|
ÖZET: Başvuru, TİGEM Ceylanpınar İşletme Müdürlüğü’nün çevre köylerdeki küçükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik uygulamalarına dair şikayetleri içermektedir. Başvuranlar, TİGEM’in mera alanlarını kapatarak hayvanların otlatılmasına izin vermediğini, bu durumun hayvanların açlık ve bakımsızlıkla karşı karşıya kalmasına neden olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, TİGEM’in güvenlik güçleri aracılığıyla köylülerin hayvanlarını alıkoyduğunu ve bu uygulamaların çiftçilerin geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ifade etmişlerdir. Başvuru, 2021/924 numarasıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’na iletilmiş ve ilgili idarelerden bilgi talep edilmiştir.
Tarım ve Orman Bakanlığı, TİGEM’in tarımsal üretim ve hayvancılık alanındaki faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, ancak çevre köylülerin hayvanlarının TİGEM arazisinde otlatılmasının çeşitli sorunlara yol açtığını belirtmiştir. Bu bağlamda, TİGEM’in mülkiyet hakkını korumak amacıyla hayvanların otlatılmasına izin vermediği ve izinsiz olarak arazilere giren hayvanları alıkoyduğu ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabul edilmesine ve sorunun çözümü için ilgili bakanlıklara tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. Ancak, başvuranların zararlarının karşılanması talebi reddedilmiştir. Sonuç olarak, TİGEM’in uygulamaları ve çevre köylüler arasındaki sorunların çözümü için uzun vadeli bir yaklaşım gerektiği vurgulanmıştır. İlgili bakanlıkların, bu sorunları çözmek amacıyla ortak çalışmalar yapması gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/9852-S.21.15923
BAŞVURU NO : 2021/924
KARAR TARİHİ : 05/07/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranların, TİGEM Ceylanpınar İşletme Müdürlüğü’ne yönelik şikayetleri hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/01/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, “TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nün son dönemde aldığı bir kararla, çevre köylerde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan çiftçilerin, TİGEM arazilerini otlatma alanı, mera olarak kullanmasını yasakladığını, çevre köylerin TİGEM arazilerine açılan yollarını kapattığını, TİGEM
Ceylanpınar İşletmesi yönetiminin, Şanlıurfalı çiftçilerin bu kış mevsiminde taşlık, metruk arazilerde hayvanlarını otlatmalarına bile engel olduğunu, hayvanların otlatmaya elverişsiz alanlara çıkarılmasına dahi izin verilmediğini, TİGEM bünyesindeki özel güvenlikçiler ve jandarma aracılığıyla çevre köyler ve
TİGEM arazisinin ortasında kalan yerleşim yerlerinin abluka altına alındığını,
1.1. Açık havada otlamaya, dolaşmaya alışık olan 10 binlerce hayvanın, günledir kapalı alanlarda tutulduğunu, dışarı çıkarılan hayvanlara TİGEM arazisinde otladıkları gerekçesiyle el konulduğunu, TİGEM Ceylanpınar İşletmesi’nin Gümüşsu, Beyazkule, Gökçayır, Akperli ve Karataş birimlerine götürülen hayvanların, nezarethaneyi andıran alanlarda hapsedildiğini, hayvanlarını geri almak isteyen çiftçilerden bakım masrafı adı altında para talep edildiğini, hayvan başı istenen para miktarının ise neredeyse hayvanların ortalama değerine denk düştüğünü, parayı ödeyemeyen çiftçilerin hayvanlarının
TİGEM’in nezarethaneyi andıran alanlarında alıkonulmaya devam edildiğini, TİGEM Ceylanpınar İşletme yönetiminin çiftçileri cezalandırma amaçlı salıvermediği hayvanların, açlık ve susuzluktan, bakımsızlıktan telef olduğunu,
1.2. Hayvanlarını dışarı çıkaran köylülerin ve küçükbaş hayvanları otlatan çobanların, TİGEM
Ceylanpınar İşletmesi’ne bağlı özel güvenlikçiler ve jandarmanın baskısıyla, müdahalesiyle karşı karşıya
kaldıklarını, dışarıdaki her sürüden birkaç hayvanın, pikapların arkasına atılarak, alıkonulmak üzere kamuoyunda “TİGEM Ceylanpınar Hayvan Nezarethanesi” olarak adlandırılan işletme alanlarına götürüldüğünü, TİGEM Ceylanpınar İşletmesi’nin katı tutumu nedeniyle çevre köylerdeki vatandaşların ve
TİGEM arazisi ortasında kalan, resmi kayıtlarda Ceylanpınar Mahallesi’ne bağlı mezralardaki yurttaşların büyük bir mağduriyet yaşadıklarını, geçimlerini koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle sağlayan vatandaşların, hayvanlarına yedirecek yeteri kadar arpa, yem ve saman temin edemediklerini, arazide otlama yasağı nedeniyle 10 binlerce hayvanın telef olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, TİGEM
Ceylanpınar İşletmesi’nin getirdiği otlatma yasağının son bulmaması halinde bölgede hayvan yetiştiriciliğinin önemli oranda azalacağını devasa TİGEM arazilerine açılan yolların kapatılmasıyla yurttaşların yaya olarak dahi geçiş yapamayacaklarını, son günlerde artan baskının, çocukların psikolojisini de olumsuz etkilediğini,
1.3. TİGEM’in faaliyet konularının Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ana Statüsü’nün 5’inci Maddesinde düzenlendiğini, ayrıca TİGEM’in, faaliyetlerini sürdürürken 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na da uygun davranmakla yükümlü olduğunu, Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4/1-h maddesini
“Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır” hükmünü havi olduğunu, yine Yasaklar başlıklı 14’üncü maddesinin, “Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır: a)
Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce İşlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek…” hükmünü havi olduğunu, Yukarıda da bahsedildiği üzere TİGEM tarafından vatandaşların hayvanlarının metruk, taşlık alanlarda dahi otlatılmasına izin verilmemesinin, açık havada otlamaya alışık on binlerce hayvanın günlerdir kapalı bir ortamda kalmaya mecbur bırakılmasının, açık havaya çıkarılan hayvanlara TİGEM arazisinde otladıkları gerekçesiyle el konulmasının ve hayvanların açlık, susuzluk ve bakımsızlıktan telef olmasına neden olduğundan TİGEM tarafından hukuka aykırı olarak hareket edildiğinin görüldüğünü,
1.4. Anayasada düzenlenen sosyal devlet İlkesinin bir gereği olarak devlet tarafından, vatandaşların hayatlarını idame ettirebilmesi için gerekli hizmetlerin sağlanması, hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde sınırlama yapılmaması gerektiğini, ancak Şanlıurfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların hukuka ve hakkaniyete aykırı bir cezalandırma ve yaptırım işlemleri ile karşı karşıya kaldığını, faaliyet alanına girmeksizin yetki sınırlarını aşarak vatandaşa cezai işlemler uygulayan ve belli bir meblağ ödenmeden hayvanları teslim etmeyen TİGEM’in bu uygulamasının hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, İşbu durumun modern anayasal düzende kabul edilemez nitelikte olduğunu, dolayısıyla Şanlıurfa’da TİGEM tarafından hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde gerçekleştirilen eylemlerin, kişilerin Anayasadan doğan haklarını doğrudan ihlal ettiğini,
1.5. Hayvanlarını dışarı çıkaran köylüler ve çobanların, TİGEM Ceylanpınar İşletmesi’ne bağlı özel güvenlikçiler ve jandarmanın baskısı ile karşı karşıya kaldıklarını, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Jandarma
Genel Komutanlığı’nın mülki görevlerinin; emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak olduğunu, işbu şikâyete konu olayda kamu düzenini bozacak hiçbir durum olmamakla birlikte adli bir işlemi gerektirecek bir durumun da söz konusu olmadığını, dolayısıyla görev alanına girmemesine rağmen köylüleri bıktırıcı, cezalandırıcı bu uygulamanın Jandarma nezaretinde yapılmasının bir diretme ve zor kullanma niteliğinde olduğunu ifade ederek,
/
1.6. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve T.C. İçişleri Bakanlığı’nın eylemlerinin sebep olduğu zarara ilişkin yerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve bu eylemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde tavsiye niteliğinde karar alınmasını” kurumumuzdan talep etmiş olup,
1.7. Kurumumuza kimlik bilgilerinin gizli tutulması talebiyle 5 kişinin yaptığı 2021/1642 no’lu başvuru ile aynı talep yinelenmiş, netice itibariyle, şikâyetin aynı sebep ve konudan doğduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, 2021/1642 no’lu başvurunun numaralı şikâyet dosyasında BİRLEŞTİRİLMESİNE ve inceleme ve araştırmanın bu dosya üzerinden yürütülmesine Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 22’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca karar verilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan 26/01/2021 tarih ve ve İçişleri Bakanlığı’ndan 26/01/2021 tarih ve 2 sayılı yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün bila tarih ve sayılı cevabi yazısının ekinde yer alan yazıda;
2.1. “Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kurulmuş, faaliyetlerinde özerk, tüzel kişiliğe sahip ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir İktisadi Devlet
Teşekkülüdür. Kuruluş amacı, ülkemizde tarım ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyaç duyduğu her türlü mal ve hizmeti üretmek olarak, belirlenmiştir. TİGEM’in öncelikli faaliyet konusu Ana Statüsünde, ülkemizin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla ürettiği tohumluk, fidan, fide ve benzeri mallar ile yetiştirdiği damızlık hayvan ve spermaları yetiştiricilere intikal ettirmek olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda TİGEM, kurulduğu ilk yıllardan beri başta sertifikalı hububat tohumu olmak üzere, ülkemizin açığı bulunan çeşitlerdeki endüstri bitkileri tohumu, çayır, mera, yem bitkileri ve sebze tohumları ile fidan-fide üretiminde önemli hizmetler yapmaktadır. Halen ülkemiz sertifikalı hububat tohumu pazarının %33’lük payına sahiptir. Sertifikalı hububat tohumu üretimi yanında halen sürdürdüğü damızlık yetiştiriciliği ile ülkemiz büyük ve küçükbaş hayvancılığın gelişmesine önemli katkılar sunmaktadır. Ayrıca, dünya ve ülkemiz genelinde yaşanan COVID 19 salgını sürecinde tarım ve hayvancılık alanında gıda tedarik zincirinin önemi ortaya çıkmış ve başta TİGEM’in arazi varlığının yarısına sahip olan Ceylanpınar işletmesi olmak üzere, TİGEM arazilerinin ülkemiz gıda güvenliği ve girdi temini açısından değerinin ne denli önemli olduğu anlaşılmıştır.
2.2. TİGEM arazi varlığının %50’sine sahip ve ülkemizin en büyük tarım işletmesi olan Ceylanpınar
Tarım İşletmesi 1937 yılında kurulmuştur. Toplam 1.6 Milyon dekar arazi varlığına sahip olan İşletmede;
• Ülkemiz sertifikalı hububat tohumu üretiminin %20’si (98 Bin ton), sertifikalı yem bitkileri tohumu üretiminin %30’u (1.500 ton) karşılanmakta, • Bölge yetiştiricilerinin üstün vasıflı damızlık taleplerinin karşılanması amacıyla 8 bin büyükbaş, 91 bin küçükbaş hayvan varlığı ile damızlık hayvan yetiştiriciliği sürdürülmekte, • Tarıma dayalı sanayinin hammaddesi olan 18 bin ton yağlık ayçiçeği, 110 bin ton dane mısır, 1650 ton Antep fıstığı ile İşletme hayvancılığının temel girdisi kaba yem üretimi yapılmakta, • Ülkemiz özel sektör tohumculuk firmalarının, izolasyon mesafesi sağlanmış büyük ölçekli sulu tarım arazisi ihtiyaçları karşılanmakta, • Uygulanan modern tarım teknikleri, ileri teknolojilerle donatılmış mekanizasyonu ile ülkemiz tarım sektörüne öncülük etmektedir.
2.3. TİGEM’e bağlı olarak faaliyet gösteren Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin geçmişten günümüze ülkemiz tarım sektörünün gelişmesine sağladığı büyük katkının, gelecekte daha üst seviyelere çıkarılması hedeflenmektedir. TİGEM’in Stratejik Planı hedefleri kapsamında Ceylanpınar Tarım İşletmesinde;
• Sertifikalı tohum üretiminin 98 bin tondan 150 bin tona, • Damızlık koyun varlığının 91 bin baştan 200 bin başa, • Damızlık sığır varlığının 9 bin baştan 15 bin başa, • Sertifikalı tohum dışındaki bitkisel üretim artışının % 50’ye, İlave istihdamın 2000 kişiye çıkarılması planlanmıştır.
2.4. Dünya ülkelerinde, gıda arz güvenliği ve üretimin garanti altına alınmasının önemi kavranmış, günümüzde yaşanan COVID 19 salgını nedeniyle bu duyarlılık daha da artırmış görünürken, ülkemiz gıda arz güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından Ceylanpınar İşletmesinin halihazır durumunun ve öngörülen
Stratejik Plan hedeflerinin oldukça önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
2.5. Ülkemiz küçükbaş yetiştiricilerinin üstün vasıflı damızlık taleplerinin karşılanması amacıyla, Dünyanın en büyük İvesi koyun ırkı popülasyonu olarak İşletmede hali hazırda 91 bin baş hayvan varlığı ile damızlık koyun yetiştiriciliği ve 3 bin baş hayvan varlığı ile Halep ırkı damızlık keçi yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bölge yetiştiricilerinden yüksek oranda gelen küçükbaş damızlık taleplerinin karşılanması amacıyla, 2023 yılı sonuna kadar hayvan varlığının 200 bin başa çıkarılması hedeflenmektedir. Bu amaçla
2019 yılında 22 bin başlık damızlık koyun tesisleri yapılmış ve 2020 yılında hizmete açılmıştır. 2020 yılında
inşaatı başlatılan damızlık koyun tesislerinin ise 2021 yılında hizmete alınması hedeflenmiştir. 2021 yılında tesis yatırımlarına devam edilecek ve damızlık koyun varlığı 2023 yılında 200 bin başa çıkarılacaktır.
2.6. Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 10 ayrı noktada oluşturulan merkezlerdeki koyun tesislerinde küçükbaş damızlık faaliyetleri sürdürülmektedir. Her bir merkezde 3 ila 6 aralığında 500-600 baş hayvandan oluşan sürüler mevcuttur. Her bir sürünün otlatma alanları belirlenmekte, bir sürü için belirlenen otlatma alanlarına diğer sürülerin sokulmamasına özen gösterilmektedir. Bu uygulamadaki temel amaç, bir sürüde olabilecek bir zoonoz hastalığından diğer sürülerin etkilenmemesidir. Hayvan hastalıklarına karşı gerekli aşıların ve kontrollerin düzenli olarak yapılmasına rağmen hastalıklardan koruyuculuk adına farklı noktalarda yapılan otlatma uygulamasının sekteye uğramaması için, İşletme koyunlarının otlatıldığı alanlarda hastalık durumu bilinmeyen çevre çiftçi koyunlarının otlatılmasına müsaade edilmemesinin son derece doğru bir uygulama olduğu açıktır.
2.7. Ceylanpınar Tarım İşletmesine sınır köylüleri ve göçer aileleri tarafından yapılan müdahaleler sonucunda yaşanan sıkıntılar;
• İşletme otlakiyelerinin bu kesimler tarafından kullanılması nedeniyle, işletme hayvancılığının sıkıntı yaşaması, ilave oldukça sıkı biyogüvenlik tedbirleri uygulanması, yemleme maliyetinin artması, • Hastalık taşıyan hayvanlarından İşletme damızlıklarına hastalık bulaşması, • İşletme küçükbaş yetiştiriciliğinde hedeflenen kapasiteye ulaşılamaması, • Sertifikalı tohum üretiminin olumsuz yönde etkilenmesi, • Bitkisel üretim alanlarına zarar verilmesi, • Sulama sistemleri, enerji nakil hatları ve diğer tesislere zarar verilmesi, • Güvenlik zafiyetinin oluşması, sık sık adli vakaların yaşanması, olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sebeple, İşletmede 2019 yılında yaklaşık 64 milyon TL zarar oluşmuştur.
2.8. TİGEM için hayati önem taşıyan göçer konusunun çözüme kavuşturulması için farklı zamanlarda gerek hukuki gerekse idari yönden çeşitli tedbirler alınmış, girişimlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda, işgalci konumunda bulunan ve mahallinde göçer olarak adlandırılan şahıslar hakkında TİGEM tarafından geçmiş yıllarda men-i müdahale ve kâl davaları açılmış, bu davalar İdare lehine sonuçlanmasına rağmen kararların infazı sağlanamamıştır. Hukuk mahkemesi kararlarının uygulanmasındaki güçlükler nedeni ile 5237 Sayılı
Türk Ceza Kanununun “Hakkı olmayan yere tecavüz” suçunu düzenleyen 154. maddesi çerçevesinde suç duyurularında bulunulmuştur. Ancak, 2009 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 154’ncü maddesinde 5841 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlara yönelik müdahalelerin bu madde kapsamından çıkarıldığı gerekçesiyle bu tarihten sonra mezkur hükme istinaden yapılan başvurular sonuçsuz kalmıştır.
2.9. Ceza Kanunundaki bu değişiklikten sonra, Göçerler tarafından yapılan ve güvenlik elemanlarınca tespit edilen yapılaşmalar ile ilgili olarak 3091 Sayılı Kanun kapsamında Kaymakamlık marifetiyle men kararları alınmış ise de yıkım, tahliye gibi işlemler gerçekleştirilmeksizin taşınmazın o haliyle İşletmeye teslimine karar verilmiş dolayısıyla Kaymakamlık men kararları da icra edilememiştir. TİGEM lehine sonuçlanmış
500 adet Mahkeme ve Kaymakamlık kararı bulunmasına rağmen bölgenin sosyolojik yapısı nedeniyle
kararların infazı sağlanamamıştır.
2.10. Göçer sorununun çözüme kavuşturulması amacıyla 5543 sayılı İskân Kanununun geçici 4’üncü maddesi düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile;
• Mülkiyeti TİGEM’e ait olan 140.299 dekar taşınmazın hak sahipliği tespit edilen göçer ailelerinin iskânı için bedelsiz olarak tahsis edilmesi, • Hak sahiplerinin iskânı için belirlenen arazide tüm ifraz, tevhid ve bunlara bağlı gerekli her türlü işlemlerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yerine getirilmesi, • Hak sahibi ailelere iskanen verilecek taşınmazların teslimini takiben üç ay içinde, göçer ailelerin bulundukları arazilerin Ceylanpınar İşletmesi yetkililerine teslim edilmesi, hükme bağlanmıştır. Söz konusu kanun gereği TİGEM tarafından; göçer gruplarının iskânı için Ceylanpınar
İşletmesinden 140.299 dekar arazi 2014 yılı Ocak ayı itibariyle Maliye Hazinesine devredilmiştir.
2.11. Şanlıurfa Kadastro Müdürlüğünce ortalama 89 dekar (70 ila 140 dekar aralığı) büyüklüğünde olmak üzere toplam 676 adet tarla vasıflı parsel ve 5 adet yerleşim bölgesinde 1067 adet imar parseli oluşturulmuş, tescil işlemleri yapılmış ve hak sahiplerine kura ile tapuları teslim edilmiştir. Ancak, Kanunda belirtilmiş olmasına rağmen göçer aileleri Ceylanpınar Tarım İşletmesindeki işgal ettikleri arazilerden çıkarılamadığından yeni iskân alanlarına gönderilememiştir.
2.12. Şanlıurfa Valiliğine defalarca yazılan yazılarda; İskân Kanununun geçici 4 üncü maddesi gereği tapuları teslim edilen göçer ailelerinin işletme arazileri üzerindeki ev, baraka, ahır ve benzeri müştemilatının Valiliklerince yıktırılarak Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğüne teslimi talep edilmiştir. Ancak, hâlihazırda göçer ailelerinin yeni iskân yerlerine taşınma işlemi henüz gerçekleştirilmemiştir. Hak sahibi göçer aileleri yeni iskân yerlerine taşınmadığı gibi yeni hak sahipliği elde etmek amacıyla çevreden fazla sayıda insan, koyunları ile birlikte İşletmeye gelmeye ve yerleşmeye çalışmaktadır. Ceylanpınar Tarım İşletmesi sınır köyleri göçer ailelerini örnek alarak, İşletmenin otlakıye alanlarını kullanmaya başlamış ve aynı zamanda göçer ailelerin işletmeye vermiş olduğu zararları yapmaya başlamışlardır.
2.13. Tarım ve Orman Bakanımız tarafından, 17/04/2019 tarihli yazı ile Çevre Şehircilik Bakanımız ve
İçişleri Bakanımızdan; göçer ailelerin taşınacağı 5 yerleşim merkezine alt yapı (elektrik, su, kanalizasyon,
okul, cami, yol) yatırımlarının yapılması için gerekli desteğin verilmesi, bölge güvenliğinin sağlanması ve yeni göçerlerin İşletmeye girişinin önlenmesi için İşletme arazisinde 2 noktada Jandarma Karakolunun oluşturulması talep edilmiştir. Talep sonucunda İçişleri Bakanlığımız tarafından Ceylanpınar Tarım
İşletmesinde farklı noktalarda 2 adet karakol kurulması ve 5 adet denetim noktası oluşturulması kararına varılmış, 2021 yılı Ocak ayı içerisinde konuşlandırılma tamamlanmıştır.
2.14. Göçer sorununun çözüme kavuşturulması konusunda, Tarım ve Orman, İçişleri, Çevre ve Şehircilik
Bakanlarımız ve ilgili bürokratların katılımları ile 13/12/2019 tarihinde bir toplantı gerçekleştirilmiştir.
Toplantıda, Ceylanpınar göçer sorununun çözümü için komisyonlar kurularak, göçerlerin bulunduğu sahada komisyon marifetiyle durum tespiti çalışmaları yapılmıştır.
2.15. İçişleri Bakanımız ile Tarım ve Orman Bakanımız tarafından 4 Aralık 2020 tarihinde bölgeye ziyarette bulunularak, konu ile ilgili toplantılar yapılmış ve sorunun çözüme kavuşturulması noktasında kararlar alınmıştır. Ceylanpınar Tarım İşletmesindeki tarımsal potansiyelin maksimum düzeyde değerlendirilmesi ile daha fazla istihdam alanının oluşturulması, göçer ailelerine yeni istihdam alanlarının açılması ve sosyal gelişimlerinin sağlanması, konu ile ilgili Bakanların sağlayacağı desteklerle göçer sorununun çözüme kavuşturulması konusundaki çalışmalar devam etmektedir.
2.16. TİGEM, mülkiyetinde bulunan taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisini, kanun ve mevzuatlar çerçevesinde kullanmakta, faaliyet ve sorumluluklarını görev ve yetki sınırları dâhilinde yerine getirmektedir. Bu kapsamda;
a) Köylüler ve mahallinde göçer olarak adlandırılan vatandaşların İşletme arazisine getirdikleri koyun sayısının oldukça fazla olması ve yaz aylarında bu sayının daha da artması, b) Bu hayvanların taşıdığı muhtemel hastalıkların, aynı merayı paylaşan İşletmenin damızlık sürülerine bulaşması ve damızlık hayvan yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkilemesi, c) Bu hayvan sürülerinin yasa dışı olarak devamlı ve yoğun olarak İşletme parsellerinde otlaması, tarla toprağını sıkıştırması ve ezmesine bağlı olarak, önemli ekonomik kayıplar meydana gelmesi, bu toprakların tekrar ekilebilir hale getirilmesi için daha fazla işgücü, enerji harcanması ve dolayısıyla toprak işleme maliyetlerinin artması, d) Üzerlerinde taşıdıkları ve yemiş oldukları yabancı cins ve çeşitteki ot tohumların hayvanların gübresi ile anız alanlarına bulaşması ve buna bağlı olarak sertifikalı tohum yetiştiriciliğinin önemli ölçüde sekteye uğratması, e) Ekili alanların Göçer hayvanları tarafından sürekli taciz edilmesi ve zaman zaman ekili alanlarda otlatma yapılması, f) İşletmenin kendi ürünlerinin hasadı sonrasında tarlada kalan bitki saplarının, civar köylüler ve mahallinde göçer olarak adlandırılan vatandaşlar tarafından adeta talan edilmesi ve İşletme tarafından değerlendirilmesine fırsat verilmemesi, g) İşletmeye ait sığırcılık tesislerinin geçmiş yıllarda “Brucella Melitensis” (koyunlarda görülen
Brucella tipidir.) hastalığı nedeni ile karantina altına alınması, hastalığın görüldüğü tarihte sığırcılık tesislerinde bu hastalığa yakalanan birçok büyükbaş hayvanın şartlı kesime tabii tutulması, şartlı kesime tabii tutulan sığırların değerinin düşmesi sonucu İşletme zararının çok büyümesi gibi sebeplerin, hastalığın civar köylüler ve mahallinde göçer olarak adlandırılan vatandaşların sürülerinden İşletmenin hayvanlarına bulaşmış olduğunu düşündürmesi, h) İşletmenin hayvanlarına bu türden hastalıkların bulaşmasını önlemek için kendi personel, alet ve ekipmanlarının bile İşletmede bir mevkiden farklı mevkie geçiş yapamaması, çok sıkı biyogüvenlik tedbirlerinin uygulanması, gibi nedenlere bağlı olarak İşletme arazisinde göçer ailelere sorunun çözümüne kadar sınırları belirlenmiş alanlar içerisinde hayvancılık faaliyetine müsaade edilmekte, İşletmeye
sınır köylülerin ise İşletme arazileri içerisinde sınır kesiminde uygun görülen otlakıyelerde hayvanlarını otlatmaya 2021 yılı Nisan ayına kadar müsaade edilmekte, ancak diğer illerden gelen hayvanların İşletme arazisine girişine izin verilmemektedir.
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde görev yapan güvenlik görevlisi personel, 5188 sayılı Özel Güvenlik
Hizmetlerine Dair Kanun çerçevesinde görev ve yetkilerini yerine getirmekte olup, görevleri sırasında vatandaşlarla diyaloglarını saygılı, güler yüzlü, nazik, nezaket ve görgü kuralları içerisinde yapmaları gerektiğine dair gerekli talimatlar verilmekte, görevleri sırasında bu konularda gerekli dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir. Ancak, özel güvenlik görevlilerinin görevlerini ifa etmeleri esnasında civar köylüler ve mahallinde göçer olarak adlandırılan vatandaşlar tarafından çeşitli bahaneler ve baskı tehditleri ile engellenmeye çalışıldığı zamanlarda herhangi bir arbede, kavga, vb. durumlarla karşılaşılmaması için kolluk kuvvetlerimizden de gerekli tedbirleri alması için yardım talebinde bulunulmaktadır.
2.17. Ceylanpınar Tarım İşletmesi arazisinde kaçak olarak otlatılan sürülerin başında çoban olarak genelde
Suriye uyruklu kişiler bulunduğundan, hayvan sahiplerinin tespitinin yapılması için kaçak otlatılan sürülerden, İşletme arazilerine zarar veren hayvanlar ve hayvan sahiplerine 6098 Sayılı Borçlar
Kanununun; “Hayvan bulunduranın sorumluluğu” başlığındaki;
a) Giderim yükümlülüğü
MADDE 67- Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.
b) Alıkoyma hakkı
“MADDE 68- Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.
Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.” hükümlerine istinaden işlem yapılmaktadır.
İşletme tapulu arazilerinde kaçak olarak otlatılan hayvanların, işletmenin hayvan barınaklarında bakım ve beslemesi yapılmakta, hayvanların teslim alınma zamanına kadar geçen süre zarfında, yapılan bakım ve beslemelerine mukabil alınan ücret karşılığında teslim yapılmaktadır.
2.18. Başvuruya konu hayvan barınaklarında gerekli tedbirler alınmakta, hayvanların sağlıklı bir şekilde yaşamlarının sürdürülebilmesi ve hayvan ölümlerine sebebiyet vermemek için İşletme tarafından görevlendirilen kişiler tarafından bakım ve beslemeleri yapılmaktadır. Ayrıca gerektiğinde, işletmede görev yapmakta olan hayvan sağlığı ile ilgili teknik personel tarafından gerekli sağlık kontrolleri yapılmakta olup, ihtiyaç duyulması halinde ise gerekli müdahalelerde bulunulmaktadır. (EK-1: Hayvan barınağında bulunan hayvan resimleri)
2.19. Başvuru dilekçesinde belirtilen araziler üzerinde hayvanların otlatılması veya yayılması durumunda;
• İşletme otlakıyelerinin işletme tarafından kullanılamaması nedeniyle işletmede ilave çok sıkı biyogüvenlik tedbirleri uygulanması, ilave yemleme maliyetinin oluşması, • Hastalık taşıyan hayvanlarından İşletme damızlıklarına hastalık bulaştırması,
• İşletmenin küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde stratejik hedeflerini gerçekleştirememe riski, • Karışıklık nedeniyle sertifikalı tohum üretiminin olumsuz yönde etkilenmesi, • Bitkisel üretim alanlarına zarar verilmesi, • Sulama sistemleri, enerji nakil hatları ve diğer tesislere zarar verilmesi, • Güvenlik zafiyetinin oluşması, sık sık adli vakaların yaşanması,
gibi olumsuzluklarla karşılaşılmaktadır. Bu durumda TİGEM’in Stratejik Planında belirtilen 2023 yılı hedeflerinden 300 bin ton sertifikalı hububat tohumu, 5 bin ton sertifikalı yem bitkileri tohumu, 30 bin baş damızlık koyun dağıtımı, 7 bin baş damızlık sığır dağıtımının gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir.
Dolayısıyla, TİGEM’in ülkemiz tarım sektörüne sunacağı hizmetlerde önemli aksamalar yaşanacaktır.
2.20. İşletme arazilerine göçer aileleri ve çevre köylüler tarafından yapılan ve başvurunun konusunu oluşturan işgaller, uzun yıllardan beri süregelen hadiseler olup bu zamana kadar hukuki ve idari yollardan alınan/alınacak tedbirlerle çözüm cihetine gidilmiştir. Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 1960 yılından itibaren bu sorunun ortadan kaldırılması için, değişen konjonktür içerisinde çeşitli tedbirler alınmışsa da, sorunun yerel ve sosyolojik yönleri nedeniyle ortadan kaldırılması mümkün olamamıştır. Göçer sorunu çok boyutlu olması nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonu gündemine de taşınmıştır. Buna rağmen, sorunun ortadan kaldırılması için alınan idari ve adli tedbirlerin yetersiz kalması üzerine, konunun çözümü hususunda, kanun koyucu tarafından 21/03/2007 tarihinde İskân Kanunu’na Geçici 4. Madde eklenmiştir. Sorunun çözümü noktasında hem yürütme hem de yasama organı sürece dâhil olmuş ancak işgaller sona ermemiştir. Sorunun çözümüne yönelik Bakanlığımızın yetkisi dâhilinde yürütülen çalışmalar devam etmektedir.
2.21. 1-) Mülkiyet Hakkı Bakımından Değerlendirme
Mülkiyet hakkı, Anayasamızın “Kişinin hak ve ödevleri” başlığı altında yer alan 35. Maddesinde
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir” hükmüyle düzenlenmiştir. Anayasamıza göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilmektedir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun
“Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. Maddesinde de “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” Hükmü bulunmaktadır. Maddenin devamında “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.”
Denilmektedir. Mülkiyet hakkı, Anayasa ile koruma altına alınmış kişisel haklardan biridir. Kanun ile de mülkiyet hakkı sahibine dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi yanında haksız müdahalelerin önlenmesi için dava açma hakkı da verilmiştir.
İşletme arazilerinde yer alan işgalcilere, işgal ettikleri alanlarda tasarrufta bulunma yetkisi veren kanuni bir düzenleme yahut bir sözleşme bulunmamaktadır. Başvuru konusunun esasını oluşturan işgaller mülkiyet hakkının açıkça ihlalidir. Nitekim işgalciler aleyhine geçmiş yıllarda açılan davalar Genel
Müdürlüğümüz lehine sonuçlanmış, ancak hukuken elde edilen kazanımlar fiiliyata geçirilememiştir.
2-) 3091 Sayılı Kanun Bakımından Değerlendirme
04/12/1984 tarih ve 3091 Sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi
Hakkında Kanunun “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. Maddesinde; “Bu Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya
menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar.” denilmektedir.
Mezkur kanun kapsamında TİGEM tarafından çok sayıda başvuru yapılmış ve Kaymakamlıktan men kararları alınmıştır. TİGEM mülkiyetindeki taşınmazlara haksız müdahale olduğu 3091 Sayılı Kanun uygulamalarıyla da tespit edilmesine rağmen bu kararların da icrası sağlanamamıştır. Sonuç olarak, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü arazileri içinde yer alan bu şahısların, burada oturma ve hayvanlarını otlatma hakkına haiz olmalarını sağlayacak üstün bir kamu yararı söz konusu olmadığı gibi özel hukukun belirlediği bir mülkiyet edinme hakları da bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu şahıslar, hukuki anlamda fuzuli şagil konumunda olup yapılan eylemler de haksız işgal niteliğindedir.
3-) 6098 Sayılı Borçlar Kanunu Bakımından Değerlendirme
Borçlar Kanununda yer alan hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin hükümlere (2) nolu başlıkta değinilmiştir. Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde İşletme arazilerine yapılan işgallerin hukuka aykırı olduğu noktasında bir duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla İşletme arazilerine kaçak olarak sokularak İşletmenin ekilişlerine, otlakıyelerine zarar verecek şekilde otlatılan bu hayvanlara yapılan işlem Borçlar Kanununun ilgili hükümleri çerçevesinde hukuka uygundur.
