onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, bir trafik kazası sonucu yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığına ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı belediyenin işleten sıfatını koruduğunu ve davacının kazada kusursuz olduğunu belirterek, manevi tazminat miktarını belirlerken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayın ağırlığını ve davacının yaralanma derecesini dikkate almıştır.

Mahkeme, manevi tazminatın adalete uygun bir miktarda belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, davacıların yaşadığı acı ve elemin kısmen giderilmesi amacıyla uygun tazminat miktarlarını hükmetmiştir. Ayrıca, davalı tarafın zamanaşımı ve kusur oranı gibi itirazları yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onaylayarak, davacıların manevi tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir. Bu karar, trafik kazalarındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önemli bir içtihat oluşturmuştur.

4. Hukuk Dairesi         2021/27370 E.  ,  2024/720 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/779 Esas 2021/1563 Karar
    DAVACILAR : 1-… 2-… … 3-…
    4-… 5-…
    6-… 7-… vekili Avukat …
    DAVALILAR : 1-Groupama Sigorta A.Ş. vekili Avukat …
    2-…
    vekili Avukat …
    DAVALI YANINDA
    FER’ İ MÜDAHİL : Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş.
    vekili Avukat … Akyol
    DAVA TARİHİ : 20.02.2015
    HÜKÜM/KARAR : Maddi tazminat davası konusuz kaldığından esas hakkında
    karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat
    davasının kısmen kabulüne/esastan reddine
    Davalı … Vekili
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI : 2015/298 E. 2021/69 K.

    Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın maddi tazminat talepleri yönünden konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davacılar vekili, davalı … vekili ve fer’i müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz ve davalı … vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde; 25.09.2014 tarihinde davacı …’ın içinde bulunduğu araca, davalı idareye ait ve davalı şirketin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenlediği aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, komada kaldığını ve sürekli bakıcıya muhtaç olarak malul kaldığını iddia ederek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacı … için 2.500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.500,00 TL bakıcılık gideri ve 2.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 7.500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı … adına 200.000,00 TL, … adına 100.000,00 TL, Nail, … ve Bekir adına 10.000,00’er TL, … ve…adına 15.000,00’er TL olmak üzere toplam 360.000,00 TL manevi tazminatın davalı belediyeden tahsilini, tüm tazminatların kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, dava dilekçesinde davacı yanın herhangi bir maluliyeti olduğundan bahsedilmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini, bu nedenlerle temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesi gerektiğini, sigortalının kusur oranının belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

    Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin görev, zamanaşımı, husumet yokluğu nedenleri ile reddini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, kaza tutanağında yazılı kusura itiraz ettiklerini, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, “…Dava konusu kazada davacı … dava dışı kişi tarafından kullanılan minübüste yolcu olarak bulunduğundan davacının kusuru yönünden araştırma yapılmamış olup kusur tespitinin kazaya karışan sürücülerin ve işletenlerinin taraf olduğu davada değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Davacı vekili dilekçesinde davalarından davalı … şirketinin yaptığı ödeme nedeniyle davanın maddi tazminat talepleri yönünden konusuz kaldığını beyan ettiğinden bu konuda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

    HGK’nun 23.06.2004 tarih 13/291-370 sayılı ilamındaki” Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacıca göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını

    etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
    Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.” şeklindeki gerekçeye göre olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, olay tarihine göre paranın alım gücü, davacı …’ın yolcu olması nedeniyle kusurunun bulunmaması,maluliyet miktarı gözönünde tutularak manevi tazminat tutarı hesaplanmıştır. TBK 56/1 maddesi gereğince davacı … lehine 45.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. TBK 52/2 maddesi gereğince meydana gelen trafik kazası sonucu davacı …’ın eşi/annesi/ babası/ çocuğu/ kardeşi olan davacı yakınlarının …’ın % 22 oranında malul olması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği tarih de göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacılar için hak ve nasafet kuralları çerçevesinde manevi tazminata hükmedilerek fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesi ile davacıların maddi tazminat talepleri yönünden davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul, kısmen reddi ile; … için 45.000,00 TL manevi tazminatın, … …çin 20.000,00 TL manevi tazminatın, … için 5.000,00 TL manevi tazminatın, … için 5.000,00 TL manevi tazminatın, … için 5.000,00 TL manevi tazminatın, … için 10.000,00 TL manevi tazminatın, … için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalı … Belediyesinden tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı yanında fer’i müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; trafik kazasının meydana gelmesinde davacı …’ ın bir kusurunun bulunmaması ve yaralanmasının niteliğine göre davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

    Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; davada idarenin hizmet kusuruna dayanıldığı, bu nedenle uyuşmazlığını çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu, kazanın oluşumuna sebebiyet veren otobüsün 5 yıllığına sözleşme doğrultusunda fer’i müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye kiralandığı, bu nedenle müvekkili belediyenin işleten sıfatının bulunmadığı, tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı, sürücünün kusur durumu konusunda rapor alınmadığı, yaralanan … dışındaki davacıların yansıma yoluyla manevi tazminat talep edemeyecekleri, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğu, maddi tazminat konusunda davacı taraf ile davalı … arasında sulh olunduğundan müvekkili belediye yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

    Fer’i müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davalı … ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme itibariyle davalı belediyenin işleten sıfatının bulunmadığı ve belediyeye husumet düşmediği, davanın zamanaşımına uğradığı, ceza dosyasındaki kusurla bağlı kalınarak sürücülerin kusurlarının değerlendirilmediği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ve yüksek miktarda manevi tazminatlara hükmedildiği, masraf ve vekalet ücretlerinin fazla hesaplandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dosya kapsamından; davalı belediyenin kayden maliki ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun açık düzenlemesi karşısında, uyuşmazlığın esasının adli yargıda çözümlenmesi gerekeceğinden (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.10.2019 gün ve 2019/2616 Esas, 2019/4619 Karar sayılı ilamı), davalı … vekilinin idari yargı yerinin görevli olduğuna dair istinaf nedeni yerinde değildir.2-Trafik kazasına sebebiyet veren… plaka sayılı otobüs kayden davalı … adına kayıtlıdır. Davalı … 01.07.2014 tarihli sözleşme ile şehir içi yolcu taşıma işini, aralarında kazaya sebebiyet veren otobüste olmak üzere otobüslerle birlikte 5 yıllığına bedel karşılığı fer’i müdahil Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne vermiştir. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7/p maddesi gereğince, büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek büyükşehir belediyesinin görevleri arasındadır. Davalı … bu görevi nedeni ile şehir içi yolcu taşımacılığına başlamış, bu amaçla otobüs almış, ancak daha sonra şehir içi taşımacılığını bahsi geçen sözleşme ile fer’i müdahil şirkete devretmiştir. Fer’i müdahil şehir içi toplu yolcu taşımacılığını kendi adına değil, davalı belediyenin nam ve hesabına yapmakta ve onun araçlarını kullanmaktadır. Ayrıca sözleşmenin 13. maddesi gereğince davalı … sözleşme gereğince yolcu taşıma işini devretmesine rağmen denetim ve gözetim yetkisini de elde tutmaktadır. Sözleşmenin 18. maddesinde yazılı hukuki sorumluluk sözleşmenin tarafları arasında geçerli ve bağlayıcı olup, üçüncü kişiye karşı sözleşmeye dayanarak sorumsuzluk savunmasında bulunulamaz. Bu nedenlerden dolayı davalı … başkanlığının işleten sıfatı bulunmakta olup, işleten sıfatı bulunmadığı ve husumet düşmediğine yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.

    3-Kesinleşen ceza mahkemesi kararı itibarı ile davalı … ait otobüs sürücüsü tam olarak kusurlu olup, eylemi bilinçli taksir halinde işlemiştir. Davacı … ise karşı araçta yolcu olup, trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusuru ve etkisi yoktur. Karşı araç sürücüsünün bir kusuru bulunsa dahi, TBK.’nun 61. maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1 maddesi gereğince araç sürücü ve işletenlerin müteselsil sorumlulukları çerçevesinde, karşı araç sürücüsünün kusurundan dolayı davacılar lehine hükmedilen tazminatlardan bir indirim yapılması mümkün değildir. Karşı araç sürücüsü ile işleteninin eldeki davada taraf olmadığı dikkate alındığında, karşı araç sürücüsünün kusurlu bir harekete bulunup bulunmadığı konusunda bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

    4-Davalı … zamanaşımı def’inde bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu itiraz nedeniyle olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.

    Haksız fiil sorumluluğu halinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereğince 2 ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak yasanın 71/1 maddesinin 2. cümlesi gereğince haksız eylem ceza gerektiren bir suç ise bu durumda ceza davası zamanaşımı süresi uygulanır. Bunun yanında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlar için 2 ve 10 yıllık zamanaşımı öngörülmüş, ikinci fıkrasında ise Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemeye paralel olarak davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması halinde ceza davası zamanaşımının maddi tazminat talepleri için de geçerli olduğu belirtilmiştir. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Takipsizlik kararı verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hakimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır. Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olmak suçundan Denizli Ağır Asliye Ceza Mahkemesince sanığa uygulanan TCK.’nun 85/2 ve 22/3 maddelerinde yazılı ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK.’nun 66/1-c maddesi gereğince 20 yıldır. Trafik kazasının 25.09.2014 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında 20.02.2015 dava tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresi dolmamıştır.

    5-Davacı taraf, davalı … ile maddi tazminat konusunda anlaşma sağlandığı, sulh olunduğunu beyanla, maddi tazminat taleplerinin konusu kalmadığını beyan etmiş, davalı … şirkete de 02.12.2020 tarihli dilekçesi ile sulh çerçevesinde davacı vekiline asıl alacak ve fer’ileri birlikte ibraname karşılığı 440.508,58 TL ödeme yapıldığını bildirmiştir. İlk derece mahkemesi bu beyanlara göre maddi tazminat davasının konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taraflarca yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

    Dosya kapsamı itibariyle meydana gelen trafik kazası sonucu davacı …’ın bedeninde maluliyet oluşacak derecede yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı, bu şekilde adı geçen davacının tazminat bilirkişisi raporlarına göre maddi zararının oluştuğu bir gerçektir. Davalı … bu zarardan sigorta şirketi ile birlikte müteselsilen sorumludur. Davacı taraf hakkın özünden vazgeçmemiş, sadece sigorta şirketi tarafından yapılan maddi tazminat ödemesi sonucu alacağının karşılandığını bildirmiştir. Zarar yargılama aşamasında karşılansa da davacı yararına belirlenen zarar miktarı kadar vekalet ücreti takdiri gerekir ise de davacı taraf vekalet ücreti hükmedilmesini istememiştir. Ödeme nedeni ile davanın konusuz kalması halinde davalı lehine vekalet ücreti talep edilmesi mümkün değildir. Davacı …’ın maddi tazminat davasında haklılığı gözetildiğinde, konusuz kalan maddi tazminat için davalı … yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesi yerindedir.

    Diğer yandan manevi tazminatlar için taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10. ve 13. maddelerine uygun olarak belirlendiği, yargılama giderlerinin de davadaki hakkılık oranlarına göre taraflar arasında bölüştürüldüğü görülmüştür.

    6-Türk Borçlar Kanunu’nun 56/2 maddesine göre ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınları manevi tazminat isteyebilirler. Davacı … ceza mahkemesi kararına göre kaza nedeniyle hayati tehlike geçirdiği ve dava dosyasındaki Adli Tıp Kurumu raporuna göre ise kaza sonucu %22 oranında maluliyet oluşacak ve 9 ayda iyileşecek şekilde yaralandığı dikkate alındığında davacı …’ın yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olduğu ve bu nedenle davacı eş, çocuklar, anne ve baba ile kardeşin manevi tazminat isteyebileceği dikkate alındığında davalı … ve fer’i müdahilin yansıma yoluyla manevi tazminat talep edemeyeceğine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

    7-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar için verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

    Yukarıdaki ilkeler kapsamında, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, tarafların kusuru, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, tarafların sosyal ekonomik durumları ve davacı …’ın yaralanma derecesi dikkate alındığında davacı … yararına 45.000,00 TL, davacı eş … … (…) yararına 20.000,00 TL, davacı çocuk … yararına 10.000,00 TL, davacı çocuk … yararına 10.000,00 TL, davacı anne … yararına 5.000,00 TL, davacı baba … yararına 5.000,00 TL ve davacı kardeş … yararına 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hak ve nesafete uygun düşmüştür.
    Davacılar vekili ile davalı … ve fer’i müdahilin manevi tazminat miktarlarına yönelin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir…” gerekçesi ile davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı yanında davaya katılan Fer’i müdahil … Ulaşım San. Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz, davalı … vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili … için tazminat hükmünün gerekçeli kararın hüküm kısmına yazılmamış olduğunu, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının zararı karşılamaktan uzak olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Davalı … vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın beş yıllık süre ile Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş.’ye kiralandığını, uzun süreli kira nedeniyle belediyenin işleten sıfatı kalmadığını, manevi tazminatın zamanamaşımına uğramış olduğunu, kusur oranları belirlenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş belirlendiğini, maddi tazminat konusunda davacı taraf ile davalı … arasında sulh olunduğundan müvekkili belediye yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi yapılan davalı belediyenin işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan yolcunun geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri ve aracın işleteninden manevi tazminat, malul kalanın yakını olan diğer davacıların manevi tazminat talebine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51, 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

    3. Değerlendirme
    I. Davacılar …, …, …, … ve … vekilinin temyiz itirazları ile davalı … vekilinin bu davacılar yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

    Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince ihtiyari dava arkadaşı olan davacılardan …, …, …, … ve … için reddedilen ve temyize konu edilen miktar 5.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.

    2. Davalı … vekili temyiz isteminde bulunmayıp sonradan davacının temyizine katılmak suretiyle temyiz dilekçesi vermiştir. Katılma yoluyla temyiz asıl temyiz talebine bağlıdır. Diğer bir deyişle; katılma yoluyla temyizin incelenebilmesi için; karşı tarafın usulüne uygun ve süresinde yapılmış bir temyizinin olması gerekir. Somut olayda davacılardan …, …, …, … ve … temyiz istemi miktardan reddedildiğinden usulüne uygun bir temyizin varlığından söz edilemeyeceğinden davalı tarafın bu davacılara yönelik temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.

    II. Davacılar … ve … … vekilinin temyiz itirazları ile davalı … … vekilinin bu davacılara karşı kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    Davacılardan … ve … …’ın temyizi ile davalının bu davacılara yönelik temyizi bakımından incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hata bulunmamasına, kusur oranının belirlenmesinde hata bulunmamasına, davalı … Belediyesinin kira sözleşmesinde denetim yetkisini uhdesinde tutması ve kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını tanzim ettirmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    1. Değerlendirme bölümünün (I-1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar …, …, …, … ve … vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

    2. Değerlendirme bölümünün (I-2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

    3. Değerlendirme bölümünün (II) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar … ve … … vekili ile davalının bu davacılara karşı kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davacılar … ve … …’dan alınmasına,

    Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden …’ndan alınmasına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Davalı …
    1.707,15 TL 0.H.
    427,60 TL P.H.
    1.280,15 TL Kalan