|
ÖZET: Sayıştay’ın 153 sayılı İlamında, çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımadığı gerekçesiyle vekalet ücreti ödenmesi sonucu kamu zararı oluştuğu iddia edilmiştir. Ancak yapılan incelemelerde, bu ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, muhasebe yetkilisinin imza eksikliklerinden dolayı sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İlamda belirtilen vekalet ücreti ödemeleri, 657 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine aykırı olarak yapılmış olsa da, yapılan incelemelerde bu ödemelerin hukuka uygun olduğu ve kamu zararına yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, muhasebe yetkilisinin sorumluluğunun bulunmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, İlamda yer alan kamu zararı iddiaları geçersiz kılınmış ve sorumluluk dağıtımında hata olduğu belirlenmiştir. |
| Kamu İdaresi Türü | Belediyeler ve Bağlı İdareler |
| Yılı | 2017 |
| Dairesi | 5 |
| Karar No | 45326 |
| İlam No | 48314 |
| Tutanak Tarihi | 7.10.2020 |
| Kararın Konusu | Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar |
4.
KONU: Vekalet ücreti ödenmesi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinde tazmin hükmü, boş bulunan çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna 657 sy Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan atamada vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımamasına rağmen bu kişiye vekalet ücreti ödenmesi sonucu … TL kamu zararı oluştuğu gerekçesiyle verilmiştir.
Sorumluluk yönünden inceleme, muhasebe yetkilisinin durumu
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinde Muhasebe Yetkilisi …, 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi gerekçesiyle sorumlu tutulmuştur.
İlamda ilişikli tutulmuş olan tüm ödeme emri belgelerinde Muhasebe yetkilisi …’ın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulmuş olduğu görülmektedir. Muhasebe yetkilisi …’ın kamu zararının tamamından sorumlu tutulmuş olduğu hususu 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinin sorumluluk dağıtımıyla ilgili kısmında, yargılamaya esas raporda ve rapor dosyasında yer alan sorgu takımının 4 üncü maddesinde görülmektedir.
5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi hükmünün ilgili kısmı aşağıya alınmıştır:
“… Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;
a) Yetkililerin imzasını,
b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,
c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,
Kontrol etmekle yükümlüdür.
Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir. …”
İlamda ilişikli tutulan ödeme emri belgeleri incelendiğinde, tüm ödeme emri belgeleri üzerinde harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe yetkilisinin isim ve imzalarının tamam olduğu görülmektedir. Ödeme emri belgelerinin ekinde bulunan memur maaş bordrosu dökümleri ve bordro icmalleri incelendiğinde, bunlar üzerinde düzenleyen, kontrol eden ve onaylayan personel için isim ve imza yeri açıldığı, ancak bu yerlerde isim ve imza bulunmadığı görülmektedir. Zaten Muhasebe Yetkilisi …’ın İlamda sorumlu tutulmuş olmasının nedeni de ödeme emri belgelerinin üzerindeki değil, ekinde bulunan bordro ve icmaller üzerindeki imzaların eksik olmasıdır.
Dolayısıyla 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi kapsamında muhasebe yetkilisi, ödeme emri belgeleri ekinde yer alan ve vekalet ücreti ödemelerini içeren maaş bordrolarındaki imza eksikliğinden sorumludur.
Ödeme emri belgelerinin eklerindeki imza eksikliklerinden sorumluluğu bulunan muhasebe yetkilisinin, bu ödeme emri belgeleriyle yapılan ödemeler sonucu kamu zararı oluşmuşsa eğer, oluşan bu kamu zararından da sorumluluğu bulunması gerekmektedir.
Ancak aşağıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, İlama konu ödemeler sonucunda kamu zararı oluşmadığı için, bu ödemelerdeki imza eksikliklerinden sorumlu olan muhasebe yetkilisinin de kamu zararı konulu sorumluluğu bulunmamaktadır.
Sorumluluk dağıtımı yönünden inceleme, Gerçekleştirme görevlilerinin durumu
Sorumlu … tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde: “İlamın son kısmında kamu zararının dağıtımında maddi hata yapıldığı, sorumlulara müştereken ve müteselsilsen dağıtımı yapılan kamu zararının sorumlulara eksik veya fazla yazıldığı” iddiası yer almaktadır. Bu iddianın 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi bakımından yerinde olduğu değerlendirilmektedir.
İlamda kamu zararı dağıtımında hata yapıldığı iddiası karşısında ilişikli ödeme emri belgeleri, sorgu takımının 4 üncü maddesi, yargılamaya esas raporun 4 üncü maddesi, İlamın kamu zararı tablosu ve İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı; kamu zararı tutarı, sorumlu tutulan harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve muhasebe yetkilisi bakımlarından incelenmiştir.
İnceleme sonucunda, İlamda ilişikli tutulan her bir ödeme emri belgesiyle ilgili olarak belirtilen kamu zararı tutarının doğru olduğu görülmüştür.
İlamda her bir ÖEB ile ilgili olarak sorumlu tutulan harcama yetkilisi ve muhasebe yetkilisinin ilgili ÖEB’de imzası bulunan kişi olduğu görülmüştür. Yani İlamda sorumlu tutulan harcama yetkilisi ve muhasebe yetkilisinin sorumlulukları ÖEB’de yer alan duruma uygundur.
Ancak sorgu, yargılamaya esas rapor ve İlamda sorumlu tutulan bazı gerçekleştirme görevlilerinin aslında ödeme emri belgelerinde isim ve imzalarının bulunmadığı, ödeme emri belgelerini imzalayan gerçekleştirme görevlilerinin İlamda sorumlu tutulanlardan farklı kişiler olduğu görülmüştür. Gerçekleştirme görevlileriyle ilgili olarak İlamın hatalı sorumluluk dağıtımı içermesinin detayları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
… (Tablo)
Dolayısıyla, 338, 368, 385, 1494, 5920, 7721 yevmiye numaralı ödeme emri belgeleriyle ilgili olarak bu belgelerde isim ve imzası bulunmayan kişilerin sorumlu tutulmuş olmaları sonucu İlamda yer alan sorumluluk dağıtımının hatalı olduğu tespit edilmiştir.
Ancak aşağıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, İlama konu ödemeler sonucunda kamu zararı oluşmadığı için, bu ödemelerle ilgili olarak gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmamaktadır.
Sorumluluk dağıtımı yönünden inceleme, Belediye Başkanının durumu
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünde üst yönetici Belediye Başkanı …’un sorumluluğu bulunmadığına hükmedilmiş olmakla birlikte, İlamda oluştuğuna hükmedilen kamu zararının sorumluluk dağıtımında …’un da sorumluluğa dahil tutulduğu görülmektedir.
İlam hükmünün 147 ve 148 inci sayfalarına bakıldığında,
“…
Üst Yönetici (Belediye Başkanı) …’un sorumluluğunun bulunmadığına,
Mevzuata aykırı olarak vekalet ücreti ödenmesi neticesinde oluşan ve ayrıntılı hesabı tabloda gösterilen … TL kamu zararının;
… TL’sinin, Harcama Yetkilisi (Çevre Koruma ve Kontrol Müdür V.) …, Gerçekleştirme Görevlisi (Uzman) … ile Muhasebe Yetkilisi (Mali Hizmetler Müdürü) …’a,
… TL’sinin, …, Harcama Yetkilisi (Çevre Koruma ve Kontrol Müdür V.) …, Gerçekleştirme Görevlisi (Mühendis) … ile Muhasebe Yetkilisi (Mali Hizmetler Müdürü) …’a
… TL’sinin, …. Harcama Yetkilisi (Çevre Koruma ve Kontrol Müdür V.) …, Gerçekleştirme Görevlisi (Mühendis) … ile Muhasebe Yetkilisi (Mali Hizmetler Müdürü) …’a, müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu ve 56 ncı maddesi gereğince beş yıl içinde Sayıştay Daireleri nezdinde yargılamanın iadesi yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla,”
Hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, İlamda sorumluluğu bulunmadığına hükmedilmiş olan Belediye Başkanı …’un sorumluluk dağıtımında sorumluluğa dahil tutulmuş olması dolayısıyla İlam hükmünün sorumluluk dağıtımında hata bulunduğu anlaşılmıştır.
Ancak aşağıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu uygulamada zaten kamu zararı oluşmadığı anlaşılmıştır.
Esas yönünden inceleme
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Derece Yükselmesinin Usul ve Şartları” başlıklı 68 inci maddesinin (B) fıkrasında;
“Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.
Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;
a) 1 inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,
b) 1 inci ve 2 nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300’den az olanlar için en az 10 yıl,
c) 3 üncü ve 4 üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl,
hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Vekalet, İkinci Görev Aylık ve Ücretleri İle Diğer Ödemeler” başlıklı 175 inci maddesinin (2) nci fıkrasında bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Devlet Memurlarına verilecek zam ve tazminatları düzenleyen 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (cc) bendinde “Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir” hükmü yer almaktadır.
666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesiyle 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 9. maddede; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir” hükümlerine yer verilmiştir.
04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin bazı maddelerini değiştiren, 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;
“Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
MADDE 7 – (1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
4) Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle-iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak”
hükümlerine yer verilmiştir.
İlama konu uygulamada, 1. dereceli uzman kadrosundaki …’ın 4 yıllık fakültenin işletme bölümü mezunu olduğu, denetim yılı itibarıyla 19 yıllık memuriyet hizmeti bulunduğu, 1. Dereceli Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü kadrosuna 08.05.2014 tarihinde vekaleten atandığı ve denetim yılı itibarıyla halen bu görevde bulunduğu görülmektedir.
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinde verilen tazmin hükmünün, boş bulunan çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna 657 sy Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan atamada vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımamasına rağmen bu kişiye vekalet ücreti ödenmesi sonucu kamu zararına sebep olunduğu gerekçesiyle verildiği görülmektedir.
İlama konu uygulamada vekaleten atanan …’ın taşımadığı ifade edilen asilde aranan şart, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinin (a) bendi (3) üncü fıkrasında yer alan “Ekli 1 sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kuramlarının kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az 4 yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki öğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” şartıdır.
İlamın gerekçesinde dair önemli bir husus şudur ki, Danıştay İkinci Dairesinin 19/2/2018 tarihli ve Esas No: 2017/4096 sayılı kararı ile Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendinin iptaline karar vermiştir. Danıştay İkinci Dairesinin bu kararının gerekçesi, görev alanı ifadesinin sübjektif değerlendirmelere açık olması, atanılacak kadro ve pozisyonlara özgü “yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak” kavramının ne anlama geldiğinin belirsiz olması ve Yönetmeliğe ekli (1) sayılı listede yer alan teknik öğrenim gerektiren müdürlükler için yapılacak görevde yükselme sınavına başvuru yapılabilmesi için yükseköğretim kurumlarının hangi fakülte ve bölümlerinden mezun olmak gerektiğinin belirsiz olması; Belirtilen bu hususların objektif ve somut olmamasıdır.
İlam hükmünde kamu zararı teşkil ettiğine hükmedilen ödemeler 2017 yılında yapılmış ve bu sırada bahse konu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendi hakkında henüz iptal kararı verilmemiş olsa da, ilgili hükümde bulunan “görev alanı” ifadesinin somut ve objektif olmaması, idarelerin sübjektif değerlendirmelerine göre uygulanması, yani belirsiz olması tespiti ilama konu ödemelerin yapıldığı 2017 yılı için de geçerlidir.
Bu durumda, 153 sayılı İlama konu uygulamada dört yıllık işletme fakültesi mezunu …’ın çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna atanmasının önünde mevzuatta belirlenmiş somut ve objektif bir engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla adı geçen kişiye yapılan vekalet ücreti ödemelerinin kamu zararı oluşturmadığı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla,
– Ödeme emri belgelerinin eklerindeki imza eksikliklerinden sorumluluğu bulunan muhasebe yetkilisinin, bu ödeme emri belgeleriyle yapılan ödemeler sonucu kamu zararı oluşmuşsa eğer, oluşan bu kamu zararından da sorumluluğu bulunduğuna, ancak yukarıda “esas yönünden inceleme” başlığı altında açıklandığı üzere, İlama konu vekalet ücreti ödemeleri sonucunda kamu zararı oluşmadığından, bu ödemelerdeki imza eksikliklerinden sorumlu olan muhasebe yetkilisinin de kamu zararı konulu sorumluluğu bulunmadığına (Bu karar yönünde ….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın aşağıda yazılı farklı gerekçelerine karşı)
– Dört yıllık işletme fakültesi mezunu …’ın çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna atanmasının önünde mevzuatta belirlenmiş somut ve objektif bir engel bulunmadığı gerekçesiyle, 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesine konu uygulamada kamu zararı oluşmadığı anlaşılmış olup, bu gerekçeyle İlam hükmünün BOZULARAK, yeniden hüküm verilmek üzere dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE (….Daire Başkanı …’in aşağıda yazılı farklı gerekçesiyle birlikte, Üyeler …, … ve …’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı ve Üye …’ın aşağıda yazılı yargılama usulü yönünden karşı oy gerekçesine karşı), oyçokluğuyla,
Karar verildiği 07.10.2020 tarih ve 48314 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(….Daire Başkanı …’in esasa ilişkin farklı gerekçesi
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinde tazmin hükmü, boş bulunan çevre koruma ve kontrol müdürlüğü kadrosuna 657 sy Kanunun 86 ncı maddesine göre yapılan atamada vekaleten atanan personelin asilde aranan şartları taşımamasına rağmen bu kişiye vekalet ücreti ödenmesi sonucu kamu zararı oluştuğu gerekçesiyle verilmiştir.
İlama konu uygulamada, 1. dereceli uzman kadrosundaki …’ın 4 yıllık fakültenin işletme bölümü mezunu olduğu, denetim yılı itibarıyla 19 yıllık memuriyet hizmeti bulunduğu, 1. Dereceli Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü kadrosuna 08.05.2014 tarihinde vekaleten atandığı görülmektedir. Bu durumda adı geçen kişinin 657 sayılı Kanunda belirtilen, bir göreve asaleten atanmada aranacak şartları taşıdığı görülmektedir. Zaten vekaleten görevlendirilen kişinin vekalet aylığına hak kazabilmesi için asilde aranan şartları taşıması gerekmektedir.
İlama konu uygulamada kamu zararının bulunduğu ve tahsiline ilişkin hüküm, adı geçen personelin 657 sayılı Kanunda yer alan şartları değil, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesinin (a) bendi (3) üncü fıkrasında öngörülen görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalar için belirtilen özel koşulu taşımadığı gerekçesiyle verilmiştir.
657 sayılı Kanunun vekalet ile ilgili 86, 174 ve 175 inci maddeleri hükümlerine bakıldığında, “görevde yükselme suretiyle vekaleten atanma” müessesesinin bulunmadığı görülmektedir. “Görevde yükselme suretiyle vekaleten atama” Kanunda düzenlenmemiş ve yönetmelik düzeyinde düzenlenmesi de öngörülmemiş olan bir müessesedir.
Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin sebep unsurunu 657 sayılı Kanun teşkil etmekte iken ve Türk hukukunda bir alanın asli olarak yönetmelik ile düzenlenmesi mümkün değil iken, adı geçen Yönetmelikte görevde yükselme suretiyle vekaleten atama müessesesinin oluşturularak buna özel koşullar tespit edildiği görülmektedir.
Bu durumda, vekaleten atanan kişinin 657 sayılı Kanuna göre asilde aranan şartları taşıması yeterli olacaktır. Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte belirtilen ilave koşulların sağlandığının aranmaması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan sebeple, vekaleten atanma konusunda 657 sayılı Kanunda belirtilen koşulları sağlayan …’ın, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte öngörülen görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalar için belirtilen özel koşulu taşımadığı gerekçesiyle kamu zararının tahsili yönünde hüküm içeren 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünün Kaldırılması gerekmektedir.
Üye …’ın esas yönünden karşı oy gerekçesi
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesinde kamu zararı oluştuğu ve bu zararın tazmini yönünde verilen hükmün İlamda yer alan gerekçeyle esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.
Ancak 338, 368, 385, 1494, 5920, 7721 yevmiye numaralı ödeme emri belgeleriyle ilgili olarak bu belgelerde isim ve imzası bulunmayan kişilerin sorumlu tutulmuş olmaları sonucu İlamda yer alan sorumluluk dağıtımının hatalı olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca İlamda sorumluluğu bulunmadığına hükmedilmiş olan Belediye Başkanı …’un, İlamın sorumluluk dağıtımında sorumluluğa dahil tutulmuş olması yönüyle de İlam hükmünün sorumluluk dağıtımı hatalıdır.
Bir diğer husus: İlamda 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi gerekçesiyle sorumlu tutulmuş olan muhasebe yetkilisinin ödeme emri belgeleri ekinde yer alan ve vekalet ücreti ödemelerini içeren maaş bordrolarındaki imza eksikliğinden sorumluluğu bulunmakla birlikte, bu belgelerdeki imza eksikliği ile vekalet görevi nedeniyle yapılan ödemeler arasında uygun illiyet bağı bulunmaması nedeniyle, muhasebe yetkilisi …’ın İlam hükmünde yer verilen kamu zararından sorumluluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Buna göre, yukarıda belirtilen gerekçelerle, 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Üye …’in esas yönünden karşı oy gerekçesi
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünün, İlamda yer alan gerekçeyle, esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, İlam hükmünde, vekaleten atama işlemini gerçekleştiren Belediye Başkanı …’un sorumlu tutulmamış olduğu görülmektedir. Ancak İlama konu uygulamada oluşan kamu zararında, vekaleten atamayı gerçekleştiren Belediye Başkanının da sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 338, 368, 385, 1494, 5920, 7721 yevmiye numaralı ödeme emri belgeleriyle ilgili olarak bu belgelerde isim ve imzası bulunmayan kişilerin sorumlu tutulmuş olmaları sonucu İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.
Bu itibarla, 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmü esastan sabit olmakla birlikte, Belediye Başkanının da sorumluluğa dahil edilmesi ve İlamın sorumluluk dağıtımının ödeme emri belgelerinde yer görülen duruma uygun olarak yeniden yapılması gerektiği gerekçeleriyle İlam hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Üye …’un esas yönünden karşı oy gerekçesi
153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünün, İlamda yer alan gerekçeyle, esastan sabit olduğu değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, 338, 368, 385, 1494, 5920, 7721 yevmiye numaralı ödeme emri belgeleriyle ilgili olarak bu belgelerde isim ve imzası bulunmayan kişilerin sorumlu tutulmuş olmaları sonucu İlamda yer alan sorumluluk dağıtımı hatalıdır.
Bu itibarla, 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmü esastan sabit olmakla birlikte, İlamın sorumluluk dağıtımının hatalı olması ve sorumluluk dağıtımının ödeme emri belgelerinde yer alan duruma uygun olarak yeniden yapılması gerektiği gerekçesiyle İlam hükmünün Bozularak, yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …’ın muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmaması yönünden farklı gerekçeleri
Esas yönünden İlam hükmünün kamu zararı içermediği, dolayısıyla İlama konu uygulama nedeniyle harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmamasının ilave gerekçesi bulunmaktadır.
Uygun illiyet bağı teorisi, Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 43 üncü maddesi, İlama konu vekaleten görevlendirmenin uygun illiyet bağı teorisi kapsamında incelenmesi konusunda 153 sayılı İlamın 3 üncü maddesiyle ilgili olarak yukarıda “Sorumluluk yönünden ….Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, … ve …ın karşı oy gerekçeleri” başlığı altında yer alan açıklamalar 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi için de geçerlidir. Bu açıklamalara burada ayrıca yer verilmemektedir.
Dolayısıyla, İlama konu uygulamada imza eksikliğinden sorumlu Muhasebe Yetkilisi …’ın, vekalet ücreti ödenmesinde asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmemesi gerekirken ödenmesi sonucu kamu zararında, imza eksikliği ile asilde aranan şartları taşımayan personele vekalet ücreti ödenmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmaması nedeniyle, sorumluluğa iştirakı bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Buna göre, 153 sayılı İlamın 4 üncü maddesi hükmünün kamu zararı içermediği anlaşıldığından, İlama konu vekalet ücreti ödemelerinde harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilisinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte, muhasebe yetkilisinin uygun illiyet bağı bulunmaması yönüyle de sorumluluğa iştirakı yoktur.
Üye …’ın yargılama usulü yönünden karşı oy gerekçesi
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanunun, Temyiz başlıklı 55. Maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dahil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 Sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında kaldırma seçeneği ortadan kalkmaktadır. Bu durumda, diğer temyiz mercilerinde olduğu gibi ilk derece mahkemesince verilmiş olan kararın olduğu gibi veya düzelterek tasdiki veya bozulması seçenekleri arasında sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
|
**1- Temyiz başvurusunda Kurul üye tam sayısının üçte ikisinin oyu ile kaldırma kararı verilebilir mi?**
Temyiz başvurusunda Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oyuna ulaşılması gerektiği hususu, klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir uygulamadır. |