|
ÖZET: Başvuran, ticari alım-satımdan kaynaklanan alacaklarının idare tarafından ödenmesini talep etmektedir. Mersin Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliği, ilgili icra takibi ve ödeme süreçleri hakkında bilgi vermiştir. 2018 yılına ait 3.945.652,80 TL tutarındaki alacak için icra takibi başlatılmış, ancak idarenin ödemeleri gerçekleştiremediği belirtilmiştir. İtirazlar ve yeni ödeme emirleri üzerine, ödemelerin yapılmasında öncelik sıralaması belirlenmiştir. Bu çerçevede, döner sermaye işletmelerinin bütçeleri doğrultusunda ödemelerin gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, devlet mallarının haczedilemeyeceği ve borçların ödenmesinin kamu yararına olduğu ifade edilmiştir. İdarenin, alacaklıya yapılacak ödemeleri zamanında gerçekleştirmemesi, hukukun temel ilkeleri olan belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, Mersin Üniversitesi Rektörlüğü’ne, başvuran şirkete alacaklarının mümkün olan en kısa sürede ödenmesi için tavsiyede bulunulmuştur. Sonuç olarak, başvuru kabul edilerek, alacakların ödenmesi için gerekli adımların atılması gerektiği belirtilmiştir. İdarenin bu karara uygun hareket etmesi için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerekmektedir. |
1.2. Ayrıntılarına dilekçesinde yer verdiği gerekçelere istinaden, ticari alım-satımdan doğan alacağın idare tarafından ödenmesi talebinde bulunmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına istinaden Mersin Üniversitesi Rektörlüğü
Hukuk Müşavirliği’nden alınan bila tarihli ve sayılı cevabi yazıda; “ İlgi yazınız ekinde gönderilen şikayetçi tarafından 2018 yılı faturalarına ilişkin 3.945.652,80 TL alacağın (yasal kesintilerden sonra 3.876.384,72 TL) ödenmesi için Adana 12. İcra Müdürlüğünün sayılı dosyası ile üniversitemiz aleyhine icra takibi başlatılmıştır. 26.6.2019 tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine, 702.930,12 TL takip öncesi faize ve %19,5 faiz oranına itirazda bulunulmuştur. Bunun üzerine Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün sayılı dosyası üzerinden yeniden ödeme emri gönderilmiştir.
2.1. Şikayetçi dilekçesinde kurumumuzun, İcra ve İflas Kanunu’nun 82/1. maddesinde düzenlenen haczedilemezlik hakkında dayanarak borçlarımızı ödemediği, yetkisini kötüye kullandığı iddia edilmiş ise de bunun kabulü mümkün değildir. Zira; 01/05/2007 tarihli ve
26509 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe
Yönetmeliğinin “Ödemelerin yapılmasında öncelik” başlıklı 22 nci maddesinde; ” …” hükmü düzenlenmiştir.
2.2. Nakit mevcudu tüm ödemeleri karşılayamayan Döner Sermaye Saymanlıklarındaki ödemelerde, hizmetlerin aksatılmadan yürütülmesi ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce yayınlanan 18.02.2009 tarih ve
2227 sayılı genel yazıda da;
” …. Bilindiği üzere, 01/05/2007 tarihli ve 26509 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Döner
Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Ödemelerin yapılmasında öncelik” başlıklı 22 nci maddesinde; işletmelerin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması hâlinde giderlerin, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği, ancak, bu ödemelerin yapılmasında sırasıyla; Öncelik verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümler dikkate alındığında; nakit mevcudu tüm ödemeleri karşılayamayan döner sermaye saymanlıklarında, 1 Mart 2009 tarihinden itibaren ödemeler aşağıda belirtilen esaslara göre gerçekleştirilecek, hak sahiplerinin mağdur olmaması için gerekli tedbirler alınacaktır.
1- Yönetmeliğin 22 nci maddesinde yer alan; a) Katkı payları hariç olmak üzere özlük haklarına ilişkin ödemelere, b) Kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, c) Yönetmeliğin ( c ) bendi esası uyarınca çeşidine bakılmaksızın 3.000.TL’nın altındaki giderlere ilişkin ödemelere, ç) İhalesi yapılan temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, güvenlik, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmet alımları gibi yoğun emek gerektiren, düzenli ve kesintisiz yürütülmesi gereken hizmetlere ilişkin ödemelere, d) Mevzuatları gereği döner sermaye gelirlerinden; personele yapılacak ek ödeme, katkı payı gibi ödemelere, Öncelik verilecek ve bunların ödenmesinde sıkıntı yaşanmaması için belirli bir nakit ayrılacaktır.” denilmiştir.
2.3. Ülkemizdeki bir çok üniversite hastaneleri gibi üniversitemiz hastanesi de gelirleri giderlerini karşılayamayan işletmeler konumunda olup; ödemeler yukarıda belirttiğimiz düzenlemelere göre yapılmaktadır.
2.4. Diğer yandan, 7244 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa eklenen Ek 45. maddede düzenlenen;
” Devlete ait üniversitelerin tıp fakülteleri ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitülerin döner sermaye işletmesi birimlerinden, borç karşılama yüzdeleri Hazine ve Maliye
Bakanlığınca tespit edilecek oranın altında kalanlara Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden kaynak aktarılabilir… ” hükmü kapsamında Maliye Bakanlığı tarafından, 2020 Temmuz ayında üniversitelerin 2016 yılı fatura borçları ödenmiştir. Ayrıca 2020 yılı Ağustos ayına kadar olan fatura borçlarımızın bilgisi de istenmiştir. Resmi olmamakla birlikte bu borçların da ödenebileceği düşünülmektedir.
2.5. Şikayetçi ile idaremiz arasında başvuru konusu ile ilgili olarak herhangi bir yazışma yapılmamıştır. Yargıya taşınmış bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
2.6. 08.10.2020 tarihinde icra dosyasına 52.757,08 TL tutarında fatura ödemesi yapılmış olup; yukarıda açıkladığımız gerekçelerle diğer ödemelerin ne zaman ve ne miktarda olacağı konusunda bir süreç öngörülememektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”
4. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 nci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
7. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun “Haczi caiz olmıyan mallar ve haklar” başlıklı 82 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1-Devlet Malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,”
8. Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Ödemelerin yapılmasında öncelik” başlıklı 22 nci maddesinde;
” (l) İşletmelerin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması hâlinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, bu ödemelerin yapılmasında sırasıyla; a) Katkı payları hariç olmak üzere özlük haklarına ilişkin ödemelere, b) Kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, c) Çeşidine bakılmaksızın Bakanlıkça belirlenen tutarın altındaki giderlere ilişkin ödemelere, ç) İhalesi yapılan temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, güvenlik, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmet alımları gibi yoğun emek gerektiren, düzenli ve kesintisiz yürütülmesi gereken hizmetlere ilişkin ödemelere, d) Mevzuatları gereği döner sermaye gelirlerinden; personele yapılacak ek ödeme, katkı payı gibi ödemelere, öncelik verilir.” hüküm ve açıklamalara yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Uyuşmazlık konusu, ile Mersin
Üniversitesi Rektörlüğü arasındaki doğrudan alım ve/ve ya ihale yolu ile ticari alım-satım ilişkisi sonucunda, ticari satımlara yönelik düzenlenen faturaların vade tarihi gelmesine rağmen ödemenin gerçekleşmemesi üzerine Mersin 3. İcra Dairesi Esas no.lu dosya ile borçlu idare aleyhine icra takibi başlatıldığı, icra dairesi aracılığıyla 07/08/2020 tarihinde bakiye borç muhtırası gönderilerek ödeme yapılmasının talep edildiği ancak, borçlu idarenin herhangi bir cevap vermediği iddia ve ifade edilerek, ticari alım-satımdan doğan alacağın idare tarafından adı geçen şirkete ödenmesi talebi hakkındadır.
11. Anayasa Mahkemesi’nin 21.10.1992 tarihli E.1992/13 K.1992/50 sayılı kararında; “
Devlet mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin kural Devletin borçlarını kendiliğinden ödeyeceği ve bunun hukuk devletinin gereği olduğu esasına dayanır. Devlet mallarının haczi, bu malların kullanma biçimini değiştireceğinden, devletin malvarlığında ve mali hukukta sürekliliğe engel olarak, kamu yararına zarar verir. Uyuşmazlık konusu olayda, borcun hiç ödenmemesinden değil, bütçe olanaklarına göre, yılını aştığı için gecikerek ödemenin sağlanacağından söz edilmektedir. Devletin etkinliklerinde kamu hizmeti ve dolayısıyla kamu yararı önde geldiğine göre, bir alacaklının kişisel çıkarı için devlet mallarının haczi, diğer değişle özel yararın kamu yararına yeğlenmesi (tercih edilmesi) söz konusu olamaz. Öte yandan, yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik, mutlak anlamda eşitlik olmayıp, haklı nedenlerin varlığı durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir. Durum ve konumdaki farklılık, hukuksal özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar ve kuruluşlar için değişik kurallar ve uygulamaları gerekli kılar. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayandırılarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Anayasanın amaçladığı eşitlik eylemi değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara bağlı tutulması, Anayasa ‘nın öngördüğü eşitlik ilkesine uygun düşer’ gerekçeleriyle 2004 sayılı İcra İflas Yasası’nın 538 sayılı Yasa ile değişik 82. maddesinin 1.
bendinde yer alan ‘Devlet malları’ sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.” şeklinde kararlar verilmiştir.
12. Diğer taraftan yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi’nin 21.10.1992 tarihli
E.1992/13 K.1992/50 sayılı kararında mezkur yasal düzenlemenin gerekçesi, konuyla ilgili görüşler ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun yaklaşımına yer verilmiş olup (özetle); “Yasa’nın 82. maddesinin 1. bendindeki Devlet mallarının haczedilemiyeceğine ilişkin hükmün gerekçesi aynen; “…. Devletin ödemeye mecbur olduğu bir borç için bütçede tahsisat bulunmadığı veya Devlet borçları için Muhasebei Umumiye
Kanunu’unda mevcut usul ve salahiyetlerle borcun ödenmesine imkan olmayan ahvalde
Maliye Bakanlığı’nın gelecek sene bütçesine bu borçlar için tahsisat konulması mecburiyetinin kanuna bir hüküm olarak dercini teklif etmiş ise de, hükümetin bu mecburiyeti esasen mevcut olup, aksi halde alakadar dairelerin mesuliyetini araştırmak mümkündür.
12.1. Haczi caiz olmayan mallar, bu mevzuda umumi kanun addedilmesi icap eden İcra
Kanunu’nda tayin ve tesbit edilmiş olmakla beraber diğer kanunların da kendi bünyelerinin icabı olan bazı istisnaları ihtiva edebileceklerine nazaran birinci bend; Devlet mallarıyla mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen şeklinde tanzim edilmiştir.” (TBMM
Adalet Komisyonu 1/28 – 1/279 sayılı Tutanak M.).
12.2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda İcra ve İflas Yasası’nın görüşmelerinde
“…. esasen Devletin güven ve haysiyet sahibi ve borçlarını ödeme yeteneği ve kudretini taşıyan müessese olması sebebiyle uygulanması imkanı olmayan cebir ve tazyike tabi olmadan borcunu yerine getireceği, …… devlet mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin hükmün, kamu düzeni düşüncesine dayandığı ….” belirtilmiştir.
12.3. İcra ve İflas Yasası’ndaki “Devlet mallarının haczedilmezliğine” ilişkin hükmün konuluş nedeni, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 15.1.1947 günlü, Esas: 1946/14, Karar: 1947/5 sayılı kararı ile “… İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinde Devlet mallarının haczedilemiyeceğine dair konulmuş olan hüküm, kamu hizmetlerinin düzenli ve arasız bir tarzda yürütülmesini sağlamak maksadını güder … Devletin kendisine ait borcu ödemesi lüzumu, Devlet kamu kişiliğinin itibar ve haysiyeti icabından bulunmakla Devletten alacaklı bulunan kişilerin kovuşturma yollarına başvurmalarına lüzum ve ihtiyaç bulunmayacağı aşikardır. Kaldı ki; kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış olan malların hacze konu olabileceklerini düşünmek, Devletin yerine getirmekle görevli bulunduğu hizmetlerin ifa vasıtalarını ortadan kaldırmak gibi arzu edilmeyen bir netice doğurur.” hüküm ve açıklamalarına yer verilmiştir.
13. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına karşı bazı üyeler tarafından yazılan karşı oy yazılarında özetle; “
13.1. Karara muhalif kalan Güven Dinçer ve Servet Tüzün ise yazmış oldukları karşı oy yazısında, özetle, kamu hizmetinin görülmesinin devletin kamu mallarına türlü hukuki rejimler içinde sahip olmasını gerektirdiğini; kamu mallarının tabi tutulduğu değişik hukuki rejimlerin, onların korunması, temadisi ve yönetimi için değişik düzenlemeler gerektirdiğini; dava konusu kuralın, kamu mallarının yapısı, ait olduğu kamu idaresi ve korunması yönünden hiçbir ayırım getirmeden tekdüze olarak bu konuyu düzenlediğini ve kamu hizmetinin çeşitliliği ve gereksinimleri yönünden hukuka uygun ve adil bir uygulama yolunu kapadığını ve adeta kamu gücünü kullananları hukuk dışına ittiğini; devletin çeşitli yapıdaki kuruluşlarına ait olan ve onların hüküm ve tasarrufunda bulunan ve özel mülk niteliğindeki kamu mallarının özel kişilere ait olan özel mülkten farkı olmadığını, bu yüzden de bunların genel hükümlere tâbi tutulmaları gerektiğini; bu nedenlerle dava konusu kuralın Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35.
maddesine aykırılık teşkil ettiğinden iptalinin gerektiğini,
13.2. Karara muhalif kalan üyelerden Mustafa Gönül ise yazmış olduğu karşı oy yazısında, özetle, devletin borcunu kendi isteğiyle ödeyeceği inancının, genelde kuramsal bir iyimserlikten öteye geçmediğini; devlete karşı beslenen güven ve saygıyı aşındırdığını, yargı kararlarıyla kesinleşmiş olan bireyin alacağı karşısındaki “devlet malları” ayrıcalığına dayanan
“haczedilmezlik” engelini kaldıracak ya da yumuşatacak yeni yasal düzenlemeler yapılmasının zorunlu olduğunu, bu düzenlemenin, “devlet malları’ kavramına getirilecek ve madde metnine yansıyacak “Devletin kamu malları”, “Devletin özel malları” biçiminde çözümleyici bir ayırımla olabileceğini, bu alanda öğretinin açıklamalarının göz önünde bulundurulması gerektiğini, İİK m. 82, I/1’de geçen “Devlet malları” kavramının “Devletin kamu malları” biçiminde değiştirilmesi gerektiğini; böylece devletin özel mallarının “haczedilebilir” bir statüye alınması gerektiğini, ayrıca, yargısal bir kararla bir alacağın doğduğu günden itibaren, o güne değin herhangi bir kamu hizmetinin ögesi olmamış devletin özel malının, kasıtlı olarak bir kamu hizmetine özgülenmesinin, bu düzenlemede yer alacak bir kuralla geçerli sayılmaması gerektiğini ”ifade etmişlerdir. [Dr. Cenk AKİL, “Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin Bir Kararı Vesilesiyle Devlet Mallarının Haczedilmezliği Kuralı Üzerine
Düşünceler” (Ankara Barosu Dergisi, Sayı 2, (Sayfa 97-119), 2012]
14. Devlet malları kavramı, Devlet mallarının neler olduğu ve Devlet mallarının haczedilmemesi kuralı hakkında yukarıda yer verilen yüksek mahkeme kararlarında kapsamlı ve ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu yüksek mahkeme kararlarında, “’Devlet mallarının haczedilemeyeceği” nin kural olarak kabul edildiği görülmektedir.
15. Belediye’den alacağını tahsis edemeyen başvuran tarafından, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ile öngörüldüğü şekli ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia edilerek AİHM nezdinde açılan 26664/no.lu Uygurer İnşaat San. Tic. Ltd. Şti./Türkiye davasında verilen 06/10/2009 tarihli kararda; “ AİHM, içtihadından doğan ilke uyarınca, ileri sürülebilirliği yeterince ortaya konulduğunda bir alacağın, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca
“mülk” olarak değerlendirilebileceğini hatırlatmaktadır (bkz, Stran ve Stratis Andreadis Yunan
Rafineleri — Yunanistan, 9 Aralık 1994 ve Bourdov — Rusya, başvuru no: 59498/00). işbu davada bu durum söz konusudur. Bilahare AİHM, özellikle bazı devletlerde paranın değer kaybetmesi göz önüne alındığında, Yüksek Sözleşmeci tarafın borcunu çok uzun sürede gecikmeli olarak ödemesinin, ileri sürülebilir bir alacağı bulunan kişinin maddi kaybının artmasına neden olduğunu ve söz konusu kişiyi belirsiz bir durumda bıraktığını belirtmektedir (bkz Akkuş – Türkiye, 9 Temmuz 1997). AİHM, mevcut davada, Körfez İcra Müdürlüğü’nün başvuranın alacağı olduğunu kabul ettiğini ve Belediye hakkında 18.985.000.000 TL tutarında ödeme emri çıkardığını gözlemlemektedir. Cebri icra işlemi başlatılmasına rağmen, ilgili ulusal düzenleme dikkate alındığında, başvuran, söz konusu alacağını elde edememiştir. Bununla birlikte, sunulan bilgiler göz önüne alındığında, söz konusu ödeme halen yapılmamıştır. Bu itibarla, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmak uygun olacaktır (benzer dava bkz, Kanioğlu ve diğerleri — Türkiye, başvuru numaraları: 44766/98, 44771/98 ve 44772/98, 11 Ekim 2005).” şeklinde hüküm kurulmuştur.
16. Anayasa Mahkemesinin 15/11/2015 tarihli ve E.2015/70, K.2017/153 sayılı kararında; “Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere hukuk devletinin temel ilkelerinden biri ‘belirlilik’tir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına imkân tanımaması gerekir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin, kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
17. Dolayısıyla, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri ‘belirlilik ilkesi’dir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına imkân tanımaması gerekmektedir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi
26.12.2013 tarih ve E.2013/67, K.2013/164). Somut olayda, ilgili idare tarafından
“öngörülebilirlik” ve “belirlilik” gibi ilkeler de göz önünde bulundurularak, ödeme tarihinin belirlenmesi ve bu doğrultuda ödemenin en kısa sürede yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
18. Kurumumuza, “Ticari alım-satımdan doğan alacağın idare tarafından ödenmesi talebi” ile ilgili benzer nitelikte başvurular olmuştur. Bu başvurulardan 05/08/2019 tarih ve 2019/3829 şikayet numaralı, 25/06/2020 tarih ve 2020/759 şikayet numaralı, 24/06/2020 tarih ve 2020/181 şikayet numaralı başvurular hakkında verilen emsal Tavsiye
Kararlarında da görüleceği üzere; “… İdarenin vadesi gelmiş olan borcunu ödememesinin hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği…” değerlendirmesi yapılmıştır.
19. Şikâyetçinin iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargı kararları ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçi vekili tarafından Mersin 3. İcra Dairesi Esas no’lu dosya kapsamında yürütülen icra takibine bağlı alacağın başvuran şirkete mümkün olan en kısa sürede ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde gönderildiği tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Mersin
İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuran vekili tarafından Mersin 3. İcra Dairesi Esas no’lu dosya kapsamında yürütülen icra takibine bağlı alacağın başvuran şirkete mümkün olan en kısa sürede ödenmesi için MERSİN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın Başvuran Vekiline ve Mersin Üniversitesi Rektörlüğü’ne tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Mersin Üniversitesi
Rektörlüğü’nce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi