ÖZET: Başvuran, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini istemiştir. Danıştay, başvuranın iddialarını değerlendirirken, Manisa Vergi Mahkemesi’nin 01/03/2020 tarihli kararında 2.270,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini ve bu ücretin yargılama gideri olarak belirlendiğini belirtmiştir. Yargılama giderlerinin mahkemece resen hükmedileceği ve alacaklının ilamlı icra takibi yapabilmesi için hükmün kesinleşmesinin şart olmadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, ilamda faiz ve faizin başlangıcı hakkında bir hüküm bulunmaması durumunda, karar tarihinden itibaren yasal faizin talep edilebileceği, avukatlık ücreti alacağının da ilk karar tarihinde muaccel olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talebinin reddedilmesine karar verilmiş, idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu karar, idarenin hukuki yükümlülükleri ve yargı kararlarının icrası açısından önemli bir içtihat teşkil etmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/13088-S.21.21002

BAŞVURU NO : 2021/8349

KARAR TARİHİ : 13/09/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek; mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 19/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin, Manisa

Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından yasal faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini ancak bu talebin hukuka uygun olmadığını belirterek; mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Manisa Vergi Dairesi Başkanlığına 01/04/2021 tarih ve sayılı Gönderme Kararı verilmiş olup; Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 08/04/2021 tarih sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Başkanlık Mesir Vergi Dairesi Müdürlüğünün vergi kimlik numaralı mükellefi

tarafından, adına resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı 2011/01-12 gelir vergisi, 2011/01-03,0406,10-12 dönemleri geçici vergiler ile kesilen özel usulsüzlük cezasının terkini istemiyle açılan davayı kısmen kabul kısmen reddeden Manisa Vergi Mahkemesinin 08/05/2014 tarih ve sayılı kararının Danıştay 3. Daire Başkanlığının 10/04/2018 gün ve sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyayı yeniden inceleyen Manisa Vergi Mahkemesince 30/12/2020 tarihinde sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği,

2.2 Manisa Vergi Mahkemesinin 30/12/2020 tarih ve sayılı kararı ile hüküm

altına alınan 2.270,00 TL vekalet ücreti ile 34,20 TL yasal faiz 01/03/2021 tarihinde tahsil edildiği,

2.3 tarafından 01/03/2021 tarih ve kayıt numaralı dilekçe ile Başkanlığa

başvurularak ödenen vekalet ücretine uygulanan yasal faizin, tahsil edildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte iadesinin talep edildiği,

2.4 İlama bağlanan avukatlık ücretinin karar tarihinde muaccel olduğundan, faizin de karar tarihinden

itibaren istenebileceği bu nedenle tahsil edilen faizin iadesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk

Devletidir”,

3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

6.1 “Kararların Sonuçları” başlıklı 28. maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi

mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.(…)(1) ancak disiplin hükümleri saklıdır… Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir…Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir… Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun

48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının

davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.”

6.2 “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” başlıklı

31. maddesinde; “ Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 5/4/1990-3622/11 md.; Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı (…)(2) Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/22 md.) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” 7. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun

7.1 B. Borçlunun temerrüdü “Koşulları” başlıklı 117. maddesinde; “Muaccel bir borcun borçlusu,

alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”,

7.2 “Gecikme tazminatı” başlıklı 118. maddesinde; “Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte

kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.”

7.3 “Temerrüt faizi” başlıklı 121. maddesinde; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede

kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

/

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” 8. 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin

8.1 “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6. maddesinde;

“İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir. İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir…”

8.2 “Davaların açılması” başlıklı 8. maddesinde; “ İdareler adına dava açma veya icra takibine başlama

talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birim amirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır. Dava açılması veya icra takibinde bulunulmasını isteyen idare veya birim, dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeleri zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri dikkate alarak hukuk birimine gönderir. Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgeden kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen idareye veya birime aittir…”

8.3 “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; “İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya

icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır”

8.4 “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10. maddesinde; “…Tarafların sulhe davet

yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur.

Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.”

8.5 “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11. maddesinde;

“…nci maddeye göre başka idare tarafından takip edilen davalar ile Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere ait dava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler, dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.”

/

8.6 “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14.

maddesinde; “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir…”

8.7 “Yönetmelik” başlıklı 16. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki

uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir”

8.8 “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18. maddesinde;

“…İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun

Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz…” 9. Gelir İdaresi Başkanlığı Hukuk Müşavirliği Görevleri İle Avukatların Mesleğe Alınmaları, Davaların Takip Usulü ve Çalışmaları Hakkında Yönetmeliğin;

9.1 “Adli ve idari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme” başlıklı 26. maddesinde;

“659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan sulh, uzlaşma ve vazgeçmeye ilişkin yetkiler, mezkur

Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen makamlar tarafından kullanılır. Bu yetkilerden devredilenler, ilgisine göre kendisine yetki devri yapılanlar tarafından Kanunda belirtilen usuller dairesinde kullanılır.

Başkanlık merkez ve taşra birimlerinin taraf olduğu uyuşmazlıklar bakımından sulh veya uzlaşma yoluyla halli mümkün olmayanlar için dava açılır veya icra takibine başlanılır. Maddi veya hukuki sebeplerle dava açılmasında veya icra takibine başlanmasında Başkanlık yararı bulunmaması halinde 659 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamede belirtilen usuller dairesinde dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından vazgeçilir. Başkanlık merkez ve taşra birimlerinin taraf olduğu davaların takibi esnasında Başkanlık menfaatlerinin korunması için her türlü tedbir alınır. Bu kapsamda Kanunda belirtilen usuller dairesinde yetkili makamdan vazgeçme alınmaması halinde kanun yollarına başvurulması zorunludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, bilirkişi raporu, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek; mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

12. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8. maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın

Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

14. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa

Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiştir.

15. Söz konusu Kararnamenin, Adli uyuşmazlıklarda sulh başlıklı 9. maddesinde; İdarelerin icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesinin esas olduğu düzenlenmiştir.

16. Kararnamenin genel gerekçesinde; Kamuda hukuk hizmetinin yürütülmesine ilişkin farklı ve pek çok sayıdaki hukuki düzenleme yerine tek bir kanuni düzenleme yapılarak hukuk hizmetlerinde uygulama birliğinin ve sadeleşmenin sağlanmasının hedeflendiği, ayrıca idarelere sulhe davet mekanizması getirilmekle kamu idarelerinin vatandaşla olan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi öngörülerek vatandaşın hak ve menfaatini gözetecek şekilde uyuşmazlığın öncelikle sulh yoluyla çözümlenmesi, tarafların sulh koşullarında anlaşamamaları halinde uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmesinin yolunun açılacağı, bu düzenlemeler ile idarelere karşı açılacak davaların azalacağı gibi davaların kısa sürede bitirilmesinin de sağlanarak gerek idarelerdeki gerekse yargı mercilerindeki iş yükünün azaltılmasına katkı sağlanacağının belirtildiğini görmekteyiz.

17. Adli uyuşmazlıklarda sulh başlıklı 9. maddenin gerekçesinde de; aynı şekilde taraflar arasında adli yargı mercilerine intikal etmiş veya henüz etmemiş uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesi amacıyla sulhe davet müessesinin düzenlendiği, getirilen bu düzenlemeyle idareler ile gerçek ve tüzel kişiler arasındaki davaların önüne geçilmesi ve yargı mercilerinin yükünün hafifletilmesinin amaçlandığının bir kez daha altının çizildiğini görmekteyiz.

18. Gelir İdaresi Başkanlığı Hukuk Müşavirliği Görevleri İle Avukatların Mesleğe Alınmaları, Davaların Takip Usulü ve Çalışmaları Hakkında Yönetmeliğin “Adli ve idari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme” başlıklı 26. maddesinde de Başkanlık merkez ve taşra birimlerinin taraf olduğu uyuşmazlıklar bakımından sulh veya uzlaşma yoluyla halli mümkün olmayanlar için icra takibine başlanılması gerektiği düzenlenmiştir.

19. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

19.1 Manisa Vergi Mahkemesi’nin 01/03/2020 tarihli sayılı dosyası

kapsamında başvuran aleyhine 2.270,00TL vekalet ücretine hükmedildiği,

19.2 Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı Hukuk Bürosunun 15/02/2021 tarih ve sayılı yazısı ile söz

konusu lehe hükmedilen vekalet ücretinin mahkeme karar tarihinden itibaren ödenen tarihe kadar işleyecek yasal faizi ile tahsilinin istendiği,

19.4 2.270,00 TL vekalet ücreti ile 34,20 TL yasal faizin idarece 01/03/2021 tarihinde tahsil edildiği

anlaşılmıştır.

20. Başvuranın; “ücreti vekalet için faizin kesinleşme tarihinden itibaren yürütülebileceği, mahkeme kararının kesinleştiği tarihin 22/03/2021 olduğu, ancak Kurum Kurumun ödeme yazısının 23/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve söz konusu yazıda avukatlık ücretinin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesinin talep edildiği, kaldı ki faiz alınacaksa kararda söz konusu hususun da hüküm altına alınması gerektiği” iddiasına ilişkin olarak;

20.1 Tarafların, davanın görülmesi sırasında ve sonuçlandıktan sonra ödedikleri paraların tümüne

yargılama gideri denir. Davayı kazanan taraf davasını bir vekil aracılığıyla takip etmiş ise haksız çıkan taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkum edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. madde düzenlemesi kapsamında vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti bir yargılama gideri olarak belirlenmiştir. Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü de hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır.

20.2 Kural olarak; alacaklının, elindeki ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapabilmesi için hükmün

kesinleşmiş olması şart değildir. Hüküm kesinleşmeden de alacaklı ilamlı takip yoluna başvurabilir…

Kural olarak, temyiz edilmiş olması da ilamın icrasını durdurmaz, Ancak, bazı istisnai durumlarda ilam kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Bu istisnaların bir bölümü Hukuk Muhakemeleri Kanununda, bir bölümü de özel yasalarında gösterilmiştir. Kesinleşmeden icraya konulamayan ilamlardaki yargılama giderleri, tazminat, faiz gibi eklentiler de, hüküm kesinleşmeden icraya konulamaz. (Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun 05/10/2005 tarihli 2005/12-534 E., 2005/554 K. sayılı kararı)

20.3 İlamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren

yasal faiz istenebilir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/03/2019 tarihli ve 2018/6150 E. , 2019/5015 K.

sayılı kararı)

20.4 İlama bağlanan avukatlık ücreti alacağı da ilk karar tarihinde muaccel olduğundan, faiz de ilk karar

tarihinden itibaren istenebilecektir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17/04/2017 tarihli 2015/4367 E, 5553 K sayılı kararı)

21. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Manisa Vergi Mahkemesi’nin 01/03/2020 tarihli E.

sayılı dosyası kapsamında başvuran aleyhine 2.270,00TL vekalet ücretine hükmedildiği, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin bir yargılama gideri olarak belirlendiği, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarının, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün de hüküm altında gösterileceği, kural olarak; alacaklının, elindeki ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Hüküm kesinleşmeden de alacaklı ilamlı takip yoluna başvurabileceği, ancak, bazı istisnai durumlarda ilamın kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı ve söz konusu davanın bu istisna kapsamına girmediği, ilamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar

tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği, ilama bağlanan avukatlık ücreti alacağının da ilk karar tarihinde muaccel olduğundan, faizin de ilk karar tarihinden itibaren istenebileceği dikkate alındığında idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Manisa İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu Kararın BAŞVURANA ve MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi