|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, TÜBİTAK tarafından 13/11/2018 tarihinde alınan kararın, 01/01/2019 tarihinden sonra biten projeler için Proje Performans Ödülü (PPÖ) başvurularının kabul edilmemesi üzerine yapılan bir başvurunun değerlendirilmesine ilişkindir. Başvuran, yürütücüsü olduğu projelerin bitiş tarihlerinin 01/01/2019 sonrası olması nedeniyle PPÖ başvurusu yapamayacağını ve bu durumun haklı beklentilerini zedelediğini iddia etmiştir. Danıştay, başvuranın haklı beklentilerinin korunması gerektiğine ve idarenin bu konuda gerekli adımları atması gerektiğine hükmetmiştir.
Kararda, kazanılmış hak ve haklı beklenti kavramlarının önemi vurgulanmış, idarenin uygulamalarının istikrar kazanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, idarenin 13/11/2018 tarihli kararının geçiş sürecinin yetersiz olduğu ve başvuranın durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile TÜBİTAK’a, haklı beklentilerin karşılanması yönünde tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır. Bu durum, kamu yönetiminde iyi yönetim ilkelerinin önemini ve hak arama özgürlüğünü de ortaya koymaktadır. |
2) Kurumumuzun 07/01/2020 tarihli ve sayılı yazısıyla TÜBİTAK Başkanlığından
bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup TÜBİTAK Başkanlığı İletişim Merkezi
Müdürlüğünün 04/02/2020 tarihli ve sayılı yazısında detaylı açıklamalarla yazı ekinde konuyla ilgili istenilen bilgi ve belgeler gönderilmiş olup açıklamada; “Konunun
Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından incelendiği; 13/11/2018 tarihli ve sayılı Yönetim Kurulu toplantısında ARDEB tarafından desteklenen projelerin çıktı, sonuç ve etkilerini nicelik ve nitelik olarak artırmak amacıyla yüksek başarı ile sonuçlanan projelerin yürütücü ve araştırmacılarını ödüllendirmek için TÜBİTAK tarafından belirlenen ölçütler ve değerlendirme yöntemine göre hesaplanarak, proje ekibine verilen bir teşvik ödülü olan ve 2012 yılından bu yana yürütülmekte olan “Proje Performans Ödülü (PPÖ)” uygulaması kapsamında; hem bütçe kısıntısı olması hem de söz konusu uygulama çerçevesinde “Araştırma ve Yayın
Etiği Kurulu”na sevk edilen ve bu sebeple yürürlükte olan projelerine ilişkin süreçlerde mağduriyete uğrayan çok sayıda araştırmacının olması nedenleriyle, 01/01/2019 tarihinden itibaren başvuru alınmaması kararı alındığı; proje sözleşmesinde belirtilen proje bitiş tarihi 01/01/2019’dan sonra olan projeler kapsamında PPÖ başvurusu yapılamayacağı; proje sözleşmesinde belirtilen bitiş tarihi 01/01/2019 ve öncesi olan projeler için, proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılabilmesi mümkün olabileceği, böylece PPÖ uygulaması yürürlükten tamamen kaldırılmayarak, bir geçiş sürecinin mümkün kılındığı; TÜBİTAK ARDEB tarafından, ARBİS’e kayıtlı araştırmacılara 26/11/2018 tarihinde “[ARDEB DUYURU] Proje Performans Ödülü Başvuruları” başlıklı e-posta ile bilgilendirme yapıldığı; TÜBİTAK Proje Performans Ödülü (PPÖ), 1007 Kamu Projeleri ve
1301 İŞBAP Programları kapsamında desteklenen projeler hariç olmak üzere, ARDEB
tarafından desteklenen projelerin çıktı, sonuç ve etkilerini nicelik ve nitelik olarak artırmak amacıyla yüksek başarı ile sonuçlanan projelerin yürütücü ve araştırmacılarını ödüllendirmek için TÜBİTAK tarafından belirlenen ölçütler ve değerlendirme yöntemine göre hesaplanarak, proje ekibine (yürütücü ve araştırmacılara) verilen bir teşvik ödülü uygulaması olarak başlatıldığı; ancak, PPÖ Başvuru Raporu’nda yer alan bilgiler doğrulanırken PPÖ çıktı, sonuç ve etkilere ait bilgi ve belgelerin proje ile ilişkili olmadığı, proje çıktılarının, proje başlama tarihinden önce yayına gönderilmesi gibi etik ihlallerin sıkça gerçekleştiğinin görüldüğü; bu sebeple, yukarıda da bahsedildiği gibi, Araştırma ve Yayın Etiği Kuruluna sevk edilen ve yürürlükte olan projelerine ilişkin süreçlerde mağduriyete uğrayan, etik ihlaller kapsamında yaptırım uygulanan çok sayıda bilim insanı olduğunun tespit edildiği ve bu nedenlerle PPÖ uygulaması kapsamında 01/01/2019 tarihinden itibaren başvuru alınmaması kararı alındığı; PPÖ uygulaması hakkında yaşanan sorunlara ilişkin yukarıda yer alan açıklamalar ve konuya ilişkin TÜBİTAK Yönetim Kurulunca alınmış olan Karar göz önünde bulundurulduğunda; “PPÖ uygulamasının tekrardan yürürlüğe alınmasının, PPÖ uygulaması yürürlüğe alınmayacak ise PPÖ uygulamasının kaldırıldığı 13/11/2018 tarih öncesi TÜBİTAK ile proje sözleşmesi imzalanan projeler için PPÖ uygulamasının devam ettirilmesinin” öngörülemeyen yeni sorunlara yol açacağının düşünüldüğü; PPÖ uygulamasının yürürlükten kaldırılmasının bir geçiş süreci dâhilinde gerçekleştirilmesinin, konu hakkında Kurum tarafından benimsenmiş genel bir dostane tutum olduğunun değerlendirildiği; proje ekiplerinin TÜBİTAK projeleri kapsamında yaptığı çalışmalardan elde edilecek yayınların değerlendirilmesine, TÜBİTAK
Türkiye Adresli Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik (UBYT) Programı kapsamında devam edilmekte olduğu; ilgili programın en önemli amaçlarından birinin, yayın kalitesinin artırılması olduğu; proje kapsamında elde edilen yayınların akademik teşvik alma süreçlerinde kullanılabileceğinin de bilindiği; Bilimsel Destek Programları ile toplumumuzun yaşam kalitesinin artmasına ve ülkemizin sürdürülebilir gelişmesine hizmet eden bilim ve teknoloji alanlarında yenilikçi, yönlendirici, katılımcı ve paylaşımcı bir kurum olma vizyonunu benimseyen TÜBİTAK’ın, bu kapsamda daha nitelikli yayınların çıkması için yeni bir çıktı değerlendirme sistemi üzerinde çalışma yaptığı; proje yürütücülerinin yeni proje başvuruları için destek kararı verilirken, bilimsel değerlendirmeye ek olarak, proje yürütücüsünün önceki projelerden elde ettiği çıktıların da değerlendirmeye alınarak, proje ekibinin çalışmalarının teşvik edilmesinin planlandığı” şeklinde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine
başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun
görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 24/7/1963 tarihli ve 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile
İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 16 ncı maddesinde; “… Kurum tarafından desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı olmak kaydıyla proje kapsamında ve projeye ilişkin hizmetlerde görev alan kamu kurum veya kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında bulunanlara, kadro veya pozisyonlarına bağlı olarak bir ayda ödenmekte olan tutarın yüzde 75’ini geçmemek kaydıyla proje sözleşmesinde belirlenen tutarlar üzerinden proje teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu ödeme, bir kişinin aynı anda birden fazla projede yürütücü olarak görevli olması durumunda en fazla iki, araştırmacı ve diğer personel olması durumunda ise en fazla dört proje için yapılır ve buna ilişkin esas ve usuller Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.
Bu projelerde görev alan diğer proje personeline ve hizmetinden yararlanılacak diğer kişilere proje sözleşmesinde belirlenen tutarlar üzerinden ücret ödenir…”
6) 15/07/2018 tarihli ve 30479 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 Sayılı Bakanlıklara
Bağlı, İlgili İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı
Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin;
6.1) 582 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Türkiye’nin rekabet gücünü ve refahını artırmak
ve sürekli kılmak için toplumun her kesimi ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde, ulusal öncelikler doğrultusunda bilim ve teknoloji politikaları hakkında çalışmak, bunları gerçekleştirecek altyapının ve araçların oluşturulmasına katkı sağlamak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini özendirmek, desteklemek, koordine etmek, yürütmek, bilim ve teknoloji kültürünün geliştirilmesinde öncülük yapmak amacıyla tüzel kişiliğe, idarî ve malî özerkliğe sahip, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla ilgili ve özel bütçeli Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma
Kurumu kurulmuştur. Kurumun kısa adı TÜBİTAK’tır.”
6.2) “Kurumun görevleri” başlıklı 584 üncü maddesinde; “(1) Türkiye Bilimsel ve
Teknolojik Araştırma Kurumunun görevleri şunlardır: a) Bilimsel ve teknolojik alanlarda, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek, koordine etmek, izlemek, yapmayı özendirmek ve yapmak, bu amaçla program ve projeler geliştirmek… h) Bilim adamlarının, araştırıcıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmeleri için olanaklar sağlamak, bu amaçla ödüller vermek, öğrenim ve öğrenim sonrasında üstün başarısıyla kendini gösteren gençleri izleyerek onların yetişme ve gelişmelerine yardım etmek, burslar vermek, yarışmalar düzenlemek ve yayınlar yapmak, … i) Bu maddede belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi ve görevlerin yerine getirilebilmesi ile ilgili her türlü faaliyette bulunmak ve gerekli desteği sağlamak.”
6.3) “Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 587 nci maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde; “Kuruma ve proje yönetimine ilişkin yönetmelik taslaklarını ve esasları hazırlatmak ve onaylamak, meri mevzuata ilişkin değişiklikler üzerinde çalışmak.”
7) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Araştırma Destek Programları
Başkanlığı Tarafından Yürütülen Programlara İlişkin Yönetmelik’in;
7.1) “Etik kurallara uyma yükümlülüğü” başlıklı 14 üncü maddesinde; “(1) Proje
Yürütücüsü ve proje sözleşmesinde imzası olan kişi, kurum ve kuruluşlar; a) Kamu kurumlarının uymak zorunda oldukları etik davranış ilkelerini düzenleyen ilgili mevzuat hükümlerine uymak ve uyulmasını sağlamak, b) İnsan ve hayvanların deneysel amaçlarla kullanılmasının gerektiği hallerde, ilgili mevzuat hükümlerine ve uluslararası etik ilkelerine uygun hareket etmek, c) Projenin yürütülmesi sırasında evrensel nitelikli bilimsel araştırma ve bilimsel yayın kurallarına uymak, zorundadır. (2) Aksi durumun ilgili grup tarafından tespiti halinde, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu Çalışma Esasları ve bu Yönetmeliğin 12 nci maddesine göre hareket edilir.”
7.2) “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 16 ncı maddesinde; “(1) Projelerin
desteklenmesinde 278 sayılı Kanunda ve bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde Bilim
Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda işlem yapılır.”
8) 03/11/2012 tarih ve 213 sayılı Bilim Kurulu toplantısında kabul edilen TÜBİTAK Proje
Performans Ödülü Usul ve Esasları’nın;
8.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “TÜBİTAK Proje Performans Ödülü
(PPÖ), 1007 Kamu Projeleri ve 1301 İŞBAP Programları kapsamında desteklenen projeler hariç olmak üzere, Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından desteklenen projelerin çıktı, sonuç ve etkilerini nicelik ve nitelik olarak artırmak amacıyla yüksek başarı ile sonuçlanan projelerin yürütücü ve araştırmacılarını ödüllendirmek için TÜBİTAK tarafından belirlenen ölçütler ve değerlendirme yöntemine göre hesaplanarak, proje ekibine (yürütücü ve araştırmacılara) verilen bir teşvik ödülüdür.”
8.2) “Başvuru” başlıklı 3 üncü maddesinde; “PPÖ başvurusu yapılabilmesi için gerekli
şartlar aşağıda verilmektedir: a) Başvurular proje yürütücüsü tarafından yapılır. b) PPÖ’den sadece sonuç raporunda adı geçen proje yürütücüsü ve araştırmacılar yararlanır. c) Proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılmalıdır. d) Her proje için sadece bir defa başvuru yapılabilir. e) Proje çıktı sonuç ve etkilerine ilişkin bilgilerin ve bunlara ait belgelerin birer nüshasının projenin yürütülmesi süresince ve sonuçlanmasından sonra TÜBİTAK ARDEB Proje Takip Sistemi’ne (PTS) girilmesi gerekmektedir. f) Eksik ve zamanında ulaşmayan başvurular dikkate alınmaz. g) TÜBİTAK Başkanlık’ta idari görevli olan kişiler, PPÖ için başvuruda bulunamaz.”
8.3) 4 üncü maddesinde; “PPÖ başvuru süreci aşağıda verilmektedir: a) Elektronik başvuru:
Başvuru yapılması sırasında daha önce girilmiş olan bilgilerin PTS aracılığıyla ‘PPÖ Başvuru
Raporu’na dönüştürülmesi gerekmektedir. b) İmzalı başvuru: Başvuru raporunu oluşturduktan sonraki 30 gün içerisinde, söz konusu rapora ek olarak, Proje Teşvik İkramiyesi (PTİ)
gerçekleşme oranları (PTİ verilmeyen projelerde araştırmacıların projeye katkı oranları)
dikkate alınarak söz konusu oranların PTS’ye girilmesi ve PTS aracılığıyla oluşturulacak ‘PPÖ
Kabul Taahhüt Beyanı’ çıktısının sonuç raporunda adı geçen proje yürütücüsü ve araştırmacılar tarafından eksiksiz imzalanarak ARDEB’e iletilmesi gerekmektedir.”
9) 13/11/2018 tarihli ve 2 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararda; “2012
yılından bu yana yürütülmekte olan “Proje Performans Ödülü (PPÖ)” uygulaması kapsamında 01/01/2019 tarihinden sonra başvuru alınmamasına karar verilmiştir. Bundan böyle, proje sözleşmesinde belirtilen proje bitiş tarihi 01/01/2019’dan sonra olan projeler kapsamında PPÖ başvurusu yapılamayacak; proje bitiş tarihi 01/01/2019 ve öncesi olan projeler için, proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılabilmesi mümkün olabilecektir.”
Şeklinde düzenlemelerin olduğu görülmüştür.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, ilgili yargı
kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kabulü ile 13/11/2018 tarihli ve 2 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararın gözden geçirilerek haklı beklentilerin karşılanması hususunda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu
Başkanlığı’na tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuranın, TÜBİTAK tarafından 13/11/2018 tarihli
kararla 01/01/2019 tarihinden sonra biten projeler için PPÖ başvurularının alınmayıp, sadece 01/01/2019 tarihinden önce biten projeler için 01/01/2022 tarihine kadar PPÖ başvurusu yapılabilecek olmasıyla yürütücüsü olduğu 3 projenin bitiş tarihlerinin 01/01/2019 sonrası olması nedeniyle hiçbiri için PPÖ başvurusu gerçekleştiremeyecek olmasına itiraz ettiği; bununla birlikte PPÖ uygulamasının kalkmasıyla proje bitiş tarihinden sonraki 3 yıllık sürede proje ekibini çalışmaya teşvik etmenin hiçbir imkânı kalmadığını, 13/11/2018 tarihi itibariyle
TÜBİTAK ile proje sözleşmesi imzalamış tüm proje yürütücülerinin projenin doğal seyri içinde
PPÖ başvuru haklarının mevcut olmasıyla kazanılmış hakları olduğunu, ayrıca haklı beklentilerinin de karşılanması gerektiğini iddia ederek PPÖ uygulamasının tekrardan yürürlüğe alınmasını, PPÖ uygulaması yürürlüğe alınmayacak ise PPÖ uygulamasının kaldırıldığı 13/11/2018 tarih öncesi TÜBİTAK ile proje sözleşmesi imzalanan projeler için PPÖ uygulamasının devam ettirilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
12) Somut olaya bakıldığında; başvuranın proje yürütücüsü olduğu 3 projesinin olduğu;
bunların sırasıyla, başlangıç tarihi 01/11/2016 ve bitiş tarihi 01/11/2019 olan ve tarihinde sonuç raporu kabul edilen proje numaralı başlıklı projesi; başlangıç tarihi 15/04/2018 ve bitiş tarihi 15/04/2021 olan ve proje numaralı ” başlıklı projesi; başlangıç tarihi 01/03/2018 ve bitiş tarihi 01/03/2021 olan proje numaralı ” başlıklı projesi olduğu, son iki projenin devam ettiği, ilk proje için ise bitiş tarihinden sonra proje performans ödülü başvurusu yapılamaması üzerine başvuranın 04/11/2019 tarihinde
TÜBİTAK sistemi üzerinden itirazda bulunduğu, talebin TÜBİTAK mevzuatlarına göre uygun bulunmadığının bildirildiği, başvuranın 11/11/2019 tarihinde Kurumumuza başvurduğu ve bu başvurusuna 28/11/2019 tarihli Gönderme Kararı verildiği, başvuranın Gönderme Kararı üzerine aldığı 13/12/2019 tarihli yazılı cevap üzerine de tarihinde tekrar
Kurumumuza başvurduğu tespit edilmiştir.
13) Yapılan incelemede;
13.1) Başvuruya konu uyuşmazlığın, 13/11/2018 tarihli ve sayılı Yönetim Kurulu
toplantısında alınan bir kararla 2012 yılından bu yana yürütülmekte olan PPÖ uygulaması kapsamında 01/01/2019 tarihinden sonra başvuru alınmamasına, böylelikle proje sözleşmesinde proje bitiş tarihi 01/01/2019’dan sonra olan projeler kapsamında PPÖ başvurusu yapılamamasına, ancak proje bitiş tarihi 01/01/2019 ve öncesi olan projeler için, proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılabilmesine karar verilmesiyle birlikte başvuranın yürütücüsü olduğu 3 projesinin her birinin bitiş tarihi 01/01/2019 tarihinden sonra olması nedeniyle bu projelere ilişkin proje performans ödülü başvurusu yapılamamasında düğümlendiği; başvuranın bu halde proje çalışanlarının motivasyonunun proje bitiminden sonra sağlanması noktasında yaşanılacak sıkıntılardan ve 13/11/2018 tarihi itibariyle TÜBİTAK ile proje sözleşmesi imzalamış tüm proje yürütücülerinin projenin doğal seyri içinde PPÖ başvuru haklarının mevcut olduğundan bahisle kazanılmış hakları olduğu ve ayrıca haklı beklentilerinin karşılanması gerektiği şeklindeki iddialarının ne kadar yerinde olduğunun incelenmesiyle uyuşmazlığın çözülebileceği değerlendirilmiştir.
13.2) Öncelikle söz konusu Yönetim Kurulu kararına bakıldığında; 13/11/2018 tarihli ve
2 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında ARDEB tarafından desteklenen projelerin çıktı, sonuç
ve etkilerini nicelik ve nitelik olarak artırmak amacıyla yüksek başarı ile sonuçlanan projelerin yürütücü ve araştırmacılarını ödüllendirmek için TÜBİTAK tarafından belirlenen ölçütler ve değerlendirme yöntemine göre hesaplanarak, proje ekibine verilen bir teşvik ödülü olan ve 2012 yılından bu yana yürütülmekte olan PPÖ uygulaması kapsamında 01/01/2019 tarihinden itibaren başvuru alınmaması kararının alındığı; idare tarafından bu kararın alınma nedenleri olarak bütçe kısıntısı ile söz konusu uygulama çerçevesinde “Araştırma ve Yayın Etiği
Kurulu”na sevk edilen ve bu sebeple yürürlükte olan projelere ilişkin süreçlerde mağduriyete uğrayan çok sayıda araştırmacının olmasının gösterildiği, diğer yandan proje sözleşmesinde belirtilen bitiş tarihi 01/01/2019 ve öncesi olan projeler için, proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılabilmesine imkan tanınarak bir geçiş sürecinin mümkün kılındığının ifade edildiği görülmüş olup söz konusu değişikliklerin, özellikle de bütçe kısıntısının gerektiği durumlarda her zaman yapılabileceği kabul edilmekle birlikte başvurudaki hususun bu kararın alınmasıyla kararda da öngörülen geçiş sürecinin ne kadar hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunda düğümlendiği değerlendirilmiştir.
14) Konuyla ilgili olarak başvuranın da korunması gerektiğini iddia ettiği “kazanılmış
hak” ve “haklı beklenti” kavramlarına bakıldığında;
14.1) Bu kavramların, herhangi bir idari işlemin geri alınması veya kaldırılması veya
değiştirilmesi hallerinde önceki idari işlemden doğmuş olan hakların hangi durumlarda ne kadar korunacağı veya korunmayacağı açısından yol gösterici olduğu, ancak kazanılmış hak kavramının kesin sınırlarının çizilmediği ve her olaya göre değişken olduğu dikkate alınarak konunun özelliğine göre değerlendirme yapılması yoluna gidildiği ve bazı koşulların var olup olmadığına bakılarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Mesela idari işlemden doğan bir hakkın, kazanılmış hak olarak kabul edilip korunabilmesi için öncelikle üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği; birincisinin hakkın bireysel idari işlemden doğmuş olması, ikincisinin, bireysel idari işlemin tesis edildiği anda geçerli hukuk kurallarına aykırı olmaması ve üçüncüsünün de, hakkın kişi açısından kesinleşmiş olması koşulları olduğu; bu koşulların her üçünün birlikte gerçekleşmesi halinde, hakkın geçmişe ilişkin boyutunun her zaman korunacağı, iki koşulun gerçekleşmesi halinde, hakkın geleceğe ilişkin boyutunun prensip olarak korunmakla birlikte, korunmayacağı istisnai durumların da olabileceği, hakkın geleceğe ilişkin kullanımının aynı zamanda kamu düzenini bozucu veya kamu hizmetini aksatıcı ve hatta kamu hizmetinin daha iyi yürütülmesini engelleyici sonuç doğuracaksa, bu hakkın geleceğe ilişkin boyutunun (etkisinin) korunamayacağı, bu halde idarenin, yapacağı kaldırma veya değiştirme işlemi ile söz konusu hakkın geleceğe ilişkin etkisine son vermek zorunda olduğu belirtilmektedir. Görüldüğü üzere kazanılmış hakkın var olup olmadığı kararında belli koşulların belirlenmesi bile yeterli olamamakta, özellikle “kişi açısından kesinleşme”den ne anlamamız gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu noktada genel hukuki durumun kişiselleşmesinin, çoğunlukla objektif hukuk kuralının bireysel işlemin tesis edilmesiyle uygulanması ve/veya hakkın tekemmül etmesi şeklinde ifade edilirken, az da olsa objektif hukuk kuralının kendiliğinden uygulanacak hale gelmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir. Bunu biraz daha açarsak yararlandırıcı nitelikte hüküm içeren bir düzenleyici işlemde, bir hakkın elde edilmesi belirli koşulların gerçekleşmesi şartlarına bağlanmış ise, şartların gerçekleşmesinin, objektif hukuk kuralını, yararlandırıcı hüküm içermesi nedeniyle ilgili kişi hakkında kendiliğinden uygulanacak hale getirdiği, idare tarafından henüz bir idari işlem tesis edilmemiş ve hak bu şekilde kişiselleşmemiş olsa bile, hakkın doğumunun bağlandığı olayın gerçekleşmesiyle hakkın, görünüşte olmasa bile aslında kişiselleşerek doğmuş olduğu ve idarenin bunun gereğini yerine getirmekle yükümlü hale geldiği kabul edilmektedir.
14.2) Hatta bu kabul bizi haklı beklenti kavramına da yaklaştırmaktadır. Şöyle ki bir
düzenleyici işlemde yararlandırıcı nitelikte bir hüküm öngörülmüş ve bu hükmün sonuçlarının doğması bir süreci veya zamanı gerektiriyorsa, böyle bir kapsama giren durum ve kişilerin düzenleyici işlemin kendilerine yönelik etkilerinden yararlanma haklarının korunması gerektiği, bu durumda ise, kazanılmış haktan çok, “haklı beklenti” kavramının söz konusu olduğu, idarenin yaptığı işlemlerle veya istikrar kazanmış uygulamalarıyla ya da en azından kamu politikalarındaki değişiklik karşısında ilgilileri haklı beklenti içine sokması halinde hukuki belirlilik, istikrar ve güvenlik ilkesi gereğince bu durumu öngörebilmeleri adına ilgililerin muhtemel kazanımlarının güvenceye kavuşturulması ve korunması gerektiği belirtilmektedir. (Bkz. Ali Ulusoy, Yeni Türk İdare Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları, 2019; Yahya ŞAHİN “Yasa ve Düzenleyici İdari İşlemlerin Değişmesinin Kazanılmış Haklar
Yönünden İncelenmesi”, Danıştay Dergisi, Sayı 120, 2009/https://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/20_05_2019_042753.pdf, Engin Saygın, “Haklı Beklentilerin Korunması İlkesine Yönelik Türk ve İngiliz İdare Hukuku Yaklaşımı
Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Cilt 126, 2016/ http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-126-1602)
15) Yargı kararlarına bakıldığında; Anayasa Mahkemesince hukuk güvenliği ilkesinin bir
uzantısı olan haklı beklentinin, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlandığı, temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya savunulabilir bir iddianın varlığının haklı beklentinin kabulü için yeterli olmadığı belirlenmiştir. (mesela Anayasa Mahkemesi’nin 01/07/2015 tarihli ve E:2015/39; K:2015/62 sayılı kararı) Yine Danıştay tarafından haklı beklentinin, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri anlamına geldiği, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunmasının, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerektiği şeklinde
kararlar verildiği görülmüştür. (Mesela Danıştay 5. Dairesinin 14/03/2006 tarihli ve E:
2003/3647, K: 2006/1140 sayılı kararı)
16) Bu kavramlar çerçevesinde başvuruya konu uyuşmazlığa bakıldığında;
16.1) 2012 yılından beri verilmekte olan proje performans ödüllerinin 13/11/2018 tarihinde
alınan bir kararla artık verilmemesine karar verildiği, ancak idarenin de ifade ettiği üzere bir geçiş süreci öngörülerek bitiş tarihi 01/01/2019’ten önce olan projeler için ödül başvurusunun yapılabileceğine karar verildiği; ancak böyle bir geçiş süreci öngörülmüş olsa dahi
Kurumumuza yapılan başvuruda olduğu gibi hala bazı projeler için beklentinin karşılanamadığı anlaşılmıştır. Böylelikle 13/11/2018 tarihinde önce başlamış ve yürütülmekte olan projelerden bitiş tarihi 01/01/2019’dan önce ve sonra olanlar arasında bir ayrım oluştuğu ve bu ayrıma ilişkin haklı ve geçerli bir neden de ortaya konulamadığı görülmüştür. Zira idare söz konusu ödülü kaldırmasının nedeni olarak bütçe kısıntısını ve PPÖ çıktı, sonuç ve etkilere ait bilgi ve belgelerin proje ile ilişkili olmaması, proje çıktılarının, proje başlama tarihinden önce yayına gönderilmesi gibi etik ihlallerin sıkça gerçekleşmesini öne sürdüğü, bu nedenlerin haklı ve geçerli nedenler olduğu değerlendirilmekle birlikte özellikle etik ihlallerle ilgili olarak konunun böyle toptan bir yaklaşımla çözülmesinden çok, olay bazında gerekli incelemelerin yapılarak yaptırım uygulanmasının daha yerinde olacağı değerlendirilmiştir.
16.2) Proje performans ödülünün verilmesine ilişkin işleyişe bakıldığında; 03/11/2012 tarihinde
kabul edilen Proje Performans Ödülü Usul ve Esaslarına göre sadece sonuç raporunda adı geçen proje yürütücüsü ve araştırmacıların yararlanabileceği ödül başvurusunun proje yürütücüsü tarafından proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde yapılması gerektiğinin kurala bağlandığı; bu çerçevede, başvuruya konu projelerden bitiş tarihi 01/11/2019 olan ve tarihinde sonuç raporu kabul edilen 215E090 proje numaralı proje için başvuranın PPÖ başvurusu yapmayı planlarken yapamadığı, hâlbuki başvuranın ifade ettiği üzere tüm proje yürütücülerinin bir projenin doğal seyri içinde PPÖ başvuru haklarının mevcut olduğunu kabulle hareket ettikleri, hatta başvuranın ifadesiyle böylelikle proje bitiş tarihinden sonraki 3 yıllık sürede proje ekibini çalışmaya teşvik etme imkânı buldukları anlaşılmakta; sonuç olarak söz konusu PPÖ uygulamasının 2012 yılından beri devam ettiği ve başvuranın 3 projesinin de başlangıç tarihinde bu uygulamanın mevcut olduğu tespit edilmiştir.
16.3) Ayrıca söz konusu Proje Performans Ödülü Usul ve Esaslarına göre proje çıktı sonuç ve
etkilerine ilişkin bilgilerin ve bunlara ait belgelerin birer nüshasının projenin yürütülmesi süresince ve sonuçlanmasından sonra TÜBİTAK ARDEB Proje Takip Sistemi’ne (PTS)
girilmesi ve ardından daha önce girilmiş olan bilgilerin PTS aracılığıyla ‘PPÖ Başvuru
Raporu’na dönüştürülerek sonraki 30 gün içerisinde, söz konusu rapora ek olarak, Proje Teşvik
İkramiyesi (PTİ) gerçekleşme oranları (PTİ verilmeyen projelerde araştırmacıların projeye katkı oranları) dikkate alınarak söz konusu oranların PTS’ye girilmesi ve PTS aracılığıyla oluşturulacak ‘PPÖ Kabul Taahhüt Beyanı’ çıktısının sonuç raporunda adı geçen proje yürütücüsü ve araştırmacılar tarafından eksiksiz imzalanarak ARDEB’e iletilmesi gerektiği anlaşılmış olup başvuruya konu projelerle ilgili olarak böyle bir başvurunun olmadığı, bu çerçevede gerçekleştirilmiş, somutlaşmış bir PPÖ başvurusu olmadığı açık olsa da söz konusu projelerin başlangıcıyla birlikte proje yürütücüsü olarak başvuranın PPÖ başvuru yapma hakkı olduğu, yukarıda da ifade edildiği üzere böyle yararlandırıcı işlemlerde, idare tarafından henüz bir idari işlem tesis edilmemiş ve hak bu şekilde kişiselleşmemiş olsa bile, yani henüz bir PPÖ başvuru yapılmamış olsa da, hakkın doğumunun bağlandığı olayın gerçekleşmesiyle, yani projenin kabulü ve yürütülmesiyle, hakkın görünüşte olmasa bile aslında kişiselleşerek doğmuş olduğu, diğer bir ifadeyle yararlandırıcı nitelikte bir hükmün öngörüldüğü ve bu hükmün sonuçlarının doğması için bir süreç gerekiyorsa, böyle bir kapsama giren durum ve kişilerin düzenleyici işlemin kendilerine yönelik etkilerinden yararlanma haklarının korunması gerektiği ve idarenin bunun gereğini yerine getirmekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, belki tam olarak kazanılmış bir haktan söz edilemese de başvuranın haklı beklentilerinin kesinlikle karşılanması gerektiği, ayrıca söz konusu uygulamanın 2012 yılından beri devam etmesiyle bir istikrar kazandığı da göz önünde bulundurulduğunda, idarenin kendine olan güveni de sarsmamak adına aslında öngörmüş olduğu geçiş sürecini daha kapsayıcı olarak belirlemesi gerektiği değerlendirilmiştir.
17) Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat, emsal yargı kararları ve
ilgili doktrin birlikte değerlendirildiğinde; idarenin bir geçiş süreci öngörmesi olumlu değerlendirilmekle birlikte 13/11/2018 tarihinde alınan bir kararla PPÖ uygulaması sona erdirilirken sadece bitiş tarihleri 01/01/2019 tarihinden önce olan projeler için PPÖ başvuru yapma hakkı tanınması ve başvuranın durumunda olduğu gibi 13/11/2018 tarihinden önce başlamış ancak 01/01/2019 tarihi itibariyle bitirilmemiş projeler için bu hakkın tanınmamasının başvuranın haklı beklentilerini boşa çıkardığı değerlendirilmiştir. Başvuranın PPÖ’den yararlanma hakkının korunması gerektiği ve idarenin bunun gereğini yerine getirmekle yükümlü olduğu kanaatiyle idarenin 13/11/2018 tarihli kararıyla 01/01/2019 tarihinde itibaren
PPÖ başvurularının alınmaması kararında takdir yetkisi olduğu kabul edilmekle birlikte aynı kararın geçiş sürecini belirleyen “proje sözleşmesinde belirtilen bitiş tarihi 01/01/2019 ve öncesi olan projeler için, proje sonuç raporunun kabul edildiği tarihten itibaren en geç 3 yıl içerisinde başvuru yapılabilmesi”ne ilişkin kısmında ve buna dayalı olarak başvuranın 04/11/2019 tarihli talebinin reddedildiği 13/12/2019 tarihli işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık olmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; TÜBİTAK Başkanlığı tarafından başvurana verilen gerekçeli cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği, böylelikle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz
gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun kabulü ile 13/11/2018 tarihli ve 2 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararın gözden geçirilerek haklı beklentilerin karşılanması hususunda TÜRKİYE
BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU BAŞKANLIĞI’NA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU
BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA
KURUMU BAŞKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi