|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nde bulunan dosyalarıyla ilgili tebligatların doğrudan muhtarlığa yapılması talebi incelenmiştir. Başvuranın iddiaları ve idarenin açıklamaları doğrultusunda, mahkeme tarafından gönderilen evrakların zamanında ve usulüne uygun şekilde başvurana iletildiği tespit edilmiştir. Tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na uygun olarak gerçekleştirildiği, dolayısıyla başvuranın talebinin hukuken geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu bağlamda, tebligatın usulüne uygun yapılması gerektiği ve aksi takdirde hak kaybına yol açabileceği vurgulanmıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, başvuranın talebinin güncel mevzuat çerçevesinde meşru olmadığı belirtilerek, idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 20006-20006 |sayi|94019529-101.07.05.99-E.94019529-101.07.05.99-E.
BAŞVURU NO : 2018/9119 2018/ 9119
KARAR TARİHİ : 30/11/2018 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Hakimliği
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; Samsun 2. İcra Hukuk
Mahkemesinde bulunan dosyaları ile ilgili yapılacak tebliğlerin doğrudan muhtarlığa yapılması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 13/07/2018 13.7.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuru yapan başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle;
Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesinde bulunan dosyaları ile ilgili yapılacak tebliğlerin defalarca dilekçelerle belirtmiş olduğu adrese tebliğ edilmesini istediğini, ancak dilekçelerine herhangi bir cevap verilmediği gibi yapılan tebligatlarında belirttiği adrese tebliğ edilmediğini, çalıştığı işyerinde işvereni ile arasında sıkıntı olmasın diye iş adresine tebligat alamadığını; muhtarlığa yapılan tebligatların muhtarlıkça kendisine bildirildiğini ve bu şekilde tebligatlarını alabildiğini, defalarca hem yazılı olarak hem sözlü olarak sorunun çözümü için çeşitli yerlere başvurduğunu, ancak herhangi bir çözüm elde edemediğini ve dilekçelerine herhangi bir cevap verilmediğini belirterek; mağduriyetinin giderilmesini yapmış olduğu şikayetlerine ilişkin dilekçelerine yapılan işlemin sonucundan bilgi verilmesini ve bundan sonra yapılacak tebliğlerin doğrudan muhtarlığa yapılmasını talep etmektedir .
1 / 10II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 10/ 08/ 2018 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğinden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur . Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından gönderilen 04/ 09/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Mahkeme kayıtlarının tetkikinden başvuru sahibi ‘ün mahkemede halen derdest
olan dosyasının bulunmayıp 6 adet karara bağlanan dosyasının olduğunun tespit edildiği,
2.2 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi
‘ün yüzüne tefhim edildiği, şahsın temyiz talebi üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06/ 03/ 2017 tarih sayılı kararı ile mahkememiz kararının onanmasına karar verildiği, Yargıtay ilamının ‘ün dosyada bildirilen adresine tebliğe çıkartıldığı, bila tebliğ dönmesi ve Mernis adresinin bulunmaması nedeniyle bu defa Tebligat Kanununun 35 maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, ‘ün yasal süresinde bu defa Yargıtay ilamına ilişkin karar düzeltme talebinde bulunduğu ve dosyanın ikinci defa Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09/ 11/ 2017 tarihli kararı ile ‘ün talebinin reddine karar verildiği ve bu haliyle mahkememiz hükmünün kesinleştiği, davacı ‘ün 24/ 04/ 2018 havale tarihli dilekçesi ile kesinleşen dosyanın yeniden gözden geçirilmesini talep ettiği, mahkememizin 27/ 04/ 2018 tarihli ek karar ile mahkememiz kararının temyiz ve tashihi karar incelemesi süresinden geçerek kesinleştiğinden bahisle talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği yine bu ek kararın tarafa TK’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, dosyada yapılan tüm tebliğ işlemlerinin Tebligat Kanunu uyarınca öncelikle adı geçene tebliğ yapılan son adresine tebligat çıkartıldığı, taşındığından bahisle bila gelmesi ve şahsın Mernis adresinin bulunmaması nedeniyle TK’nun 35. maddesi gereğince tebligat çıkartıldığı, şahsın tebliğ/yasal süreler açısından herhangi bir hak kaybı yaşamadığı, ayrıca şahsın mahkememize şifahen başvurusu üzerine UYAP sisteminden telefon kaydının yapıldığı ve halen kaydının bulunduğu bu halde dosya ile ilgili yapılan her işlem ile ilgili olarak bilgilendirildiği,
2.3 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi
‘ün yüzüne tefhim edildiği, adı geçenin yasal süresi içinde istinaf talebinde bulunduğu ve dosyanın istinafa gönderildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 17/ 03/ 2017 tarihli kesin kararı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, istinaf ilamının adı geçenin dosyada usulüne uygun yapılan son adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligatın bila dönmesi ve şahsın Mernis adresinin bulunmaması nedeniyle TK’nun 35. maddesi gereğince istinaf ilamının tebliğ edildiği, ‘ün bu defa karar ilamına ilişkin olarak temyiz talebinde bulunduğu, Samsun Bölge
Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin esas karar sayılı ilamı ile verilen ilamın kesin olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verildiği, adı geçenin Samsun
Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı temyiz ettiği ve dosyanın
Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 12/ 10/ 2017 tarihli kararı ile Bölge Adliye
Mahkemesinin kararının temyiz kabiliyeti olmadığından bahisle talebin reddine karar verildiği, adı geçenin 24/ 04/ 2018 tarihli dilekçesi neticesinde 16/ 05/ 2018 tarihli yazı cevabı ile şahsa dosyaya ilişkin bilgi ve belgelerin posta yolu ile dosyadaki son adresine gönderildiği ayrıca tebliğe çıkartıldığı, adı geçenin bu defa 24/ 05/ 2018 tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, talebin HMK’nın 379/ 1-c maddesindeki yasal unsurları taşımadığından bahisle reddedildiği, halen tebliğ aşamasında olduğu dosyada yapılan tüm tebliğ işlemlerinin Tebligat
Kanunu uyarınca öncelikle adı geçene tebliğ yapılan son adresine tebligat çıkartıldığı, taşındığından bahisle bila gelmesi ve şahsın Mernis adresinin bulunmaması nedeniyle TK’nun 35 maddesi gereğince tebligat çıkartıldığı, şahsın tebliğ/yasal süreler açısından herhangi bir hak kaybı yaşamadığı, ayrıca şahsın mahkememize şifahen başvurusu üzerine UYAP sisteminden telefon kaydının yapıldığı ve halen kaydının bulunduğu bu halde dosya ile ilgili yapılan her işlem ile ilgili olarak bilgilendirildiği,
2 / 102.4 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi
‘ün yokluğunda verildiği, dosyadaki mevcut en son bilinen adresine tebligat çıkartıldığı, bila döndüğü ve Mernis adresinin bulunmaması nedeniyle TK’nun 35 maddesi gereğince tebligat yapıldığı, adı geçenin karardan muteber olduğu ve yasal süresi içinde istinaf talebinde bulunduğu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 08/ 02/ 2018 tarihli kararı ile istinaf talebinin esas ve usulden reddine karar verildiği, kararın adı geçenin adresine tebligat çıkartıldığı ancak bila döndüğü, bu defa TK’nun 35 maddesi uyarınca tebliğ çıkartıldığı ve halen tebliğ aşamasında bulunduğu, bu aşamada adı geçenin 19/ 03/ 2018 tarihli üst mahkemeye gönderilmesi üzerine mahkememize dilekçe verdiği ve dilekçenin 29/ 05/ 2018 tarihli üst yazısı ile üst mahkemeye gönderildiği şahsın tebliğ/yasal süreler açısından herhangi bir hak kaybı yaşamadığı,
2.5 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi
‘e tefhim edildiği, adı geçenin yasal süresinde istinaf talebinde bulunduğu, Samsun Bölge
Adliye Mahkemesinin 12/ 06/ 2018 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine (kesin olarak) karar verildiği, kararın adı geçenin usulüne uygun tebliğ yapılan son adresine tebliğe çıkartıldığı, bila dönmesi nedeniyle bu defa TK’nun 35 maddesine göre tebligat çıkartıldığı, halen tebligat aşamasında olduğu, dosya istinaf incelemesi aşamasında iken adı geçenin mahkememize sunduğu dileklerin üst yazı ile istinaf mahkemesine gönderdiği,
2.6 Esas, Karar sayılı dosyasında; halen ek karara ilişkin karar düzeltme
yoluna gidildiğinden Yargıtay’da olduğu, bu nedenle fiziki olarak tetkik edilemediği ancak UYAP sisteminden yapılan incelenmesinde, mahkeme ilamının adı geçen tarafından istinaf edildiği Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01/ 06/ 2016 tarihli kararı ile mahkememiz ilamının onanmasına karar verildiği, onama kararından adı geçenin muteber olduğu ve karar düzeltme talebinde bulunduğu, Yargıtay 12.
