|
ÖZET: Bu davada, davacı, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunu ve kendisine satışının yapılması gerektiğini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın bir kısmının tarımsal alan niteliğinde olduğunu kabul ederken, diğer kısmının orman sınırları içinde kaldığına hükmetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının tarım arazisi niteliği tespitinin kendisine hak sağlamayacağına, dolayısıyla tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığına karar vermiştir.
Mahkeme, davacının tapuda paydaş olmadığını ve cins tashihi talep edemeyeceğini belirterek, Hazineye ait taşınmazın ihya edilmesinin mülkiyet hakkı doğurmayacağını ifade etmiştir. Ayrıca, 6292 sayılı Kanun’un 12. maddesinin, davacıya taşınmazın niteliğini değiştirme yönünde bir hak vermediği sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını belirleyerek, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Bu karar, taşınmazın niteliği ve Hazineye ait mülkiyet hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/2133 E. , 2024/6606 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/757 E., 2021/1025 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/531 E., 2020/211 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gaziler köyünde, 3116 sayılı Orman Kanununa (3116 sayılı Kanun) göre orman tahdidinin 1946 yılında yapıldığı, 1983 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması, 1990 yılında 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulaması yapıldığı, yine yörede 1993 yılında ilk tesis kadastrosu ve 2011 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A uygulaması yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Antalya, Kepez, Gaziler köyü, (öncesi 1491 parsel) 28254 ada 459 parselin tapu kaydındaki beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’un 2/b uygulamasıyla Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasını, Antalya, Kepez, Gaziler köyü 28254 ada 459 parselin davacının 14.07.2006 tarihli ve 1458 kayıt nolu başvurusu dikkate alınarak 6292 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi gereği tarımsal alan niteliğinde ve belediye mücavir alanı dışında olup davacıya yasa gereği satışının yapılması gerektiğinin tespitini istemiş, asli müdahil … müdahale dilekçesinde; parsel üzerindeki tüm kullanım durumlarının hak sahiplerinin adları da belirtilerek ayrı ayrı tespitini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2017 tarihli ve 2014/139 Esas, 2017/676 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davalı Hazine vekilince istinaf edilmekle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarihli ve 2018/192 Esas 2018/159 Karar sayılı kararı ile; dava değerinin belirlenmeden karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün ortadan kaldırılarak taşınmazın değerinin belirlenmesi için dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmekle, İlk Derece Mahkemesince 2018/531 Esas üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Dava, taşınmazın tarım arazisi olduğunun ve davacıya satışının yapılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davacı tarafça dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi gereği tarımsal alan niteliğinde olup, davacıya kanun gereği satışının yapılması gerektiğinin tespiti şeklinde talepte bulunulmuş ise de dava konusu taşınmazın 120.103,4 metrekarelik kısmının tarımsal alan niteliğinde olup, geri kalan 1.268,98 metrekarelik kısmının ise kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı, bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla orman sınırları içerisinde kalan kısım yönüyle talebin reddine, 120.103,4 metrekarelik kısmın ise öncesinden beri kültür arazisi niteliğinde olduğu, fiilen de bu şekilde kullanıldığı anlaşılmakla taşlık çalılık niteliğinde olmadığı, tarım arazisi vasfında olduğu, davacı tarafça taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında satışının gerektiği yönünde ayrıca talepte bulunulmuş ise de bu husus idarenin yetkisinde idari işlem niteliği taşıdığından bu konudaki takdir hakkı ilgili idari merciye ait olduğundan davanın tespit talebi yönüyle kısmen kabulüne, Antalya ili Kepez ilçesi Gaziler köyü, 28254 ada 459 parsel sayılı taşınmazın fen raporunda gösterilen ve sarı renk ile taralı 120.103,40 metrekarelik kısmının tarım arazisi olduğunun tespitine, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırı içerisinde kalan 1.268,98 metrekarelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazın 2/B niteliğinde olmadığı gibi davacının davaya konu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun tespitini istediği, taşlık, çalılık niteliği ile Hazine adına kayıtlı taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun tespitinin davacıya bir hak bahşetmesinin mümkün olmadığı, buna göre davacının eda davası açabilecekken tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, öte yandan davacı tapuda paydaş olmadığından tapuda cins tashihi isteyemeyeceği, kaldı ki bunun da öncelikle tapu tarafından yapılacak idari bir görev olduğu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık ve çalılık yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, tespit tarihi itibariyle taşınmazın ihya edildiği ileri sürülmediği gibi bu olgunun yapıldığının da anlaşılamadığı, taşınmazın Hazine adına tescilinden sonra yapılan imar ve ihyanın kazanma bakımından herhangi bir hak sağlamayacağı, başka bir anlatımla Hazineye ait tapulu bir yerin ihyası mülkiyet veya herhangi şahsi bir hak doğurmayacağı, Hazine adına tespit ve tescil tarihine kadar imar-ihya koşullarının oluşması halinde ancak böyle bir yerin mülkiyetinin tanınmasının istenebileceği, Kanun koyucunun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesiyle orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden para ve emek sarfı ile ihya edilerek tarıma elverişli hale getirme olgusu nedeniyle bu olguyu gerçekleştirenlere sadece mülkiyet hakkı tanımış olup, başka bir hukuki sonuç bağlamadığı, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un (6292 sayılı Kanun)
12 nci maddesinin satışı öngörüp davacıya taşınmazın tapudaki niteliğini değiştirme yönünden bir hak bahşetmeyeceği anlaşıldığından istemin reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru olmadığından hükmün kaldırılmasına ve esasa ilişkin olarak; davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.