|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın eşi Viranşehir Devlet Hastanesi’nde baş ağrısı şikayetiyle tedavi edilmesine rağmen, geç müdahale sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep ettiği belirtilmiştir. İlgili idare, yapılan incelemelerde hastanın tedavisinde herhangi bir tıbbi ihmalin bulunmadığını, bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporları ile desteklemiştir.
Tıbbi kötü uygulama (malpraktis) kavramı, hekimlerin standart uygulamaları takip etmemesi veya yeterli özeni göstermemesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu olayda hekimlerin müdahalesinin tıbbi standartlara uygun olduğu ve hastanın durumu ile ilgili gerekli tedavi ve takiplerin yapıldığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, hastane ve sağlık personelinin uygulamalarında herhangi bir kusur tespit edilmediği vurgulanmıştır. Bu durum, sağlık hizmetlerinde tıbbi uygulamaların hukuka uygunluğunu ve hekimlerin sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 17191-17191 |sayi|94019529-101.07.05.99-E.94019529-101.07.05.99-E.
BAŞVURU NO : 2018/4962 2018/ 4962
KARAR TARİHİ : 15/10/2018 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sağlık Bakanlığı
Viranşehir Devlet Hastanesi
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuru, başvuranın eşinin yanlış tedavi sonucu hayatını kaybettiği iddiasıyla idarenin kusurunun tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 25/04/2018 25.4.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza başvuran adına Av. tarafından yapılan
başvuruda ; başvuranın müteveffa eşi ’ın 25/ 10/ 2016 tarihinde saat 16:30 da baş ağrısı şikayeti ile Viranşehir Devlet Hastanesine başvurduğunu, muayeneyi yapan acil hekimi tarafından hastanın herhangi bir sağlık problemi olmadığı öğrenildikten sonra tedaviye başlanılarak hastanın kanının alındığını, tomografi, röntgen filmlerinin çekildiğini, bu sırada hastanın kör oldum diyerek fenalaştığını, doktorlar tarafından serum takıldığını, iki saate yakın zaman geçtikten sonra hastanın sahte alkol komasına girdiği dolayısıyla durumunun ağır olduğu belirtilerek, aynı gün 21:20 de ambulans ile Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildiğini, yapılan tetkikler neticesinde hastanın alkol komasına değil şeker komasına girdiğinin tespit edilmesine rağmen geç müdahale edilmesi nedeni ile 28/ 10/ 2016 tarihinde vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmektedir .
1 / 8II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sağlık Bakanlığı’ndan 23/ 05/ 2018
tarih ve . sayılı yazımız ile şikayet konusuyla ilgili olarak inceleme başlatılıp başlatılmadığı, inceleme başlatılmış ise hangi aşamada olduğu ve bu zamana kadar yapılmış tüm iş ve işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler ile inceleme başlatılmamış ise gerekçesi talep edilmiş olup, yazımıza cevaben Şanlıurfa Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü’nün 05/ 07/ 2018 tarih ve sayılı yazısında özetle;
2.1) Başvuranın vekili tarafından Sağlık Bakanlığı’na yapılan 27/ 09/ 2017 tarihli başvuruya istinaden
iddiaları hakkında inceleme ve gerekiyorsa soruşturma yapılması istenildiği,
2.2) Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesi Başhekimliği’nce bir Acil Tıp Uzmanının muhakkik
olarak görevlendirildiği, muhakkik tarafından ilgililerin ifadelerine başvurulduğu ayrıca konuyla ilgili Dahiliye Uzmanı . ve Acil Tıp Uzmanı .’nin bilirkişi olarak görevlendirildiği, bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda “ Tarafımıza bilirkişi raporu düzenlenmek üzere iletilen dosya incelenmiş olup… hastanın… baş ağrısı ve görme bozukluğu şikayeti ile Viranşehir Devlet Hastanesi
Acil Servine giriş yaptığı ve görevli pratisyen hekim Dr. ile acil tıp uzmanı Dr.
tarafından değerlendirilip acil serviste hasta yakınları ile de istişare edilerek alınan anemnez (hikaye) doğrultusunda gerekli muayene, ön tanı, tetkik ve tedavi planın yapıldığı tespit edilmiştir… Bu arada hasta yakınlarından alman anemnezinde sürekli kullandığı bir ilacının olmadığı ve kronik alkol kullanımı dışında bir özelik olmadığı tespit edilmiştir . Bunun üzerine hastadan alınan kan tahlillerinde derin metabolik asidozu tespit edilmesi ve metil alkol zehirlenmesi nedeniyle… Dr. ile görüşülüp konsulte edildiği ve hastanın 10 dakika içinde dahiliye uzmanı tarafından değerlendirip gerekli tedavi önerileri yapıldığı (hastaya bikarbonat nfizyonu+yoğun mayi tedavisi) tespit edilmiştir . Hastanın… 3. basamak yoğun bakım için sevk ihtiyacı belirtildiği… bunun üzerine 112 tarafından… Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi acil servisine vakayı teslim ettikleri görülmüştür… Harran Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan kan tahlillerinde HgA 1c değeri 4,5 idrarda da keton negatif olarak tespit edildiğinden iddia edildiği gibi hastanın diyabetik ketoasidoz(şeker koması) tablosunda olmadığı açıktır… Hastanın Viranşehir
Devlet Hastanesi Acil Servisi girişinden itibaren Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde vefat edene kadar yapılan işlemler dosyada görülmüş olup sunulan sağlık hizmetlerinde tıbbi açıdan herhangi bir ihmal tespit edilememiştir .” kanaati belirtildiği, yapılan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve belgeler ile ifadeler göz önüne alınarak hazırlanan 16/ 11/ 2017 tarihli inceleme raporunda, hastanın Harran Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan HbA1c değerinin düşük olması ketoasidoz (şeker koması) tanısını zayıflattığı, hastanın Viranşehir Devlet Hastanesine başvuruşundan itibaren yapılan tetkikleri, takip ve tedavisinde kusur kasıt veya ihmal olmadığı düşüncesine varıldığı, dolayısıyla ilgili hekimler hakkında suç unsuru teşkil edecek somut bir delil elde edilmediğinden 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesi gereğince disiplin, idari ve adli yönden herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir .
3) Başvuru konusuna ilişkin Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı ’ ndan 26/ 06/ 2018 tarih ve
sayılı yazımız ile ‘ın ölümü ile ilgili olarak ölüm nedenini gösteren Adli
Tıp Kurumu raporu ve yürütülmüş/yürütülmekte olan soruşturma bulunup bulunmadığı sorulmuş olup yazımıza cevaben Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı ’ nın 16/ 07/ 2018 tarihli yazısında
2 / 8özetle; soruşturma nolu dosya kapsamında; maktulün eşi ve çocuğunun ifadelerinde
özetle maktulün 25 senedir alkol kullandığı, alkol bağımlısı olduğu, olaydan dolayı kimseden şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri, maktulün Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ölü muayene işleminden sonra kesin ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlandığı, Adli Tıp
Kurumu l . Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan uzmanlık raporu uyarıca maktulün travmatik bir tesirle öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı, gerçekleşen ölümün otopside etkeni tespit edilemeyen toksik madde (alkol?) alımına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit olunduğu, sonuç olarak olayda maktul dışında üzerine kusur atfedilebilecek şahıs ya da şahıslar olmadığı, ayrıca TCK ve diğer Özel Kanunlar nazarında tipikliği gerçekleşen herhangi bir suç da olmadığı anlaşıldığından Karar nolu Kavuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının ;
4.1) “ Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’inci maddesi ; “ Herkes,
yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir .
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…”
4.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi ;
“ …Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler… ”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci
maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”
6) 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun :
6.1) 69’uncu maddesi ; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve
sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler .
6.2) 70’inci maddesi : “ Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın,
hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar . Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır . (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir .)”
6.3) Ek 12’nci maddesinin birinci fıkrası; “(Ek : 21/ 1/ 2010- 5947/ 8 md.) Kamu sağlık kurum ve
kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır . Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi
3 / 8bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir . “
7) Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin :
7.1) 2’nci maddesi ; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve
şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir . Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir . “
7.2) 6’ncı maddesi ; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza
kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder . Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir . ”
7.3) 13’üncü maddesi ; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken
tedaviyi tatbik eder . Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez .”
8) 01/ 08/ 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları
Yönetmeliğinin ;
8.1) “Tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım” başlıklı 11 inci maddesinde, “Hasta,
modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir . Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz .”
8.2) “Tıbbi özen gösterilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinde, “Personel, hastanın durumunun
gerektirdiği tıbbi özeni gösterir . Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur .”
8.3) “Bilgilendirmenin Kapsamı” başlıklı 15 inci maddesinde, (Başlığı ile birlikte değişik :
RG- 8/ 5/ 2014- 28994) ,“Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verilir .”
8.4) “Müracaat, şikâyet ve dava hakkı” başlıklı 42 nci maddesinde, “Hastanın ve hasta ile ilgili
bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır .”,
9) 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği
Büyük Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının :
9.1) 8’inci maddesi : “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre
hareket eder . ”
4 / 89.2) 13’üncü maddesi : “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar
görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir . ”
9.3) 21’inci maddesi : “ Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilenme hakkı,
aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı, vb . hasta haklarına saygı göstermek zorundadır .”
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, bilirkişi raporu ve tüm
dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Şikayet başvurusunda başvuran özetle; 25/ 10/ 2016 tarihinde baş ağrısı şikayeti ile Viranşehir
Devlet Hastanesine başvurduğu, acil hekimi tarafından müdahale edildiği, iki saate yakın zaman geçtikten sonra hastanın sahte alkol komasına girdiği dolayısıyla durumunun ağır olduğu belirtilerek, aynı gün Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildiği, yapılan tetkikler neticesinde hastanın alkol komasına değil şeker komasına girdiğinin tespit edilmesine rağmen geç müdahale edilmesi nedeni ile 28/ 10/ 2016 tarihinde vefat ettiği iddialarında bulunarak, idarenin kusurunun tespiti ile maddi ve manevi tazminat talep etmektedir .
12) Şikayete konu iddiaların çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle malpraktis ve
komplikasyon kavramlarının açıklanması gerekmektedir;
12.1) 1219 sayılı Kanunda “ tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında is e
“hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis ; 1992 yılında yapılan 44. Dünya
Tabipler Birliğinin Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu
Marbella Bildirgesi’nin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “ zarardır ” şeklinde tanımlanmıştır . Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir .
12.2) Diğer taraftan komplikasyon ise tıbbi standartlara uygun müdahale yapılmasına ve her türlü
tedbir alınmasına rağmen meydana gelen olumsuzluk olarak tanımlanmaktadır . Tıbbın kabul ettiği normal riskler / komplikasyonlar zamanında fark edilmezse, fark edilmesine rağmen önlem alınmazsa, fark edilip önlem alınmasına rağmen yerleşmiş standart tıbbi tedavi ve müdahalede bulunulmazsa malpraktis söz konusu olur ve yine hekimin sorumluluğuna gidilebilir .
5 / 813) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/ 12/ 2014 tarih ve sayılı
kararında;
13.1) “ Doktor, doktorluk mesleğinin gerektirdiği yükümlülükler ile tıp biliminin geçerli kurallarına
uygun olarak müdahale yapmalı, tıbbın ilke ve prensiplerine aykırı teşhis ve tedavi yapmamalıdır .
Doktorun müdahalesi öncelikle endikasyon da denilen tıbbi bir gereklilik nedeniyle teşhis, tedavi ve hastalıktan korunma gibi sebeplerle yapılmalıdır . Bu zorunluluk Anayasamızın 17 nci maddesinde de vurgulanmıştır . Doktor tıptaki bilimsel gelişmeleri takip etmeli, tıbbi müdahaleyi bu güncel bilgiler doğrultusunda gerçekleştirmelidir . Belirtmek gerekir ki, doktorun standartlara ve bilimsel kurallara uygun olarak özenli bir şekilde müdahale yapıp yapmadığı belirlenirken yaptığı müdahale sonucunda hastanın şifa bulması değil, kurallara uygun müdahalede bulunup bulunmadığı göz önüne alınmalıdır …
13.2) Türk Tabipler Birliğinin kabul ettiği 01.02.1999 tarihli Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 13
üncü maddesinde “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpractice)” başlığı altında; “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” biçiminde tanımlanan tıbbi hata kavramı; Dünya Tabipler Birliğinin 44. Genel Kurulunun “Malpractice Bildirisi” olarak da bilinen sonuç bildirgesinde, tıbbi yanlış uygulamayla tıbbi bakım ve tedavi sırasında görülen hekimin hatasından kaynaklanmayan durumların birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanarak; “a) Tıbbi yanlış uygulama; doktorun tedavisi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesiyle oluşan zarar, b) Tıbbi uygulama sırasında öngörülemeyen bilgi ya da beceri noksanlığı sonucu oluşan ise; istenmeyen sonuçtur ve bunda hekimin sorumluluğu yoktur” şeklinde; Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ancak kanunlaşmamış bulunan “Tıbbi Hizmetlerin
Kötü Uygulanmasından Doğan Sorumluluk Kanunu Tasarısı”nın 3 üncü maddesinde ise; “Sağlık personelinin kasıt, kusur ve ihmaliyle standart uygulamayı yapmaması, bilgi ve beceri eksikliğiyle yanlış ya da eksik teşhiste bulunması ya da hastaya tedavi vermemesiyle oluşan ve zarar meydana getiren fiil ve durumlar” biçiminde tanımlanmıştır…
13.3) Doktorun, tıbbi müdahale sırasında; standart uygulamayı yapmaması, bilgi, beceri veya
deneyim eksikliğiyle yanlış ya da eksik teşhis veya tedavide bulunması, gerektiği ölçüde ilgi ve itina göstermemesi veya hastaya gereken tedaviyi vermemesi neticesinde tehlike ve zarar oluşturan eylemleri tıbbi hata olarak kabul edilecektir . Tedavi sonrası bakım ve kontrol yükümlülüklerine aykırılıkların da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir . Ön muayenenin eksik yapılması, hastanın anamnezinin (geçmiş bilgisi) ya hiç ya da gerektiği gibi alınmaması veya gerekli tetkiklerin yapılmaması teşhis aşamasında ; gereken tıbbi müdahalenin hiçbir şekilde yapılmaması, ameliyat sırasında hastanın vücudunda yabancı madde unutulması, yanlış tedavi yöntemi seçilmesi, yanlış ilaç verilmesi, hastanın veya müdahale edilecek uzvun karıştırılması, müdahalenin ölçüsüz bir şekilde yapılması, hijyen kurallarına dikkat edilmemesi veya hatalı ameliyat tarzının benimsenmesi de uygulamada tedavi aşamasında görülen tıbbi hata örneklerindendir… ” açıklamalarına yer verilmiştir .
14) Bir hekimin tıp ilkelerine aykırı davranmadığını söyleyebilmemiz için, tedavisini yaparken
gerekli dikkat ve özeni göstermesi, modern tıbbın ve teknolojinin gereklerine uygun olarak
6 / 8teşhisini koyması gerekir . Buna rağmen hasta şifa bulamazsa dahi hekimin tıp ilkelerine aykırı
davrandığı söylenemez . Yukarıdaki paragrafta da belirtildiği üzere, tıbbi kötü uygulama, sağlık personelinin kasıt, kusur, ihmali ya da bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan ve sonucunda hizmet alan kişinin zarar görmesine neden olan bir durumdur . Dolayısıyla sağlık personelinin tıbbi müdahalesi ile ortaya çıkan zarar arasında bir illiyet bağı olması gerekmektedir .
15) Somut olay açısından bakıldığında, başvuran ’ın vekili tarafından yapılan
başvuru üzerine Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğünce yapılan inceleme çerçevesinde, hasta
’ın Viranşehir Devlet Hastanesi acil servisinde tedavi gördüğü süre içerisinde hastanın tıbbi açıdan tedavisinde ihmalin olup olmadığı hususunda bilirkişi görüşüne başvurulduğu, bilirkişi raporunda, hastanın Viranşehir Devlet Hastanesi acil servisi girişinden itibaren Harran
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde vefat edene kadar yapılan işlemlerde ve sunulan sağlık hizmetlerinde tıbbi açıdan herhangi bir ihmal tespit edilmediği kanaatine yer verildiği görülmüştür . Bunun yanı sıra Hastanede görevli kolluk görevlisi tarafından polis merkez amirliğine şahsın aşırı alkol zehirlenmesine maruz kaldığı bildirmesi üzerine Viranşehir Cumhuriyet
Başsavcılığınca soruşturmaya başlanılmış olup, soruşturma kapsamında kesin ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan uzmanlık raporu uyarınca ölümün otopside etkeni tespit edilmeyen toksit madde (alkol) alımına bağlı gerçekleşen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, netice itibari ile
Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır .
16) Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri, bilirkişi ve Adli Tıp
Kurumu raporları ile tüm dosya kapsamı çerçevesinde; ’a Viranşehir Devlet
Hastanesi acil servisinde uygulanan müdahalede malprakstis (tıbbi kötü uygulama / hekimliğin kötü uygulaması) olduğuna dair bir kanaatin oluşmadığı ve tazminat talepli başvurunun yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
7 / 8VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞI’NA VE VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ
BAŞHEKİMLİĞİ’NE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi