TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/9704-S.20.14397
BAŞVURU NO : 2020/267
KARAR TARİHİ : 04/06/2020
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
İmar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazdan
BAŞVURUNUN KONUSU :
kaynaklanan mağduriyet hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06/01/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, İstanbul ili, Fatih ilçesi, mahallesi, ada parseldeki 333 m2 yüzölçümlü taşınmazın varislerinden biri olduğunu, taşınmazın Fatih Belediyesi tarafından 25 yıldan fazla süredir yeşil alan olarak ayrıldığını, bu süreçte kamulaştırma yapılmadığını, taşınmazın yaklaşık 1/4’ünden imar yolu geçtiğini, aynı taşınmazın bir kısmının Parkı içinde kaldığını, iddia ve şikâyet etmekle, taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı’nın 11.3.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 2.1. Taşınmazın meri olmayan 02.11.1990 onaylı 1/5000 ölçekli Eminönü Fatih Tarihi
Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında “3. Derece Koruma Bölgeleri ve Parklar” lejantında, İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin 29.11.2007 tarih ve K- / sayılı kararı ile usul yönünden iptal edilen 30.04.2005 onaylı 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı
Nazım İmar Planında “Kısmen Dini Tesis Alanında, Kısmen Park ve Dinlenme Alanlarında”,
21.05.2005 onaylı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında “Kısmen Parklar
ve Dinlenme Alanlarında, Kısmen Yaya Yollarında” kaldığı; 2.2. Taşınmazın I. Derece Koruma Bölgesi ve İstanbul Kara Surları Dünya Miras Alanı sınırları içerisinde olduğu, 30.12.2011 tt’li meri 1/5000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) KentselTarihi, Kentsel-Arkeolojik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar
Planında çoğunlukla “Parklar ve Dinlenme Alanları” kısmen de “Dini Tesisler Alanları”nda ve
04.10.2012 tt’li meri 1/1000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel-
Arkeolojik I. Derece Arkeolojik Sit Alanları Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında çoğunlukla “Parklar ve Dinlenme Alanları” kısmen de “Yaya Yolu” lejantında kaldığı, 2.3. Bahse konu taşınmaza ilişkin herhangi bir plan tadilatı çalışması bulunmadığı, söz konusu, parseli kapsayan alanda herhangi bir imar uygulama çalışması bulunmadığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Fatih Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 22/4/2020 tarihli ve E.
sayılı cevabi yazısında, Fatih ilçesi, Mahallesi, ada parsel sayılı yerin
İstanbul IV Numaralı, İstanbul I Numaralı Yenileme Alanları, İstanbul II Numaralı Yenileme
Alanları Kültür Varlıklarım Koruma Bölge Kurullarınca uygun bulunarak Büyükşehir Belediye
Başkanlığınca 04.10.2012 tarihinde onaylanan, Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel, Tarihi, Kentsel Arkeolojik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama
İmar Planında, Dünya Mirası Alanı ve Kara Surları Koruma Bölgelerinde, kısmen yol kısmen de park alanında kaldığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü II. (İstanbul) Bölge Müdürlüğü’nün 14/2/2020 tarihli ve
E. sayılı cevabi yazısında yer alan tapu kaydı örneğinin incelenmesinden, başvuranın murisi Mahmut Erdoğan’ın taşınmazı 25/2/1994 tarih ve yevmiye sayılı işleme istinaden satış suretiyle edindiği; Fatih Belediyesi’nce 05/01/1998 tarih ve yevmiye sayılı işlemle taşınmaz üzerine istimlak şerhi konduğu; hususları tespit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35.maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”; 6. 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 6.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”; 6.2. “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali:” başlıklı 10. maddesinde, “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar… Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”; 6.3. “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler:” (Başlığı ile Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) başlıklı 13. maddesinde, “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
…”; 7. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 7.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 7.2. Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile); 7.3. Geçici Madde 11- (Ek: 20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa
Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E: 2016/196 ve K: 2018/34 sayılı kararıyla.)
8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi incelemesi neticesinde başvurunun kabulü ile Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için; taşınmazın 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususlarında Fatih Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunulması yönünde hazırladığı karar önerisini Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’ne sunmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle, hissedarı olduğu taşınmazın, imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, taşınmazın kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade ederek, taşınmazın kamulaştırılması hususunda gereğini talep etmiştir.
12. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, taşınmazın meri olmayan 02.11.1990 onaylı 1/5000 ölçekli Eminönü Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı
Nazım İmar Planında “3. Derece Koruma Bölgeleri ve Parklar” lejantında, İstanbul 8. İdare
Mahkemesi’nin 29.11.2007 tarih ve K- / sayılı kararı ile usul yönünden iptal edilen
30.04.2005 onaylı 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında
“Kısmen Dini Tesis Alanında, Kısmen Park ve Dinlenme Alanlarında”, 21.05.2005 onaylı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında “Kısmen Parklar ve Dinlenme
Alanlarında, Kısmen Yaya Yollarında” kaldığı; taşınmazın hâlihazırda I. Derece Koruma
Bölgesi ve İstanbul Kara Surları Dünya Miras Alanı sınırları içerisinde olduğu, 30.12.2011 tt’li meri 1/5000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel-Arkeolojik, I.
Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında çoğunlukla “Parklar ve
Dinlenme Alanları” kısmen de “Dini Tesisler Alanları”nda ve 04.10.2012 tt’li meri 1/1000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel- Arkeolojik I. Derece Arkeolojik
Sit Alanları Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında çoğunlukla “Parklar ve Dinlenme
Alanları” kısmen de “Yaya Yolu” lejantında kaldığı, başvuranın murisinin taşınmazı 25/2/1994 tarih ve yevmiye sayılı işleme istinaden satış suretiyle edindiği; Fatih Belediyesi’nce 05/01/1998 tarih ve yevmiye sayılı işlemle taşınmaz üzerine istimlak şerhi konduğu; hususları tespit edilmiştir.
13. Bilindiği üzere, Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46.
maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 04/06/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/9704-S.20.14397 16/10/2018-30567).
14. Anayasanın 46. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
15. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7. ve 8.
maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10. maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir. 4/7/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değişik Kanunun 13. maddesinde ise, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazların; bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanların öncelikle 18. maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre
Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirileceği hüküm altına alınmıştır.
16. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmeleri gibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için geniş bir takdir alanı kullanmalarının doğal olduğunu kabul etmekle, belirtilen takdir yetkisinin Anayasanın 35.
maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasanın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekilde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekmektedir. Bir başka deyişle, özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.
İmar uygulamalarıyla taşınmazların kamu hizmetine ayrılmasındaki kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge ise, ancak taşınmazın makul bir süre içinde kamulaştırılması yoluyla sağlanabilir (AYM, Başvuru
Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 04/06/2020 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2020/9704-S.20.14397 16/10/2018-30567).
17. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “…uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz
e-Posta :
malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.
18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No’lu Protokolünün 1. Maddesinin Uygulanmasına
İlişkin Kılavuz, Monica Carss-Frisk İnsan hakları el kitapları, No. 4, Erişim:13/2/2018).
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Hakan Arı-Türkiye” davasında da, başvuranın mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu ve idarenin taşınmazını okul inşası için tahsis ettiğini öğrendiği tarihten bu yana sürdüğünün altını çizmiş ve “idarenin belirtilmeyen bir tarihte yapacağı kamulaştırmaya dek araziye getirilen imar yasağı sebebiyle başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının engellendiğini, arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, maliklerin kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları” yönünde bir tespitte bulanarak AİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim 13/2/2018).
20. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede
“kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
21. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat, ulusal ve uluslararası mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin verdiği kararlar ışığında başvuruya konu talep değerlendirildiğinde, başvuruya konu taşınmazın ilk olarak meri olmayan 02.11.1990 onaylı 1/5000 ölçekli Eminönü Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında “3.
Derece Koruma Bölgeleri ve Parklar” lejantında, kaldığı; başvuranın murisinin taşınmazı 25/2/1994 tarih ve yevmiye sayılı işleme istinaden satış suretiyle edindiği; Fatih
Belediyesi’nce 05/01/1998 tarih ve yevmiye sayılı işlemle taşınmaz üzerine istimlak şerhi konduğu; taşınmazın 30.04.2005 onaylı 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım
İmar Planında (iptal) “Kısmen Dini Tesis Alanında, Kısmen Park ve Dinlenme Alanlarında”;
21.05.2005 onaylı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında “Kısmen Parklar
ve Dinlenme Alanlarında, Kısmen Yaya Yollarında” kaldığı; taşınmazın 30.12.2011 tt’li meri 1/5000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel-Arkeolojik, I. Derece
Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında çoğunlukla “Parklar ve Dinlenme
Alanları” kısmen de “Dini Tesisler Alanları”nda ve 04.10.2012 tt’li meri 1/1000 ölçekli Fatih
İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel- Arkeolojik I. Derece Arkeolojik Sit Alanları
Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında çoğunlukla “Parklar ve Dinlenme Alanları” kısmen de “Yaya Yolu” lejantında kaldığı; ilgili idaresince başvuranın hissesinin kamulaştırılacağı yönünde herhangi açıklama dahi yapılmadığı; bu doğrultuda başvuranın taşınmazı üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için daha kullanamayacağı, taşınmazın satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığı tespit edildiğinden, idareye tavsiyede bulunmak gerekmiştir.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarını süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderdiği, bu bağlamda idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”,” makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı ancak Fatih Belediye Başkanlığı’nın Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarını süresi içinde ve gerekçeli olarak göndermediği, bu doğrultuda idarenin iyi yönetim ilkelerinden,“makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranmadığı, ayrıca yukarıda hukuki gerekçe başlığı altında incelendiği üzere “kanunilik” ilkesine de riayet etmediği tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Anayasa ile güvence altına alınan “mülkiyet hakkına saygı” ilkesinin korunması için, başvuruya konu taşınmazın 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında satın alınmak suretiyle ivedilikle kamulaştırılması hususlarında FATİH BELEDİYE
BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ve Fatih Belediye
Başkanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi