T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/14491-S.22.22208

BAŞVURU NO : 2022/8676

KARAR TARİHİ : 07/11/2022

RET KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : TAPU VE KADASTRO II. (İSTANBUL) BÖLGE

MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, taşınmazı üzerine konmuş olan Vakıf Şerhi’nin bir davaya sebebiyet verilmeden kaldırılması veya düzeltilmesi talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 16/06/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza 16.06.2022 tarihinde e-başvuru yoluyla tarafından

yapılan başvuruda başvuran özetle; İstanbul İli İlçesi Mah. ada parsel sayılı taşınmazın İsen adına tapuda kayıtlı iken 07.11.1951 tarihinde murisi tarafından satın alındığını, bu satın almaya yönelik Tapu Akit Tablosunda taşınmaz üzerinde hiçbir takyidatın olmadığının açık ve net olarak yer aldığını, taşınmazın 70 yıl süre ile her türlü takyidattan ari olarak kullanılmasını müteakip başvuranın murisi ’nun vefatı üzerine intikal işlemlerinin yapılması amacıyla 07.07.2021 tarih ve sayılı Web Tapu Sistemi üzerinden başvuru yapıldığını, ancak intikal talebinin taşınmazın üzerinde Vakıf Şerhi bulunduğu gerekçesiyle kabul edilmediğini, tam 70 yıl süre ile her türlü takyidattan ari taşınmazın tapu kayıtlarına 07.07.2021 tarihinde intikal için başvuru yapılmasından hemen bir gün sonra 08.07.2021 tarihinde “Sultan Beyazıt Vakfı’ndan

/

İcarelidir” şerhi ilave edildiğini, ancak murisi tarafından taşınmazın satın alındığı 07.11.1951 tarihinde ve sonrasında Vakıflar İdaresi’nden alınan kredi karşılığı konmuş olan ipoteğin kaldırıldığını, yine Emniyet Sandığı lehine konan ipoteğin de terkin ettirildiğini, bu işlemlere binaen taşınmazın üzerinde Vakıf Şerhi olmadığı düşüncesiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvuru yaptıklarını, ancak anılan başvuruya verilen cevapta kök parselde Vakıf Şerhinin bulunduğu ve terkin edilmediği ancak Şişli Tapu Müdürlüğünce ifraz ile oluşan yeni parsele Vakıf Şerhinin aktarılmadığının bildirildiğini, üzerinde hiçbir takyidat olmadığına yönelik resmi tapu senediyle murisi adına tescil edilmiş ve buna göre tam bir iyi niyetle iktisap edilen taşınmazına ilişkin mülkiyet hakkının korunacağı hususunun

Türk Medeni Kanunu’nun açık hükmünün gereği olduğunu, bu çerçevede sonradan tapu kaydına konulan şerh nedeniyle uğranılan zararın tazmininin de devletin sorumluluğunda olduğunu ifade etmekte; taşınmaz üzerine konmuş olan Vakıf Şerhi’nin bir davaya sebebiyet verilmeden kaldırılması veya düzeltilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 20.07.2022 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Çevre,

Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge

Müdürlüğü’nün 23.08.2022 tarihli ve sayılı yazısı ekinde ilgili bilgibelgeler gönderilmiş olup yapılan açıklamada;

2.1) Başvuruya konu olan İstanbul İli İlçesi Mahallesi ada parselin evveliyat/kök

parseli olan parselin tapu kütük sayfasının beyanlar hanesinde “Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” belirtmesinin bulunduğu,

2.2) 26.05.1947 tarih yevmiyeli ifraz işlemi sonucunda oluşturulan ada ve

parselin ana taşınmaz tapu kütük sayfasına “Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” belirtmesinin aktarılmadığı, anılan belirtmenin sadece parselin tapu kütük sayfasına aktarıldığı,

2.3) Kök parsel olan ada parsel sayılı taşınmazdan ilgili idare olan İstanbul Vakıflar I.

Bölge Müdürlüğü tarafından herhangi bir taviz bedelinin tahsil edilmediği,

2.4) Bununla birlikte ada parselin ifrazından oluşan ada ve parsel sayılı taşınmazlarda

bazı bağımsız bölümler adına muhtelif tarihlerde taviz bedelinin ödendiği,

2.5) ada parsel sayılı taşınmazın tamamına ait taviz bedelinin 06.09.2004 tarihli no.lu

makbuz ile ve parsel sayılı taşınmazın tamamına ait taviz bedelinin ise 21.05.2013 tarihli no.lu makbuz ile ödendiği,

2.6) Yargıtay kararlarında taviz bedelinin niteliğinin “taşınmaz yükü” olduğu konusunda bir içtihat

birliği bulunduğu,

/

2.7) Dolayısıyla taşınmaz malikinin değişmesi halinde yeni malikin başka bir işleme gerek

bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, vakıf şerhi işlenmemiş olsa bile yeni malikin bu taşınmaz yükünden kurtulmasının taviz bedeli ödenmesine bağlı olduğu,

2.8) Sonuç olarak uyuşmazlık konusu ada parsel sayılı taşınmaz üzerinde sehven vakıf şerhi tesis

edilmemiş olsa bile, söz konusu taşınmazın kök kaydı olan ada parselin beyanlar hanesinde yer alan

“Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” belirtmesinin varlığı karşısında taviz bedeli ödenmeden ve bu ödeme üzerine ilgili İdare tarafından terkin yazısı gönderilmeden terkin işleminin mümkün olmadığı,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma

hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun,

5.1) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Taviz bedeli: Mukataalı ve icareteynli taşınmazların

serbest tasarrufa terki için alınan bedeli,”

5.2) “Taviz bedeli” başlıklı 18 inci maddesinde; “Tapu kayıtlarında, icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi

bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar, işlem tarihindeki emlak vergisi değerinin yüzde onu oranında taviz bedeli alınarak serbest tasarrufa terk edilir. Ancak miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar tavize tâbi değildir.

Taviz bedelinin hesaplanmasında; ortaklığın giderilmesi veya cebri icra yoluyla satılanlarda satış bedeli, kamulaştırmalarda ise kamulaştırma bedeli esas alınır.

Bu Kanun hükümleri gereğince taviz bedelinin tamamı vakfı adına ödenmedikçe, taşınmaz üzerindeki temliki tasarruflar tapu dairelerince tescil olunmaz.

Vakıf şerhleri ile ilgili olarak, diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümler uygulanmaz.”

6) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

6.1) “Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları” başlıklı 731 inci maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin

kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur.”

6.2) “Taşınmaz yükü konusu” başlıklı 839 uncu maddesinde; “Taşınmaz yükü, bir taşınmazın

malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar.”

6.3) “Yükün niteliği” 849 uncu maddesinde; “Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme

gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur.”

6.4) “İyiniyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023 üncü maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile

iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın, taşınmazı

üzerine konmuş olan Vakıf Şerhi’nin bir davaya sebebiyet verilmeden kaldırılması veya düzeltilmesi talebi kapsamında Ret Kararı verilmesi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Başvuran, 1 no.lu paragrafta yer verildiği üzere, taşınmazı üzerine konmuş olan Vakıf Şerhi’nin bir

davaya sebebiyet verilmeden kaldırılması veya düzeltilmesini talep etmektedir.

9) Dosya kapsamında yapılan incelemede;

9.1) Uyuşmazlık konusu İstanbul İli İlçesi Mah. ada parsel sayılı taşınmazın

İsen adına tapuda kayıtlı iken 07.11.1951 tarihinde başvuranın murisi tarafından satın alındığı,

9.2) ’nun vefatı üzerine intikal işlemlerinin yapılması amacıyla başvuran tarafından

Web Tapu Sistemi üzerinden 07.07.2021 tarih ve sayılı başvuru yapıldığı,

9.3) Söz konusu başvurunun, taşınmazın üzerinde Vakıf Şerhi bulunduğu gerekçesiyle kabul edilmediği,

9.4) Ancak anılan vakıf şerhinin daha evvel kayıtlarda yer almadığı, bununla birlikte 07.07.2021

tarihinde intikal için başvuru yapılmasından bir gün sonra 08.07.2021 tarihinde taşınmazın tapu kaydına

“Sultan Beyazıt Vakfı’ndan İcarelidir” şerhi ilave edildiği,

9.5) Diğer yandan ada parselin evveliyat/kök parseli olan parselin tapu kütük sayfası

incelendiğinde beyanlar hanesinde “Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” belirtmesinin bulunduğu,

9.6) Ancak söz konusu “Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” belirtmesinin 26.05.1947 tarih

yevmiyeli ifraz işlemi sonucunda oluşturulan ada ve parselin ana taşınmaz tapu kütük sayfasına aktarılmadığı, anılan belirtmenin sadece parselin tapu kütük sayfasına aktarıldığı,

9.7) Dolayısıyla uyuşmazlığın ada parsel sayılı taşınmaz üzerinde sehven tesis edilmemiş olan

vakıf şerhinin, iyiniyetle iktisap kapsamında yer alıp almadığı noktasında toplandığı,

9.8) Bu itibarla taviz bedeli ödenmeden anılan şerhin terkininin mümkün olup olmadığının mevzuat

hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiği

anlaşılmıştır.

10) Konuyla ilgili 5 nolu paragrafta yer verilmiş olan mevzuata bakıldığında; belli şartların mevcudiyeti

halinde üzerinde vakıf şerhi bulunan taşınmazların serbest tasarrufa konu edilebileceği, bu şartlardan birisinin taviz bedeli ödenmesi olduğu, dolayısıyla taviz bedeli ödenmeden tapuda tescil işlemlerinin yapılamayacağı tespit edilmiştir. 6 nolu paragrafta yer verilmiş olan mevzuata bakıldığında ise; taşınmaz yükü olarak nitelendirilen kısıtlamaların tapu siciline tescil edilmemiş olsa dahi hüküm ve sonuç doğuracağı, bir diğer ifadeyle bu durumda tescilin kurucu etki doğuran nitelikte bir işlem olmadığı, bu çerçevede taşınmaz maliki değişse dahi taşınmaz yükünden sorumlu olmaya devam edeceği tespit edilmiştir.

11) Başvuruya konu uyuşmazlığa bakıldığında; ihtilafın esas itibariyle ada parsel sayılı taşınmaz

üzerinde sehven tesis edilmemiş olan vakıf şerhinin, iyiniyetle iktisap kapsamında yer alıp almadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle tespiti gereken husus ise anılan “Sultan

Beyazıt Vakfından icarelidir” şerhinin terkini için ödenmesi gereken taviz bedelinin hukuki mahiyetidir.

12) Vakıflar Kanunu’nda da tanımlandığı üzere taviz bedeli, mukataalı ve icareteynli taşınmazların

serbest tasarrufa terki için alınan bedeli ifade etmektedir. Dolayısıyla bu durumda ilk olarak tespiti gereken husus, tapu kaydında vakıf şerhi bulunan taşınmazın taviz bedeli ödemesine tabi olup olmadığıdır. Nitekim bu husus Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/10157E., 2019/162K. sayılı ve 09.01.2019 tarihli kararında; “27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesi hükmü gereğince; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın 3. maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf; zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığın çözümü için, kayda işlenen vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince

/

araştırılması gerekir.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu çerçevede somut uyuşmazlık bakımından bir değerlendirme yapıldığında ise, ada parsel sayılı taşınmazın taviz bedeli ödemesine tabi taşınmazlardan olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır.

13) Uyuşmazlık konusu taşınmazın taviz bedeli ödemesine tabi olduğu konusunda taraflar arasında bir

ihtilaf bulunmadığına göre bu aşamada tespiti gereken bir diğer husus ise taviz bedelinin hukuki niteliğidir.

Bu konu da çok sayıda Yargıtay kararlarına da konu edilmiş olup, nihayetinde Yargıtay Büyük Genel

Kurulu’nun 2003/1E., 2014/1K. sayılı ve 02.04.2004 sayılı kararında öncelikle ipotek hakkı ve taşınmaz yüküne ilişkin hukuki değerlendirme ve karşılaştırmalara yer verilmiş ve ardından;

“O halde, vakfın ivaz alacağına kanunla getirilen güvencenin, taraflar arasındaki bir sözleşmeden doğan asıl alacak hakkının bir fer’i olmayıp, bir ana hak olarak doğması, sorumluluğun vakıf taşınmaz ile sınırlı bulunması, fakat vakfın alacağının taşınmazla bağımlı kalınmaksızın mutasarrıfın başka mallarına müracaat yolu ile tahsil edilmesi, temliki tasarrufun ancak borcun ödenmesine yani yükümlülüğün kalkmasına bağlı tutulması, taviz bedelinin (ivaz alacağının – teminatın), TMK.nun 839 (MK.nun 754).

maddesi anlamında bir Gayrimenkul Mükellefiyeti (Taşınmaz Yükü) niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

(HGK.nun 19/09/1990 gün ve 1990/1-333 esas, 1990/416 ve aynı tarih 332/415 sayılı kararları, TBMM.nin 12/06/1940 gün ve 1188 sayılı yorum kararı, Uyuşmazlık Mahkemesinin 13/07/1981 gün 5/15, 28/12/1981 gün 13/12 ve 10/06/1985 gün 8/13 sayılı kararları)”

şeklindeki açıklamalara yer verilerek taviz bedelinin hukuki mahiyetinin taşınmaz yükü olduğu hükme bağlanmıştır.

14) Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun kararını müteakip benzer şekilde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin

2010/12800E., 2011/572K. sayılı ve 25.01.2011 tarihli kararında da bu husus; “Anılan Kanun hükmüne göre taviz bedeli bir gayrimenkul mükellefiyetidir. Türk Medeni Kanunu’nun taşınmaz yükünün (mükellefiyetinin) niteliğini düzenleyen 849. maddesinde taşınmaz malikinin değişmesi halinde yeni malikin başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle taşınmaz mükellefiyeti niteliğini alan taviz bedelinden, yeni malikin sorumlu tutulması gerekir.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Öte yandan taviz bedelinin hukuki mahiyetinin taşınmaz yükü olduğu hususu yalnızca Yargıtay kararlarında değil aynı zamanda doktrinde de kabul edilmektedir. (Ümit Gezder, Eski

Vakıflar ve Taviz Bedeli Sorunu, s. 11 için bkz. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2028926

Erişim tarihi: 02.09.2022) Dolayısıyla gerek Yargıtay kararları gerekse doktrinle paralel şekilde

Kurumumuzca da, idare tarafından başvuruya konu taşınmazın tapu kaydına konulan şerhin kaldırılması için ödenmesi gerektiği belirtilen taviz bedelinin hukuki mahiyetinin taşınmaz yükü olduğu değerlendirilmiştir.

15) Öte yandan 13 no.lu paragrafta yer verilmiş olan Yargıtay Büyük Genel Kurulu kararında, taşınmaz

yüküne ilişkin Medeni Kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz yükünün mahiyeti itibariyle başka bir işleme gerek olmaksızın yeni malikin de taşınmaz yükünden sorumlu olacağı ifade edilmiş ve devamında; “önceki kayıt ve belgelerden aslının vakıf taşınmaz olduğunun anlaşılması halinde, vakıf şerhinin intikal (gitti) kayıtlarına sonradan işaret edilmiş olsun, olmasın yeni maliki bu yükümlülükten yani taviz

bedelini ödemekten kurtaramaz. Şu halde, kanundan doğan bu taşınmaz yükümlülüğü karşısında sonraki malikin “iyi niyet savunmasında” bulunarak TMK.nun 1023 (MK.nun 931).maddesinde açıklanan tapu kütüğüne güven ilkesinden ve TMK.nun 712 (MK.nun 638).maddesinde ifade edilen

“olağan kazandırıcı zamanaşımına dayalı iyi niyetten” yararlanamaz, görüşü uygulamada ağırlıklı olarak benimsenmiştir.” şeklindeki ifadelerle eski kayıtlarda yer alan vakıf şerhinin yeni kayıtlara aktarılmadığı hallerde dahi malikin iyiniyetle iktisap hükümlerinden yararlanamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Zira bu kabul taşınmaz yükünün tapu siciline tescil edilmemiş olsa dahi hüküm ve sonuç doğuracağı, bir diğer ifadeyle bu durumda tescilin kurucu etki doğuran nitelikte bir işlem olmadığı, bu çerçevede taşınmaz maliki değişse dahi taşınmaz yükünden sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin

Medeni Kanun hükümleri ile de paraleldir.

16) Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; başvuru konusu olayda İstanbul İli İlçesi

Mahallesi ada parselin evveliyatı/kök parseli olan ada parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yer alan “Sultan Beyazıt Vakfından icarelidir” şerhinin anılan parselin 26.05.1947 tarih yevmiyeli ifrazı sonucunda oluşturulan ada parselin tapu kütük sayfasına aktarılmamasının iyiniyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira şerhin terkini için ödenmesi gereken taviz bedelinin hukuki mahiyetinin Yargıtay kararlarında ve doktrinde de kabul edildiği üzere taşınmaz yükü olduğu, dolayısıyla idare tarafından da çeşitli mevzuatlarda yer alan hükümler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda başvuranın taviz bedeli ödenmeksizin şerhin terkini talebini reddetmesinin hukuka uygun olduğu, hal öyle olunca başvuranın talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

17) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın, taşınmazı üzerine konmuş olan

Vakıf Şerhi’nin bir davaya sebebiyet verilmeden kaldırılması veya düzeltilmesi talebi kapsamında Ret

Kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz

tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre,

/

Başvurunun REDDİNE,

Kararın başvuran ile TAPU VE KADASTRO II. (İSTANBUL) BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi