|
ÖZET: Başvuran, Kocaeli İli’nde bulunan ve karayolları koruma kuşağında yer alan taşınmazının kamulaştırılmasını talep etmektedir. Başvuru, mirasçı sıfatıyla taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu belirten kişinin, taşınmazın kamulaştırılması için gerekli işlemlerin tamamlanmadığını iddia etmesi üzerine yapılmıştır. İlgili idare, taşınmazın kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, ancak başvuranın murisinin adresinde bulunamadığı için tebligatın yapılamadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taşınmazının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde ivedilikle kamulaştırılması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Anayasa ve ilgili mevzuat gereği, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir. İdarenin, kamulaştırma işlemlerini tamamlamakta gecikmesi, başvuranın taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlamaktadır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruya konu taşınmazın kamulaştırılması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulamış ve bu işlemin 30 gün içinde ilgili idare tarafından bildirilmesini talep etmiştir. Bu durum, mülkiyet haklarının korunması ve kamu yararının sağlanması açısından önem arz etmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/5775-S.24.9074
BAŞVURU NO : 2024/4377
KARAR TARİHİ : 28.05.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, karayolları koruma kuşağında yer alan taşınmazının kamulaştırılması talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 28.03.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, T.C Kimlik Numaralı ’ın vefat etmesiyle birlikte
Kocaeli İli İlçesi Mahallesi Ada Parsel numaralı taşınmaz üzerinde mirasçı sıfatıyla hak sahibi olduğunu, taşınmazın karayolları koruma kuşağında yer aldığını ifade etmekte; taşınmazın kamulaştırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 22/04/2024 tarih ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü Taşınmazlar Dairesi Başkanlığı’nın 03/05/2024 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle,
2.1. Başvuru konusu 7000 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 02/02/1988 tarihli 1988/18 sayılı Kamu Yararı
Kararına istinaden kamulaştırma sınırları içerisinde kalması nedeniyle yapılan ifraz sonucu oluştuğu,
2.2. Taşınmaza ait kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği,
2.3. Kamulaştırma ve bloke işlemlerine ilişkin olarak taşınmaz maliklerine noter onaylı tebligat gönderildiği, ancak başvuranın murisi adresinde bulunamadığından kendisine tebliğ edilemediği,
2.4. 02/02/1988 tarihli ve 1988/18 sayılı Kamu Yararı Kararı kapsamında taşınmazın kamulaştırılması için gerekli ödeneğin temin edilmesi durumunda, Bölge Müdürlüğünce yapılacak planlama dahilinde kamulaştırma işleminin tamamlanmasına yönelik çalışmalara başlanacağı
açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kurumumuzun 22/04/2024 tarih ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü’nün 08/05/2024 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle,
3.1. Başvuru konusu tarla vasıflı taşınmazın 16/10/1957 tarihinde tapulama ile hissesinin muris adına tescil edildiği,
3.2. Başvuru konusu taşınmaz üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 17/02/1988 tarih sayılı yazısına istinaden 22/02/1988 tarih yevmiye ile 2942/7. mad. gereğince Kamulaştırma şerhi konulduğu,
3.3. Ardından anılan taşınmazın 08/12/1988 tarih yevmiyeli ifraz işlemi ile parsel ve parsellere ayrıldığı,
3.4. İfraz sonucunda oluşan Mah. parsel sayılı taşınmazda hissenin adına kayıtlı olduğu ve üzerinde kamulaştırma şerhi bulunduğu,
3.5. Yapılacak intikal veya kamulaştırma talebi sonucunda işlemlere yön verilebileceği
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)
maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;
4.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”;
4.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan
taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”;
4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”;
5. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;
5.1. Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”;
5.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.
… Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir.”;
5.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu
Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. …”
5.4. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:” başlıklı 11. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.), “ 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) (İptal ibare: Anayasa
Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi
açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. …”
5.5. “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10.
maddesinde, “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma
3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline
karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara,
11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat
suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.”
5.6. “Kısmen kamulaştırma” başlıklı 12. maddesinde, “Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın
11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır.
b) Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c)
Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. …”
5.7. “Hakların sınırlandırılması ve mülkiyetin idareye geçmesi” başlıklı 25. maddesinde, “Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, mahkemece verilen tescil kararı ile olur.”
5.8. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile)”
6. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun;
6.1. “A. Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”;
6.2. “A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu” başlıklı 704. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır: 1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.”;
6.3. “B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması I. Tescil” başlıklı 705. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”;
7. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;
8. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuruya konu taşınmazın 2942 sayılı
Kanun’da belirtilen usul ve esaslar izlenerek ivedilikle kamulaştırılması yönünde Karayolları Genel
Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran özetle, mirasçı sıfatıyla hak sahibi olduğu tarla vasıflı taşınmazının karayolları koruma kuşağında yer almasına ve taşınmazın tapu kaydına kamulaştırma şerhi konulmasına rağmen kamulaştırma
işlemlerinin tamamlanmaması suretiyle taşınmazına hukuken el atıldığını iddia ve şikâyetle, taşınmazının kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
11. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden özetle, başvuranın murisinin tarla vasıflı talebe konu taşınmazı 16/10/1957 tarihinde tapulama işlemi ile edindiği, ardından taşınmaz üzerine
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 17/02/1988 tarih 06447 sayılı yazısına istinaden 22/02/1988 tarih yevmiye ile 2942/7. mad. gereğince Kamulaştırma şerhi konulduğu, devam eden süreçte söz konusu taşınmazın 08/12/1988 tarih yevmiyeli ifraz işlemi ile parsel ve parsellere ayrıldığı, bu çerçevede ifraz işlemi sonucunda oluşan Mah. parsel sayılı taşınmazın başvuru konusu taşınmaz olduğu ve taşınmazın tapu kaydı üzerinde kamulaştırma şerhi bulunduğu, idare tarafından taşınmaza ait kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği, anılan bloke işlemine dair taşınmaz maliklerine noter onaylı tebligat gönderildiği, ancak başvuranın murisi adresinde bulunamadığından kendisine tebliğ edilemediği, gelinen aşamada murisin vefatı üzerine başvuranın mirasçı sıfatıyla taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğu, ancak başvuranın taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin taleplerinin ödenek yetersizliği gerekçe gösterilerek idare tarafından kabul edilmediği hususları anlaşılmıştır.
12. Bilindiği üzere Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak “kamu yararı” amacıyla, “kanunla” sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
13. Kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına sınırlama getiren uygulamalardan birini oluşturan kamulaştırma işlemlerinin yasal dayanağı incelendiğinde, Anayasanın 46. maddesinde ve 2942 sayılı
Kanunda birbirine benzer düzenlemelere yer verilerek, idarelerin kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla veya koşulu oluştuğunda taksitle ödemek üzere kamulaştırma yapmaya yetkili olduklarının kural altına alındığı görülmektedir. 2942 sayılı Kanun’un 3. maddesinde de, kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedelinin, her halde peşin ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
14. Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesi ve kamulaştırma başlıklı 46. maddesi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu çerçevede yaptığı incelemelerde Anayasa Mahkemesi; Anayasanın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı
Kanun gereği asıl olanın kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesi olduğunu; yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını
Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmanın, yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemeyeceğini, İdarelere resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini taşıdığını; AİHM’nin de kamulaştırma
yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların mülkiyet haklarını ihlal ettiği kanaatinde olduğunu vurgulamıştır (Hayati Tunç ve diğerleri, B. No: 2014/1028, 10/3/2016, s.9).
15. Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki çeşitli kararlarında da, tazminat ödenmeksizin kamulaştırmasız el atmak suretiyle bireylerin mülkiyet haklarından yoksun bırakılmalarının Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle, 2942 sayılı Kanun’da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin “kanunilik ilkesini” ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (Celalettin
Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014, s.61-62; Mustafa Asiler, B. No: 2013/3578, 25/2/2015, s.45-46; İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015, s. 87-89).
16. Öte yandan bilindiği üzere, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yürütülecek iş, işlem, süreçler ile tarafların hak ve yükümlülükleri 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu ile düzenlenmiştir.
17. İlgili yasaya göre idareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yetkisine sahiptir. Kamulaştırmayı yapacak olan idare tarafından öncelikle, kamulaştırılacak taşınmaz malların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli plan yapılır/yaptırılır, kamulaştırılacak taşınmaz malın sahibi/sahipleri ile kamulaştırmaya konu taşınmaz malın değeri resmi makamlardan sorulmak ve belgelendirilmek suretiyle tespit ettirilir, “kamulaştırma kararı” verildikten sonra da kamulaştırmaya konu taşınmaz malın tapu siciline 2942 sayılı Kanun’un 7. madde belirtmesi şerh düşülür. İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren 6 (altı) ay içinde 10. maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilinden silinir.
18. Görüldüğü üzere Kanun koyucu, şerh tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde, uzlaşma yoluyla veya anılan Kanunun 10. maddesine göre dava açmak suretiyle idareye işlem yapma zorunluluğu getirerek, kamulaştırma işlemlerinin kısa süre içerisinde tamamlanmasını, böylelikle idare tarafından kamulaştırmanın sürüncemede bırakılmamasını temin etmeye çalışmıştır.
19. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle, Anayasa’nın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı
Kanun gereği asıl olan, kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı elde etmesi olup
Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nda öngörülen usul izlenmeden kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazın idarenin eline geçmesi halinde, kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla kişilerin mülkiyet hakları ihlal edilmektedir.
20. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri somut olay çerçevesinde incelendiğinde, başvuruya konu taşınmazın 02/02/1988 tarihli 1988/18 sayılı Kamu Yararı Kararına istinaden kamulaştırılmasına karar verildiği, taşınmaz üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 17/02/1988 tarih sayılı yazısına istinaden 22/02/1988 tarih yevmiye ile 2942/7. mad. gereğince Kamulaştırma şerhi konulduğu, devam
eden süreçte söz konusu taşınmazın 08/12/1988 tarih yevmiyeli ifraz işlemi ile parsel ve parsellere ayrıldığı, bu çerçevede ifraz işlemi sonucunda oluşan Mah. parsel sayılı taşınmazın başvuru konusu taşınmaz olduğu, buna karşın aradan geçen onca süreye rağmen kamulaştırma sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan Kurumumuzun bilgi – belge talep yasına cevaben idare tarafından gönderilen yazıda kamulaştırma sürecinin ne zaman başlayacağına ilişkin Kurumumuza herhangi bir zaman çizelgesi de sunulmamış olup taşınmazın ne zaman kamulaştırılacağı yönündeki belirsizliğin bir süre daha devam edeceği değerlendirilmiştir. Nitekim idare yalnızca taşınmazın kamulaştırılması için gerekli ödeneğin temin edilmesi durumunda, Bölge Müdürlüğünce yapılacak planlama dahilinde kamulaştırma işleminin tamamlanmasına yönelik çalışmalara başlanacağını belirtmekle yetinmiştir.
21. Öte yandan 4721 sayılı TMK’nın 705. maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının, tescille olacağı belirtilmiş, ikinci fıkrasında tescilden önce mülkiyetin kazanılacağı durumlar, bir başka anlatımla tescilsiz iktisap halleri tahdidi olarak belirtilmiştir. Buna göre, miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Somut uyuşmazlıkta dosyası kapsamında olan mevcut bilgi ve belgelerden, taşınmazın tamamının hala başvuranın murisi adına kayıtlı olduğu, ancak murisin vefatı ile başvuranın mirasçı sıfatıyla hak sahibi olduğu görülmüştür.
22. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde başvurana ait taşınmaza ilişkin kamu yararı kararı alınması, taşınmazın tapu kütüğüne kamulaştırma şerhi konulması suretiyle hukuki olarak el atılmasına rağmen kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmadığı ve kamulaştırma bedeli ödenmediği, sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin var olan belirsizliğin başvuranın taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlandığı tespit edildiğinden, taşınmazın 2942 sayılı Kanun’da belirtilen usul ve esaslar izlenerek ivedilikle kamulaştırılması yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme
23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı, tavsiye kararına uygun olarak işlem tesis edilmesi halinde “kanunilik” ilkesine de riayet edileceği değerlendirilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Kocaeli Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜ ile,
Başvuruya konu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’da belirtilen usul ve esaslar izlenerek ivedilikle kamulaştırılması yönünde KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi