|
ÖZET: Başvuran, İstanbul Adalet Sarayı’nda 2011 yılından beri güvenlik işçisi olarak çalıştığını ve Yüksek Hakem Kurulu’nun 12 Mart 2019 tarihinde, 2015 ve 2016 yıllarında Güvenlik İş Sendikasına üye olan işçilere geriye dönük ücret ödenmesine dair karar aldığını belirtmiştir. Ancak, sendika tarafından kendisine ait ücret hak ediş listesinde isminin yer almadığını fark etmiş ve araştırmaları sonucunda, karar tarihindeki sendika üyeliğinin bulunmadığı bilgisine ulaşmıştır. Bu durumu gerekçe göstererek, sendikal haklardan yararlanma talebinde bulunmuştur.
İlgili idare, başvuranın geçmişte sendikaya üye olduğunu, ancak toplu iş sözleşmesinin imza tarihinde sendika üyesi olmadığını ifade etmiştir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre, toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmek için imza tarihinde sendika üyesi olma şartı aranmaktadır. Başvuranın, toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihindeki üyeliği, imza tarihindeki üyeliği ile ilişkilendirilmediğinden, talebinin hukuka uygun bulunmadığı belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, başvuranın talebinin reddine karar vermiştir. İdarenin, başvuruya ilişkin açıklamaları ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan incelemelerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Ayrıca, idarenin bilgi taleplerine zamanında yanıt vermesi ve karar süreçlerini makul sürede yürütmesi olumlu değerlendirilmiştir. Ancak, başvuranın hangi mercilere başvurabileceği konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığı için bu hususta idareye önerilerde bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/2420-S.20.3871
BAŞVURU NO : 2019/19727
KARAR TARİHİ : 14/02/2020
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinde taraf sendika üyesi olmakla birlikte imza tarihinde üyeliği bulunmayan başvuranın, toplu iş sözleşmesinin parasal haklarından yararlanma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/11/2019
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Başvuran, İstanbul Adalet Sarayında 2011 yılından itibaren güvenlik kadrosunda sürekli işçi olarak çalıştığını, Yüksek Hakem Kurulu tarafından 12/3/2019 tarihinde, 2015 ve 2016 yıllarında Güvenlik İş Sendikasına üye olarak çalışan işçilere geriye dönük ücretlerin ödenmesi ile ilgili bir karar alındığını, sendika tarafından Adalet Sarayına verilen ücret hak ediş listesinde isminin olmadığını fark ettiğini, konuyu araştırdığında Yüksek Hakem
Kurulu tarafından karar alınan tarihte sendikaya üye olmadığının söylendiğini, üyeliğinin
2015 ve 2016 yıllarını kapsadığını, bu zamanlarda devam ettiğini belirterek, sendikal
haklardan yararlanmayı talep etmektedir.
II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Kurumumuzun 31/12/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına Güvenlik ve
Savunma İşçileri Sendikası (GÜVENLİK-İŞ) tarafından gönderilen 13/01/2020 tarihli ve
… sayılı yazıda özetle:
2.1. Başvuranın, üç farklı tarihte üyeliğinin bulunduğu; 26/05/2015 tarihinde üye olduğu ve 28/02/2017 tarihinde istifa ettiği, ikincisinde 20/03/2018-08/06/2018 tarihleri arasında üyeliği bulunduğu son olarak 09/05/2019 tarihinde üyelik gerçekleştirdiği ve halen sendika üyesi olduğu, 2.2. 6356 sayılı Sendikalar Kanununun 39 uncu maddesinde yer aldığı gibi toplu sözleşmenin imza tarihinde üye olan işçiler geçmişe dönük yararlanmakta, toplu sözleşmenin imza tarihinden sonra üye olan işçiler ise üyeliğinin işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlandığı, kişinin imza tarihinde üye olmamasının toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının önünü kapattığı; 2.3. Kişinin sendikaya dayanışma aidatı talebinde bulunmadığı, 6356 sayılı Kanun’un m.39/f.3 hükmünün toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihleri arasında iş sözleşmesi sona eren işçiler için geçerli olacağı, bahse konu hükmün açıklamasının, işçinin toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihleri içinde iş akdinin fesh olması (emekli olma, işyerinden ayrılma gibi) durumunda uygulanabileceği, ancak kişinin iş akdinin feshine dair herhangi bir bilginin olmadığı, İfade edilmiştir.
III.İLGİLİ MEVZUAT
3.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4.6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5.6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun (STİSK) “Sendika üyeliği ve
üyeliğin kazanılması” başlıklı 17 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında “Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. İşçi veya işverenler aynı işkolunda ve aynı zamanda birden çok sendikaya üye olamaz. Ancak aynı işkolunda ve aynı zamanda farklı işverenlere ait işyerlerinde çalışan işçiler birden çok sendikaya üye olabilir. İşçi ve işverenlerin bu hükme aykırı şekilde birden çok sendikaya üye olmaları hâlinde sonraki üyelikler geçersizdir.”, 5.1.“Sendika özgürlüğünün güvencesi” başlıklı 25 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; “İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır” 5.2. “Toplu iş sözleşmesinden yararlanma” başlıklı 39’uncu maddesi;
“Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır.
Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır.
Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır.
Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.
Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir.
Faaliyeti durdurulmuş sendikalara dayanışma aidatı ödenmez.
Bu Kanun anlamında işveren vekilleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar, toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz.
Grev sonunda yapılan toplu iş sözleşmesinden, 65 inci maddeye göre zorunlu olarak çalışanlar dışında işyerinde çalışmış olanlar aksine hüküm bulunmadıkça yararlanamaz.” hükmüne amirdir.
IV.KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
6.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A.Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7.Başvuran, İstanbul Adalet Sarayında 2011 yılından itibaren güvenlik kadrosunda sürekli işçi olarak çalıştığını, Yüksek Hakem Kurulu tarafından 12/3/2019 tarihinde, 2015 ve 2016 yıllarında Güvenlik İş Sendikasına üye olarak çalışan işçilere geriye dönük ücretlerin ödenmesi ile ilgili bir karar alındığını, sendika tarafından Adalet Sarayına verilen ücret hak ediş listesinde isminin olmadığını fark ettiğini, konuyu araştırdığında Yüksek Hakem Kurulu tarafından karar alınan tarihte sendikaya üye olmadığının söylendiğini, kendisinin toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihi olan 15/06/2015-31/12/2016 tarihinde sendika üyesi olduğunu belirterek, sendikal haklardan yararlanma talebinde bulunmuştur.
8.6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, toplu iş sözleşmesine taraf işçi
sendikasının işyerinde çalışan üyelerinin, toplu iş sözleşmesinden hangi tarihten itibaren yararlanacakları konusunu, 39’uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlemiştir (5.
Pragraf).
9.Anılan Kanunun 39’uncu maddesinde kural olarak, toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyelerinin yararlanacağı vurgulandıktan sonra, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye bulunanların yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanların üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanacakları ifade edilmiştir. İmza tarihinde sendikaya üye olan işçilerin yararlanmaları kendiliğinden ve kanun gereği olduğundan, işçilerin bu konuda bir talepte bulunmalarına da gerek yoktur.
10.Toplu iş sözleşmeleri işveren veya işveren sendikası ile işçi sendikalarının karşılıklı olarak anlaşmalarıyla yapılmakta olup toplu iş sözleşmesinin hangi zaman diliminde uygulanacağı da, tarafların iradeleri çerçevesinde şekillenecektir. Kanun koyucu gibi kural koyma özerkliğine sahip olan toplu iş sözleşmesinin tarafları, toplu iş sözleşmesini geçmişe etkili olarak yürürlüğe koyabilirler. Hatta, izleyen sözleşmelerin yürürlüğe girdiği işyerlerinde, sözleşme görüşmelerinin uzaması, yetki itirazına, grev veya lokavta başvurulması gibi nedenlerle toplu iş sözleşmesinin yapılması, yeni toplu iş sözleşmesinin eskisinin bitimi tarihine yetiştirilememesi sonucunu doğurduğundan sözleşmenin geçmişe etkili olarak yürürlüğe
konulması bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır (Şahlanan, 1992: 188-189; Ekmekçi, 1996:
213, 215-216; Narmanlıoğlu, 2013: 463464; Tuncay, 2010: 232-233).
11.Başvuranın, söz konusu toplu iş sözleşmesinin imza tarihinde (12/03/2019) taraf sendika üyesi olmayıp yürürlük tarihinde (15/06/2015-31/12/2016) sendika üyeliği mevcuttur. Toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin Kanunun genel esprisi içinde (imza tarihinde taraf sendika üyesi olma), toplu iş sözleşmesinden geçmişe etkili olarak yararlanmak için, geriye etkili yürürlük süresince üye olma koşulundan başka imza tarihinde de sendikaya üye olmak gerekeceğinden, (Narmanlıoğlu, 2013:416-417-418; Şahlanan, 1992:135-136; Tuncay, 2010: 209; Ekmekçi, 1996:124-125, Tunçomağ-Centel, 2013:378), her ne kadar toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinde sendika üyesi olsa da imza tarihinde sendika üyeliği bulunmayan başvuranın, toplu iş sözleşmesinin talep ettiği parasal hükümlerinden yararlanma talebinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
12.Nitekim toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinin imza tarihinden daha sonraki bir tarihe bırakılması durumunda imza tarihinde üye olmakla birlikte, yürürlük tarihinde işyerinde çalışmayanlar da toplu iş sözleşmesinden yararlanamamakta (Ekmekçi, 1996: 122-123), imza tarihinde taraf sendikaya üye olmakla birlikte üyeliği yürürlük tarihinden sonra gerçekleşen bir işçi de ancak taraf sendikaya üye olduğu tarihten sonrası için toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmekte; yararlanmanın başlangıcı sözleşmenin yürürlüğünün başlangıcına kadar götürülmemektedir (Aktay, Geçmişe Etkili, s.47, Tuğ s.161), 13.Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinde (15/06/2015-31/12/2016) taraf sendika üyesi olmakla birlikte imza tarihinde (12/03/2019) sendika üyeliği bulunmayan başvuranın toplu iş sözleşme hükümlerinden yararlanma talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı ve reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 14.28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
15.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII.KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi