|
ÖZET: Sayıştay, üniversite bütçesinden Vakfa aktarılan paranın hukuka aykırı olduğunu belirterek, bu durumun kamu zararına yol açtığını tespit etmiştir. İlgili mevzuat hükümleri gereğince, yükseköğretim kurumlarının bütçelerinden vakıflara kaynak aktarımının yasak olduğu vurgulanmıştır. Sorumlu, Vakfa aktarılan paranın Rektörlük hizmetine tahsis edilen bir aracın ediniminde kullanıldığını savunsa da, bu iddia hukuki dayanağa sahip bulunmamaktadır.
Sayıştay, hibe edilen aracın, Vakfa aktarılan para ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, zira hibe kavramının gereği olarak bu tür bir ilişkilendirme yapılamayacağını ifade etmiştir. Dolayısıyla, Vakfa yapılan aktarımın, üniversite bütçesine alınması gereken bir gelir olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Temyiz talebi reddedilmiş ve tazmin hükmü onanmıştır. Bu karar, kamu kaynaklarının yönetimi ve bütçe ilkeleri açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. |
| Kamu İdaresi Türü | Yüksek Öğretim Kurumları |
| Yılı | 2012 |
| Dairesi | 2 |
| Karar No | 39249 |
| İlam No | 42694 |
| Tutanak Tarihi | 1.2.2017 |
| Kararın Konusu | Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar |
Üniversite bütçesine alınması gereken gelirin Vâkıfa aktarılması;
106 sayılı İlamın 1. maddesiyle; … Üniversitesi mali kaynaklarının, … Bankasında vadesiz hesapta tutulmasından elde edilen gelirin, Üniversite Rektörlüğünce verilen talimatla … Bankası … Şubesi tarafından, … Üniversitesi … Vakfına aktarıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
(Münferiden) Sorumlu (… Üniversitesi Rektörlüğü … ve … Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazıları imzalayan sıfatıyla temyiz talep eden Genel Sekreter …), temyiz dilekçesinde özetle; 237 sayılı Taşıt Kanununun değişmeden önceki hükümleri ve yılı bütçe kanununa ekli (T) cetveli doğrultusunda alınamayan söz konusu aracın, Üniversite Rektörünün hizmetine tahsis edilmek üzere … Eğitim ve Sağlık Vakfına kaynak aktarımı yapılmak suretiyle edinildiğini, ancak, 237 sayılı Taşıt Kanununun 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasının 6519 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile değiştirilmesi ve bu değişikliğe bağlı olarak yayımlanan 2014/6425 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “Taşıtların nitelikleri” başlığını taşıyan 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki; “05/01/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli (1) sayılı Cetvelde ve son iki sırasında belirtilenler hariç olmak üzere (2) sayılı Cetvelde yer alan makamlar ile güvenlik önlemli (zırhlı) araçlar, koruma altına alınanlarla ilgili yönetmelik hükümlerine göre tahsis olunanlar ve idarelerin yurtdışı teşkilatları için yabancı menşeli binek veya station-wagon cinsi taşıt edinilebilir.” hükmü de göz önüne alındığında, kamu zararından söz edilmesinin mümkün olmadığının görüleceğini, üniversiteye ücretsiz (bila bedel) olarak hibe edilen 2012 Model … Marka aracın, 237 sayılı Taşıt Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak alınan 2014/6425 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (T) Cetveli doğrultusunda, teslim alınarak üniversite adına tescil edilmesi, taşınır ve demirbaş kayıtlarına dahil edilmesi yönünde işlemler başlatılmış olup, işlemler sonuçlandığında konu ile ilgili gerekli bilgi ve belgelerin ayrıca ibraz edileceğini, bahsi geçen işlemlerin sonuçlandığını gösteren belgeler ibraz edildiğinde kamu zararı söz konusu olmadığı gibi tazmin kararının ilamdan düşülmesi gerektiğini belirttikten sonra Raportörlüğümüze gönderdiği ikinci dilekçesinde; ilama konu 2012 Model … Marka aracın yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümleri uyarınca üniversiteye devredilmiş olup, buna ilişkin belge örneklerinin iki nüsha olarak dilekçe ekinde sunulduğunu ifade etmek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; dilekçede; üniversite bütçesinden bahis konusu Vakfa yapılan aktarımın, Üniversite Rektörlüğüne taşıt alımı maksadıyla yapıldığı ve bu konudaki hukuki sürecin devam ettiği, süreç tamamlandığında belgelerin ibraz edileceği belirtilerek, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği ifade edildikten sonra, ortaya konulanların temyize konu tazmin hükmünün gerekçelerini karşılamaktan uzak olduğu; bu itibarla, temyiz talebinin reddi ile verilen tazmin kararının onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
İşbu dosyayla duruşmalı temyiz talebinde bulunan sorumlu …’na (31.05.2016 tarihinden itibaren tutuklu olarak … … Tipi Kapalı Cezaevinde bulunduğundan eşi …’na) 27.01.2017 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, gereği görüşüldü:
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunun Temel ilkeler’ başlıklı 2 nci maddesinde:
“a) Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz.
b) Dernek ve vakıflar kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz.
c) Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi istenemez.
d) Kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev alamaz.
e) Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlileri, bu görevleri nedeniyle ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık alamaz.
f) Dernek ve vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz.
g) Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılamaz.
h) Kamu kurum ve kuruluşları, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapamaz.
ı) İhaleyi yapan kurum ve kuruluş bünyesinde bulunan veya bu kurum ve kuruluşlarla ilgili her ne amaçla kurulmuş olursa olsun vakıf ve dernekler ile bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketler, bu kurum ve kuruluşların 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapacakları ihalelere katılamazlar.”
Denilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarının vakıflar ile bunların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerine ilişkin olarak birtakım yasaklayıcı hükümler getirilmiş, bir sonraki maddede, yukarıda belirtilen yasaklara aykırı hareket eden kamu görevlileri ile dernek ve vakıf yöneticilerine ilişkin cezai hükümler öngörülerek, eylemleri başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacakları, ayrıca dernek ve vakıf yöneticilerinin görevden alınacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolü Kanununun Bütçe İlkeleri’ başlıklı 13 üncü maddesinde; tüm gelir ve giderlerin gayri safi olarak bütçelerde gösterileceği, belli gelirlerin belli giderlere tahsis edilemeyeceği, kamu idarelerinin tüm gelir ve giderlerinin bütçelerinde gösterileceği, kamu hizmetlerinin, bütçelere konulacak ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak gerçekleştirileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun Bağış ve yardımlar’ başlıklı 40 ıncı maddesinde ise aynen:
“Herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından, kamu hizmetinin karşılığı olarak veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanamaz, benzeri adlar altında tahsilât yapılamaz.
Kamu idarelerine yapılan her türlü bağış ve yardımlar gelir kaydedilir. Nakdi olmayan bağış ve yardımlar, ilgili mevzuatına göre değerlemeye tâbi tutularak kayıtlara alınır. Kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımlar, dış finansman kaynağından sağlananlarda 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, hizmeti yapacak idarenin üst yöneticisi tarafından uygun görülmesi halinde, bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilir. Bu ödenekten amaç dışında başka bir tertibe aktarma yapılamaz. .
..”
Denilmiştir.
Son olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Gelir Kaynakları’ başlıklı 55 inci maddesinde ise:
“Yükseköğretim üst kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve bunlara bağlı birimlerin gelir kaynakları;
a. Her yıl bütçeye konulacak ödenekler,
b. Kurumlarca yapılacak yardımlar,
c. Alınacak harç ve ücretler,
d. Yayın ve satış gelirleri,
e. Taşınır ve taşınmaz malların gelirleri,
f. Döner sermaye işletmelerinden elde edilecek karlar,
g. Bağışlar, vasiyetler ve diğer gelirler”
Olarak sıralanmıştır.
Yukarıda yer alan hükümlere göre yükseköğretim kurumlarının mali kaynaklarının değerlendirilmesinden elde edilen her türlü gelir yükseköğretim kurumlarının gelirleri arasında yer almakta olup, dernek ve vakıflara yükseköğretim kurumlarının bütçesi ile ilgili herhangi bir kaynağın aktarılması yasaklanmış olmasına karşın; … Üniversitesi Rektörlüğü ile … Bankası … Bölge Başkanlığı arasında 15.12.2008 tarihinde üniversitenin bankacılık işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere 4 yıllığına geçerli bir protokol imzalanmış, 12.10.2009 tarihinde ise Protokolün “4-Uygulama Esasları” bölümünün (c) maddesi:
“Kurum’un işbu protokol kapsamında Banka aracılığıyla yapacağı operasyonel iş ve işlemlerin sağlıklı ve etkin bir şekilde sürdürülmesini teminen Kurumun çeşitli ihtiyaçları için talep edeceği ayni ve nakdi harcamalar Banka tarafından karşılanabilecektir. Söz konusu harcamalar tutarına ve ödeme dönemlerine ilişkin olarak Kurum ile Banka tarafından mutabakata varılmasını takiben Kuruma ve/veya Kurumun talimatıyla diğer kişilere ödeme yapılacaktır.”
Şeklinde ek protokol ile revize edilmiş, 15.12.2008 tarihli protokole ek ve asıl protokolün ayrılmaz bir parçası konumunda olan ek protokolün bu maddesi dayanak gösterilerek, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine riayet edilmeden … Üniversitesi Rektörlüğü … ve … Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı yazıları ile toplam … TL … Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı hesabına aktarılmıştır.
Sorumlu Vakfa aktarılan bu para ile ilgi olarak; 237 sayılı Taşıt Kanununun değişmeden önceki hükümleri ve yılı bütçe kanununa ekli (T) cetveli doğrultusunda alınamayan bir aracın, Üniversite Rektörünün hizmetine tahsis edilmek üzere … Eğitim ve Sağlık Vakfına kaynak aktarımı yapılmak suretiyle edinildiğini, ancak, 237 sayılı Taşıt Kanununun 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasının 6519 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile değiştirilmesi ve bu değişikliğe bağlı olarak yayımlanan 2014/6425 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Taşıtların nitelikleri’ başlığını taşıyan 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki; “05/01/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli (1) sayılı Cetvelde ve son iki sırasında belirtilenler hariç olmak üzere (2) sayılı Cetvelde yer alan makamlar ile güvenlik önlemli (zırhlı) araçlar, koruma altına alınanlarla ilgili yönetmelik hükümlerine göre tahsis olunanlar ve idarelerin yurtdışı teşkilatları için yabancı menşeli binek veya station-wagon cinsi taşıt edinilebilir.” hükmü sonrasında aracın üniversiteye ücretsiz (bila bedel) olarak hibe edildiğini, hibeden sonra teslim alınarak üniversite adına tescil edilmesi, taşınır ve demirbaş kayıtlarına dâhil edilmesi yönünde işlemler başlatıldığını, 27.06.2014 tarihinde Üniversite .. ve … İşler Daire Başkanlığı adına tahsil edildiğini ve 26.09.2014 tarihli taşınır işlem fişiyle de … ambar kodu ile aracın üniversiteye devir işlemlerinin tamamlandığını ifade etmiştir.
Her ne kadar sorumlu tarafından Vakfa aktarılan para ile Üniversite Rektörünün hizmetine tahsis edilmek üzere bir araç satın alındığı ve bu aracın 2014 yılı sonlarına doğru üniversiteye devredildiği; dolayısıyla, kamu zararı oluşmadığı ifade edilmişse de; hesap yılı mevzuat hükümleri karşısında Rektörlüğe alınması mümkün olmayan söz konusu araç, Vakıf tarafından üniversiteye hibe edilmiş olup, hibe kavramı hukukta bir kamu kuruluşu, işletme ya da vakıf tarafından bir eğitim kurumu, şirket ya da kişiye verilen karşılıksız para (ve benzeri varlıkları) ifade etmektedir. Bu nedenle, hibe edilen aracın Vakfa aktarılan para ile alındığına ilişkin bir bilgi mevcut olmaması bir yana, hibe kavramının tanımı gereği bu parayla ilişkilendirilmesine de zaten olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında üniversite bütçesine alınması gereken bir paranın doğrudan Vakfa aktarılması yürürlükteki mevzuat hükümleriyle bağdaşmadığından; sorumlunun temyiz dilekçesindeki iddialarının reddedilerek 106 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE;
(Temyiz Kurulu ve … Daire Başkanı … ve … Daire Başkanı … ile Üyeler …, …, … ve …’nın; “Sorumlunun temyiz dilekçesi ve eklerinden; dolaylı yollardan da olsa Vakfa aktarılan para ile Üniversite Rektörünün hizmetine tahsis edilmek üzere bir araç satın alınmış olup, söz konusu aracın değeri göz ardı edilerek Vakfa aktarılan paranın tamamına tazmin hükmü verilmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla, üniversitenin muhasebe kayıtlarına … TL olarak giren aracın değerinden geriye kalan (… – … =) … TL olarak tazmin hükmü tutarının düzeltilmesi gerekmektedir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 01.02.2017 tarih ve 42694 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
|
1. Vakıf hesabına aktarılan bu para ile ilgili olarak; hangi hukuksal düzenlemeye göre alınamayan bir aracın edinildiğini sorabilirsiniz.
Cevap: Taşıt Kanunu (237 sayılı). 2. Ünviversite Rektörünün hizmetine tahsis edilmek üzere araç satın alındığından bahseden metne göre, araç üniversitenin muhasebe kayıtlarına ne TL olarak girmiştir? Cevap: … TL. 3. Söz konusu aracın değeri ile Vakıf hesabına aktarılan para arasındaki fark ne kadardır? Cevap: … – …. = … TL. 4. Bu farkın tazminine ilişkin hükmün nereden geldiği sorunuz olabilirse de, cevabı “Temyiz Kurulu ve Daire Başkanı” olarak verilmelidir. 5. 237 sayılı Taşıt Kanunu hangi hükme göre ilga edildi? Cevap: Oluşmamış. 6. Temyiz Kurulu ve Daire Başkanı … ve… ile Üyeler …, …,….ve…….’nın görüşleri ne olmuştur? Cevap: Oy çokluğuyla. 7. Yukarıdaki gibi cevaplandırılan sorulara ilave olarak, tanımı yapılabilen kavramlardan “hibe” nedir? Cevap: Kamu kuruluşu, işletme ya da vakıf tarafından bir eğitim kurumu, şirket ya da kişiye verilen karşılıksız para (ve benzeri varlıkları) ifade etmektedir. |