|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, Antalya ili Kepez ilçesindeki bir taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı hususu ele alınmıştır. Davacılar, taşınmazın zilyetliğinin miras yoluyla kendilerine geçtiğini ve bu nedenle tapuya şerh verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın 6831 sayılı Kanun kapsamında Hazine yararına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirleyerek davayı kabul etmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın kullanım kadastrosuna tabi tutulmadığını ve dolayısıyla kullanıcı şerhine yönelik talebin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlemlerin geçerliliğini koruduğunu, ancak kullanıcı şerhi verilmesi talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığına, ancak kullanıcı şerhinin kabul edilmesinin hatalı olduğuna karar verilmiştir. Sonuç olarak, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın tümden reddine karar verilmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2023/2503 E. , 2024/7751 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/819 E., 2022/1343 K.
DAVA TARİHİ : 06.03.2019
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/320 E., 2019/96 K.
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi şerhi verilmesi ve kullanıcı tespiti yapılması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar …, …, … ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Antalya ili Kepez ilçesi Ünsal mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereği yapılan çalışmalar neticesinde, 28104 ada 1 parsel sayılı 10.847,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, cam sera ve bahçe vasfıyla 28.10.2010 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı … ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Antalya ili Kepez ilçesi Ünsal mahallesi yeni 28104 ada 1 (eski Duraliler köyü 763) parsel sayılı taşınmazda müvekkilleri olan davacıların murisi Neşet Kaçak’in zilyet ve kullanıcı olduğunu, zilyetliğin ölümüyle mirasçılarına geçtiğini, taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin 1995/200 Esas ve 1996/90 Karar sayılı tespite itiraz dosyasında Hazinin de davaya müdahil olduğunu ve mahkemece taşınmazın 1942 yılında orman tahdidi sırasında orman kapsamı içine alındığı, 1976 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun’ un 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmalarında orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacıların murisine ait olduğu yönünde şerh verilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın aynı gerekçelerle Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, davacıların taşınmazı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereği satın almak istedikleri için yaptıkları başvuruların taşınmazın tapusunda 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi belirtmesi olmadığı ve kullanım kadastrosu yapılmadığından bahisle reddedildiğini ileri sürerek, taşınmazın 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi kapsamında olduğu ve kullanıcılarının davacılar olduğu yönünde tapuya şerh verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında;davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; “… çekişme konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine yararına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, icra kılınan keşifte görüşlerine başvurulan mahalli bilirkişi tarafından taşınmazın evveliyatının orman olduğu ve Neşet Koçak ile mirasçılarının kullanımında olduğunun açıklandığı, taşınmazın davacılar mirasbırakanı adına yapılan tespitinin de Antalya Kadastro Mahkemesince taşınmazın 2/B niteliğinde olduğu gerekçesi ile iptal edildiği, zilyetlik şerhi yönünden ise, dava konusu edilen taşınmazların bulunduğu yörede kullanım kadastrosu adı verilen bu çalışmanın yapılarak 13.04.2012 ile 14/05/2012 arasında ilan edilmiş olduğu, dava konusu edilen taşınmazın ise kullanım kadastrosuna tabi tutulmadığı, haklarında tutanak düzenlenmediği, dava konusu olan taşınmazın bu çalışmanın dışında tutulduğu, (Antalya Kadastro Müdürlüğünün mübrez 25.02.2016 tarihli yazısına göre) Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin içtihadına göre hak sahiplerinin 2/B niteliğinin tespiti ve kullanıcı / muhdesat şerhi verilmesini dava edebileceği, davacıların zilyetliğinin de duraksamasız bir biçimde belirlendiği …” gerekçesiyle davanın kabulüne ve Antalya ili Kepez ilçesi Ünsal Mahallesi 28104 ada 1 parsel sayılı (eski Duraliler 763 parsel) taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine yararına orman sınıları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun ve 31.12.2011 öncesinden beri …, Mustafa Kaçakve …’ın kullanımında olduğunun tespitine ve tespitin taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; “… Antalya Kadastro Mahkemesinin 1995/55 Esas, 1995/258 Karar sayılı dosyasında alınan orman raporunda taşınmazın 1942 yılında yapılan çalışmada tamamının orman içinde, 1976 yılında yapılan 2. çalışmada tamamının orman dışında kaldığının belirtilmiş olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda yine taşınmazın 1976 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığının belirtildiği, buna göre ilk hüküm temyiz edilmediğinden kesinleştiği, taşınmazın tamamının 1942 yılında orman iken 1976 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığı, bundan ayrı Daireden ve Yargıtayın ilgili Dairelerinden geçen aynı bölgeye ait bir çok dosyada orman incelemesi yönünden taşınmazların hukuki durumlarının aynı olduğu, yörede 1942 yılında yapılan tahdit Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin hakem sıfatıyla verdiği 19/12/1947 tarihli ve 208 sayılı kararla sadece Muratpaşa Vakfı’na ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği halde, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin hakem sıfatıyla verdiği bu karar ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek yeniden orman sınırlandırması yapıldığı ve davaya konu taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı, bu işlemin kadastro mahkemelerince orman sınırları dışına çıkarılma olarak kabul edildiği ve somut olayda davacıların murisinin davada davalı olarak yer aldığı, bu nedenle hukuki yararının bulunduğu, bu nitelikteki taşınmazlar için 2/B şerhi konulması istemiyle açılan davaların mahkemelerce kabulüne karar verildiği ve aynı mahaldeki taşınmazlara ilişkin bu kararların da Yargıtay’ın inceleme yapan ilgili daireleri tarafından onandığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince, taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi gereği orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine yönelik kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak hükme dayanak kadastro müdürlüğü cevabi yazısına göre davaya konu yerde kullanım kadastrosu yapılmadığından kullanıcı şerhine yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı …” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2019 tarihli ve 2018/320 Esas, 2019/96 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulü ile Antalya ili Kepez ilçesi Eski Duraliler köyü 763 parsel, yeni Ünsal Mahallesi 28104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yer olduğunun tespitine, bu hususun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesine, davacı tarafın zilyetlik şerhi verilmesi talebinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacılar …, … ve … ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarının yapıldığı, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2 nci madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “II nolu parselin 6831 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, II nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun’un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında, dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 6831 sayılı Kanun’ un 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 6831 sayılı Kanun’ un 2/B madde uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 6831 sayılı Kanun’ un 2 nci madde ya da 2/B maddesi kapsamında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmamaktadır. Zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez.
Hal böyle olunca; dava, tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkartılan taşınmaz niteliğinde olduğunun ve kullanıcılarının davacılar olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkin olduğuna ve taşınmazın 6831 sayılı Kanun’ un 2 nci maddesi veya 2/B maddesi kapsamında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile HMK’nin 371 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma nedenine göre davacılar …, … ve …’ın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın HMK’nin 373/2 nci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.