|
ÖZET: Başvuran, 2020 yılı Nisan ayında ücretsiz izne çıkarıldığını ve bu süreçte Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) gerekli başvuruların yapıldığını belirtmiştir. Toplamda 106 gün ücretsiz izin süresi boyunca, Nisan ayına ait 16 günlük ödemeyi 5 Mayıs 2020’de, Mayıs ayına ait 30 günlük ödemeyi ise 10 Haziran 2020’de almıştır. Ancak, Haziran ayına ilişkin ödemelerinin yapılmadığını ifade ederek, eksik olan bir aylık ücretin kendisine ödenmesini talep etmiştir.
İlgili idare, başvuranın 2020 yılı Haziran ayına dair nakdi ücret desteği başvurusunun bulunmadığını belirtmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 10. maddesi gereği, işverenlerin ücretsiz izin uygulamalarını bildirmeleri gerektiği, bu bildirimlerin yapılmaması durumunda işçilerin destekten yararlanamayacağı ifade edilmiştir. Başvuranın durumu, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle nakdi ücret desteğinden mahrum kalması açısından değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesine ve Haziran 2020 ayına ilişkin nakdi ücret desteğinin ödenmesi yönünde İŞKUR’a tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir. Ayrıca, işverenler tarafından gerekli bildirimlerin yapılmadığı durumlarda işçilerin hak kaybı yaşamalarını önleyici tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/12364-S.21.19844
BAŞVURU NO : 2021/6817
KARAR TARİHİ : 25/08/2021
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Nakdi ücret desteği hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 29/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; 2020 Nisan ayında ücretsiz izine
çıkartıldığını, iş yerinin İŞKUR’a gerekli başvuruları yaparak süreci başlattığını, 2020/4 16 günlük, 2020/5
30 günlük, 2020/6 30 günlük, 2020/7 30 günlük ücretsiz izin yaptığını, toplam 106 gün olmak üzere
toplamda 4 adet ödeme alması gerektiğini, 16 günlük Nisan ödemesini 5 Mayıs 2020 tarihinde 545,19 TL olarak, 2020/5 ayını ise 10 Haziran 2020 tarihinde 1.168,27 TL olarak aldığını, ekim ayına kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, CİMER üzerinden yaptığı başvuruya istinaden 16 Ekim 2020 tarihinde 1.168,27
TL ödeme yapıldığını, ancak bir aylık ücretsiz izin parasının hala ödenmediğini, İŞKUR’a başvuru yaptığında tarafına fazla ödeme yapıldığı bilgisinin verildiğini, SGK kayıtlarına istinaden 4 aylık ödeme alması gerektiğini belirterek, ödenmeyen 1 aylık ücretsiz izin parasının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 6/04/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme
yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;
2.1) 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunun 67 nci maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 86 ncı maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, 2018 yılı Mart ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinden başlamak üzere eksik gün bildirim nedenlerinin aylık prim ve hizmet belgesinde/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde belirtilmesinin yeterli kabul edileceğinin, bu kapsamda sigortalıların eksik çalışmaya ilişkin belgelerinin ilgili ay/aylar için düzenleneceği, ancak Kuruma verilmeyerek işverence saklanacağı,
2.2) Başvuran hakkında 2020/Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz dönemleri için 4857 sayılı Kanunun
geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılmış ücretsiz izin bildirimi bulunmadığı, T
Şti’ne ait işyeri dosyasından söz konusu 2020/Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarda 28- Koduyla Pandemi Ücretsiz İzin bildirimi yapıldığı, adına 2020/Nisan, Mayıs, Haziran. Temmuz aylarında 28- Pandemi Ücretsiz İzin Ödeneği eksik nedeni koduyla bildirim yapılmış ve
5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinde belirtildiği üzere kuruma belge verilmediği,
2.3) Başvuran adına 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılmış ücretsiz izin
bildiriminin bulunmadığı, 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemlerinin ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar https://uyg.sgk.gov.tr/lsverenSistemi üzerinden bildirilmesinin gerektiği, ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvuruların en fazla bir önceki ay için yapılabileceği,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
3) Kurumumuzun 6/04/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme
yazısına istinaden Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İşsizlik Sigortası Dairesi Başkanlığından alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle;
3.1) Başvurana, 17/04/2020-31/07/2020 tarihleri arasında sicil numaralı
” ” unvanlı işyerinde Aylık Prim ve Hizmet
Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi bulunduğu ve belirtilen dönemde eksik gün gerekçesi olarak “28” eksik gün kodu ile eksik gün bildirimi yapıldığı,
3.2) 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 üncü Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret
Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esasların “Başvuru Esasları” başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde: “Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimler ”https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3 üne kadar işverenlerce yapılacağı, bu şekilde bildirimi yapılan işçiler için ilgili aya ait
Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “28-Pandemi Ücretsiz İzin ” olarak seçilmesi gerekmekte olduğu ve (b) bendinde 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay
sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılacağı, dolayısıyla nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimlerin https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın sonuna kadar işverenlerce yapılması gerekmekte olduğu,
3.3) Başvurucu adına 2020 Nisan, Mayıs ve Temmuz ayları için SGK tarafından nakdi ücret desteği
başvurusunun Kuruma iletildiği, 2020 Haziran ayına ilişkin SGK tarafından iletilen herhangi bir başvurunun bulunmadığı, ayrıca, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 üncü Maddesi
Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esasların “Başvuru Esasları” başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ç) bendinde işverenin. Nakdi Ücret Desteğinin uygulama süresi kapsamında, ilgili ayda işçinin ücretsiz izne ayrıldığı gün sayısını, işçinin TC Kimlik Numarasını, işçinin
IBAN numarasını ve cep telefonu bilgilerini SGK başvuru ekranı üzerinden bildireceği hüküm altına alındığı, herhangi bir kod bilgisi başvuru sırasında talep edilmediği,
3.4) 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 üncü Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret
Desteği Uygulamasına ilişkin Usul ve Esasların “Başvuru Esasları” başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan “4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılır.” hükmü gereği 2020 Haziran dönemi için başvuru ve güncelleme süresi geçmiş olup, yapılabilecek bir işlem bulunmadığı,
3.5) Nakdi ücret desteği kapsamında, işverenler tarafından yapılan beyana bağlı bilgilere göre ödeme
gerçekleştirilmekte, SGK tarafından Aylık Prim ve Hizmet Belgeleri/Muhtasar ve Prim Hizmet
Beyannameleri, işten ayrılış ve işe başlama bildirgeleri üzerinden yapılan ve ilgili ayı izleyen ayın sonuna kadar İŞKUR/a bildirilen kontrol edilmiş verilere göre İŞKUR, gerekli tahsis ve tenkisleri gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda farklı bir eksik gün nedeni kodu ile yapılan bildirimlere ilişkin yapılan ödemeler takip eden aylarda yapılan ödemelerden tenkis edilmektedir. Ancak, ifade edilen hüküm çerçevesinde hatalı bildirimde bulunulan eksik gün kodunun SGK’da “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak değiştirilmesi ve bu verilerin, mezkur Usul ve Esasların 10 uncu maddesi çerçevesinde İŞKUR’a iletilmesi halinde, ilgili ay için ödenmeyen/tenkis edilen meblağ tekrar ilgiliye tahsis edildiği, ancak Usul ve Esasların mevcut halinde belirtilen başvuru koşullarına ilave olarak geriye dönük başvuru yapılmasına izin verecek şekilde düzenleme yapılması halinde bu durumun usulsüz kullanımlara sebebiyet vereceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte işçilerin fiilen ücretsiz izne ayrıldıklarının ancak işveren tarafından ücretsiz izin nedeninin mevzuatta belirtilen eksik gün gerekçesinden farklı olarak SGK’ya verildiğinin ve nakdi ücret desteğinden yararlanmak için gerekli başvurunun yapılmadığının yargı kararı ile tespiti ve ilgiliye gerekli ödemenin yapılması yönünde yargı kararı olması halinde ödemelerin idare tarafından gerçekleştirileceği,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
4.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru,
milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
4.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,
Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
4.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinde; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”
4.4) “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55 inci maddesinde; “Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.”
4.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim belgeleri ve işyeri
kayıtları” başlıklı 86 ncı maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Bu Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddesine tabi sigortalılar ile sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar için işverenlerce
Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir…
/
Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen sigortalıların eksik gün nedeni ve eksik gün sayısı, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle beyan edilir. Sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını gösteren eksik gün nedenleri ile bu nedenleri ispatlayan belgelerin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, saklanması ve diğer hususlar
Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kurumca istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi veya ibraz edilen bilgi ve belgelerin geçerli sayılmaması halinde otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”
7) 4857 sayılı İş Kanunu’nun;
7.1) “Devletin yetkisi” başlıklı 91 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Devlet, çalışma
hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.
İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir.”
7.2) Geçici 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Bu Kanunun kapsamında olup
olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez.”
8) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun geçici 24. maddesinde; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile 15/3/2020 tarihinden sonra 51 inci madde kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve bu Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar,
Fondan günlük 39,24 Türk lirası nakdi ücret desteği verilir. Yapılan ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılamaz.
Birinci fıkra kapsamında ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen çalıştırıldığının tespiti halinde işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı ayrı olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesince belirlenen aylık brüt asgari ücret tutarında çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince idari para cezası uygulanır ve ödenen nakdi ücret desteği ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.
Bu madde kapsamında nakdi ücret desteğinden yararlananlardan 5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına girmeyenler, aynı
Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve genel sağlık sigortasına ilişkin primleri Fondan karşılanır.
Bakanlık, nakdi ücret desteğine ilişkin ödeme usul ve esaslarını belirlemeye ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye yetkilidir.”
9) 22/4/2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından duyurulan, 4447 Sayılı
İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24 üncü Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret Desteği
Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’ın;
9.1) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Usul ve Esaslar, 4447 sayılı Kanun kapsamında olan
sigortalılardan;
a) 17/4/2020 tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun geçici 10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçileri,
b) 15/3/2020 tarihinden sonra 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesi kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve aynı Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçileri,
kapsamaktadır.”
9.2) “Başvuru esasları” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “2 nci maddenin birinci
fıkrasının (a) bendi kapsamındaki ücretsiz izne ayrılan işçiler bakımından;
a) Nakdi ücret desteğinden yararlanılabilmesi için ücretsiz izne ayrılan işçilere ilişkin aylık bildirimler, “https://uyg.sgk.gov.tr/IsverenSistemi” internet adresinden ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın 3’üne kadar işverenlerce yapılır. Bu şekilde bildirimi yapılan işçiler için ilgili aya ait Aylık Prim ve
Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinde eksik gün nedeninin, “28-Pandemi
Ücretsiz İzin” olarak seçilmesi gerekmektedir. 5510 sayılı Kanunun Ek-9 uncu maddesi kapsamında ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 günden fazla sigortalı çalıştıranlar ise bu durum değişikliğini, ücretsiz
iznin verildiği ayın sonuna kadar aynı eksik gün koduyla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal
Güvenlik Merkezlerine bildirirler.
b) 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin bilgilerine ilişkin işverenler tarafından yapılan başvuru ve güncelleme işlemleri, ücretsiz iznin uygulandığı ayı takip eden ayın sonuna kadar SGK’ya bildirilir. Ancak bu şekilde uygulamanın yürürlükte olduğu sürenin tamamlanmasından sonra izleyen ay sonuna kadar yapılan ve hak doğurucu nitelikteki başvurular en fazla bir önceki ay için yapılır.
c) Kısa çalışma ödeneğine hak kazanamayanlar için Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamelerinde bildirilmiş olan “18-Kısa Çalışma Ödeneği” gerekçesinin ikinci fıkradaki süreler içerisinde “28-Pandemi Ücretsiz İzin” olarak güncellenmesi ve işverenler tarafından birinci fıkrada belirtilen esaslar çerçevesinde ücretsiz izin başvurusunda bulunulması gerekir. Ayrıca 17/4/2020 tarihinden sonra ücretsiz izne ayrılmasına rağmen, Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinde/Muhtasar ve Prim
Hizmet Beyannamelerinde “28-Pandemi Ücretsiz İzin” eksik gün nedeni yerine yanlışlıkla başka bir koddan bildirim yapanların, eksik gün kodunun değiştirilmesi için SGK’nın ilgili il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezine başvurmaları gerekir.
ç) İşveren, Nakdi Ücret Desteğinin uygulama süresi kapsamında, ilgili ayda işçinin ücretsiz izne ayrıldığı gün sayısını, işçinin TC Kimlik Numarasını, işçinin IBAN numarasını ve cep telefonu bilgilerini SGK başvuru ekranı üzerinden bildirir.”
9.3) “Hak kazanma şartları” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “2 nci maddenin
birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki işçiler;
a) 17/4/2020 tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından 4857 sayılı Kanunun geçici
10 uncu maddesi uyarınca ücretsiz izne ayrılmak,
b) Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmamak,
c) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak,
ç) SGK’ya 01, 04, 05, 06, 12, 14, 20, 29, 32, 35, 39, 52, 53, 54 veya 55 nolu belge türlerinden bildirilmiş olmak,
koşullarını birlikte taşımaları ve işverenleri tarafından 5 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında gerekli bildirimin yapılması halinde, 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında ücretsiz izne ayrıldıkları süre kadar nakdi ücret desteğine hak kazanır.
İşverenleri tarafından kısa çalışma başvurusunda bulunulan ve başvurunun kabul edilmesine karşın gerekli prim şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle kısa çalışma ödeneğine hak kazanamayanlar, birinci fıkradaki koşulları taşımaları ve işverenleri tarafından ilgili dönem için eksik gün gerekçelerinin 4857
sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında verilen ücretsiz izin olarak güncellenmesi halinde, ücretsiz izne ayrıldıkları süre kadar nakdi ücret desteğine hak kazanır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere başvuran, 2020 Haziran ayına ilişkin nakdi ücret
desteğinden yararlandırılmasını talep etmektedir. Öte yandan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ise, işvereni tarafından başvuran adına nakdi ücret desteği ödenmesine yönelik 2020 Haziran ayına ilişkin bir başvurunun bulunmadığı gerekçesiyle nakdi ücret desteği ödenmediğini belirtmektedir. Şu durumda somut uyuşmazlığın çözümü için, nakdi ücret desteğinin hukuki mahiyeti ile ödemeye ilişkin yasal şartların irdelenmesi gerekmektedir.
12) Bilindiği üzere, Covid-19 salgınının sosyal ve ekonomik hayata olumsuz etkilerinin azaltılması
amacıyla 7244 sayılı Kanun ile çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda Kanunun 9 uncu maddesi ile istihdamı korumaya yönelik olarak, 4857 sayılı Kanuna geçici 10 uncu madde eklenmiştir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrası uyarınca işverene, tek taraflı olarak işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilme imkânı getirilmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 7 nci maddesi ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 24 üncü madde uyarınca ise, işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilere ücretsiz izinde bulundukları süre kadar İşsizlik Sigortası Fonundan nakdi ücret desteği verilmesi amaçlanmıştır.
13) Görüldüğü üzere yasa koyucu, yaşanmakta olan küresel salgının çalışma hayatındaki olumsuz etkileri
karşısında hem işvereni hem de işçileri korumayı amaçlamıştır. Yasa koyucu bu kapsamda işverene işçiyi tek taraflı olarak ücretsiz izne çıkarabilme imkânı vermekle birlikte, işçiye de ücretsiz izinde olduğu olağanüstü dönemde nakdi ücret desteği ödenmesine olanak tanımıştır. Böylece nakdi ücret desteği, işçinin ücretsiz izin döneminde uğrayacağı gelir kaybının telafi edilmesinde önemli bir çözüm yolu olmuştur.
(Seçkin Nazlı, “COVID-19 Salgının Ekonomik ve Sosyal Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanunun İş
Hukukuna Yönelik Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, Cilt: 7, Sayı : 2021/12364-S.21.19844 1, 2020, s. 259, 260. (S. 251 – 271)) Bu anlamda Türk İş Hukuku’na ilk defa 7244 sayılı Kanun ile giren nakdi ücret desteği, Covid-19 salgınının çalışma hayatında ortaya çıkardığı zorluklar karşısında işçilerin gelir güvencesini sağlamaya yönelik bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. (Yiğit
Yusuf, “Bireysel İş Hukuku Açısından Zorlayıcı ve Zorunlu Sebeplere Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Çalışma
Koşullarının Yeni Koronavirüs (COVID-19) Nedeniyle Gerçekleştirilen Son Yasal Değişiklikler
Bağlamında Değerlendirilmesi” (2020), 78(2), İstanbul Hukuk Mecmuası, s. 279, 293. (S. 265-297))
14) Bu noktada belirtmek gerekir ki, nakdi ücret desteğinin sebebi olan ve işverence tek taraflı uygulanan
ücretsiz izin uygulaması, ücretsiz iznin işçi ve işverenin anlaşması halinde uygulanabileceğine ilişkin genel kurala 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi ile getirilmiş yasal istisnadır. (Yiğit Yusuf, “Bireysel
İş Hukuku Açısından Zorlayıcı ve Zorunlu Sebeplere Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Çalışma Koşullarının
Yeni Koronavirüs (COVID-19) Nedeniyle Gerçekleştirilen Son Yasal Değişiklikler Bağlamında
Değerlendirilmesi” s. 282) Sonuç olarak 7244 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerin, Covid-19 salgınının çalışma hayatında ortaya çıkardığı külfetin sosyal taraflar üzerinde denkleştirilmesiyle salgının olumsuz etkilerinin azaltılması amacında olduğu anlaşılmaktadır. Ezcümle, yaşanan bu salgın süreci iş hukukunun olağan rejim döneminden farklı kuralların getirilmesi ihtiyacını doğurmuş, yasa koyucu da çalışma hayatının ihtiyaçları doğrultusunda 7244 sayılı Kanun’da olduğu gibi işçi ve işverenleri koruyucu geçici düzenlemeler yapmıştır. (Seçkin Nazlı, “COVID-19 Salgının Ekonomik ve Sosyal Etkilerinin
Azaltılması Hakkında Kanunun İş Hukukuna Yönelik Hükümlerinin Değerlendirilmesi” s. 269)
15) Öte yandan 7244 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeleri, Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan
sosyal hukuk devleti ilkesinden ve devletin çalışma hayatına ilişkin ödevini düzenleyen 49 uncu maddesinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Zira sözleşmeler hukukuna tabi olan iş sözleşmesinde, işverenin ücret ödeme borcunun kural olarak işçinin iş görme edimini yerine getirdiği takdirde doğacağı bilinen bir gerçektir. Diğer bir deyişle iş sözleşmesinin karşılıklı borç doğurma özelliği, işçinin iş görme edimini yerine getirmediği dönemde kural olarak işverenin de ücret ödeme borcunun olmadığı anlamına gelmektedir. Buna karşılık genellikle işçinin ve ailesinin tek geçim kaynağı olması ücretin, alelade bir alacak hakkı olmaktan öte Anayasa düzeyinde güvence altına alınmasına ve böylece sosyal niteliğe sahip olmasına neden olmuştur. (Sarper Süzek, İş Hukuku, Yenilenmiş 10. Baskı, Beta, İstanbul, 2014, s. 357.)
Dolayısıyla 4857 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesi kapsamında işverenin ücretsiz izne çıkarması nedeniyle gelir kaybına uğrayan işçiye yapılması amaçlanan nakdi ücret desteği ödemesi, ücretin bu sosyal niteliğinin bir sonucudur.
16) Bu noktada, sosyal hukuk devleti ilkesi üzerinde de durulması gerekmektedir. Cumhuriyetin temel
nitelikleri arasında yer alan sosyal hukuk devleti, Anayasa Mahkemesinin bir kararında; “Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla
Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir.” şeklinde nitelendirilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 26/10/1988 tarihli ve E: 1988/19, K: 1988/33 sayılı kararı. Kaynak: https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ )
17) Yüksek Mahkeme bir başka kararında ise; “Anayasa’nın 2. maddesinde sözü edilen sosyal hukuk
devleti, insan haklarına saygılı, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak çalışanları koruyan ve insanca yaşamalarını sağlayan, işsizliği önleyen, milli gelirin
adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi kuran devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurumlarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını ve işlemesini gerekli kılar. Sosyal hukuk devletinde kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla olanaklıdır. Bu bağlamda sosyal hukuk devletinin gerçekleştirilebilmesi için zaman zaman farklı ekonomik ve sosyal politikalar uygulaması gerekebilir. Ancak, bunların sınırı kuşkusuz ki, temel hukuk kuralları ve
Anayasa’dır.” değerlendirmelerine yer vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin 16/11/2000 tarihli ve E:
2000/26, K: 2000/48 sayılı kararı. Kaynak: https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/) Bu değerlendirmeler de göstermektedir ki, çalışanları korumak adına uygulanacak ekonomik ve sosyal politikalar, Anayasa’nın ikinci maddesinde ifadesini bulan sosyal hukuk devleti olmanın gereğidir.
18) Bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince başvuranın Sosyal Güvenlik Kurumu Hizmet
Dökümünden, 2020 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında çalışmasının bulunmadığı, belirtilen aylarda 28 numaralı kodlar (Pandemi Ücretsiz İzin – 4857 Geç. 10. Md.) üzerinden bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İşvereni tarafından başvuran adına, 2020 Nisan, Mayıs ve Temmuz ayları için SGK tarafından nakdi ücret desteği başvurusunun Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne iletildiği, 2020
Haziran ayına ilişkin SGK tarafından İŞKUR’a iletilen herhangi bir başvuru bulunmamaktadır. Şu halde nakdi ücret desteğinin yükümlüsünün Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü olmakla birlikte, işverenin gerekli bildirim ve başvuru konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle işçinin bu destekten yararlanamaması durumunda kusurun işverene ait olacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
19) Ancak sosyal hukuk devleti ilkesinin yukarıda değinilen anlamı, nakdi ücret desteği ödenmesine
yönelik yasal düzenlemenin, sadece işverene sorumluluk yükleyen ve onu muhatap alan bir düzenleme olarak görülmesine engeldir. Bu nedenle, işçinin nakdi ücret desteğinden yararlanamamasında işverenin kusurunun bulunması, ilgili kurumların bu ilkenin gereklerinin yerine getirilmesine yönelik ödevlerinin göz ardı edilmesine gerekçe olmamalıdır.
20) Nitekim 4447 sayılı Kanun’un geçici 24 üncü maddesinde düzenlenen nakdi ücret desteği, yukarıda
değinilen amacı gerçekleştirmek üzere çıkarılmış geçici nitelikte, özel bir yasal düzenlemedir. Dolayısıyla, adında dahi Covid-19 salgınının ekonomik ve sosyal hayattaki etkilerinin azaltılması amacıyla kabul edildiği özel olarak belirtilen 7244 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemelerin yorumunda da, bu amacın dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda, nakdi ücret desteği ödenmesine ilişkin yapılacak ikincil nitelikteki mevzuat düzenlemelerinin de bu amaca matuf şekilde hakkın kullanımını açıklayıcı mahiyette yapılması, hakkın kullanımını daraltmayan nitelikte olması gerektiği açıktır. (Seçkin Nazlı, “COVID-19
Salgının Ekonomik ve Sosyal Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanunun İş Hukukuna Yönelik
Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, s. 268, 267)
21) Öte yandan 4447 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesinde, ücretsiz izne ayrılan işçiye nakdi ücret
desteği ödenebilmesi için başvurunun kim tarafından yapılacağına ve hangi süre içerisinde başvuruda bulunulması gerektiğine ilişkin açıklık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mezkûr maddenin son fıkrasında Bakanlığın, nakdi ücret desteğine ilişkin ödeme usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu
düzenlenmiştir. Bu nedenle nakdi ücret desteği ödenebilmesi için mezkûr Usul ve Esaslar’da, işverence başvuru yapılmasının ve yine ücretsiz izne ayrılan işçilerin eksik gün nedeninin işveren tarafından 28 numaralı kod üzerinden “Pandemi Ücretsiz İzin” olarak bildirilmesi şartının aranmasında tek başına hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak nakdi ücret desteğinin işçinin gelir kaybını telafi edici niteliği göz önüne alındığında, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının işçi aleyhine sonuç doğurmasını engelleyici tedbirlerin alınmasının da sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu değerlendirilmektedir.
22) Nitekim işsizlik ödeneği ödenecek sigortalı işsizlerin hak ve yükümlülüklerini, işverenlerin işten
ayrılma bildirgesiyle ilgili yükümlülüklerini ve Türkiye İş Kurumu il, şube müdürlükleri ve büro şeflikleri tarafından verilecek hizmetlerin, yapılacak işlemlerin uygulama usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 30/1/2002 tarihli ve 24656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (3) numaralı 447 Sayılı İşsizlik Sigortası
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’in “Türkiye İş Kurumuna Başvuru” başlıklı 5 inci maddesinde, “İşverenin İAB düzenlememesi halinde, hak kaybına yol açılmaması için sigortalı işsizin talep dilekçesi ve resmi kimlik belgesi ile yaptığı müracaatı kabul edilir. Talep dilekçesi İAB yerine geçmez. İşverenin İAB düzenlememe nedeni araştırılarak gerektiği hallerde yasal işlemler başlatılır.” düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu düzenlemenin uyuşmazlık konusu ile ilgili olmadığı açıktır. Bununla birlikte, işverenin yasal sorumluluklarını yerine getirmemesinin işçi aleyhine sonuç doğurmasını önleyici tedbirlerin alınmasını göstermesi bakımından önemli bir düzenlemedir.
23) Şu durumda benzer şekilde nakdi ücret desteği uygulamasında da, işçinin nakdi ücret desteği ödenmesi
talebi ile yaptığı başvurusunun sadece işverence gerekli bildirimlerin ve/veya başvurunun yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmemesi gerekir. Gerçekten de işverenin, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırmadığı ve ücret ödemediği işçilerin eksik gün nedenlerini gösteren bilgi ve belgeleri ibraz etme konusunda yasal sorumluluğu olduğu gibi devletin de, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izleme, denetleme ve teftiş etme yetki ve ödevi bulunmaktadır. Bununla birlikte işverenler tarafından gerekli bildirimlerinin yapılmadığı durumlarda, işçiler tarafından yapılan başvuruların esas alınarak doğrudan nakdi ücret desteği ödenmesi mümkün değildir. Çünkü mezkûr geçici 24 üncü maddenin nakdi ücret desteği ödenmesinde aradığı temel şart, işçinin ücretsiz izinde olması halidir. Dolayısıyla işverenleri tarafından gerekli bildirim yapılmayan işçilerin, nakdi ücret desteği ödenmesine yönelik başvurularının kabul veya reddedilmesi, fiilen çalışmayıp ücretsiz izinde olup olmadıkları ön sorununun cevaplandırılmasına bağlıdır. İşte bu durumun tespiti için işverenin bilgisine başvurulmasının, nakdi ücret desteği talep edilen döneme ilişkin işyerinde kısa çalışma uygulamasına gidilip gidilmediğinin ve bu kapsamda işçi hakkında kısa çalışma ödeneği başvurusu yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının, aynı işyerinden nakdi ücret desteği alan işçi bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılmasının nakdi ücret desteğine ilişkin yasal düzenlemenin özel amacının gerçeklemesine uygun bir işleyiş olacağı değerlendirilmektedir. Aksi yönde bir uygulama ise işçilerin, fiilen Covid-19 salgını nedeniyle işvereni tarafından ücretsiz izne ayrıldıkları halde bu dönemde uğrayacakları gelir kaybının telafi edilmesine yönelik yasal düzenlemeden yararlanamamalarına ve hak kaybı yaşamalarına neden olacaktır.
24) Son olarak önemle belirtmek gerekir ki, nakdi ücret desteğine ilişkin yasal düzenlemenin özel amacı
ve ücretin sosyal niteliği dikkate alındığında, Covid-19 salgını nedeniyle işvereni tarafından fiilen ücretsiz
izin uygulamasına tabi tutulan ve bu sürede uğradığı gelir kaybını nakdi ücret desteği ödemesi ile telafi edebilecek durumda olan işçinin, sadece işvereninin mezkûr Usul ve Esaslar’da belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle söz konusu ödemeden mahrum bırakılmasının, işçinin korunması ilkesine ve sosyal hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden şüphe duyulmamalıdır. (Kamu Denetçiliği
Kurumunun 26/3/2021 tarihli ve sayılı Tavsiye Kararı)
24.1) Ayrıca, 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında ücretsiz izinde olduğu anlaşılan
aylara ilişkin nakdi ücret desteğinin başvurana ödenmesi ve diğer aylar açısından ise başvuranın ücretsiz izinde olup olmadığının karar gerekçesinde yer verilen hususlar çerçevesinde tespit edilerek, sonuca göre nakdi ücret desteği ödenmesi talebinin yeniden değerlendirilmesi ile fiilen ücretsiz izne ayrıldıkları halde, işverenleri tarafından bildirim ve/veya başvuru işlemleri yapılmayan işçilerin hak kaybı yaşamalarını önleyici tedbirlerin alınmasına yönelik olarak, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Geçici 24. Maddesi
Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar’da değişiklik yapılması hususunda Kurumumuzca verilen 18/05/2021 tarihli ve sayılı Tavsiye Kararı bulunmaktadır.
25) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın 2020/ Haziran ayı nakdi ücret desteği
ödenmesi talebinin, sadece işveren tarafından yapılmış bir başvurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesine yönelik Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27) 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Sosyal Güvenlik Kurumu Hizmet Dökümünden, 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamında ücretsiz izinde olduğu anlaşılan Haziran/2020 ayına ilişkin nakdi ücret desteğinin başvurana ödenmesi hususunda TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Fiilen ücretsiz izne ayrıldıkları halde, işverenleri tarafından bildirim ve/veya başvuru işlemleri yapılmayan işçilerin hak kaybı yaşamalarını önleyici tedbirlerin alınmasına yönelik olarak, 4447 Sayılı İşsizlik
Sigortası Kanununun Geçici 24. Maddesi Kapsamında Yapılacak Nakdi Ücret Desteği Uygulamasına
İlişkin Usul ve Esaslar’da değişiklik yapılması hususunda ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın başvurana, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve bilgileri için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi