ÖZET: Danıştay kararında, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin, Pasaport Kanunu’nun 14. maddesi gereği “hususi damgalı pasaport” alma hakkına sahip olmaması, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrımcılığa neden olduğu belirtilmiştir. Başvuran, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim üyesi olarak, devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik personel ile eşit haklardan yararlanma talebinde bulunmuştur. İdarelerin açıklamaları ve mevcut mevzuat incelendiğinde, vakıf üniversitelerinde çalışan akademik personelin, devlet üniversitelerinde çalışanlarla aynı haklara sahip olmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu bağlamda, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin, “hususi pasaport” alma hakkının sağlanabilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Danıştay, bu talebin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu belirterek, ilgili kurumlara kanun değişikliği yapılması için tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, vakıf üniversitelerindeki akademik personelin uluslararası bilimsel etkinliklere katılımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/3196-S.20.5092

BAŞVURU NO : 2019/15074

KARAR TARİHİ : 27/02/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : CUMHURBAŞKANLIĞI (Re’sen)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI

(Re’sen)

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI (Re’sen)

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, vakıf yükseköğretim kurumu akademik personeli olarak hususi damgalı pasaport alabilmesi için yasal düzenleme yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 03/09/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza tarihinde … tarafından yapılan başvuruda; vakıf

yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin Pasaport Kanunu’nun

14 üncü maddesine göre “hususi damgalı pasaport” alma imkânına sahip olmadığı, “Kamu tüzel

kişiliğine” sahip olan vakıf üniversitelerinde çalışanların böyle bir haktan yararlanamamasının

Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrımcılığa ve mağduriyete neden olduğu iddia edilmekte ve vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin diğer devlet memurları ve devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan personel gibi

“hususi pasaport” alma konusunda sahip olduğu haklardan yararlandırılması için gereken yasal düzenlemelerin yapılması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Başvuruya ilgili olarak İçişleri Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’ndan

bilgi-belge talep edilmiş olup;

2.1) İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27/09/2019

tarihli ve … sayılı yazısında; “İlgi tarihli yazınız ile Kurumunuza ve 05/09/2019 tarihlerinde yapılan başvurularda; Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin … Pasaport Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre “hususi damgalı pasaport” alma imkânına sahip olmadıkları, Kamu Tüzel Kişiliğine sahip olan Vakıf Üniversitelerinde çalışanların … böyle bir haktan yararlanmamasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrımcılığa ve mağduriyete neden olduğu iddia edilmekte olduğu ve vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin de diğer Devlet memurları ve Devlet

Yükseköğretim Kurumlarında görev yapan personel gibi “hususi damgalı pasaport” alma konusunda sahip oldukları haklardan yararlandırılması için gereken yasal düzenlemenin yapılması talep edildiği, mevcut durumun Anayasa’daki eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ayrımcılığa ve mahrumiyete neden olduğu belirtilmektedir.

Yazınızda devamla; ihracatçılara verilen hususi damgalı pasaport göz önünde bulundurulduğunda Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında çalışan akademik ve idari personele

… de hususi damgalı pasaport verilmesi yönünde herhangi bir çalışmanın bulunup bulunmadığı, bu Kurumların personeline hususi damgalı pasaport verilebilmesine ilişkin değerlendirmemizin, benzer taleplerin olup olmadığına ilişkin bilginin, varsa ne tür işlemlerin yapıldığına dair hususlar ile birlikte bu konulara dair yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık olup olmadığı bilgisi ve ilgili karar veya belgelerin gönderilmesi istenilmiştir.

Bilindiği üzere, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14/A maddesinde hususi damgalı pasaportlar; “Birinci, İkinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan belediye başkanlarına; diplomatik pasaport verilmesini gerektiren vazifelerden başka herhangi bir resmi vazife ile veya kendi hesaplarına yabancı ülkelere gittikleri zaman verilir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu üyeleri için, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilme ve emekli keseneklerinin bu derecelerden kesilmesi şartı aranmaz.

Bunlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara da bu nevi pasaport verilir.” denilmektedir.

5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 12 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti namına verilecek

pasaportlar l- Diplomatik, 2- Hususi damgalı, 3-Hizmet damgalı, 4-Umuma mahsus olmak üzere çeşitlere ayrılmıştır. Bunlardan diplomatik, hususi ve hizmet damgalı pasaportlar aynı

Kanunu’nun 13 ve 14 üncü maddelerinde sayılan şartları taşıyanlara düzenlenirken, umuma mahsus pasaportlar ise aynı Kanun’un 22 inci maddesinde öngörülen kıstasların dışında hiçbir şarta bağlı olmaksızın tüm vatandaşlara düzenlenmektedir.

Bu güne kadar hususi damgalı pasaportlara vize yönünden sağlanan kolaylıklar nedeni ile birçok kurum ve kuruluş tarafından hususi damgalı pasaport verilmesi yönünde talepler

Bakanlığımıza iletilmektedir.

Bu kurum ve kuruluşlardan bazıları; Türkiye Noterler Birliği, Vakıf Üniversiteleri, Ticaret

Odası Başkanlıkları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığı, Kıyı Emniyeti ve Gemi

Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Belediye Meclis Üyeleri, Türkiye Uzay Ajansı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Demeği, Kalkınma

Ajansları, Seyahat Acentaları, Türk Tabipleri Birliği, Türk Standartları Enstitüsü, İzmir Diş

Hekimleri Odası, İstanbul Gümrük Müşavirliği Derneği, Türkiye Kamu-Sen, Türk Tarım

Orman-Sen şeklinde sıralanabilmektedir.

Dolaşımdaki hususi damgalı pasaportların sayısında yaşanacak artış sonucunda başta AB ülkeleri olmak üzere birçok ülkede hususi damgalı pasaportlara uygulanan vize muafiyetinin kaldırılması yönünde karar alınabileceği dikkate alındığında hususi damgalı pasaportun kapsamının genişletilmesinin uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.

İlgi yazınıza konu kişilerin 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14/A maddesinde belirtilen emekli keseneklerinin T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirme şartını haiz olmadıkları bu nedenle hususi damgalı pasaport alma koşullarını taşımadıkları anlaşılmıştır.

Sonuç olarak 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14/A maddesinde belirtilen şartları taşıyanlara hususi damgalı pasaport verilmesi mümkün olmasına karşın, hizmet akdiyle 4857 sayılı İş

Kanunu’na tabi olarak çalışanlara hususi damgalı pasaport verilmesi imkânı bulunmamaktadır.

Ayrıca bahse konu kişilere hususi damgalı pasaport verilmesine yönelik herhangi bir çalışma yürütülmediği”;

2.2) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Personel Dairesi Başkanlığı’nın 14/11/2019 tarihli

ve 85633 sayılı yazısında; “Bilindiği üzere; 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14 üncü maddesinin (A) fıkrasında kamuoyunda yeşil pasaport olarak bilinen hususi damgalı pasaportlarla ilgili “Hususi damgalı pasaportlar; Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyeleri, eski bakanlar ile birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan belediye başkanlarına; diplomatik pasaport verilmesini gerektiren vazifelerden başka herhangi bir resmi vazife ile veya kendi hesaplarına yabancı ülkelere gittikleri zaman verilir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ve Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonu Kurulu üyeleri için, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilme ve emekli keseneklerinin bu derecelerden kesilmesi şartı aranmaz.

Bunlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara da bu nevi pasaport verilir. İl ve ilçe belediye başkanlarına, görevleri süresince hususi damgalı pasaport verilir. Hususi damgalı pasaport alabilecek durumda bulunanların eşlerine de aynı nevi pasaport verilir. Hususi damgalı pasaport almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşlerine başkası ile evlenmemiş ise ayrı neviden pasaport verilmesi mümkündür.

Hususi damgalı pasaport alabilecek durumda bulunanların ergin olmayan veya ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan öğrenimi devam eden çocuklarına 25 yaşının ikmaline kadar, yine ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan, aynı zamanda bedensel, zihinsel veya ruhsal engellerinden en az biri nedeniyle sürekli bakıma muhtaç durumda olduğu resmi sağlık kurumlarının düzenlediği sağlık kurulu raporu ile belgelenen çocuklarına da hususi damgalı pasaport verilir.” hükümleri bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere kanun koyucu açıkça yeşil pasaport verilecekleri saymıştır. Vakıf üniversiteleri her ne kadar kamu tüzel kişiliğini haiz de olsa, öğretim elemanları memurlar ve diğer kamu görevlileri gibi dereceli kadrolara atanmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş sözleşmesi yapmaktadırlar. Bu nedenle vakıf üniversiteleri öğretim elemanlarının Pasaport

Kanunu uyarınca yeşil pasaport alma hakkı bulunmamakta olup, talep edilen yasal düzenleme (kanun) yapma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan akademik personele ait unvan bazlı sayısal veriler yazımız ekinde sunulmuş olup, vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan idari personele ait

Başkanlığımızda unvan bazlı veri bulunmamaktadır.” şeklinde açıklamalar ve yazı ekinde tablo

olarak “Özet Akademik Sayıları” aşağıdaki gibi sunulmuştur:

Doktor Öğretim

Profesör Doçent Öğretim Görevlisi Araştırma Görevlisi Genel Toplam

Üyesi

Üniversite Türü

Topla Topla Topla Topla Topla

Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Toplam m m m m m

VAKIF 3012 1349 4361 1056 911 1967 3906 4070 7976 2627 4701 7328 1455 2270 3725 12056 13301 25357

VAKIF_MYO 6 0 6 2 1 3 19 16 35 106 162 268 0 0 0 133 179 312

3) Kurumumuzun Gönderme Kararı üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık

İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27/03/2019 tarihli ve … sayılı yazısında; “Kanun maddesinde belirtilen şartları taşıyanların hususi damgalı pasaport almaları mümkün bulunmakta olup, Vakıf Üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerine hususi damgalı pasaport verilmesine yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığından dolayı taleplerinin yerine getirilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.” şeklinde başvurana cevap verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”

4.2) “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Çağdaş eğitim-öğretim

esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir…

Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez… Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.”

