ÖZET: 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre, işsizlik sigortası, kendi isteği veya kusuru dışında işini kaybeden sigortalılara gelir kaybını belirli bir süre ve ölçüde karşılamak amacıyla düzenlenmiştir. İşsizlik ödeneği almak için, sigortalı işsizlerin, hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde Kuruma başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını bildirmeleri gerekmektedir. Ayrıca, son üç yıl içinde en az 600 gün sigorta primi ödemiş olmaları şartı aranmaktadır. İşsizlik ödeneği, başvuru tarihinden itibaren her ay düzenli olarak ödenir ve belirli koşullar altında kesilebilir.

İşsizlik ödeneği, sigortalı işsizlerin çalışma isteği ve iradesini göstermeleri durumunda devam eder. Ancak, tutukluluk gibi mücbir sebepler nedeniyle başvuru yapamayan kişilerin ödenekleri durdurulmaktadır. Tutukluluk hali sona erdikten sonra, ilgili kişinin Kuruma başvurması halinde durdurulan ödenek yeniden aktif hale getirilebilir. Bu bağlamda, işsizlik sigortası, yalnızca ekonomik güvence sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda işsizlerin yeniden istihdama kazandırılmasına yönelik eğitim ve destek hizmetleri sunmayı da hedeflemektedir.

Sonuç olarak, işsizlik sigortası, işsiz kalan bireylerin ekonomik kayıplarını en aza indirmeyi ve iş gücünü etkin bir şekilde kullanmayı amaçlayan önemli bir sosyal güvenlik mekanizmasıdır. Ancak, bu sistemin işleyişi için sigortalıların aktif katılımı ve belirlenen koşullara uygun hareket etmeleri gerekmektedir.

2.2. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendinde işsizlik sigortasının, (e) bendinde ise sigortalı işsizin tanımlandığı, aynı Kanunun 48 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ile işsizlik ödeneği başvuru esaslarının belirlendiği,

50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile işsizlik ödeneği hak sahipliği sürelerinin belirlendiği,

2.3. Anılan Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile de işsizlik ödeneği hak sahipliği koşullarının belirlendiği ve kendi istek veya kusuru dışında işten çıkanların hak sahipliği kapsamına alındığı, 2.4. Yukarıda sayılan hükümlerden anlaşıldığı üzere; işsizlik sigortası kapsamında bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenlerden; hizmet akdinin feshinden önceki 120 gün içinde hizmet akdine tabi olunması durumunda, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş ve fesih tarihini izleyen günden başlayarak 30 gün içinde şahsen veya elektronik ortamda başvurarak (mücbir nedenler dışında başvuruda gecikilen süre toplam hak sahipliği süresinden düşülür) yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmiş olanların çalışmaya hazır oldukları dönemde işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlandığı, 2.5. Müşavirlik kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde ile Kurum arasında açılmış herhangi bir davaya veya başlatılmış icra takibine rastlanılmadığı, 2.6. Çalışmaya/iş almaya hazır olmayanların (hükümlü/tutulu olan, askere giden, yurtdışına çıkan vb.) ödeneklerinin kesildiği ve bu durumların sona ermesine müteakip Kuruma başvuru tarihi ile başlatıldığı, başvuru sahibi tutukluluk sebebiyle cezaevinde olunan süre içerisinde iş almaya hazır olmaması sebebiyle işsizlik ödeneğinin yeniden başlatılabilmesinin mümkün bulunmadığı; ancak, tutukluluk halinin sona ermesine müteakip Kuruma başvurması durumunda başvurusunun tekrar başlatılabileceği, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının ‘‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’’ başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ‘‘İşsizlik sigortası ile ilgili tanımlar’’ başlıklı 47 nci maddesinin; “…

c) bendinde “İşsizlik sigortası: Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu sigortayı, …

e) bendinde “Sigortalı işsiz: Bu Kanun kapsamına giren bir işyerinde bir hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak çalışırken bu Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle işini kaybeden ve Kuruma başvurarak çalışmaya hazır olduğunu bildiren kimseyi,”

…

h) bendinde “İşsizlik ödeneği: Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi, …İfade eder.” 6. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler’’ başlıklı 48 inci maddesinde; “İşsizlik sigortası zorunludur. Bu Kanun kapsamına giren ve halen çalışmakta olanlar bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yeni girenler ise işe başladıkları tarihten itibaren sigortalı olurlar.

…

Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır; a) İşsizlik ödeneği, b) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri, c) Yeni bir iş bulma, d)Aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar.

…” 7. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri’’ başlıklı 50 nci maddesinde; “…

Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde; a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

180 gün,

b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

240 gün,

c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün, Süre ile işsizlik ödeneği verilir.

İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır. İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve

Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır.

Sigortalı, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe girer ve işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanmak için bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeden yeniden işsiz kalırsa, daha önce hakettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam eder. Bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getirmek suretiyle yeniden işsiz kalınması halinde ise sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneği ödenir.”

8. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğine hak kazanmanın şartları’’ başlıklı 51 inci maddesinde; “Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/4/1967 tarihli ve

854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın

Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun

6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi

işveren tarafından sona erdirilmiş olmak, b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya

5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi

Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak, c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın süresinin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya

854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı

Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında

Kanunun 12 inci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak, …’’ 9. 4447 sayılı Kanunun “İşsizlik ödeneği ödenmesinde hak düşürücü nedenler” başlıklı

52 nci maddesinde;

a) Kurumca teklif edilen mesleklerine uygun ve son çalıştıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı sınırları içinde bir işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddeden, b) (Değişik: 25/6/2003 – 4904/29 md.) İşsizlik ödeneği aldığı sürede gelir getirici bir işte çalıştığı veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı aldığı tespit edilen, c) Kurum tarafından önerilen meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini haklı bir neden göstermeden reddeden veya kabul etmesine karşın devam etmeyen, d) Haklı bir nedene dayanmaksızın Kurum tarafından yapılan çağrıları zamanında cevaplamayan, istenilen bilgi ve belgeleri öngörülen süre içinde vermeyen, sigortalı işsizlerin işsizlik ödenekleri kesilir.

Ancak (c) ve (d) bendlerinde öngörülen ödeneklerin kesilme gerekçesinin ortadan kalkması halinde, işsizlik ödeneği ödenmesine yeniden başlanır. Şu kadarki bu suretle yapılacak ödemenin süresi başlangıçta belirlenmiş olan toplam hak sahipliği süresinin sonunu geçemez.

Muvazzaf askerlik dışında herhangi bir nedenle silah altına alınanlarla hastalık ve analık nedeniyle geçici işgöremezlik ödeneği almaya hak kazanan sigortalı işsizlerin işsizlik ödeneklerinin ödenmesi bu durumların devamı süresince durdurulur.

Kurumun müfettişleri ile sigorta müfettişleri, bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak

Kurumlarının görev alanlarına giren hususlarda teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler. (Ek cümle: 13/2/2011- 6111/72 md.) Ancak, işsizlik sigortası ödeneğinden faydalanırken aynı zamanda gelir getirici bir işte çalışan sigortalıların tespitinin yapılmasında, sosyal güvenlik denetmenleri ve sosyal güvenlik kontrol memurları da görevlendirilebilir.” 10. 30/01/2002 tarihli ve 24656 sayılı 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun

Uygulanmasına İlişkin Tebliğin “Türkiye İş Kurumuna Başvuru” başlıklı 5 inci maddesinde; “Sigortalı işsiz, resmi kimlik belgesi ve işveren tarafından düzenlenen İşten Ayrılış Bildirgesi ile hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde, işyerinin bulunduğu yerdeki

İŞKUR’a talep dilekçesi ile şahsen müracaat eder.

İşverenin İşten Ayrılış Bildirgesi düzenlememesi halinde, hak kaybına yol açılmaması için sigortalı işsizin talep dilekçesi ve resmi kimlik belgesi ile yaptığı müracaatı kabul edilir. Talep dilekçesi İşten Ayrılış Bildirgesi yerine geçmez. İşverenin İşten Ayrılış Bildirgesi düzenlememe nedeni araştırılarak gerektiği hallerde yasal işlemler başlatılır.

Sigortalı işsizin, hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmeler hariç 30 gün içinde İŞKUR’a başvurmaması halinde, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.

Sigortalı işsiz, gecikmeye neden olan mücbir sebepleri başvuru sırasında İŞKUR’a belgelendirmek zorundadır.

Sigortalı işsizin; a) Eş, çocuk, anne, baba veya kardeşlerinden birinin vefatı ya da resmi kurum veya kuruluşlardan alınacak doktor raporu ile kanıtlanmak kaydıyla kendisinin veya bu maddede sayılanlardan birinin hastalık hali, b) Yangın, yer sarsıntısı, sel baskını gibi doğal afetler, c) Herhangi bir nedenle ulaşımın imkânsız hale gelmesi, d) Kanuni bir ödevin yerine getirilmesi, e) Muvazzaf askerlik hizmetinin yerine getirilmesi, f) Gözaltına alınma hali g) Hükümlülükle sonuçlanmayan tutukluluk hali, h) Savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hal gibi durumlar, ı) Salgın hastalık nedeniyle karantina, gibi mücbir sebeplerle geç başvurusu halinde hak kaybı söz konusu değildir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, özetle; 02/09/2016 tarihinde tutuklanması sebebiyle işsizlik maaşının kesildiğini, henüz yeni bir işe girmesine rağmen hiçbir ücret almadan 5 gün sonra tutuklandığını ve işsizlik maaşının kesilmemesi gerektiğini belirterek başvurusunun yeniden değerlendirilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.

13. İdare ise vermiş olduğu yanıtlarda; ilgilinin tutukluluk sebebiyle cezaevinde olunan süre içerisinde iş almaya hazır olmadığından işsizlik ödeneğinin yeniden başlatılabilmesinin mümkün bulunmadığını; ancak tutukluluk halinin sona ermesine müteakip Kuruma başvurması durumunda başvurusunun yeniden değerlendirilerek işsizlik ödeneğinin tekrar başlatılabileceğini belirtmektedir.

14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun işsizlik ödeneği ile ilgili olarak vermiş olduğu

E:2006/243 K:2006:271 sayılı 03/05/2006 tarihli kararında işsizlik sigortasının amacı ve

işlevleri şu şekilde açıklanmıştır:

“…

İşsizlik sigortasının önemli unsurlarından birisi de işsiz kalan sigortalılara mesleklerine uygun, en son çalıştıkları işin çalışma ve ücret koşullarına yakın bir iş bulunamadığı takdirde meslek değiştirme ve yetiştirme eğitimlerinin verilmesi de önemli öğelerindendir.

Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer bir yönü ise sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır.

Sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra iş gücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insangücü israfını en aza indirmektir.” açıklaması ile kanunun işsizlik sigortasının amacını kabul şekli açıkça belirtilmiş, madde gerekçelerinde ise

“… Ayrıca sigortalı işsizlere, bu Kanunda belirtilen esas ve koşullar çerçevesinde sağlanan ödeme ve hizmetler açıklanmıştır. Buna göre; işsizlik ödeneği verilmesi, işsizlik süresince tedavilerinin sağlanması, yeni bir iş bulma veya işsize yeni bir işe girebilmesi için meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi kararlaştırılmıştır. Tüm bu ödeme ve hizmetlerin aynı kanun içinde düzenlenmesinden amaç, bunların birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır.” açıklaması ile işsizlik sigortası düzenlemesinin amacı açıkça ifade edilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 4447 sayılı kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde de açıklandığı üzere; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. Günümüzde işsizlik sigortaları işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır.

4447 ve 4904 sayılı kanunlar uyarınca işsizlik sigortası yönetimi Türkiye İş Kurumu’na

bırakılmıştır. Bu yönetim biçimi işsizlik sigortasının tam istihdamın sağlanmasına yardımcı olarak görüldüğü ülkelerde uygulanmaktadır. İşsizlik sigortası ile iş bulma programları arasında bağlantı kurulan uygulamalarda işsizlik ödeneğinden yararlanmak için işsizin kendisini ilgili iş bulma kurumuna kayıt ettirmesi ve ayrıca ödeneğin devamı için sigortalı işsizin belli aralıklarla durumu hakkında Kuruma bilgi vermesi koşulu aranmaktadır. Bu uygulamalarla işsizlik ödeneği sigortalı işsizin yeniden istihdama kazandırılmasına ilişkin programa yardımcı bir işlev görecektir. 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu 1. maddesinde

Kurumun amacının “… istihdamın korunmasına, geliştirilmesine, yaygınlaştırılmasına ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak ve işsizlik sigortası hizmetlerini yürütmek…” olduğu açıkça düzenlenmiş, aynı kanunun 3 maddesinde de bu amaç tekrar edilmiş, Kuruma işsizlik ödeneği dışında asıl olarak istihdamı geliştirici görevler yüklenmiştir. Kaldı ki 4447 sayılı kanun 52/a, c ve d bentleri ile Kurumca teklif edilen eğitim ve iş tekliflerinin reddi ödeneğin kesilmesine neden olarak öngörülmüş olup bu düzenleme işsizlik ödeneğinin işsizlik sigortasının asıl amacı değil aksine işsizliği önlemede yardımcı bir aracı olduğu olgusunu da desteklemektedir. Bu görevlerin yerine getirilmesi için Kurum ile işsiz kalan sigortalılar arasında yakın ve devamlı ilişkinin kurulması, mevcut işlere yerleştirme veya istihdamın gerektirdiği özelliklere sahip sigortalı yetiştirmek için gerekli koşuldur.

İşsizlik ödeneğine hak kazanmanın ilk koşulu; işsiz kalmak olduğundan öncelikle kimlerin işsizlik sigortası kapsamında işsiz sayılacağının çözümlenmesi gereklidir. Uluslararası

Çalışma Örgütü (ILO) 13. Çalışma İstatistikçileri Konferansında kabul edilen kararda işsizliğin uluslararası standart tanımı üç unsur üzerine oturtulmuştur. Bu unsurlar; 1)İşsiz olma, 2)Halen çalışmaya elverişli bulunma, 3)Bir iş talep etme şeklinde sıralanmaktadır.

Uluslararası standartlara göre ancak bu üç unsuru birlikte taşıyanlar işsiz kabul edilmektedir.

Tanımda yer alan halen çalışmaya elverişli olma ve bir iş talep etme unsuru istihdam dışında bulunan işgücünü ekonomik bakımdan aktif olmayan nüfustan ayırmaya hizmet etmektedir. İş talep etme ise; bağımlı ya da bağımsız bir iş sahibi olabilmek için bazı aktif girişimlerde bulunulması anlamına gelmektedir. Uluslararası standartlara göre bir iş talebinden söz edebilmek için bu doğrultuda bazı aktif adımların atılması gerekmektedir. Yoksa tek başına bir iş talep edildiğinin beyan edilmesi yeterli değildir. Bu adımlara örnek olarak, resmi ya da özel bir iş ve işçi bulma kurumuna kayıt yaptırılmasını, bizzat işverenlere yapılan başvuruları göstermek mümkündür. (S. Başterzi, İşsizlik Sigortası 1996) 4447 sayılı kanun 48. maddede yer alan “… Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için …. Kuruma doğrudan başvurması gerekir…” düzenlemesi ile aynı kanunun 51.

maddesinde yer alan “… Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri, … kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar…” düzenlemesi de 4447 sayılı kanunun da “sigortalının çalışmaya istekli ve elverişli bulunması gerektiği” koşulunu aradığını kapalı biçimde göstermektedir, bu koşul sayesinde işsizlik ödeneğinden yoksun kalmak istemeyen sigortalılar kendilerini mevcut işlere elverişli kılmaya ve bir iş elde etme yönünde aktif çaba harcamaya teşvik edilmiş olmaktadır. Uluslararası uygulamalarda; çalışma istek ve iradesinde olduğu ve bir iş talep ettiğini ve bu istek ve talebinin işsizlik ödeneğinin ödendiği süre içinde devam ettiğini kanıtlama yükümü sigortalı işsiz üzerinde bırakılmıştır. Bu yükümlülükler, İngiltere’de; Kuruma altı milden daha yakın yerde oturan için doğrudan başvuru ve her on beş günde bir bu başvurunun yenilenmesi (altı milden uzak oturanlar veya özürlü olanlar için posta ile başvuru hakkı tanınarak), Danimarka’da; iş arama ve çalışabilecek durumda olduğunu kanıtlama, Almanya’da; şahsen başvuru ve kayıt ile üç ay dolmadan kaydı yenileme zorunluluğu, Japonya’da; kayıt yaptırma dışında her dört haftada bir Kuruma rapor verme koşulu (TİSK İşsizlik Sigortası Uluslararası

Semineri 2000) şeklinde olup, Avustralya, Belçika, Mısır gibi işsizlik sigortası uygulaması olan pek çok ülkede işsizlik sigortası programları haktan yararlanmak isteyenlerin iş için istekli kişiler olmasını öngörür (Prof Dr. Faruk Andaç, İşsizlik Sigortası Ocak 1999). Öte yandan; yine çeşitli ülkelerin uygulamalarında; oturduğu mahalden tatil veya benzeri bir nedenle ayrıldığı için kendisi ile bağlantı kurulamayan sigortalı işsizin Kurumu kendisi ile nasıl irtibat kurulacağı konusunda bilgilendirmemesi halinde veya Kuruma iş görüşmesine uygun kıyafetle gelmeme veya kendisine bir iş önerisini engelleyici davranışlar içinde bulunma gibi hallerde çalışma iktidar ve isteğinde olmadığı kabul edilmektedir. Bu bakımdan uluslararası uygulamalar yönünden çalışma istek ve iktidarının tespiti bakımından Kurum ile sigortalı işsizin birebir yakın ilişkisi gerektiği kabul edilmekte ve düzenlemeler bu yakın ilişkiyi sağlayacak şekilde yapılmaktadır.

Hukukumuzda, bireyin gerçek iradesinin ve bu iradenin tespitinin önemli olduğu ve vekâlet akdine dayalı olarak beyanın kabul edilmediği ve (4447 sayılı kanunun gerekçesinde açıklandığı üzere işsiz sigortalının çalışma iktidar ve isteği iradesinin aranması gerektiği gibi)

benzer şekilde bizzat tarafın iradesinin arandığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 230-235.

maddelerde düzenlenen isticvap, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 134-144. maddelerde düzenlenen evlenme ve 166/2. maddede düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davası gibi hukuki kurumların uygulanmasında bireyin samimi iradesinin tespiti amacıyla mahkemece bizzat dinlenmesi öngörülmüş, vekil aracılığı ile irade beyanına cevaz vermemiştir.

Açıklanan ilkeler doğrultusunda ülkemizde işsizlik sigortasının, sigortalı işsizin gelir kaybının önlenmesi yanında istihdamın geliştirilmesi amacını da içerecek şekilde düzenlendiği, Kurumun bu amacın gerçekleştirilmesine imkân verecek şekilde örgütlendiği ve sigortalı işsizin bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak Kurum ile organik bağının teminini sağlamak amacı ile “şahsen” ve “doğrudan” başvuru koşulunun getirildiğinin açık bulunması karşısında; somut olayda davacı sigortalının Kuruma süresi içinde şahsen başvurusu bulunmadığından davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” 15. İşsizlik ödeneği; 4447 sayılı Kanuna göre belirli şartların varlığı halinde sigortalı işsizlere işsiz kaldıkları dönemde yapılan ödemeyi ifade etmektedir. Kanunun amacı göz önüne alındığında, her işsiz kalanın bu ödenekten faydalandırılmasının, işsizlik fonunun devamlılığı ve aktüeryal dengenin korunması açısından mümkün bir durum olmadığı değerlendirilmektedir.

İşsizlik sigortası, işsiz kalınan dönemdeki riskleri ortadan kaldırmayı amaçlamakla beraber aynı zamanda işsiz kalan kişileri tekrar aktif işgücü piyasasına dâhil etme amacı gütmektedir. Buna örnek olarak idarenin; işsiz kalan kişilere meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimine katılımını zorunlu kılması, aksi durumda ödeneklerinin kesileceğinin hüküm altına alınması örnek gösterilebilir. Somut olayda, ilgilinin tutukluluk sebebiyle cezaevinde bulunması, aktif işgücü piyasasına katılım amacını mümkün kılmamaktadır. İşsizlik ödeneği fonunun devamlılığı, bireysel menfaatler ile kamusal menfaat arasındaki dengenin korunması için gerekli olan standart normların düzenlenmesini ve bunlara sıkı sıkıya bağlı kalınmasını zorunlu kılmaktadır.

16. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu; sigortalı işsizlerin hizmet akdi sona erdikten sonra

Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanabileceklerini açıkça düzenlemiştir. Somut olayda; başvuranın iş akdi ilk olarak 23/07/2016 tarihinde feshedilmiş olup, fesihten önceki son iki yıl içinde ödediği primler dikkate alındığında kendisine 10 aylık işsizlik ödeneği tahakkuk ettirilmiştir. Başvuran 25/08/2016 tarihinde yeni bir işe başlamış, 4447 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin (b) bendinde

“ İşsizlik ödeneği aldığı sürede gelir getirici bir işte çalıştığı veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı aldığı tespit edilen” kişilerin işsizlik ödeneklerinin kesileceği hükmü bulunduğundan, bu tarih itibari ile işsizlik ödeneği kesilmiştir. Başvuranın; 02/09/2016 tarihinde tutuklandığı ve “İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih” gerekçesiyle aynı tarihte işten çıkarıldığı tespit edilmiştir. İşsizlik ödeneğinin tekrar başlatılabilmesi için iş akdinin feshedildiği 02/09/2016 tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Kuruma şahsen ve doğrudan başvurarak, yeni bir iş almaya hazır olduğunu kaydettirmesi ve çalışma istek ve iradesini göstermesi gerekmektedir. Başvuran; bu tarih itibari ile tutuklu olduğu için Kuruma şahsen başvurmasına imkân bulunmamaktadır.

İŞKUR’un ilgili mevzuatında “hükümlülükle sonuçlanmayan tutukluluk hali” mücbir sebep sayıldığından ve “Sigortalı işsizin, hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmeler hariç 30 gün içinde İŞKUR’a başvurmaması halinde, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür. Sigortalı işsiz, gecikmeye neden olan mücbir sebepleri başvuru sırasında İŞKUR’a belgelendirmek zorundadır.” hükmü amir olduğundan, iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren başvuruyu gerektiren 30 günlük süre işlememekte ve durmuş sayılmaktadır. Mücbir sebeplerin sona erdiği tarihten itibaren, 30 günlük süre tekrar işlemeye başlayacaktır. İlgilinin mücbir sebebin sona ermesinden itibaren Kuruma şahsen başvurusu halinde, durdurulmuş olan işsizlik ödeneği, tekrar aktif hale gelecektir. Başvurana 23/07/2016 tarihli iş akdinin feshinden sonra tahakkuk ettirilen 300 günlük ödenek; başvuranın yeni bir işe girdiği 25/08/2016 tarihine kadar ödenmiş, bu tarih itibari ile de durdurulmuştur. Akabinde başvuran 02/09/2016 tarihinde tutuklanmış ve bu sebeple durdurulan ödenek yeniden başlatılamamıştır. Tutukluluk halinin sona ermesine müteakip, başvuranın şahsen Kuruma başvurması halinde durdurulan ödeneğin yeniden başlatılmasının ve 10 ay olarak tahakkuk ettirilen ödeneğin geri kalan kısmının ödenmesi önünde bir engel bulunmamaktadır. Başvuranın tutukluluk hali, Kuruma şahsen ve doğrudan başvuru imkânını ortadan kaldırdığından ve yeni bir iş almaya hazır olmasına engel bir durum olduğundan 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca işsizlik ödeneğinin yeniden başlatılabilmesine Kanunen imkân bulunmamaktadır.

17. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın cezaevinde tutuklu olarak bulunması ve Kuruma şahsen işsizlik ödeneği başvurusunda bulunmaması sebebiyle başvuranın işsizlik ödeneğinin durdurulması işleminde idarenin hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığı, başvurunun reddi yönünde karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Türkiye İş

Kurumu Genel Müdürlüğünün cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun

Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İş

Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi