ÖZET: Başvuran, 1994 yılında tarım faaliyetleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptığı başvuruda, tevkifat listesinde adının yer aldığını ve BAĞ-KUR kaydının bu tarihten itibaren başlatılmasını talep etmiştir. Ancak, SGK tarafından yapılan incelemede, tevkifat kesintisinin kendisine ait olmadığı gerekçesiyle talebi reddedilmiştir. Başvuran, inceleme sürecinde yeterli araştırmanın yapılmadığını ve kendisiyle ilgili belgelerin dikkate alınmadığını öne sürerek itirazda bulunmuştur. İtirazında, komisyoncu ve mahalle muhtarının ifadelerinin alınmadığını, ayrıca aynı isimdeki dedesinin yaşının kesintiden muaf olduğunu belirtmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın itirazını değerlendirirken, tevkifat kesintisinin doğruluğunu belirlemek için gerekli incelemeleri yapmadığını kabul etmemiştir. Ancak, başvuranın sunduğu belgelerin ve iddiaların yeterince dikkate alınmadığı görülmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin yeniden incelenmesi gerektiğine dair tavsiyede bulunmuş, SGK’nın başvuranın iddialarını dikkate alarak gerekli araştırmayı yapmasını önermiştir. Bu bağlamda, başvuranın sigortalılık talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14317-S.21.22930

BAŞVURU NO : 2021/8594

KARAR TARİHİ : 06/10/2021

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın tevkifat listesinde yer alan kişinin kendisi olduğu iddiası ve tarım BAĞ-KUR tescilinin buna göre yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; 1994 yılında Tic.Ltd Şti.’ne sattığı ürün bedelinden dolayı tarım BAĞ-KUR kaydının anılan yıldan başlatılması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurduğunu, Kurumun Mart

2021 tarihli yazısında Kurum denetim elemanı tarafından yapılan incelemede kesintinin tarafına ait olduğu

kanaati oluşmadığı belirtilerek talebinin reddedildiğini, bu kez 17.03.2021 tarihinde kesintinin sadece 1994 yılı Nisan ayında olmadığı, diğer ay ve yıllarda da aynı komisyoncuya ürün verdiği, müstahsil makbuzu bulunmadığı ancak komisyoncudan temin ettiği bazı bildirim listelerinin olduğunu belirterek bu bildirim liste fotokopilerini ekleyerek ve gerekçelerini belirterek ret işlemine itiraz ettiğini, ancak Kurumca mahallinde hiç bir araştırma inceleme yapılmadan talebinin yine reddedildiğini, oysaki kesinti bilgilerinin

SGK arşiv ve kayıtlarında mevcut olduğunu ancak listelerde alt kimlik bilgilerinin bulunmadığını, yalnızca

”Mavikent” olarak adres bulunduğunu, denetim ve araştırma aşamasında SGK’nın Kumluca Nüfus

Müdürlüğüne yazdığı yazıya gelen cevapta, kendisi haricinde olarak bir kişinin daha olduğu ve vefat ettiği ifadelerine yer verildiğini, bunun üzerine Kurumca aynı isimli diğer şahsın vefat etmiş olması nedeniyle ifadesinin alınamadığı ve komisyoncuya ulaşılamadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, oysa mahalle muhtarı ve telefon numarasını verdiği halde komisyoncu ile görüşülmediğini, konuyla ilgili hiç kimsenin ifadesinin alınmadığını, yerinde denetim ve araştırmaya gidilmediğini, bu nedenle hatalı sonuca ulaşıldığını, çünkü 1994 yılında tevkifat kesintisi hakkında uygulamaya konulan

BAĞ-KUR 4 seri no’lu tebliğde 65 yaşını dolduranlardan kesinti yapılamayacağı açıkça belirtildiğini, Kurumca vefat ettiği nedeniyle ifadesi alınamayan denilen kişinin kendi dedesi olduğunu ve 1322 miladi yani 1906 doğumlu olduğunu, 1994 yılında 88 yaşında yani kesintiden zaten muaf olduğunu, buna rağmen

tevkifat işleminin kabulü için Kurumun bu kez kendisinden makbuz aslı istediğini, söz konusu tarihin üzerinden 25 yıl geçtiğini, elinde makbuz bulunmadığını, bunun da kimseden beklenemeyeceğini, ayrıca söz konusu listelerde hiç kimsenin alt kimlik bilgilerinin bulunmadığını, komisyoncunun yazmadığını, bunun sorumluluğunun kendisine yüklenemeyeceğini belirterek Kumluca/Mavikent’te 1994 yılından itibaren tarımsal kesintiye müstahak kendisinden başka olmadığı ve aynı isimli dedesinin anılan tarihte 88 yaşında olduğu dikkate alınarak BAĞ-KUR tescil kaydının 1994 yılı Mayıs ayından başlatılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan 23/9/2021 tarihli ve E. sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine de yer vermek suretiyle özetle; 2.1. Başvuruya ilişkin denetim raporunda “makbuz asılları veya fotokopisinin olmaması, komisyoncunun kapsanması ve kendisine ulaşılamaması, ifadeye çağırılmasına rağmen rapor tarihine kadar ifadeye gelmemesi nedeniyle konu hakkında beyanına başvurulamaması, tevkifat listesinde baba adı, doğum yeri gibi bilgilerin bulunmaması, diğer aynı isimli kişi öldüğü için beyanına başvurulamaması ve herhangi bir sigorta koluna tabi çalışması ve emekliliği olmadığından tarımla uğraşıp komisyoncuya mal vermesinin çok olası bir durum olması nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiği” ifadelerine yer verildiği, 2.2. Komisyoncu I’nın 7201 sayılı Kanuna göre gönderilen tebligat ile ifadeye davet edildiği, tebligatın Kanunun 21/2 maddesine göre muhtara teslim edilmesine rağmen adı geçenin ifade için herhangi bir başvurusunun bulunmayıp ifadeye gelmediğinden beyanına başvurulamadığı, 2.3. Başvuranın denetimin eksik yapıldığı ve yeniden yapılması talebine yönelik olarak tekrardan denetime yer olmadığının anlaşıldığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 8/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler… ”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 5. Mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal

Sigortalar Kanununun; 5.1. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesi; “Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın

3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı

sayılırlar…”,

5.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; “Tarımsal Faaliyette

Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları,”, 5.3. “Sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu” başlıklı 5’inci maddesi; “2 nci madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7 nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Sigortalıların tescili ile ilgili işlemler, başvurma ve uymak zorunda oldukları usul ve esaslar yönetmelikle tespit edilir.”, 5.4. “Resen tescil” başlıklı 9’uncu maddesi; “Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri, Kurumca resen yapılır.”, 5.5. “Tescilde esas alınacak kayıtlar” başlıklı 10’uncu maddesi; “Sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, 21/10/1935 tarih ve 2834 sayılı Kanuna göre kurulan tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, 18/4/1972 tarih ve 1581 sayılı Kanuna göre kurulan tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, 24/4/1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları

Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınır. Belirtilen bu merci, kurum, kuruluş, kooperatifler ve birlikleri ile şirket ve bankalar, Kurumun isteği üzerine her türlü bilgiyi ve belgeyi vermekle yükümlüdürler.”, 5.6. “Primlerin ödenmesi başlıklı 36’ncı maddesi; “Sigortalı, 31 inci maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.

Primler, süresi içinde ve tam olarak ödenmezse; ödenmeyen kısmı ödemenin yapıldığı tarihteki 33 üncü maddede belirtilen basamak göstergesinin yürürlükteki katsayı ile çarpımı sonunda elde edilen tutarın 31 inci maddede yer alan prim oranına göre hesaplanarak tahsil edilir.”, 6. .Bakanlar Kurulu’nun 03/04/1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Kararı; “2926 sayılı Tarımda Kendi

Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin Ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin ekli Karar’ın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığının 19/3/1993 tarihli ve 209 sayılı yazısı üzerine, adı geçen Kanunun 36 ncı maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 3/4/1993 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Madde 1: Kamu idare ve müesseseler, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler ve gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların Bağ-Kur prim borçlarına

mahsuben % 3 oranında tevkifat yaparak düzenledikleri belgelerde göstermek ve tevkif ettikleri tutarları ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar Bağ-Kur hesaplarına intikal ettirmek zorundadırlar.

Madde 2. 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına girmeyen çiftçilerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilen tutarlar ile mezkur Kanun kapsamına girmekle beraber, ödemeleri gereken prim tutarlarından daha fazla primi tevkif suretiyle ödeyen sigortalıların fazladan Ödedikleri tutarlar, adı geçen Kanunun 38 inci maddesi uyarınca kendilerine iade olunur.

Madde 3: Bağ-Kur‘un prim alacaklarının ürün bedellerinden tevkif sureliyle tahsili ve yersiz olarak alınan tutarların ilgililere iadesine ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenir”, 7. 10.01/04/1994 tarih ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 seri no’lu

2926 Sayılı Tanında Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama

Tebliği’nin; 7.1. “Prim Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı (I) bendi; “2926 Sayılı

Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re’sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.” düzenlemesini içermekte olup söz konusu hüküm 21/03/2002 tarihinde yürürlükten kalkmış ve bu tarihten sonra geriye doğru tevkifata istinaden tescil imkanı kalmamıştır. Ancak, söz konusu mülga bent 22/05/2007 tarihinde yeniden düzenlenerek 4 seri no’lu uygulama tebliğine eklenmiştir. 22/05/2007 tarih ve 26529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayım tarihi itibariyle yürürlüğe giren değişiklik; “2926 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re’sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.

Ancak, Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış ve bu Tebliğ uyarınca sattıkları ürün bedellerinden 1/4/1994 tarihinden itibaren prim tevkifatı yapılan çiftçilerin, tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle Kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde, tevkifat tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla, tevkifat yapılan tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılıkları başlatılır. Sigortalılıkları bu şekilde başlatılan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini devam ettirmeleri koşuluyla, sigortalılıkları devam ettirilir. Tarımsal faaliyetin tespitinde ziraat odası kayıtları esas alınır. Ziraat odası kaydı olmaması halinde, tevkifata esas ürüne ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, kooperatif veya birliklerin, kayıtları esas alınır.

Sigortalının Kurumca re’sen tescili yapılmış ise, sigortalılık tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılır.”, 7.2. “Tevkifat İşlemlerinde Kullanılacak Belgeler ve Bu Belgelerde Yer Alacak Bilgiler başlıklı (D)

bendi; “Çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, baba

adını, doğum tarihi ve yerini, yaptıkları tevkifat tutarını ve biliniyorsa çiftçinin Bağ-Kur numarasını kaydetmek zorundadırlar.”, 7.3. “Hukuki ve Cezai Sorumluluk başlıklı (İ) bölümü; “… çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden bunların prim borçlarına mahsuben bu Tebliğdeki esaslar çerçevesinde tevkifat yapmamaları veya yaptıkları tevkifat tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, söz konusu gerçek ve tüzel kişiler Kuruma karşı sorumludurlar. Tevkifatın yapılmaması veya yapılan tevkifatın süresi içinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarılmaması durumunda aktarılmayan tevkifat tutarları sorumlulardan yasal faizi ile birlikte tahsil edilir… ”, 8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59’uncu maddesi; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askeri işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askeri iş müfettişleri tarafından da yapılabilir. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İşverenler ve sigortalılar ile işyeri sahipleri, tasfiye ve iflas idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar. Bu

Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haizdir… Kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket ederek Kurum zararına sebebiyet verdiği anlaşılan serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler tarafından düzenlenen raporlar dikkate alınmaz ve bunların daha sonra düzenleyecekleri raporlar Kurumca işleme konulmaz. Gerçeğe aykırı rapor düzenleyen serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavirler, Kurumun bu nedenle uğradığı zarardan işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, bunlar hakkında, genel hükümlere göre Kurumun takip hakkı saklıdır. Meslek mensupları, işverenlerin devamlı işyerlerinin sigortalıları ile yaptıkları işler ile

Kurumda tescil edilmemiş veya tescil edilmiş olmakla birlikte işçilik bildiriminde bulunulmamış olan yukarıdaki işler hakkında inceleme yapamazlar. Kamu idarelerinin denetim elemanları kendi mevzuatı gereğince işyerlerinde yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek, sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorundadır. Bu kurumlar ayrıca kendi mevzuatları gereğince yaptıkları inceleme ve tespitler sırasında bu Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesi sonucunu doğuran tespitlerini de en geç bir ay içinde Kuruma bildirirler. Kurum bu bildirimleri esas almak üzere gerekli yasal işlemi yapar. İlgililerin itiraz hakları saklıdır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, tevkifat listesinde adı bulunmasına rağmen idarece eksik inceleme yapılması nedeniyle tescilinin yapılmadığını belirterek sigortalılık başlangıcının tevkifat listesi esas alınarak belirlenmesini talep etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, yapılan incelemede tevkifat kesintisinin tarafına ait olduğu tespit edilemediğinden başvuranın tescil talebinin reddedildiği ifade edilmiştir.

12. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvuranın tevkifat listesindeki kişi olmadığına yönelik tespitin yeterli ve sağlıklı bir incelemeye dayanıp dayanmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

13. Prim tevkifat uygulaması 2926 sayılı Kanunun mülga 36 ncı maddesinde Kurumun prim alacaklarının

Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği düzenlenmesine dayanarak yürütülmektedir. Bu çerçevede, ilk olarak 03/04/1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı ile Kurumun prim alacaklarının ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebileceğine karar verilmiş ve 01/04/1994 tarihinden itibaren ürün bedelleri üzerinden % 1 oranında prim tevkifatı yapılması suretiyle uygulama başlamıştır.

13.1. Tevkifat uygulamasına ilişkin usul ve esaslar yıllar içerisinde birden fazla tebliğ ile düzenlenmiştir.

İlk olarak 26/03/1994 tarihli ve 21886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığınca çıkarılan “2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanunu Uygulama Tebliği (Seri No: 4)” ile belirlenen söz konusu usul ve esaslar, son olarak 01/03/2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca çıkarılan

“Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti

Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ” ile yeniden belirlenmiş ve 4 Seri No’lu tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

13.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlük tarihi olan 1/10/2008 tarihinden önce yapılan tevkifata istinaden yapılacak tescil işlemleri ise Tarımsal Faaliyette

Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil

Edilmesine Dair Tebliğin 11 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, bu kapsamdaki çiftçilerin, tevkifat kesintisinin yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle Kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde, kesinti tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla, kesinti yapılan tarihi takip eden aybaşından itibaren 4 Seri No’lu 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kanunu Uygulama Tebliği uyarınca sigortalılıklarının başlatılmaktadır.

13.3. Başvuruya konu tevkifatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve

Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliğinin (Seri No: 4) Hukuki ve Cezai

Sorumluluk başlıklı (İ) bendinde, tevkifat yapmakla yükümlü olan gerçek ve tüzel kişilerin, Tebliğ’deki esaslar çerçevesinde tevkifat yapmamaları veya yaptıkları tevkifat tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak

Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde Kuruma karşı sorumlu oldukları, ayrıca, bunlar hakkında

Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi uyarınca cezalandırılmalarını teminen Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı belirlenmiştir. Gerek bu maddede gerekse tebliğin diğer maddelerinde, kendilerinden tevkifat yapılanların tevkifat belgelerinin düzenlenmesinde, Kuruma bildiriminde ya da tevkif edilen tutarın ödenmesinde yükümlülüğü ya da sorumluluğu bulunduğuna dair herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