Hukuk Dairesinin 23/ 03/ 2017 tarihli kararı ile adı geçenin karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, Mustafa Şentürk’ün 22/ 05/ 2017 tarihinde dosyanın yeniden incelenmesini talep ettiği, / mahkememiz- 24 05/ 2017 tarihli ek kararı ile dosyanın temyiz ve tashihi aşamalarından geçtiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, adı geçene ek kararın usulüne uygun tebliğ edildiği ve yasal süresinde bu ek karara ilişkin temyiz yoluna başvurduğu, bu defa Yargıtay 12
Hukuk Dairesi’nin 11/ 12/ 2017 tarihli kararı ile mahkememiz ek kararının onanmasına karar verildiği, adı geçenin bu defa bu karara ilişkin karar düzeltme yoluna başvurduğu ve dosyanın halen bu talep ile Yargıtay’da bulunduğu, ayrıca adı geçenin dosya Yargıtay’da bulunduğu sırada 25/ 06/ 2018 tarih- 19/ 06/ 2018 tarihli dilekçeleri ile mahkemeden talepte bulunduğu, her iki talebi ile ilgili olarak mahkeme tarafından karar verildiği ve ek kararın tebliğ aşamasında olduğu belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “ Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .”,
3.1 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “ Herkes, özel hayatına ve aile
hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir .”,
3.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve
4. fıkralarında; “( 3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . ( 4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” Hükümlerine amirdir .
4. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Elektronik Tebligat” başlıklı 7/a maddesinde “…Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur . Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır…”,
4.1 “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 10. maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen
3 / 10en son adresinde yapılır . Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya
tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır . Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir .”,
4.2 “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” başlıklı 11. maddesinde; “Vekil vasıtasıyla takip edilen
işlerde tebligat vekile yapılır . Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir .
Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır . Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır . Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır . Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabet etmedikçe bu mümessillere yapılır .”,
4.3 “Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12. maddesinde; “Hükmi şahıslara
tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır . Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir .”,
4.4 “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesinde; “Hükmi
şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır .”,
4.5 “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat
yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir . İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır . Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır .
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır . Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar .”,
4.6 “Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti” başlıklı 35. maddesinde; “Kendisine veya
adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur . Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır . Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır . Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır . Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır…”,
4.7 “Celse esnasında veya kalemde tebligat” başlıklı 36. maddesinde ; “Celse esnasında veya
kalemde, soruşturmaya, davaya ya da takibe ait evrakın, taraflara, ilgili üçüncü kişilere, katılana veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza karşılığın-da, tebliğ konusu belirtilerek tevdii, tebliğ hükmündedir . Bu durumda ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmesi gerekmez ve masraf da alınmaz .”, 5. Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır .
4 / 10Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin
bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır . Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır . Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz . 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir .”,
5.1 “Adresten Başka Yerde Tebligat” başlıklı 17. maddesinde; “Bir şahsa, adresinden başka bir
yerde tebligat yapılabilmesi, o şahsın kabulü halinde mümkündür . Tebliğ yapılacak şahsın, tebliği çıkaran mercie, PTT merkezine veya tebliğ memuruna müracaat etmesi durumunda da tebliğ yapılır .”,
5.2 “Kanuni temsilciye tebligat” başlıklı 19. maddesinde; “Kanuni temsilcisi bulunanlara
yapılacak tebligat temsilciye yapılır . Kanuni temsilcisi bulunanlara kanun hükümleri gereğince bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse temsilciye tebligat yapılmaz . Kanuni temsilcisi olmayıp da bulunması gerekenlere usulüne göre kanuni temsilci tayini yoluna gidilir .”,
5.3 “Tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat” başlıklı 20. maddesinde; “Tüzel kişilere tebliğ
yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır . Bakanlıkların ve bunların teşkilatının, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idarelerinin, belediyelerin, köylerin ve özel kanunlarına dayanılarak kurulmuş bulunan teşekküllerle, şirketlerin, derneklerin ve vakıfların yetkili temsilcileri, bağlı bulundukları kanunlara ve statülerine göre tayin edilir . Gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerlidir .”,,
5.4 “Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 21. maddesinde; “Tüzel
kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır . Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir . Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır .”,
5.5 “Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde
yapılacak işlem” başlıklı 30. maddesinde; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir . Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten sürekli olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilememişse tebligat evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir . Yeni adres, tebliğ memuru tarafından tespit edilmişse bu adres, tebliğ mazbatasındaki mahsus yerine ve tebliğ evrakındaki adresin bulunduğu tarafa yazılır . Yeni adres, tebliğ memurunun tevzi bölgesi dâhilinde bulunduğu takdirde tebligat o adrese yapılır . Yeni adres, aynı PTT merkezinin diğer bir tevzi bölgesinde veya başka bir PTT merkezinin mıntıkası içinde bulunursa, tebliğ evrakı yeni adreste tebliğinin temini için memur tarafından bağlı olduğu merkeze iade olunur . 15 inci maddede yer alan hususlar göz önünde bulundurulduğunda tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının
5 / 10anlaşılması veya yeni adresin yabancı bir ülkeye ait olması durumunda PTT merkezi tebliğ evrakını
tebligatı çıkaran mercie geri gönderir .”,
5.6 “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste
bulunamama halinde yapılacak işlem” başlıklı 31. maddesinde; “Tebliğ memuru; a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları, b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması, c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması, hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder . Tebliğ memuru, … örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır .
(a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir .
Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz .”,
5.7 “Değiştirilen adresin bildirilmesi zorunluluğu ve yapılacak işlemler” başlıklı 57.
maddesinde; “Muhataba veya adresinde bu Yönetmeliğin gösterdiği usullere göre onun yerine tebellüğ edebilecek birine tebligat yapılmasından veya 31 inci madde gereğince işlem yapılmasından sonra muhatap bu adresini değiştirirse, yeni adresini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmek zorundadır . Bu takdirde bundan sonraki tebliğler, bildirilen yeni adrese yapılır . Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın … örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır . Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır . Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme verilen başvurusunda; Samsun 2. İcra 7. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer
Hukuk Mahkemesinde bulunan dosyaları ile ilgili yapılacak tebliğlerin doğrudan muhtarlığa yapılmasını talep etmektedir .
8. Kanunun tebliğe bağladığı hukuki sonuçlar ancak ortada tebliğ olarak nitelendirilecek bir hukuki işlemin varlığı halinde mümkün olur . Tebliğ konusunda yapılacak en ufak bir hata kişilerin haklarının kaybına sebep olabileceğinden tebliğ işlemi oldukça önemlidir . Bu nedenle kanun koyucu tebliğe bağlanan hukuki sonuçların doğabilmesi, tebliğ konusu işlemin muhatabına kısa süre içerisinde ulaştırılması ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamak amacıyla Tebligat Kanununu oluşturmuştur . (Prof . Timuçin MUŞUL, Tebligat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s 23)
9. Tebliğe ilişkin usul ve esaslar 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına
Dair Yönetmelik hükümlerine göre yapılmaktadır . Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle tebliğ de izlenecek olan usulün, hangi madde hükümleri uyarınca yapılacağının tespit edilmesi gerekmektedir .
6 / 10Tüzel Kişiler, insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler .
İradelerini ise organları (yetkili temsilcileri) aracılığıyla açıklarlar . Özel hukuk tüzel kişisi olan ticari şirketler de hukuki işlemlerde kendini yetkili temsilcisi aracılığı ile temsil ettirir . Ticaret şirketlerinin yetkili temsilcileri ticaret şirketine yönelik dava ve icra takiplerinde avukat sıfatına sahip olmaksızın şirketi temsil edebilme yetkisine sahiptirler . Tüzel kişiliğin yasal bir şekilde tescil ederek yayınladığı imza sirküleri yasal temsilcinin tespitinin yapılması için uygun bir vasıtadır .
10. Somut olayda; başvuranın, ve Isı Cihazları Sanayi Ticaret Ltd . Şti’ nin kanuni temsilcisi olduğu dosya kapsamında sunulan imza sirküleri ve başvuranın şikayetine konu olan mahkemede görülen davalardan anlaşılmıştır . O halde somut olayda ticaret şirketlerine yapılacak tebliğe ilişkin esasların düzenlendiği 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’ in 20. ve 21. maddesi uygulama alanı bulacaktır .
11. 7201 sayılı Kanunda, 11/ 01/ 2011 tarihinde 6099 sayılı Kanununun 2. maddesi ile yapılan değişiklikle limited şirketlerde tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu kılınmış olup; şirkete elektronik yolla yapılacak bir tebligatın zorunlu sebeple yapılamaması halinde ancak o zaman
Tebligat Kanununda belirtilen diğer usullere göre tebligatın yapılabileceği düzenlenmiştir . Bu kapsamda Tebligat Kanununun 7/a maddesi saklı kalmak kaydı ile ticaret şirketlerine 12 ve 13.
maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’ in 20 ve 21. maddesi kapsamında tebliğ yapılacaktır . Ayrıca Tebligat Kanununun 35. maddesinde de tüzel kişiler için özel, ayrı ve açık bir düzenlemede getirilmiştir .
12. Söz konusu düzenlemelere göre; ticari şirketin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğ geçerli olacaktır . Tüzel kişinin yetkili temsilcisinin çalışma saatleri içerisinde iş yerinde bulunmaması veya tebligatı bizzat alamayacak durumda olması halinde ise; Tebligat Kanunu madde 18 gereğince yetkili temsilciye tebliğ edilememenin nedeni ve tebligat yapılan kişinin unvanı da belirtilerek temsilciden sonra gelen kimse ya da bu işle görevlendirilmiş kişiye yapılacak olan tebliğde geçerli olacaktır . Aksi takdirde söz konusu usule uyulmadan bir başka kişiye yapılacak olan tebliğ usulsüz olacaktır .
13. Kanunun tebliğin imkansızlığı halinde yapılması gereken usulün düzenlendiği 21. maddesinde ise; muhatabın adresinin doğru olduğunu tespit eden görevlinin, tebliğ edecek kimseyi adreste bulamaması halinde tebligatı yapmayarak adı geçen yönetmeliğin 30. maddesinde belirtilen araştırmaları yaptıktan sonra ancak tebliğin 21. Maddeye uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmektedir . Ancak, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2003/ 1152 Esas ve 2003 / 3764
Karar sayılı ve 27/ 02/ 2003 tarihli kararında “…tebligatların 7201 sayılı Kanunun 21. Maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun Tüzüğün 28. Maddesindeki koşulları araştırması gerekli değildir . Zira muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibariyle böyle bir araştırmanın yapılmamış olması tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz . Dairemizin yeniden oluşan ve süreklilik arz eden içtihadı bu yöndedir …” ifadelerine yer vermiştir . O halde muhatap ticaret şirketinin, Ticaret
Sicil Müdürlüğündeki kayıtlı olan adrese gönderilen tebligatlarda, tebliğ edecek görevlinin herhangi bir araştırma yapmadan Kanunun 21. Maddesine göre doğrudan tebliğ yapması halinde yapılan tebliğ geçerli olacaktır . (Prof . Timuçin MUŞUL, Tebligat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s 304)
14. Muhatap tüzel kişi tacir ise, ticaret sicilinde yazılı olan adrese de tebligat yapılabilir . Söz konusu tebliğ Tebligat Kanunu madde 35 kapsamında geçerli olacaktır . Zira kanunun madde gerekçesinde de “…Tüzel kişiler bakımından özel açık bir düzenleme getirmektedir . Tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmi kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olması düşünülemez . Bu çerçevede daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı açıkça
7 / 10düzenlenmiştir …” denilerek, söz konusu husus açıkça belirtilmiştir . Bahse konu Yönetmeliğin 57.
Maddesinde de daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmi kayıtlardaki adreslerin esas alınarak bu madde hükümlerinin uygulanacağını düzenlenmiştir . Tebligat Kanunu madde 35 ve ilgili yönetmeliğin 57. maddesi kapsamında yapılmış bir tebliğde de şirket adresinde şirket yetkilisinin bulunmaması veya adreste bulunan yetkili kişilerin tebligatı kabulden kaçınmaları halinde de tebliğ yine Tebligat Kanunu madde 21’e göre yapılacaktır .(Prof . Timuçin MUŞUL, Tebligat Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s 298- 305)
15. Somut olayda, Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesinde derdest dosyasının bulunmadığı, karara bağlanan 6 adet dosyasının olduğu, söz konusu dosyalarda izlenen tebliğ usulüne bakıldığında;
15.1 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi olan
başvurana tefhim edildiği, başvuranın temyiz talebi üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay ilamının ise davacı şirket yetkilisi olan başvuranın dosyada bildirilen adresine tebliğe çıkartıldığı, başvuranın ayrıca Mernis adresinin bulunmaması ve kararın tebliğ edilememesi üzerine ise Tebligat Kanununun 35 maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, başvuranın yasal süresinde karar düzeltme talebinde bulunduğu ve talebinin reddine karar verildiği ve mahkeme hükmünün kesinleştiği, başvuranın 04/ 04/ 2018 havale tarihli dilekçesi ile kesinleşen dosyanın yeniden gözden geçirilmesini talep ettiği, mahkemenin 27/ 04/ 2018 tarihli ek karar ile karar verilmesine yer olmadığına karar vererek, kararı Tebligat Kanunun 35 maddesi uyarınca başvurana tebliğ ettiği,
15.2 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi olan
başvurana tefhim edildiği, başvuranın istinaf talebi üzerine dosyanın Samsun Bölge Adliye
Mahkemesi’ne gönderildiği, istinaf ilamının adı geçenin dosyada usulüne uygun yapılan son adresine tebliğe çıkartıldığı, başvuranın ayrıca Mernis adresinin bulunmaması ve kararın tebliğ edilememesi üzerine ise Tebligat Kanununun 35 maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, daha sonra başvuranın temyiz talebinde bulunduğu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından ilamın kesin olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verildiği, başvuranın temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı temyiz ettiği ve dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, ilamın kesin olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verildiği, başvuranın 24/ 04/ 2018 tarihli dilekçesi neticesinde 16/ 05/ 2018 tarihli yazı cevabı ile dosyaya ilişkin bilgi ve belgelerin posta yolu ile başvuranın dosyadaki son adresine gönderildiği ayrıca tebliğe çıkartıldığı, başvuranın 24/ 05/ 2018 tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, talebin HMK’ nın 379/ 1-c maddesindeki yasal unsurları taşımadığından bahisle reddedildiği ve halen tebliğ aşamasında olduğu,
15.3 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi olan
başvuranın yokluğunda verildiği ve dosyada mevcut bilinen en son adresine tebligat çıkartıldığı, başvuranın ayrıca Mernis adresinin bulunmaması ve kararın tebliğ edilememesi üzerine ise Tebligat
Kanununun 35 maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, adı geçenin karardan muteber olduğu ve yasal süresi içinde istinaf talebinde bulunduğu, istinaf talebinin esas ve usulden reddine karar verildiği, kararın adı geçenin adresine tebligat çıkartıldığı ancak bila döndüğü, bu defa TK’nun 35 maddesi uyarınca tebliğ çıkartıldığı ve halen tebliğ aşamasında bulunduğu ve adı geçenin 19/ 03/ 2018 tarihli üst mahkemeye gönderilmesi üzerine dilekçe verdiği ve dilekçenin 29/ 05/ 2018 tarihli üst yazısı ile üst mahkemeye gönderildiği,
15.4 Esas, Karar sayılı dosyasında; kararın davacı şirket yetkilisi olan
başvurana tefhim edildiği, başvuranın istinaf talebi üzerine dosyanın Samsun Bölge Adliye
Mahkemesi’ne gönderildiği, istinaf başvurusunun esastan reddine (kesin olarak) karar verildiği, kararın başvuranın tebliğ yapılan son adresine tebliğe çıkartıldığı, dönmesi nedeniyle bu defa
TK’nun 35 maddesine göre tebligat çıkartıldığı, halen tebligat aşamasında olduğu, bu aşamada başvuranın mahkemeye sunmuş olduğu dilekçelerinin yazı ile istinaf mahkemesine gönderdiği,
15.5 Esas, Karar sayılı dosyasında; başvuranın 22/ 05/ 2017 tarihinde dosyanın
/ yeniden incelenmesini talep ettiği, mahkemenin 24 05/ 2017 tarihli ek kararı ile dosyanın temyiz ve
8 / 10tashihi aşamalarından geçtiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, adı
geçene ek kararın usulüne uygun tebliğ edildiği ve yasal süresinde bu ek karara ilişkin temyiz yoluna başvurduğu, bu defa Yargıtay 12 Hukuk Dairesi’nin 11/ 12/ 2017 tarihli kararı ile mahkememiz ek kararının onanmasına karar verildiği, adı geçenin bu defa bu karara ilişkin karar düzeltme yoluna başvurduğu ve dosyanın halen bu talep ile Yargıtay’da bulunduğu, 25/ 06/ 2018 tarih- 19/ 06/ 2018 tarihli dilekçeleri ile mahkemeden talepte bulunduğu, her iki talebi ile ilgili olarak mahkeme tarafından karar verildiği ve ek kararın tebliğ aşamasında olduğu anlaşılmıştır .
16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/ 12- 200 Esas 2007/ 187 Karar ve 04/ 04/ 2007 sayılı kararında; “…Tebliğle ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri TAMAMEN ŞEKLİDİR . Değinilen işlemler nedeniyle tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir USUL İŞLEMİDİR .
Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir . Bu sebeple tebligatın usul yasalarıyla ilişkisinde daima göz ÖNÜNDE
TUTULMALIDIR . Tebligatla ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Tüzük hükümleri TAMAMEN ŞEKLİDİR . Kanun ve Tüzüğün amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusuyla ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların BELGEYE
BAĞLANMASIDIR . Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar
UYGULANMASI ZORUNLUDUR . Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı YARGITAY içtihatlarında AÇIKÇA
VURGULANMIŞTIR …” hususlarına değinerek tebliğ işlemlerinde amacın tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması ve konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanması olduğunu belirterek; bu konuda yasa hükümlerine uyulmasının önemine vurgu yapmıştır .
17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkeme tarafından gönderilen evraklardan başvuranın üst mahkemeye gönderilmek üzere mahkemeye sunmuş olduğu dilekçelerin, üst yazı ile uygun sürede mahkemesine iletildiği, başvuranın mahkemede derdest dosyasının bulunmadığı, karar verilen 6 dosya içinde Tebligat Kanununda yazılı olan usulün işletildiği, Mahkemenin tebliğ işlemlerinde herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığı, Tebligat Kanununda açıkça belirtilen usulün uygulaması gerektiği, aksi takdirde bu durumun ilerde bir hak kaybına yol açabileceği ve kanuna uygun olmayan bir tebliğ işleminin temyiz ve istinafa konu edilebileceği, Yargıtay’ın da yerleşmiş içtihadında böyle bir durumun açıkça bozma sebebi sayılacağı, başvuranın talebinin güncel mevzuat kapsamında meşru olmadığı dolayısı ile idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır .
VI. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve SAMSUN 2. İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
9 / 10Kamu Başdenetçisi