onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacı ile davalı belediye arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacakların temlik edilmesi ve bu alacakların geç ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, alacak temliki ile birlikte tüm hakların temlik alana geçtiğini, dolayısıyla davacının temlik sonrası alacak talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onaylamıştır.

Yargıtay, temlik edilen alacakla birlikte işlemiş faizlerin de devredildiğini vurgulayarak, davacının temlik alanla yaptığı sözleşme gereği davalıdan talep edebileceği zararların varlığını kabul etmiştir. Mahkeme, davalı belediyenin temerrüde düşmesi nedeniyle davacının uğradığı zarar ile temlik borçlusu arasındaki illiyet bağının bulunduğunu tespit etmiştir. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmederek, davanın yeniden incelenmesi için dosyayı geri göndermiştir.

6. Hukuk Dairesi         2023/3520 E.  ,  2024/4558 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/711 E., 2023/673 K.
    HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/823 E., 2020/341 K.

    Taraflar arasındaki, hizmet alım sözleşmesine dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ….. geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, taraflar arasındaki çöp toplama ve nakli işlerini konu alan hizmet alım sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı hak ediş alacaklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle bankadan kredi kullanılmak zorunda kaldığını ve bunun karşılığında davalıdan olan 3.150.000,00 TL tutarındaki alacağını, dava dışı Vakıf Faktoring A.Ş.’ye temlik ettiğini, davalı belediyece temlikin kabul edildiğini, davalının temlike konu borcu geç ödemesi sebebiyle, müvekkilinin, temlik alana fazladan faiz ve BSMV ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacağı temlik eden davacının tasarruf yetkisi kalmadığından işbu davayı açamayacağını, dava konusu talebin ancak temlik alan tarafından ileri sürülebileceğini, temlike konu alacağın temlik alan bankaya tamamen ödendiğini, tacir olmayan müvekkilinden avans faizi istenemeyeceğini, munzam zarar iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, TBK’nın 189 vd. maddeleri uyarınca, alacağının temliki ile birlikte temlike konu tüm hakların temlik alana geçeceği, somut olayda, temlikle birlikte, temlike konu alacağın dava dışı Vakıf Factoring A.Ş’nin mal varlığına intikal ettiği, temlike konu alacağın ödenmemesi veya geç ödenmesi durumunda, temlik alanın, borçlu temerrüdüne düşen davalı belediyeden faiz isteyebilme hakkı bulunduğu, ancak davacının talebine konu zarar ile davalının borç ihlali arasında illiyet bağı bulunmadığı, alacağı temlik eden davacının, temlik alan ile yaptığı sözleşme ile bu sözleşmenin tarafı olmayan borçlu davalı belediyenin hukuki durumunu tek taraflı olarak ağırlaştıramayacağı, davacının temlik alana ödediği faiz ve giderler ile ilgili olarak davalıya karşı dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince; temliknamede, temlik sonrası, davalı borçlu belediyenin, temlik eden davacıya karşı da sorumlu olmaya devam edeceğini dair bir düzünleme bulunmadığı, buna göre davacının taraf sıfatını temlik ile birlikte kaybettiği, dolayısıyla temliğe konu alacağa ilişkin dava ve takip hakkının temlik alana geçtiği, bu itibarla davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bu karara karşı, davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü;

    Uyuşmazlık, taraflar arasındaki Çöp Toplama, Nakil ve Çevre Temizliği Hizmeti Sözleşmesinden kaynaklanan davacı alacağının, temlik edildiği dava dışı faktoring şirketine geç ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

    Sorumluluk hukukunda gerçekleşen zararlı sonuçla bu zararın sebebini oluşturan fiil veya olay arasındaki sebep-sonuç bağına, nedensellik (illiyet) bağı denir. Hukuki sorumluluk; ister sözleşme sorumluluğuna, ister sözleşme dışı sorumluluğa, ister kusur sorumluluğuna, ister kusursuz, hatta tehlike sorumluluğuna dayansın, nedensellik bağının varlığı mutlaka aranır. Böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk oluşmaz.

    Somut olayda; taraflar arasındaki 25.12.2014 tarihli hizmet alım sözleşmesine dayalı 3.150.000,00 TL hak ediş alacağı, Kadıköy Noterliğince düzenlenen 17.10.2017 tarih ve 51410 yevmiye no.lu temlikname ile dava dışı Faktoring Şirketine temlik edilmiştir. Davalı … da 18.10.2017 tarihli yazısı ile, temlike konu alacağı temlik alan Faktoring Şirketine ödeyeceklerini teyit etmiş ve ödeme tarihlerini de bildirmiştir. Davacı ise temlikname karşılığında dava dışı bankadan (temlik alacaklısı Faktoring Şirketine alacağını temlik eden banka) kredi almış olup, temlik miktarının davalı yanca Faktoring Şirketine ödenmemesi sebebiyle faiz ve BSMV ödemesi yapmak durumunda kalmıştır.
    18.10.2017 tarihli temliknamenin kapsamı ve temliknamede gösterilen alacak miktarı yanlar arasında çekişmeli değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 189. maddesi hükmünce, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır. Bunun sonucu olarak; temlik edilen alacağın aslı ile işlemiş faiz ve temerrütten sonra işleyecek faizleri devralana geçeceğinden, devredenin temlik ettiği asıl alacak ve faizlerini isteme hakkı bulunmamakta ise de, somut olayda olduğu gibi, devredenin devralandan aldığı kredi karşılığı alacağını temlik etmiş olması halinde ve hizmet alan (temlik borçlusu) ödemede temerrüde düşmüş ise, devralana ödemek zorunda kalacağı kredi faizi ile devralanın temerrüt tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar hizmet alandan isteyebileceği temerrüt faizi arasında kalan ve hizmet alanın temerrüdünden kaynaklanan zararı arasında illiyet bağının bulunduğunun, dolayısıyla bu tutarın temlik eden tarafından, temlik borçlusundan (hizmet alan) istenebileceğinin kabulü gerekir.

    Bu durumda mahkemece; davalı … başkanlığının temlikname konusu borcu ödemede temerrüde düştüğü dosya kapsamı ile sabit olduğundan, bankacılık hukuku ve munzam zarar konusunda uzman bilirkişi kurulunca, öncelikle dava dışı Faktoring Şirketinden istenerek dosya arasına celbi gerekli kredi sözleşmesi ve ekleri uyarınca, davacıya, davalı Belediyeden olan hak ediş alacağını temlik ederek aldığı kredi nedeniyle ne miktar ödeme yapıldığı ve davacı tarafından dava dışı faktoring şirketine hangi tarihler arasında ne kadar faiz ödemesi yapıldığı dikkate alınarak, davacı tarafın, dava dışı Faktoring Şirketine ödemek zorunda kaldığı faiz ödemesi ile hak ediş alacağını devralan Faktoring Şirketinin, temerrüt tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar davalı temlik borçlusu Belediyeden isteyebileceği temerrüt faizi arasında kalan zararın tespit edilip, oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK’nın 373/1. maddesi gereğince, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Karşıkaya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.12.2020 tarihli, 2018/823 Esas, 2020/341 Karar sayılı kararın BOZULMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.