14. Kendisinden tevkifat yapıldığı halde tevkifat listelerindeki kimlik bilgilerinin hatalı ya da eksik olması nedeniyle sigortalılık kaydı yapılmayan bir sigortalının açtığı dava üzerine verilen kararlarda tevkifat listesinde kayıt altına alınan kimlik bilgileriyle uyumlu bir başka kişinin bulunup bulunmadığının nüfus müdürlüğünden sorulması gerektiği, zabıta marifetiyle aynı köyde bu isimde farklı bir kişinin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, gerekirse tanık beyanlarına da başvurularak, şayet var ise, ürün tesliminin kim tarafından yapıldığı araştırılması gerektiği ve nihayet tevkifat belgesinin aidiyeti şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 07/07/2011 tarihli, E.2011/2652, K.2011/10395). Buna göre, tevkifatın ilgiliye ait olup olmadığına yönelik inceleme ve araştırmanın Yargıtay kararındaki ilkeler temel alınarak mümkün olan tüm veri, kayıt ve bilgiler elde edilip değerlendirildikten sonra şüphe bırakmayacak şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir.

15. Diğer yandan 5510 sayılı Kanun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin ne şekilde yapılacağının temel çerçevesi Kanunun 59’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Maddede denetim faaliyetinin Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, Kanun’un uygulanması bakımından

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haiz olduğu, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu düzenlenmektedir.

16. Somut olayda başvuranın 9/7/2020 tarihli dilekçesiyle 1994 yılında tarımsal faaliyette bulunduğunu, adına prim kesintisi yapıldığını ancak elinde makbuz ve liste bulunmadığını belirtip komisyoncu bilgilerini sunmak suretiyle sigortalılık başlangıcının buna göre belirlenmesi talebiyle SGK’ya başvurduğu, komisyoncuya ait tevkifat listelerinde baba adı ve doğum tarihi bilgilerine yer verilmediğinden durumunun incelenmek üzere 3/9/2020 tarihinde denetime sevk edildiği, 16.1. 30/12/2020 tarihli ve 83 sayılı inceleme raporunda; makbuz asılları ve fotokopilerinin olmadığı, tevkifat listesinde baba adı ve doğum yeri bilgilerinin olmadığı, Mavikent’te başvuranla aynı isimde olup

2014 yılında vefat etmiş bir kişinin daha bulunduğu ve vefat etmiş olduğundan beyanına başvurulamadığı,

komisyoncu işyerinin kapanmış olması ve ifadeye davet edilmesine rağmen herhangi bir başvuruda bulunmaması nedeniyle komisyoncudan bilgi alınamadığı bilgilerine yer verilmek suretiyle diğer kişinin de herhangi bir sosyal sigorta koluna tabi çalışması ve emekliliği olmadığından tarımla uğraşıp komisyoncuya mal vermesinin çok olası bir durum olması nedeniyle başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezinin 8/1/2021 tarihli yazısı ile de talebinin reddedildiğinin başvurana bildirildiği, 16.2. Başvuranın 17/3/2021 tarihli dilekçesinde denetim raporuna ve tescilinin yapılmamasına itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde; inceleme sürecinde komisyoncu, mahalle muhtarı ve kendisiyle görüşülmediğini ve ifadelerinin alınmadığını belirttiği, komisyoncunun ve mahalle muhtarın telefon numaralarını idareye

sunduğu, aynı komisyoncuya 1996 yılı Ocak, 1995 yılı Ocak ve Nisan, 1994 yılı Haziran aylarında verdiği ürünlere dair evrakın fotokopilerini sunduğu, yine belgeleri olmamasına rağmen aynı komisyoncuya 1994 yılı Nisan ve Mayıs, 1995 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarında yani 2001 yılına kadar her Ocak-Mayıs döneminde ürün verdiğini, 40 yıldır aynı yerde yaşayıp çiftçilik yaptığını, kendisiyle aynı adı taşıyan kişinin dedesi olduğunu ve yaşı nedeniyle kesintiden muaf olduğunu belirttiği, 16.3. Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 31/3/2021 tarihli Olur’u ile başvuranın itiraza konu dilekçesindeki hususların önceden düzenlenmiş raporda fazlasıyla karşılandığı ve değerlendirildiği gerekçesiyle yeni bir inceleme yapmaya değer husus bulunmadığının ifade edildiği, Kumluca Sosyal

Güvenlik Merkezinin 21/4/2021 tarihli yazısı ile de talebinin reddedildiğinin başvurana bildirildiği, Görülmüştür.

17. Kurumumuzca yapılan incelemede başvuruya konu raporda;  Makbuz asılları ve fotokopilerinin olmadığı,  Tevkifat listesinde baba adı ve doğum yeri bilgilerinin olmadığı,  Mavikent’te başvuranla aynı isimde olup 2014 yılında vefat etmiş bir kişinin daha bulunduğu ve vefat etmiş olduğundan beyanına başvurulamadığı,  Komisyoncu işyerinin kapanmış olması ve ifadeye davet edilmesine rağmen herhangi bir başvuruda bulunmaması nedeniyle komisyoncudan bilgi alınamadığı, bilgilerine dayanılarak diğer kişinin de herhangi bir sosyal sigorta koluna tabi çalışması ve emekliliği olmadığından tarımla uğraşıp komisyoncuya mal vermesinin çok olası bir durum olması nedeniyle başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Anılan tarihte Mavikent’te yalnızca 2 bulunduğu göz önüne alındığında bu ifadelerden inceleme sonucunda tevkifat yapılan kişinin başvuran değil de adlı diğer kişi olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle başvuranın talebinin reddedildiği sonucuna varılmaktadır.

18. Diğer yandan başvuranın inceleme raporuna itiraz ettiği dilekçesinde;  İnceleme sürecinde komisyoncu, mahalle muhtarı ve kendisiyle görüşülmediğini ve ifadelerinin alınmadığını belirttiği,  Yukarıdaki minvalde komisyoncunun ve mahalle muhtarın telefon numaralarını idareye sunduğu,  Aynı komisyoncuya 1996 yılı Ocak, 1995 yılı Ocak ve Nisan, 1994 yılı Haziran aylarında verdiği ürünlere dair evrakın fotokopilerini sunduğu,  Yine belgeleri olmamasına rağmen aynı komisyoncuya 1994 yılı Nisan ve Mayıs, 1995 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarında yani 2001 yılına kadar her Ocak-Mayıs döneminde ürün verdiğini ifade ettiği,  40 yıldır aynı yerde yaşayıp çiftçilik yaptığını, kendisiyle aynı adı taşıyan kişinin dedesi olduğunu ve yaşı nedeniyle kesintiden muaf olduğunu ifade ettiği, görülmektedir. Mevcut inceleme raporundaki tespitler ve değerlendirmeler ile karşılaştırıldığında başvuranın itirazlarının soyut olmadıkları, her bir itirazın mevcut raporda değerlendirmeye konu edilmeyen hususlara yöneldiği, iddia ve taleplere yönelik olarak meselenin çözümüne katkısı olacak nitelikte bilgi ve belgelerin idarenin bilgisine sunulduğu anlaşılmaktadır. Ancak idarece başvuranın itiraza konu dilekçesindeki hususların önceden düzenlenmiş raporda fazlasıyla karşılandığı ve değerlendirildiği

gerekçesiyle yeni bir incelemeye gidilmediği görülmektedir. Oysa mevcut inceleme raporundaki tespitler ve değerlendirmeler ile karşılaştırıldığında başvuranın itirazlarından; komisyoncu, mahalle muhtarı ve kendisiyle görüşülmediği (itiraz aşamasında telefon numaralarını sunmasına rağmen), aynı komisyoncuya başka zamanlarda da ürün sattığına dair kayıtlar bulunduğu, kendisiyle aynı adlı şahsın dedesi olup anılan tarihte tevkifattan muaf olduğu iddialarının hiç birinin dikkate alınıp inceleme ve değerlendirmeye konu edilmediği görülmektedir. Bu durumda başvuranın itiraz dilekçesine konu ettiği iddialarının fazlasıyla karşılandığı ve değerlendirildiği söylenemeyeceği gibi, mevcut iddiaların cevaplanmamış olması karşısında başvuran hakkındaki mevcut inceleme raporunda ulaşılan kanaatin de yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

19. Sosyal güvenlik denetmenlerinin görevleri sırasında tespit ettikleri olay ve işlemleri yemin hariç her türlü delile dayandırabileceği, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haiz olduğu, işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri, tasfiye ve iflas idaresinin memurları ve işle ilgili gerçek ve tüzel kişilerin denetmenlere bilgi vermek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlü kılındıkları, ayrıca tüm kamu görevlerinin de gerekli kolaylığı göstermekle yükümlü kılındıklarını düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesinden sosyal güvenlik denetmenlerinin inceleme ve araştırma açısından çok geniş imkânlara sahip olduğu açıktır.

20. Öte yandan sigortalılığının tespitinde ilgili kişilerin ifadesinin alınması, kayıt ve belgelerin incelenmesi, gerekirse kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi ve belge temin edilmesi, hayatın olağan akışının dikkate alınması ve tüm bu hususların birlikte değerlendirilerek yeterli gerekçeye dayanarak bir kanaate varılması esastır. Bunun yanında inceleme sonucuna yapılan esaslı itirazların da ilgili birimce dikkate alınması ve ilgililerin temel savlarının cevaplanması iyi yönetimin olduğu kadar hukuka uygunluğun bir gereğidir.

21. Buna göre, yukarıda yer verilen açıklamalar ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; hakkındaki inceleme raporunun yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmadığı sonucuna ulaşılan başvuranın esaslı iddialar sunmak suretiyle inceleme raporuna yaptığı itirazın, sunduğu iddiaların fazlasıyla karşılandığı gerekçesiyle herhangi bir inceleme ve araştırmaya gidilmeksizin reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup bu ilkelerden “kanunlara uygunluk” ilkesi idarenin, yasaya uygun faaliyette bulunmasını, iç hukuk, uluslararası hukuk ile faaliyetlerini, örgütleniş ve işleyişini düzenleyen hukukun genel ilkelerine uymasını, yetkilerini ve işleyiş yöntemlerini düzenleyen kendi iç düzen kurallarına uygun davranmasını, takdir yetkisini kullandığında keyfi kararlar alamamasını, yetkilerini ancak yasa ve olguların izin verdiği biçimde ve yalnızca yetkinin verildiği amaca uygun olarak kullanmasını içermektedir. Nitekim gerçek bir kişinin hak ve menfaatlerini olumsuz şekilde etkileyebilecek her kararda, ilgili olaylar ve hukuki dayanağı işaret edilerek gerekçesinin belirtilmesi, yetkilinin yetersiz ya da belirsiz ya da bireysel gerekçe içermeyen kararlar almaktan kaçınması önem arz etmektedir. Bu itibarla yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmayan başvuruya konu denetim raporunun, başvuranın esaslı iddiaları

cevaplanmaksızın sigortalılık haklarından yararlanmasında sınırlamaya yol açtığı göz önüne alındığında idare tarafından başta hukuk devleti ilkesi olmak üzere “kanunlara uygunluk”, “kararların gerekçeli olması” ve “dürüstlük” ilkelerine uyulmadığı, anlaşılmış olup idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

23. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya İş

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

 Tevkifat kesinti listesindeki kişinin başvuran olup olmadığına yönelik inceleme, araştırma ve denetim faaliyetinin, başvuranın iddiaları ve sunduğu bilgi ve belgeler de dikkate ve değerlendirmeye alınmak suretiyle yenilenmesi,  İnceleme, araştırma ve denetim faaliyetinin sonucuna göre başvuranın tevkifat kesintisine istinaden sigortalılık talebinin yeniden değerlendirilmesi, hususlarında SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Celile Özlem TUNÇAK

Kamu Başdenetçisi V.