ÖZET: Başvuranın, askerlik hizmeti sırasında yaşadığı yaralanma nedeniyle vazife malullüğü talebi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından reddedilmiştir. Başvurunun gerekçesi, başvuranın 4/1-(b) kapsamındaki hizmetleri için prim borcunu ödememesi ve bu nedenle söz konusu hizmetlerin geçerliliğinin olmamasıdır. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Sağlık Yeteneği Yönetmeliği çerçevesinde, başvuranın askerliğe elverişli olmadığına dair bir rapor bulunmamaktadır. İlgili belgeler incelendiğinde, yaralanma olayıyla ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamış, başvuranın normal askerlik görevini tamamlayarak terhis olduğu tespit edilmiştir.

SGK, vazife malullüğünün tespiti için gerekli belgeleri talep etmiş, ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından sağlanan belgelerde başvuranın yaralanma olayına dair bir bilgiye ulaşılmamıştır. Bu nedenle, başvuranın vazife malulü sayılması için gerekli şartların sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme sonucunda, başvuranın vazife malullüğü talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın iddia ettiği yaralanma olayına dair yeterli bilgi ve belge olmaması nedeniyle vazife malullüğü talebi reddedilmiştir. İlgili idare, başvuranın durumunu değerlendirirken iyi yönetim ilkelerine uygun hareket etmiş, ancak başvuru yollarının belirtilmemesi nedeniyle bu ilkeye tam olarak uyulmamıştır. Başvuran, ret kararına karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

hizmetinin bulunduğu, ancak 4/ 1-(b) kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödemediğinden bu hizmetlerin henüz geçerli olmadığı, başvuran hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Sağlık

Yeteneği Yönetmeliği uyarınca alınmış askerliğe elverişli olmadığına dair herhangi bir rapor bulunmadığı, iddia edilen yaralanma olayıyla ilgili olay yeri tespit tutanağı, ayrıntılı kaza raporu, olay esnasında görevli olduğunu gösterir belgeler, olay günü kıta amirince onaylanması gereken olay zabıt varakası, olay yeri krokisi gibi askerlik görevinin neden ve etkisi ile malul olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, başvuranın iddia ettiği yaralanma olayı sonrasında askerlik hizmetine devam edip normal askerlik görevini tamamlayarak terhis olduğu, bu gerekçelerle durumunun Kurum Sağlık Kurulunca ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca incelenmediği, başvuran hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı, 5510 sayılı Kanunun Geçici 18’inci maddesinde, “İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/ 6/ 1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur(…)” hükmüne yer verildiği, 5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanununun 56’ncı maddesinin “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil)

sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine (…) aylık bağlanır (…)” hükmü ile askerlik görevi sırasında ve askerlik görevinin neden ve etkisi ile yaralanarak veya rahatsızlanarak malul hale gelen erbaş ve erlere vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanacağının düzenlendiği, öte yandan 5434 sayılı Kanunun mülga 44’üncü maddesinde “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır (…)” hükmünün, anılan Kanunun 45’inci maddesinde

“ 44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir .” hükmünün, anılan

Kanunun 48’inci maddesinde ise “Vazife malullükleri :

2 / 7a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan;

b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından; doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (adi malullük) hükümleri uygulanır .” hükmünün yer aldığı, vazife malullüğünün tespiti için SGK’ca ilgili kurumlardan Vazife Malullüklerini Belirten

Usul ve Belgeler Hakkında Tüzük uyarınca sağlık kurulu raporu, olay yeri tespit tutanağı, ifade tutanağı, olay esnasında görevli olduğunu gösterir belgeler, terhis belgesi, idari tahkikat raporu, savcılık iddianamesi, mahkeme kararı gibi bilgi ve belgeler talep edildiği, bu usul çerçevesinde

25.10.2017 tarihli yazıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığından olay yeri tespit tutanağı, idari tahkikat

raporu, ilk tıbbi tedavi belgeleri ve birlik revir kayıtlarının gönderilmesinin talep edildiği, Kara

Kuvvetleri Komutanlığı tarafından gönderilen cevabi yazıda başvuranın hava değişimi ve sıhhi izin sonrasında birliğine katılarak askerlik hizmetini tamamladığı, yaralanma olayıyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bu sebeple herhangi bir işlem yapılamayacağının başvurana bildirildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla vazife malullüğü talebinin reddine ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmektedir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” hükmüne yer verilmektedir .

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında , “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” hükmü yer almaktadır .

5. 5510 sayılı Kanunun Geçici 18’inci maddesinde, “İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/ 6/ 1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik

Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp

3 / 7malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında

bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur(…)” hükmüne yer verildiği görülmektedir .

6. 5434 sayılı Kanunun mülga 44’üncü maddesinde “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır (…)” hükmüne; anılan Kanunun 45’inci maddesinde “ 44 üncü maddede yazılı malullük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir .” hükmüne; anılan

Kanunun 48’inci maddesinde “Vazife malullükleri :

a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından; doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (adi malullük) hükümleri uygulanır .” hükmüne; anılan

Kanunun 50’nci maddesinde, “İştirakçilerin her çeşit malullükleri ve ihtisasa taallük eden hastalıklar kuruluşu tam olan hastanelerin sıhhi heyetlerinin raporu ile belirtilir (…)” hükmüne; anılan Kanunun 51’inci maddesinde, “Vazife malullüklerinin vazifeden doğmuş olduklarının raporla anlaşılamaması halinde bunların 45 inci maddedeki sebep ve şartlar altında doğduğu ve 48 inci maddedeki hallerin de bulunmadığı tüzükte gösterilecek usul ve belgelere göre belirtilir .” hükmüne; anılan Kanunun 56’ncı maddesinde “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek

Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine (…) aylık bağlanır (…)” hükmüne yer verilmektedir .

7. Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında Tüzüğün 1’inci maddesinde, “ 5434 sayılı kanunun 45 inci maddesinin “a” fıkrasına giren vazife malüllükleri, aşağıda yazılı usul ve

4 / 7belgelere göre belirtilir .

1 – a) Mesleki hastalıklar,

b) Vazife tesiriyle vücutlarında ve ruhi hallerinde hasıl olan arızalar, c) Tedavisi imkansız hastalıklar, yüzünden doğan malüllükler, kanunun 50 nci maddesine göre düzenlenen raporlarla tesbit edilir . Şu kadar ki kurumlarca malülün sağlık kurullarına sevkinde lüzumlu bilgiler verilmekle beraber raporlarda da; malüllüğü doğuran hastalığın mahiyeti, doğuş sebebi, çalışma yerlerinin ve şartlarının tesirleri ve malüllüğün keyif verici içki ve her çeşit maddeleri kullanmaktan doğmadığı açıkça yazılır .

2 – Kanunun 45 inci maddesinin “a” fıkrasına girip de yukarda 1 inci bentte yazılı hastalıklar dışında

kalan ve vazifenin yapılması sırasında vazifeden doğma sebeplerle yaralanma, kırılma, yanma, boğulma, zehirlenmeler gibi arızalar üzerine tedavi veya ameliyat neticesinde malül kalanlara ait raporlara : İlgili kurumun, malüllüğün vazifenin ifası sırasında vukubulan hadiseden doğduğunu belirten yazısiyle hadise mahallinde düzenlenen tutanağın aslı veya tasdikli bir sureti (tutanak tanzimine imkan olmayan hallerde zabıta veya adli ve icabına göre idari tahkikat evrakının tasdikli bir örneği) eklenir .” hükmü yer almaktadır .

8. TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Yükümlüler hakkında “Ertesi Yıla Bırakma”, “Sevk Geciktirme” veya “Askerliğe Elverişli Değildir” kararlı sağlık raporlarını tanzim etmeye yetkili makam, asker hastanesi sağlık kuruludur (…)” hükmüne yer verilmektedir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme neticesinde; başvuran tarafından iddia edilen yaralanma olayına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, başvuranın başka rahatsızlıklar sebebiyle sağlık kuruluşlarına sevk edildiği, tedavi süreci sonunda askerlik vazifesini itmam ettiği, vazifesini yapamayacak duruma girmediği anlaşıldığından vazife malullüğü talebinin reddedilmesine ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak Ret Kararı verilmesi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran tarafından 2007 yılında askerlik görevini yerine getirirken yaralandığından bahisle vazife malullüğü talebinde bulunulmaktadır . Söz konusu talebin SGK tarafından 19.12.2017 tarihli yazıyla reddedildiği anlaşılmaktadır .

11. 5510 sayılı Kanunun Geçici 18’inci maddesinde, ilgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar

5 / 75434 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten

kaldırılan maddeleri dâhil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunacağı hükmüne yer verilmektedir .

12. Bu çerçevede 5434 sayılı Kanunun malullüğünü düzenleyen 44’üncü maddesinde, her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hâsıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denileceği ve haklarında bu kanunun malullüğe ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmaktadır .

Anılan Kanunun 45’inci maddesinde, malullüğün özel sebeplere bağlı olarak ortaya çıkması halinde vazife malullüğünün söz konusu olacağı belirtilmektedir . Buna göre, malullük; iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa, vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa, kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa, fabrika, atölye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa buna vazife malullüğü denilmektedir . Buna ilaveten 5434 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinde, muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dâhil)

sevkleri sırasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre aylık bağlanacağı öngörülmektedir . Diğer yandan Kanunun 48’inci maddesinde, vazife malullüğü keyif verici içki ve her çeşit madde kullanmaktan, kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiilleri yapmaktan, intihara teşebbüsten, kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak ya da zarar vermek maksadından doğmuş olursa bunlara uğrayanlara adi malullük hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmektedir .

13. Başvuranın talebiyle ilgili olarak SGK tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan olay yeri tespit tutanağının, idari tahkikat raporunun, ilk tıbbi tedavi belgelerinin ve birlik revir kayıtlarının talep edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 30.11.2017 tarihli yazı ile söz konusu belgelerin gönderildiği, belgelerin incelenmesi üzerine başvuranın hava değişimi ve sıhhi izin sonrasında birliğine katılarak askerlik hizmetini tamamladığı, ayrıca başvuran tarafından iddia edilen yaralanma olayına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği iddia edilen yaralanma olayına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından vazife malullüğü talebinin reddedildiği görülmektedir .

14. Başvuranın vazife malulü sayılabilmesi, öncelikle vücudunda hâsıl olan arıza veya düçar olduğu tedavisi imkânsız hastalık yüzünden vazifesini yapamayacak duruma girmiş olması, ikinci olarak ise bu durumun silah altında bulunduğu esnada veya celp ve terhisinde sevki sırasında ortaya çıkmış olması gerekmektedir . Başvuran tarafından her ne kadar top namlusu temizliği yaptığı sırada namlunun sol tarafına çarpması neticesinde yaralandığı, parmaklarını kullanamaz duruma geldiği, bu rahatsızlıkları sebebiyle önce Gümüşsuyu Askeri Hastanesine, sonra da GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesine sevk edildiği ifade edilse de ilgili idareden temin edilen belgeler incelendiğinde, iddia edilen yaralanma olayına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, başvuranın

Gümüşsuyu Askeri Hastanesi Psikiyatri Bölümüne epilepsi ve depresif kişilik bulgusu ile sevk edildiği, yine 02.07.2007 tarihinde epilepsi bulgusu ile Gümüşsuyu Askeri Hastanesine, 09.07.2007 tarihinde de aynı gerekçeyle GATA Askeri Hastanesi Nöroloji Bölümüne sevk edildiği

6 / 7görülmektedir . Tedavi sürecinde başvurana memleket izni ve istirahat izni verildiği, sonrasında

birliğine katıldığı, askerlik görevini itmam ettiği ve 09.06.2008 tarihinde terhis edildiği anlaşılmaktadır .

15. Sonuç olarak başvuran tarafından iddia edilen yaralanma olayına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, başvuranın başka rahatsızlıklar sebebiyle sağlık kuruluşlarına sevk edildiği, tedavi süreci sonunda askerlik vazifesini itmam ettiği, vazifesini yapamayacak duruma girmediği anlaşıldığından vazife malullüğü talebinin reddedilmesine ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup SGK’dan istenen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, anılan idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, gerekçeli karar verme, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, dolayısıyla iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarelerin bu ilkeye de uyması beklenmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara

İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi