onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, Bursa ili Nilüfer ilçesindeki taşınmazların kullanım kadastrosuna itiraz davası ele alınmıştır. Davacı, taşınmazların kendi kullanımında olduğunu iddia ederek, bu durumun tespit edilmesini ve tapu kayıtlarına şerh düşülmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, dinlenen tanık ve bilirkişi beyanlarına dayanarak davayı kabul etmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların kullanımında bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının taşınmazları 1996-1997 yıllarında satın aldığını, ancak 2015 yılına kadar olan süreçte kullanımın olmadığına dikkat çekmiştir. Mahkeme, taşınmazların üzerinde ekonomik değeri olmayan çalı ve ağaçların bulunduğunu, dolayısıyla davacının fiili hakimiyetinin terk edildiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını hatalı bulmuş ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, taşınmaz üzerindeki zilyetlik ve kullanım hakkının belirlenmesine yönelik hukuki değerlendirmelerin önemini vurgulamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/6610 E.  ,  2024/5534 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1766 E., 2022/891 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine

    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/233 E., 2021/367 K.

    Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Kullanım kadastrosu sırasında, Bursa ili Nilüfer ilçesi Ayva Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 241, 242, 106 ada 223 ve 224 parsel sayılı sırasıyla 1882.98, 2025.53, 483.82 ve 78,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı” şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir.

    Davacı … vekili dava dilekçesinde; Bursa ili Nilüfer ilçesi Ayva Mahallesi 102 ada 241, 242, 106 ada 223 ve 224 parsel sayılı taşınmazların müvekkili olan davacının kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların davacının kullanımında olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine şerhini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “… dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına, bilirkişi raporuna, orman kadastro tutanaklarına göre dava konusu taşınmazın davacının kullanımında olduğunun anlaşıldığı …” gerekçesiyle davanın kabulüne ve çekişmeli 102 ada 241, 242, 106 ada 223 ve 224 parselde kayıtlı taşınmazların zilyedinin davacı … olduğunun tespitine, tapu kayıtlarındaki beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “… davacı tanıklarının taşınmazın öncesinde köyden dava dışı bir kişiye ait iken davacının satın aldığını, evvelce ekilip biçildiğini, yaklaşık 10 yıldır ekilip biçilmediğini bildirmeleri, yine taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tarihinin 2015 yılı olup keşif tarihinin ise 2020 yılı olmakla aradan geçen süre gözetildiğinde söz konusu geçici kullanmamanın fiili hakimiyetin terk edildiği anlamını taşımayacağı gibi tespit tarihinden yaklaşık 4 yıl önce ilan edilen 2/B madde uygulama çalışma tutanaklarında dahi nizalı taşınmazların bulunduğu sahanın davacının işgalinde olduğunun belirtilmesine, davacı vekilinin istinaf istemi yönünden ise davacının talebi mülkiyet hakkına yönelik olmayıp, taşınmazdaki kullanım hakkının belirlenmesi ve tapunun beyanlar hanesine işlenmesi istemine ilişkin olduğundan davanın niteliği gereği maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde, öte yandan ihtiyati tedbir kararı yönüyle yatırılan teminatın ise her zaman mahkemesince iadesine karar verilmesinde engel bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı …” gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, vekalet ücreti ve teminat iadesine yönelik olarak davacı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların davacının kullanımında olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, usul ve yasaya uygun olduğundan da söz edilemez.
    Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesi tarafından 18.12.2020 tarihli keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar genel olarak, çekişmeli taşınmazların 1996 – 1997 yıllarında davacı tarafından üçüncü kişiden satın alındığını, o zamanlar ekilip biçildiğini, tahmini 10 yıldır ekilip biçilmediğini beyan etmişlerdir. Fen, orman ve ziraat bilirkişilerden oluşan heyetçe düzenlenen raporda da, taşınmazlar üzerinde dağınık halde ekonomik değeri bulunmayan çalı ve meşe ağaçları gözlendiği, herhangi bir ürün yetiştiriciliği yapılmadığı belirtilmiş, taşınmazlara ait fotoğraflarda da taşınmazlar üzerinde kullanım bulunmadığı görülmüştür.
    Öte yandan, dosya içerisindeki belgeler incelendiğinde, taşınmazların davacı …’ın işgalinde bulunduğunu belirten tutanağın 50 nci sayfasındaki tespitinde 1997 yılına ait olduğu anlaşılmaktadır.
    Dava konusu taşınmazlarda kullanım kadastrosu 2015 yılında yapılmış olup, 1996 – 1997 yıllarında taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı kabul edilecek olsa dahi, hak sahibi olabilmek için; 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) 6 ncı maddesi gereğince öngörülen 31.12.2011 tarihi ve tespit tarihi olan 06.02.2015 tarihi itibariyle davacının çekişmeli taşınmazlarda zilyetliğinin / kullanımının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle kabul kararı verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.