ÖZET: Başvuru, 09.12.1982 tarihinde edinilen bir taşınmazın, 1989 yılında yapılan imar değişikliği ile ilköğretim tesis alanına dönüştürülmesi sonucu yaşanan mağduriyetle ilgilidir. Başvuran, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, taşınmazın bulunduğu alan için kamulaştırma teklifinin yapıldığını ancak sürecin belirsizliği nedeniyle mağduriyetinin devam ettiğini ifade etmektedir. İlgili idarelere yapılan başvurulardan sonuç alınamaması üzerine, kamulaştırma işlemlerinin hızlandırılması talep edilmektedir.

Bağcılar Kaymakamlığı ve Bağcılar Belediye Başkanlığı, taşınmazın imar planında ilköğretim alanında kaldığını ve bu nedenle kamulaştırma sürecinin ilgili idareler tarafından yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğunu ifade etmiştir. Başvuranın mülkiyet hakkının uzun süre kısıtlandığı göz önünde bulundurularak, taşınmazın imara açılması veya kamulaştırılması yönünde yeni işlemler yapılması tavsiye edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ve kamu yararının gözetilmesi açısından, ilgili idarelere taşınmazın kamulaştırılması için gerekli adımların atılmasını önermektedir. Bu süreçte, kamulaştırma bedelinin güncel rayiç bedel üzerinden belirlenmesi ve ödemelerin makul bir süre içinde gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11288-S.24.17196

BAŞVURU NO : 2024/9207

KARAR TARİHİ : 16.10.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAĞCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın taşınmazına hukuki el atma iddiası ile bağlantılı talepleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27.07.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde (T.C. Kimlik No:

tarafından yapılan ekli şikâyet başvurusunda başvuran özetle; 09.12.1982 tarihinde satın aldığı

Mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın 1989 yılında yapılan imar planı değişikliği ile ilköğretim tesis alanına çevrildiğini, bu durumun 33 yıldır devam etmesi neticesinde mağduriyet yaşadığını, Milli

Eğitim Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre bahse konu parselin de içinde bulunduğu alanla ilgili toplu kamulaştırma teklifinin yapıldığı ve kamulaştırma sürecinin beklendiği, ancak bu sürecin belirsizliğinden dolayı mağduriyetinin devam edeceğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bağcılar Belediyesi ve Milli

Eğitim Bakanlığı’na yapılan başvuruların sonucunda net bir çözüm sağlanamadığı belirterek; kamulaştırma işlemlerinin hızlandırılmasını ve nihayete ermesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 12.08.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi belge talep yazısına cevaben

Bağcılar Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 14.08.2024 tarihli ve Esayılı yazısı ve ekinde;

/

2.1. Söz konusu ada, parsel 177 m2 arsa vasfı ile kızı adına kayıtlı kadastral parsel olan parsel 18120 m2 iken 09.12.1982 tarihinde yevmiye ile / hissesini satın aldığı,

2.2. Daha sonra 13.12.1990 tarihinde yevmiyeli işlem ile Parselin imar uygulaması sonu ada parsel 177 m2 müstakil parsel olarak başvuran adına tescil edildiği,

2.3. Taşınmazlara ait takyidatlı tapu kaydının tapu kütük fotokopisi çıkarılarak ekte sunulduğu,

2.4. Ancak bilgi belge talebinde bahsedilen imar değişiklikleri, eğitim veya öğretim alanı olup olmadığı konusunda Müdürlüklerince bir bilgiye sahip olunmadığı, 13.12.1990 tarihli ve yevmiyeli imar uygulaması veya imar plan değişikliklerinin ilgili Bağcılar Belediyesinden istenmesi gerektiği

ifade edilmiştir.

3. Kurumumuzun 12.08.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi belge talep yazısına cevaben

Bağcılar Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 12.09.2024 tarihli ve E- – sayılı yazısı ve eklerinde;

3.1. Mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın 18.04.2008 onanlı 1/5000 ölçekli Bağcılar

Nazım İmar Planında ve bu plan doğrultusunda hazırlanmış olan 15.09.2008 onanlı 1/1000 ölçekli Bağcılar

Uygulama İmar Planlarında İlköğretim Tesis Alanında kaldığı,

3.2. Söz konusu parselin okul alanında kalması nedeniyle “Dostane Çözüm” yönteminin parsel maliki ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yürütülmesi gerektiği,

3.3. Söz konusu parselin malikinin 06.10.1997 tarihli ve – sayılı dilekçesi ile Başkanlığa müracaat ettiği, 06.10.1997 tarihli ve – sayılı yazı ile cevap verildiği, bahsi geçen dilekçe örneği ve cevabi yazı örneğinin işbu yazı ekinde yer aldığı,

3.4. Başvuruya konu olan ada, parselin kök parseli olan parsel bölgenin ilk imar planı olan

1987 onanlı İmar Planında düzenleme yapılması şartıyla kısmen 3/h/2I-2/3, 0.25/1.00 yapılaşma

şartlarında Konut Alanında, kısmen İlkokul Alanında, kısmen İdari Tesis Alanında, kısmen 8 ve 10 metrelik imar yollarında kaldığı,

3.5. Bakırköy Belediyesi döneminde hazırlanan ve 07.03.1989 tarihinde onaylanan Islah İmar

Planında (eski ada, parselin İlkokul Alanında kaldığı,

3.6. Daha sonra hazırlanan ve yürürlüğe giren 19.10.2004 onanlı Bağcılar Uygulama İmar Planında,

15.09.2008 onanlı Uygulama İmar Planında söz konusu (eski ada, parselin İlköğretim Tesis

Alanında kaldığı,

3.7. Bilgi belge yazımız itibari ile 15.09.2008 onanlı Uygulama İmar Planının yürürlükte olduğu ve anılan (eski ada, parsel İlköğretim Tesis Alanında kaldığı, yukarıda bahsi geçen planların örneğinin ve yürürlükte olan 15.09.2008 onanlı Uygulama İmar Planına ilişkin meclis kararlarının yazı ekinde olduğu,

3.8. Eski pafta parseldeki başvuran adına kayıtlı / hissenin, Bakırköy Belediyesi zamanında Köyü Bölge olarak adlandırılan bölgede, Bakırköy Belediye Encümenin 09.11.1988 tarih sayılı ve 17.03.1989 tarih sayılı Kararlarına istinaden / sayılı Yasalara göre uyarlanan İmar Uygulamasına konu olduğu,

3.9. Bahse konu işlemde başvuran adına kayıtlı pafta parseldeki / hissesine karşılık gelen 202 m² alandan, 50 m²’lik Düzenleme Ortaklık Payı (DOPO %25) kesintisi yapılması sonrası malik adına 152 m² alanın verilmesi gerekirken uygulama içindeki plan, zemin ve fiili durumları dikkate alındığından dolayı 177,00 m² alanlı ada (yeni ada ) parsel sayılı taşınmazda tam hisse verildiği, fazla verilen 25 m² alana karşılık ise 2981 sayılı Yasanın 10-c maddesine göre Belediyenin yetkisi dahilinde ipotek tesisi yapıldığı ve ipotek bedelinin 1991 yılında malik tarafından ödendiğinin tespit edildiği,

3.10. Söz konusu taşınmazın okul alanından imara açılmasına ilişkin olarak Mekansal Planlar Yapım

Yönetmeliğinin “İmar planı değişiklikleri” kısmının 26. maddesi uyarınca okul alanının imara açılabilmesi için aynı bölgede erişme mesafelerine uygun eşdeğer bir alanın okul alanına alınması gerekmekte olduğu, söz konusu kaldırılacak okul alanının verdiği hizmet bölgesi içinde eş değer bir alan bulunmadığından plan değişikliği yapılamadığı,

3.11. Söz konusu parsel okul alanında kalması nedeniyle yatırım programına (kamulaştırma planı) dâhil edilip edilmediği hususunun Milli Eğitim Bakanlığı ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden sorulması gerektiği

ifade edilmiştir.

4. Kurumumuzun 12.08.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi belge talep yazısına cevaben

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Planlama Şube

Müdürlüğünün 13.09.2024 tarihli ve E sayılı yazısı ve ekinde;

4.1. Bağcılar, Mahallesi, ada parselin 1/5000 ölçekli planlar kapsamında incelendiğinde; 27.12.1985 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında Konut Alanında, 13.10.1988 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında Konut Alanında, 13.11.2002 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar

Planında İlköğretim Alanında, Meri 18.04.2008 onanlı 1/5000 ölçekli Bağcılar Revizyon Nazım İmar

Planında İlköğretim Tesisleri Alanında kaldığı,

4.2. 1/1000 ölçekli planlar kapsamında incelendiğinde taşınmazın; 03.02.1987 onanlı 1/1000 ölçekli

Uygulama İmar Planında kısmen Konut Alanı kısmen İlkokul Alanında, 07.03.1989 onanlı 1/1000 ölçekli

Uygulama İmar Planında İlkokul Alanında, 09.10.2004 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında

İlköğretim Alanında, meri 15.09.2008 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında İlköğretim Tesisleri

Alanında kaldığı,

4.3. Müdürlükçe parsel işlem dosyasında yapılan incelemede; ada parsele ilişkin askı süresi içerisinde taraflarına iletilmiş bir itirazın ve yargıya intikal etmiş bir sürecin de bulunmadığı,

4.4. Ancak başvuran tarafından Bağcılar İlçesi, Mahallesi, ada parselin İlköğretim Tesis

Alanından çıkarılarak imara açılmasının talep edildiği,

4.5. Söz konusu talebin öncelikle 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılmasını gerektirmekte olduğu, tapu kayıt örneğinde yapılan incelemede söz konusu parselin şahıs mülkiyetinde olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 31. 4 maddesinde; “İmar planı teklifleri, planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulabilir.” denilmekte olduğundan ilgililerinin kendi mülkiyetlerine ilişkin plan değişikliği teklifinde bulunabileceği ve plan değişikliği teklifinin

Başkanlık Olurunun II A maddesinde belirtilen belgelerle birlikte hazırlanarak parsel maliki ve/veya yasal vekili tarafından Başkanlığa sunulması halinde 3194 sayılı İmar Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanunu ve meri mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirilebileceği hususlarında başvurana bilgi verildiği,

4.6. Ayrıca “Müdürlük arşivinde yapılan incelemede; söz konusu taşınmaz ile ilgili alınmış herhangi bir kamulaştırma kararı bulunmamaktadır. Bununla birlikte imar planında ilköğretim tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğu Milli Eğitim Bakanlığı’ndadır.” şeklindeki Kamulaştırma

Müdürlüğünün yazısının taraflarına iletildiği,

4.7. Başkanlıklarınca ada parsele ve bu parselin bulunduğu alana ilişkin plan çalışmasının bulunmadığı

ifade edilmiştir.

5. Kurumumuzun 12.08.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi belge talep yazısına cevaben Millî

Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğünün 17.09.2024 tarihli ve E- – sayılı yazısının ekinde bulunan İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 07.09.2024 tarihli ve E sayılı yazısında;

5.1. Okul alanlarının belediyelerce belirlenmekte olduğundan öncelikle Hazineye, mevcut değil ise belediyeye, o da mevcut değil ise şahıslara ait arsaların bölgenin teknik, alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurularak okul alanı olarak belirlendiği,

5.2. İlgili kanun ve yönetmelikler dikkate alındığında eğitim alanlarının bedelsiz temini veya kamulaştırılmasının belediye ve mücavir alan sınırları dışında valilik (İl Özel İdaresi), belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise belediyenin sorumluluğunda olduğu, /

5.3. İmar Kanunu’nun 18. maddesinde düzenleme ortaklık yapından karşılanmayan ve Bakanlıkça kamulaştırma problemi olarak dönen belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki arsaların asıl muhatabının ilgili belediyesi olarak kabul edileceği, 03.12.2003 tarihi itibarıyla eğitim alanlarının maliye hazine adına tescil edilmemiş olması halinde ilgili belediyesince kamulaştırılması ve maliye hazinesine devrinin yapılmasının talep edeceğinin düzenlendiği,

5.4. Bağcılar Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün sayılı yazısında bahse konu taşınmaza ilişkin ilk onay tarihinin 03.02.1987 olduğu, 1983 yılından önce herhangi bir plan bulunmadığının, taşınmazın eski pafta parselin bulunduğu alanda / sayılı Yasalara göre yapılan İmar Uygulaması sonucu oluştuğunun ve %25 Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisinin yapıldığının tespit edildiğinin belirtildiği,

5.5. Sözü edilen taşınmazın bölgenin teknik, alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda taşınmaza okul yapımı için ihtiyaç duyulacağından “Okul

Alanı” fonksiyonunun muhafaza edilmesinin gerektiği,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

6.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35.maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”;

6.2. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”;

6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”;

7. 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun;

7.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”;

/

7.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”

7.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile Birlikte

Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

…

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. …”;

7.4. “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18. maddesinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli

/

Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, resmî kurum alanı, mezarlık alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları gibi umumi hizmet alanlarından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir.

…

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır…

…

(Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur…”

7.5. “Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili” başlıklı 19 uncu maddesinde, “İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır.

Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re’sen tanzim ve tesis ederler…”

8. 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;

8.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”;

8.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.

… Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir.”;

8.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu

Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. …”

8.4. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:” başlıklı 11. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.), “ 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. …”

9. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

9.1. “A. Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”;

9.2. “A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu” başlıklı 704. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır: 1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.”;

9.3. “B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması I. Tescil” başlıklı 705. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”;

10. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 51. maddesinin 1. fıkrasında, “Her derece ve türevi eğitim kurumlarına ait bina ve tesisler çevrenin ihtiyaçlarına ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca planlanır ve yaptırılır.”

11. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;

12. 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”;

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde; başvurunun kabulü ile başvuruya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 33 yılı aşkın süredir kısıtlandığı gözetildiğinde, başvuranın ilgili mevzuatına uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden taşınmazın imara açılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi, taşınmazın imara açılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması, taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis edilmesi hususlarında ilgili idarelere tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Kamu

Başdenetçisi’ne sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Başvuran özetle, 09.12.1982 tarihinde satın aldığı Mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazının 1989 yılında yapılan imar değişikliği ile ilköğretim tesis alanına çevrildiğini, bu durumun 33 yıldır devam etmesi neticesinde mağduriyet yaşadığını belirterek; kamulaştırma sürecinin hızlandırılarak sonuçlandırılmasını talep etmektedir.

15. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; ada, parsel 177 m2 arsa vasfı ile kızı adına kayıtlı kadastral parsel olan parsel

18120 m2 iken 09.12.1982 tarihinde yevmiye ile / hissesini satın aldığı ve daha sonra

13.12.1990 tarihinde yevmiyeli işlem ile Parselin imar uygulaması sonu ada parsel

/

177 m2 müstakil parsel olarak başvuran adına tescil edildiği, başvuru konusu taşınmaz 1/5000 ölçekli

planlar kapsamında incelendiğinde; 27.12.1985 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında Konut

Alanında, 13.10.1988 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında Konut Alanında, 13.11.2002 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında İlköğretim Alanında, Meri 18.04.2008 onanlı 1/5000 ölçekli Bağcılar

Revizyon Nazım İmar Planında İlköğretim Tesisleri Alanında kaldığı, taşınmaz 1/1000 ölçekli planlar kapsamında incelendiğinde; 03.02.1987 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kısmen Konut

Alanı kısmen İlkokul Alanında, 07.03.1989 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında İlkokul

Alanında, 09.10.2004 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında İlköğretim Alanında, meri 15.09.2008 onanlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında İlköğretim Tesisleri Alanında kaldığı, Bağcılar Belediye

Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün cevabi yazısında taşınmazın okul alanından çıkarılarak imara açılması hususunda söz konusu okul alanının verdiği hizmet bölgesi içinde eş değer bir alan bulunmadığından plan değişikliği yapılamadığının ifade edildiği, İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim

Müdürlüğünün cevabi yazısında ise sözü edilen taşınmazın bölgenin teknik, alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda taşınmaza okul yapımı için ihtiyaç duyulacağından “Okul Alanı” fonksiyonunun muhafaza edilmesinin gerektiğinin ifade edildiği tespit edilmiştir

16. Her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ilişkin bina yapımı ve kamulaştırma işlemlerini yapmakla yetkili ve görevli Milli Eğitim Bakanlığınca taşınmazların kamulaştırma ve yatırıma uygun hale getirilme iş ve işlemleri Valiliklerce takip edildiğinden bahisle ilgili yazının iletilmesi sonucunda İstanbul Valiliği İl

Milli Müdürlüğü tarafından, okul alanlarının belediyelerce belirlenmekte olduğundan öncelikle Hazineye, mevcut değil ise belediyeye, o da mevcut değil ise şahıslara ait arsaların bölgenin teknik, alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurularak okul alanı olarak belirlendiği, İmar

Kanunu’nun 18. maddesinde düzenleme ortaklık yapından karşılanmayan ve Bakanlıkça kamulaştırma problemi olarak dönen belediye ve mücavir alan sınırları içerisindeki arsaların asıl muhatabının ilgili belediyesi olarak kabul edileceği, 03.12.2003 tarihi itibarıyla eğitim alanlarımızın maliye hazine adına tescil edilmemiş olması halinde ilgili belediyesince kamulaştırılması ve maliye hazinesine devrinin yapılmasının talep edeceğinin düzenlendiği, Bağcılar Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün sayılı yazısında bahse konu taşınmaza ilişkin ilk onay tarihinin 03.02.1987 olduğu, 1983 yılından önce herhangi bir plan bulunmadığı, taşınmazın eski pafta parselin bulunduğu alanda / sayılı Yasalara göre yapılan İmar Uygulaması sonucu oluştuğu ve %25 Düzenleme Ortaklık Payı (DOP)

kesintisinin yapıldığının tespit edildiği, sözü edilen taşınmazın bölgenin teknik, alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda taşınmaza okul yapımı için ihtiyaç duyulacağından “Okul Alanı” fonksiyonunun muhafaza edilmesinin gerektiği belirtilmiştir.

17. Bağcılar Belediyesi tarafından özetle, Söz konusu taşınmazın okul alanından imara açılmasına ilişkin olarak Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “İmar planı değişiklikleri” kısmının 26. maddesi uyarınca okul alanının imara açılabilmesi için aynı bölgede erişme mesafelerine uygun eşdeğer bir alanın okul alanına alınması gerekmekte olduğu, söz konusu kaldırılacak okul alanının verdiği hizmet bölgesi içinde eş değer bir alan bulunmadığından plan değişikliği yapılamadığı, söz konusu parselin okul alanında kalması nedeniyle yatırım programına (kamulaştırma planı) dâhil edilip edilmediği hususunun Milli Eğitim

Bakanlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden sorulması gerektiği ifade edilmiştir.

18. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ise ilgili Müdürlükçe söz konusu taşınmaz ile ilgili alınmış herhangi bir kamulaştırma kararının bulunmadığı, bununla birlikte imar planında ilköğretim tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığında olduğu belirtilmiştir.

19. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 16.10.2024 20.09.2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2024/11288-S.24.17196 16.10.2018-30567).

20. Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinin (AİHS) I No.lu Ek Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı l. maddesinde ise

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir…” hükmü yer almıştır. Söz konusu l. madde, özel ve tüzel kişilere ait mal ve mülke Devlet tarafından yapılabilecek herhangi bir keyfi müdahaleye karşı kişilere koruma sağlamaktadır. Öte yandan, bu madde devlete özel ve tüzel kişilere ait olan mülkiyetleri yasalarda belirtilen koşullar altında kullanma ve hatta bu kişileri bunlardan mahrum etme hakkını da tanımaktadır.

21. Anayasa ve AİHS I No.lu Ek Protokolünde yer alan düzenlemelerle benzer şekilde 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20.08.2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.

22. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8. maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10.

maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu

/

hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir.

04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk

kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre

Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.

23. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir. Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir. İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar

Tarihi: 20.09.2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2024/11288-S.24.17196 16.10.2018-30567).

24. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.12.2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan

İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin

Uygulanmasına İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13.02.2018).

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam

anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı).

27. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı”, “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

28. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında talep değerlendirildiğinde, başvuruya konu olan 2902 ada, 19 parselin kök parseli olan parsel sayılı taşınmazın bölgenin ilk imar planı olan 1987 onanlı

İmar Planında düzenleme yapılması şartıyla kısmen 3/h/2I-2/3, 0.25/1.00 yapılaşma şartlarında

Konut Alanında, kısmen İlkokul Alanında, kısmen İdari Tesis Alanında, kısmen 8 ve 10 metrelik imar yollarında kaldığı, devam eden süreçte taşınmazın 13.11.2002 onanlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ilköğretim tesisleri alanı olarak ayrıldığı, yürürlükteki en son imar planında da ilköğretim tesis alanında kalmakta olduğu, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 33 yılı aşkın süredir kısıtlandığı; taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için ilgili idaresince kamulaştırma yapılması gerektiği, zira aksi halde başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiği; sonuç olarak malikin “kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda bırakıldığı” tespit edildiğinden, başvuranın ilgili mevzuatına uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden taşınmazın imara açılması veya bahse konu taşınmazın kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması yönünde ilgili idarelere tavsiyede bulunmak gerekmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme

29. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme”

“nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı öte yandan yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ve “ölçülülük” ilkesine riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

30. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ ile başvuruya konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 33 yılı aşkın süredir kısıtlandığı gözetildiğinde,

1. Başvuranın ilgili mevzuatına uygun olarak yapacağı başvuruya istinaden taşınmazın imara açılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmesi,

2. Taşınmazın imara açılmasının mümkün olmadığının değerlendirilmesi durumunda, taşınmazın imar planında belirtilen amaca uygun olarak kullanılması için kamulaştırma programına alınarak ivedilikle kamulaştırılması, taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesis edilmesi hususlarında, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

BAŞKANLIĞINA ve BAĞCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Milli

Eğitim Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Bağcılar Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun hatırlatılmasına,

Tavsiye Kararının BAŞVURAN ile MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve BAĞCILAR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/