|
ÖZET: Bu karar, Türkiye Barolar Birliği tarafından başvuranın itiraz dilekçesinin süresinde verilmediği gerekçesiyle usulden reddedilmesine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Başvuran, itiraz dilekçesinin tutuklu olduğu ceza infaz kurumunda elden teslim etme imkanı bulunmadığı ve mektup gönderme sürelerinin kısıtlı olduğu gerekçesiyle değerlendirilmesini talep etmiştir. Ancak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararların tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yapılan değerlendirmede, başvuranın itiraz dilekçesinin, yasal süresi içinde Türkiye Barolar Birliği’ne ulaşmadığı ve bu nedenle ret kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, başvuranın itiraz süresini geçirdiği ve bu durumun, hukuk devleti ilkesine ve belirlilik ilkesine aykırı olmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/8513-S.13067
BAŞVURU NO : 2019/1824
KARAR TARİHİ : 16/09/2019
RET KARARI
ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, Türkiye Barolar Birliği tarafından süresinde yapılmadığından bahisle usulden ret edilen dilekçesinin işleme alınarak değerlendirilmesini talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 30/01/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza … … (T.C Kimlik No: … ) tarafından yapılan şikayet başvurusunda özetle; Ankara Barosuna kayıtlı Av. … hakkında şikayette bulunduğunu, KYOK kararı verildiğini, söz konusu kararın tutuklu bulunduğu … T Tipi Ceza İnfaz Kurumu tarafından kendisine 20/02/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, Karara karşı Türkiye Barolar
Birliğine itiraz ettiğini, itirazına ilişkin dilekçeyi, 07/03/2018 tarihli iadeli taahhütlü mektup yoluyla gönderilmek üzere sabah sayımında görevli memurlara kameralar önünde teslim ettiğini, takip numarasının … olduğunu, ancak itiraz dilekçesinin Türkiye Barolar Birliğine 09/03/2018 tarihinde ulaştığı ve kayda alındığından bahisle itiraz süresi geçirilmiş olduğu için usulden reddedildiğini, söz konusu usulden ret kararının Adalet Bakanlığı tarafından da onaylandığını, bahse konu kararların 22/01/2019 tarihinde yeniden kendisine tebliğ edildiğini, Türkiye Barolar Birliği’nin söz konusu usulden ret kararını alırken tutuklu olduğu ve dilekçeyi elden teslim etme imkanının bulunmadığı, posta yolu hariç dilekçe ulaştırma imkanının olmadığı hususlarını dikkate almadığını, itiraz dilekçesinin postaya verildiği tarihinin bir tutuklu olarak bilmesinin mümkün olmadığını, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda (… T
Tipi) haftada 2 gün (Pazartesi ve Çarşamba) mektup gönderilebildiğini belirterek; Türkiye
Barolar Birliği tarafından süresinde yapılmadığından bahisle usulden ret edilen dilekçesinin işleme alınarak değerlendirilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 13/05/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen 12/06/2019 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Disiplin Kovuşturmasının Açılması” başlıklı 141.
maddesi ile 142. maddesi hükmü ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin
“Disiplin Kovuşturması Açılmasına Yer Olmadığı Kararı” başlıklı 68. maddesi ile “İtirazlar” başlıklı 69. maddesi hükümleri gereğince işlem yapıldığı,
2.2 Başvuranın, Ankara Barosu levhasına kayıtlı Av. …’yi şikayet etmesi üzerine, Ankara
Barosu Yönetim Kurulu’nun 13/12/2017 tarih ve … Karar sayılı kararıyla; “. . .disiplin hukuku açısından kusur izafe edilebilecek nitelikte bir eylemin söz konusu olmadığı ve dosya kapsamında re’sen gözetilecek başkaca husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla….” gerekçesiyle disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
2.3 Başvuran tarafından bu karara itiraz edilmiş olup, TBB Yönetim Kurulu’nun 28/09/2018
tarih ve …, … sayılı kararıyla itiraz edilen kararın şikayetçiye 20/02/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu,
2.4 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 142/1. maddesine göre; Yönetim Kurulu’nun disiplin
kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı tebliğden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebileceğinden, itirazın 07/03/2018 günü mesai bitimine kadar yapılması gerekirken, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına gönderilmiş olan itiraz dilekçesinin 09/03/2018 gün ve 6787 sayı ile kaydedildiği ve 15 günlük yasal itiraz süresinin geçmiş olduğu, itiraz edilen kararda T.C Anayasasının 40. maddesinde 03/10/2001 gün ve 4709 Sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile eklenen 2. fıkra gereğince “Devlet işlemlerinde, İlgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır, ” şeklinde belirlenen zorunluluğa da uyulmuş olduğu anlaşıldığından İtirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği.
2.5 Bu kararın, Adalet Bakanlığı’nın 02/12/2018 tarih ve … sayılı Olur’uyla başvuranın Ankara
Barosu Yönetim Kurulunun söz konusu kararı kendisine 20/02/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, Avukatlık Kanunun 142/1. maddesinde belirtilen 15 günlük itiraz süresi geçtikten sonra 09/03/2018 tarihinde itirazda bulunduğu gerekçesiyle onaylandığı,
2.6 Adalet Bakanlığı’nın 02/12/2018 tarih ve … sayılı Olur’uyla onaylanan itiraz dosyasına
ilişkin tüm belgelerin 03/01/2019 tarih ve … sayılı yazıyla Ankara Barosu Başkanlığı’na gönderildiği,
2.7 Başvuran tarafından 28/01/2019 tarihli dilekçeyle tekrar başvuru yapılarak kararın
düzeltilmesinin talep edildiği, 05/02/2019 tarih ve 2991 sayılı yazıyla Türkiye Barolar Birliği
Yönetim Kurulunda görüşülerek karara bağlanan ve Adalet Bakanlığı tarafından da onaylanarak kesinleşen dosyaların yeniden incelenmesine olanak bulunmadığı Yönetim
Kurulunun sözü edilen kararı aleyhine idare mahkemesinde dava açabileceği hususunun bildirildiği belirtilmiştir.
3. Kurumumuzun 12/07/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla … T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. … T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından gönderilen 23/07/2019 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1 Kurum görevli memurlar tarafından teslim alınan dilekçenin adı geçenin talebi üzerine
mektup yoluyla 07/03/2019 tarihinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına gönderilmek üzere
Uyap’a kaydedildiği ve 16:15’de … PTT şubeye teslim edildiği,
3.2 Başvuran gelen kararın 20/02/2018 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini söylemiş ise de ve
13/12/2017 tarih ve … sayılı kararın başvurana tebliğ tarihi sorulsa da tutuklunun Uyap kayıtları incelendiğinde kendisine bu tarihlerde evrak gelmediği, başvuru dilekçesini posta yoluyla yaptığından gelen evraklarda posta yoluyla görevli postacı tarafından kendisine teslim edilmiş olabileceğinden istenilen tebliğ tebellüğ tarihinin bildirilemediği,
3.3 Şikayete konu olayda olduğu gibi, karara itiraz, üst mercilere başvuru, dava açma gibi
süreler önem arz ettiği için başvuranların hak kaybına uğramaması adına Kurum ilgili birimi tarafından gönderimlerin günü gününe yapıldığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
4.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
4.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış
hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.
Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
4.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve
Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
4.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 6. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun;
6.1 “Disiplin kovuşturmasının açılması” başlıklı 141. maddesinde; “Disiplin
kovuşturması, yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde ihbar, şikayet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecburdur. Yönetim kurulu, ilgilinin ihbar ve şikayeti veya Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yahut resen, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmanın yapılması görevini kendi üyelerinden birine verebilir. Soruşturma ile görevlendirilen üye, delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin ifadelerini yeminle de alabilir; hakkında soruşturma yapılan avukatı da dinledikten veya dinlemek için verilen süre dolduktan sonra dosyayı bir raporla yönetim kuruluna verir. Yönetim kurulu, soruşturma maksadıyla her türlü adlî ve idarî mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, ilgili dosyaları veya örneklerini isteyip, inceleyebilir. Şikayet, ihbar veya istem konusu eylem veya davranış hakkında kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair yönetim kurulu tarafından verilecek kararlar ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur”
6.2 “Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz” başlıklı 142.
maddesinde; “Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şikayetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz olunabilir. Türkiye Barolar Birliği
Yönetim Kurulu tarafından dosya üzerinde yapılacak inceleme sonunda şikayet, ihbar veya istem konusu incelemeye değer mahiyette görülürse, evvelki karar kaldırılarak, disiplin kovuşturmasının açılması için dosya evvelki kararı veren baroya gönderilir. Türkiye Barolar
Birliği Yönetim Kurulunun bu kararları kesindir. Baro Yönetim Kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararları süresi içinde itiraz edilmezse kesinleşir. Birinci fıkra gereğince yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından verilen itirazın reddine dair kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde
Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet
Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar
Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin 6 ncı ve 7 nci fıkraları hükümleri bu halde de kıyasen uygulanır.”
7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ;
7.1 “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68.
maddesinde; “Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir”,
7.2 “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116. maddesinde; “Bu Kanunun;… telefonla
haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı… konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir…”
8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük’ ün;
8.1 “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 91.
maddesinde; “Hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır.”,
8.2 “Mektupların gönderilmesi ve gelen mektupların verilmesi” başlıklı 122. maddesinde;
“91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksekokul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine
“görüldü” kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir. Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır. Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
9. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin;
9.1 “Disiplin Kovuşturmasına Yer Olmadığı Kararı” başlıklı 68. maddesinde; “Yönetim
kurulu dosyayı ve raporu inceleyerek, aleyhinde şikayet veya ihbarda bulunulan avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasını gerektirecek bir durumun mevcut olmadığını tespit ederse disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verir. Bu kararda; ihbar veya şikayette bulunanın adı ve adresi, şikayet olunan avukatın kimliği, isnat olunan fiil, yapılan inceleme ve deliller ile gerekçe belirtilir. Karar, ilgili dosya eklenerek Cumhuriyet Savcılığına resmi yazı ile bildirilir; hakkında soruşturma açılmış bulunan avukata ve varsa şikayetçiye tebliğ olunur. Şikayetçiye tebligat, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şu kadar ki, karar örneğinin elden verilerek tebliği de mümkündür. Bu takdirde tebligatın yapıldığı tarih, tebellüğ eden şikayetçinin adı ve soyadı bir tutanakla tespit edilerek şikayetçi ile baro adına başkatip ve ilgili memur tarafından imzalanır. Cumhuriyet Savcısına gönderilen resmi yazının bir örneği, yazıyı alan tarafından yazının alındığı tarih belirtilerek imzalanır. Tebligat parçaları veya tutanakla savcılık alındısı dosyaya konur.”,
9.2 “İtirazlar” başlıklı 69. maddesinde; “Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması
açılmasına yer olmadığı kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde; ilgili
Cumhuriyet Savcılığı ile şikayet eden tarafından, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edilebilir. Baro, itiraz dilekçesini, dosyayı da ekleyerek Türkiye Barolar Birliğine gönderir. Dosyanın Türkiye Barolar Birliğine gidiş dönüş posta gideri itiraz edenden alınır.
İtirazın Cumhuriyet Savcılığınca yapılması halinde posta gideri ilgili baro tarafından ödenir.
Türkiye Barolar Birliğinin; itirazın reddi hakkındaki kararları onaylanmak üzere, karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu kararlar, Adalet
Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça bir karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşir. Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gerekçesi ile birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca 2/3 çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır. Sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına ve ilgili baroya bildirilir. Adalet Bakanlığının bu madde uyarınca verdiği kararlara karşı Türkiye Barolar Birliği, şikayetçi ve ilgili baro; Adalet
Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye
Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, şikayetçi ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilirler.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Türkiye
Barolar Birliği tarafından süresinde yapılmadığından bahisle usulden ret edilen dilekçesinin işleme alınarak değerlendirilmesini talep etmektedir.
12. Yargının kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı temsil eden avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler. Türkiye Barolar Birliği Meslek
Kurallarında; avukatların, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin bağımsızlığının gereğine ve bu konuda kendilerine gerek kişi, gerek kuruluş olarak düşen görevleri başarmaya inanmaları gerektiği ve Türkiye Barolar Birliği’nce kabul olunan mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun davranmak zorunda oldukları düzenlenmiştir.
(Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumunun 2018/15323 Başvuru Numaralı ve 14/05/2019 tarihli Ret
Kararı)
13. 1136 sayılı Avukatlık Kanununda, avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlar ile meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında
Kanunda yazılı disiplin cezalarının uygulanacağı, söz konusu disiplin cezalarının verilmesi için yürütülecek disiplin kovuşturmasının, ilgilinin ihbar ve şikayeti veya
Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yahut resen yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılacağı belirtilmiştir.
14. Baro Yönetim Kurulu, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmayı yaptıktan sonra, disiplin kovuşturması açılmasına karar verebileceği gibi, şikayet, ihbar veya istem konusu eylem veya davranış hakkında kovuşturma açılmasına yer olmadığına da karar verebilir.
15. Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararı ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur. Şikayetçi veya Cumhuriyet savcısı, Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edilebilir. Baro Yönetim Kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına süresi içinde itiraz edilmezse ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından verilen itirazın reddine dair kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir.
16. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
16.1 Başvuranın, Ankara Barosu levhasına kayıtlı bir avukatı şikayet etmesi üzerine, Ankara
Barosu Yönetim Kurulu’nun 13/12/2017 tarih ve … Karar sayılı kararıyla disiplin hukuku açısından kusur izafe edilebilecek nitelikte bir eylemin söz konusu olmadığı ve dosya kapsamında resen gözetilecek başkaca bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaati ile disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği,
16.2 Söz konusu kararın tebliğine ilişkin olarak;
16.2.1 Türkiye Barolar Birliğinin 2018/546 Esas … Karar numaralı ve 28/09/2018 tarihli
Yönetim Kurulu Kararında; itiraz edilen kararın şikayetçiye 20/02/2018 günü tebliğ edilmiş olduğunun,
16.2.2 Adalet Bakanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğünün 02/12/2018 tarih ve … sayılı
yazısında; kararın 20/02/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin belirtildiği,
16.2.3 Ceza İnfaz Kurumu tarafından Kurumumuza gönderilen 23/07/2019 tarih, … sayılı
cevabi yazıda başvuranın UYAP kayıtları incelendiğinde kendisine bu tarihlerde evrak gelmediği, başvuru dilekçesini posta yoluyla yaptığından gelen evraklarda posta yoluyla görevli postacı tarafından kendisine teslim edilmiş olabileceğinden istenilen tebliğ tebellüğ tarihinin bildirilemediği, Ancak Başvuranın, kararın tutuklu bulunduğu … T Tipi Ceza İnfaz
Kurumu tarafından kendisine 20/02/2018 tarihinde tebliğ edildiğini ifade ettiği birlikte değerlendirildiğinde,
16.2.4 Kararın başvurana 20/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği,
16.3 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 142. maddesi hükmü gereğince Baro yönetim
kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edileceği,
16.4 Bu kapsamda söz konusu itirazın son gününün 07/03/2018 günü mesai bitimi olduğu,
16.5 Başvuranın 06/03/2018 tarihinde kaleme aldığı itiraz dilekçesini, 07/03/2018 tarihli iadeli
taahhütlü mektup yoluyla gönderilmek üzere sabah sayımında görevli memurlara kameralar önünde teslim ettiği, takip numarasının … olduğu,
16.6 Ceza İnfaz Kurumu tarafından Kurumumuza gönderilen 01/03/2018-31/03/2018 Tarih ve
Türüne Göre Giden Mektup Raporunda; 07/03/2018 tarihli, … barkot numaralı, alıcısının
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı olduğu, taahhütlü mektubun bulunduğu ve Ceza İnfaz
Kurumu Müdürlüğü tarafından UYAP kaydı girildikten sonra 07/03/2018 tarihinde saat 16:15’te … PTT Şubesine teslim edildiğinin bildirildiği,
16.7 Söz konusu iadeli taahhütlü mektup ile Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına
gönderilmiş olan itiraza ilişkin dilekçenin, Türkiye Barolar Birliği tarafından 09/03/2018 gün ve 6787 sayı ile kaydedildiği,
16.8 Türkiye Barolar Birliği tarafından itirazın 15 günlük yasal itiraz süresinin
geçirilerek yapılmış olduğu anlaşıldığından Türkiye Barolar Birliğinin … Esas … Karar numaralı ve 28/09/2018 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile itirazın reddine karar verildiği,
16.9 İtirazın reddine ilişkin kararın da Adalet Bakanlığı’nın 02/12/2018 tarih ve … sayılı
Olur’uyla Onaylandığı anlaşılmıştır.
17. Başvuranın; “Türkiye Barolar Birliği’nin, söz konusu usulden ret kararını verirken tutuklu olduğu ve dilekçeyi elden teslim etme imkanının bulunmadığı, posta yolu hariç dilekçe ulaştırma imkanının olmadığı hususlarını dikkate almadığı, itiraz dilekçesinin postaya verildiği tarihinin bir tutuklu olarak bilmesinin mümkün olmadığı, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda (… T Tipi) haftada 2 gün (Pazartesi ve Çarşamba) mektup gönderilebildiği” iddiasına ilişkin olarak;
18. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda; infazda temel amacın, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirerek, toplumu suça karşı korumak ve hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu belirtilerek; ceza infaz Kurumunda bulunan hükümlü/tutukluların kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, mektup, faks ve telgraf gönderme hakkına sahip olduğu yasal güvenceye bağlanmıştır.
19. Anayasa Mahkemesi de kararlarında; ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak ceza infaz kurumu yetkililerinin, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkumlara yardım etmesi gerektiğini ve bunun için onlara uygun desteği sunması gerektiğini belirtmektedir.
(Anayasa Mahkemesi 2013/2351 Başvuru Numaralı 16/09/2015 tarihli Kararı)
20. Elbette ki hükümlü/tutuklulara tanınan söz konusu hak mutlak bir hak değildir ve tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz önünde bulundurulduğunda hakkın belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması hayatın olağan akışına aykırı olmayacaktır. Nitekim Kanun koyucu da bu kapsamda 5275 sayılı Kanunda belli bazı kısıtlamalara yer vermiştir.
21. Ancak yasa koyucu, ceza infaz kurumunda bulunan kişiler tarafından resmî makamlara gönderilen mektup, faks ve telgraflar ile resmî makamlardan gönderilen mektup, faks ve telgraflar hakkında ayrıca bir istisnai düzenlemeye giderek, tutuklu/hükümlünün, denetime tâbi olmadan resmî makamlar tarafından kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, resmi makamlardan mektup, faks ve telgrafları alma ve resmi makamlara gönderme hakkından yararlanmalarının sağlanacağını Kanunda açıkça belirtmiştir.
22. … T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda da; karara itiraz, üst mercilere başvuru, dava açma gibi süreler önem arz ettiği için başvuranların hak kaybına uğramaması adına Kurum ilgili birimi tarafından resmi makamlara yapılan gönderimlerin günü gününe yapıldığı belirtilmiştir.
23. Nitekim Başvuranın da 06/03/2018 tarihi Salı günü kaleme aldığı itiraz dilekçesini, itirazın son günü olan 07/03/2018 tarihinde sabah sayımında görevli memurlara teslim ettiği ve Ceza İnfaz Kurumu tarafından UYAP kaydı girildikten sonra 07/03/2018 tarihi
Çarşamba günü saat 16:15’te … PTT Şubesine teslim edildiği görüldüğünde aynı gün gönderiminin yapıldığı anlaşılmıştır.
24. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete
Tarihi: 02/05/2013)
25. Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
26. Anayasa Mahkemesi 26/12/2013 tarihli ve … Esas, … Karar sayılı kararında; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin belirlilik ilkesi olduğunu, bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerektiğini ve ayrıca kamu otoritelerinin de keyfi uygulamalarına karşı, koruyucu tedbirler içermesinin gerektiğini, belirlilik ilkesinin, hukuki güvenlikle bağlantılı olduğunu, kişilerin, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmesi gerektiğini, kişinin ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörerek davranışlarını belirleyeceğini, hukuk güvenliğinin, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılacağını hüküm altına almıştır.
27. Posta gönderileri ile kargolara uygulanan ve özel bir hizmet olan “taahhüt”, kayıtlı olarak postaya verilmek istenen yurtiçi mektup, posta kartı, basılmış kağıt, görme engellilere özgü yazıların, postaya verilmesinden itibaren kayda tabi tutularak alıcısına imza karşılığında teslim edildiği, kaybı halinde de üst sınırı belirlenmiş tazminat ödenmesini gerektiren özel hizmete, bu özel hizmeti içeren yurtiçi gönderilere ise “APS Kurye ve taahhütlü gönderi” denilmektedir. (PTT A.Ş. Posta ve Kargo Hizmetleri Usul ve Esasları)
27.1 Mevzuatta söz konusu taahhütlü mektupların gönderim süresine ilişkin de ayrıca bir
düzenlemenin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
28. Hak düşürücü süre, Kanunen belirlenen süre içerisinde kullanılmaması durumunda hakkın ortadan kalkmasına neden olan süre olup, 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 142. maddesi hükmü gereğince Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edileceğine ilişkin hukuki düzenlemenin açık olduğu ve söz konusu düzenlemenin bir hak düşürücü süre olduğu açıktır.
29. Tutuklu olduğu, dilekçeyi elden teslim etme imkanının bulunmadığı, posta yolu hariç dilekçe ulaştırma imkanının olmadığı ve tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda haftada 2 gün (Pazartesi ve Çarşamba) mektup gönderilebildiği bilgisine de haiz olan başvuranın, 06/03/2018 tarihi Salı günü kaleme aldığı itiraz dilekçesini, itirazın son günü olan 07/03/2018 tarihinde sabah sayımında görevli memurlara teslim ettiği dikkate alındığında; söz konusu postanın, gönderim süresini de gözetmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
30. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Tutuklu olduğu, dilekçeyi elden teslim etme imkanının bulunmadığı, posta yolu hariç dilekçe ulaştırma imkanının olmadığı ve tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda haftada 2 gün (Pazartesi ve
Çarşamba) mektup gönderilebildiği bilgisine de haiz olan başvuranın, 06/03/2018 tarihi
Salı günü kaleme aldığı itiraz dilekçesini, itirazın son günü olan 07/03/2018 tarihinde sabah sayımında görevli memurlara teslim ettiği dikkate alındığında; söz konusu postanın, gönderim süresini de gözetmesi gerektiği, gönderim süresini gözetmeden itirazın son günü olan 07/03/2018 tarihinde postaya verilen evrakın, yasal süresi içerisinde
Türkiye Barolar Birliğine iletilememesi nedeniyle verilen ret kararında, Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin bir Hukuk devleti olması, hukuk devletinin temel ilkelerinden birisinin de belirlilik ilkesi olması ve belirlilik ilkesinin, hukuki güvenliği, hukuki güvenliğin de normların öngörülebilir olmasını gerektirmesi, kaldı ki başvuranın söz konusu karar karşı idare mahkemesinde dava açma hakkının da bulunduğu anlaşıldığından hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği
Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu şikayetçiye 30/07/2019 tarihli ve S.9800 sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi