|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Elazığ ili Sivrice ilçesindeki 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz davasını konu almaktadır. Davacı, taşınmazın uzun yıllardır zilyedi olduğunu iddia ederek tespitinin iptalini talep ederken, Orman İdaresi ise taşınmazın orman vasfında olduğunu öne sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, davacının feragat beyanı nedeniyle davasını reddetmiş, ancak Yargıtay, feragat beyanının yalnızca belirli bir parsel için geçerli olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay, uzman bilirkişi raporlarına dayanarak, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve davacının kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, mahkeme, bozma ilamına uyarak davacının davasını kabul etmiş ve taşınmazın zilyetliğine dayanarak tesciline karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğuna hükmederek onanmasına karar vermiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/2674 E. , 2024/6988 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/230 E., 2022/12 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Elazığ ili Sivrice ilçesi Uslu köyü çalışma alanında bulunan 106 ada 1 parsel sayılı 1.540.369,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Davacı … dava dilekçesinde, 106 ada 1 sayılı parsel içerisinde kalan ve 106 ada 31 nolu parsele komşu yaklaşık 4 dönüm civarı taşınmazın uzun yıllardır malik sıfatıyla, nizasız ve fasılasız olarak zilyedi olduğunu ileri sürerek, tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen (2009/43 Esas) dosya davacısı Orman İdaresi vekili, dava konusu 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve amenajman haritasında orman göründüğünü, taşınmaz üzerinde orman ağacı olan meşe ve türlerinin bulunduğunu, orman toprağı muhafaza karakteri taşıdığını ileri sürerek tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı …’ın davasının feragat nedeniyle reddine, 2009/43 Esas sayılı dosyada, Orman İdaresinin davasının kısmen kabulü ile Uslu köyü 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli ek raporlarında (O-1) harfi ile gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne, orman vasfında Hazine adına tapuya tesciline, 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan kısmı bakımından davanın reddine dair verilen karar, davacı … vekili ve davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/2 Esas, 2020/803 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “106 ada 1 sayılı parsel sınırları içerisinde kalan fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli raporlarında (O2) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden Orman İdaresini davasının reddine karar verilmiş ise de, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından 106 ada 1 sayılı parsel sınırları içerinde kalan (O2) kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmadığı, davacı …’ın feragat ettiği gerekçesi ile davasının reddine karar verilmiş ise de, davacıya ait iki adet dava dosyası olduğu, ilkinin 106 ada 34 sayılı parsel yönünden açtığı davası olup bu parsel yönünden davasından feragat ettiği, davacının diğer dava konusu yaptığı taşınmaz, 106 ada 1 sayılı parsel sınırları içerisinde kalan taşınmazın fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli raporlarında (A10) harfi ile gösterilen taşınmaz olduğu, davacının (A10) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden herhangi bir feragat beyanın olmadığı, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı ve davacı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğine göre fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli raporlarında (A10) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken feragat nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmediği” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, …’ın açtığı davanın kabulü ile 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli ek raporlarında A-10 harfi ile gösterilen kısmın tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası verilerek tarım arazisi vasfıyla davacı … adına, Orman İdaresinin açtığı davanın kabulü ile 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 09.02.2016 tarihli ek raporlarında O-2 harfi ile gösterilen kısmın tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası verilerek orman vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.