ÖZET: Başvuru, emeklinin pandemi nedeniyle erken ödenen bayram ikramiyesinin, vefatından sonra hak sahiplerinden geri alınıp alınamayacağına ilişkindir. Başvuran, babasının 2020 Nisan ayında alınan bayram ikramiyesinin, vefatından bir yıl sonra annesinin maaşından kesildiğini belirterek bu ödemenin geri alınmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine dayanarak, bayram ikramiyesinin yalnızca bayramın içinde bulunduğu ayda gelir veya aylık alanlara ödenebileceğini ifade etmiştir. Başvuranın babası, vefatından önceki aylık döneminde bu hakka sahip olmadığından, yapılan ödemenin yersiz olduğu belirtilmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, başvuranın babasına yapılan bayram ikramiyesi, vefatından önceki dönemde ödenmiş olmasına rağmen, ölüm aylığı bağlanan eşinin hak sahipliği nedeniyle borç kaydedilmiştir. Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin hükümleri çerçevesinde, bu ödemenin geri alınmasının hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığına karar vermiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu karar, başvurana ve SGK’ya tebliğ edilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/3530-S.22.5321

BAŞVURU NO : 2021/16009

KARAR TARİHİ : 14/03/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Pandemi nedeniyle emeklinin kendisine erken ödenen bayram ikramiyesinin, vefat eden emeklinin hak sahiplerinden geri alınıp alınamayacağı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 19/09/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 2020 Yılı Nisan ayında emeklilerin bayram ikramiyelerinin pandemi etkisinden dolayı erken yatırıldığını, babası ikramiyeyi aldıktan sonra vefat ettiğini, ödenen ikramiyenin babasının vefatından bir yıl sonra annesi bağlanan maaştan kesildiğini belirterek bayram ikramiyesinin geri ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 24/11/2021 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 18 inci maddesinde bu kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, ödemenin yapılacağı tarih itibarıyla gelir ve aylık almak şartıyla Ramazan ve Kurban Bayramlarında 1.000’er TL bayram ikramiyesi ödeneceğinin düzenlendiği, 2.2. Kanundaki “ödemenin yapılacağı tarihte” ifadesinin 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanunla 26/3/2020 tarihinden yürürlüğe girmek üzere “bayramın içinde bulunduğu ayda” şeklinde değiştirildiği, 2.3. Kanununun “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmüne amir olduğu, 2.4. Somut olayda başvuranın babasının 15/4/2020 tarihinde vefat ettiği, 24-25-26 Mayıs 2020 tarihlerine rastlayan Ramazan Bayramı nedeniyle Mayıs/2020 döneminde gelir ve aylık alanlara ödenecek olan bayram ikramiyelerinin 7-10 Nisan tarihleri arasında erken ödendiği, bu çerçevede başvuranın babası adına bankaya gönderilen bayram ikramiyesinin 8/4/2020 tarihinde ödendiği, 2.5. Diğer yandan müteveffanın kendi sigortalılığından dolayı 1/5/1991 tarihinden bu yana yaşlılık aylığı almakta olan eşi 1/5/2020 tarihinden başlamak üzere ölüm aylığı bağlandığı, 2.6. Buna göre Ramazan Bayramının içinde bulunduğu ayda aylık alma hakkı bulunmaması nedeniyle mütevaffa adına peşin ödenen bayram ikramiyesinin ölüm aylığı bağlanan eşi adına borç çıkarıldığı, Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. ”5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; /

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”, 5.2. Ek 18 inci maddesi; “Kurumca bu Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan Bayramı ve Kurban

Bayramında 1.100’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir.

Birinci fıkrada belirtilen ödemenin yapılmasında; a) İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranı, b) Hak sahiplerinin hisseleri oranı, c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü %50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken ölenlerden, ölümü iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmayanların hak sahiplerine, sigortalıya gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden hak sahiplerinin hisseleri oranı, ç) Yabancı ülkelerle akdedilen sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca kısmi gelir veya aylık alanlara, ülkemiz mevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme gün sayılarının, sosyal güvenlik sözleşmesine göre nazara alınan toplam prim ödeme gün sayısına olan oranı, esas alınır.

Birden fazla dosyadan gelir ve aylık alanlara en fazla ödemeye imkan veren bir dosya üzerinden ödeme yapılır.

Bu madde kapsamında yapılan ödemeler evlenme ödeneği hesabında dikkate alınmaz.

Bu madde kapsamında yapılan ödemelerden kesinti yapılamaz ve bu ödemeler haczedilemez.

Yersiz yapıldığı anlaşılan ödemeler, ilgilinin varsa almakta olduğu gelir veya aylıklarından %25 oranında kesilmek suretiyle, yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Bu madde kapsamında yapılacak ödemeleri karşılamak amacıyla gerekli olan tutar, yazılı talebe istinaden ayrıca fatura aranmaksızın Hazinece Kuruma ödenir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile ödeme tarihlerini belirlemeye Kurum yetkilidir.”, Hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran özetle, 2020 Yılı Nisan ayında emeklilerin bayram ikramiyelerinin pandemi etkisinden dolayı erken yatırıldığını, babası bayram ikramiyesini aldıktan sonra vefat ettiğini, ödenen ikramiyenin babasının vefatından bir yıl sonra annesi bağlanan maaştan kesildiğini belirterek bayram ikramiyesinin iadesini talep etmektedir.

8. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 5510 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alanlara bayram ikramiyesi ödendiği, başvuruya konu dönemde 24-25-26 Mayıs 2020 tarihlerine rastlayan Ramazan Bayramı için Mayıs/2020 döneminde gelir ve aylık alanlara ödenecek olan bayram ikramiyelerinin pandemi şartları nedeniyle 7-10 Nisan tarihleri arasında erken ödendiği, başvuranın babasının 15/4/2020 tarihinde vefat etmesi nedeniyle Ramazan

Bayramının içinde bulunduğu Mayıs ayında aylık alma hakkı bulunmadığını, bu nedenle ödenen bayram ikramiyesinin yersiz ödeme durumuna düştüğü ve hak sahipleri adına borç çıkarıldığı ifade edilmiştir.

9. Bu çerçevede uyuşmazlığın başvuranın babasına ödenen bayram ikramiyesinin babasından dolayı ölüm aylığı bağlanan annesinden (hak sahiplerinden) geri alınıp alınmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

10. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmiştir.

11. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

12. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı

ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60) ifade edilmektedir.

13. Anayasa Mahkemesi tarafından da sosyal güvenlik hakkı kapsamındaki aylıkların başvurucuya ödenmesiyle başvurucunun mevcut malvarlığı haline geldiği, bu nedenle bunların ilgili mevzuatta öngörülüp öngörülmediğinin tartışılmasına dahi girilmeksizin Anayasa’nın 35. maddesi bağlamında mülk olduklarının kabulü yoluna gidilmiştir (Uğur Ziyaretli, B. No:2014/5724, 15/2/2017, § 44).

14. 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesinde gelir ve aylık ödemesi yapılan emeklilere bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla bayram ikramiyesi ödeneceği düzenlenmiştir. Kanundaki açık düzenlemeye göre bayram ikramiyesi ödemesine ancak bayramın içinde bulunduğu ayda gelir veya aylık alan emeklilerin hak kazandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bunun dışında bayram ikramiyesi ödemesinin erken bir tarihte yapılmasının bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ya da aylık almayan ilgililere anılan ödeme yönünden bir hak kazandırdığına yönelik ayrıca bir düzenlemeye gidilmemiştir.

15. 2020 yılında 24-25-26 Mayıs tarihlerine rastlayan Ramazan Bayramı nedeniyle Mayıs/2020 döneminde gelir ve aylık alanlara ödenecek olan Ramazan Bayram ikramiyesinin ödeme tarihinin Kurumca öne çekildiği ve ilgililere 7 ila 10 Nisan 2020 tarihlerinde ödendiği anlaşılmaktadır. Nitekim somut olayda başvuranın babası Mart/2020 dönemi aylığını aldıktan sonra Nisan/2020 dönemi aylığını almadan önce 15/4/2020 tarihinde vefat etmiş, bayram ikramiyesi de vefatından önce 8 Nisan 2020 tarihinde ödenmiştir.

Bu durumda bayramın içinde bulunduğu Mayıs ayında aylık alma hakkı bulunmayan müteveffaya 8 Nisan

2020 tarihinde ödenen bayram ikramiyesinin kazanılmış hak olarak nitelenemeyeceği dolayısıyla yersiz

ödeme durumuna düştüğünün kabulü gerekmektedir.

16. Diğer yandan sigortalılara fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen Kanun kapsamındaki her türlü ödemenin hangi esaslarla geri alınacağı ise 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinde düzenlenmiştir.

Anılan madde ile fazla veya yersiz ödemenin doğma sebebine göre (sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışı ya da Kurumun hatalı işlemi) bir ayrıma gidildikten sonra söz konusu ödemelerin ilgililerin

Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, Kurumdan almakta oldukları gelir veya aylıklardan % 25 oranında kesileceği düzenlenmiştir.

Nitekim bu çerçevede başvuranın babasına yersiz ödenen bayram ikramiyesinin başvuranın babasından dolayı ölüm aylığı bağlanan annesi adına borç kaydedildiği ve geri alındığı anlaşılmaktadır.

17. Buna göre, bayram ikramiyesinin başvuranın babasına ödenmesiyle mevcut mal varlığı haline geldiği tartışmasız olup Anayasa’nın 35’inci maddesi bağlamında mülk olduklarının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, ödenmiş bayram ikramiyesinin geri istenmesinin mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

18. Öte yandan, Anayasa’nın 35’inci maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, Anayasa’nın 13’üncü maddesinde temel hak ve özgürlüklerin, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği öngörülmüştür. Buna göre mülkiyet hakkı da yapılan müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesinin gözetilmesi şartıyla sınırlanabilmektedir.

Kanunilik ilkesi

/

19. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM, Bekir Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

20. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

21. Sigortalılara yersiz yapılan ödemelerin hangi esaslar çerçevesinde geri alınacağı 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinde belirlenmiştir. Madde ile Kurum tarafından fazla veya yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü ödemenin geri alınacağı düzenlenmiştir. Nitekim başvuranın babasından dolayı annesine ödenen bayram ikramiyesi de yersiz ödendiği gerekçesiyle 5510 sayılı yasanın 96 ncı maddesinin uyarınca borç çıkartılmıştır. Bu durumda ödenmiş emekli aylıklarının geri alınması suretiyle başvuranın mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 5510 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirildiği, dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Meşru amaç ilkesi 22. Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, idarenin yersiz ödemeden kaynaklı alacaklarını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığını sağlamaktır.

23. 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin (a) ve (b) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluna başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi anılan kuralların kamu yararı amacı taşıdığı sonucuna ulaşmış, ilgililere yapılan fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasıyla Kurumun gider kaybının önlenmesi, Kurumun aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunması ve böylece Sosyal

Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amaçlandığını ifade etmiştir (AYM

E.2015/97, K.2016/10, 10/02/2016; E.2017/44, K.2017/118, 12/07/2017).

24. Bu anlamda bayramın içinde bulunduğu ayda aylık ödenmesi hakkı bulunmayan babasının banka hesabına yatırılmış olan bayram ikramiyesi tutarının babasından dolayı ölüm aylığı bağlanan annesinden geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlılığını sağlamak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı değerlendirilmektedir.

Ölçülülük ilkesi 25. Anayasa Mahkemesi’nce yapılan değerlendirmelerde mülkiyet hakkının sınırlamaları ve güvenceleri açısından Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35 inci maddesinin temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının düzenlendiği 13 üncü maddeyle birlikte ele alınması gerektiği, 35 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan sınırlama ve güvence ölçütlerinin 13 üncü madde ışığında

/

yorumlanması gerektiği ifade edilmekte, bu kapsamda bireyin hakkıyla kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM, E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999). Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmektedir (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014, § 43; Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 09/03/2016, § 48-49).

26. Yine Mahkemece, kanuni bir dayanağı olup meşru amaçlara dayansa dahi müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususları değerlendirme konusu yapılmakta (Tevfik Baltacı, § 50), mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerektiği ifade edilmektedir ( Tevfik Baltacı, § 66).

27. Anayasa Mahkemesi kararlarında ölçülülük ilkesinin “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğu, “elverişlilik” ilkesinin öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ilkesinin ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ilkesinin ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade ettiği (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,

14.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015;

E.2015/43, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, 142016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38), yine ölçülülük ilkesinin, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvence olduğu; ölçülülüğün, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıttığı; ölçülülük denetiminin, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesi olduğu; bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir (Osman Bayrak, B. No: 2013/3803, 25/2/2015, § 74; Tevfik Baltacı, § 65).

28. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü hakkında ise, kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların ne derece katkısının olduğuna bakılması gerektiği, bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 50; Uğur Ziyaretli, § 65).

29. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması gereken hususlardan birinin de kamu makamlarının tutum ve davranışları olduğu, bu bağlamda idarenin “iyi yönetişim” ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, “iyi yönetişim” ilkesinin, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirdiği; idarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz uygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediğinin önem arz ettiği belirtilmektedir (Fatma

Ülker Akkaya, §51,52; Tevfik Baltacı, § 48,70,71).

30. Ayrıca sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda kaldırabileceği, bu tespitin hatalı idari işlemden kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olduğu, aksi durumda kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabileceği, bu durumun sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmeyeceği değerlendirilmektedir (Fatma Ülker Akkaya, § 53; Tevfik

Baltacı, § 74).

31. Buna göre, hatalı idari işlemin üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi, emekli aylığının sosyal bir ödeme olduğu hususu da dikkate alındığında yersiz yapılan ödemelerin iade edilebilmesi için ilgililerin ekonomik anlamda dara düşmesini önleyecek şekilde bir takvime bağlanması gerektiği ifade edilmektedir (Tevfik Baltacı, § 76, Fatma Ülker Akkaya, § 58).

32. Bu çerçevede somut olayda yasal bir dayanağı ve kamu yararına dayanan meşru bir amacı olan sınırlamanın Anayasa’nın 13 üncü maddesinde ifade edildiği şekilde ölçülü olup olmadığının yani diğer bir deyişle mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

33. Somut olayda başvurana yapılan yersiz ödemenin kaynağının Mayıs/2020 döneminde gelir veya aylık almakta olanların hak kazanacağı bayram ikramiyesinin Mayıs/2020 dönemi aylığına hak kazanmadan 15/4/2020 tarihinde vefat eden başvuranın babasına pandemi şartları nedeniyle Nisan ayında ödenmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Söz konusu ödeme işleminin yapıldığı tarihte başvuranın babasının henüz hayatta ve ödeme yapılması gereken kişiler arasında olduğu dolayısıyla ödeme işleminin yapılmasında Kurumun herhangi bir hatasının bulunmadığı görülmektedir. Diğer yandan, başvuranın babasından dolayı aylık bağlanan annesinin aynı zamanda kendi sigortalılığı nedeniyle 1/5/1991 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı ve başvuruya konu döneme ilişkin bayram ikramiyesinin tarafına ödendiği görülmektedir.

34. Yukarıda yer verilen çerçevede Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; somut olayda başvuranın babasına bayram ikramiyesi ödeme işleminin yapılmasında idarece yapılmış hatalı bir işlem bulunmadığı, iadesi istenen tutarın kendi sigortalılığı ve eşinden dolayı yaşlılık aylığı aldığı görülen ilgiliyi ekonomik olarak dara düşürdüğüne yönelik herhangi bir verinin sunulmadığı hususları dikkate alındığında ulaşılmak istenen kamu yararının sağlanmasındaki toplumsal menfaat ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulmadığı, başvurana şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığının söylenemeyeceği dolayısıyla idarece başvurana yersiz ödenen emekli bayram ikramiyesinin geri alınması işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 35. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun

davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

36. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Bursa İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/