|
ÖZET: Başvuru, “Ulusal Hane Ziyareti Programı” çerçevesinde 15.09.2022 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilen bir çalışanın, 31.10.2023 tarihinde işten çıkarılması ve işe iade talebi üzerine yapılmıştır. Başvuran, aynı programda çalışan 2.500 personelin de benzer şekilde işten çıkarıldığını belirtmiş, belirsiz süreli sözleşme yapılmadığını iddia etmiştir.
İlgili idare, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile iletişime geçerek gerekli bilgi ve belgeleri talep etmiştir. Yapılan incelemelerde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının, belirli süreli iş sözleşmeleri ile personel istihdam ettiğine ve bu sözleşmelerin 31.10.2023 tarihinde sona erdiğine dair açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca, programın uzatılmasının pandemi ve deprem gibi sebeplerle gerçekleştiği ve bu nedenle belirli süreli sözleşmelerin belirsiz süreli hale gelmediği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, belirli süreli iş sözleşmelerinin sona ermesi durumunda ihbar ve kıdem tazminatı talep edilemeyeceği ifade edilmiştir. Başvuranın, idarenin işlemlerine karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/3732-S.24.5899
BAŞVURU NO : 2023/17243
KARAR TARİHİ : 03.04.2024
RET KARARI GİZLİ, TCKN: GİZLİ
Adres: GİZLİ
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL YARDIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : “Ulusal Hane Ziyareti Programı” kapsamında işe alınan ve 31.10.2023 tarihinde işten çıkarılan personelin işe iade talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 28.10.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılmış olan gizli başvuruda, başvuran; “Ulusal Hane Ziyareti Programı” kapsamında
15.09.2022 tarihinde “belirli süreli iş sözleşmesi” ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfında işe
alındığını, 31.10.2023 tarihinde işten çıkarıldığını, gerekli kriterleri sağlamasına rağmen “belirsiz süreli” iş sözleşmesinin yapılmadığını, aynı görevde çalışan 2.500 personelin de aynı şekilde sözleşmelerinin feshedildiğini iddia etmiş olup, işe iadesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Somut başvuru ile ilgili olarak gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılması için Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile iletişime geçilmiş olup, konuyla ilgili gerekli bilgi ve belgelerin Kurumumuza iletilmesi talep edilmiştir.
3. Kurumumuz talebine istinaden Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Vakıf Hizmetleri Daire
Başkanlığının E- – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri ve Sosyal
Yardımlaşma ve DayanışmaVakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve
Çalışma Şartlarına İlişkin Esaslar çerçevesinde belirlenen genel kriterlere göre Vakfın personel ihtiyacı doğrultusundakarar organı ve personelin işvereni olan mütevelli heyetince belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri ilepersonel istihdamının sağlandığı, 3.2. Anılan Esasların 7 nci maddesinde SYD Vakıflarında istihdam edilecek personelin unvanlarının düzenlendiği, Vakıflarda belirsiz süreli olarak üst unvandan alt unvana doğru sırasıyla Vakfın faaliyetlerini yürütmek, genel idaresini sağlamak ve koordine etmekle görevli “vakıf müdürü”; sosyal yardım
sahiplerinin muhtaçlığına ilişkin araştırmaları mahallinde yürütmek ve mütevelli heyetinesunulmak üzere
“sosyal inceleme raporunu” hazırlamakla görevli “sosyal yardım ve inceleme görevlisi”; Vakfın mali işlerini yürütmek ve muhasebe kayıtlarını tutmakla görevli “muhasebeci”; genel bürohizmetlerini yürütmekle görevli “büro görevlisi” ve Vakfın ulaşım, temizlik, yardım dağıtımı gibi işleriniyürütmekle görevli “yardımcı hizmet görevlisi”nin istihdam edildiği, 3.3. Esasların “Personel İstihdamı” başlıklı 8 inci maddesinde ise SYD Vakıflarında- yoğun veri girişi ve kontrolü, bilgi toplama, yardım dağıtımı ve benzeri belirli süreli işlerde 9 ayı geçmemek şartıyla (belirli süreli), -aşevi, yurt, iktisadi işletme ve benzeri yerler için bu işletmelerin faaliyet süreleri ile sınırlıolmak üzere (belirli süreliamaca yönelik)olarak geçici personel istihdam edilebileceğinin hüküm altına alındığı, 3.4. Diğer taraftan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamında yapılan sosyal yardımlardan faydalanan vatandaşların ihtiyacının tespiti ve giderilmesi için 18.07.2022 tarihli ve sayılı Cumhurbaşkanlığı Makam Onayı ile 09.08.2022 tarihinde Ulusal Ziyaret Programının başlatıldığı,Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün 09.08.2022 tarihli ve sayılı yazısı ile
Programınamacı, süresi ve uygulanma usul ve esaslarının tüm SYD Vakıflarına bildirildiği, söz konusu usul ve esaslarda ihtiyaç duyulması halinde belirlenen sayıda ve nitelikte geçici personel istihdam edilebileceği ile bahse konu geçici personele ödenecek ücretlere ilişkin hükümlerin de yer aldığı, 3.5. SYD Vakıfları Ulusal Ziyaret Programı Usul ve Esaslarının 2 inci maddesinde; Programın 4 ay boyunca uygulanacağı, 2022 yılı içerisinde tamamlanacağı, Programın uygulanması için her bir SYD
Vakfına 1,5 periyodik pay tutarında kaynak tahsis edileceği, Program için istihdam edilecek geçici personelin istihdam süresinin en geç 31.12.2022 tarihinde sona ereceği hususlarının belirtildiği, 3.6. Programın, 16.12.2022 tarihli ve sayılı Bakanlık Makamı Oluru ile pandeminin devam eden olumsuz etkilerinin azaltılarak sosyalyardım faydalanıcısı hanelerin ziyaretlerinin tamamlanması ve sosyal yardım ihtiyacı olabilecek diğer hanelerle beraber tüm hanelere ulaşılarak programın uygulanabilmesi için istihdam süresinin ilk olarak 15.05.2023 tarihine kadar uzatıldığı, 3.7. Müteakiben 06.02.2023 tarihinde ülkemizde yaşanan depremin yıkıcı etkileri nedeniyle Programın sekteye uğradığı ve 03.05.2023 tarihli ve sayılı Bakanlık Makamı Oluru ile Program kapsamında geçici personel olarak görevlendirilen personelin görev sürelerinin bu defa 31.10.2023 tarihine kadar devam etmesine karar verildiği, Genel Müdürlüğün 04.05.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ile durumun tüm SYD Vakıflarına bildirildiği, 3.8. Bu doğrultuda, Program kapsamında istihdam edilengeçici personele ilişkin sözleşmelerin Bütünleşik
Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden “Belirli Süreli(amaca yönelik)” olarak değiştirilerek 31.10.2023 tarihine kadar uzatılabilmesinin mümkün kılındığı, Programın 03.05.2023 tarihli ve sayılı Bakanlık
Makamı Olurunda da belirtildiği üzere 31.10.2023 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde sonlandırılarak bu kapsamda istihdam olunan personelin sözleşmelerinin de Vakıf mütevelli heyet kararlarıyla 31.10.2023 tarihinde feshedildiği, 3.9. Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının 18.10.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ile 18.07.2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı Makamı Onayı ile başlatılan Ulusal Ziyaret Programının, pandemi nedeniyle saha ziyaretlerinin aksadığı gerekçesi ile ilk olarak 16.12.2022 tarihli Bakan Oluru ile 15.05.2023 tarihine, daha sonra ise yaşanan deprem nedeniyle 03.05.2023 tarihli Bakan Oluru ile 31.10.2023 tarihine kadar uzatıldığın, söz konusu Programın 31.10.2023 tarihinde sonlanacağından Hukuk Hizmetleri Genel
Müdürlüğü ile yapılan değerlendirme neticesinde pandemi ve sonrasındaki deprem sebebiyle; esaslı gerekçelere dayanarak uzatılan program kapsamında belirli süreli olarak işe alınan personelin ihbar ve
kıdem tazminatlarına hak kazanmadıkları değerlendirildiğinden çıkış işlemlerinin bu doğrultuda yapılması hususunda tüm SYD vakıflarının talimatlandırıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün E- – [ / – cevabi yazı ve eklerinde ise özetle; 4.1. 20.02.2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4’üncü maddesinde Vakıfların, özelhukuk tüzel kişiliğine sahip olduğu, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun; 7. maddesi ile de vakıf yönetim organı olan mütevelli heyetin teşekkülünün hükme bağlandığı, ayrıca Vakıf senedinin ilgili maddesinde “Mütevelli Heyet, vakfı yönetim ve temsile yetkili organdır. Bu sebeple vakfın amaçlarının gerçekleşmesi için gereken işlemleri yapmaya ve kararları almaya yetkili ve görevlidir”hükmüne yer verildiği, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip SYDV’lerin, hukuki sürecin yönetimine ilişkin iş ve işlemleri yönetim organ olan mütevelli heyet eliyle yapmaya yetkili olup, bu süreçte hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti almasının imkân dâhilinde olduğunun belirtildiği, 4.2. Program kapsamında istihdam edilen personele ikramiye ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Hukuk
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün01.08.2023 tarihli ve sayılıgörüşünde; anılan Esasların “İkramiye
Ödenmesi” başlıklı 11 inci maddesinde yer alan “Personele her yılın Ocak ve Temmuz aylarında bu ayların ücreti esas alınmak suretiyle birer sözleşme ücreti tutarında ikramiye ödenir. Bu ikramiyeler personelin çalıştığı son 6 aylık hizmeti karşılığında ödenir. Personelin işe başlaması, işten ayrılması veya ücretsiz izinli olması durumunda 6 aylık dönem içerisinde çalışmış olduğu gün sayısına oranlamak suretiyle ikramiye ödemesi yapılır. 6 aylık süre tamamlanmadan işten ayrılan personele çalıştığı en son ayın ücreti esas alınarak ödeme yapılır. İkramiyeler ilave tediye niteliğinde olup personele ayrıca ilave tediye ödemesi yapılmaz. Personele, bu ikramiyeler dışında Mütevelli Heyetince teşvik amaçlı olarak her ne ad altında olursa olsun ayni veya nakdi ödeme yapılamaz.” açıklamada herhangi bir unvan ayrımı gözetilmediği belirtilerek ikramiye ödenebileceğinin ve söz konusu ikramiye ödemesinin işe başlama tarihinden itibaren yapılması gerektiğinin mütalaa edildiği, 4.3. Program kapsamında istihdam edilen personele ihbar ve kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 17.10.2023 tarihli ve görüşünde ise; 4857 sayılı İş Kanununun “Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddesinde;“İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. …. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.’hükmünün yer aldığı, bu doğrultuda, “Ulusal Ziyaret
Programı” kapsamında imzalanan iş sözleşmelerinin belli bir işintamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapıldığı ve bu nedenle belirli iş sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği, ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin
22.02.2001 tarihli ve 2000/18588 E., 2001/3147 K. sayılı kararında, “1475 sayılı İş Kanununda hangi
hallerde ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanılacağının hükme bağlandığı, belirli süreli hizmet akitlerinde ihbar tazminatına hükmedilemeyeceği gibi; bu tür hizmet akitlerinin süresi sonunda kendiliğinden son bulması durumunda da davacı kıdem tazminatına hak kazanamaz.” denildiği, Yargıtay 22. Hukuk
Dairesi’nin 10.11.2014 tarihli ve 2013/71 E., 2014/33304 K. sayılı Kararında da, “… Nitekim Hukuk Genel
Kurulu 18.09.1996 gün ve 1996/9-489 E. 1996/594 K. Sayılı kararında; “…belirli süreli iş sözleşmelerinde sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru değildir. Çünkü böyle bir durumda sözleşme sürenin bitimi ile sona ermektedir ki, bu fesih şekli kıdem tazminatına hak kazandıran hallerden değildir.” denilerek ayrıntılı açıklamalara yer verildiği, yukarıda yer
alan hususlar ve mevcut yargı kararları doğrultusunda, belirli süreli iş sözleşmesinin 31.10.2023 tarihinde bahse konu programın bitimiyle kendiliğinden sona ermesi bekleneceğinden her durumda “belirli süreli” olduğu kabul edilen iş sözleşmesi ile istihdam olunan işçilerin ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamayacaklarının değerlendirildiği, Belirtilmiştir.
5. Program kapsamında işe alınan geçici personel ile SYD Vakıf Başkanlığı arasında imzalanan Belirli
Süreli İş Sözleşmesi örneğinde; “1.Aşağıda adresleri yazılı bulunan …… Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı başkanı olarak görev yapan Vali/Kaymakam …. ile ….. arasında, tamamen kendi istek ve serbest iradeleri ile aşağıda belirtilen şartlarla işbu “BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ” yapılmıştır., ..
3. Personel geçici personel ünvanı ile görev yapar. … 5. Bu iş sözleşmesi ……../……../……… tarihinde başlayıp ………/………/……… tarihinde herhangi bir bildirime gerek kalmasızın sona erer… 7/d. Personel bu sözleşmedeki çalışma şekil ve şartlarını peşinen kabul eder. … 26. Sözleşmenin uygulanmasında çıkacak uyuşmazlıklarda, Vakfın bulunduğu yer mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir…” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Devletin temel amaç ve görevleri”başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 6.2. “Kanun önünde eşitlik”başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 6.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 6.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 7.1.“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 7.2.“Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun;
/
8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 8.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)
vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkânı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir…”, 8.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.
Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar.
İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, 9. 4857 sayılı İş Kanununun; 9.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;“Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir..”, /
9.2. “Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddesinde;“İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.”, 10. 5737 sayılı Vakıflar Kanununun “Tüzel kişilik” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir.”, 11. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Personelinin Norm Kadro Standartları, Nitelikleri, Özlük Hakları ve Çalışma Şartlarına İlişkin Esasların; 11.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde;“Bu Esaslar, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümlerine dayanılarak kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıfları personelinin norm kadro standartları, nitelikleri, özlük hakları ve çalışma şartlarını düzenler.”, 11.2. “Personel istihdamı” başlıklı 7 nci maddesinde;“Bu Esaslara ekli cetvellerde gruplar için tespit edilen unvanlar dışında kadro kullanılamaz ve gruplar için belirlenen kadro toplamı aşılamaz. Personelin işe alınması, ücret, görev ve sorumluluklarının bu Esaslara göre belirlenmesi mütevelli heyet kararıyla yapılır.”, 11.3. “Sözleşme yapılması” başlıklı 8inci maddesinde;“(1) Mütevelli heyeti tarafından istihdamına karar verilen personel ile EK- (III/A) veya EK- (III/B) deki sözleşme örnekleri kullanılarak sözleşme yapılır.
(2) Sözleşmelerde personelin unvanı, görevi, ücreti ve sorumluluklarının belirtilmesi zorunludur. …(4)
Vakıfların yoğun veri girişi ve kontrolü, bilgi toplama, yardım dağıtımı ve benzeri belirli süreli işlerinde 9 ayı geçmemek ve aşevi, yurt, iktisadi işletme ve benzeri yerler için, bu işletmelerin faaliyet süreleri ile sınırlı olmak üzere, EK-(III/B) sözleşme örneği kullanılarak geçici personel çalıştırılabilir.”, 11.4. “Görevin sona ermesi halleri” başlıklı 14üncü maddesinde;“(1) Personelin; a)Emeklilik, b) İstifa, c) Ölüm, d) Göreve alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya bu şartlardan herhangi birinin sonradan kaybedilmesi, e) Geçici görevlerde sözleşme süresinin, vakıfların işlettikleri aşevi, yurt, iktisadi işletme vb yerlerde işletme faaliyetlerinin sona ermesi, f) 13 üncü maddeye göre sözleşmesinin feshedilmesi, durumlarında görevi sona erer.”, 11.5. “Kıdem Tazminatı” başlıklı 15inci maddesinde; “(1) Personelin kıdem tazminatı ödemeleri İş
Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılır. Personelin kıdem tazminatı karşılıkları, Vakıflar
Genel Müdürlüğünce yayımlanan Vakıflar Tek Düzen Muhasebe Sistemine göre ayrılır…”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
12. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Bahse konu şikâyet başvurusunda adı geçen, “Ulusal Hane Ziyareti Programı” kapsamında 15.09.2022 tarihinde “belirli süreli iş sözleşmesi” ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfında işe alındığını,
31.10.2023 tarihinde işten çıkarıldığını, gerekli kriterleri sağlamasına rağmen “belirsiz süreli” iş
sözleşmesinin yapılmadığını, aynı görevde çalışan 2.500 personelin de aynı şekilde sözleşmelerinin feshedildiğini iddia etmiş olup, işe iadesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
14. Bilindiği üzere; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma (SYD) Vakıfları, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 7’nci maddesine göre, bu Kanun’un amacına uygun faaliyet yürütmek ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede kurulmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre ülkemizde halihazırda faaliyet gösteren toplam 1003 SYD
Vakfı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bir alt birimi, taşra teşkilatı, ilgili ya da bağlı kuruluşu niteliğinde olmayıp, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 4’üncü maddesine göre özel hukuk tüzel kişiliğini haizdir.
15. Bununla birlikte, ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının yetkili karar organının Mütevelli
Heyeti olduğu, 3294 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve ek fıkrası hükümlerine göre oluşturulan Mütevelli Heyetinin Vakfın yönetim ve temsile yetkili karar organı olduğu, mütevelli heyetinde resmi görevliler yanında sivil kişilerin de yer aldığı, Vakıfların kendi kararlarını anılı heyet eliyle aldığı, her bir SYD Vakfının ayrı ayrı birer işyeri veher bir SYD Vakfının ayrı ayrı karar organlarının bulunduğu,kimlere yardım yapılacağının, yapılacak olan yardımların niteliği ve miktarının tamamen
Mütevelli Heyeti tarafından belirlendiği, personel yönetim yetkisinin de işveren sıfatıyla yine mütevelli heyetinde olduğu, personelin özlük işlemlerine ilişkin tüm iş ve işlemlerin işveren sıfatıyla ilgili vakıf mütevelli heyeti tarafından yürütüldüğü belirtilmiştir. Konuyla ilgili olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Hukuk Genel Kurulunda da SYDV’lerin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğu, ayrı işyeri olan bağımsız işveren oldukları, bu nedenle her vakıf için işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi yetkisi verilebileceği ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanmanın ön koşullarından olan işçi sayısı tespit edilirken her vakıf yönünden sadece kendi işçi sayısının dikkate alınacağı şeklinde karar alınmıştır
(E.2016/3, K. 2017/4, T.09.06.2017).
16. Bu kapsamda, somut başvuru ile ilgili olarak gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılabilmesi için
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü ve Hukuk Hizmetleri Genel
Müdürlüğü ile iletişime geçilmiş olup, konuyla ilgili gerekli tüm bilgi ve belgelerin Kurumumuza iletilmesi talep edilmiştir. Talebimize istinaden Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü Vakıf Hizmetleri Daire
Başkanlığının cevabi yazı ve eklerinde özetle; 16.1. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamında yapılan sosyal yardımlardan faydalanan vatandaşların ihtiyacının tespiti ve giderilmesi için 18.07.2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı
Makam Onayı ile 09.08.2022 tarihinde Ulusal Ziyaret Programının başlatıldığı, Sosyal Yardımlar Genel
Müdürlüğünün aynı tarihli yazısı ileProgramınamacı, süresi ve uygulanma usul ve esaslarının tüm SYD
Vakıflarına bildirildiği, düzenlenen SYD Vakıfları Ulusal Ziyaret Programı Usul ve Esaslarında, ihtiyaç duyulması halinde belirlenen sayıda ve nitelikte geçici personel istihdam edilebileceği, Programın 4 ay boyunca uygulanacağı, 2022 yılı içerisinde tamamlanacağı, Program için istihdam edilecek geçici personelin istihdam süresinin en geç 31.12.2022 tarihinde sona ereceğinin belirtildiği, 16.2. 16.12.2022 tarihli Bakanlık Oluru ile pandeminin süre gelen olumsuz etkilerinin azaltılarak sosyal yardım faydalanıcısı hanelerin ziyaretlerinin tamamlanması ve sosyal yardım ihtiyacına sahip olabilecek
diğer hanelerle beraber tüm hanelere ulaşılarak programın uygulanabilmesi için 15.05.2023 tarihine kadar uzatıldığı, müteakiben 06.02.2023 tarihinde ülkemizde yaşanan depremin yıkıcı etkileri nedeniyle
Programın sekteye uğradığı ve 03.05.2023 tarihli Bakanlık Oluru ile Program kapsamında geçici personel olarak görevlendirilen personelin görev sürelerinin bu defa 31.10.2023 tarihine kadar devam etmesine karar verildiği ve resmi yazı ile durumun tüm SYD Vakıflarına bildirildiği, 16.3. Bu doğrultuda, Program kapsamında istihdam edilengeçici personele ilişkin sözleşmelerin Bütünleşik
Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden “Belirli Süreli (amaca yönelik)” olarak değiştirilerek 31.10.2023 tarihine kadar uzatılabilmesinin mümkün kılındığı, Programın 03.05.2023 tarihli Bakanlık Makamı
Olur’unda da belirtildiği üzere 31.10.2023 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde sonlandırılarak bu kapsamda istihdam olunan personelin sözleşmesinin de mütevelli heyet Kararıyla 31.10.2023 tarihinde feshedildiği, söz konusu Program 31.10.2023 tarihinde sona ereceğinden Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile yapılan değerlendirme neticesinde pandemi ve deprem sebepleriyle esaslı gerekçelere dayanarak uzatılan program kapsamında belirli süreli olarak işe alınan personelin ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanmadığı değerlendirildiğinden çıkış işlemlerinin bu doğrultuda yapılması hususunda tüm SYD vakıflarının talimatlandırıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
17. Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazı ve eklerinde ise özetle; 17.1. Özel hukuk tüzel kişiliğine sahip SYDV’lerin, hukuki sürecin yönetimine ilişkin iş ve işlemleri yönetim organ olan mütevelli heyet eliyle yapmaya yetkili olup, bu süreçte hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti almasının imkân dâhilinde olduğunun belirtildiği, Program kapsamında istihdam edilen personele ikramiye ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Genel Müdürlüğün 01.08.2023 tarihli görüşünde; anılan Esasların
“İkramiye Ödenmesi” başlıklı 11 inci maddesinde yer alan açıklamada herhangi bir ünvan ayrımı gözetilmediği belirtilerek ikramiye ödenebileceği ve söz konusu ikramiye ödemesinin personele işe başlama tarihinden itibaren yapılması gerektiğinin mütalaa edildiği, 17.2. Program kapsamında istihdam edilen personele ihbar ve kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Genel Müdürlüğün 17.10.2023 tarihli görüşünde ise; 4857 sayılı İş Kanununun “Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı 11 inci maddesinde yer alan hüküm doğrultusunda, “Ulusal Ziyaret Programı” kapsamında imzalanan iş sözleşmelerinin belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapıldığı ve bu nedenle belirli iş sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği, ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin
22.02.2001 tarihli ve 2000/18588 E., 2001/3147 K. sayılı kararında, “1475 sayılı İş Kanununda hangi
hallerde ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanılacağının hükme bağlandığı, belirli süreli hizmet akitlerinde ihbar tazminatına hükmedilemeyeceği gibi; bu tür hizmet akitlerinin süresi sonunda kendiliğinden son bulması durumunda da davacı kıdem tazminatına hak kazanamaz.” denildiği,Yargıtay 22. Hukuk
Dairesi’nin 10.11.2014 tarihli ve 2013/71 E., 2014/33304 K. sayılı Kararında da, “… Nitekim Hukuk
Genel Kurulu 18.09.1996 gün ve 1996/9-489 E. 1996/594 K. Sayılı kararında; “…belirli süreli iş sözleşmelerinde sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi durumunda kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru değildir. Çünkü böyle bir durumda sözleşme sürenin bitimi ile sona ermektedir ki, bu fesih şekli kıdem tazminatına hak kazandıran hallerden değildir.” denilerek ayrıntılı açıklamalara yer verildiği, yukarıda yer alan hususlar ve mevcut yargı kararları doğrultusunda, belirli süreli iş sözleşmesinin
31.10.2023 tarihinde bahse konu programın bitimiyle kendiliğinden sona ermesi bekleneceğinden her
/
durumda “belirli süreli” olduğu kabul edilen iş sözleşmesi ile istihdam olunan işçilerin ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamayacaklarının değerlendirildiği, Belirtilmiştir.
18. İş Kanununda yer alan hükümlerden de anlaşılacağı üzere iş sözleşmelerinde esas olan iş ilişkisinin belirsiz süreli olmasıdır. Ancak belirli bir olgunun ortaya çıkması ve objektif koşullar gibi nedenlerle iş ilişkisi belirli süreli olarak da kurulabilmektedir. Belirli süreli sözleşmeler, onu geçerli kılan şartlar aynen korunarak en fazla bir kez yenilenebilir. Belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla yenilenmesi durumunda ise “esaslı neden” aranmaktadır. Esaslı nedene dayanarak birden fazla kez yenilenen sözleşmeler de belirli süreli sözleşme olma özelliğini korurlar. Belirli süreli olarak düzenlenen bir sözleşmenin kanunen geçerliliğinin olması için işin belirli süreli olması, belirli bir işin tamamlanmasına yönelik olması, belirli bir olgunun ortaya çıkması ve yazılı olarak yapılması gerekmektedir. İş sözleşmesinin yapılma anında işin ne kadar süreceğinin taraflarca ve özellikle işçi tarafından bilindiği, bilinebildiği veya öngörülebildiği iş belirli süreli iş olarak kabul edilmektedir.
19. Bununla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 430. maddesinin 2. fıkrasında “Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.
Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir” hükmüne yer verildiği, bu hükümden de anlaşılacağı üzere belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin bitmesi durumunda tarafların sözleşmenin gerektirdiği yükümlülükleri esaslı bir nedenin bulunması şartıyla yerine getirmeye devam etmelerinin mümkün olduğu, bu takdirde iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi olarak devam 1 edeceği anlaşılmaktadır .
20. Konuyla ilgili olarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.02.2018 tarih ve 2017/1 Esas, 2018/2
Karar sayılı içtihadında da; “…Yönetmelik ekinde yer alan iş sözleşmesi formu incelendiğinde, sözleşmenin 3’üncü bendinde süre başlığı altında, sözleşmenin (görevin) başlama tarihi (çalışma izninin düzenlendiği tarih), sözleşmenin bitim tarihi,sözleşmenin tanzim tarihi yer almaktadır.Yönetmeliğin ekinde yer alan tip sözleşmede açıkça sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin yer alması gerektiği görülmektedir… Başlangıcı ve bitişi sözleşmenin yapıldığı tarihte belirlenen bir sözleşmenin ise asgari süreli sözleşme olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu sözleşme niteliği itibariyle belirli süreli bir iş sözleşmesidir (Sümer, a.g.m., s. 437)…Bu açıklamalar ışığında …. belirtilen iş sözleşmesinin niteliğinin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu anlaşılmakla, kanunda öngörülen bu durumda 4857 sayılı İş Kanunu’nun
11 ‘inci maddesinde belirtilen objektif koşulun gerçekleştiği kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla Kanun
hükmünün sözleşmenin belirli süreli yapılması zorunluluğunu öngördüğü durumda objektif koşulların varlığı aranmaz. Kanun hükmü ile sözleşmenin belirli süreli yapılması gereken hallerde belirli süreli sözleşmenin zincirleme yapılması da sözleşmenin belirli süreli olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Hal böyle olunca … belirtilen sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır…”şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
21. Bu itibarla, her ne kadar başvurucu “Ulusal Hane Ziyareti Programı” kapsamında 15.09.2022 tarihinde
“belirli süreli iş sözleşmesi” ile işe alındığını, gerekli kriterleri sağlamasına rağmen “belirsiz süreli” iş sözleşmesi yapılmayarak usulsüz bir şekilde 31.10.2023 tarihinde işten çıkarıldığını iddia etmiş ise de, işten çıkarılma (sözleşmenin feshi) işlemine dayanak somut olayın gelişim süreçleri, ilgili mevzuat hükümleri, yüksek mahkeme kararları ve yukarıda yer alan tüm açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal
1
Başak/Mutlay, Faruk Barış, “Yeni Borçlar Kanununun “Genel Hizmet Sözleşmesi”ne İlişkin Hükümlerinin İş Kanunu ve 818 Sayılı Kanunla
Karşılaştırılarak Değerlendirilmesi”
Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamında yapılan sosyal yardımlardan faydalanan vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti ve giderilmesi için 18.07.2022 tarihli ve sayılı Cumhurbaşkanlığı
Makam Onayı ile 09.08.2022 tarihinde başlatılan Ulusal Ziyaret Programının, yaşanan pandemi sürecinde saha ziyaretlerinin aksadığı gerekçesiyle ilk olarak 15.05.2023 tarihine kadar uzatıldığı, ardından
06.02.2023 tarihinde meydana gelen ve ülkemizde “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremler
nedeniyle 31.10.2023 tarihine kadar ikinci kez uzatıldığı, esaslı neden olarak kabulü mümkün olan
“pandemi”nin süregelen etkileri ve yaşanan “depremler” nedeniyle uzatılan program sürelerine bağlı olarak devam ettirilen iş sözleşmelerinin belirli süreli olma özelliklerini korudukları, belirsiz süreli iş sözleşmelerine dönüştüklerinin kabul edilemeyeceği, öte yandan; Program kapsamında işe alınan personel ile SYD Vakıfları arasında imzalanan belirli süreli sözleşmelerde, kişilerin tamamen kendi istek ve serbest iradeleri ile sözleşmede belirtilen şartlarda geçici personel unvanı ile çalışmayı kabul ettikleri, ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belli olan sözleşmenin herhangi bir bildirime gerek kalmasızın sona ereceğinin de yine sözleşme içeriklerinde açıkça belirtildiği anlaşıldığından, arka arkaya gerçekleşen “pandemi” ve
“deprem” gibi iki esaslı nedene bağlı olarak aksayan Ulusal Hane Ziyareti Programı kapsamındaki hizmetlerin tamamlanabilmesi için bitiş tarihi iki kez uzatılan belirli süreli sözleşmelerin, ikinci uzatım (31.10.2023) tarihi sonunda ilgili idarelerce feshedilmesi ve akabinde yapılan işe iade taleplerinin de reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesiilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23.6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili idare mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU, AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI SOSYAL YARDIMLAR
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi