onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescili istemli bir davada, davacıların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına tescil edilen taşınmazlarının, orman sayılmayan yerlerden olduğunu iddia ederek tapuya tescilini talep etmeleri üzerine şekillenmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar Yargıtay tarafından, gerekçeli ve kısa karar arasındaki çelişki nedeniyle bozulmuştur.

Bozma ilamında, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumunun belirlenmesi ve davacıların dayandığı tapu kaydının hukuki değerinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İlk Derece Mahkemesi, bu hususları göz önünde bulundurmadan karar vermiştir. Yargıtay, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, davanın yeniden incelenmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Bu durum, taşınmazın niteliği ve hukuki durumu açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2021/12859 E.  ,  2024/7158 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2013/86 E., 2018/732 K.
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Davacı … ve arkadaşları dava dilekçelerinde; … ilçesi … köyü 124 ada 1 parselin Eylül 1989 tarihli ve 12 nolu tapu kaydı ile adlarına kayıtlı olduğunu, 6831 sayılı Orman Kanunu’ nun 2/B maddesi uygulaması sırasında Hazine adına tescil edilip, kullanıcı olarak beyanlar hanesine adlarının yazıldığını, taşınmazın öncesinin orman olmadığını ileri sürerek, 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi uygulamasının iptali ile taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir.

    İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin ilk karar, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2006 tarihli ve 2006/7724 Esas, 2006/8169 Karar sayılı ilâmıyla; “… yeniden yapılacak keşifte, davacının dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren uygulanarak tam olarak yerinin saptanması, 1945 orman tahdit hattı uygulanarak, tapu kapsamı içinde kalıyorsa, 10 yıllık süre içinde böyle bir dava açılamayacağından davanın reddedilmesi, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi ve 3302 ve 3402 sayılı yasalara göre yapılan 2/B uygulamasına ait haritalar uygulanarak taşınmazın bu haritalar kapsamında kalması halinde, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenejman haritası uygulanarak öncesinin belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi … ” gereğine değinilerek bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne ve dava konusu … köyü, Eylül 1989 tarih 12 nolu tapu kapsamındaki taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 21.01.2013 tarihli ve 2012/4947 Esas, 2013/16 Karar sayılı ilamıyla; “Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 19.10.2011 tarihli son oturumda oluşturulan kısa kararda, ‘davanın kabulüne, davaya konu Düzce ili … ilçesi … köyü … mevkiinde bulunan 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline ve davacı … adına tesciline’ dendiği halde, gerekçeli kararda ‘davanın kabulüne, davaya konu Düzce İli, … İlçesi, … Köyü, … Mevkiinde bulunan 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tesbitinin iptaline, davacı … adına tesciline” dendiği halde, gerekçeli kararda “davanın kabulüne, … İlçesi, … Köyü, … Mevkii, tapunun cilt:…, sahife:…, Sıra:… kayıtlı ve 21/09/1989 tarihli 840 yevmiye numaralı 8 parsel nolu taşınmazın tarım arazisi vasfı ile davacı adına tapuya tesciline’ denilmiş olduğu, oysa ki, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bozma nedeni oluşturduğu …” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “… dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 40 yılı aşkın bir süreden beri vefatına kadar … tarafından malik sıfatı ile zilyet olarak kullanıldığı …” gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu Düzce ili … ilçesi … köyü 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükmüne uyulmasına karar verilen 12.06.2006 tarihli ve 2006/7724 Esas, 2006/8169 Karar sayılı bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiş, taşınmazın yörede yapılan orman kadastrosuna göre konumu belirlenmemiş, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı usulünce uygulanıp tapu kaydının 4785 sayılı kanun karşısında hukuki değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmemiş, taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında ne şekilde göründüğü incelenmemiş ve bu suretle eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmuştur.

    Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1945 yılında yapılan orman tahdidi, 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2 nci madde çalışmaları ile 1999 yılında 3402 sayılı kanunun 4 üncü maddesine göre altlık olarak yapılan orman kadastrosu, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi çalışmalarına ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı dosyaya getirtilmeli; davacının dayandığı 1989 tarih ve 12 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittleri ile birlikte dosya arasına celp edilmeli, söz konusu tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı ve revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, bu tapu kaydına dayanılarak çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı ve ayrıca tapu kaydının miktar arttırımına ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/312 Esas, 1989/75 Karar sayılı dava dosyası temin edilmeli; yine yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili mahkeme karar örnekleri getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
    Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, dava konusu taşınmazın her üç çalışmaya göre konumu bilirkişiler vasıtasıyla duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği hususu dikkate alınmalıdır.
    Yine bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarında müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
    Yapılacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davacının dayandığı tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı; taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı belirlendiği takdirde ise, bu kez taşınmazın davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, bu cümleden hareketle; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20 nci maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eliyle yöntemince zemine uygulanmalı, uygulamada öncelikle tapu kaydının haritası, bulunmaması halinde ise tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, söz konusu tapu kaydının sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, miktar arttırımına ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/312 Esas, 1989/75 Karar sayılı ilamı aynı usullerle zemine uygulanmalı ve mezkur dava dosyasının davalı Hazine aleyhine kesin hüküm teşkil edip etmediği ve davalı Hazineyi bağlayıp bağlamayacağı değerlendirilerek tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmelidir.
    Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmazın değişik yönlerinden çekilmiş fotoğraflarını da içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

    İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.