ÖZET: Başvuran, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 14/10/2015 tarihinde yapılan ameliyatında, Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına aykırı olarak 1.387,10 TL ilave ücret tahsil edildiğini iddia etmiştir. Başvuru sonrası İzmir Tabip Odası, yapılan incelemede “soruşturmaya yer olmadığına” karar vermiş, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu da bu kararı onaylamıştır. Ancak, İzmir 12. İş Mahkemesi, başvuranın ilave ücretin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.

Danıştay, Türk Tabipleri Birliği’nin disiplin soruşturması yapmaması ve tıbbi kayıtların gerektiği gibi tutulmaması nedeniyle hukuka aykırı bir durum olduğunu belirtmiştir. Ancak, soruşturmanın zamanaşımına uğraması nedeniyle yeniden inceleme yapılamayacağına karar verilmiştir. Bu bağlamda, TTB’nin gerekli incelemeleri yapmadığı, ancak zamanaşımı nedeniyle yeni bir soruşturma açılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin kabulü ile TTB’ye tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/66548-S.20.72398

BAŞVURU NO : 2020/2660

KARAR TARİHİ : 04/08/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Türk Tabipleri Birliği Onur Kurulunca gerektiği gibi inceleme-araştırma yapılmadığı iddiası.

BAŞVURU TARİHİ : 07/02/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. tarafından Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunda özetle: Ege Üniversitesi

Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde 14/10/2015 tarihinde yapılan ameliyatında Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına aykırı olarak 1.387,10 TL ilave ücret tahsil edildiği; Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre “ameliyatın mesai saati dışında yapılmış olması” ve “ameliyatın öğretim üyesi tarafından yapılmış olması” şartlarının birlikte gerçekleşmediği iddiasıyla İzmir Tabip Odasına yapmış olduğu şikayet başvurusu üzerine 05/10/2018 günlü ve sayılı “soruşturmaya yer olmadığına dair” karar verildiği; İzmir Tabip Odası Onur Kurulu tarafından bu kararın uygun bulunduğu; başvuranın itirazı üzerine Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından da 1013/05/2019 günlü ve sayılı karar ile itirazının reddedildiği; diğer taraftan Sosyal

Güvenlik Hukukundan kaynaklanan uyuşmazlığın 13/07/2016 tarihinde açılmış olan davaya konu edildiği ve İzmir 12. İş Mahkemesinin 19/11/2019 tarihli, E. 2016/ ve K.

2019/ sayılı kararında 1.387,10 TL ilave ücretin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsil edilerek adı geçene verilmesine karar verildiği; mahkeme kararında, tabip odasının dikkate aldığı anestezi kartında doktor imzası ve mührünün olmadığının açıkça yazdığı, Ege Üniversitesinden defalarca belge istendiği ve yıllar sonra ameliyat defterinin gönderildiği ve ameliyat defterinde ameliyat saatinin yazmadığı, yani gizlendiğinin açıkça yazdığı, dinlenen tanıkların ameliyatın saat 14.30 da mesai saati içinde yapıldığını açıkça beyan ettiği, Ege Üniversitesi doktorlarının yaptıkları ameliyatlar için özel ücret alarak mesai saatleri içinde ameliyathane ve personelini kullanmak suretiyle ve üstelik ameliyatları uzmanlık öğrencilerine yaptırarak açıkça

SGK’yı aldattıkları, TTB disiplin hukuku hükümlerine göre yapılan bu tür uygulamaların disiplin suçlarını oluşturmakta iken TTB tarafından hiçbir araştırma yapılmadan mahkeme kararı beklenmeden, tanıkların beyanı alınmadan sadece haklarında şikayet yapılan doktorların mektupla beyanları alınmak suretiyle verdikleri beyanlara dayanılarak karar verilmesinin kamu düzenine duyulan güveni sarsıcı nitelikte uygulamalar olduğu kurulunca verilen soruşturma açılmasına yer olmadığı kararının hukuka uygun bulunması durumunda ise verilen onama kararına karşı 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir.

Kayıtlarımızın incelenmesinden; şikayetçi tarafından yapılan şikayet başvurusu üzerine disiplin işlemleri süreçlerinin işletildiği ve nihai olarak şikayet olunan hekimler hakkında “soruşturma açılmasına yer olmadığına” karar verildiği anlaşılmaktadır. TTB Yüksek Onur Kurulu kararında şikayetçiye bildirildiği üzere, idari bakımdan kesinleşmiş olan bu disiplin işlemine karşı idare mahkemesinde süresi içinde iptal davası açılabilmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi hekimler hakkında yürütülen disiplin soruşturma ve kovuşturmaları, hekimlik mesleğinde uyulması gereken deontoloji kurallarına uyulup uyulmadığının denetlenmesi ve kural ihlallerinin saptanması durumunda yaptırım uygulanmasını sağlayan bir idari faaliyettir.

Türk Tabipleri Birliği tarafından yürütülen disiplin işlemleri, maddi olayların özdeş olduğu hallerde dahi nitelendirme, hukuki dayanakları, kapsamı ve korumayı gözettiği değerler açısından hekimin görev yaptığı kurumlarca yürütülen idari soruşturmalardan ve adli yargılamalardan farklı özellikler taşır. Örneğin ceza yargılamalarında hekimin eyleminin ceza kanunu kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı, hukuk yargılamalarında eylemin zarar görene tazminat ödenmesini gerektirip gerektirmediği üzerinde durulurken İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hizmetin belirlenmiş standartlara uygun yerlerde ve uygun şekilde verilip verilmediği, kamu kurumunda görev yapanlar yönünden de kurumlarınca 2547 sayılı yasa kapsamında veya 657 sayılı Yasa’ya göre disiplin suçu oluşup oluşmadığı yönlerinden inceleme yapılmaktadır. Tabip odaları onur kurulları ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur

Kurulu ise deontoloji ve hekimlik meslek etiği kurallarının ihlal edilip edilmediği çerçevesinde maddi olayları değerlendirerek karar vermektedirler.

Bu nedenle her biri farklı değerleri koruyan Kurumların birbirlerinin kararlarını etkileyici, -ceza mahkemelerinin maddi vaka tespiti dışında- birbirine gerekçe oluşturacak veya bir diğerini bağlayıcı şekilde karar vermesi mümkün olmadığı gibi, bu süreçlerden herhangi birinin başlatılması ya da sonuçlandırılması da kamusal yetkiye dayanan diğer süreçlerin kendi mevzuatınca başlatılmasına veya sonuçlandırılmasına engel oluşturmamaktadır. Aksi yöndeki bir yaklaşım, Anayasa’da tanımlanan, yüklenen görevleri bakımından toplumsal önemi ve değeri Anayasa

Mahkemesi kararlarında da vurgulanan meslek kuruluşunun kendi işlevini yerine getirememesi sonucunu doğurur ki bunun kabul edilebilir yanı yoktur.

Tüm bu nedenlerle, diğer mevzuat uyarınca İzmir İş Mahkemesi tarafından verilen karar üzerine konunun Birliğimizce yeniden ele alınması mümkün bulunmadığı gibi, kesinleşmiş idari işlemin varlığı karşısında yeniden inceleme yapılması, hukuki güvenlik ilkesi gereği de mümkün değildir.

2. Ekli belgelerden şikayetçi ün şikayet başvurusunda; 13.10.2015 günü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi bölümüne yattığını, 14.10.2015 günü saat

14.00 de Uzman Doktor olduklarını sandığı , ve

tarafından ameliyat edildiğini, ayak bileğindeki ufak bir kırık olduğu için kısmi anestezi yapıldığından ameliyatı baştan sona izlediğini, ameliyatı yapanları gördüğünü, ekte sunduğu epikrizde imzaları olan doktorlar ve olup ‘in hastane evraklarında imzaları olduğu, “Ameliyat Notu” isimli belgede ameliyatın adı ve asistanlar kısmında “Dr. , Dr.

” isimlerinin yazılı olduğunu, Doktorlar ve ve

‘in olay tarihinde aslında öğrenci olduklarını, öğrencilerin ameliyat yapmalarının kamu görevini usulsüz üstlenmek olduğunu, ayrıca bu konuda kendisi tarafından onay verilmediğini, SUT tebliğine göre “Yükseköğretim kurumlarına ait sağlık hizmeti sunucularında (vakıf üniversiteleri hariç) öğretim üyeleri tarafından mesai saatleri dışında bizzat verilen sağlık hizmetleri için Kurumca belirlenmiş sağlık hizmetleri bedelinin bir defada asgari ücretin iki katını geçmemek üzere, poliklinik muayenelerinde en fazla iki katı, diğer hizmetlerde en fazla bir katı kadar ilave ücret alınabilir.” dediğini, oysa kendi ameliyatının mesai saatleri içinde saat 14:00 da yapıldığını, sunduğu belgelerde görüldüğü üzere ameliyattan bir gün önce Kardiyoloji konsültasyonu yapıldığını, ameliyat günü sabahtan damar yolu açıldığı, saat 14:47 de anestezi yapılarak ameliyatın gerçekleştirildiği, SGK Muhakkiki Dr.

tarafından şikayeti ile ilgili hazırlanan muhakkik raporunun sonuç kısmında; “Hasta şikayetinde haklıdır. Ancak SUT 1.9 -1-2 md. uyarınca ödemiş olduğu ilave ücret SGK’dan talep edilemez. ‘ün Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

Hastanesince 14.10.2015 de almış olduğu hizmete karşılık alınan ilave ücretin SGK

Sağlık Uygulama tebliği 1.9.1 maddesine uygun olmadığı konusunun hastane yönetimine ve YÖK Başkanlığına bildirilmesinin ve ilgili dilekçe sahibinin yasal yollar açık olmak üzere bilgilendirilmesinin …. ” denildiğini, sonuç olarak Prof.

tarafından ameliyatın saat 18:00 de gerçekleştirildiğinin beyan edilerek yalan söylendiğini, ilave ücret ödemesine rağmen ameliyatın öğrenciler tarafından yapıldığını belirterek gerekli incelemenin yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

Şikayet başvurusu üzerine, Üniversite Hastanesi Başhekimliğinden hasta kayıtları ile ilgili hekimlerden açıklama istendiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dekanlığından konuyla ilgili inceleme yapılıp yapılmadığı sorularak yapıldı ise sonucu ve iddialara konu olay hakkında açıklama istendiği, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu ile de yazışma yapıldığı görülmüştür.

Tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda İzmir Tabip Odası Yönetim

Kurulu tarafından hastanın tanı ve tedavi sürecinin tıbbi standartlara uygun şekilde yürütüldüğü, hekimlik uygulaması açısından hata ve ihmal olmadığı değerlendirilmiş; tıp fakültelerinin, tıp eğitiminin yanı sıra uzman hekimlerin yetiştirildiği, hekimlik yetkisine sahip kişilere uzmanlık bilgi ve becerisi kazandıran yükseköğretim kurumlan olduğu, uzmanlık eğitimi sürecinde, öğretim üyesi ve uzmanlık öğrencilerinin hastanın tanı ve tedavi süreçlerini birlikte yürütmekte olduğu, bu nedenle, tıbbi kayıtlarda hastanın tedavi sürecine katılan hekimlik yetkisine sahip asistan hekimlerin ve eğitim sorumlusu olan öğretim üyelerinin isimlerinin yer almasının bir usulsüzlük olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, hastadan fark ücreti alınmasına yönelik uygulama, ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülmekte olup bu uygulamanın mevzuata uygun bir şekilde yürütülüp yürütülmediğini inceleme merciinin Sosyal Güvenlik

Kurumu olduğu, bu konuda Tabip Odasınca bir değerlendirme yapılmadığı, SGK İzmir

Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından iletilen yazıda da mevzuat açısından usule aykırı bir işlem tespit edilmediğinin bildirildiği belirtilerek şikayet olunan hekimler hakkında “soruşturma açılmasına gerek olmadığına” karar verilmiştir.

Şikayetçi ’ün bu karara itirazı üzerine İzmir Tabip Odası Onur

Kurulu, tarih 2018/65 E. 2018/10 K. sayılı kararı ile dosya kapsamında yer alan şikayetçi hastaya ait anestezi kartı incelendiğinde, ameliyat başlama saatinin 18.00 olduğu bilgisi yer aldığı, ameliyat öncesi ödemelerin saat 14.47 ve 14.49 saatlerinde yapıldığı, şikayetçinin ameliyatın mesai saatlerinde yapıldığını ortaya koyan bir kayıt veya belge sunamadığım, mevcut kayıtlar karşısında, şikayetçinin ameliyatının saat 14.00’de yapıldığı veya mesai saatleri içinde yapıldığı, belgelerde değişiklik yapıldığı iddialarının yerinde görülmediği, uzmanlık öğrencilerinin tıp fakültesinden mezun olmuş, hekimlik yetkisine sahip, uzmanlık sınavı sonucu uzmanlık eğitimi almaya hak kazanmış hekimler olduklarını, uzmanlık öğrencilerinin uzman hekimler gözetiminde tıbbi süreçlere katılmasının uzmanlık eğitimi müfredatı uyarınca yasal bir zorunluluk, aynı zamanda tıbbi gereklilik olduğunu, şikayetçinin kamu kurumlarının dolandırıldığına yönelik iddiaları değerlendirildiğinde, mevzuat çerçevesinde tahsil edilen ücretlerin dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, SGK tarafından bu konuyla ilgili yapılan incelemede de mevzuata aykırı bir durum tespit edilmediğinin bildirildiği, bu nedenle şikayetçinin itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle şikayetçinin itirazının reddine, İzmir Tabip Odası

Yönetim Kurulu’nun soruşturma açılmasına gerek olmadığı kararının uygun olduğuna karar vermiştir.

bu karara da itiraz etmiştir, ancak TTB Yüksek Onur Kurulu kararın bozulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu gerekçesi ile itirazı reddederek İzmir Tabip Odası Onur Kurulu kararını onamıştır…”

Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” 3.2. “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinde; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir…” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun (Tıp

Meslekleri Uygulamalarına Dair Kanun)

5.1. 16. maddesinde; “Etıbba odaları divanı haysiyetleri adabı meslekiyeye riayet etmiyen tabipler hakkında tahriren ihtar, meclis huzurunda tevbih ve bir haftadan altı aya kadar muvakkat icrayı sanattan meni suretiyle mücazatı intibahiye tayin edebilirler”.

5.2. 72. maddesinde; “İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve

Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar.

Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda Sahibi lehine delil ittihaz olunabilir.

Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir.” 6. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun; 6.1. 1. maddesinde; “(Değişik: 7/6/1985 – 3224/48 md.) Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, (…) ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.” 6.2. 39. maddesinde; “Haysiyet Divanı, evrakı kendisine tevdi edilen azaların fiil ve hareketlerinin mahiyetine

göre aşağıdaki inzibati cezaları verir:

a) Yazılı ihtar, b) (Değişik: 23/3/2006 – 5477/6 md.) O yılki en yüksek yıllık üye aidatının üç katından az, beş katından fazla olmayan para cezası, c) 15 günden 6 aya kadar geçici olarak sanat icrasından meni, d) Bir mıntakada üç defa sanat icrasından meni cezası almış olanları o mıntakada çalışmaktan meni.

Haysiyet divanları, bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkını kullanırlar.” 6.3. 40. maddesinde; “(Değişik: 19/6/1963 – 256/1 md.) Haysiyet divanları tarafından verilen disiplin cezaları aleyhine, kararın üyeye tebliğinden itibaren 15 gün zarfında yazılı olarak itiraz edilebilir.

İtiraz dilekçesi, karar aleyhindeki belgelere dayanan savunma ile birlikte ve imza karşılığında (Yüksek Haysiyet Divanına gönderilmek üzere) Oda İdare Heyeti Başkanlığına verilir. Müddeti içinde itiraz edilmiyen disiplin cezalarından, yazılı ihtar ve para cezaları kesinleşir ve derhal tatbik edilir. Cezalandırma halinde karar aleyhinde itiraz vakı olmasa dahi geçici olarak sanattan veya bir bölgede çalışmaktan men kararları idare heyeti başkanlığınca yüksek haysiyet divanına gönderilir. Bu hususlara mütedair olan kararlar

Yüksek Haysiyet Divanının tasdikiyle tekemmül eder.”

6.4. 59. maddesinde; “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin vazifeleri şunlardır:

… g) Meslektaşların birbiri ile ve hastaları ile münasebetlerini düzenliyen deontoloji yönetmelikleri hazırlamak, …” 7. 28.4.2004 tarihi ve 25446 sayılı resmi gazetede yayımlanan Türk Tabipleri Birliği

Disiplin Yönetmeliğinin 7.1. “Uyarma Cezası” başlıklı 3. maddesinde; “Uyarma (yazılı ihtar) cezası, hekime ve bu Yönetmelik kapsamındaki kişilere mesleğini uygularken ve/veya meslektaşları ile olan ilişkilerinde daha özenli tutum ve davranışlar içinde olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezası verilmesini gerektiren haller aşağıda gösterilmiştir:

…

f) Hasta kayıtlarını usulüne uygun olarak tutmamak, …” 7.2. “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 10. maddesinde; “ Meslekten alıkoyma cezası verilmesini gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren beş yıl, diğer cezaların verilmesini gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren iki yıl içinde soruşturma açılmasına dair yönetim kurulu kararı verilmemiş ise bu suçlarla ilgili disiplin işlemi yapılamaz.

Disiplin cezası gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç oluşturuyor ve bu suç için, yasa daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, bu zamanaşımı süresi uygulanır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Şikayet başvurusunda özetle; Başvuran Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve

Travmatoloji bölümünde 14/10/2015 tarihinde ameliyat olduğunu, Sosyal Güvenlik

Kurumu mevzuatına aykırı olarak 1.387,10 TL ilave ücret tahsil edildiğini, Sağlık

Uygulama Tebliği hükümlerine göre “ameliyatın mesai saati dışında yapılmış olması” ve

“ameliyatın öğretim üyesi tarafından yapılmış olması” şartlarının birlikte gerçekleşmediğini, İzmir Tabip Odasına yapmış olduğu şikayet başvurusu üzerine

“soruşturmaya yer olmadığına dair” karar verildiğini, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur

Kuruluna yaptığı itirazının reddedildiğini; diğer taraftan Sosyal Güvenlik Hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili olarak açmış olduğu davada İzmir 12. İş Mahkemesince 1.387,10 TL ilave ücretin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsil edilerek kendisine verilmesine dair karar verildiğini, TTB disiplin hukuku hükümlerine göre yapılan bu tür uygulamaların disiplin suçlarını oluşturmakta iken TTB tarafından hiçbir araştırma yapılmadan mahkeme kararı beklenmeden tanıkların beyanı alınmadan sadece haklarında şikayet yapılan doktorların beyanlarına dayanılarak karar verilmesinin kamu düzenine duyulan güveni sarsıcı nitelikte uygulamalar olduğu belirtilerek, Kurumumuzdan TTB Yüksek Onur Kurulu Kararı hakkında incelemearaştırma yapılmasını talep etmiştir.

10. TTB tarafından, Anayasa’nın 135. maddesine ve 6023 sayılı Yasanın 1. ile 59.

maddelerine, Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğine ve hekimlik sanatı icrası hakkındaki diğer mevzuata atıfla mesleki deontoloji ve hekimlik meslek etiği kuralları çerçevesinde; 10.1. Anayasa’nın 135. maddesine ve 6023 sayılı Yasanın 1. ile 59. maddelerine, Türk

Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğine ve hekimlik sanatı icrası hakkındaki diğer mevzuata atıfla mesleki deontoloji ve hekimlik meslek etiği kuralları çerçevesinde mesleki denetim yapmakta oldukları; şikayet başvurularının önce, isnat olunan eylemin gerçekleştiği yer tabip odası yönetim kurulu tarafından incelendiği, yapılan ön inceleme neticesinde soruşturmaya değer olduğu sonucuna varılan konularda ilgili hekim/hekimler hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın sonucunda toplanan kanıtlar ışığında dosyanın, kovuşturma yapılmak üzere tabip odası onur kuruluna tevdi edilmesine ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebildiği, öte yandan tabip odası yönetim kurulu tarafından yapılan ön inceleme sonucunda, şikayet olunan hekimler hakkında “soruşturma açılmasına yer olmadığına” dair karar da verilebildiği, bu karara yapılan itirazın tabip odası onur kurulu tarafından incelendiği, onur kurulunca tabip odası yönetim kurulu kararının yerinde bulunarak itirazın reddedilmesi durumunda ise bu karara karşı TTB’ye itiraz edilebildiği, TTB Yüksek Onur Kurulu tarafından kararın bozulması halinde ise tabip odası yetkili kurullarının soruşturma ve gerektiğinde kovuşturma yaparak dosyayı karara bağladığı, tabip odası kurullarınca verilen kararlara itirazların da 6023 sayılı Yasa ve TTB Disiplin Yönetmeliğine uygun şekilde karara bağlandığı, tabip odası onur kurulunca verilen soruşturma açılmasına yer olmadığı kararının hukuka uygun bulunması durumunda ise verilen onama kararına karşı 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabileceği, 10.2. Tabip odaları onur kurulları ve TTB Yüksek Onur Kurulu tarafından deontoloji ve hekimlik meslek etiği kurallarının ihlal edilip edilmediği çerçevesinde maddi olayları değerlendirerek karar vermekte olduğu, bu nedenle her biri farklı değerleri koruyan

Kurumların birbirlerinin kararlarını etkileyici, -ceza mahkemelerinin maddi vaka tespiti dışında- birbirine gerekçe oluşturacak veya bir diğerini bağlayıcı şekilde karar vermesi mümkün olmadığı gibi, bu süreçlerden herhangi birinin başlatılması ya da sonuçlandırılması da kamusal yetkiye dayanan diğer süreçlerin kendi mevzuatınca başlatılmasına veya sonuçlandırılmasına engel oluşturmadığı, 10.3. Tüm bu nedenlerle, diğer mevzuat uyarınca İzmir İş Mahkemesi tarafından verilen karar üzerine konunun TTB’ce yeniden ele alınmasının mümkün bulunmadığı gibi, kesinleşmiş idari işlemin varlığı karşısında yeniden inceleme yapılmasının hukuki güvenlik ilkesi gereği de mümkün olmadığı, 10.4. Şikayetçi ün şikayet başvurusu üzerine İzmir Tabip Odasınca, Üniversite

Hastanesi Başhekimliğinden hasta kayıtları, iddialara konu olay hakkında açıklama ile ilgili hekimlerden açıklama istendiği; ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu ile de yazışma yapıldığı; tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda İzmir Tabip Odası

Yönetim Kurulu tarafından hastanın tanı ve tedavi sürecinin tıbbi standartlara uygun şekilde yürütüldüğünün, hekimlik uygulaması açısından hata ve ihmal olmadığı nın değerlendirildiği; tıp fakültelerinin, tıp eğitiminin yanı sıra uzman hekimlerin yetiştirildiği, hekimlik yetkisine sahip kişilere uzmanlık bilgi ve becerisi kazandıran yükseköğretim kurumlan olduğu, uzmanlık eğitimi sürecinde, öğretim üyesi ve uzmanlık öğrencilerinin hastanın tanı ve tedavi süreçlerini birlikte yürütmekte olduğu, bu nedenle, tıbbi kayıtlarda hastanın tedavi sürecine katılan hekimlik yetkisine sahip asistan hekimlerin ve eğitim sorumlusu olan öğretim üyelerinin isimlerinin yer almasının bir usulsüzlük olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; hastadan fark ücreti alınmasına yönelik uygulamanın ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülmekte olduğu ve bu uygulamanın mevzuata uygun bir şekilde yürütülüp yürütülmediğinin inceleme merciinin Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu, bu konuda Tabip Odasınca bir değerlendirme yapılmadığı, SGK İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından iletilen yazıda da mevzuat açısından usule aykırı bir işlem tespit edilmediği; sonuçta şikayet olunan hekimler hakkında “soruşturma açılmasına gerek olmadığına” karar verildiği, 10.5. Şikayetçi ’ün bu karara itirazı üzerine İzmir Tabip Odası Onur Kurulunun tarih 2018/ E. 2018/ K. sayılı kararında; dosya kapsamında yer alan şikayetçi hastaya ait anestezi kartı incelendiğinde, ameliyat başlama saatinin 18.00 olduğu bilgisi yer aldığı, ameliyat öncesi ödemelerin saat 14.47 ve 14.49 saatlerinde yapıldığı, şikayetçinin ameliyatın mesai saatlerinde yapıldığını ortaya koyan bir kayıt veya belge sunamadığı, mevcut kayıtlar karşısında, şikayetçinin ameliyatının saat 14.00’de yapıldığı veya mesai saatleri içinde yapıldığı, belgelerde değişiklik yapıldığı iddialarının yerinde görülmediği, uzmanlık öğrencilerinin tıp fakültesinden mezun olmuş hekimlik yetkisine sahip, uzmanlık sınavı sonucu uzmanlık eğitimi almaya hak kazanmış hekimler oldukları, uzmanlık öğrencilerinin uzman hekimler gözetiminde tıbbi süreçlere katılmasının uzmanlık eğitimi müfredatı uyarınca yasal bir zorunluluk ve aynı zamanda tıbbi gereklilik olduğu, şikayetçinin kamu kurumlarının dolandırıldığına yönelik iddiaları değerlendirildiğinde, mevzuat çerçevesinde tahsil edilen ücretlerin dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, SGK tarafından bu konuyla ilgili yapılan incelemede de mevzuata aykırı bir durum tespit edilmediğinin bildirildiği, bu nedenle şikayetçinin itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle şikayetçinin itirazının reddine, İzmir Tabip Odası Yönetim

Kurulunun soruşturma açılmasına gerek olmadığı kararının uygun olduğuna karar verdiği, 10.6. ’ün bu karara da itiraz etmesi sonrasında TTB Yüksek Onur Kurulunun kararın bozulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu gerekçesi ile itirazı reddederek İzmir Tabip Odası Onur Kurulu kararını onadığı, Belirtilmiştir.

11. İzmir 12. İş Mahkemesi E.2016 ve K. 2019. sayılı kararında “DELİLLERİN

DEĞERLENDİRİLMESİ TARTIŞILMASI VE GEREKÇE” başlığı altında; “Dava, davacının işlem sıra no ve SUT kodu ile 14/10/2015 tarihinde ödemiş olduğu 1.387,10TL ücretin ödeme tarihinde itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir.

Davacı, sigortalı olarak çalıştığı süre içerisinde geçirdiği kaza üzerine Ege Üniversitesi

Hastanesinde ameliyat olduğunu, kazanız 14/10/2015 tarihinde gerçekleştiğini ve saat 14:00’da mesai saatleri içerisinde Ege Üniversitesi Hastanesinde ameliyata alındığını belirtmiş, davalı Kurum ise aynı gün tanzim edilen anestezi kartında davacının 18:00 da ameliyata alınarak cerrahi işleme başlandığını belirtmiştir.

Davalı Kurumdan ve Ege Üniversitesi Hastanesinden kayıt ve belgeler celp edilmiş, davacı tarafından bildirilen tanıklar ve ’ın beyanları alınmıştır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hasta ve yakını tarafından öğretim üyesi tarafından mesai saatleri dışında Ege Üniversitesi 4001 ve 8756 kodlu tıbbi işlemlerin yapılmasını, bu işlemler için ilave ücret ödemeyi ve ödediği ilave ücreti

SGK’dan talep etmeyeceğini kabul ve taahhüdüne ilişkin imzalanan onam belgesinde işlemin mesai saatleri dışında yapılacağına ilişkin açıklama bulunmadığı, ameliyat ve cerrahi müdahale bilgileri belgesinde de anestezi işlemini gerçekleştiren ve adına ilave mesai dışı ücret belgesi düzenlenen öğretim üyesinin imza ve kaşesiyle işlemi mesai dışında gerçekleştirdiğini gösterir ibarenin de bulunmadığı, davacıya ait anestezi kartının imzalanmadığı, ameliyat defteri kayıtlarında da saatin belirtilmediği, davacıya verilen sağlık hizmetinin mesai saatleri dışında verildiğinin anılan hastane tarafından belgelendirilemediği, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen inceleme raporunda da davacıya verilen hizmetin mesai saatleri dışında yapıldığının belgelenemediğinin belirtildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da operasyon saatinin net bir şekilde belirlenemediğinin belirtildiği, Sağlık Uygulama

Tebliğinin 1.9.1 maddesinin “İlave Ücret Alınması Uygulamasında;” başlıklı 1.

maddesinin (b) bendinde; “Yükseköğretim Kurumlarına ait sağlık hizmet sunucularında (vakıf üniversiteleri hariç) öğretim üyeleri tarafından mesai saatleri dışında bizzat verilen sağlık hizmetleri için Kurumca belirlenmiş sağlık hizmetleri bedelinin bir defada asgari ücretin iki katını geçmemek üzere, poliklinik muayenelerinde en fazla iki katı, diğer hizmetlerde en fazla bir katı kadar ilave ücret alınabilir.” düzenlemesi karşısında davacıya verilen sağlık hizmetinin mesai saatleri dışında verildiği belgelenemediği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, davacının işlem sıra no ve

SUT kodu ile 14/10/2015 tarihinde ödemiş olduğu 1.387,10 TL ilave ücretin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

Denilmektedir.

12. Şikayete konu olayda, Ege Üniversitesi Hastanesince tıbbi kayıtların gerektiği gibi tutulmaması nedeniyle İzmir 12. İş Mahkemesince sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde ameliyatın mesai saatleri dışında yapıldığının belgelendirilemediğinden bahisle ilave ücret talep edilemeyeceği yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

13. Sağlık hizmeti sunan kişi ve kuruluşların tıbbi kayıtları tutma zorunluluğu bulunmakta olup, tıbbi kayıtların gerektiği gibi tutulması sadece hastanın yararına olmayıp, herhangi bir ihmal veya hata iddiası olduğunda sağlık personelinin, sağlık personelinin çalıştığı kurumun ve adli vakalarda olaya neden olan kişilerin de haklarının korunması açısından önemlidir.

Dolayısıyla, tıbbi kayıtların gerektiği gibi tutulmaması durumunda sağlık hizmetinin sunan kişi ve kuruluşların sorumluluğu doğacaktır.

14. Bilindiği üzere Türk Tabipleri Birliği kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen, tıbbi deontoloji ve hekimlik meslek etiği kurallarına aykırı davranan hekimler hakkında soruşturma açmaya ve disiplin cezası vermeye yetkilidir. tarafından TTB’ye yapılan başvuru sonrasında yapılan incelemede, Ege Üniversitesi Hastanesinde 14/10/2015 tarihinde yapılan ameliyata ilişkin tıbbi kayıtların gerektiği gibi incelenmediği kanaati oluşmuştur.

Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 3. maddesine göre hasta kayıtlarının usulüne uygun olarak tutmaması uyarma cezası gerektirmekte ise de aynı Yönetmeliğin 10.

maddesine göre cezaların verilmesini gerektiren eylemin işlenmesinden (14/10 /2015)

itibaren iki yıl içinde soruşturma açılmasına dair yönetim kurulu kararı verilmediği için soruşturmanın zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, şikayet konu olay zaman aşımına uğramamış olsaydı soruşturmanın sonucunu değiştirecek yeni bir delilin

/durumun/ kararın ortaya çıkmış olması nedeniyle yeniden soruşturma açılmasının hukuk devletinin bir gereği olduğu değerlendirilmiştir.

15. Sonuç olarak, TTB Yüksek Onur Kurulu tarafından Ege Üniversitesi Hastanesince tıbbi kayıtların gerektiği gibi tutulup tutulmadığı hususu değerlendirilmeden başvuranın inceleme-soruşturma talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup, dosya kapsamında iyi yönetim ilkelerinin ihlal edildiğine dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Başvuranın talebiyle ilgili olarak İzmir Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur

Kurulu tarafından gerektiği gibi inceleme yapılmadığı, ancak soruşturma zamanaşımı nedeniyle yeniden inceleme-soruşturma yapılamayacağı değerlendirildiğinden, hatalı davranıldığının kabulü yönünde TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca; TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi