ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvurucu, Sağlık Bakanlığı Sakarya Valiliği Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alacaklı olduğu avukatlık ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin icra dosyasına ödenmesini talep etmiştir. İdare, alacakların temlik edilmesi ve ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, ana borcun ödendiğini ancak diğer giderlerin ödenmediğini belirtmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince, vekalet ücretinin avukata ait olduğu ve bu ücretin haczedilemeyeceği vurgulanmıştır.

Kararda, idarenin hizmet kusuru nedeniyle alacakların zamanında ödenmemesi, hukuka aykırı bir durum olarak değerlendirilmiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını yerine getirmekteki gecikmesi, adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile kesinleşmiş icra takibine dayanan vekalet ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukuk devletinin gereklilikleri ve idarenin hukuka uygun hareket etme zorunluluğu açısından önem taşımaktadır.

yapılamadığını, kurumun haczedilmezdik zırhına sığındığını ve kanunen ödenmesi geren ücretleri ödemediğini belirterek; Borçlu Sağlık Bakanlığı Sakarya Valiliği Sakaya

Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden olan avukatlık ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin Ankara 28. İcra Müdürlüğünün / esas numaralı icra dosyasına ödenmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 15/01/2020 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sakarya Valiliğinden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

Sakarya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Sakarya Sağlık Bakanlığı Sakarya Üniversitesi

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından gönderilen 28/01/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Kararın 31/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği,

2.2 İcra dairesine temlik işlemi yapıldığına dair yazı yazılarak ödeme sırası geldiğinde ödeme

yapılacağının bildirildiği,

2.3 Temlik işleminin tamamlanması sebebi ile icra dosyasına ödeme yapılmadığı,

2.4 Asıl firmanın alacağına temlik işlemi yapıldığı, muhasebe kayıtlarında ilke kayıt işleminin

esas olmasından dolayı temlik işleminin önceliği olması gerektiği,

2.5 17/10/2019 tarihinde gelen evrak kayıtlı yazıda kapak hesabı bildirilen borcun hastane

banka hesabında ödenek yetersizliği ve SGK’dan aylık olarak personel maaş ve diğer giderler için gelen ödeneğin yetersizliği, borçluluk gün süresinin uzun olması, acil ihtiyaçların tedarikinin öncelikli olması münasebetiyle gecikmeye kaldığı,

2.6 İlgili borcun ödemesinin yapılması için SGK’dan gelecek ödeneğin beklenmesi nedeniyle

ödemesi yapılacak işlemler sırasına alındığı,

2.7 Şikayet konu alacak bakiyenin ödemesinin yapılmak üzere İl Sağlık Müdürlüğüne

gönderiminin yapıldığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,

3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile

tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun;

5.1 “ Para borcu ve teminat için takip” başlıklı 42. maddesinde; “Bir paranın ödenmesine

veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoluyla veya rehinin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder…”,

5.2 “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde; “ Para cezasıyla diğer hukuku amme

borçlarının takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”,

5.3 “Takip masrafları” başlıklı 59. maddesinde; “Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı,

yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun

62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen

öder. Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.”,

5.4 “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60. maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu

Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. Emir:… Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içindebeyan etmesi ihtarını…5. Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”,

5.5 “Talep müddeti” başlıklı 78. maddesinde; “Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu

itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı haciz konmasını isteyebilir…”,

5.6 “Haczi caiz olmayan mallar ve haklar” başlıklı 82. maddesinde; “Aşağıdaki şeyler haciz

olunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar…”,

5.7 “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138.

maddesinde; “…Vekil vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”, 6. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. Maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

7. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “İcra takibinden vazgeçme” başlıklı 22. maddesinde; “Her ne sebep ve suretle olursa olsun, icra takibinden vazgeçildiğinin zabıtnameye yazılması için vazgeçilen miktara ait tahsil harcının yarısı alınır. Ancak haczedilen mal satılıp paraya çevrildikten sonra vazgeçilirse tahsil harcı tam olarak alınır.” 8. Borçlar Kanunu’nun 8.1 “Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi” başlıklı 189.

maddesinde; “Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.”,

8.2 “Özel hükümlerin saklılığı” başlıklı 194. maddesinde; “Bazı hakların devrine özgü

olarak kanunla konulmuş bulunan hükümler saklıdır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 10. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Borçlu

Sağlık Bakanlığı Sakarya Valiliği Sakaya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden olan avukatlık ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin Ankara 28.

İcra Müdürlüğünün / esas numaralı icra dosyasına ödenmesini ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

11. Somut olayda; Borçlu Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden olan bir kısım alacağın Tıp Malzemeleri San. İth. İhr. Ltd. Şti firmasına temlik edildiği, temlik bedelinin, borçlu idarenin açık kabulüne rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ana para borcun ödendiği ancak, vekalet ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin icra dosyasına ödenmediği anlaşılmıştır.

12. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır.

Anayasanın 8. maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan

İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

14. Hukuk sistemimizde avukat aracılığı ile temsil edilme hakkı istisnalar dışında isteğe bağlıdır. İcra takiplerinde de kişi kural olarak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek zorunda değildir. Ancak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek istiyorsa Avukatlık

Kanunu’nun 35. maddesi hükmü gereğince bu temsilci ancak baroya kayıtlı bir avukat olabilir.

15. Zira avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

16. İcra takibinde taraflardan biri kendisini vekil ile temsil ettiriyorsa, iki çeşit vekalet ücreti gündeme gelecektir. Bunlardan biri; (başvuranın da şikayetine konu etmiş olduğu) icra takibi sonunda haksız çıkan tarafa yükletilecek olan vekalet ücretidir. Karşı tarafa vekalet ücretinin yükletilmesi için icra takibinde haklı çıkan tarafın bu ücreti talep etmesi gerekmez. İcra takibinde haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması yeterlidir. (İcra ve İflas

Hukuku Cilt I Prof. Dr. Timuçin MUŞUL, Adalet Yayınevi, ankara,2013,s:126vd)

17. İcra İflas Kanunu’nun 138. maddesi hükmü gereğince icra takip gideri olan vekalet ücreti, icra takibini bir vekil ile takip ettiren alacaklıya, avukatının icra dairesindeki hukuki yardımından dolayı ödenir. Vekalet ücreti icra müdürü tarafından her yıl Avukatlık Kanunu madde 168’e göre belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanır. Takip sonunda Tarifeye göre karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti, avukata aittir. Bu vekalet ücreti, avukatlık Kanunun 164. Maddesi hükmü gereğince vekalet verenin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, adalet yayınevi,, Ankara, 2013)

18. Somut olayda; Müvekkili adına vekili Av. (Başvuran)

tarafından başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle, Sakaya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma

Hastanesi aleyhine 03/12/2018 tarihinde Ankara 28. İcra Müdürlüğünün / esas numaralı icra dosyası üzerinden icra işlemi başlatıldığı, söz konusu icra takibinin kesinleştiği ve ana para borcun ödendiği görülmüştür.

19. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 31/03/2010 tarih ve 2010/11-143 Esas, 2010/196

Karar sayılı ve Kararında; ilamsız icra takibi yapmış ve icra takibi kesinleşmiş olan alacaklının, artık aynı alacak için eda davası açmasında hukuki yararın olmadığını, çünkü, alacaklının dava açsa bile dava sonucunda alacağı ilamı da İcra İflas Kanunu madde 32 hükmü gereğince icraya koyacağını ve borcun ödenmemesi halinde, haciz isteyebileceğini, oysa ilamsız icra takibinin kesinleşmiş olması nedeniyle alacaklının haciz isteme yetkisinin zaten doğduğunu, yani alacaklının dava ile erişebileceği amaca, esasen ulaşmış durumda olduğunu, bu nedenle alacak davası açmasında korunmaya değer hiçbir hukuki yararı olmadığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62.maddesine göre, icra takibinde ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlunun, itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirmek zorunda olduğunu, belirtilen süre içerisinde, ödeme emriyle ilgili itirazını yapmayan borçlu hakkında yürütülen takibin kesinleşeceğini, borçlunun, hakkındaki takipte borca itirazını da kapsayacak şekilde, ihtiyati hacze itiraz için dava açması veya takibin iptali için şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurmasının da icra takibinin kesinleşmesine engel olamayacağını belirtmiştir. Dolayısı ile kesinleşmiş ilamsız icra takibi, dava açılarak alınan ilam sonrasında yapılan ilamlı takip ile hukuken aynı sonucu doğurmaktadır.

20. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa

Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

21. Avukatlık Kanunun 164. Maddesi hükmü gereğince tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata ait olduğundan, vekalet verenin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

22. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 27/02/2004 tarihli ve 2003/27462 Esas, 2003/4321 Karar sayılı kararında özetle; şikayete konu takip konusu ilamdaki avukatlık ücretinin, ilamda gösterilen borçlu asilin ödemesi gerektiğinden, onun borcundan dolayı avukata ait ücretin haczi ve takası mümkün olmadığını, mahkemece avukata ait olan ücretin takas-mahsup hesabına katılmasının isabetsiz olduğunu belirtmiştir.

23. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 23/01/2004 tarihli ve 2004/3420 Esas, 2004/1130 Karar sayılı kararında özetle; Avukatlık Kanunun 164. Maddesi hükmü gereği, taraflar lehine hükmedilse dahi, vekalet ücreti avukata ait olacağından mercice bu kaleme ilişkin alacağın da takas ve mahsuba konu edilmesi doğru görülmemiş ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

24. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir.

Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit

Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)

25. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Hukuk sistemimizde avukat aracılığı ile temsil edilme hakkı istisnalar dışında isteğe bağlıdır. Ancak kişi kendisini temsil ettirmek istiyorsa, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi hükmü gereğince bu temsilci ancak baroya kayıtlı bir avukat olabilir. İcra takibinde taraflardan biri kendisini vekil ile temsil ettiriyorsa İcra İflas Kanunu’nun 138. maddesi hükmü gereğince icra takip gideri olan vekalet ücreti gündeme gelir. Takip sonunda Tarifeye göre karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti, avukata aittir. Söz konusu ücret, avukatının icra dairesindeki hukuki yardımından dolayı ödenir.

Karşı tarafa vekalet ücretinin yükletilmesi için icra takibinde haklı çıkan tarafın bu ücreti talep etmesi gerekmez. İcra takibinde haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması yeterlidir. Bu vekalet ücreti, Avukatlık Kanunun 164. maddesi hükmü gereğince vekalet verenin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Başvuran, 03/12/2018 tarihinde Ankara 28. İcra Müdürlüğünün / esas numaralı icra dosyası üzerinden icra takip işlemi başlatmış ve takip kesinleşmiş ana para borcu ödenmiştir. Kesinleşmiş ilamsız icra takibi de, dava açılarak alınan ilam sonrasında yapılan ilamlı takip ile hukuken aynı sonucu doğurmaktadır. O halde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve

Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması nedeniyle idare tarafından söz konusu takibe ilişkin olarak başvuranın kesinleşmiş icra takibine dayanan vekalet ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin

2018 yılından itibaren ifa edilmemesi işleminin Avukatlık Kanunun 164. maddesi hükmü

gereğince hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

27. 30. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Sakarya İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Söz konusu kesinleşmiş ilamsız icra takibine dayanan vekalet ücreti, işlemiş faiz ve yargılama giderlerinin alacağının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için Sakarya

Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA, BAŞVURAN VEKİLİNE ve SAKARYA

ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi