinin yapmış olduğu yetki devri yukarıdaki mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde;
Meclisin, yetkilerini devredebileceğine izin veren bir mevzuat hükmü 5393 sayılı Kanun’un yetki devrine ilişkin düzenlemesinde ve belediye meclisine ilişkin maddelerinde yer almamaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu yetki devri konusunda sadece Belediye Başkanına izin vermektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun meclisin görev ve yetkilerini belirleyen 18’nci maddesi “e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.” denilmiştir.
Burada meclise tanınan karar verme yetkisi, belediyenin bütün mülkleri için, ortada herhangi bir ihtiyaç yokken, somut bir durum ve bu durumla ilişkilendirilmiş bir taşınmaz yokken durup dururken genel bir karar alma değil, ihtiyaç duyulması halinde o ihtiyacın yerine getirilmesine yöneliktir.
Bu sebeple, yukarıdaki maddede belirtilen her durum için (3 yılı aşan kiralamalar dahil) hangi belediye taşınmazının hangi şekilde değerlendirileceğine dair bir kararın alınması gerekir. Bütün belediye taşınmazlarının 10 yıl süreyle kiraya verilmesi için encümene yetki verilmesi şeklinde bir kararın maddenin amacına uygun olduğu düşünülemez. Hangi taşınmaz ya da taşınmazların bu şekilde kiralanmasının uygun olacağına, taşınmazların tek tek belirtilerek karar alınması ve Meclisin yetkisini kullanarak aldığı kararı uygulanmak üzere ilgili mercie (bu konuda yetkili merci encümendir) havale etmesi gerekir. Yoksa meclisin karar verme yetkisinin başka bir organa devrinin mevzuatımızda bir karşılığı yoktur.
Amacına Uygun Olarak Kullanılmayan Taşınmaz Tahsisinin İptal Edilmemesi
Kurum tarafından Bergama Belediyesi Bakırçay Ltd. Şti’ne tahsis edilen taşınmazın amacına uygun kullanılmamasına rağmen taşınmaz tahsisinin iptal edilmediği tespit edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında;
“İl sınırları içinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde il belediyeleri ile nüfusu 10.000’i geçen belediyeler, meclis kararıyla; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğal gaz, yol ve aydınlatma gibi alt yapı çalışmalarını faiz almaksızın on yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yapabilir veya yaptırabilir, bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilir; sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projelere Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile ücretsiz veya düşük bir bedelle amacı dışında kullanılmamak kaydıyla taşınmaz tahsis edebilir.” denilmiştir.
Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik’in
“Tahsisin kaldırılması” başlıklı 9’uncu maddesinde;
“Tahsis işlemi; …
- b) Taşınmazın tahsis amacı dışında kullanılması veya maliki kamu idaresinin izni
olmaksızın üçüncü kişilere kullandırılması,…
durumlarında, tahsis yapılan kamu idaresinin görüşü alınmaksızın tahsisi yapan kamu
idaresinin merkez veya taşra birimlerince resen kaldırılabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve turizmi geliştirecek projeler için amacı dışında kullanılmamak kaydıyla bakanlık onayıyla taşınmaz tahsisi mümkündür. Ancak ilgili yönetmelik hükümlerinde de belirtildiği üzere tahsis edilen taşınmazın tahsis amacı dışında kullanılması durumunda tahsis yapılan tüzel kişinin görüşü alınmaksızın tahsisi yapan idare tarafından tahsis kaldırılabilir.
Kurum tarafından bakanlık onayıyla maliki olduğu Bahçelievler Mahallesi Ilıca Mevkiinde 1262 Ada 1 Parselde bulunan taşınmazı termal otel ve/veya termal sağlık merkezi inşa etmek için 2005 yılında 30 yıllığına Bakırçay Ltd. Şti’ne tahsis edilmiştir. Ancak aradan geçen süre zarfında ilgili şirket tarafından taşınmazın tahsis amacına ilişkin olarak herhangi bir işlem yapılmadığı tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerden dolayı tahsis amacına uygun olarak kullanılmayan söz konusu taşınmaza ilişkin tahsisin kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Belediye Tesislerinin Herhangi Bir Hukuki İşlem Tesis Edilmeksizin Belediye Şirketi ve Spor Kulübüne Kullandırılması
2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kiralanması gereken, Belediye mülkiyetindeki; a-) Bahçelievler Mahallesi Ilıca Mevkiinde 1262 Ada 1 Parselde bulunan Aquapark, restaurant gibi tesislerinin belediye şirketi tarafından , b-) Aşağıdaki tabloda yer alan taşınmazlarının spor külübü tarafından;
| S.No | Kullanılan Yer | Taşınmazı kullanan kişi-kurum |
| 1 | G.O.P. Mah. Lojman ve Dört Adet Dükkan | Belediye spor kulübü |
| 2 | 3 adet otopark | Belediye spor kulübü |
| 3 | Arasta İçerisindeki Umumi Tuvalet | Belediye spor kulübü |
Belediye ile aralarında ihale, sözleşme, kiralama gibi hiçbir hukuki işlem tesis edilmeksizin kullanıldığı ve işletildiği tespit edilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.
Birinci fıkrada sayılan daire ve idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlar ile özel kanunlarla veya özel kanunların vermiş olduğu yetkiyle kurulmuş bulunan fonların yukarıda belirtilen işlerinin nasıl yapılacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir.” hükmü yer almaktadır.
Mezkûr madde hükmünden anlaşılacağı üzere belediyelerin kiralama işlemleri 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabidir. Söz konusu iş kapsamında İdarenin muhammen bedel tespiti yaparak 2886 sayılı Kanun kapsamında ihale iş ve işlemlerini yerine getirmesi gerekmektedir.
Kurum tarafından 2012-2013 yıllarında 1.334.347,90 TL’lik bir maliyetle yaptırılan Aquapark tesisi ve yine aynı parselde bulunan restaurantın Bergama Belediyesi Bakırçay Ltd. Şti’ne; aynı şekilde yukarıdaki tabloda belirtilen 4 adet dükkan, 3 adet otopark ve 1 adet umumi tuvaletin de spor kulübüne,
Belediye ile aralarında yukarıda belirtilen yasa hükümlerine uygun hiçbir hukuki işlem tesis edilmeksizin kullandırması mevzuata uygun bulunmamaktadır.
Söz konusu tesislerin bir nevi işgalci konumunda olan şirket ve spor kulübü tarafından boşaltılarak geriye dönük olarak ecrimisil alınması ve tesislerin 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre kiralanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Spor Kulübü ve Kooperatiflere Taşınmaz Tahsis Edilmesi
Spor kulübü ve kooperatiflere taşınmaz tahsisi yapıldığı tespit edilmiştir.
5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinde belediyelerin taşınmaz tahsisine ilişkin düzenlemeler getirilmiş olup buna göre belediyelerin, kendilerine ait taşınmazları, asli görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebileceği ifade edilmiştir.
Belediye Kanunu’nun yukarıdaki hükmüne, spor kulübü veya kooperatifler lehine istisna getiren herhangi bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Keza Sayıştay Genel Kurulu’nun 2017/1 Esas ve 5415/1 Karar No’lu İçtihadı Birleştirme Kararında; “Konuya bir kamu idaresi olan belediyeler özelinde bakıldığında da taşınmaz tahsisinde kamu hizmetinin ve kamu idaresinin varlığı ölçütleri geçerliliğini korumaktadır Buna göre, belediyeler, mülkiyetlerindeki taşınmazlarını 5393 sayılı Kanun’un sosyal ve ekonomik amaçlı arsa ve konut üretimine ilişkin 69’uncu maddesindeki özel hükümler hariç olmak üzere aynı Kanun’un 75’İnci maddesi ile 5018 sayılı Kanun’un 47’nci maddesi çerçevesinde, ancak mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla belediye meclislerinin bu konuya ilişkin alacakları kararla ve sadece mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edebileceklerdir.” Denilmiş, bu itibarla belediyelerin taşınmazlarını, mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları dışındaki özel ve tüzel kişilere tahsis edemeyeceğine hükmedilmiştir.” İfadeleri bulunmaktadır.
Kurum hesaplarında yapılan incelemede aşağıdaki tabloda yer alan tahsislerin mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiş olup, bunların iptal edilmesinin mevzuata uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Spor Kulübü ve Kooperatiflere Tahsis Edilen Taşınmazlar
| Ada | Parsel | M² | Tahsis Edilen | Tahsis Tarihi | Süresi | Açıklama |
| 1152 | 1.243,00
Öğr.Mustafa Balcı Sk. No:1/B – 1/C – 1/D’de Kayıtlı Taşınmazlar |
Çiftçi Malları Koruma Meclis Başkanlığı |
04.10.2010 | Süresiz | Çiftçi Malları
Koruma Derneği |
|
| Kaynaklar | 807 | 9825,17 m2 | S.S. EGE TÜM
ENGELLİLER ÇEVRE KÜLTÜR VE İŞLETME KOOPERATİFİ |
01.04.2015 5 YIL | 01.04.2020 | Solucan Gübresi Tesisi |
| Mülkiyetsiz Alan | 271/8 Sokak No:5
Yenigün Mahallesi |
BUCA BELEDİYESİ
GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ |
20.06.2019 5 YIL | 20.06.2024 | YENİGÜN SPOR
KOMPLEKSİ |
|
| Mülkiyetsiz Alan | Dumlupınar
Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi No:41 Buca-İZMİR 1108 m2 |
BUCA BELEDİYESİ
GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ |
06.06.2018 6 YIL | 06.06.2024 | IŞILAY SAYGIN
GENÇLİK MERKEZİ |
|
| 560 | 209 | 727,5 | BUCA BELEDİYESİ
GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ |
12.07.2019 3 YIL | 12.07.2022 | Mevlana Tesisi |
Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin Mülkiyetlerinde Bulunan Konutların Lojman Olarak Birbirlerine Tahsis Edilmesi
İzmir Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde bulunan 88 adet konutun mevzuata aykırı
olarak ilçe belediyelerine tahsis edildiği yine ilçe belediyesinin mülkiyetinde bulunan 3 adet konutun lojman olarak Büyükşehir Belediyesine tahsis edildiği görülmüştür.
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruşlarla ilişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde;
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
- d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür” denilmekte ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise;” Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.” ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre belediyelerin mülkiyetindeki taşınmazların diğer kamu idarelerine devir veya tahsis edilebilmesi üç koşulun birlikte gerçekleşmesi şartına bağlanmıştır. Bu koşullardan birincisi; taşınmazın tahsis maksadının belediyenin görev ve sorumluluk alanına girmesi, ikincisi; adına tahsis yapılan kamu idaresinin bu taşınmazı asli görev ve hizmetlerinde değerlendirmesi, üçüncüsü ise; taşınmazların kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılmamasıdır. Taşınmazın tahsisine ilişkin bu koşullardan biri bile sağlanamadığında tahsisin yapılması da mümkün olmayacaktır.
Bulgu konusu taşınmaz tahsisi incelendiğinde, yukarıda sayılan şartların sağlanamadığı görülmüştür. Şöyle ki, belediye tarafından tahsis edilen taşınmazlar konut niteliğine haiz apartman daireleridir. Belediyelerin devir veya tahsis ettiği taşınmazlar kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz ifadesi, Kanun Koyucunun bu yöndeki iradesinin açık delilidir. Bu itibarla, Kanun’da şüpheye mahal bırakmayacak açıklıkta düzenlenerek yapılamayacağı belirtilen tahsis işleminin yapılmasında mevzuata uygunluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, kamu idaresinin ilçe belediyelerine tahsis ettiği 88 adet taşınmazın tahsis işleminin mevzuata aykırı olması sebebiyle iptal edilmesi yine ilçe belediyesi mülkiyetinde olan konutun Büyükşehir Belediyesine tahsis işleminin de aynı gerekçelerle iptal edilmesi gerekmektedir.
İlçe Belediyelerine Taşınmaz Tahsisi Yapılması
Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde olan kafeteryalardan bir kısmının mevzuata aykırı olarak ilçe belediyelerine tahsis edildiği görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla” ilişkiler başlıklı 75’inci maddesinde;
“d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmibeş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür.”
Belediyelerin mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına taşınmaz tahsis etmesinin ön koşulu, tahsisi yapılan taşınmazın, idarenin asli görev ve hizmetlerinde kullanılmasıdır. Buna karşılık ticari işletmecilik kurallarına uygun yönetilen kafeteryaların tahsisi, belediyelerin asli görev ve hizmetleri kapsamında değildir. Dayanağı asli kamu hizmetinin yerine getirilmesi olmayan tahsis işleminin mevzuata aykırı olduğu değerlendirilmektedir.