|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında davacıların taşınmaz üzerindeki hak iddialarının reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesine ilişkindir. Davacılar, müvekkillerinin murisleri adına düzenlenen tapu tahsis belgesine dayanarak taşınmazın kendilerine tescilini talep etmiş, ancak mahkeme, davacıların taşınmazda hak sahibi olduklarını ispatlayamadığını belirterek davayı reddetmiştir. Ayrıca, taşınmazın daha önce bir mirasçı tarafından belediyeye devredildiği ve bu durumun davacıların hukuki yararını ortadan kaldırdığı ifade edilmiştir.
Yargıtay, bozma kararında, Orman İdaresi’nin müdahale talebinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulamış ve taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescilinin gerekliliğini belirtmiştir. Mahkeme, bozma ilamına uyarak yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın orman sınırları içinde kaldığını ve davacıların iddialarının geçersiz olduğunu tespit etmiştir. Nihayetinde, davacıların davası reddedilmiş, Orman İdaresi’nin davası kısmen kabul edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Bu karar, taşınmazın hukuki durumunu ve orman sınırları içindeki tescil gerekliliklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2021/3074 E. , 2024/5360 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davacıların davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresi davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar …, …, …, …, … ve …’in davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … İnşaat … A.Ş. vekili, duruşma talepli olmaksızın da davacılar vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden asli müdahil Orman İdaresi vekili Avukat …, davalı … vekili Avukat…, davalı … İnşaat vekili Avukat … ile davalı Hazine vekili Avukat …’ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler vekili 22.10.2010 tarihli dava dilekçesi ile, … ilçesi … Mahallesi 811 ada 4 parsel (eski 28 pafta, 184 ada 7 parsel) sayılı taşınmaza ilişkin müvekkillerinin murisleri … … adına düzenlenen tapu tahsis belgesi bulunduğunu, tahsis belgesi düzenlendiği tarihte taşınmazın Hazine adına kayıtlı bulunduğunu, bilahare Hazinenin taşınmazı hak sahiplerine devretmek üzere davalı Belediyeye devrettiğini, Belediyenin kanunu aykırı olarak tahsis şerhini terkin ettirdiğini, yine hukuka aykırı olarak davalı şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını öne sürerek dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tescilini, olmadığı takdirde 2981 sayılı Kanun’un 13/B maddesi uyarınca eş değer emsal yer ya da dava dışı mirasçı … …’e ödenmesi kabul edilen bedel nazara alınarak her bir mirasçı için belirlenecek bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil Orman İdaresi vekili 26.06.2012 tarihli müdahale dilekçesi ile, taşınmazın öncesinin 184 ada 7 parsel olup orman sınırları içinde kaldığını ve 1958 yılında yapılan tapulamada orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini, daha sonra 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) 2896 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) ve 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun)
kapsamında 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak, … Kadastro Mahkemesinin 1988/34 ve 1989/11 Esas sayılı dosyaları nedeniyle, bu parselde yapılan 2/B uygulamaları kesinleşmediğini ileri sürerek, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescili istemi ile davaya müdahil olmak istemiş, ancak mahkemece müdahale isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacıların dava konusu taşınmazda bir hakları olduğunu ispat edemedikleri ve aynı taşınmazın davacının dava dilekçesinde de belirttiği gibi … … mirasçısı … … tarafından yapılan sözleşme ve sulh nedeniyle … Belediye Başkanlığına devredildiği, davacıların korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm hüküm davacılar vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli ve 2013/4264 Esas, 2013/9852 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli ve 2013/4264 Esas, 2013/9852 Karar sayılı bozma kararında özetle; ” davaya müdahil olmak isteyen Orman İdaresinin dilekçe ekinde sunduğu haritalarda dava konusu taşınmazın, tahdit dışı tapuya kayıtlı orman olarak işaretlendiğini, ayrıca, İdarenin iddiasının taşınmazın orman olduğu, yapılan 2 inci madde ve 2/B uygulamalarının açılan davalar nedeniyle kesinleşmediğinden, yapılan imar uygulamasının da yolsuz olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil olduğundan ve dayaya katılmakta hukuki yararı bulunduğundan, mahkemece, Orman İdaresinin müdahale istemi kabul edilmesi gerektiği açıklanarak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidi, 2 inci madde ve 2/B uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla usulüne uygun orman araştırması yapılması, yapılacak bir araştırma sonucu, dava konusu taşınmazın tahdit dışında kaldığının anlaşılması halinde, tahdit dışı orman olup olmadığının Orman İşletme Müdürlüğünden sorularak, tahdit dışı orman ise; neye dayanılarak tescil edildiği, orman kadastrosu sonucu mu, yoksa hükmen tescil ile mi tescil edildiği sorularak, hükmen tescilli ise mahkeme kararı ve tescil krokisi ve varsa hükmen tescil dosyasının dosya arasına getirtilmesi, yapılacak keşif ve bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı ve 2 nci madde veya 2/B uygulamalarına konu olduğunun anlaşılması hâlinde ise; Orman İdaresinin dilekçesinde belirttiği, 2/B uygulamalarınını iptaline ilişkin … Kadastro Mahkemesinin 1988/34 ve 1989/11 Esas sayılı dava dosyalarının getirtilmesi, dava konusu yer bu dosyalardaki dava konusu ile aynı ise, 2/B uygulaması kesinleşmeyeceğinden, yapılan imar uygulamasının iptali için İdare Mahkemesinde dava açılıp açılmadığının araştırılması, açılmış ise bu dosyanın da dava dosyası arasına getirtilerek, bu dosyaların sonucunun davayı nasıl etkileyeceğinin tartışılması, davacıların, taşınmazın muris … …’den kaldığını iddia ettikleri ve onun adına düzenlenen tapu tahsis belgesine dayalı olarak dava açtıklarına göre, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre hak sahibi olan tek bir mirasçı olan … … ile Belediye arasında yapılan sulh protokolünün diğer mirasçıları bağlayıp bağlamayacağı da tartışılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, Orman İdaresinin davası yönünden; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk orman tahdidinin 1940 yılında olan 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapıldığı, dava konusu taşınmazın geldisi olan 184 ada 7 parsel sayılı taşınmazın orman olarak sınırlandırılan alan içerisinde kaldığı, 1958 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle Hazine adına oluşturulan Temmuz 1947 tarihli ve 41 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra 184 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 1981 yılında 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna 3 Ek Madde ile bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması ile bir bölümünün de 1987 yılında 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bu yerlerin … Belediye Meclisinin 23.03.1987 tarihli ve 16 sayılı kararı ile onanan … Islah İmar Planı kapsamında 2981/3290 sayılı Kanun hükümlerine göre 184 ada 13, 14, 15, 16 ve 17 sayılı parsellere ifraz edilerek, 184 ada 13 parselin Hazine; 184 ada 14, 15, 16 ve 17 sayılı parsellerin ise … Belediyesi adına tescil edildiği, … Belediyesi adına tescil edilen parseller daha sonra yeniden ifraz ve tevhit işlemine tabi tutularak çok sayıda ada ve parsellere ayrıldığı, dava konusu 811 ada 4 parsel sayılı taşınmazın da bu tevhit ve ifraz işlemleri neticesi oluştuğu, ancak 1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2 inci madde uygulamaları esnasında, 43-44 ve 45 OS noktalarının hatalı aplike edildiği, bilirkişi raporlarında gösterilen aplikasyon sınırı ile tescil sınırı arasında kalan üçgen şeklindeki kısım 184 ada 7 parselin dışında kabul edilerek hiçbir işleme tabi kılınmadığı, yani tapu kaydı uyarınca halen tescilli orman niteliğinde bulunduğu, gerçek kişilerin davası yönünden ise Belediye ile sulh protokolü imzalayan dava dışı … …’in, davacılarla birlikte … …’in mirasçısı olduğu, iştirak halindeki mülkiyet hükümlerine göre ortaklardan sadece birinin tek başına üçüncü şahıslarla yapmış olduğu akitlerin ortaklara karşı hükümsüz olacağı, imzalanan sulh protokolünün davacı mirasçılar açısından herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği, … III numaralı Kültür ve Tabiat Varlıları Koruma Kurulu’nun 15.11.1995 tarihli ve 7755 sayılı kararı ile … ilçesi ve mücavir alanın tamamının “Doğal Sit Alanı” olarak tescil ve ilan edildiği, dava konusu taşınmazın, tapu tahsisi ve zilyedlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki … III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıları Koruma Kurulu Müdürlüğünün 09.10.1998 tarihli ve 2203 sayılı yazıları gereğince dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin Doğal Sit alanı ilan edilmesi nedeni ile, 2981 sayılı Kanun 3 ve 14/f maddesi gereğince davalı idarenin talebi doğrultusunda tapu tahsis belgesi şerhinin tapudan terkin edildiği, davacılar tarafından bu işleme yönelik idari bir başvuru yapılmadığı, sonuç olarak davacıların dava tarihinde hukuken geçerliliğini koruyan bir tahsis belgesi bulunmadığı, dava konusu taşınmaz için ödenmiş bir bedel de olmadığı gerekçesi ile davacılar …, …, …, …, … ve …’in davasının reddine, asli müdahale talebinde bulunan Orman Genel Müdürlüğünün davasının kısmen kabulü ile, 811 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın 05.12.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (b) harfi ile gösterilen 1961,50 m²’lik kısmın tapu kaydının iptali ile ayrı parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı … İnşaat … A.Ş. vekili, davacılar vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı … vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … İnşaat … A.Ş vekili, davacılar vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL avukatlık ücretinin davalı … Başkanlığından alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan asli müdahil Orman İdaresine verilmesine,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
59,30 TL peşin harçların onama harçlarına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi