|
ÖZET: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Anamur Kadastro Mahkemesi tarafından verilen kararı inceledi. Davacıların, 30-40 yıl boyunca kullandıkları taşınmazın mülkiyetini talep etmeleri üzerine, mahkeme, davacıların taşınmazı satın aldıklarına dair sundukları belgeleri ve tanık ifadelerini değerlendirerek, taşınmazın imar ihyasının tamamlandığını ve davacıların uzun süre kesintisiz kullandığını tespit etti.
Mahkeme, asli müdahillerin taşınmazı kullanmadıklarını ve bu durumu ispat edemediklerini belirterek, davacıların taleplerini kabul etti. Sonuç olarak, taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildi. Temyiz başvuruları ise, mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle reddedildi. Bu karar, taşınmaz mülkiyetine ilişkin uzun süreli zilyetlik ve kullanımın, mülkiyet hakkının tescilinde önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, mahkeme, tarafların sunduğu belgelerin ve tanık ifadelerinin geçerliliğini değerlendirerek, hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütüldüğünü vurgulamıştır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/7867 E. , 2024/7579 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/5 Esas, 2022/11 Karar
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacıların davalarının kabulüne, asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş olup, kararın davalı asli müdahiller vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman tahdidi bulunduğu, 1990 yılında 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre 2/B madde uygulaması yapıldığı, taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosunun 1968 yılında ilân edilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın ormanlık saha olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Anamur ilçesi Bozdoğan köyü Yukarı Mahalle Seydalılar mevkiinde bulunan, batısı 719 ve 720 parsel sayılı taşınmazlar ve yol, güneyi yol, doğusu 714 724 parsel sayılı taşınmazlar ve boşluk ve kuzeyi 714 parsel ve boşluk ile çevrili, dilekçe ekinde sunulan krokide sarı renkle boyanarak gösterilen yaklaşık 18.000 metrekare miktarı taşınmazın müvekkillerine ait olduğunu müvekkillerin murisi …’ın yaklaşık 35-40 yıl önce bu taşınmazı … isimli kişiden satın aldığını ve o tarihten itibaren vefat edinceye kadar malik sıfatıyla aralıksız ve çekişmesiz olarak kullandığını, …’ın vefat etmesi ile taşınmazın müvekkillerine intikal ettiğini ve müvekkilleri tarafından kullanılmaya başlandığını, müvekkillerinin murisi tarafından satın alınmadan önce de taşınmazı uzun yıllar … ve murisleri tarafından ziraat arazisi olarak kullandığını, taşınmaz içerisinde 2 adet sera, çok sayıda meyve ağacı bulunduğunu, ayrıca sebze ve tahıl yetiştirildiğini, taşınmazın orman sınırları dışında olduğunu, içerisinde orman örtüsü olmadığını, kamu ortak kullanım alanında olmadığından Hazine’ye yada Köy Tüzel Kişiliğine ait yerlerden olmadığından taşınmazın müvekkiller adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, asli müdahiller vekili müdahale dilekçesinde; davacının yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, asli müdahale talebinin kabulüne, davalı Hazine vekili ayrıca arazinin 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 Sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/326 Esas sayılı dosyası ile yargılamaya başlanmış, 02.09.2014 tarihli 4 üncü celsede HSYK 1. Dairesi’nin 16.07.2014 tarihli ve 1642 Sayılı Kararı ile Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1, 2 ve 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olarak faaliyete geçirilmekle; Anamur 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/165 Esas sayılı dosyası üzerinde yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Anamur 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/165 Esas, 2015/82 Karar sayılı kararı ile, davacıların davasının reddine, davalı Hazinenin tescil talebinin kabulü ile, Mersin ili Anamur ilçesi Bozdoğan Mahallesinde bulunan ve krokide (A), (B), (C), (D), (F), (H) harfleri ile gösterilen 10.459,08 metrekarelik taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın, davacılar ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2018 tarihli ve 2016/7774 Esas, 2018/1823 Karar sayılı ilamında; orman ve zilyetlik araştırması yapılması için hükmün bozulmasına karar vermiş, Anamur 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/243 Esas, 2019/27 Karar sayılı ilamında; dava konusu tescil harici taşınmazların bulunduğu yerde 24.05.2017 tarihli ve 14.07.2017 tarihlerinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın bir kısmının 226 ada 1, 2, 3 ve 4 parseller adı altında kalan kısmının ise 226 ada 5 parsel adı altında kadastroya tabi tutulduğu ve görülmekte olan dava dosyası nedeniyle davalı olduğu belirtilmek suretiyle tutanakların Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 27 nci maddesi gereğince kesinleşmemiş kadastro tutanaklarındaki haklara ve sınırlandırmalara ilişkin davaya bakmaya görevli Mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu anlaşılmakla Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, tarafların temyiz etmemesi üzerine 14.03.2019 tarihli kesinleşme şerhi sonrası dosya Anamur Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Anamur Kadastro Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/25 Esas, 2020/4 Karar sayılı kararı ile; hukuki ve fiili irtibat nedeniyle iş bu dosyanın Anamur Kadastro Mahkemesi’nin 2017/4 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine yargılamaya 2017/4 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmesine karar verilmiş, 09.03.2022 tarihli 32 nci celsede birleştirilen 2019/25 Esas sayılı dosyanın tefriki ile yeni esasa kaydının yapılmasına karar verilerek 2022/5 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların ortak murisleri ve kendileri tarafından dava konusu taşınmazın 30-40 yılı aşkın bir süredir kullanıldığı, davacıların dava konusu taşınmazı …’ten aldıklarına dair adi senet sundukları, senedin yönü ve kapsamı itibariyle dava konusu taşınmaza uyduğu, mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının anlatımı ile … ile davacıların ortak murisi arasında satış işleminin gerçekleştiğinin doğrulandığı, 1990 yılı hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanmış olduğu, asli müdahillerin dava konusu taşınmazı hiç kullanmadıkları, kullandıklarını ispat edemedikleri, dava konusu taşınmazların satış öncesinde ortak murisleri ile birlikte …’e ait olduğunu iddia ettikleri ancak buna dair davacılar tarafından sunulan belgenin aksini ispat edecek nitelikte herhangi bir belge sunamadıkları, bu haliyle davacıların dava konusu taşınmazı 1990 yılında imar ihyasını tamamladıkları, 20 yıldan fazla bir süredir nizasız ve fasılasız bir şeklide kullandıkları gerekçesiyle, davacılar …, …,…, …, … ve …’ın davalarının kabulüne, asli müdahiller …, …, …,…, …, …, … ve …’in davalarının reddine, dava konusu Mersin ili Anamur ilçesi Bozdoğan Mahallesi Köşekli mevkii 226 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 10.566,03 metrekare yüzölçümlü olarak ve tarla vasfıyla, Anamur Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.12.2011 tarihli ve 2011/862 Esas, 2011/944 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak taşınmazın tamamı davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar asli müdahiller vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL’nin temyiz eden asli müdahil … vd. alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.