4-) 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu Bakımından Değerlendirme
Başvuru dilekçesinde değinilen 5199 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine aykırı davranıldığı ileri sürülmektedir. (3) nolu başlıkta da belirtildiği üzere alıkonan hayvanların gerekli bakımları ve beslemeleri yapılmaktadır. TİGEM’in ana faaliyet konusunu tarım ve hayvancılık teşkil ettiği için hayvan haklarına aykırı bir muamele söz konusu değildir. Kaldı ki 5199 Sayılı Kanun hükümlerinde hayvanları sahiplenen kişilerin bakımı, beslenmeleri ve diğer ihtiyaçlarını gidermekle ve hayvan, çevre ve insan sağlığı bakımından gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. (Md 5)
Mezkur kanunda yine Borçlar Kanunundaki hükme benzer şekilde “Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.” düzenlemesi getirilmiştir.
Dolayısıyla 5199 Sayılı Kanuna göre, hayvanın bakımı, beslenmesi ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi ile ilgili bir yükümlülük varsa da bu yükümlülük hayvan sahibine aittir. Başvuru konusu hayvanlar yetiştiricilik faaliyeti kapsamında, sahipleri tarafından gelir elde amaçlı kullanılan hayvanlardır.
Bu hayvanların, besleme yükümlülüğünden kaçınmak maksadıyla başkasına ait arazide otlatılmak istenmesinin izahı yoktur ve bu durumun kabulü mümkün değildir. Bu sebeple işgalcilerin hayvanlarının otlatılmasına izin verilmemesi 5199 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek bir durum değildir.” ifadelerine yer verilmiştir.
3. Şanlıurfa Valiliği’nin 09.03.2021 tarih ve – sayılı cevabi yazısında;
3.1. Şanlıurfa İl J.K.lığı/Ceylanpınar İlçe J.K.lığı sorumluluk alanında bulunan, TİGEM arazisinde ve civar köylerde ikamet eden vatandaşların, hayvan otlatılmasına Jandarma tarafından bir engellemede bulunulmadığı, ancak TİGEM yetkililerince, TİGEM’e ait arazide hayvan otlatan vatandaşların hayvanları ile birlikte bölgeden çıkartılmasında karşılaşılan zorlukların giderilmesi, suçların önlenmesi ve suça karışanların yakalanması maksadıyla, TİGEM yetkilileri tarafından kuvvet talep edilmesi durumunda, ilgili
yasal mevzuat (2803 Sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunun 7. maddesinin 1. bendinde; “Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza ve tutukevlerinin dış korumalarını yapmak (b) ve (c) bentlerinde belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak”) ve aynı kanunun (b) bendinde (“İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek”) çerçevesinde, Jandarma tarafından takviye kuvvet görevlendirilerek olaylara müdahale edildiği,
3.2. Jandarma tarafından, göçerler ve çobanlar üzerinde baskı oluşturulup yılgınlığa sebebiyet verilerek zor kullanıldığı iddia edilse de, bugüne kadar herhangi bir vatandaşın kendisine haksız veya kötü muamele yapıldığına dair mülki ve adli makamlara herhangi bir müracaat bulunmadığı,
3.3. Yapılan başvuruda, herhangi bir adli ve idari sorun olmadığı belirtilmiş ise de; göçerler ve çobanlar tarafından TİGEM Ceylanpınar İşletmesi arazisine yönelik verilen zararlara ilişkin yapılan şikâyetler neticesinde;
a 2018 yılında (175) kişiye 28,750 TL., 2019 yılında ise (820) kişiye 487.000 TL. İdari para cezası uygulanmıştır.
b 11 Ağustos 2018 tarihinden bugüne kadar bahse konu kamu arazisi üzerinde meydana gelen olaylarla ilgili olarak; 2018 yılında, Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (1), Mala Zarar Verme (3) ve Hırsızlık (6) olmak üzere toplam (10) olaya, 2019 yılında, Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (3), Mala Zarar Verme (12) ve Hırsızlık (12) olmak üzere toplam (27) olaya, 2020 yılında, Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (4), Mala Zarar Verme (1) ve Hırsızlık (1) olmak üzere toplam (6) olaya, 2021 yılında, Hakkı Olmayan Yere
Tecavüz (1), Mala Zarar Verme (5), ve Hırsızlık (1) olmak üzere toplam (7) olaya adli işlem yapıldığı
ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının
4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
5. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
/
6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
7. 8/12/2001 tarih ve 24607 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
“Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinde, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.”
8. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “2. Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu a. Giderim
Yükümlülüğü” başlıklı 67’nci maddesinde, “Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.”
8.1. “b. Alıkoyma” başlıklı 68’inci maddesinde, “Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.”
9. 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’un
“Amaç ve Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya
Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar.”
9.1. “Görev” başlıklı 2’nci maddesinde, “Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir.”
9.2. “Kararın Uygulanması ve Güvenlik kuvvetlerinin Görevi” başlıklı 9’uncu maddesinde, “Tecavüz veya müdahalenin önlenmesi hakkındaki kararlar, karar vermeye yetkili amirce görevlendirilecek infaz memuru tarafından, taşınmaz malın yerinde ve o andaki durumu ile zilyedine, tüzelkişiliğe veya kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşlarına teslim edilmesi suretiyle yerine getirilir. Karar gereğinin, kararın infaz memuruna geldiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde yerine getirilmesi zorunludur. Karar vermeye yetkili makamın gerekli göreceği durumlarda, infaz memuruna teknik yönden yardımcı olmak üzere yeteri kadar memur görevlendirilir. Mahallin en büyük mülki idare amirinin yazılı emri ile güvenlik kuvvetlerince, gerek soruşturma, gerekse kararın yerine getirilmesi sırasında mahallinde, gerekli önlemler alınır.”
10. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.”
10.1. “İlkeler” başlıklı 4’üncü maddesinin (c) bendinde, “Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
10.2. “Hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Bir hayvanı, bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.” ikinci fıkrasında, “Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.”
11. 5543 sayılı İskân Kanunu’nun Geçici 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Tarım İşletmeleri
Genel Müdürlüğü Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğüne ait arazi içinde, mahallinde göçer olarak adlandırılan ve nüfus kayıtlarına bağlı kalınarak 31/12/2003 tarihi itibariyle arazi içinde yaşadıkları ve hayvancılık dışında başka bir işle iştigal etmedikleri, Şanlıurfa Valisinin Başkanlığında, Bayındırlık ve
İskan İl Müdürü, Tarım İl Müdürü, Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü, Defterdar, Tarım Reformu Bölge
Müdürü, Kadastro İl Müdürü, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Bölge Müdürü, İl Emniyet Müdürü, Bölge Jandarma Komutanı, Ceylanpınar Kaymakamı ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Temsilcisinden oluşan Komisyon tarafından bireyleriyle birlikte tespit edilen aileler, bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.”
11.1. İkinci fıkrasında, “Mülkiyeti Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait olan ve Şanlıurfa İli, Ceylanpınar İlçesi, Merkez ve Gümüşsu mevkiilerinde bulunan, ada ve parsel numaraları ile yüzölçümleri ekli (1) sayılı listede belirtilen toplam 141.793.751 metrekare yüzölçümlü taşınmazlardan hak sahipliği
Şanlıurfa Valiliğince geçici 4 üncü maddenin birinci fıkrasına göre 2007 yılında tespit edilmiş göçer ailelerinin iskanı için gerekli olan kısımları ayrılarak bedelsiz olarak hak sahiplerine verilmek üzere tapuda Hazine adına tescil edilir ve bu taşınmazlar bu madde kapsamında değerlendirilmek üzere
Maliye Bakanlığınca, Bakanlığa tahsis edilir. Tescil işlemleri ve bunlara bağlı tamamlayıcı nitelikteki tüm işlemler her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır. Hak sahiplerinin iskanı için belirlenen arazide 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile getirilen sınırlamalara uymak şartıyla tüm ifraz, tevhid ve bunlara bağlı gerekli her türlü işlemler Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünce yerine getirilir. Ekli (1) sayılı listede ada ve parselleri belirtilen taşınmazlardan, arazi sınırını belirleyen DSİ Mardin Sulama Kanalının böldüğü parsellere ilişkin ada ve parsel numaraları ile alanlar, ifraz işleminden sonra kesinleşir.”
11.2. Dördüncü fıkrasında ise, “Hak sahibi ailelere iskanen verilecek taşınmazların teslimini takiben üç ay içinde, göçer ailelerin bulundukları eski arazilerin üzerinde bulunan ev, baraka, ahır ve benzeri yapı ve müştemilatı valilikçe yıktırılarak bu araziler Ceylanpınar Tarım İşletmeleri Müdürlüğü yetkililerine teslim edilir.”
12. 09/04/2000 tarih ve 24015 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Ana Statüsü’nün “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Ana Statünün amacı; 8.06.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi ve söz konusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere Tarım İşletmeleri
Genel Müdürlüğü (TİGEM) adı altında teşkil olunan İktisadi Devlet Teşekkülünün hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları, teşkilat yapısı ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususları düzenlemektir.”
/
12.1. “TİGEM’in Amacı” başlıklı 4’üncü maddesinde, “TİGEM; tarım ve tarıma dayalı sanayiinin ihtiyacı olan her türlü mal ve hizmetleri üretmek amacı ile kurulmuştur.”
12.2. “TİGEM’in Faaliyet Konuları” başlıklı 5’inci maddesinde,
“TİGEM’in faaliyet konuları şunlardır:
a) Ülkenin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla yetiştirdiği tohumluk, fidan, fide ve benzeri mallar ile ürettiği damızlık hayvan ve spermaları yetiştiricilere intikal ettirir.
b) İşletmelerde elde edilecek hayvansal ve bitkisel ürünlerle birlikte, çiftçilerden alacağı ürünleri kıymetlendirmek için tesisler kurar, kurdurur, kurulanlara iştirak eder.
c) Bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme, ıslah konularında araştırmalar yapar, yaptırır ve gerektiğinde diğer ıslah ve araştırma kuruluşları ile işbirliği yapar.
d) Ürettiği her türlü ürün ve hizmet konuları ile ilgili olarak çevre çiftçisi ve çiftçi örgütleri ile üretim ve tanıtım amaçlı işbirliğine girer.
e) Amaç ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu her türlü mal ve hizmeti yurt içi ve yurt dışından temin eder.
f) Yurt içi ve yurt dışındaki kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparak her türlü mal ve hizmeti temin eder, bunları pazara hazırlayarak iç ve dış pazarlarda değerlendirir.
g) Üretim ve işletme faaliyetlerinde bulunmak ve tesislerini kurmak üzere özel ve tüzel kişilerden yer kiralar, kiraya verir.
h) İşletme ünitelerinde zaman içinde fonksiyonunu yitirmiş kümes, ahır, depo, sundurma ve benzeri binaların yıpranmaya terk edilmemesi ve ekonomiye kazandırılması için, İşletme bütünlüğüne zarar vermemek kaydıyla özel veya tüzel kişilere kiraya verir.
i) Faaliyet konuları ile ilgili üretim ve işleme tesisleri kurmak üzere yurt içi ve yurt dışı özel ve tüzel kişi ve firmalarla işbirliği yapar, ortaklık kurar ve faaliyete geçmesini sağlar.
j) Yurt içi ve yurt dışı firmalarla patent, lisans, teknik beceri ve benzeri anlaşmaları yapar, bilgi ve teknolojiyi mer’i mevzuata göre satar ve satın alır.
k) İşletme yönetimi, proje, araştırma, fizibilite ve benzeri mühendislik hizmetlerini yapar ve yaptırır.
l) Çalışma konuları ile ilgili beceri kazandırma seminerleri ve kurslar düzenler veya düzenletir.
Genel Müdürlük; amaç ve faaliyetlerini, doğrudan kendisi, işletmeleri ve diğer birimleri eliyle yerine getirir.”
Hükümleri düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TİGEM Ceylanpınar İşletme Müdürlüğü’nün kendi mülkiyetlerinde bulunan arazilere, gerek göçer olarak adlandırılan ve mahalde geçici olarak bulunan vatandaşlar gerekse de sınır köylerde ikamet eden vatandaşlar tarafından kendilerine ait sürüleri TİGEM’in arazilerinde otlatmak istemeleri suretiyle gerçekleştirdikleri tecavüzleri önlemek ve zirai ve hayvansal üretimlerine zarar gelmesini engellemek maksadıyla, mülkiyet hakkı ihlali kapsamında ve borçlar kanunu gereğince hayvanların otlatılmasına izin vermemesi ve izinsiz olarak arazilerine giren hayvanları alıkoymasında, 3091 sayılı Kanun’a istinaden de güvenlik kuvvetlerinden tedbir alınmasını istemesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı, ancak başvuruya konu sorun ile ilgili olarak T.B.M.M. tarafından Kanuni düzenlemeler yapılmasına rağmen söz konusu araziler üzerinde sıkıntıların halen de devam ettiği anlaşıldığından, uzun yıllar boyunca devam eden sorunun çözüme kavuşturulması gerektiği yönünde hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
/
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
14. Başvuranlar, 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, T.C. Tarım ve
Orman Bakanlığı ve T.C. İçişleri Bakanlığı’nın eylemlerinin sebep olduğu zarara ilişkin yerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve bu eylemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde tavsiye niteliğinde karar alınmasını talep etmişlerdir.
15. Tarım ve tarıma dayalı sanayiinin ihtiyacı olan her türlü mal ve hizmetleri üretmek amacı ile kurulmuş olan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Ana Statüsü’nde belirtildiği üzere Ülkemizin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla yetiştirdiği tohumluk, fidan, fide ve benzeri mallar ile ürettiği damızlık hayvan ve spermaları yetiştiricilere intikal ettirmek, işletmelerde elde edilecek hayvansal ve bitkisel ürünlerle birlikte, çiftçilerden alacağı ürünleri kıymetlendirmek için tesisler kurmak, kurdurmak, kurulanlara iştirak etmek, bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme, ıslah konularında araştırmalar yapmak, yaptırmak ve gerektiğinde diğer ıslah ve araştırma kuruluşları ile işbirliği yapmak konularında faaliyetlerde bulunmaktadır. Söz konusu faaliyetler kapsamında ülkemizin bazı bölgelerinde de işletme tesisleri kurmuş olup bu işletmelerden bir tanesi de
Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’dür. İşletmenin tarımsal üretim faaliyetleri kapsamında “bitkisel üretim faaliyetleri” ile “hayvancılık faaliyetleri”nde bulunduğu ve toplamda 1.633.862,10 dekar (Da)
araziye sahip olduğu Kurumun resmi internet sitesinde yer alan bilgilerden anlaşılmaktadır.
(https://www.tigem.gov.tr/Sayfalar/Detay/b664d80a-00ca-46a5-9768-e4f47496d958)
16. Başvuru dilekçesinde belirtilen hususlar ve İdare’den gelen cevapların incelenmesi neticesinde başvuruya konu arazilerle ilgili meselelerin uzun yıllara dayandığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki sorunun çözümü noktasında TBMM’nin de devreye girerek 21/03/2007 tarih ve 5608 sayılı Kanun ile 5543 sayılı
İskan Kanunu’na “Geçici 4. Madde”nin eklendiği, 21/05/2013 tarih ve 6486 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi ile de Geçici 4. Madde’nin ikinci ve dördüncü fıkralarında değişiklikler yapıldığı görülmektedir.
17. İskan Kanunu’nda ilk olarak 5608 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin genel gerekçesinde;
“Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 10/10/1983 tarih ve 95 sayılı KHK ile kurulmuş ve halen
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren bir kamu iktisadi teşebbüsüdür.
TİGEM, Ana Statüsünde belirtildiği üzere, Türkiye’nin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek, ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla yetiştirmiş olduğu damızlık hayvan, tohumluk, fidan, fide gibi girdileri yetiştiricilere intikal ettirmek, tarım teknolojisi, girdi kullanımı ve ıslah konularında öncülük ve öğreticilik yapmakla yükümlüdür. Bu bağlamda, TİGEM, kurulduğu ilk yıllarda, başta hububat tohumluğu olmak üzere, endüstri bitkileri, çayır, mera ve yem bitkileri, sebze tohumluğu, fidan-fide üretiminde çok büyük hizmetler yapmıştır. Damızlık üretiminde ise, sığırcılık, koyunculuk ve civciv üretiminde elde edilen gelişmeler, ülkemizin büyük ve küçükbaş hayvancılığının gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. TİGEM’in ülkemiz tarımındaki bu fonksiyonelliği halen önemini korumaktadır.
TİGEM’in Türkiye’nin hemen her iklim bölgesinde işletmeleri mevcuttur. Bu İşletmelerden Şanlıurfa
Ceylanpınar İşletmesi, arazi varlığı açısından TİGEM’in en büyük işletmesi olup, TİGEM’in toplam arazi varlığının tek başına % 47’sini oluşturmaktadır.
/
Şanlıurfa ve Mardin il sınırları içinde, Türkiye-Suriye devlet sınırı boyunca yer alan ve 1.750.000 dekarlık arazisinin tamamı 1 inci derece Stratejik Bölge kapsamındaki Ceylanpınar İşletmesi, tarihte
“Yukarı Mezopotamya” diye bilinen Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki toprak sistemine göre bir “Has” arazisi olan ve bugün ülkemiz sınırları içinde yer alan
Ceylanpınar ile Suriye sınırları içinde yer alan Resulayn bölgesinden oluşan toprakların son sahibi, kayıtlardan öğrenildiğine göre İbrahim Paşa’dır. 1921 yılında imzalanan ve Türkiye ile Suriye arasındaki sınırı belirleyen Ankara Antlaşması, toplam 3 milyon dekar büyüklüğündeki bu Has arazisinin 1 milyon dekarını Suriye, 2 milyon dekarını da Türkiye sınırları içinde bırakmıştır. Mülkiyeti İbrahim Paşa’dan devlete geçen bu arazi üzerinde 1943 yılında 3130 sayılı Kanunla “Zirai Kombinalar Şanlıurfa Grup
Amirliği” kurulmuş, arazi 1950 yılında da 5433 sayılı Kanunla “Devlet Üretme Çiftlikleri” bünyesine dahil edilmiştir. Cumhuriyet dönemi boyunca, İşletme arazisinin 250 bin dekarı çeşitli sebeplerle kaybedilmiş ve
İşletme arazisi dışında kalmıştır.
Ceylanpınar Tarım İşletmesine ait araziler, tarih boyunca bölge halkı için bir çekim merkezi olmuştur. Yaz aylarında Karacadağ eteklerinde yaşamlarını sürdüren koyun yetiştiricileri, kış aylarında sürülerini soğuktan korumak amacıyla Ceylanpınar İşletmesine getirmeye başlamışlardır. Başlangıçta, kışın gelip, yazın Karacadağ eteklerine dönen bu insanlara “GÖÇER” adı verilmiştir. Ancak, göçer olarak adlandırılan bu insanlar, zamanla geri dönmemeye başlamışlar ve İşletme arazisinin çeşitli yerlerindeki su kenarlarına yerleşmişlerdir. Kış mevsiminde TİGEM arazisi içinde kalmalarına izin verilen göçerler, önceleri koyunlarına ağıl çevirip, kendileri de kıl çadırlarda yaşarken, daha sonraları hem koyunlarına ağıl, hem de kendilerine ev yapmaya başlamışlardır. İşletme Yönetimince izin verilmemesine rağmen, çeşitli çevrelerden gördükleri destekler, göçerlerin bu taleplerinin yerine getirilmesine ve dolayısıyla, yerleşik hale gelmelerine yol açmıştır.
Halen İşletmeye ait tapulu arazinin 25 ayrı yerinde, Ceylanpınar Kaymakamlığından alınan ve 20/10/2004 tarihinde yapılan sayım sonucuna göre, yaklaşık 273 aileden oluşan 2 bin kişilik bir nüfus, “göçer” olarak adlandırılmalarına rağmen, yerleşik konumda yaşamlarını sürdürmektedir.
“Göçer” olarak adlandırılmalarına rağmen genellikle yerleşik bir biçimde yaşamlarını sürdürmekte olan bu insanlar, 33 bin küçükbaş ve 400 kadar büyükbaş hayvanla birlikte yasadışı olarak İşletme arazilerinde barınmakta ve İşletmenin mer’alarını kullanmaktadırlar. Göçerlerin İşletme arazisine getirdikleri koyun sayısı, yaz aylarında 100 bin başa kadar yükselmekte, göçerlere ait bu hayvanlar, veteriner kontrolünden uzak olmaları, koruyucu aşı ve tedavilerinin yapılmaması nedeniyle çeşitli hastalıklar taşımakta ve bu hastalıkları aynı mer’ayı paylaşan İşletmenin damızlık sürülerine bulaştırarak, damızlık hayvan yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, devamlı ve yoğun olarak aynı parsellerde otladıklarından, toprağı sıkıştırmakta, yabancı ot ve yabancı çeşit bulaşıklığına neden olarak tohumculuğa zarar vermektedir. Göçer hayvanlarının yemiş oldukları yabancı cins ve çeşitteki ot tohumları, bu hayvanların gübresi ile anız alanlarına bulaştığından, sertifikalı tohum yetiştiriciliği önemli ölçüde sekteye uğramaktadır. Ayrıca, ekili alanlar göçer hayvanları tarafından sürekli taciz edilmekte, zaman zaman da ekili alanlarda otlatma yapılmaktadır. Göçer hayvanları tarafından otlatılan anız alanlarının toprak yapısı, hayvanların ezmesi sonucu sıkışarak bozulmaktadır. Bu sebeple önemli ekonomik kayıplar meydana gelmekte, bu toprakların tekrar ekilebilir hale getirilmesi için daha fazla işgücü, enerji ve zaman harcanmaktadır. Hasat sonrası tarlada kalan bitki sapları, göçerler tarafından adeta talan edilerek İşletme tarafından satılmasına fırsat verilmemektedir.
Son yıllarda, nadas alanlarının daraltılması kapsamında, İşletme arazisinde buğdaydan sonra mercimek ekilmesi suretiyle her yıl ikinci bir ürün alma yoluna gidilmektedir. Mercimek ekiliş alanları
/
genişledikçe, göçer koyunlarının otlayacağı anız alanları daralmaktadır. Bunun sonucunda, göçerlerin mercimek ekilişini önlemeye çalıştıkları görülmektedir.
Sonuç itibariyle, ülkemiz tarım ve hayvancılığı için stratejik öneme sahip çok önemli bir kuruluşumuz olan ve tamamen tohumluk ve damızlık amaçlı üretim faaliyetinde bulunan Ceylanpınar
İşletmesi, göçer hayvanlarının tehdidi altında bulunmaktadır.
Bu bölgede yaşayan insanlar açısından ciddi bir sosyal problem de söz konusudur. Göçer aileleri, hiçbir altyapının bulunmadığı, son derece ilkel bir ortamda yaşamlarını sürdürmektedir. Bu insanlar, insanca yaşamayı olanaklı kılacak koşullardan çok uzakta, insana yakışmayacak derecede ilkel ortamlarda yaşamaya çalışmaktadır.
Ayrıca, büyük bir çoğunluğunun nüfus kâğıdı olmayan, birçoğu çok evlilikten dolayı bölünmüş aile olan bu göçerler, her geçen gün daha da yerleşik konuma geçmekte, aile, nüfus sayısı ve hayvan miktarı olarak giderek artmakta, feodal ilişkiler, akrabalık durumları, İşletme arazisinin rantı ve İşletme arazisinin bir gün mutlaka kendilerine verileceği düşüncesinden dolayı göçer konumundan vazgeçmemektedirler.
Halen İşletme arazisinin 25 ayrı yerinde ikamet eden göçer nüfusu sürekli hareket halinde olup, gün geçtikçe artış göstermektedir. Bunların sabıka kayıtları ve güvenlik açısından sakıncalı olup olmadıkları hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Kontrol altında tutulamayan bu nüfusun bazı kötü niyetli mihraklarca istismar edilebileceğini gözden uzak tutmamak gerekir.
İşletme yönetiminin göçerler üzerinde yaptığı sınırlı çalışmalar sonucu, bazı göçerlerin MardinKızıltepe’de arazilerinin bulunduğu, bazılarının da Ceylanpınar, Şanlıurfa ve Viranşehir’de evlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak birçoğunun gayrımenkulü ve arazisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Göçer sorunu, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Raporlarında 1995 yılından beri gündeme getirilmekte, temel olarak, göçerlerin işgalci konumda yasadışı bir biçimde arazide yaşadıkları, yarattıkları sorunların İşletme faaliyetlerine önemli zararlar verdiği ve çözüm olarak da, bunların İşletme arazisi dışında başka bir yerde iskân edilmeleri ve kendilerine insanca yaşayabilecekleri olanaklar sağlanması önerilmektedir.
Son 10 yıldır her raporda dile getirilen ve İşletme arazisi içindeki 25 ayrı yerde göçer halinde yaşayan bu nüfusun İşletme faaliyetine verdiği zararın önlenmesini teminen gerekli resmi tespitler yapılarak, ev ve arazisi bulunanların yerlerine dönmelerinin, bulunmayanların ise İşletme arazisi dışında uygun bir mekanda iskânının sağlanması konusunun devletçe ele alınarak kalıcı bir çözüme kavuşturulması gereği vurgulanmaktadır.
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından, 1995 yılından bu yana, TİGEM ile ilgili olarak hazırlanan bütün denetim raporlarında yer verilen bu temenniye rağmen, bugüne kadar sorun herhangi bir çözüme kavuşturulamamıştır. İşletme arazisini işgal eden bu göçerlerin tahliyesine ilişkin olarak, TİGEM tarafından idari ve hukuki yollara başvurulmuş, 84 adet müdahalenin men-i kararı çıkmasına karşın, bölgenin özellikleri nedeniyle bu kararlar uygulanamamıştır.
Göçer sorunu, TBMM KİT Üst Komisyonunun 1999 yılındaki toplantısında ayrıntılı olarak görüşülmüş, bu konunun çözümü ile ilgili olarak alınan tavsiye kararı ilgili kuruluşlara bildirilmiş, bu kuruluşlarla TİGEM arasında birçok toplantı yapılmasına rağmen, sorunun siyasi ve sosyal boyutlarının büyüklüğü karşısında, o dönemde göçer sorunu bir çözüme kavuşturulamamıştır.
Göçer sorunu, 2003 yılındaki TBMM KİT Üst Komisyonu toplantısında tekrar ele alınmış ve bu toplantıda, göçerlerle ilgili kalıcı iskân sorununun biran önce çözümlenmesine yönelik olarak alınan tavsiye kararı Başbakanlık ve ilgili Bakanlıklara TBMM KİT Komisyonunca 05/06/2003 tarihinde bildirilmiştir. Bu yazı üzerine bir çalışma yapan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, söz konusu göçerlerin göçebe hayatı yaşamadığı, İşletme arazisinde yerleşik ve işgalci konumda oldukları, bu nedenle 2510 sayılı
İskân Kanunu çerçevesinde göçebe sayılamayacakları, dolayısıyla İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliği uyarınca hak sahibi olabilmelerinin ve 2510 sayılı Kanun kapsamına alınarak İskân edilmelerinin mümkün olamayacağını bildirmiştir.
TBMM KİT Üst Komisyonunun 25/11/2004 tarihinde yaptığı toplantıda, bir önceki yıl alınan tavsiye kararı neticesinde, sorunun mevcut mevzuatla çözülemeyeceğinin anlaşılması üzerine, yeni bir yasal düzenleme çalışması yapılması gereği üzerinde durulmuştur. Ayrıca, yine bu toplantıda kabul edilen bir önerge ile TİGEM’in 2003 yılı hesaplarıyla ilgili Alt Komisyon toplantısının Ceylanpınar’da yapılması ve göçer halinde yaşayan insanların sorunlarının yerinde incelenmesi kararlaştırılmıştır. Anılan karar gereğince, 19-21 Nisan 2005 tarihlerinde Ceylanpınar’da yapılan Alt Komisyon toplantısında, göçer sorunu yerinde incelenmiş ve soruna kalıcı bir çözüm getirmek amacıyla bir yasal düzenleme çalışması yapılması kararlaştırılmıştır.
Nihayet, TBMM KİT Üst Komisyonunun 01/06/2005 tarihli toplantısında TİGEM’in hesaplarının denetimi sırasında yeniden gündeme gelen göçer sorununun çözümü için yasalara aykırı işgalin ortadan kaldırılması, maddi durumu iyi olmayan göçerlerin, İşletme arazisi dışında uygun bir alanda iskân edilmeleri ve kendilerine hayvanlarını otlatabilecekleri uygun bir alan sağlanması için yapılacak yasal düzenleme için çalışmalara başlanmıştır.” ifadelerine yer verilmiştir. (https://corpus.com.tr/#!/Yasalar)
18. İskan Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında değişiklik yapan 21/05/2013 tarih ve 6486 sayılı Kanun ile de; “5543 sayılı İskan Kanununa 21/3/2007 tarihli ve 5608 sayılı
Kanunla eklenen geçici 4 üncü madde ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ceylanpınar Tarım İşletmesi
Müdürlüğüne ait arazi içinde, mahallinde göçer olarak adlandırılanların hak sahiplerinin iskan edilecekleri taşınmazlara ilişkin düzenleme yapılması amaçlanmıştır.”
19. Mülkiyet hakkı anayasa, uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış haklardandır. Türk Medeni
Kanunu da sahibine maliki olduğu şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi vermekte, ayrıca malike, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası ile her türlü haksız el atmanın önlenmesine karşı dava açabilme imkânını tanımaktadır.
20. 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun ile gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması amaçlanmıştır.
21. İdare tarafından gönderilen evrakın içerisinde TİGEM arazilerine yapılan tecavüzlerin önlenmesi amacıyla 3091 sayılı Kanun kapsamında Ceylanpınar Kaymakamlığı’na birçok başvuru yapıldığı ve bu başvurular neticesinde TİGEM’e ait arazilere tecavüzde bulunulduğu sabit görülerek söz konusu tecavüzlerin kaldırılmasına yönelik kararlar verildiği görülmektedir. Ayrıca yine TİGEM tarafından “Hakkı olmayan yere tecavüz” suçundan vatandaşlar aleyhine davalar açıldığı, bu davaların bir kısmının suçun
sabit bulunarak mahkumiyetle sonuçlandığı, bir kısmının ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5841 sayılı
Kanun’la değişik 154/1’inci maddesi kapsamında Mahkemece beraat kararları verildiği de görülmektedir.
22. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 67’nci maddesinde, “Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.” hükmüne, 68’inci maddesinde de “Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir. Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk dairesinin 2014/5132 E. 2014/11997 K., 2016/152
E. 2016/2004 K., 2016/21918 E. 2018/9278 K. 2018/1339 E. 2019/2449 K., sayılı kararlarında “BK.nun 56. (TBK 67) maddesinde öngörülen hayvan idare edenin (tutucusunun) sorumluluğu, özel bir sorumluluktur. Anılan madde hükmüne göre, hayvanın bakımını ve yönetimini üzerine alan kişi, hayvanı idare eden (TBK 67’de hayvan bulunduran) sıfatıyla bu hayvanın sebebiyet vermiş olduğu zararları ödeme yükümlülüğü altındadır.” hükmüne yer verilerek, başka kişilerin taşınmazlarına girerek ekili, dikili ürünlere zarar veren hayvanlardan dolayı söz konusu hayvanların sahiplerinin veya idare edenlerinin sorumluluklarının bulundukları yönünde kararlar vermişlerdir. Dolayısıyla bir hayvanın bakımını ve yönetimini, sürekli veya geçici olarak üstlenen kişinin, gerekli özen ve dikkati göstermekle yükümlü olduğu aksi halde hayvanın, başkalarına verdiği zarardan dolayı sorumlu tutulacağı ve söz konusu zararı tazmin etmekle yükümlü olacağı, aynı zamanda T.B.K.’nun 68’inci maddesi gereğince taşınmazı üzerinde zarar oluşan taşınmazın sahibinin, zarar veren hayvanı alıkoymasına, durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hale getirmesine de katlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
23. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (c) bendi ile hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemlerin alınması kurala bağlanmış, 5’inci maddesinin ikinci fıkrası ile de hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü tutulmuş; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları da tazmin etmekten sorumlu tutulmuşlardır. 5199 sayılı Kanun’un söz konusu maddeleri gereğince, öncelikle hayvan sahibi, sahip olduğu hayvanı koruyup gözetmeli, bakımını yapmalıdır. Hayvanların başkalarının arazilerine, sahiplerinin muvafakati olmadan girmelerine izin veren hayvan sahiplerinin, hayvanların verdiği zararı tazmin etmeleri gerektiği de söz konusu kanun hükümlerinden anlaşılmaktadır.
24. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TİGEM Ceylanpınar İşletme Müdürlüğü’nün kendi mülkiyetinde bulunan arazilere, gerek göçer olarak adlandırılan ve mahalde geçici olarak bulunan vatandaşlar gerekse de sınır köylerde ikamet eden vatandaşlar tarafından kendilerine ait sürüleri TİGEM’in arazilerinde otlatmak istemeleri suretiyle gerçekleştirdikleri tecavüzleri önlemek ve zirai ve hayvansal üretimlerine zarar gelmesini engellemek maksadıyla, mülkiyet hakkı ihlali kapsamında ve borçlar kanunu gereğince hayvanların otlatılmasına izin vermemesi ve izinsiz olarak arazilerine giren hayvanları alıkoymasında, 3091 sayılı Kanun’a istinaden de güvenlik kuvvetlerinden tedbir alınmasını istemesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı, ancak başvuruya konu sorun ile ilgili olarak T.B.M.M. tarafından Kanuni düzenlemeler yapılmasına rağmen söz konusu araziler üzerinde sıkıntıların halen de devam ettiği anlaşıldığından, uzun yıllar boyunca devam eden sorunun çözüme kavuşturulması gerektiği,
sonuç ve kanaatine varılmıştır.
/
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu
Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;
Başvuranların, TİGEM tarafından gerçekleştirilen eylemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde tavsiye niteliğinde karar alınması ve zararlarının karşılanması taleplerinin REDDİNE,
Uzun yıllar boyunca kanuni düzenlemeler yapılmasına rağmen çözüme kavuşmayan sorunların giderilmesine yönelik olarak ortak çalışma yapmaları hususunda, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA, TARIM
VE ORMAN BAKANLIĞINA ve ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman
Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURAN ile İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA, TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA ve
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi