ÖZET: Başvuru, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan bir taşınmazın imar kısıtlamasının kaldırılması veya kamulaştırılması talebine ilişkindir. Başvuran, 20 yılı aşkın süredir kamulaştırma işleminin gerçekleşmediğini ve Çankaya Belediye Başkanlığı’nın ödenek yetersizliği nedeniyle başvurusunu reddettiğini belirtmektedir. Bu durumun, başvuran üzerinde maddi ve manevi mağduriyet yarattığını ifade ederek, taşınmazın kamulaştırılmasını veya imar kısıtlamasının kaldırılmasını istemektedir.

Çankaya Belediye Başkanlığı, başvuruya verdiği yanıtta, ilgili taşınmazın imar planında “Park ve Spor Alanı” olarak belirlendiğini ve bu alan için kamulaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmediğini açıklamıştır. Ayrıca, taşınmazın bulunduğu bölgede konut alanlarının yapılaşmasının tamamlandığını ve bu nedenle imar planında değişiklik yapılamayacağını belirtmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ve kamu yararı arasında bir denge sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, taşınmaz üzerindeki kısıtlamanın kaldırılması veya kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için ilgili idarelere tavsiyelerde bulunmuştur. İdarelerin, mülkiyet hakkını zedelemeden, başvuranın taleplerini dikkate alarak gerekli adımları atması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkı da korunmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/3807-S.24.6005

BAŞVURU NO : 2023/19656

KARAR TARİHİ : 04.04.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Başvuranın, taşınmazın üzerindeki imar kısıtlamasının kaldırılması

BAŞVURUNUN KONUSU :

veya kamulaştırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01.12.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan başvuran, Ankara İli, Çankaya İlçesi, Mahallesi, ada parsel no.lu taşınmazda metrekarelik hissesi bulunduğunu, söz konusu alanın imar planında park ve spor alanı olarak ayrıldığını, ancak 20 yılı aşkın süredir kamulaştırma işleminin gerçekleştirilmediğini, Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından ödeneği bulunmadığı gerekçesiyle başvurusunu reddedildiğini, idarenin keyfi tutumu nedeniyle maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını belirterek taşınmazın ivedilikle kamulaştırılarak güncel rayiç bedelinin ödenmesini yahut imar planından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 12/12/2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden

Çankaya Belediye Başkanlığı’nın 04/01/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. 1/5000 ölçekli Dikmen-Öveçler-Doğu-Batı Yakası Nazım İmar Planının Ankara Büyükşehir Belediye

Meclisi’nin 06/10/1994 tarihli ve sayılı kararıyla onaylandığı, kullanım kararının “Park ve Spor Alanı” olarak belirlendiği, Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli Dikmen Batı Yakası İmar

Planı değişikliğinin Çankaya Belediye Meclisinin 08/09/1995 tarihli ve sayılı kararıyla uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 02/11/1995 tarihli yazısıyla onaylandığı, kullanım kararının “Park ve Spor Alanı” olduğu,

2.2. Plan notlarında “Konut alanlarında, minimum parsel büyüklüğü 850 metrekare, ve dir. Parselasyon planı ile çıkacak kamulaştırma miktarının İlgili belediyesine ve/veya kamu kuruluşuna bedelsiz terk edilmesi halinde oluşan yeni parselde E:2.00 olacaktır. Bedelsiz terk edilecek alanlar amacı dışında kullanılamaz.” şeklinde hükmün bulunduğu, 2.3. Onaylı imar planına istinaden hazırlanan ve Çankaya Belediye Encümenin 19/02/1998 tarihli ve sayılı kararı ile onaylanan ancak askı süresinde 134 adet yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda kısmi hisse düzeltmeleri yapılarak Çankaya Belediye Encümenin 28/05/1998 tarihli ve sayılı kararı ile kabul edilen no.lu parselasyon planı ile düzenlemeye alınan kadastral parsellerin Kamu Ortaklık

Paylarından (K.O.P.) oluşturulduğu, 2.4. İlgili taşınmaza park yapılmasına ilişkin herhangi bir uygulamanın bulunmadığı, parselin tamamına fiili el atılmadığı, 2.5. Parselin bulunduğu bölgede konut alanlarında yapılaşmanın tamamlandığı, bu nedenle 3194 sayılı İmar

Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca aynı bölge içerisinde aynı büyüklükte park ve spor alanı önerilmesi mümkün olmadığından imar planı değişikliği yapılamayacağı, 2.6. Mahallesi 27918 ada metrekare yüzölçümlü 5 sayılı parselin imar planında kullanım kararının “Park ve Spor Alanı” olduğu, Kamulaştırma Ortaklık Paylarından (K.O.P) oluşturulduğu, kamulaştırmaya konu olduğu, ’in söz konusu parselde metrekare hissesi bulunduğu, 2.7. Mahallesi ada metrekare yüzölçümlü 5 sayılı parselin kullanım kararı amacına yönelik işlemlere başlanıldığında (park ve spor alanının hizmete açılması programa alındığında) başvuran ve diğer parsel maliklerinin hisselerinin kamulaştırılarak bedellerinin parsel maliklerine ödeneceği, başvuranın hissesinin kamulaştırılması talebiyle yapılmış uzlaşma başvurusuna rastlanılmadığı, 2.8. Parsel hissedarlarından . tarafından Ankara 12. İdare Mahkemesine sayı ile dava açıldığı, açılan davada anılan mahkemenin 12/12/2016 tarihli ve sayılı kararı ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, (2942 sayılı Kanuna eklenen 6745 sayılı

Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddesi hükmü gereğince) Bölge idare Mahkemesinin 17/05/2018 tarihli ve sayılı kararı ile Ankara 12. İdare Mahkemesinin 12/12/2016 tarihli ve sayılı kararının kaldırılmasına ve esastan incelenen davanın reddine karar verildiği ( nın taşınmazdaki hissesini 11/04/2006 tarihli ve yevmiye ile kamuya (Çankaya

Belediyesine) terk edildiğinin Tapu Kütüğü ve Takbis Kayıtlarından tespit edildiğinin belirtilmesi ve istinaf dilekçesinde de aynı iddiada bulunulması üzerine), 2.9. Yine parsel hissedarlarından ve tarafından Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesine sayı ile Kamulaştırma (Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat) talepli dava açıldığı, başvuran ’in hissedar olduğu taşınmazın park ve spor alanı olarak hizmete açılmasının programa alındığı tarihe kadar beklemesi veya Asliye Hukuk Mahkemelerinde Kamulaştırma (Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat) davası açılabileceği belirtilmiştir.

3. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 19/03/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. Çankaya İlçesi, Mahallesi, ada sayılı parselin Ankara Büyükşehir Belediye

Meclisi’nin 09/02/1995 tarihli ve sayılı kararı ile onaylanan Dikmen-Öveçler Doğu-Batı Yakası 1/5000

ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında “Park Alanı” kullanımında, Çankaya Belediye Meclisi’nin 08/09/1995 tarihli ve sayılı kararı ile uygun görülen ve İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığınca 02/11/1995 tarihinde onaylanan Dikmen Batı Yakası 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında

“Park ve Spor Alanı” kullanımında kaldığı, 3.2. Taşınmazın uydu görüntülerinden de anlaşılacağı üzere “Park ve Spor Alanı” olarak kullanılmadığı, arsa üzerinde yapılaşmanın bulunmadığı, ayrıca taşınmazın imar planında herhangi bir değişikliğin olmadığı, 3.3. Büyükşehirin bütünlüğüne hizmet eden sosyal donatılar, bölge parkları, hayvanat bahçeleri, hayvan barınakları, kütüphane, müze, spor, dinlence, eğlence ve benzeri yerleri yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek” şeklinde belirtilmiş olan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun “Büyükşehir

Belediyesinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 7. maddesi çerçevesinde, dava konusu alanın yüzölçümü ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda (mahalle arasında yer alması ve yüzölçümü nedeniyle), doğrudan Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda bir alan niteliği taşımadığı, bu nedenle kamulaştırma gerektirecek nitelikte olmadığı, 3.4. Şahıslar ile Çankaya Belediye Başkanlığı arasında Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde sayılı dosyası kapsamında görülmekte olan bir dava bulunduğu, ancak güncel duruma ilişkin bilginin Çankaya Belediyesinden öğrenilmesi gerektiği, bunun dışında Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanlığı ve Çankaya Belediye Başkanlığı aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma davasında Ankara

Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 17/05/2018 tarihli ve sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,

4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

4.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

4.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. ”,

4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

… ” ,

5. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun,

5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”,

5.2. “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde (Başlığı ile Birlikte Değişik:

29/11/2018-7153/11 md.); “Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji

Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır. …”,

5.3. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.

İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”,

5.4. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” (Başlığı ile Birlikte

Değişik: 4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13 üncü maddesinde; “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;

a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,

b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. …”,

5.5. “İfraz ve tevhid” başlıklı 15. maddesinde, “(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/8 md.) İmar planı bulunan alanlarda, uygulama imar planına uygun olarak öncelikle parselasyon planının yapılması esastır. …”,

5.6. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18 inci maddesinin ilgili fıkralarında; “İmar

hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri il, yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli

Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. …

Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. …”,

6. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun,

6.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”,

6.2. Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa

Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür.”,

6.3. Geçici Madde 11; (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)

7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

8. 14/06/2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım

Yönetmeliği’nin “İmar planı değişiklikleri” başlıklı 26 ncı maddesinde; “(1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.

(2) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.

(3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için: a) İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşü alınır. b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Bu alanların yerinin değiştirilmesinde, mevcut plandaki hizmet etki alanına göre aynı uygulama etabı veya bölge içinde kalması, yaya erişim mesafelerinin dikkate alınması ve yeni tespit edilen alanın tesisin yapılmasına müsait olması zorunludur. c) Düzenleme ortaklık payından elde edilen alanların yüzölçümleri toplamının altına düşülmemek kaydıyla, plan değişikliği ile kaldırılan yol alanlarının miktarları, düzenleme ortaklık payından oluşturulan park, çocuk bahçesi, meydan gibi açık ve yeşil alanlarda kullanılabilir. Ancak yol hariç düzenleme ortaklık payına tabi bir kullanımın kamu ortaklık payına tabi bir kullanıma dönüştürülmek istenilmesi halinde, düzenleme ortaklık payına tabi alanın hizmet edeceği etki alanında eşdeğer bir alan ayrılır. …” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, no.lu paragrafta açıklandığı üzere, Ankara İli, Çankaya İlçesi, Mahallesi, ada parsel no.lu taşınmazda 17 metrekarelik hissesi bulunduğunu, söz konusu alanın imar planında park ve spor alanı olarak ayrıldığını, ancak 20 yılı aşkın süredir kamulaştırma işleminin gerçekleştirilmediğini, Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından ödeneği bulunmadığı gerekçesiyle başvurusunu reddedildiğini, idarenin keyfi tutumu nedeniyle maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını belirterek taşınmazın ivedilikle

kamulaştırılarak güncel rayiç bedelinin ödenmesini yahut imar planından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılmasını talep etmektedir.

11. Başvuranın, 29/09/2023 tarihinde Kurumumuza başvuruda bulunduğu, bu bağlamda 24/10/2023 tarihli ve sayılı Gönderme Kararı verildiği görülmüş olup Çankaya Belediye Başkanlığı’nın 24/11/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; “İlçemiz Mahallesinde no.lu ıslah imar planı ile oluşturulan ada parselde ve ye ait gecekondu için

Belediyemiz Encümenin 31.12.1998 tarih ve sayılı kararı ile ada no.lu parselden beher metrekaresi 6.250.000 ETL’den 1.000.000.000 ETL toplam bedelle 160 metrekare hisse tahsisi yapılmıştır.

Adı geçenler taraflarına tahsis edilen arsa bedelinin 1/6’sı olan 1 .666.666.667 ETL’yi ödemeleri üzerine

Mahallesinde ada sayılı parselden 160 metrekare hissenin ve

. adlarına tescil edilmesi, arsa bedelinden geriye kalan 5/6’sı olan 833.333.333 ETL’nin 4 yılda 11 eşit taksitle ödeneceğinden tescil edilecek hisse üzerine Belediyemiz lehine 833.333.333 ETL bedelli ipotek tesis edilmesi 10.03.1999 tarih ve sayılı yazımızla Çankaya 5. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmiştir. Adı geçenler 833.333.333 ETL’yi taksitler halinde ödeyip borcunu bitirdiklerinden ada parsel sayılı taşınmaz üzerine 10.03.1999 tarih ve sayılı yazımız ile konulan ipoteğin kaldırılması

24.10.2002 tarih ve sayılı yazımızla Çankaya 5. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmiştir.

Bölgede yapılan no.lu Dikmen Batı Yakası İmar Planı kapsamında; ve adına ada parselden tahsis edilen metrekare hisseden isabet eden metrekare hissesinin metrekaresi Konut kullanımlı ada no.lu parselden, geriye kalan metrekare hissesi ise Park ve Spor Alanı kullanımlı ada parselden hisselendirilmiştir. nin 80 metrekare hissesinin metrekaresi Konut kullanımlı ada parselden, geriye kalan metrekare hissesi ise Park ve Spor Alanı kullanımlı ada parselden hisselendirilmiştir.

Başkanlığımız Emlak ve İstimlak Müdürlüğü bünyesinde bulunan Arsa Tahsis

Şubesine sunduğu 23.10.2008 tarih ve kayıt numaralı dilekçesi ile; ada parselde

Belediyemize ait hazine hissesinden hisselerine düşen miktarı satın almak istediğini bildirmesi üzerine,

03.11.2008 tarih ve sayılı cevabi yazımızla; no.lu plan sonucu park alanı olarak ayrılan

ada metrekare yüzölçümlü no.lu parseldeki kamuya ait bu parseldeki Belediye hissesinin satışının yasal olarak mümkün olmadığı bildirilmiştir.” ifadelerine yer verilmiştir.

12. Anayasa’nın 35 inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46 ncı maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 46 ıncı maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği kurala bağlanmış; taşınmazın kamulaştırılan kısımdan arta kalan bölümünün yararlanmaya elverişli olmaması durumunda, malik tarafından belirli şartların yerine getirilmesi halinde idarenin taşınmazın arta kalan kısmını da kamulaştırmasının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

13. Bilindiği üzere nazım imar planları, şehrin ana dokusunu gösteren ve genel ilkeleri belirleyen planlar olup, imar planına konu düzenleme alanındaki “konut”, “ticaret”, “sosyal altyapı” alanları, “yeşil alanlar”, “teknik donatı alanları” ile “yerleşim dışı alanlar” ve “ulaşım sistemleri” bu plan kapsamında belirlenmekte, planın uygulanması için gerekli tüm teknik ayrıntılar ise (bölgeler itibarıyla yapı adaları, yoğunluk ve düzeni, uygulama için gerekli imar programlarına esas olacak uygulama etapları gibi) uygulama imar planları ile ortaya konmaktadır (AYM, Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014). İmar Kanunu’nun 6.

ve 8. maddelerinde ifadesini bulan kentsel planlamanın temel unsurlarından birisi olan imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine göre ise, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının üst ölçekli plan olan 1/5000 ölçekli nazım imar planlarına uygun olması zorunluluktur. Bu doğrultuda başvuranın taşınmazının yeniden imara açılması ancak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 1/5000’lik planda ve buna uygun olarak Çankaya Belediye Başkanlığınca 1/1000 ölçekli planda yapılacak değişiklikler ile mümkün olabilecektir.

14. İmar planları onaylanarak bağlayıcılık kazandıktan sonra, idareler ve bireyler açısından bazı yükümlülükler meydana getirmektedir. Örneğin, özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri imar sınırları içindeki her türlü imar ve yapı faaliyeti için imar plan ve programına uygun davranmak, idarenin iznini almak ve belirlediği kıstas ve sınırlara uygun olarak yapı inşa etmekle mükelleftirler. Bu bağlamda taşınmaz, imar planlarında kamu hizmetlerine tahsis edilmiş olan yerlerde kalmış ise kamulaştırma işlemine konu teşkil edeceğinden satış değerinin düşmesi, rayiç bedeli üzerinden satılma şansının azalması beklenmekte, malik ancak idarenin 3194 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri ve 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi hükümlerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde kamulaştırma bedeline ulaşmak suretiyle makul bir tazmin elde edebilmektedir.

15. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesi ile belediyelere, imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde imar planlarını uygulamak üzere imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise, imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı

Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.

16. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 1 inci madde ile de uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

17. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, benzer uyuşmazlıklara ilişkin ulusal ve uluslararası yüksek mahkeme kararları incelendiğinde ise, imar planları ile mülkiyet hakkına yönelik yapılan müdahalenin Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiğine vurgu yapıldığı görülmektedir.

18. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan

İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

19. Benzer uyuşmazlıklara ilişkin yaptığı incelemelerde Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekte, belirtilen takdir yetkisinin

Anayasanın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir. Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte, bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir. İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 04.04.2024 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2024/3807-S.24.6005 16/10/2018-30567).

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin

Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/2/2018).

21. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgeler, idarelerin konuya ilişkin getirdikleri açıklamalar, ilgili mevzuatı ve benzer uyuşmazlıklara ilişkin verilen yüksek mahkeme kararları ışığında başvuruya konu talep değerlendirildiğinde; Ankara İli, Çankaya İlçesi, Mahallesi, ada sayılı parsel metrekare yüzölçümlü taşınmazın, 1/5000 ölçekli Dikmen-Öveçler-Doğu-Batı Yakası

Nazım İmar Planının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 06/10/1994 tarihli ve sayılı kararıyla onaylandığı, kullanımının “Park ve Spor Alanı” olarak belirlendiği, Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli Dikmen Batı Yakası İmar Planı değişikliğinin Çankaya Belediye Meclisinin 08/09/1995 tarihli ve sayılı kararıyla uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 02/11/1995 tarihli yazısıyla onaylandığı, kullanımının “Park ve Spor Alanı” olduğu; onaylı imar planına istinaden hazırlanan ve Çankaya Belediye Encümenin 19/02/1998 tarihli ve sayılı kararı ile onaylanan ancak askı süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda kısmi hisse düzeltmeleri yapılarak Çankaya Belediye Encümenin 28/05/1998 tarihli ve sayılı kararı ile kabul edilen no.lu parselasyon planı ile düzenlemeye alınan kadastral parsellerin Kamu Ortaklık Paylarından (K.O.P.)

oluşturulduğu; bu bağlamda taşınmazın 1995 yılından bu yana imar planlarında “Park ve Spor Alanı” fonksiyonlarına ayrıldığı, başvuranın söz konusu parselde 17 metrekare hissesinin bulunduğu; dolayısıyla

2942 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinde belirtilen süreyi geçtiği halde taşınmazın yatırım programına

alınmaması suretiyle sürdürülen uygulamanın Anayasa ile teminat altına alınan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde taşınmazdan yararlanma olanağını zedelediği, başvuranı mülkiyetin geleceği konusunda belirsizliğe ittiği, kamu yararının gerekleri ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında gözetilmesi gereken adil dengenin başvuran aleyhine bozulduğu; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. ve 13.

maddeleri ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1. maddesi hükümlerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde makul bir tazmine ulaşabileceği anlaşılmış olup, başvuranın mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliğinin değerlendirilmesi hususlarında 1/5000 ölçekli plan yönünden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve 1/1000 ölçekli plan yönünden Çankaya Belediye Başkanlığı’na; imar planı değişikliğinin uygun görülmemesi durumunda ise taşınmazın 3194 sayılı Kanunun 18.maddesine göre arazi ve arsa düzenlemesinin yapılması veya imar programına alınarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, bütçe imkânları dâhilinde kamulaştırılması hususlarında ilgili idarelere tavsiyede bulunulmasına karar vermek gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ve “ölçülülük” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurunun kabulüne,

a) Başvuranın taşınmazı üzerindeki imar plan uygulamasından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılması,

veya

b) İdare ile başvuran arasında taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve idare tarafından kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesisi,

veya c) Tespit edilecek güncel kamulaştırma rayiç bedel esas alınarak idare tarafından başka taşınmazla takas işleminin makul sürede gerçekleştirmesini teminen yeni bir işlem tesisi hususunda ANKARA

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA ve ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA

/

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

ve Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve Çankaya Belediye Başkanlığı’na tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi