ÖZET: Başvuran, çocuğunun Ukrayna uyruklu annesi tarafından izinsiz olarak yurtdışına kaçırıldığını ve Adalet Bakanlığı’nın Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia etmektedir. Başvuru, çocuğun Türkiye’deki mutat meskeninin göz önünde bulundurulmadığı ve çocuğun iadesi için gerekli işlemlerin yapılmadığı gerekçesiyle yapılmıştır. Başvuran, çocuğunun Türkiye vatandaşı olduğunu ve annesinin hukuka aykırı bir şekilde çocuğu Ukrayna vatandaşı yaptığını belirtmektedir.

Danıştay, Adalet Bakanlığı’nın, Sözleşme çerçevesinde gerekli işlemleri titizlikle yerine getirdiğini, başvuranın iddialarının yerinde olmadığını ve Ukrayna merkezi makamının yanıt vermemesi nedeniyle süreçte bir aksama olduğunu tespit etmiştir. Sözleşmenin 11. maddesi gereğince, çocuğun iadesi için gerekli adımların atıldığı, ancak Ukrayna’nın yanıt vermemesi nedeniyle iade talebinin olumsuz sonuçlandığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/9276-S.20.13955

BAŞVURU NO : 2019/21878

KARAR TARİHİ : 04/06/2020

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuran, çocuğunun yabancı uyruklu annesi tarafından

BAŞVURUNUN KONUSU :

yurtdışına kaçırıldığını ifadeyle, Adalet Bakanlığı’nın

Merkezi Makam olarak yükümlülüklerini yerine getirmesini ve çocuğun iadesi için Kurumumuzca Ukrayna

Ombudsmanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmasını talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 10/12/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, 11/07/2014 tarihinde Türkiye’de doğan, TC kimlik numaralı çocuğunun Ukrayna uyruklu annesi tarafından 15/06/2017 tarihinde

Ukrayna’ya götürüldüğünü ve orada alıkonularak bir daha Türkiye’ye dönemediğini, çocuğunun yurtdışına çıkması için tarafından verilmiş bir muvafakat belgesi bulunmadığını, Ukrayna’da çifte vatandaşlık uygulaması olmamasına rağmen 18/09/2014 tarihinde Ukrayna

Devleti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen bir belgede çocuğun Ukrayna vatandaşı olduğunun belirtildiğini, söz konusu tarihte çocuğun Türk vatandaşı olduğunu ve bu belge doğruysa ebeveynlerden birisinin muvafakati olmadan ve yasalar hilafına düzenlendiğini, anne 2013 yılından ve çocuğun doğduğu andan itibaren yasal ikametgâhlarının Türkiye olduğunu, kaçırmanın fiilen gerçekleştiği tarih itibariyle de ailenin birlikte yaşadığı mutad meskenin ve daimi ikametgâhın Türkiye olduğunu, Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme kapsamında çocuğun geri dönmesi için Aralık

2017 tarihinde yasal başvuru yaptığını, ancak gerek TC merkezi makamı (Adalet Bakanlığı)

gerek Ukrayna merkezi makamı tarafından Sözleşmedeki 6 haftalık sürenin göz önünde bulundurulmadığını, yıllardır beklemesine rağmen çocuğuna kavuşamadığını, bunun bir “insan hakları ihlali” olduğunu ifadeyle, Adalet Bakanlığı’nın merkezi makam olarak Sözleşmenin gereğini yerine getirmesini, çocuk kaçırma olaylarında Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve aile ile ilgili bakanlıklarda özel birimler oluşturularak, konuya psikolojik, sosyolojik ve hukuksal yönden liyakat sahibi insanların getirilmesini ve aile ve çocuk konusunda çalışan

STKlar ile işbirliği içinde çözüm üretilmesini talep etmektedir.

2. Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme kapsamında konunun

Türkiye’de Merkezi Makam yetkisiyle Adalet Bakanlığı tarafından yürütüldüğü, başvuruda anılan Bakanlıkça yürütülen iş ve işlemlerin somut olarak şikayet edildiği, Dışişleri Bakanlığı ya da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ilgili somut bir şikâyette bulunulmadığı anlaşıldığından anılan Bakanlıklar incelemeye dahil edilmemiş, başvuru Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen iş ve işlemler açısından incelenmiştir. Öte yandan, başvuranın talebi doğrultusunda, Ukrayna Merkezi Makamının (Ukrayna Adalet Bakanlığı) iş ve işlemleri ile ilgili olarak Ukrayna Meclisi İnsan Hakları Komiserliği (Ombudsmanlığı) ile Kurumumuz arasındaki iş birliği anlaşması kapsamında Ukrayna makamları tarafından yürütülen iş ve işlemler sebebiyle yaşanan hak ihlallerine dair iddiaların tespiti, başvuranın bilgisi ve rızası dışında çocuğa Ukrayna vatandaşlığı tanınmasının hukuki yönden açıklanması ve Sözleşmenin samimiyetle uygulanması için Ukrayna Ombudsmanlığından iş birliği talebinde bulunulmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

3. Kurumumuzun 31/01/2020 tarih ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

Bakanlık tarafından gönderilen 03/03/2020 tarih ve E. / sayılı cevabi yazısında özetle; 3.1. 03/11/1999 tarihli ve 4461 sayılı Kanunla onaylanan ve 15/02/2000 tarih, 23965 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanarak Ülkemiz yönünden 01/08/2000 tarihinde yürürlüğe giren

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’ne Ukrayna’nın da taraf olduğu, 3.2. Anılan Sözleşmenin, bir Âkit Devlet hukuku uyarınca bir kişiye veya bir kuruma tek başına veya birlikte kullanmak üzere tevdi edilmiş bulunan velayet hakkı ihlâl edilerek diğer bir Âkit

Devlete götürülen veya haksız olarak alıkonulan 16 yaşın altındaki çocukların derhal mûtat meskeninin bulunduğu ülkeye dönmesinin veya şahsî ilişki kurma hakkının tesis edilmesinin sağlanması amacına yönelik bulunduğu, 3.3. Türkiye Cumhuriyeti açısından Sözleşme’nin uygulanmasında “Merkezî Makam” görevini

Bakanlığın üstlendiği, Bakanlığın bu görevini Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığı ile yerine getirdiği, 3.4. Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla Bakanlığa iletilen ait başvuruda, başvuru sahibinin Ukrayna vatandaşı ile evliliklerinden olan 11/07/2014 İzmir doğumlu isimli çocuğunun, kendisinin bilgisi ve rızası hilafına 15/06/2017 tarihinde annesi tarafından Ukrayna’ya götürüldüğü ve o tarihten bu yana alıkonulmakta olduğunu belirtilerek, mutad meskeni olan Türkiye’ye iade edilmesi için

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi uyarınca gerekli işlemlerin başlatılmasını talep ettiği, Bayramiç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/12/2017 tarihli yazısı ile Bakanlığa iletilen aynı tarihli başvuru dilekçesi ve eklerinin 17/01/2018 tarihli yazı ile Ukrayna Merkezî Makamına iletildiği, mezkur yazıda, çocuğun Türkiye’de doğduğu ve 15/06/2017 tarihine kadar Türkiye’de yaşadığı, anılan tarihte babasının rızası ile annesi tarafından Ukrayna’ya götürülen bahse konu çocuğun başvuru sahibi babasının rızası hilafına

Ukrayna’ya alıkonulduğu, velayet hakkının müştereken anne ve baba tarafından kullanılmakta olması sebebiyle, çocuğun Ukrayna’da alıkonulmasının Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî

Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin 3. maddesine aykırı olduğu belirtilerek, anılan

Sözleşme gereğince çocuğun Türkiye’ye iadesinin, ayrıca annenin Polonya’ya kaçma şüphesi bulunduğundan çocuğun bulunduğu yerin kaybedilmemesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasının talep edildiği, 3.5. Ukrayna Merkezî Makamından alınan 19/01/2018 tarihli yazıda, başvuru evrakının taraflarına intikal ettiği bilgisi verildiği, 3.6. Mezkûr başvurunun akıbeti hakkında Ukrayna Merkezî Makamı tarafından Bakanlığa bilgi verilmemesi üzerine 27/02/2018 tarihli yazı ile akıbet sorulduğu, 3.7. Ancak söz konusu yazıya da cevap verilmediğinden 30/03/2018 tarihli yazı ile yeniden akıbet sorulduğu, mezkur yazıda, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair

Lahey Sözleşmesinin 2. maddesinde taraf Devletlerin Sözleşmenin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere uygun önlemleri alma ve en süratli usüllere başvurmakla yükümlü olduğu, ayrıca anılan Sözleşmenin 11. maddesi gereğince taraf Devletlerin çocuğun geri dönmesini teminen en kısa sürede gereğine tevessül etme yükümlülüklerinin bulunduğunun hatırlatıldığı, 3.8. Başvuru sahibine iletilen 02/04/2018 tarihli yazı ile, süreç ile ilgili kaydedilen gelişmeler hakkında bilgi verildiği, 3.9. Başvuru sahibinin 25/05/2018 tarihli yazısında, çocuğun ivedilikle Türkiye’ye iade edilmesini talep ettiği, 3.10. Aradan geçen süre zarfında Ukrayna Merkezî Makamından yanıt alınamaması üzerine, 01/06/2018 tarihli yazı ile 27/02/2018 ve 30/03/2018 tarihli yazılara cevap verilmediğinin bildirildiği; anılan Sözleşmenin 2. ve 11. maddelerinde yer alan düzenlemeler hatırlatılarak ivedilikle yanıt verilmesinin talep edildiği, 3.11. Başvuru sahibine ise 01/06/2018 tarihli yazımız ile süreç hakkında bilgi verildiği, 3.12. Ukrayna Merkezî Makamı 04/06/2018 tarihli cevabî yazısında, çocuğun yerinin tespit edildiğini ve annenin çocuğun gönüllü olarak teslimi hususunda beyanının alındığı, anne yazılı beyanında; 17/12/2013 tarihinde İzmir’de evlendiğini, bu tarihten sonra belli aralıklarla Türkiye’de kaldığını, ancak ne kendisi ne çocuğun Türkiye’yi hiç bir zaman mutad mesken edinmediklerini, Türkiye’de resmî bir ikamet kayıtlarının bulunmadığını, çocuğun mutad meskeninin Ukrayna olduğunu, çocuğun Ukrayna vatandaşı olduğunu ve

Türkçe bilmediğini, Rozhyshchenskiy Yerel İdarî Makamı tarafından 21/03/2018 tarihinde çocuğun yerleşim yerinin annesinin yanı olduğuna dair karar verildiğini, ayrıca baba hakkında cezaî soruşturmalar bulunduğunu, bu nedenle gönüllü olarak çocuğun teslimini kabul etmediğini beyan ettiği belirtilerek, başvuruya devam edilmesinin istenmesi halinde, çocuğun mutat meskenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu kanıtlar ek bilgi ve belgelerin gönderilmesinin talep edildiği, 3.13. Ukrayna Merkezî Makamı’nın söz konusu yazısının 06/06/2018 tarihli yazı ile başvuru sahibine iletilmiş, çocuğun mutat meskenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu kanıtlar ek bilgi ve belgelerin gönderilmesinin talep edildiği, 3.14. Başvuru sahibinin 20/06/2018 tarihli yazısında, annenin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, anne ve çocuğun kaçırma tarihinden önce Türkiye’de ikamet ettikleri, bilgi ve rızası olmaksızın çocuğun Ukrayna vatandaşı yapıldığı ve Ukrayna’ya götürüldüğü belirtilerek, evlenme cüzdanı, doğum kayıt örneği, anne ve çocuğa ait kimlik kartı sureti, anne adına düzenlenen kurs bitirme belgesi, anneye ait pasaport sureti ve adres bilgileri raporunun

Bakanlığa gönderildiği, Başvuru sahibi tarafından gönderilen belgelerin 28/06/2018 tarihli yazı ile Ukrayna Merkezî Makamına iletildiği, 3.15. Süreç devam ederken, Ukrayna Merkezî Makamı tarafından başvuru sahibi ile anne arasında Ukrayna Mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak adlî yardımlaşma talebinde bulunulduğunun anlaşılması üzerine, 17/08/2018 tarihli yazı ile Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin 16. maddesi uyarınca bir çocuğun kanuna aykırı olarak yer değiştirdiği veya geri dönmediğinden haberdar edilmesini müteakip, çocuğun götürüldüğü ve alıkonulduğu taraf devletin adlî makamlarınca, çocuğun geri dönmesi hususunda bu Sözleşme’deki şartların bir araya gelmediği tespit edilinceye kadar velayet hakkının esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinin hatırlatıldığı ve başvuru sahibi tarafından sunulan ek belgelerin gönderildiği, 3.16. Ukrayna Merkezî Makamından alınan 20/08/2018 tarihli yazıda, başvuru sahibinin kendisini bir avukat ile temsil ettirme niyetinin olup olmadığı veya bir avukata vekalet verip vermediğine ilişkin bilgi talep edildiği, başvuru sahibinin 07/09/2018 tarihli yazı ile bilgilendirildiği ve avukata vekalet verip vermediğinin sorulduğu, 3.17. Başvuru sahibinin, 24/09/2018 tarihli yazısında, yargılamanın Türkiye Cumhuriyeti

Mahkemelerinde yapılması gerektiği, iade davasında kendisini bir avukat ile temsil ettirmek istediğini ve adlî yardımdan faydalanmak istediğini bildirdiği, 3.18. Ukrayna Merkezî Makamına iletilen 18/10/2019 tarihli yazıda, başvuru sahibinin iade davasında kendisini avukat ile temsil ettirmek istediği ve bu kapsamda adlî yardımdan faydalanmak istediğinin bildirildiği, ayrıca başvuru sahibine gönderilen 18/10/2019 tarihli yazı ile, Ukrayna Merkezî Makamı’na, Ukrayna’da görülmekte olan iade davasında başvuru sahibinin kendisini bir avukat ile temsil ettirmeye ve bu kapsamda adlî yardımdan faydalanmaya yönelik talebinin iletildiği, bunun dışında kalan, yargılamanın Türkiye

Cumhuriyeti mahkemelerinde görülmesine yönelik yetki itirazının, çocuğun iadesine yönelik talebin olumlu sonuçlanmasına mani teşkil edebileceği düşünülerek anılan Merkezi Makama iletilmediğinin bildirildiği, 3.19. Başvuru sahibinin 23/10/2018 tarihli yazısında, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin yetkili olduğunu ancak davanın Ukrayna mahkemelerinde görülmesi halinde adlî yardımdan faydalanmak istediğini ve duruşma tarihinden makul bir süre önce tebligat yapılması durumunda, yargılama sürecine katılmak istediğini beyan ettiği, 3.20. Başvuru sahibinin beyanının 26/10/2018 tarihli yazıyla Ukrayna Merkezî Makamına iletildiği, mezkûr yazıda ayrıca Ukrayna mahkemelerinde görülmekte olan bir velayet davasının bulunup bulunmadığının sorulduğu, 3.21. Ukrayna Merkezî Makamının 22/10/2018 tarihli yazısıyla, başvuru sahibinin Ukrayna’da kendisini bir avukat ile temsil ettirmesi halinde, Ukrayna yasaları uyarınca, Ukrayna Merkezi

Makamı’nın, Sözleşmenin 7/f maddesi kapsamında çocuğun geri dönmesini teminen, adlî veya idarî dava açılması veya bunun teşviki konusundaki işlevini yerine getiremeyeceği, diğer yandan, bir avukat vasıtasıyla talebini Ukrayna mahkemelerine taşımayıp, Ukrayna Merkezi

Makamınca işlemlere devam edilmesini talep etmesi halinde, başvuru evrakı ve eklerinin tercümanca mühürlenmiş ve imzalanmış tercümelerine ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği; ayrıca annenin Ukrayna mahkemelerinde boşanma davası açtığı ancak velayete ilişkin herhangi bir davanın bulunmadığının bildirildiği, 3.22. 22/11/2018 tarihli yazıyla, başvuru sahibine Ukrayna Merkezî Makamınca iletilen yazı hakkında bilgi verildiği, iade davasının açılması için talep edilen belgelerin temin edilmesinin talep edildiği, 3.23. Başvuru sahibinin aynı tarihli yazısında, konuya açıklık getirmek üzere Ukrayna Merkezî

Makamınca gönderilen yazının tercümesinin gönderilmesini talep ettiği, Bakanlığın 28/11/2018 tarihli cevabî yazısında, başvuru sahibine süreç hakkında bilgi verildiği, Ukrayna

Merkezî Makamınca işlemlere devam edilmesinin istenmesi halinde istenilen belgelerin

Bakanlığa iletilmesinin talep edildiği, 3.24. Başvuru sahibinin CİMER’e yaptığı 23/10/2018 tarihli ve sayılı başvuruda, oğlunun kendisinden izin alınmaksızın Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından

Ukrayna vatandaşı yapıldığını, konu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, ancak savcılıkça başvuru hakkında takipsizlik kararı verildiğini belirterek şikâyette bulunduğu, 3.25. Söz konusu CİMER başvurusuna verilen 28/11/2018 tarihli cevabi yazıda, Uluslararası

Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin uygulanmasında “Merkezî

Makam” görevini Bakanlığın üstlendiği, Sözleşmenin uygulanmasında Merkezî Makam olan

Bakanlığın, görevlerini Sözleşmenin 7. maddesi çerçevesinde yerine getirmekte olduğu ve yetkilerinin bu maddede sayılanlar ile sınırlı olduğu, anılan maddede; çocuğun bulunması, güvenliğinin sağlanması, çocuğun acilen geri dönmesinin sağlanması, taraflar arasında dostane çözüme ulaşılması yönünde çalışılması, iade ya da ziyaret hakkı tesisine ilişkin dava açılması veya bunun teşviki, iade isteyen tarafa gerekli adlî veya hukukî yardımın sağlanması ya da bunun kolaylaştırılmasının merkezi makamların başlıca görevleri arasında sayıldığı, ancak

CİMER başvurusuna konu edilen işlemler hakkında Bakanlıkça Merkezî Makam olarak yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmadığının bildirildiği, 3.26. Ukrayna Merkezî Makamından alınan 22/11/2018 tarihli yazıda, Ukrayna Merkezî

Makamınca işlemlere devam edilmesi istenildiğinden, başvuru evrakı ve eklerinin tercümanca mühürlenmiş ve imzalanmış tercümelerine ihtiyaç duyulduğunun bildirildiği, talep edilen belgelerin başvuru sahibi tarafından 17/12/2018 tarihinde Bakanlığa gönderildiği, 26/12/2018 tarihinde Ukrayna Merkezî Makamına iletildiği, 3.27. Ancak anılan Merkezî Makamdan alınan 21/02/2019 tarihli yazıda, belgelerin uygun şekilde tercüme edilmediği, gönderilen belgelerin çocuğun mutat meskeninin Türkiye olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, Rozhyshchenskiy Yerel İdarî Makamı’nın 21/03/2018 tarihli kararıyla çocuğun ikametgahının annesinin yanı olduğunda dair karar verildiği, ayrıca çocuğun bir yıldan fazla süredir Ukrayna’da olduğu, bu nedenlerle başvuru evrakının iade edildiği, başvuru sahibinin şahsî ilişki tesisi talebinde bulunması halinde, Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin 21. maddesi kapsamında sürecin başlatılabileceği, ancak Merkezî Makam olarak iade talebi konusunda herhangi bir işlem yapılmayacağı, bununla birlikte başvuru sahibinin anılan Sözleşmenin 29. maddesi uyarınca

Ukrayna mahkemeleri nezdinde doğrudan iade davası açabileceğinin bildirildiği, 3.28. Bakanlıkça başvuru sahibine iletilen 15/03/2019 tarihli yazıda, Ukrayna Merkezî

Makamınca başvurunun, istenilen belgelerin uygun şekilde tercüme edilmediğinden bahisle ve çocuğun 1 yıldan fazla süredir Ukrayna’da olduğu, Ukrayna Yerel İdarî Makamı kararıyla mutad meskeninin annesinin ikametgahı olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle reddedildiği; Ukrayna Merkezî Makamınca, anılan Sözleşme’nin 21. maddesi uyarınca çocukla şahsî ilişki kurulmasına ilişkin talepte bulunulabileceği veya Sözleşme’nin 29. maddesi uyarınca doğrudan

Ukrayna mahkemelerinde dava açabileceğinin belirtildiğinin bildirildiği, 3.29. Sonuç itibariyle, Bakanlık tarafından tüm işlemlerin, gerek Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi (Hague Convention on the Civil

Aspects of International Child Abduction) gerekse 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın

Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun yönünden titizlikle ve eksiksiz olarak yerine getirildiği, başvuru sahibinin Ukrayna Merkezî Makamı ile yapılan tüm yazışmalardan düzenli olarak haberdar edildiği, Bakanlığımıza iletilen tüm bilgi ve belgelerin süratle Ukrayna Merkezî

Makamı’na iletildiği, bildirilmiş ve atıfta bulunulan yazışmaların örnekleri Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesi; “(1) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi: “(1)Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve

Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 5. 25/10/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey

Sözleşmesi’nin; 5.1. 1 inci maddesi;

“İşbu sözleşmenin amacı:

a) Taraf Devletlere gayrikanuni yollardan götürülen veya alıkonan çocukların derhal geri dönmelerini sağlamak; b) Taraf bir Devletteki koruma ve ziyaret haklarına, diğer taraf Devletlerde etkili biçimde riayet ettirmek.” 5.2. 2 nci maddesi; “Taraf Devletler, ülkelerinin sınırları içinde, Sözleşmenin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere, uygun bütün önlemleri alırlar. Bu amaçla, en süratli usüllere başvurmakla yükümlüdürler.” 5.3. 3 üncü maddesi;

“Bir çocuğun yer değiştirmesi veya geri dönmemesi:

a) Çocuğun, yer değiştirmesinden veya geri dönmemesinden hemen önce mutat ikametgahının bulunduğu Devlet kanunu tarafından, bir şahsa, müesseseye veya başka bir kuruma, tek başına veya müştereken verilen koruma hakkının ihlali şeklinde meydana geldiği taktirde; ve b) Bu hak, yer değiştirme veya geri dönmeme anında tek başına veya müştereken fiili biçimde kullanılmakta veya bu olaylar meydana gelmese kullanılacak idi ise, Kanuna aykırı addedilir.

(a) da sözkonusu edilen koruma hakkı, özellikle, kanuni bir yetkiden, adli veya idari bir karardan veya bu Devletin kanununa göre yürürlükte olan bir anlaşmadan doğabilir.” 5.4. 4 üncü maddesi; “Sözleşme, koruma ve ziyaret haklarının ihlalinden hemen önce, mutat ikametgahı taraf

Devletlerden birinde bulunan çocuklara uygulanır. Sözleşmenin uygulanması çocuk 16 yaşına geldiğinde sona erer.” 5.5. 6 ncı maddesi; “Her taraf Devlet, sözleşmenin kendisine yüklediği mükellefiyetleri yerine getirmekle görevli bir merkezi makam tayin eder. …” 5.6. 7 nci maddesi; “Merkezi makamların, aralarında işbirliği yapmaları ve çocukların acilen geri dönmesini sağlamak ve işbu sözleşmenin diğer amaçlarını gerçekleştirmek üzere Devletlerinin yetkili makamları arasında işbirliğini teşvik etmeleri gerekmektedir. Özellikle, gerek doğrudan doğruya, gerek aracıların yardımıyla; a) Kanuna aykırı biçimde yeri değiştirilen veya alıkonan bir çocuğun bulunması; b) Çocuk için yeni tehlikelerin veya ilgili tarafların uğrayabilecekleri zararların önlenmesini, geçici önlemler alarak veya aldırarak sağlamak; c) Çocuğun isteyerek iadesini veya dostane bir çözümü kolaylaştırmak; d) Faydalı görülür ise, çocuğun sosyal durumuna ilişkin bilgilerin teatisi; e) Devletlerinin, Sözleşmenin uygulanmasına ait hakları konusunda genel bilgiler temini; f) Çocuğun geri dönmesi ve gerektiğinde, ziyaret hakkının tesisi ile fiilen kullanılması yolunda, adli veya idari dava açılması veya bunun teşviki; g) Gerekirse, bir avukatın katılması dahil, adli ve hukuki yardım sağlamak veya bunu kolaylaştırmak; h) İdari alanda, gerekli ve uygun ise, çocuğun tehlikesizce dönüşünü sağlamak; i) Sözleşmenin işleyişi konusunda karşılıklı olarak birbirlerini bilgilendirmek ve uygulanmasında muhtemelen karşılaşılacak engellerin olanaklar ölçüsünde kaldırılması; için uygun tüm önlemleri almaları gerekmektedir.

5.7. 8 inci maddesi; “Bir çocuğun, korunma hakkı ihlal edilerek yerinin değiştirildiğini veya alıkonulduğunu ileri süren kişi, kurum veya örgüt, çocuğun geri dönmesini sağlamak üzere yardım etmeleri için gerek çocuğun mutat ikametgahı merkezi makamlarına, gerek herhangi bir başka taraf Devlet merkezi makamına başvurabilir…” 5.8. 10 uncu maddesi; “Çocuğun bulunduğu Devletin merkezi makamı, çocuğun isteyerek teslimi yolunda tüm önlemleri alır veya aldırır.” 5.9. 11 inci maddesi; “Tüm taraf Devletlerin adli ve idari makamlarının, çocuğun geri dönmesini teminen en kısa zamanda gereğine tevessül etmeleri yükümlülükleridir.

Müracaatta bulunulan adli veya idari makam, müracaattan itibaren 6 hafta içinde karar vermezse, talep eden veya talep edilen Devletin merkezi makamı kendi girişimi ile gecikmenin nedenlerine dair bir belge isteyebilir. Cevap, talep edilen Devletin merkezi makamına gelir ise, bu makamın, cevabı, talepte bulunulan Devletin merkezi makamına veya icabında müracaat sahibine intikal ettirmesi gereklidir.” 5.10. 12 nci maddesi; “Bir çocuğun, 3. maddede belirtildiği şekilde, kanuna aykırı olarak yeri değiştirilmiş veya çocuk alıkonulmuş ve çocuğun bulunduğu taraf Devletin adli veya idari makamına müracaat anında, yer değiştirme veya alıkonulmadan itibaren bir yıldan az zaman geçmişse, müracaatta bulunulan makam, çocuğun derhal geri dönmesini emreder.

Yukarıdaki fıkrada öngörülen bir yıllık sürenin sona ermesinden sonra bile müracaatta bulunulursa, adli veya idari makamın, keza çocuğun geri dönmesini emretmesi gerekir, yeterki, çocuğun yeni çevresine intibak ettiği tespit edilmesin.

Talepte bulunulan devletin adli veya idari makamı, çocuğun başka bir Devlete götürüldüğüne inanıyor ise, davayı askıya alabilir veya çocuğun geri dönmesi talebini reddedebilir.” 5.11. 13 üncü maddesi; Yukarıdaki madde hükümlerine rağmen, talepte bulunulan Devletin adli veya idari makamı,

geri dönmeye itiraz eden kişi, kurum veya örgüt:

a) Çocuğun şahsının bakımını üstlenmiş bulunan kişi, kurum veya örgütün, yer değiştirme veya alıkoyma döneminde koruma hakkını etkili şekilde yerine getirmediğini veya yer değiştirmeye veya alıkoymaya muvafakat etmiş olduğunu veya daha sonra kabul etmiş olduğunu veya, b) Geri dönmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde, müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk olduğunu tesbit ederse, çocuğun geri dönmesini emretmek zorunda değildir.

Adli veya idari makam keza çocuğun, geri dönmek istemediğini ve görüşünün gözönünde bulundurulmasının uygun olacağı bir yaşa ve olgunluğa erişmiş bulunduğunu gözlerse, geri dönmesini emretmeyi reddedebilir.

Bu maddede yer alan şartların değerlendirilmesinde, adli veya idari makamların, çocuğun sosyal durumuna ilişkin bilgileri, merkezi makam veya çocuğun mutat ikametgahı devletinin diğer herhangi bir yetkili makamı tarafından sağlanan bilgileri gözönünde bulundurması gereklidir.

5.12. 16 ncı maddesi; “Bir çocuğun, 3. madde çerçevesinde, kanuna aykırı olarak yer değiştirdiği veya geri dönmediğinden haberdar edilmesini müteakip, çocuğun götürüldüğü veya alıkonulduğu taraf

Devletin adli veya idari makamları, çocuğun geri dönmesi konusunda işbu sözleşmedeki şartların bir araya gelmediği tespit edilinceye kadar veya sözleşme uyarınca bir talepte bulunulmadan makul bir süre geçinceye kadar, koruma hakkının esasına ilişkin karar veremezler.” 5.13. 27 nci maddesi; “Sözleşmenin gerekli gördüğü şartların yerine getirilmediğinin veya talebin haklı olmadığının açıklıkla götürülmesi halinde, merkezî makam böyle bir talebi kabul etmek zorunda değildir.

Bu durumda, ret sebeplerini talep edene veya icabında talebi kendisine iletmiş olan merkezî makama bildirir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön Ve Kapsamına Dair

Kanunun; 7.1. “Tanımlar” başlıklı üçüncü maddesi; “(1) Bu Kanunda geçen; a) Merkezî Makam: Adalet Bakanlığını, b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında çocuğun yeri değiştirilmeden veya alıkonulmadan önce bakım, gözetim ve koruma veya şahsî ilişki kurma hakkını fiilen kullanan gerçek kişi ile kurum ve kuruluşları, c) Çocuk: Onaltı yaşını tamamlamamış kişileri, f) Sözleşme: 25/10/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair

Sözleşmeyi, g) Genel Müdürlük: Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünü, … ifade eder.” 7.2. “Merkezî Makam” başlıklı 4 üncü maddesi;

“(1) Sözleşmenin öngördüğü yükümlülükler Merkezî Makam tarafından, mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığı ile yerine getirilir.

(2) Merkezî Makam, başvuruda bulunan adına çocuğun iadesi veya şahsî ilişki kurulmasını sağlamak amacıyla idarî ve adlî işlemleri yapmaya yetkilidir.” 8. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün

Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Kapsamı ve Uygulamasına ilişkin 16/11/2011 tarihli ve 65-2 sayılı Genelgesinin Sözleşme ve Kanunun Uygulama Alanına yönelik II numaralı başlığının altında Lahey Sözleşmesinin ve 5717 sayılı Kanunun uygulanmasında

Cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerinin “Talep Eden Makam Olarak” ve “Talep Edilen

Makam Olarak” iki bölümden oluştuğu belirtilmiştir. Talep Eden Makam Olarak Görevleri; (2) Cumhuriyet başsavcılıkları, mutat meskeni Türkiye olup da velayet hakkı ihlal edilmek suretiyle başka bir Akit Devlet ülkesine götürülen çocuğun geri dönmesinin sağlanmasında

“Talep Eden Makam” işlevini görecektir. Böyle bir başvuruda bulunulması halinde, Cumhuriyet başsavcılığı, çocuğun bulunduğu Devletin Sözleşmeye taraf olup olmadığını tespit ettikten sonra, belgelerin düzenlenmesinde talepte bulunana yardımcı olacak ve belgeleri ilgili

Devlet merkezi makamına iletilmek üzere Bakanlığa gönderecektir.

(3) Sözleşme hükümleri uyarınca çocuğun iadesi süreci işlemeye başlaması, öncelikle buna ilişkin bir talebin yapılmasına bağlıdır. Sözleşmenin 8 inci maddesi uyarınca talep; başvuruda bulunanın, çocuğun ve çocuğu götürdüğü veya alıkoyduğu ileri sürülen kişinin kimlik bilgilerini, çocuğun doğum tarihini, iade talebinin gerekçelerini, çocuğun bulunduğu yere ve yanında kaldığı kişiye ilişkin mevcut bilgileri içermelidir. Örnek olarak hazırlanan Türkçe, İngilizce ve Türkçe-Fransızca talep formları Ek:2’de yer almaktadır. Talep formu ve ekindeki belgelerin noter ya da başka bir merci tarafından onaylanmasına gerek bulunmamaktadır.

Başvuru sahibinin, beyanını yer ve tarih belirterek imzası ile teyit etmesi yeterlidir…”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 10. Başvuran (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 2013 tarihinde Türkiye’de evlendiği

Ukrayna uyruklu eşinin, 11/07/2014 tarihinde İzmir’de doğan oğlu 15/06/2017 tarihinde Ukrayna’ya götürdüğünü ve orada alıkoyduğunu, çocuğun yurtdışına çıkışını mümkün kılan belgenin Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından bilgisi ve rızası olmaksızın düzenlendiğini, Ukrayna’da çifte vatandaşlık olmamasına rağmen söz konusu belgede çocuğun Ukrayna vatandaşı olduğunun belirtildiğini, çocuğun Türk vatandaşı olduğunu ve mutat meskenin Türkiye olduğunu, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki

Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin amir hükümlerine rağmen yasal başvuru yaptığı Aralık

2017 tarihinden bu yana çocuğuna kavuşamadığını, bunun bir “insan hakları ihlali” olduğunu

ifadeyle, Adalet Bakanlığı’nca merkezi makam olarak Sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesini ve Kurumumuz tarafından Ukrayna Meclisi İnsan Hakları Komiserliği (Ombudsmanlığı) nezdinde çocuğunun iadesi için girişimlerde bulunulmasını talep etmiştir.

11. 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi Türkiye açısından 01/08/2000 tarihinde, Sözleşmenin uygulanmasını sağlamaya yönelik usul ve esasları düzenleyen 5717 sayılı Kanun 04/12/2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

12. Sözleşme ve Kanunun amacı; 16 yaşını tamamlamamış çocuğun, koruma hakkı ihlal edilerek bir ülkeden diğer ülkeye götürülmesi veya alıkonulması halinde, derhal mutat meskeninin bulunduğu ülkeye geri dönmesini veya şahsi ilişki kurma hakkının tesis edilmesini sağlamaktır. Lahey Sözleşmesi uyarınca yasadışı kaçırılan veya taraf devletlerden birinde alıkonulan çocuğun, Sözleşmede sayılan sınırlı sayıdaki istisna haller dışında, ivedi bir şekilde mutat ikametgâh ülkesine iadesi zorunludur. Kaçırma eyleminin her iki ebeveyni ile ilişki kurma hakkı olan çocuk açısından zararlı olduğuna işaret eden Sözleşmenin giriş bölümünde, çocuğun çıkarının, korunmasına ilişkin meselelerde hayati bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır.

13. Bu kapsamda, Sözleşme’nin temel amacının, çocukları sınır ötesi çocuk kaçırmanın zararlı etkilerinden korumak olduğu söylenebilir. “Sözleşme kaçırılan veya kanuna aykırı şekilde alıkonulan çocuğun acilen mutat ikametgahı ülkesine iadesini sağlayarak, bu vakadan önceki mevcut durumu (status quo) yeniden tesis etmeyi amaçlamaktadır.” (Nebioğlu Öner, Ş., Uluslararası

Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi: Amacı, Uygulaması ve Kısa Bir İçtihat Analizi; TBB Dergisi 2014 (115); s. 477-516) Böylece eylemi gerçekleştiren ebeveynin bu durumun sağladığı avantajlardan mahrum bırakılması mümkün olabilecektir.

14. Lahey Sözleşmesi’nin uygulanması için kaçırılan veya alıkonulan çocuğun mutat meskeninin yani fiilen yaşadığı yerin akit bir devlet ülkesinde bulunması ve çocuğun kaçırıldığı veya alıkonulduğu devletin sözleşmeye taraf olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile

Sözleşme, ülkemiz ile Sözleşmeye taraf olan devletler arasında yürürlükte olup, Ukrayna da

Sözleşmeye taraftır.

15. Sözleşmenin 3 üncü maddesi uyarınca, bir çocuğun yerinin değiştirilmesinin veya alıkonulmasının haksız olarak nitelendirilebilmesi için; a) Çocuğun, yerinin değiştirilmesi veya alıkonulması, bu fiillerin gerçekleşmesinden hemen önce mutat meskeninin bulunduğu devletin hukuku uyarınca, bir kişiye veya kuruma tek başına veya birlikte kullanılmak üzere tevdi edilmiş bulunan velayet hakkının ihlal edilmesi suretiyle meydana gelmiş olması, b) İhlal edilmiş bulunan velayet hakkının yer değiştirme veya alıkoyma vakasının gerçekleştiği sırada fiilen kullanılmakta veya bu vaka gerçekleşmemiş olsaydı kullanılacak olması gerekmektedir.

16. “Çocuğun yerinin değiştirilmesindeki kanuna aykırılık unsuru, çocuğun mutat meskeni devletinde yürürlükte olan kanunlar uyarınca tanınan velayet hakkının ihlal edilmesi vakıasına dayandığı için, çocuğun iadesinin talep edildiği devletin, iade prosedürünü gerektiren bir durum olup olmadığını karara bağlarken mutat mesken devletinde geçerli olan hukuk kurallarını dikkate alması gerektiği açıktır. Sözleşme kapsamında hukuka aykırı bir yer değiştirme veya alıkoyma durumunun varlığının ve bir koruma hakkı ihlali bulunup bulunmadığının tespiti mutat mesken hukukuna göre yapılacaktır.” (Nebioğlu Öner, Ş., Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki

Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi: Amacı, Uygulaması ve Kısa Bir İçtihat Analizi; TBB Dergisi 2014 (115); s.

477-516)

17. Sözleşme uyarınca taraf devletler ülke sınırları içinde, Sözleşme’nin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere, uygun bütün önlemleri almak ve bu amaçla, en süratli usullere başvurmakla yükümlüdürler. Sözleşme hükümleri uyarınca her taraf devlet, yükümlülüklerini yerine getirmek üzere bir merkezi makam belirlemek zorunda olup, Sözleşmenin amaçlarının gerçekleştirilmesi merkezi makamların etkin bir şekilde işlemesine dayanmaktadır.

18. Merkezi makamların, aralarında işbirliği yapmaları ve çocukların acilen geri dönmesini sağlamaları ve Sözleşmenin diğer amaçlarını gerçekleştirmek üzere Devletlerinin yetkili makamları arasında işbirliğini teşvik etmeleri gerekmektedir. Özellikle, gerek doğrudan doğruya, gerek aracıların yardımıyla, kanuna aykırı biçimde yeri değiştirilen veya alıkonan bir çocuğun bulunması; çocuk için yeni tehlikelerin veya ilgili tarafların uğrayabilecekleri zararların önlemesinin geçici önlemler alınarak veya aldırılarak sağlanması; çocuğun isteyerek iadesinin veya dostane çözümün kolaylaştırılması; faydalı görülür ise, çocuğun sosyal durumuna ilişkin bilgilerin teatisi; Devletlerinin, Sözleşmenin uygulanmasına ait hakları konusunda genel bilgilerin temini, çocuğun geri dönmesi ve gerektiğinde ziyaret hakkının tesisi ile fiilen kullanılması yolunda, adlî ve idarî dava açılması veya bunun teşviki, gerekirse, bir avukatın katılması dahil, adli ve hukuki yardım sağlamak veya bunu kolaylaştırmak; İdari alanda, gerekli ve uygun ise, çocuğun tehlikesizce dönüşünü sağlamak ve Sözleşme’nin işleyişi konusunda karşılıklı olarak birbirlerini bilgilendirmek ve uygulanmasında muhtemelen karşılaşılacak engellerin olanaklar ölçüsünde ortadan kaldırılması için tüm önlemlerin alınması merkezi makamların görevleri dahilindedir. Sözleşme’de merkezi makamlar için tanımlanan bu görevler incelendiğinde, iade sürecinin hızlı ve güvenli işleyebilmesinin büyük ölçüde merkezi makamların etkinliğine, şeffaflığına ve karşılıklı işbirliğine bağlı olduğu görülmektedir.

19. Bu kapsamda Türkiye, Sözleşme’nin 6 ncı maddesi ve 5717 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca, Sözleşme’de öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek üzere, Adalet

Bakanlığı’nı (Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) “merkezi makam” olarak belirlenmiştir. Bakanlık bu görevini Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirmektedir.

20. Bir çocuğun, korunma hakkı ihlal edilerek yerinin değiştirildiğini veya alıkonulduğunu ileri süren kişi, kurum veya örgütün, çocuğun geri dönmesini sağlamak üzere gerek çocuğun mutat ikametgâhı merkezî makamlarına, gerek herhangi başka taraf devlet merkezî makamına başvurma imkânı bulunmaktadır.

21. İade talebini alan merkezi makam öncelikle bir kapsam incelemesi yaparak, söz konusu kaçırma fiilinin, Sözleşme çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tespit edecek; bu inceleme kapsamında iade talep eden kişinin mutat mesken ülkesi hukuku uyarınca koruma hakkına sahip olup olmadığını, çocuğun yaşı itibarıyla Sözleşme’nin kapsamında yer alıp almadığını ve çocuğun götürüldüğü veya alıkonulduğu iddia edilen devletin Sözleşmeye taraf olup olmadığını inceleyecek ve talebin Sözleşme kapsamına girdiğinin tespit edilmesi halinde, iade talebi çocuğun bulunduğu düşünülen devletin merkezi makamına iletilecektir.

22. Merkezi makamın yapacağı bu değerlendirme, şekli bir inceleme olup, iade talebinin esasına yönelik karar verilmesi söz konusu değildir. Yukarıda belirtilen koşulların sağlanması durumunda, Sözleşme’nin 11 inci maddesi uyarınca tüm taraf devletlerin adlî ve idari makamlarının, çocuğun geri dönmesini teminen en kısa zamanda gerekli girişimlerde bulunma yükümlülükleri vardır.

23. Müracaatta bulunulan adlî veya idarî makam, müracaattan itibaren altı hafta içinde talep hakkında bir karar vermez ise, talep eden veya talep edilen devletin merkezî makamı kendi girişimi ile gecikmenin nedenlerine dair bir belge isteme hakkına sahiptir. Cevap, talep edilen devletin merkezî makamına gelir ise, bu makamın cevabı talepte bulunan devletin merkezî makamına veya icabında müracaat sahibine intikal ettirmesi zorunludur.

24. İade prosedürü için böyle bir süre sınırlaması öngörülmesinin nedeni, çocuğun kaçırıldığı veya alıkonulduğu ülkedeki yaşam şartlarına alışmasının, bu suretle çocuk için yeni bir yaşam alanı ve mutat mesken oluşmasının engellenmesidir. Zira çocuğun iadesi kararının istisnalarından biri de çocuğun yeni çevresine intibak ettiğinin tespit edilmesi halidir.

25. Sözleşme’nin 2nci maddesi taraf devletlere, ülkelerinin sınırları içinde, Sözleşme’nin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere, uygun bütün önlemleri almak ve bu amaçla en süratli usullere başvurmak yükümlülüğünü yüklerken, aynı yükümlülük 11 inci maddede tekrar edilmektedir. Böylece, Sözleşme’nin uygulanması açısından tüm Sözleşme’ye yaygın olan zaman unsuru Sözleşme’nin amaçlarının gerçekleşmesi için en önemli hususlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Öte yandan, Sözleşme’nin etkili bir şekilde uygulanması için taraflar arasında şeffaf bir şekilde bilgi ve belge paylaşımı yapılması ve karşılıklı işbirliğinin teşvik edilmesi de çocuğun iadesi için elzemdir.

26. Sözleşmenin 12 nci maddesi uyarınca, bir çocuğun kanuna aykırı olarak yeri değiştirilmiş veya çocuk alıkonulmuş ve çocuğun bulunduğu taraf devletin adlî veya idarî makamına müracaat anında yer değiştirme veya alıkonulmadan itibaren bir yıldan az zaman geçmişse, müracaatta bulunulan makam, çocuğun derhal geri dönmesine karar vermek zorundadır.

“Bununla beraber, belirtilen bir yıllık zaman sınırı mutlak olmayıp, çocuğun yeni çevresine intibak ettiği tespit edilmedikçe, bu süreden sonra dahi iade mümkün olabilecektir. Bu yönüyle

Sözleşme’de öngörülen bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliği taşımamaktadır. Zira bu süreden sonra yapılan başvurular üzerine de çocuğun bulunduğu taraf devlet makamlarınca iadeye karar verilmesi mümkündür. Ancak çocuğun yeni çevresine uyum sağlamış olduğunun tespiti halinde, iade kararı verilmeyebilecektir.” (Nebioğlu Öner, Ş., Uluslararası Çocuk Kaçırmanın

Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi: Amacı, Uygulaması ve Kısa Bir İçtihat Analizi; TBB Dergisi 2014 (115); s. 477-516)

27. Bununla birlikte, Sözleşmenin 18. maddesi uyarınca, çocuğun iyi bir şekilde intibak etmiş olduğu tespit edilse dahi yetkili makamların iade kararına ilişkin takdir yetkisi bulunmaktadır.

28. Sözleşmedeki temel kural çocuğun mutat meskeni ülkesine iade edilmesi olup, koruma hakkının nasıl düzenleneceği hususunda çocuğun üstün menfaatine ilişkin değerlendirmeyi yapması uygun olan makam, mutat mesken devleti yargı makamlarıdır. Bununla birlikte, yer değiştirmenin veya alıkoymanın geçerli sebeplerinin bulunabileceği veya iadenin çocuğa ciddi zaralar verebileceği durumların var olabileceği dikkate alınarak, Sözleşmenin 13 üncü ve 20 nci maddelerinde istisna hükümlerine yer verilmiş, talepte bulunulan Devletin adli veya idari makamlarına çocuğun iadesini reddetme yetkisi tanınmıştır. Sözleşme’nin 27 nci maddesinde ise Sözleşmenin gerekli gördüğü şartların yerine getirilmediğinin veya talebin haklı olmadığının açıklıkla görülmesi halinde, merkezî makamın böyle bir talebi kabul etmek zorunda olmadığı belirtilmiştir. Ancak, uluslararası çocuk kaçırma olgusu ile tüm devletler düzeyinde mücadele edilebilmesi için belirtilen bu istisnai hükümlerin dar bir şekilde yorumlanması, Sözleşmenin öncelikli hedefi olan iade amacı dikkate alınarak, istisna hükümleri ile çocuğun menfaatleri arasındaki hassas dengenin korunması gerekmektedir.

29. Sözleşme hükümleri çerçevesinde çocuğun iadesi dostane çözüm veya dava yoluyla sağlanabilmektedir. Dostane çözümün kabul edilmemesi halinde Sözleşme’nin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi uyarınca çocuğun iadesinin sağlanması için yargı yoluna başvurulacaktır. Aynı düzenlemenin (g) bendi uyarınca, merkezi makam tarafından talepte bulunan kişiye adlî ve hukukî yardım sağlanacaktır.

30. Sözleşmede iade başvurusunun adli prosedürü ayrıntılı olarak tanımlanmamış, sadece genel çerçevesi çizilerek yetkili makamların nasıl oluşturulacağı ve prosedürün tesisi taraf devletlere bırakılmıştır. Bu nedenle, başvurular sonucunda taraf devletlerin birbirinden farklı ulusal yargı sistemlerini yansıtan uygulamalar ortaya çıkabilmekte, Sözleşme hükümlerini hayata geçiren merkezi makamların ve ulusal mahkemelerin yorum ve uygulamaları birbirinden farklılaşabilmektedir.

31. Sözleşmenin yorumunun ailenin bütünlüğü ve korunması açısından taşıdığı öneme binaen çocuğun iadesine ilişkin vakaların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) aile hayatına saygı hakkını düzenleyen 8 inci maddesi ışığında yorumlandığı görülmektedir. AİHM ayrıca, AİHS’in 6 ncı maddesindeki makul sürede yargılanma hakkını, Lahey Sözleşmesi hükümlerini ve uygulamasını dikkate alarak değerlendirmektedir. AİHM, Lahey Sözleşmesi kapsamında yürütülen iade prosedürüne ilişkin idari ve yargısal süreçlere ilişkin olarak yaptığı incelemelerde makul süre koşulunu değerlendirirken; davanın karmaşıklığı, tarafların tutumu, yetkili makamların tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriterlerini ele almaktadır. Mahkemeye göre koruma hakkına ilişkin davalar, süratle sonuçlandırılması gereken dava grubudur.

32. Mahkemece verilen ihlal kararları incelendiğinde, bu kararların yalnızca Lahey Sözleşmesi hükümlerinin tatbik edilmemesi veya hatalı uygulanması sonucu çocuğun iade edilmemesi durumlarıyla sınırlı olmadığı, çocuğun iadesinin sağlandığı bazı durumlarda da ihlal kararları verilebildiği, gerek iadeyi reddeden mahkeme kararlarının gerekse verilen iade kararlarının icra edilmemesinin Mahkemece 8 inci madde kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.

1 2 3 4

33. “Mahkeme, Stochlak – Polonya ; P.P. – Polonya ; Bajrami – Arnavutlık ; Bianchi – İsviçre ; davalarında, çocuğun babasına iadesine ilişkin mahkeme kararlarının icrası hususunda

1

Başvuru No : 2019/2187838273/02, 22 Eylül 2009, § 55-67.

2

Başvuru No : 2019/218788677/03, 8 Ocak 2008.

3

Başvuru No : 2019/2187835853/04, 12 Aralık 2006, § 56-69.

4

Başvuru No : 2019/218787548/04, 22 Haziran 2006, § 86-100.

yetkililerin aldığı tedbirleri yetersiz bularak ihlale hükmetmiştir. Leschiutta ve Fraccaro – 5

Belçika kararında, yetkili otoritelerin, çocukların babalarına iadesi hususunda hızlı, yeterli ve

6 7

etkili bir çaba sarfetmedeki başarısızlıkları; Karoussiotis – Portekiz ve Dore – Portekiz davalarında ise, Portekizli yetkililerin çocuğun iadesi hususunda başlatılan işlemlerdeki hatalı 8 tutumu ve ihmali ihlal kararlarıyla sonuçlanmıştır. Carlson – İsviçre davasında Mahkeme, çocuğun babası ile birlikte mutat ikametine dönüşünün sağlanmasında süratli davranılmamasının 8. maddenin ihlaline yol açtığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Macready 9

– Çek Cumhuriyeti kararında, annesi tarafından Çek Cumhuriyetine yasadışı götürülmesinin ardından, başvurucunun çocuğunun kendisine iadesine ilişkin talebi hakkında yürütülen yargılamanın uzunluğu ve babanın ziyaret haklarını kullanmasının mümkün olmaması vakıalarına dayanılarak 8. maddenin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.” (Nebioğlu Öner, Ş., Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi: Amacı, Uygulaması ve Kısa Bir İçtihat

Analizi; TBB Dergisi 2014 (115); s. 477-516)

34. Dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden; başvuranın oğlunun TC vatandaşı olduğu,

16 yaşından küçük olduğu, mutat meskeninin Türkiye oluğu, başvuran tarafından oğlunun

Ukrayna’ya götürülerek burada alıkonulması ile ilgili olarak 15/12/2017 tarihinde Bayramiç

Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapıldığı, Başsavcılık tarafından başvurunun aynı gün merkezi makam yetkisini haiz Adalet Bakanlığı’na iletildiği, Bakanlıkça 17/01/2018 tarihinde

Ukrayna merkezi makamına (Ukrayna Adalet Bakanlığı) yazılan yazıda çocuğun Türkiye’de doğduğu ve 15/06/2017 tarihine kadar Türkiye’de yaşadığı, anılan tarihte babasının rızası ile annesi tarafından Ukrayna’ya götürülen bahse konu çocuğun başvuru sahibi babasının rızası hilafına Ukrayna’da alıkonulduğu, velayet hakkının müştereken anne ve baba tarafından kullanılmakta olması sebebiyle, çocuğun Ukrayna’da alıkonulmasının Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin 3 üncü maddesine aykırı olduğu belirtilerek çocuğun iadesinin, ayrıca annenin Polonya’ya kaçma şüphesi bulunduğundan çocuğun bulunduğu yerin kaybedilmemesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasının talep edildiği, Ukrayna Merkezi makamınca söz konusu yazının alındığı 19/01/2018 tarihinde teyit edilmekle birlikte yazıya yanıt verilmediği, Bakanlık tarafından 27/02/2018 ve 30/03/2018 tarihli yazılarla akıbet sorulduğu, 01/06/2018 tarihli yazı ile önceki yazılara cevap verilmediğinin belirtildiği, anılan Sözleşmenin 2 nci ve 11 inci maddelerinde yer alan düzenlemeler hatırlatılarak ivedilikle yanıt verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

35. Sözleşmenin 11 inci maddesi, yukarıda da belirtildiği üzere, taraf Devletlerin adli ve idari makamlarının, çocuğun geri dönmesini teminen en kısa zamanda gereğini yerine getirmelerini zorunlu kılmakta, müracaatta bulunulan adli veya idari makamın, müracaattan itibaren 6 hafta içinde karar vermezse, talep eden veya talep edilen Devletin merkezi makamının kendi girişimi ile gecikmenin nedenlerine dair bir belge isteyebileceğine hükmetmektedir. Bu kapsamda, Adalet Bakanlığınca Sözleşmenin 11 inci maddesinde yer alan 6 haftalık süreye uyulduğu ve

Ukrayna merkezi makamından gecikmenin nedeni sorularak, Sözleşmeye uygun olarak çocuğun en kısa zamanda geri dönmesi için gereğinin yerine getirilmesi yükümlülüğünün hatırlatıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, Adalet Bakanlığı tarafından Sözleşmeye uygun davranıldığı anlaşılmış, başvuranın bu husustaki iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

5

Başvuru No : 2019/2187858081/00, 17 Temmuz 2008, § 21-35.

6

Başvuru No : 2019/2187823205/08, 1 Şubat 2011, § 78-92.

7

Başvuru No : 2019/21878775/08, 1 Şubat 2011, § 41-55.

8

Başvuru No : 2019/2187849492/06, 6 Kasım 2008, § 70-82.

9

Başvuru No : 2019/218784824/06, 4 Nisan 2010, § 54-68.

36. Bununla birlikte, Sözleşmede 2 nci ve 11 nci maddelere uygun hareket edilmemesi halinde herhangi bir yaptırım öngörülmemiş, talep eden Devletin merkezi makamları için muhatabı zorlayıcı bir yol çizilmemiştir. Bu aşamada, Adalet Bakanlığı tarafından Sözleşme uyarınca yapılması gereken tüm işlemlerin eksiksiz olarak ve süratle gerçekleştirildiği, muhatap makamın sessizliği karşısında Sözleşmenin sunduğu imkanların kullanıldığı, herhangi bir ihmal ya da kusurun söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.

37. Adalet Bakanlığı’nın 17/01/2018 tarihli ilk talep yazısı, Ukrayna merkezi makamı tarafından yaklaşık 5 ay sonra, 04/06/2018 tarihli yazı ile yanıtlanmış, çocuğun yerinin tespit edildiği, Rozhyshchenskiy Yerel İdarî Makamı tarafından 21/03/2018 tarihinde çocuğun yerleşim yerinin annesinin yanı olduğuna dair karar verildiği, gönüllü olarak çocuğun teslimini kabul edilmediği bildirilmiştir.

38. Süreç devam ederken, 17/08/2018 tarihli yazı ile Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî

Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesinin 16 ncı maddesi uyarınca bir çocuğun kanuna aykırı olarak yer değiştirdiği veya geri dönmediğinden haberdar edilmesini müteakip, çocuğun götürüldüğü ve alıkonulduğu taraf devletin adlî makamlarınca, çocuğun geri dönmesi hususunda bu Sözleşme’deki şartların bir araya gelmediği tespit edilinceye kadar velayet hakkının esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinin hatırlatıldığı görülmüştür.

39. Çocuğun iadesine yönelik Türkiye’nin talebinden yaklaşık 14 ay sonra, Ukrayna Merkezi

Makamından gönderilen 21/02/2019 tarihli yazıda, belgelerin uygun şekilde tercüme edilmediği, gönderilen belgelerin çocuğun mutat meskeninin Türkiye olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, Rozhyshchenskiy Yerel İdarî Makamı’nın 21/03/2018 tarihli kararıyla çocuğun ikametgahının annesinin yanı olduğunda dair karar verildiği, ayrıca çocuğun bir yıldan fazla süredir Ukrayna’da olduğu, bu nedenlerle başvuru evrakının iade edildiği, başvuru sahibinin şahsî ilişki tesisi talebinde bulunması halinde, Sözleşmenin 21. maddesi kapsamında sürecin başlatılabileceği, ancak Merkezî Makam olarak iade talebi konusunda herhangi bir işlem yapılmayacağı, bununla birlikte başvuru sahibinin anılan Sözleşmenin 29. maddesi uyarınca Ukrayna mahkemeleri nezdinde doğrudan iade davası açabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

40. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Adalet Bakanlığınca gerek başvuranla gerek Ukrayna merkezi makamıyla tüm yazışmaların seri bir şekilde yapıldığı, süreç boyunca başvuranın zamanlıca bilgilendirildiği ve gerekli yönlendirmelerin yapıldığı, Ukrayna merkezi makamına Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Lahey

Sözleşmesinin 2. maddesinde taraf Devletlerin Sözleşmenin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere uygun önlemleri alma ve en süratli usüllere başvurmakla yükümlü olduğu, ayrıca anılan Sözleşmenin 11 inci maddesi gereğince taraf Devletlerin çocuğun geri dönmesini teminen en kısa sürede gereğine tevessül etme yükümlülüklerinin bulunduğunun ve bu süreçte

Sözleşmenin 16. maddesi uyarınca velayet hakkının esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinin hatırlatıldığı, bununla birlikte Ukrayna merkezi makamının 21/02/2019 tarihli yazısında iade talebinin olumsuz sonuçlandığı, ancak iade davası açılabileceğinin belirtildiği görülmüş olup, Sözleşmenin 7. Maddesi ve 5717 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında Bakanlıkça yapılması gerekli tüm iş ve işlemlerin süratli ve mevzuatına uygun bir şekilde yürütüldüğü, hukuka aykırı herhangi bir hususun bulunmadığı tespit edilmiştir.

41. Öte yandan, eldeki bilgiler ışığında, Ukrayna merkezi makamının, Türk muhatabı tarafından yapılan yazılı girişimleri uzun süre yanıtsız bırakması ve nihayet bu hususta yapılan ilk girişimden yaklaşık 14 ay sonra kesin olarak yanıtlamasının uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan “ahde vefa” ve “iyi niyet” ilkeleri ile çeliştiği; bu şekilde 1 yıllık sürenin dolması sağlanarak Sözleşmenin 12 nci maddesi uyarınca iade talebinin kesin olarak reddedilmesine olanak sağlandığı yönünde şüphe uyandırdığı, her şekilde Sözleşmenin 2 nci ve

11 inci maddelerindeki yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde çekimser davrandığının açık

olduğu değerlendirilmiştir.

42. Bununla birlikte, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiş olup; somut dosyada Ukrayna makamları tarafından Sözleşmenin hükümlerinin tatbik edilmemesi veya hatalı uygulanması sebebiyle yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin Kurumumuzca incelenmesi mümkün değildir.

43. Başvuranın yaşadığı hak ihlalinin tespiti ve çocuğun iadesi için Ukrayna makamları hakkında gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması amacıyla Ukrayna Ombudsmanlığı ile

Kurumumuz arasında başlatılan işbirliği süreci henüz sonuçlanmamış olup, tamamlandığında başvurana bilgi verilecektir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 44. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket”, “makul sürede karar verme”, ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket edildiği görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

45. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi