|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki bir taşınmazın orman vasfıyla ilgili hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı … İdaresi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, taşınmazın orman dışı bırakıldığını ve aslında orman vasfında olduğunu iddia ederek, taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davayı reddederek taşınmazın mevcut kullanıcıları adına tesciline karar vermiştir. Ancak Yargıtay, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bu kararı bozmuştur.
Bozma kararında, taşınmazın orman niteliği ve zilyetlikle kazanma koşullarının belirlenmesi için yeniden keşif yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporları arasında çelişkiler olduğunu ve orman vasfının tespit edilmesi için uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetle keşif yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu çerçevede, taşınmazın gerçek durumu ve hukuki vasfı belirlenmeden kesin bir hüküm kurulamayacağı sonucuna varılmıştır. Yargıtay, bu sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek hükmü bozmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2021/17019 E. , 2024/6099 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/97 E., 2021/103 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili Koçarlı ilçesi Çulhalar Mahallesinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) Ek 5 inci maddesi kapsamında yapılan çalışma neticesinde 44.600,671 m2 lik taşınmazın orman dışı bırakıldığını, taşınmazın orman vasfında olduğunu belirterek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davaya konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun kapsamında arazi kadastrosunun yapıldığı, çekişmeli taşınmazın 10.04.2015 tarihinde, 44.635,32 m2 olarak, 103 ada 1 parsel numarası ile …, … ve … tarafından müştereken kullanıldığı; kullanan şahısların şahsından, taşınmazın aynından kaynaklanan kullanıcılar lehine mülkiyet kazanmayı engelleyici bir halin bulunmadığı belirtilerek, taşınmazın Aydın Kadastro Mahkemesinin 2015/5 E. sayılı dosyasında davalı olduğundan vasfının ve sahibinin mahkeme tarafından belirlenmesi için 3402 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi kapsamında tutanak aslı Aydın Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı … İdaresinin davasının reddine, taşınmazın …, …, … adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş; karar davacı … İdaresinin temyizine istinaden Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2022/605 E. 2020/1633 sayılı kararı ile eksik inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince; davanın 1959 ve 1980 tarihli memleket haritası, amenajman planları ve 1964, 1972 ve 1992 uçuşlu hava fotoğraflarının, 1955 tarihinde yapılan kadastroda tespit gören ve tespiti kesinleşen taşınmazın doğusunda benzer özellikte yer alan arazilerin hukuki vasfı ve eylemli durumlarının bu durumu teyit ettiği; kadastro tespitinden önce imar-ihya ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının malik sıfatı ile zilyet olan kişiler lehine oluştuğundan, davacı … İdaresinin davasının reddine, taşınmazın davalılar adına bahçe vasfıyla tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazın eski hava fotoğraflarında orman olarak gözüktüğü, orman vasfının kaybedilmediği, zilyetlikle kazanılamayacağı hususlarında temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya içeriğinden bozma ilamı öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları arasında 1959 ve 1964 yılları hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın yeri hususunda çelişki oluştuğu, çelişkinin giderilemediği, ayrıca 30.06.2021 tarihli harita bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor eki krokisinde (A) harfi ile gösterilen alanda kalan 1964 ve 1972 tarihli hava fotoğraflarında koyu renkte görünen kısmın; 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 1/J maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunun değerlendirilmediği görülmüştür.
Bu durumda Mahkemece; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun)
, 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair KAnun (5658 Sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alındıktan sonra çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı … İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.