|
ÖZET: Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiş olup, başvuranın Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptığı vazife malullüğü ve nakdi tazminat talebiyle ilgilidir. Başvuran, 23 Ocak 1982 tarihinde askerlik görevini yerine getirirken yaralandığını, sol gözünü kaybettiğini ve %45 oranında sürekli engelli raporu aldığını iddia etmektedir. Ancak, SGK tarafından yapılan incelemelerde, başvuranın vazife malulü sayılabilmesi için gerekli belgelerin eksik olduğu belirtilmiştir. Başvurunun kabul edilmemesi, olayla ilgili yeterli delil olmaması nedeniyle gerçekleşmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın yaralanma olayına dair yalnızca terhis belgesi ve sağlık raporu bulabildiğini, diğer belgelerin temin edilemediğini ifade etmiştir. Bu durum, başvuranın vazife malullüğü talebinin reddedilmesine sebep olmuştur. Ayrıca, başvuranın nakdi tazminat talebi de, gerekli belgelerin bulunmaması ve zaman aşımının dolması nedeniyle kabul edilmemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun yeniden değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin makul bir süre içinde yapılması hususunda tavsiyede bulunmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 5627-5627
BAŞVURU NO : 2018/10328
KARAR TARİHİ : 04/03/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Vazife malullüğü ve nakdi tazminat talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 15/08/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde gerçek kişiler için başvuru formuyla yapılan başvuruda, başvuran vekili; Müvekkilinin Aydın … Jandarma Er Eğitim Taburu 11. Bölük
Komutanlığında Jandarma eri olarak görevini yerine getirdiği dönemin 8. ayında 23/01/1982 günü saat 21.00’ da görevli olduğu sırada kendisine ateş edilmesi sonucunda yaralanması sonucunda ilk tedavisinin Aydın Devlet Hastanesinde yapılmasının ardından Aydın .. J. Er.
Eğt. Tb. K.lığının 26/01/1982 gün Loj: … Yazısı ile İzmir 800 yataklı Asker hastanesinde tedavisine başlanmış, vücudunda 8 adet saçma tespit edilmiş olup neticesinde ameliyat olmuş ve sol gözünün görme yetisini kaybettiğini, 26/01/1982-08/03/1982 tarihleri arasında tedavisi devam etmiş olduğunu, 05/03/1982 tarihli ve … no.lu Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Raporu ile askerliğe elverişli değildir raporu verilerek görev başında iken yaşadığı yaralama neticesinde organ kaybı bulunduğundan sakattan terhis edildiğini, Müvekkil 20/04/1982 tarihi itibariyle vazife başında iken malulen terhis edilmiş olmasına rağmen ve Erzurum Numune
Hastanesi’ nin 20/01/1992 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile %45 oranında sürekli engelli olduğu halde kendisine emeklilik maaşının bağlamadığını, Müvekkilinin 36 yıl önce vazife malulü (gazi) olması gerekirken halen tescil kaydının olduğunu ve prim ödemekte olduğunu, müvekkilinin askerlik sürecinde nöbette iken yaşamış olduğu silahlı yaralanma olayının izlerinin halen devam etmekte olduğunu, sol gözünü tamamen kaybetmiş ve halen gözünde tüfek saçmaları bulunmakta olduğunu ve mağduriyetinin devam ettiğini belirterek müvekkilin vazife malulü olduğunun kabulünü, vazife malulü olması ve sürekli sakatlığı bulunmasından kaynaklı olarak emekli maaşı bağlanmasını, bugüne kadar ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsilini, bugüne kadar -sebepsiz yere- ödediği sigorta primlerinin günümüz birim değerine oranla hesaplanarak iadesini, vazife sırasında yaralanma sebebiyle sürekli sakatlığı söz konusu olduğundan ötürü nakdi tazminat verilmesini talep etmektedir. II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI 2. Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire
Başkanlığının konuya ilişkin 20/12/2018 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun geçici 18 inci maddesi;
“İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı
Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu
Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. …” hükmünün amir olduğu, 2.2. Bu kapsamda, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesinin; “Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malülü olmaları halinde kendilerine, … aylık bağlanır…” hükmü ile askerlik görevi sırasında ve askerlik görevinin neden ve etkisi ile yaralanarak veya rahatsızlanarak malul hale gelen erbaş ve erlere vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanacağı düzenlendiği, öte yandan, yine 5434 sayılı Kanunun
“Malüllük” başlığı altındaki mülga 44 üncü maddesi; “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun mâlüllüğe ait hükümleri uygulanır….” hükmünün uygulanacağı, 2.3. Aynı Kanunun vazife malulü sayılmayı gerektiren halleri düzenleyen mülga 45 inci maddesi kapsamında malullüğün şartları taşıması halinde buna (Vazife mâlüllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife mâlülü)
denileceğinin, ayrıca, vazife malulü sayılmaya engel hallerin belirlendiği Kanunun mülga 48 inci maddesi hükümlerini taşıyanlar hakkında ise (Adi mâlüllük) hükümlerinin uygulanacağının, 2.4. Bu maddeler ile her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak (askerlik görevini yapmayacak) duruma girdiklerine, Kurumumuz Sağlık Kurulunca karar verilenler malul olarak kabul edilmiş, söz konusu maluliyeti 45 inci maddede yazılan nedenlerden dolayı oluştuğu (görevlerinin neden ve etkisiyle meydana geldiği) tespit edilenler ise vazife malulü olarak tanımlanmış, ayrıca hangi durumlarda vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı ise ayrıca düzenlendiği, 2.5. Diğer taraftan, 08/11/1951 tarihli ve 7951 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında
Tüzük” hükümleri uyarınca, vazife malullüğünün tespiti için, Kurumumuzca ilgili kurumlardan; sağlık kurulu raporu, olay yeri tespit tutanağı, ifade tutanağı, olay esnasında görevli olduğunu gösterir belgeler, terhis belgesi, idari tahkikat raporu, savcılık iddianamesi, mahkeme kararı gibi bilgi ve belgeler talep edilmekte olduğu, 2.6. Yukarıda yer alan tüm bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde ilgilinin dosyasının tetkikinde; avukatı tarafından ilk olarak 18/08/2017 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren 18/08/2017 tarihli dilekçe ile, adı geçenin askerlik hizmeti sırasında kendisine ateş edilmesi sonucu yaralandığından bahisle aylık bağlanması talebinde bulunulduğu, 2.7. Söz konusu talep kapsamında ilgilinin durumunun incelenebilmesi için 21/11/2017 tarihli yazımız ile Jandarma Genel Komutanlığından ilgilinin konuyla ilgili daha önceki başvuruları, olay yeri tespit tutanağı, idari tahkikat raporu, mahkeme kararı, görgü tanıklarının ifade tutanakları, ilk tıbbi tedavi belgeleri ve olay anında görevli olduğuna dair emir örneklerinin, aynı tarihli yazımız ile Milli Savunma Bakanlığından terhis teskeresi, ilk müdahale ve hava değişimi raporları, olay yeri tespit tutanağı, idari tahkikat raporu, mahkeme kararı, görgü tanıklarının ifade tutanakları, ilk tıbbi tedavi belgeleri ve olay anında görevli olduğuna dair emir örneklerinin gönderilmesinin talep edildiği, 2.8. Cevaben alınan 15/12/2017 ve 21/12/2017 tarihli yazılarda, olayla ilgili sadece terhis belgesi, sağlık kurulu raporu ve rapor defterine ulaşıldığı, ancak diğer bilgi ve belgelere rastlanmadığının bildirildiği, bunun üzerine 25/01/2018 tarihli yazımız ile Aydın Valiliğinden ilgilinin yaralanması olayına ilişkin olay tutanağı, idari tahkikat raporu ve ifade tutanaklarının, aynı tarihli yazımız ile Aydın Devlet Hastanesinden ilgilinin görmüş olduğu tedaviye ilişkin belgelerin gönderilmesinin talep edildiği, Aydın Devlet Hastanesinden cevaben alınan 01/02/2018 tarihli yazıda ilgiliye ait tedavi bilgilerinin bulunmadığının bildirildiği, sonrasında muhtelif tarihli yazılarımız ile ilgili kurumlardan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği, ancak ilgilinin aylık bağlanma talebine konu yaralanma olayına ilişkin yukarıda söz edilen belgeler dışında herhangi bir bilgi ve belgenin temin edilemediği, 2.9. Bu kapsamda ilgilinin vazife malullüğü talebinin Kurumumuz Vazife Malullüğü Tespit
Kurulunca 07/11/2018 tarih ve … sayı incelenerek; “…ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar neticesinde, olay öyküsü kendi ifadesine göre yazılmış sağlık kurulu raporu, terhis belgesi ve hasta kabul ve taburcu teskeresi dışında Vazife Malullüklerini Belirten Usul Ve Belgeler
Hakkında Tüzük hükümlerine göre, olay tarihinde düzenlenmiş olay tutanağı, görgü tanıklarına ait ifade tutanakları gibi vazife malullüğünü tevsik edici bilgi ve belgeleri bulunmayan …
hakkında, 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına…” karar verilerek, adı geçen hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanamayacağının tespit edildiği, 2.10. Bu itibarla, aylık bağlanmasına esas talebe ilişkin yaralanma olayıyla ilgili veya rahatsızlığının askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmayan ilgili hakkında, Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 2.11. Bilindiği üzere, 5434 sayılı Kanunun mülga 49 uncu maddesi; “Vazife mâlüllükleri, doğdukları tarihlerden itibaren en çok bir yıl içinde, iştirakçiler veya bunların ana, baba, karı, koca, çocuk, kardeş veya kurumları tarafından yazı ile Sandığa bildirilir. Bildirilmediği takdirde bu mâlüllüklere uğrayanlar hakkında (Adi mâlüllük) hükümleri uygulanır. “Erler için bu müddet bir buçuk yıldır. …” 2.12. Yukarıdaki süreleri geçirenlerden, T.C. Emekli Sandığına yazı ile başvuranlara, vazife malüllüklerini belgelemeleri ve müstehak olmaları şartıyla müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren vazife malüllüğü aylığı bağlanır. Bunlara geçmiş süreler için aylık, aylık farkı ve emekli ikramiyesi veya farkı ödenmez.” Hükmünün mevcut olduğunu, 2.13. Aynı Kanuna 04/04/1998 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4354 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen geçici 203 üncü maddesi; “Bu kanunun yürürlük tarihinden önce, 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen süreler içerisinde müracaat edilmemiş olması sebebiyle haklarında vazife malüllüğü hükümleri uygulanmamış olanların, vazife malüllüklerinin bu Kanunun ilgili maddesine göre tevsik edilmesi şartıyla
T.C. Emekli Sandığına müracaatları tarihini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır.
Ancak geçmiş süreler için aylık, aylık farkı ve emekli ikramiyesi veya farkı ödenmez.”
Hükmünün amir olduğu, 2.14. Yukarıda yer alan hükümlere göre, ilgilinin Kuruma ilk defa 11/09/2017 tarihinde Kurum kayıtlarına giren 18/08/2017 tarihli dilekçesi ile askerlik hizmeti sırasında yaralandığından bahisle tarafına aylık bağlanması talebinde bulunduğundan, ilgilinin vazife malul kabul edilmesi halinde tarafına bu tarihten itibaren tarafına aylık bağlanacak olup, sosyal güvenlik kanunlarında bağlanan aylıklara ilişkin faiz ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığından faiz tahakkuku yapılmasına imkan bulunmadığı, 2.15. 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi; “…Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. …” hükmünü amir olup, ilgilinin sigortalı olarak çalıştığı süreler karşılığında ödediği zorunlu sigorta primleri yanlış veya yersiz alınmış olmadığından bu primlerin iadesinin söz konusu olamayacağı, 2.16. Ayrıca, ilgilinin vazife malullüğü aylığı bağlanması talebi kabul edilmiş olsaydı dahi ilgiliye başvurusunun Kurum kayıtlarına girdiği 11/09/2017 tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanacağından ve ilgilinin Kuruma tabi son çalışması 04/02/2013 tarihinde sona erdiğinden, ilgiliye herhangi bir prim iadesi yapılmasına kanunen imkan bulunmadığı, 2.17. İlgilinin nakdi tazminat talebi hakkında; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında sayılan görevlerde bulunanların yine aynı Kanunda belirtilen işleri yapmakta iken yaralanmaları, malul hale gelmeleri veya vefat etmeleri halinde
İçişleri Bakanlığı veya ilgililerin bağlı olduğu bakanlık veya kurum tarafından ödenmekte olan bir tazminat olup, Kurumumuzca ilgilinin nakdi tazminat ödenmesi yönündeki talebine ilişkin olarak belirtilecek bir görüş bulunmadığı, 2.18. İlgili ile Kurumları arasında ilgilinin başvurusuna ilişkin yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış bir uyuşmazlık bulunmadığı, İfade edilmiştir.
3. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının konuya ilişkin 31/10/2018 tarih ve
4266810 sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
3.1. TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından iletilen bilgi ve belge talebinin ekinde yer alan belgelere ek olarak vazife malullüğünün incelenmesine esas oluşturan mevcut bilgi ve belgelerin iletildiği, 3.2. Başvuran ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında başvuru konusu kapsamında yargı organlarında dava kaydına ilişkin bilgi bulunmadığı, 3.3. Vazife malullüğü durumunun tespiti ile bu kapsamda aylık bağlamaya yetkili kurumun
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı olması nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığınca yapılacak bir işlemin bulunmadığı, 3.4. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığının konuya ilişkin 31/10/2018 tarih ve …
sayılı yazısı ve ekinde yer alan Jandarma Genel Komutanlığının 18/10/2018 tarihli ve … sayılı
Emeklilik Şube Müdürlüğü hitaplı yazısında; 3.4.1. Yapılan inceleme neticesinde; Jandarma Genel Komutanlığının arşiv kayıtlarında, terhisli J. Er …’ ın askerlik görevini yapmakta iken yaralandığı teyit eder nitelikte herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, 3.4.2. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve bu kanuna istinaden çıkarılan Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik gereğince iç güvenlik ve asayişin temini, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki, trafik ve yol güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlama görevlerinin ifası sırasında ve bu görevlerin sebep ve tesiriyle yaralananlar ve sakat kalanlar ile hayatını kaybedenlerin yasal mirasçılarına nakdi tazminat ödenmekte olduğu, 3.4.3. Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında yönetmeliğin, “Tazminat Tahakkukuna
Esas Teşkil Eden Belgeler” başlıklı 17 nci maddesinde; sakatlanmalarda; olayın cereyan tarzını ve yaralanmaya konu teşkil eden durumu açıklayan ayrıntılı olay tutanağı, görev emri ve Sosyal
Güvenlik Kurumunca tespit edilecek maluliyet derecesini gösteren kesin işlemli sağlık raporunun bulunması gerektiğinin belirtildiği, 3.4.4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72. maddesi ile tazminat isteminin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alındığı, 3.4.5. Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; nakdi tazminat tahakkukuna esas teşkil eden belgelerin Jandarma Genel Komutanlığı arşiv kayıtlarında bulunmaması, terhisli J.Er …’ ın yaralanmasına neden olan olayın 23 Ocak 1982 tarihinde meydana gelmiş olması ve Türk
Borçlar Kanun uyarınca genel zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle başvuru sahibine nakdi tazminat ödenmesi hususunda Jandarma Genel Komutanlığınca yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı, 3.4.6. 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek-8 inci maddesi ile askerlik yükümlülüğünü yerine getirenlerden; askerliğe sevk edildiği tarihten, askerlik hizmet süresinin bitiş tarihine kadar sakatlanma sebebiyle süresinden önce terhis edilenlere veya süresinde terhis edilmiş olsa bile yapılan tedaviye rağmen askerliğe elverişsiz hâle gelecek şekilde sakatlanmış olanlara, 5434 veya 5510 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmamış ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve
Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında tazminat ödenmemiş olması kaydıyla; 1053 sayılı Vazife Malullüklerinin Nevileri ve Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine tespit edilecek sakatlık derecelerine göre hesaplanacak miktarda bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödeneceği ve söz konusu hükmün 31 Temmuz 2013 tarihinden sonra meydana gelen olaylarda uygulanacağının düzenlendiği, 3.4.7. Bu kapsamda; terhisli J.Er … ‘ a 1111 sayılı Askerlik
Kanunu kapsamında tazminat ödenmesi hususunda Jandarma Genel Komutanlığınca yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı, Bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Vatan Hizmeti” başlıklı 72 nci maddesinde:
“ Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.” 5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun geçici 18 inci maddesinde; “İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik
Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. …”
7.1. 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde:
“…Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. …” 8. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesinde;
“Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malülü olmaları halinde kendilerine, … aylık bağlanır…” hükmü ile askerlik görevi sırasında ve askerlik görevinin neden ve etkisi ile yaralanarak veya rahatsızlanarak malul hale gelen erbaş ve erlere vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanacağı…” 8.1. 5434 sayılı Kanunun “Malullük” başlığı altındaki mülga 44 üncü maddesinde: “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun mâlüllüğe ait hükümleri uygulanır….” 8.2. 5434 sayılı Kanunun vazife malulü sayılmayı gerektiren halleri düzenleyen mülga 45
inci maddesinde:
“44 üncü maddede yazılı mâlüllük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç) Fabrika, atelye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Vazife mâlüllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife mâlülü) denir.” 8.3. 5434 sayılı Kanunun vazife malulü sayılmaya engel hallerin belirlendiği Kanunun
mülga 48 inci maddesinde:
“Vazife mâlüllükleri:
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan c) Yasak fiilleri yapmaktan ç) İntihara teşebbüsten d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından, Doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (Adi mâlüllük) hükümleri
uygulanır.” 8.4. 5434 sayılı Kanunun mülga 49 uncu maddesinde:
“Vazife mâlüllükleri, doğdukları tarihlerden itibaren en çok bir yıl içinde, iştirakçiler veya bunların ana, baba, karı, koca, çocuk, kardeş veya kurumları tarafından yazı ile Sandığa bildirilir. Bildirilmediği takdirde bu mâlüllüklere uğrayanlar hakkında (Adi mâlüllük)
hükümleri uygulanır. “Erler için bu müddet bir buçuk yıldır. …” 9. 5434 sayılı Kanuna 04/04/1998 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 4354 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen geçici 203 üncü maddesinde:
“Bu kanunun yürürlük tarihinden önce, 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen süreler içerisinde müracaat edilmemiş olması sebebiyle haklarında vazife malüllüğü hükümleri uygulanmamış olanların, vazife malüllüklerinin bu Kanunun ilgili maddesine göre tevsik edilmesi şartıyla T.C. Emekli Sandığına müracaatları tarihini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Ancak geçmiş süreler için aylık, aylık farkı ve emekli ikramiyesi veya farkı ödenmez.” 10. 08/11/1951 tarihli ve 7951 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında Tüzük kapsamında, vazife malullüğünün tespitinde: “Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili kurumlardan; sağlık kurulu raporu, olay yeri tespit tutanağı, ifade tutanağı, olay esnasında görevli olduğunu gösterir belgeler, terhis belgesi, idari tahkikat raporu, savcılık iddianamesi, mahkeme kararı gibi bilgi ve belgelerin istenilebileceği…” 11. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde ve bu kanuna istinaden çıkarılan Nakdi Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Yönetmelik gereğince:
“..iç güvenlik ve asayişin temini, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki, trafik ve yol güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlama görevlerinin ifası sırasında ve bu görevlerin sebep ve tesiriyle yaralananlar ve sakat kalanlar ile hayatını kaybedenlerin yasal mirasçılarına nakdi tazminat ödenmektedir.” 12. Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında yönetmeliğin, “Tazminat
Tahakkukuna Esas Teşkil Eden Belgeler” başlıklı 17 nci maddesinde;
“olayın cereyan tarzını ve yaralanmaya konu teşkil eden durumu açıklayan ayrıntılı olay tutanağı, görev emri ve Sosyal Güvenlik Kurumunca tespit edilecek maluliyet derecesini gösteren kesin işlemli sağlık raporunun bulunması gerektiği”
13. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72. maddesinde:
“tazminat isteminin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı”
14. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 1 inci maddesinde:
“Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa
mecburdur.” 15. 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek-8 inci maddesinde:
“askerlik yükümlülüğünü yerine getirenlerden; askerliğe sevk edildiği tarihten, askerlik hizmet süresinin bitiş tarihine kadar sakatlanma sebebiyle süresinden önce terhis edilenlere veya süresinde terhis edilmiş olsa bile yapılan tedaviye rağmen askerliğe elverişsiz hâle gelecek şekilde sakatlanmış olanlara, 5434 veya 5510 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmamış ve
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında tazminat
ödenmemiş olması kaydıyla; 1053 sayılı Vazife Malullüklerinin Nevileri ve Dereceleri
Hakkında Nizamname hükümlerine tespit edilecek sakatlık derecelerine göre hesaplanacak miktarda bir defaya mahsus olmak üzere tazminat ödeneceği”
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
17. Başvuranın askerlik vazifesini yapmakta olduğu sırada, 23/01/1982 günü saat 21.00’ da görevli iken kendisine ateş edilmesi sonucunda yaralandığı ve bu yaralanma sonucunda sol gözünü tamamen kaybettiği ve halen gözünde tüfek saçmaları bulunmakta olduğu yönündeki iddiasının başvuran açısından 5434 sayılı Kanunun vazife malulü sayılma hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu ile yine aynı iddianın 2330 sayılı
Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında başvurana hak sağlayıp sağlamayacağı konularının açıklığa kavuşturulması noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
18. Başvuranın askerlik görevini sırasında yaralanma ve organ kaybı iddiasının vazife malullüğü kapsamında değerlendirilmesi hususunda: Somut olay dosya kapsamında incelendiğinde, başvuranın 01/07/1981 tarihinde askerlik vazifesini yapmak üzere askerlik şubesine sevk edildiği, 06/07/1981 tarihinde eğitim birliğine katıldığı, 20/04/1982 tarihinde ise sağlık durumu açısından “sakattan terhis” edildiği anlaşılmaktadır.
19. Başvuranın sağlık durumu açısından terhisine dayanak teşkil eden Türk Silahlı
Kuvvetleri sağlık raporunda: “8 aylık jandarma eri olup ilk sıhhi işlemidir. 23/01/1983 günü saat 21.00 da görevli olduğu sırada kendisine ateş edildiğini ve yaralandıktan sonra Aydın
Devlet Hastanesine yatırılarak tedavi edildiğini ifade etmektedir. Sol gözünün ağrıması ve görmemesinde yakınmaktadır…. Yapılan muayenesinde : sağ göz sağlam görmesi tam. Sol gözde konjunktiva kamotil, saat 6.00 hizasında perfore ön kamera normal lens saydam vitreus
içi hamoraji mevcut,. Fundus tetkik edilemiyordu. Işık hissi mevcut değildi. Röntgen tetkikinde:
1 tanesi bulbus içinde muhtemelen diğerleri cilt altında olmak üzere 3 adet saçma
mevcuttur.26/01/1982 gün ve 15 prot. No.lu ameliyat ile sol gözdeki perforasyon repare edildi
.posto peratif dönemde. Ön kamerada + hücre vitreus içinde erganiza hamoroji ile dolu.
Sempatik eftalmi ihtimali nedeniyle 18/02/1982 günü ve 16 prot. No.lu ameliyatla enüklee edildi, sokete 18 no.lu … tipi akrilik implant yerleştirildi. Taburcu olurken yapılan muayenesinde. Sağ göz sağlam görmesi tam. Sol göz enüklee olup ışık hissi mevcut değildir.” ifadelerine yer verilmek suretiyle başvuranın askerliğe elverişli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup Başvuranın hasta kabul ve taburcu tezkeresinden 05/03/1982 tarihinde hastaneden çıkışının yapıldığı anlaşıldığından raporda 23/01/1983 olarak belirtilen olay tarihinin sehven 1 yıl geç yazıldığı değerlendirilmektedir.
20. Başvuran vazife malullüğünün tespiti kapsamında 18/08/2017 tarihinde Sosyal
Güvenlik Kurumu kayıtlarına giren 18/08/2017 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunduğu, talep kapsamında başvuranın durumunun incelenebilmesi için 21/11/2017 tarihli Sosyal Güvenlik
Kurumu yazısı ile Jandarma Genel Komutanlığından ilgilinin konuyla ilgili daha önceki başvuruları, olay yeri tespit tutanağı, idari tahkikat raporu, mahkeme kararı, görgü tanıklarının ifade tutanakları, ilk tıbbi tedavi belgeleri ve olay anında görevli olduğuna dair emir örneklerinin, aynı tarihli yazımız ile Milli Savunma Bakanlığından terhis teskeresi, ilk müdahale ve hava değişimi raporları, olay yeri tespit tutanağı, idari tahkikat raporu, mahkeme kararı, görgü tanıklarının ifade tutanakları, ilk tıbbi tedavi belgeleri ve olay anında görevli olduğuna dair emir örneklerinin gönderilmesinin talep edildiği, anılan talep yazısına cevaben alınan 15/12/2017 ve 21/12/2017 tarihli yazılarda, olayla ilgili sadece terhis belgesi, sağlık kurulu raporu ve rapor defterine ulaşıldığı, ancak diğer bilgi ve belgelere rastlanmadığının bildirildiği, yine Sosyal Güvenlik Kurumunca Aydın Devlet Hastanesinden ilgilinin görmüş olduğu tedaviye ilişkin belgelerin gönderilmesinin talep edildiği, Aydın Devlet Hastanesinden cevaben alınan 01/02/2018 tarihli yazıda ilgiliye ait tedavi bilgilerinin bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
21. Sosyal Güvenlik Kurumunca “…ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar neticesinde, olay öyküsü kendi ifadesine göre yazılmış sağlık kurulu raporu, terhis belgesi ve hasta kabul ve taburcu teskeresi dışında Vazife Malullüklerini Belirten Usul Ve Belgeler Hakkında Tüzük hükümlerine göre, olay tarihinde düzenlenmiş olay tutanağı, görgü tanıklarına ait ifade tutanakları gibi vazife malullüğünü tevsik edici bilgi ve belgeleri bulunmayan … hakkında,
5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına…”
karar verilerek, aylık bağlanmasına esas talebe ilişkin yaralanma olayıyla ilgili veya rahatsızlığının askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmayan başvuranın talebinin ilgili idare tarafında ret edildiği anlaşılmaktadır.
22. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Vatan Hizmeti” başlıklı 72 nci maddesinde “Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir…” ifadesine yer verilmek suretiyle askerlik vazifesinin vatandaşlar açısında hem hak hem de bir ödev niteliğinde olduğu, 1111 sayılı Askerlik
Kanununun 1. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur.” düzenlemesi gereğince anılan hizmetin bir yükümlülük niteliğinde olduğu ve gerekli şartları taşıyan Türk vatandaşlarının askerlik vazifesini yerine getirmesinin zorunluluk teşkil ettiği anlaşılmaktadır. 23. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
6 ncı maddesinde yer alan herkesin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü
olduğu kuralı gereğince başvuranın zorunlu askerlik vazifesini yerine getirdiği sırada yaralandığı iddiasının ispatı yükü altında bulunduğu ancak olay kapsamında ulaşılan sakattan terhis belgesi, sağlık kurulu raporu ve rapor defterin de yer alan bilgilerin askerlik vazifesinin gerçekleştirildiği döneme ait olması (01/07/1981-20/04/1982) durumu ile birlikte değerlendirildiğinde olayın askeri alan içerinde ve askerlik görevinin yerine getirildiği sırada gerçekleştiği yönünde karine teşkil ettiği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda karinenin ispatsızlığın sonuçları ile bir ilgisi olmayıp karinelerin ispatı kolaylaştırır nitelikte olması sebebiyle meydana gelen yaralanma olayının başvuranın yükümlü olduğu askerlik görevini yerine getirmekte iken, askeri alan içerisinde ve askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği karine olarak değerlendirilmektedir.
24. Yine başvuranın askerlik hizmetine sağlam olarak başladığı, gerçekleştiğini iddia ettiği yaralama olayının askerlik yükümlülüğüne ilişkin süreç içerisinde gerçekleştiği yönünde karinenin söz konusu olduğu, başvuranın söz konusu yaralama olayı kapsamında tedavi gördüğü, ancak bu tedavilerden sonuç alınamaması üzerine hakkında sağlık kurulu raporu düzenlenmek suretiyle terhis edildiği, olayda kendi hatası veya kusurlu bir davranışının olmadığı, aynı zamanda başvuranın 5434 sayılı Kanun’un “ilgililerin vazife malulü sayılamayacağına ilişkin hallerin” sayıldığı, 48. maddesinde sayılan fiillerden herhangi birini gerçekleştirdiğine yönelik idarece sunulmuş bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı hususları göz önünde alındığında vazife malulü olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
25. Başvurana 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında hak sağlanıp sağlamayacağı hususunda yapılan değerlendirmede; Başvuru dosyası kapsamında başvuranın nakdi tazminat talebinin başvuruya konu idare olan İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığınca reddi sebebinin: nakdi tazminat tahakkukuna esas teşkil eden belgelerin Jandarma Genel Komutanlığı arşiv kayıtlarında bulunmaması, terhisli
J.Er …’ ın yaralanmasına neden olan olayın 23 Ocak 1982 tarihinde meydana gelmiş olması ve
Türk Borçlar Kanun uyarınca genel zaman aşımı süresinin dolması olduğu anlaşılmıştır.
26. Başvuruya konu idare tarafından nakdi tazminat tahakkukuna esas teşkil eden belgelerin bulunamadığı gerekçesiyle başvuranın talebinin reddedilmesi işleminde;
Başvuranın maluliyet olayıyla ilgili belge düzenleme veya rapor hazırlama gibi görev ve yetkisinin olmaması bu husustaki sorumluluğun idareye ait olması, meydana gelen yaralanma olayının başvuranın yükümlü olduğu askerlik görevini yerine getirmekte iken, askeri alan içerisinde ve askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; idarece nakdi tazminat tahakkukuna esas teşkil eden belgelerin olmadığı gerekçesiyle nakdi tazminat talebinin reddedilmesi, 27. Başvuruya konu idare tarafından Türk
Borçlar Kanunu uyarınca genel zaman aşımının dolaması sebebiyle başvuranın talebinin reddedilmesi işleminde; kamu idarelerinin, özel hukuktan kaynaklanan borçları ile kamu hukuku kurallarına göre ortaya çıkan işlem, eylem, tutum ve davranışları ile kamusal varlığından doğan borçları arasında ayrım yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. İdarenin, özel hukukun konusunu oluşturan “sözleşme”, “haksız fiil” ve “sebepsiz zenginleşme” neticesinde ortaya çıkan alacakları açısından, diğer özel hukuk tüzel ve gerçek kişileri gibi aynı hukuka tabi olacağı açıktır. Dolayısı ile kamu idaresinin bu kısım borçlarının ifasında, 6098 sayılı mezkûr Kanunun tanıdığı zamanaşımı kurallarının tatbiki konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fakat kamu tüzel kişisi sıfatı ile tanınan ayrıcalıklar ile hareket ettiği durumlarda, özellikle de hak oluşturucu durumlarda kamu idaresinin, bahse konu zamanaşımı müessesine başvurması, hukuken belirsizlik taşımaktadır. Somut olayda başvuruya konu tazminat talebi, 2330 sayılı Kanununla tayin ve tespit edilen kamusal bir haktır. İdarenin başvurucu ile yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanan alacak-verecek ilişkisi değildir. Devletin, devlet olmaktan kaynaklanan sorumluluğu kapsamında yer alan, Kanunda belirtilen işleri yapmakta iken yaralanma, malul hale gelme veya vefat etme neticesinde oluşan maddi alacak ilişkisinin tanıdığı bir kamusal haktır. Somut kanunlardan kaynaklanan kamusal bir hak ise zamanaşımı def-ine tabi olmayan, her zaman her durumda öne sürülebilecek, devlet olmaktan kaynaklanan ve kamu idaresinin her zaman her durumda tazminle mükellef olduğu bir yükümlülüktür. Kamusal hak, kişiler ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen kamu hukuku kurallarından neşet eden haklardır. Somut kanunlardan kaynaklanan bir kamusal hakkın geçerliliği süre ile kaim değildir. Özel hukuk kişilerine tanınan zamanaşımı def-i öne sürülerek bu kamusal hakkın ifasından kaçınılması, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin vatandaş odaklı kamu hizmeti anlayışı ile çelişki arz etmektedir.
28. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; vazife malullüğü kapsamında
Danıştay 11. Dairesinin; E.2012/8090 K.2013/9118, E.2011/5642 K.2013/3349, E.2001/4435
K.2004/4234, E.2013/2748 K.2017/5676 sayılı kararlarında özetle: askerliğe elverişli bir şekilde askerlik görevine başlayıp, askerlik süresi içerisinde gerçekleşen bir olay sonucunda ölüm yahut vücutta sekel kalacak şekilde gerçekleşen yaralanma eylemlerini vazife malullüğü olarak değerlendirmesi, olay örgüsü ve başvuranın 5434 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan vazife malulü sayılmayacağına ilişkin hükümler kapsamında eylemde bulunmamış olması hususları dikkate alınarak, Sosyal Güvenlik Kurumunca gerçekleştirilen işlemin, Nakdi tazminat talebi kapsamında ise; başvuranın maluliyet olayıyla ilgili belge düzenleme veya rapor hazırlama gibi görev ve yetkisinin olmaması bu husustaki sorumluluğun idareye ait olması ve idarece yerine getirilmesi gereken sorumluluğun sonuçlarının başvurana yüklenemeyeceği, vaki olay nedeniyle başvuranın vücudundaki sekelin halen devam etmekte olduğu, aynı zaman da 27 no.lu paragrafta açıklandığı üzere kamusal bir hakka yönelik olarak idare tarafından zamanaşımı def-i kapsamında gerçekleştirilen İçişleri Bakanlığı Jandarma
Genel Komutanlığı İşleminin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE
Başvuranın vazife malullüğü talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda makul sürede işlem tesis edilmesi yönünde, SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Başvuranın nakdi tazminat talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda makul sürede işlem tesis edilmesi yönünde, İÇİŞLERİ BALANLIĞI JANDARMA GENEL
KOMUTANLIĞINA, TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞI’NA ve İÇİŞLERİ BALANLIĞI JANDARMA GENEL
KOMUTANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir. Evrak teyidi https://ebys.ombudsman.gov.tr/sorgu/sorgula.aspx adresinden 63VI-071A-8NKM kodu ile yapılabilir.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi