ÖZET: Diyarbakır ili Kulp ilçesi Üçkuyu Köyü’nde yaşayan bir vatandaş, köylerindeki içme suyu sorununun çözülmediği gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Başvuruda, köyde su altyapısının bulunmadığı, suyun traktörlerle taşındığı ve musluktan su akmadığı belirtilmiştir. Şikâyetçi, daha önce belediyeye yapılan başvurulara rağmen bir çözüm sağlanmadığını ifade ederek, su sorununa acil bir çözüm talep etmiştir.

Kulp Belediye Başkanlığı, şikâyet üzerine yaptığı açıklamada, köyde içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla 2017 yılında keson kuyu yapımının tamamlandığını ve terfi hattının döşendiğini belirtmiştir. Ancak, mahalle içi su şebekesinin 2020 yatırım programına alındığı, fakat henüz tamamlanmadığı ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu durumu değerlendirerek, su şebekesinin ivedilikle tamamlanması ve köyde musluk suyuna erişimin sağlanması yönünde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne tavsiyede bulunmuştur.

Kamu Denetçisi, suyun temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, suya erişim sağlanmadığı takdirde hukuki belirsizlik ve güvenlik ilkelerinin ihlal edileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, köyde musluk suyuna erişimin sağlanması gerektiği ve idarenin bu konuda gerekli adımları atması gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/5839-S.21.9447

BAŞVURU NO : 2020/98992

KARAR TARİHİ : 09/04/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, köylerindeki içme suyu sorununa çözüm bulunamadığı iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/10/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda şikâyetçi, Diyarbakır ili Kulp ilçesi Üçkuyu Köyünün su sorununun

olduğunu, su altyapısının bulunmadığını, evlere traktörlerle su taşındığını, evlerde hala musluktan akan su olmadan yaşam sürdürdüklerini, konu hakkında defalarca köy ahalisi tarafından Belediyeye başvuruda bulunulduğunu, ancak herhangi bir çözüm bulunulmadığını iddia ederek köylerinin su sorununa çözüm getirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kulp Belediye Başkanlığı’ndan bilgi ve belge

talebinde bulunulmuştur. Kulp Belediye Başkanlığı’nın 10/08/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1) Şikâyetçinin içme suyu sıkıntısı ile ilgili dilekçesinin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (

Su Kanalizasyon Genel Müdürlüğü İşletmeler Dairesi Başkanlığı) iletildiği,

2.2) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ( Su Kanalizasyon Genel Müdürlüğü İşletmeler

Dairesi Başkanlığı) ilgiliye hitaben yazılan 05/08/2020 tarih ve sayılı yazısında, Kulp ilçesi, Üçkuyu

Mahallesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla 2017 yılında keson kuyu yapım işinin tamamlandığı ve terfi hattı döşendiği, mahalle içi şebekenin ise 2020 yatırım programına alındığı ifadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, Bilgi Edinme ve

Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

3.1) “Devletin Temel Amaç ve Görevleri ” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve

görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. ” ,

3.2)”Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması ” başlıklı 56’ncı maddesi birinci fıkrasında; “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. ” ,

3.3) ” Devletin İktisadi ve Sosyal Ödevlerinin Sınırları ” başlıklı 65’ inci maddesinde; “ (Değişik:

3/10/2001-4709/22 mad.) Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”

,

4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”

başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun ” Büyükşehir ve İlçe

Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları ” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrası (r) bendinde; “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak. ”;

6) 03/07/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin

birinci fıkrasında; “Belediye: Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,… ifade eder.”;

6.1) “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları ” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci(a) fıkrasında;

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi

/

hizmetlerini yapar veya yaptırır…”; dördüncü fıkrasında; “Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir.”; beşinci fıkrasında; “Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur…”;

6.2) “Belediyelerin Görev, Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 15’inci maddesinin (a) fıkrasında,

“Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.”,

7) 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş

ve Görevleri Hakkında Kanunun, “Görev ve yetkiler” başlıklı 2’nci maddesi birinci fıkrasında; “İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,”, dördüncü fıkrasında; “Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,”, ek 5’inci maddesinde; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Kamu Denetçisi tarafından, şikâyetçinin talebi, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ve

dosya kapsamında tarafımıza sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 2020 yılı yatırım programına alındığı bildirilen mahalli içi şebekenin ivedilikle yapılarak musluk suyuna erişimin sağlanmasına yönelik Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Üçkuyu Köyünde musluktan akan suyun olmadığını

iddia ederek köylerinin su sorununa çözüm getirilmesini talep etmektedir.

10) Türkiye’de yerel yönetimler anayasal yapı içerisinde oluşturulmuş ve Anayasanın 127’nci

maddesinde; ‘Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.’ olarak tanımlanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanununun 14’üncü maddesinde, Belediyenin görev ve sorumlulukları belirlenmiş, hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Ayrıca 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’nci maddesinde, Büyükşehir Belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları içerisinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak sayılmıştır.

11) ‘Anayasa’nın 2’nci ve 5’nci maddelerinde belirtilen sosyal hukuk devleti, kişilerin, insan onuruna

yaraşır biçimde refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda,

Anayasa’nın 17’nci maddesinde yer alan herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının da güvencesidir. Anayasa’nın 56’ncı maddesinde ise herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu öngörülmektedir. İnsan ve çevre sağlığı için suyun taşıdığı yaşamsal önem dikkate alındığında, kişilerin olabildiğince uygun koşullarla suya ulaşımları sağlanamadıkça söz konusu Anayasa kurallarının uygulamaya geçirilmesinin olanaklı hale getirilemeyeceği açıktır.

Hukuk devletinin en önemli yükümlülüklerinden biri de kuşkusuz, adil ve öngörülebilir kurallarla kişilerin yarınlarından kuşku ve endişe duymadan yaşayabilecekleri bir ortam yaratmaktır. Buna göre, yasal düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden belirlilik içerecek şekilde, açık, net, anlaşılabilir ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.’(Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2012 tarihli, 2011/06 Esas no.lu ve 2012/16 Karar no.lu

Değişik Gerekçe ve Karşı Oy Gerekçesi)

12) Su, bütün canlıların yaşamı için temel bir madde olma özelliği taşırken insan ve doğa ilişkisinin de en

önemli belirleyenlerinden/belirlenenlerinden birisidir. Yaşam için, doğada dengelerin korunması için son derece önemli olan “su” konusunda bugün geldiğimiz noktada, sayısız tartışmalar yapılmaktadır. Geniş bir yelpazede seyreden su konulu tartışmaların doğru bir zemine oturması için konunun sağlık, sosyal, ekonomik, politik, kültürel, vb. yönlerinin bir arada ele alınması değerlidir. Herhangi bir boyutu kendi başına ele alınsa bile bu bütünsel bakışa gereksinim bulunmaktadır. Günümüzde su konulu yapılan tartışmaların önemli bir boyutunun sağlık temelli olduğu bilinmektedir. Su ve sağlık ilişkisi öteden beri hep gündemde olmuş, döneme, suya verilen değere, gereksinimlere göre oldukça farklılık göstermiştir.

(https://www.gidamo.org.tr/resimler/ekler/c06cd3f383d22ac_ek.pdf,Erişim tarihi, 15/03/2021)

13) ‘Suyun, insan yaşamındaki vazgeçilmez önemi nedeniyle bir hak olarak bir çok insan hakları metninde

yer aldığı görülmektedir. 1992 yılında Dublin’de yapılan “Su ve Sürdürülebilir Kalkınma Konferansındaki ekonomik temelli yaklaşım 3-14 Haziran 1992 tarihinde düzenlenen Birleşmiş milletler Rio Çevre ve

Kalkınma Konferansı’na da yansımış ve su, doğal bir kaynak ve hem sosyal hem de ekonomik bir mal olarak öngörülerek suyu kullanandan uygun ücret alınması ve sürdürülebilir yönetim için her türlü planlama ve geliştirmede suyun tam maliyetinin esas alınması önerilmiştir. Anılan Rio Konferansı sonrasında da

İkinci Uluslararası Su Konferansı Amsterdam Deklarasyonu, 1994 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Eylem

Planı, 2000 Lahey Su Güvenliği Bakanlar Deklarasyonu gibi metinlerde de su hakkına yer verilmiştir. 6-8

Eylül 2000 tarihinde 189 ulus temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen Milenyum Zirvesi’nin sonucunda ortaya çıkan Milenyum Kalkınma Hedefleri’nin bir başlığını da “su” oluşturmuştur. Su, Birleşmiş Milletler

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 11’inci ve 12’nci maddelerinde yer alan yaşam ve sağlık koşullarının yorumlandığı Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin

“15 No.lu Genel Yorumunda da geniş olarak yer almıştır. Anılan 15 No.lu Genel Yorumda su ile ilgili genel yükümlülükler (ayırımcılık yapmama ve eşit şekilde dağıtımı ile bu hakkın kullanımında zorluklarla karşılaşanlara (örneğin; kadınlar, çocuklar, kırsal alanda yaşayanlar, göçebe ve mülteciler, mahkumlar ve hükümlüler vb. gibi) kişi ve gruplara özel önem verici ve bunların haklarını güvence altına alıcı adımlar atma konusunda yükümlülükler yüklerken, özel yükümlülükler kapsamında da su hakkının kullanılmasında taraf devletlerin doğrudan veya dolaylı olarak müdahaleden kaçınılmasını öngören “saygı duyma yükümlülüğü”, taraf devletlere su hakkından faydalanmasını engellemeye yönelik üçüncü kişi (birey grup, şirketler, kamu tüzel kişileri ve bunların otoritesi altında çalışanlar) müdahalelerini önlemeyi içeren

“koruma yükümlülüğü” ile suyun kullanımını kolaylaştırıcı, geliştirici ve sağlayıcı tedbirler alma yükümlülüğünü öngören “yerine getirme yükümlülüğü” gibi yükümlülükler getirmektedir. Ayrıca, taraf devletlerin suyu ambargo veya ekonomik-siyasi baskı aracı olarak kullanmama gibi uluslararası yükümlülüklerine değinilerek, suyun yeterlilik, kalite ve erişebilirlik unsurları üzerinde

durulmuştur.’(Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2012 tarihli, Esas no.lu ve Karar no.lu

Değişik Gerekçe ve Karşı Oy Gerekçesi)

14) Somut olayda, başvuranın köylerinde su problemi olduğu musluktan akan suya erişimin sağlanmadığı,

konu hakkında defaten başvuru yapıldığı, ancak çözüm bulunamadığı iddia ederek Kurumumuza başvuruda bulunduğu, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ( Su Kanalizasyon Genel Müdürlüğü İşletmeler

Dairesi Başkanlığı) ilgiliye hitaben yazılan 05/08/2020 tarih ve sayılı yazısında, Kulp ilçesi, Üçkuyu

Mahallesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla 2017 yılında keson kuyu yapım işinin tamamlandığı ve terfi hattı döşendiği, mahalle içi şebekenin ise 2020 yatırım programına alındığının bildirildiği, ancak başvuran ile yapılan görüşmede musluktan olan suya erişimin hala sağlanmadığı tespit edilmiştir.

15) Dosya başvurusunun incelenmesinde idare tarafından mahalle içi şebekenin 2020 yatırım

programına alındığının belirtildiği ancak şebeke içi erişimin 2021 yılı Mart ayı itibariyle sağlanmadığı anlaşılmıştır. Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliğinin dikkate alınması gerekmektedir. Ancak hizmetin ne zaman sağlanacağı konusunun muğlak olması hususunun hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerine aykırılık oluşturacaktır.

16) Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden konuyla ilgili iki

tanesi “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri olup, bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür. Doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri de

şu şekilde sıralanmıştır:

1- Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır.

2- Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiştir.

3- Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır.

4- İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvece niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır.

5- İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır.

6- Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır.

7- Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır. (Prof. Dr. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Dr. Murat Sezginer, Doç. Dr. Cemil Kaya, Türk

İdare Hukuku, Ankara 2009, s.130-131)

17) Şikâyetçinin iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ve dosya kapsamında

tarafımıza sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; salgınla mücadele edilen bu dönemde musluk suyuna erişimin önem kazandığı, Anayasa’nın 56’ncı maddesinde herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun öngörüldüğü, İdarenin 2020 yılı yatırım programına alındığı bildirilen hizmetin makul bir sürede gerçekleştirilmemesinin hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerine ve Anayasa’nın 56’ncı madde hükmüne aykırılık oluşturacağı, bu nedenle şikâyete konu köyde musluk suyuna erişimin sağlanmaması hususunun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Diyarbakır İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE,

2020 yılı yatırım programına alındığı bildirilen mahalli içi şebekenin ivedilikle yapılarak musluk suyuna

erişimin sağlanması hususunda DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURUNA, DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA ve bilgi için

KULP BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/