5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6) 24/07/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun;

6.1) 12 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti namına verilecek pasaport ve bunların yerini

tutmaya mahsus vesikalar şunlardır: A) Pasaportlar: I – Diplomatik pasaportlar; II- Hususi damgalı pasaportlar; III – Hizmet damgalı pasaportlar; IV – Umuma mahsus pasaportlar (Münferit veya müşterek olur); V – Yabancılara mahsus pasaportlar”

6.2) 14 üncü maddesinin (A) bendinde; “(Değişik: 28/5/1988 – 3463/2 md.) Hususi damgalı

pasaportlar; (Değişik birinci fıkra: 22/8/1989 – KHK – 378/1 md.) (…) birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan belediye başkanlarına; diplomatik pasaport verilmesini gerektiren vazifelerden başka herhangi bir resmi vazife ile veya kendi hesaplarına yabancı ülkelere gittikleri zaman verilir. (Ek cümle: 19/10/2005 – 5411/168 md.) Bankacılık Düzenleme ve

Denetleme Kurulu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu üyeleri için, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilme ve emekli keseneklerinin bu derecelerden kesilmesi şartı aranmaz.

Bunlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara da bu nevi pasaport verilir.

(Değişik: 3/3/1993-3868/1 md.) (…) il ve ilçe belediye başkanlarına, görevleri süresince hususi damgalı pasaport verilir.

(Ek paragraf:17/10/2019-7188/1 md.) Baro levhasına yazılı olan ve en az on beş yıl kıdemi bulunan avukatlara, haklarında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci

Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma bulunmaması kaydıyla hususi damgalı pasaport verilebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar, Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığının olumlu görüşü alınarak

İçişleri Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.

Hususi damgalı pasaport alabilecek durumda bulunanların eşlerine de aynı nevi pasaport verilir.

Hususi damgalı pasaport almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşlerine başkası ile evlenmemiş ise ayrı neviden pasaport verilmesi mümkündür.

(Değişik paragraf: 23/7/2010-6009/58 md.) Hususi damgalı pasaport alabilecek durumda bulunanların ergin olmayan veya ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan öğrenimi devam eden çocuklarına 25 yaşının ikmaline kadar, yine ergin olsalar dahi yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan, aynı zamanda bedensel, zihinsel veya ruhsal engellerinden en az biri nedeniyle sürekli bakıma muhtaç durumda olduğu resmi sağlık kurumlarının düzenlediği sağlık kurulu raporu ile belgelenen çocuklarına da hususi damgalı pasaport verilir.

(Ek paragraf: 15/7/2016-6728/7 md.) Yıllık ortalama ihracat değerlerine göre yapılan sınıflandırmada; son üç yılda yıllık ortalama ihracat tutarı Cumhurbaşkanının belirleyeceği değerin üzerinde olan firma yetkililerine, Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile; Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamaları kaydıyla, Cumhurbaşkanınca belirlenen esaslara göre dört yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebilir.”

7) 06/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun;

7.1) Ek 2 nci maddesinde; “Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve

idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır.”

7.2) Ek 8 inci maddesinde; “Vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik

organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar.

7.3) Ek 9 uncu maddesinde; “Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim – öğretim esasları,

öğretim süreleri ve öğrenci hakları ile ilgili hususlar bu Kanun hükümlerine tabidir.”

7.4) Ek 10 uncu maddesinde; “Vakıflar tarafından kurulacak yükseköğretim kurumları

çalışmalarını Devlet yükseköğretim kurumları gibi, her ders yılı sonunda Yükseköğretim

Kuruluna sunarlar. Bu kurumlar mali, idari ve ekonomik konularda Yükseköğretim Kurulunun gözetim ve denetimine tabidirler.”

8) 30/03/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun

“İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi” başlıklı Ek 123 üncü maddesinde; “(Ek:

15/4/2010-5981/1 md.) İstanbul’da İlim Yayma Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.”

9) 31/12/2005 tarihli ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim

Kurumları Yönetmeliği’nin;

9.1) “Vakıf üniversitesi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Vakıf üniversitesi gelirlerini sadece

kendi üniversitelerini ve mülkiyeti üniversitelere ait kurum ve kuruluşları geliştirmek amacıyla harcamak kaydıyla, vakıflar tarafından kanunla kurulmuş bulunan kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde araştırma, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, fakülte, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokul, destek, hazırlık okulu veya birimleri, benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.”

9.2) “Öğretim elemanları” başlıklı 23 üncü maddesinde; “Öğretim elemanlarının seçimi,

değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir.

Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri 1 uygulanır. ”

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10) Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, ilgili yargı

kararları, ilgili kanun teklifleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin de devlet yükseköğretim

1

Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/4/2011 tarihli ve E.: 2008/8234, K.: 2011/2452 sayılı Kararı ile bu maddenin son cümlesinde yer alan “özlük hakları” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.

kurumlarında görev yapan akademik personel gibi “hususi pasaport” alma konusunda sahip oldukları haklardan yararlandırılması için gereken yasal düzenlemelerin yapılması talebinin karşılanması gerektiği kanaatiyle belli koşullar çerçevesinde bu haktan yararlandırılmalarını teminen çalışma yapılarak kanun değişikliğine gidilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı yönünde tavsiye verilmesi gerektiğine ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11) Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda; vakıf yükseköğretim

kurumlarında görev yapan akademik personelin Pasaport Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre

“hususi damgalı pasaport” alma imkânına sahip olmadığı, ‘Kamu tüzel kişiliğine’ sahip olan vakıf üniversitelerinde çalışanların böyle bir haktan yararlanamamasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrımcılığa ve mağduriyete neden olduğu iddia edilmekte ve vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin diğer devlet memurları ve devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan personel gibi “hususi pasaport” alma konusunda sahip oldukları haklardan yararlandırılması için gereken yasal düzenlemelerin yapılması talep edilmektedir.

12) Yapılan ön incelemede; başvuranın İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim üyesi

olduğu, böylelikle akademik personel olarak başvuru yaptığı görülmüş olup, başvuruda ifade edilen idari personel açısından menfaat koşulu karşılanmadığından başvurunun incelenmesi akademik personel ile sınırlandırılmıştır.

13) Başvuranın akademik personel olarak yaptığı detaylı iddialarına bakıldığında;

ülkemizde faaliyet gösteren yükseköğretim kurumlarının, Anayasanın 130 uncu maddesine göre Devlet ve Vakıf Üniversiteleri olmak üzere kanunla kuruldukları ve ayrım gözetilmeksizin bütün üniversitelerin amacının özet olarak, “çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanarak milletin ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda insan yetiştirmek” olarak ifade edildiği, ayrıca vakıf üniversitelerinin devletin denetim ve gözetimine tabi olduğu ve kâr amacı güdemeyeceklerinin ifade edildiği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konular dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olduklarının kanunla belirlendiği, buna rağmen vakıf

Üniversitelerinde çalışanların Pasaport Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre hususi damgalı pasaport alma imkânına sahip olmadıkları, ‘Kamu tüzel kişiliğine’ sahip olan vakıf üniversitelerinde çalışan binlerce öğretim elemanı ve diğer üst düzey personelin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak bu haktan yararlanamamalarının mağduriyet yarattığı, somut olarak ülkemizde 78 (73 üniversite, 5 yüksekokul) vakıf yükseköğretim kurumu bulunduğu, bu kurumlarda görev yapan öğretim elemanlarının, devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanları gibi bilimsel çalışma yapmak, toplantılara katılmak, Erasmus akademik personel hareketliliği kapsamında ve diğer nedenlerle çok sık yurtdışına gitmek zorunda oldukları ve bu gidişlerde kendileri büyük zorluklarla mücadele ederken, devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapanların böyle zorluklarla karşılaşmadıkları, bu haksızlık ve eşitsizliğin ülkemize hiçbir fayda sağlamadığının açık olduğu ifade edilmektedir.

14) İdarenin açıklamalarına bakıldığında;

14.1) İçişleri Bakanlığı’nın konuyla ilgili cevabında; umuma mahsus pasaportların 5682

sayılı Pasaport Kanunu’nun 22 inci maddesinde öngörülen kıstasların dışında hiçbir şarta bağlı olmaksızın tüm vatandaşlara düzenlenirken hizmet damgalı pasaportların aynı Kanun’un 13 ve

14 üncü maddelerinde sayılan şartları taşıyanlara düzenlendiği; her ne kadar hususi damgalı

pasaportlara vize yönünden sağlanan kolaylıklar nedeni ile birçok kurum ve kuruluş tarafından hususi damgalı pasaport verilmesi yönünde talepler gelse de dolaşımdaki hususi damgalı pasaportların sayısında yaşanacak artış sonucunda başta AB ülkeleri olmak üzere birçok ülkede hususi damgalı pasaportlara uygulanan vize muafiyetinin kaldırılması yönünde karar alınabileceği dikkate alınarak hususi damgalı pasaportun kapsamının genişletilmesinin uygun olmayacağının değerlendirildiği; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14/A maddesinde belirtilen emekli keseneklerinin T.C. Emekli

Sandığı ile ilişkilendirme şartına haiz olmaması ve hizmet akdiyle 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışmaları nedeniyle hususi damgalı pasaport alma koşullarını taşımadıkları, ayrıca bahse konu kişilere hususi damgalı pasaport verilmesine yönelik herhangi bir çalışmanın da yürütülmediği;

14.2) YÖK Başkanlığı’nın cevabında; vakıf üniversitelerinin her ne kadar kamu tüzel

kişiliğine haiz de olsa, öğretim elemanlarının memurlar ve diğer kamu görevlileri gibi dereceli kadrolara atanmadıkları, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş sözleşmesi yaptıkları, bu nedenle vakıf üniversiteleri öğretim elemanlarının Pasaport Kanunu uyarınca yeşil pasaport alma haklarının bulunmadığı, söz konusu talebin yasal düzenleme ile yerine getirilebileceği ve bu yetkinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu;

Şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmüştür.

15) Kurumumuzca yapılan incelemede;

15.1) Mevcut haliyle 5682 sayılı Pasaport Kanunu’na göre belli şartları taşıyanlara hususi

damgalı pasaport verilebileceği, bunun için birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunma veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılma şartı olduğu, ancak bir vakıf yükseköğretim kurumu olan Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim elemanı olan başvuranın İş Kanunu’na tabi olarak sözleşme ile çalışması ve emekli keseneklerinin T.C.

Emekli Sandığı ile ilişkilendirme şartına haiz olmaması nedeniyle hususi damgalı pasaport alma koşullarını taşımadığı tespit edilmiştir.

15.2) Ancak 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nda çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler ile

yukarıda ifade edilen şarta haiz olmayanlara da hususi damgalı pasaport verilebileceği yönünde hükümlerin eklendiği görülmüş olup, 2005 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurulu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu üyeleri için, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilme ve emekli keseneklerinin bu derecelerden kesilmesi şartı aranmayacağı; 2016 yılında yıllık ortalama ihracat değerlerine göre yapılan sınıflandırmada; son üç yılda yıllık ortalama ihracat tutarı Cumhurbaşkanının belirleyeceği değerin üzerinde olan firma yetkililerine, Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile; Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamaları kaydıyla, Cumhurbaşkanınca belirlenen esaslara göre dört yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebileceği ve son olarak 2019 yılında, Baro levhasına yazılı olan ve en az on beş yıl kıdemi bulunan avukatlara, haklarında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma bulunmaması kaydıyla hususi damgalı pasaport verilebileceği şeklinde eklemeler yapıldığı görülmüştür.

15.3) Öncelikle vakıf yükseköğretim kurumlarının statüsü açısından konuya

bakıldığında;

15.3.1) Anayasamıza göre vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının Devletin

gözetim ve denetiminde, mali ve idari konular dışındaki akademik çalışmalarının, öğretim elemanlarının sağlanmasının ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olduklarının hüküm altına alındığı; Yükseköğretim Kanunu’na göre de kamu tüzel kişiliğine haiz olduklarının ve öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olduğunun düzenlendiği ve hatta Vakıf Yükseköğretim Kurumları

Yönetmeliği’ne göre öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartların aranacağının, hatta ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartların da aranabileceğinin düzenlendiği görülmüştür.

15.3.2) Bu noktada Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretim elemanları”

başlıklı 23 üncü maddesindeki “Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanun’da devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenlemede yer alan “özlük hakları” ibaresini iptal eden ve bu nedenle de başvuru konusu için de yol gösterici olan Danıştay

Sekizinci Dairesi’nin 29/4/2011 tarihli ve E.: 2008/8234, K.: 2011/2452 sayılı Kararında; “… gerek devlet gerekse vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan tüm akademik personel, mesleki güvence yönünden idare hukukuna tabidir…

Dolayısıyla, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının statülerinin belirlenmesi için devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarının incelenmesi gerekmektedir. Çünkü, “mali ve idari konular” dışındaki akademik çalışmalar ve öğretim elemanlarının sağlanması yönlerinden, devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarını bağlayan Anayasa hükümlerinin vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarını da bağlayacağı açıktır.

Gerek 1961 Anayasası’nda, gerekse yürürlükte bulunan 1982 Anayasası’nda üniversitelerin eğitim ve öğretim işlevi, bilimsel özerkliği ve bunların gereği olarak akademik personelin mesleki güvenceye sahip olmalarına ilişkin konular, kimi farklılıklar dışında, hemen hemen aynı doğrultuda düzenlenmiş; Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtilen konulara ilişkin içtihat bir tutarlılık içinde sürdürülmüştür.

Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerin hukuki niteliği, bilimsel özerklik ve akademik personelin mesleki güvencesi konularını incelediği kararlarında (örneğin 25.5.1976 günlü, E:1976/1, K:1976/28 sayılı; 30.5.1990 günlü, E:1990/2, K:1990/10 sayılı; 15.7.2002 günlü, E:2001/380, K:2002/69 sayılı kararları) “üniversitelere bilimsel özerklik tanındığı vurgulanarak, üniversite öğretim üyelerinin, bilimsel çalışma ve araştırmaları, eğitim ve öğretimi özgürce yapabilmeleri için mesleki güvenceye sahip olmalarının gerekli olduğu belirtilmiştir… Anayasa’nın 120. maddesi, üniversiteler arasında hiçbir ayırım yapmadan üniversite öğretim üyelerinin tümüne belirli haklar ve yetkiler tanımıştır. Bilimsel özgürlük, serbestçe araştırmada ve yayında bulunabilme, öğrenim ve öğretimi özgürlük ve güvence içinde sürdürebilme hak ve yetkileri bunlara örnek olarak gösterilebilir. Anayasa koyucunun öğretim üyelerinin tümüne tanıdığı bu hak ve yetkileri, öteki üniversite öğretim üyeleri geniş bir biçimde kullanırken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinin 17. madde ile getirilen düzenleme ile bunlardan yoksun duruma düşürülmesi, kanun önünde eşitlik ilkesine ters düşen tipik bir örnek oluşturur, özel hukuk hükümlerine bağlı tutulması nedeniyle kendilerini, bilimsel özgürlük içinde, görev ve meslek güvencesine sahip görmeyen ve devamlı tedirginlik ve kuşku içinde hisseden bir öğretim üyesinin Anayasa’da gösterilen hak ve yetkilerden yararlandığı öne sürülemez. Aynı kamu hizmeti görenlerin bir bölümünün üniversite ile olan ilişkilerinde kamu hukukuna, diğerlerinin de özel hukuk hükümlerine tâbi tutulması başlı başına bir eşitsizlik oluşturur. Çünkü eşit durumda bulunan ve Devletin başta gelen öğrenim ve eğitim gereksinmesini sağlamak üzere görevlendirilmiş olan kişilerin değişik hukuk kurallarına bağlanmalarında hiçbir haklı neden yoktur ve gösterilemez.” gerekçesine yer verilerek, mesleğini kaybetme kuşkusu içinde olan ve kendisini güvencede görmeyen bir öğretim üyesinden bilimin gereklerinin beklenemeyeceği; bilimsel çalışmanın mesleki güvenceye sahip akademik personel tarafından yapılabileceği vurgulanmıştır.

Görüldüğü üzere, 1961 Anayasası zamanında verilmiş olmakla birlikte yaptığı değerlendirmeler itibarıyla bugün için de geçerliliğini koruyan Anayasa Mahkemesi kararına göre, yasayla dahi olsa üniversite ile öğretim üyesi arasındaki işlemlerin özel hukuk hükümlerine tabi kılınmasının, öğretim üyelerinin bilimsel özgürlüğüne, görev ve meslek güvencelerine, serbestçe araştırma ve yayında bulunma haklarına, özgürlük ve teminat içinde öğrenim ve öğretimde bulunma yetkilerine aykırı olacağı belirtilmiştir…

Diğer yandan, Anayasa’nın 130. maddesinde belirtilen vakıf yükseköğretim kurumlarının mali ve idari konular yönünden devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarından farklı olması, vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvenceden yoksun kılınması sonucuna yol açamaz. Anayasa koyucunun böyle bir amacının bulunduğu kabul edilemeyeceği gibi, bilimsel özerklik ilkesinin gereği hiçbir ayırım yapılmadan bütün yükseköğretim kurumlarında bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme, eğitim ve öğretimi özgürlük ve güvence içinde sürdürebilme hak ve yetkileri bütün üniversitelerdeki akademik personele tanınmıştır. Gerek devlet, gerekse vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin, mesleki güvenceleri yönünden idare hukukuna tabi olduklarının kabulü gerekmektedir…

Kamu hizmeti, devlet ya da diğer kamu tüzelkişileri tarafından ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulan sürekli ve düzenli hizmetler olarak tanımlanabilir. Toplumsal yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan, düzenlilik ve süreklilik isteyen yükseköğretim hizmeti de niteliği gereği kamu hizmetidir…

Dolayısıyla, vakıf yükseköğretim kurumlarında istihdam edilecek akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin çalışma esaslarının (akademik personelin atanması, görevleri, unvanları, emeklilikleri, terfileri ve görevlerine son verilmesi gibi) idari sözleşmeyle belirlenmesi; akademik personelin yukarıda belirtilenler dışında kalan özlük haklarının ise (ücret, prim, çalışma saatleri, tatil günleri ve sosyal güvenlik gibi) İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır…” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

15.3.3) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 12/3/2010 tarihli ve 2010/5E. sayılı

kararında; “Devlet ve vakıf üniversitelerindeki akademik personel mesleki güvenceleri yönünden İdare Hukukuna tabidir ve Anayasanın 130. maddesinde vakıf yükseköğretim kurumlarının mali ve idari konular yönünden farklı hükümlere tabi kılınması buralarda çalışan akademisyenlerin mesleki güvenceden yoksun kılınmasına neden olmaz; Anayasa koyucunun vakıf üniversitesi ve devlet üniversitesi arasında mesleki güvenceler bakımından bir ayrım amaçladığı düşünülemeyeceğinden vakıf üniversitelerindeki akademik personelin mesleki güvenceleri yönünden özel hukuk hükümlerine tabi olmaları Anayasa’ya aykırı olacaktır.”

15.3.4) Danıştay’ın yukarıda yer verilen kararlarını destekleyecek şekilde Yargıtay 9. Hukuk

Dairesi’nin 28/11/2018 tarihli ve E: 2018/2777 ve K: 2018/21762 sayılı kararında; “Anayasa’nın 131. maddesi düzenlemesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleri dikkate alındığında, özellikle kadroların akademik yönden belirlenmesi, sözleşmelerin onaya tabi tutulması dikkate alındığında, vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının idari sözleşmelerle çalıştığının kabulü gerekmektedir.

Zira Uyuşmazlık Mahkemesi birçok kararında Vakıf Üniversitelerinde çalışan öğretim elamanları ile Üniversite arasındaki uyuşmazlıkların idari yargı yerinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir…”

15.4) Başvuranın, ayrım gözetilmeksizin bütün üniversitelerin amacının “çağdaş eğitim-

öğretim esaslarına dayanarak milletin ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda insan yetiştirmek olarak” Anayasamızda belirlenmesi karşısında ister devlet ister vakıf olsun tüm yükseköğretim kurumlarında çalışan bilim insanlarından en başta bilimsel çalışma yapmalarının beklendiği ve bu çerçevede uluslararası bilimsel toplantılara, uluslararası projelere ve eğitimlere katılmalarının elzem olduğu, ancak bu noktada devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapanlara kıyasla vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışanların zorluklarla karşılaştıkları ve bu durumun da Anayasa’da yer alan eşitlik ilkesine de aykırı olduğu iddiasına bakıldığında; başta Anayasa Mahkemesi kararlarında (31.10.2013 tarihli E.2013/23, K.2013/123, sayılı kararında) olmak üzere “Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmekte olup eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.

Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.” şeklindeki genel kabulün geçerli olduğu, ancak bu ayırımların mevcut farklılıklara bağlı ve etkileri bakımından onlara uygun olmaları halinde meşru olabileceklerinin varsayıldığı ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında, ayırım kriteri olarak haklı neden, ayırım amacı olarak da kamu yararının arandığı, eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilen bir yasal düzenlemenin, haklı bir nedene dayanması ve kamu yararı nedeniyle konulmuşsa eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı değerlendirilmekte, böylece Anayasa Mahkemesine göre, Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp, ortada haklı nedenlerin bulunması 2 halinde, farklı uygulamalara imkân veren bir ilke olduğu kabul edilmektedir.

15.5) Bu çerçevede, üçüncü derece ve üstü kadrolarda çalışan devlet yükseköğretim kurumları

öğretim elemanlarına hususi damgalı pasaport verilirken vakıf yükseköğretim kurumlarında benzer seviyede çalışan öğretim elemanlarına verilmemesinin nedeni emekli keseneklerinin

T.C. Emekli Sandığı ile ilişkilendirme şartına haiz olmaması ve hizmet akdiyle 4857 sayılı İş

Kanunu’na tabi olarak çalışmaları şeklinde ifade edilmekte olup, her ne kadar bu haklı bir neden olarak görünse de söz konusu Pasaport Kanunu’na yapılan eklemelerle belli koşulları

2

Prof. Dr. Zafer GÖREN, “Genel Eşitlik İlkesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları

Dergisi, Özel Sayı (Prof. Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan), Cilt 22, Sayı 3, 2016

sağlamaları halinde ihracatçılara ve avukatlara sonradan bu hakkın verilmesi karşısında bu haklılığın sarsıldığı; daha önemlisi ise kamu yararı açısından bakıldığında her ne kadar dolaşımdaki hususi damgalı pasaportların sayısında yaşanacak artış sonucunda hususi damgalı pasaportlara uygulanan vize muafiyetinin kaldırılması yönünde karar alınabileceğinden bahisle hususi damgalı pasaportun kapsamının genişletilmesinin uygun olmayacağı idare tarafından bir gerekçe olarak sunulsa da başvuranın Anayasa’nın 130 uncu maddesine atıfla üzerine düşen görevlerini yerine getirmek, yani bilimsel çalışma yapmak, araştırma ve toplantılara katılmak amacıyla yurtdışına gidişlerinde zorluk yaşamamak adına bu taleplerini ortaya koyması karşısında idarenin çekincelerine kıyasla başvuranın talebinin kamu yararı açısından baskın olduğu değerlendirilmiştir.

16) Ancak başvuranın iddia ve taleplerinin yerinde olduğu kabul edilse dahi talebin yerine

getirilebilmesi için ancak ve ancak kanuni düzenleme yapılması gerektiği anlaşılmakla TBMM internet sayfasında yapılan incelemede bu konuda TBMM Başkanlığına milletvekillerince birçok kere kanun teklifi verildiği görülmüş olup, 2019 yılı içerisinde verilen kanun tekliflerine bakıldığında;

16.1) 01/10/2019 tarihli ve 2/2113 sayılı Kanun Teklifinin Genel Gerekçesinde; “Ülkemizde

özellikle son yıllarda oldukça karşımıza çıkan olaylardan bir tanesi de beyin göçüdür. Yapılan bağımsız araştırmalar göstermektedir ki, beyin göçü gerçekleştiren kişilerin ilk sıralarında akademisyen olma hedefi taşıyan gençler bulunmaktadır.

Bu durumun mutlaka önünü geçilmesi gençlerimizin ülkelerinde kalmalarının olanakları sağlanmalıdır.

Akademisyenlerin yaşadığı, kadro, atama, mali haklar gibi sıkıntıların yanında yurt dışına çıkış problemleri de bulunmaktadır.

Devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenler belirli yılı kadro ve dereceyi tamamladıklarında yeşil pasaport hak edebilirken, vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler bu haktan faydalanamamaktadır.

Öğretim üyelerinin yurtdışı bilimsel etkinliklerde görevlendirilmesi halinde sürekli pasaport ihtiyacı olduğu da açıktır.

Bilimsel araştırma ve inceleme yapmak veya bilimsel etkinliklere bildiri sunmak veya izleyici olarak katılacak öğretim üyelerinin gelişimi açısından oldukça önemli bir konudur.

Dolayısıyla, öğretim üyelerinin yurtdışı bilimsel etkinliklere katılmalarına destek olmak açısından, kanunda belirtilen derece şartından muaf tutularak doğrudan hususi damgalı pasaport almalarını sağlamaya yönelik 5682 sayılı Kanunun düzenleme yapmak zorunluluğu görülmektedir.

Ayrıca vakıf üniversitesinde görev yapan akademisyenler ile Devlet üniversitesinde görev yapan akademisyenler arasındaki hususi damgalı pasaport hak ediş durumu Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Kanun Teklifi ile akademisyenlerin pasaport haklarındaki bu ayırımın ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.”

16.2) 17/07/2019 tarihli ve 2/1725 sayılı Kanun Teklifinin Genel Gerekçesinde; “Pasaport

Kanunun 14. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyeleri, eski bakanlar ile birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan veya bu kadrolar karşılık gösterilmek veya

T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emeldi kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştıran Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri hususi damgalı pasaport alabilmektedir. Ancak vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları ne yazık ki Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırı bir şekilde bu haktan mahrum edilmektedir.

Çok sık bir şekilde uluslararası bilimsel toplantılara, araştırma projelerine ve eğitimlere katılan bilim insanlarımızın böylesi bir eşitsizlik altında çalışmaları, içinde bulunduğumuz bilim ve teknoloji çağında öncelikle ülkemize yapılan bir haksızlıktır.

Bilimsel araştırma ve teknolojik gelişmelerin uzağında kalan bir ülkenin gelecekte uluslararası alanda söz sahibi olması, bağımsız politikalar üretebilmesi mümkün olmayacaktır. 8 Aralık 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Akademisyenlerin Güncel

Sorunları ve Çözümleri Çalıştayı’ sonuç raporunda, ‘vakıf üniversitelerinde çalışan tüm öğretim elemanlarına yeşil pasaport verilmesi.’ gereğinin de altı çizilmiştir.

Yükseköğretim Kurulu verilerine göre bugün itibariyle 72’si vakıf ve 5’i vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 77 vakıf üniversitesinde toplam 23.741 öğretim elemanının görev yapıyor olması adaletsizliğin ve farklı uygulamanın ne kadar sayıda akademisyeni ilgilendirdiğini ortaya koymaktadır.

Öte yandan devlet üniversiteleri gibi vakıf üniversitelerinin de kamu tüzel kişiliği vasfı olup, 2547 sayılı kanuna tabi oldukları ve yaptıkları hizmetin kamu hizmeti olduğu göz önüne alındığında Anayasamızın 10. maddesinde hayat bulmuş temel ilkelerden birisi olarak kanunun önünde eşitlik ilkesi gereğince vakıf üniversitesi öğretim elemanlarının da Pasaport Kanunun 14. maddesinden yaralanabilmesi gerekmektedir.”

16.3) 28/03/2019 tarihli ve 2/1639 sayılı Kanun Teklifinin Genel Gerekçesinde; “Devlet ve

vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının özlük haklarında adaletsizlik ve farklı uygulamalar söz konusudur. Akademisyenliğe giriş ve akademik yükselme kriterlerinin devlet üniversiteleri ile aynı olmasına rağmen vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlere yeşil pasaport alma hakkının tanınmamış olması birçok yönden büyük bir eksikliktir.

Devlet üniversitelerinde görevli öğretim elemanları gibi vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları da uluslararası bilimsel etkinlik ve toplantılara katılmak üzere sık sık yurt dışına çıkmaktadır. Ancak vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları ne yazık ki Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırı bir şekilde bu haktan mahrum edilmektedir.

Vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının rahatça yurt dışına çıkmaları, uluslararası toplantılarda ülkemizi temsil etmesi ve akademik faaliyetlere kolaylıkla katılabilmelerinin kişisel gelişimleri ve ülkemizde yükseköğretim kalitesinin artırılması üzerinde olumlu katkılarının olacağı aşikârdır. Çok sık bir şekilde uluslararası bilimsel toplantılara, araştırma projelerine ve eğitimlere katılan bilim insanlarımızın böylesi bir eşitsizlik altında çalışmaları, içinde bulunduğumuz bilim ve teknoloji çağında öncelikle ülkemize yapılan bir haksızlıktır. Bilim insanlarımız uluslararası bilimsel araştırmalara, toplantılara, eğitim programlarına ne kadar çok ve rahat bir şekilde katılabilirse bu etkinliklerin ülkemize katkısı o kadar çok olacaktır…”

Şeklinde vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan bilim insanlarının da devlet yükseköğretim kurumlarında çalışanlar gibi uluslararası bilimsel toplantılara, araştırma projelerine ve eğitimlere katılmalarının beklenmesi karşısında yurtdışına çıkışlarda sıkıntı yaşadıkları ve bu durumun Anayasa’mızda yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçelerin ortaya konduğu tespit edilmiştir.

17) Sonuç olarak başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat, ilgili yargı

kararları ve günümüze kadar yapılan kanun teklifleri birlikte değerlendirildiğinde; kamu tüzel kişiliğine sahip bir vakıf yükseköğretim kurumu olan İstanbul Sabahattin Zaim

Üniversitesi öğretim üyesi olan başvuranın Pasaport Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre

“hususi damgalı pasaport” alma imkânına sahip olmadığı ve bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrımcılığa ve mağduriyete neden olduğu iddiasının yerinde olduğu ve vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personelin de devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personel gibi “hususi pasaport” alma konusunda sahip oldukları haklardan yararlandırılması için gereken yasal düzenlemelerin yapılması talebinin karşılanması gerektiği kanaatine varılmış olup, belli koşullar çerçevesinde bu haktan yararlandırılmalarını teminen çalışma yapılarak kanun değişikliğine gidilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin ilgili idarelerce süresinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylelikle “süresinde karar verme” ve

“kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu Tavsiye Kararı üzerine

otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Başvurunun KABULÜ ile;

Vakıf yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarına belli koşullar çerçevesinde hususi damgalı pasaport verilebilmesini teminen çalışma ve kanun değişikliği yapılması için

CUMHURBAŞKANLIĞI ve TBMM BAŞKANLIĞI başta olmak üzere İÇİŞLERİ

BAKANLIĞI ile YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, BAŞVURAN ile CUMHURBAŞKANLIĞI’NA, TBMM BAŞKANLIĞI’NA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA ve YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi