ÖZET: Sayıştay, vekaleten atanma şartlarını taşımayan bir Uzman Yardımcısına ek ödeme yapılmasının mevzuata uygun olduğunu belirterek, bu durumun tazmin hükmünden düşülmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, vekaleten atanma şartlarını taşımayan kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren yapılan brüt ücret ödemesinin kamu zararına yol açtığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, ödeme emri belgelerini imzalayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilileri yerine, vekaleten görevlendirmeye ilişkin onayı verenlerin sorumlu tutulması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, harcama yetkilisi sıfatıyla yapılan ek ödemenin kaldırılması ve tazmin hükmünün yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sayıştay, bu bağlamda, ilgili tazmin hükmünün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilgili daireye gönderilmesine karar vermiştir.

Kamu İdaresi Türü Diğer Özel Bütçeli İdareler
Yılı 2012
Dairesi 7
Karar No 46296
İlam No 48487
Tutanak Tarihi 4.11.2020
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

Konu: Vekaleten atanma şartlarını taşımayan personele, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması ve ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesi

262 sayılı İlamın 5. Maddesi ile … TL’nin tazminine hükmedilmesi üzerine Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. maddesindeki bozma kararı ile; tazmin hükmünün iki ayrı konuyu kapsadığı görülerek ikili bir inceleme yapıldığı, buna göre ilk konu ile ilgili vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a, Başkanlık makamı Oluru ile … … Hizmet Merkez Müdürlüğüne vekaleten atanması sonucu harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılmasının mevzuata uygun olduğundan verilen tazmin hükmünden … TL’nin düşülmesi gerektiğine, ikinci konu ile ilgili vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesinde kamu zararının yanlış hesaplanması ile fazla ödemenin yapıldığı maaş bordrolarının bağlı bulunduğu ödeme emri belgelerini imzalayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilileri yerine ilgilinin vekaleten görevlendirilmesine ilişkin Başkanlık Oluru’nu imzalayanların sorumlu tutulmaları nedenleriyle yeniden hüküm tesisini teminen verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın hükmü veren daireye gönderilmesi üzerine,

Bu defa dosyanın 7 nci Dairede yeniden yargılanması sonucunda çıkarılan 465 sayılı Ek İlamın 1 inci maddesi ile sorgu konusu edilen hususun harcama yetkililiği sıfatı nedeniyle ilgiliye ilave olarak ödenen 30 puanlık ücret ödemesinden kaynaklanan … TL’sinin, 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı Temyiz Kurulu Kararının 4. maddesi ile kaldırılmış olması nedeniyle bu hususla ilgili olarak yapılacak bir işlem kalmadığına ve kalan kısma dair Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan hesaplama sonucunda ilgili ödeme emri belgelerini imzalayan gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilileri aleyhine … TL nin tazminine karar verilmiş, Temyiz Kurulu 20.09.2017 tarih ve 43302 sayılı Kararı ile tasdikine karar vermiştir.

Sorumluların karar düzeltme başvurusu üzerine; 12.09.2018 tarih ve 45025 sayılı Temyiz Kurulu Kararında; “…personel ödemelerine ilişkin elektronik girişlerin İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı tarafından yapıldığı, gerçekleştirme görevlisinin sadece ödemeyi gerçekleştirdiği, maaşlara ilişkin hiçbir veriyi sisteme işlemediği görülmüş olduğundan Gerçekleştirme Görevlileri ile Harcama Yetkililerinin sorumluluğunun kaldırılması ancak vekâleten görevlendirmeye ilişkin OLUR’u imzalayan kişilerin sorumlu tutulması gerekmektedir.

Bu itibarla, sorumlunun Karar Düzeltilmesine İlişkin Talebinin Kabulü ile 20.09.2017 tarihli ve 43302 sayılı tutanak no.lu Temyiz Kurulu İlamının düzeltilerek 465 sayılı ek ilamın 1. Maddesinde yer alan tazmin hükmünün sorumluluk nedeniyle BOZULARAK yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE” denilmiştir.

Dairesince Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda 568 sayılı EK ilam ile;

8 yıllık deneyime sahip olmadığı halde vekaleten görevlendirmeye esas olan Başkanlık Olurunda adı geçen Daire Başkanı …, Kurum Başkan Yardımcısı … ve Kurum Başkanı …’ın 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesi kapsamında mevzuata aykırı atama kararı ile kamu zararına neden olduklarından harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile birlikte sorumluluğa dahil edilmesine karar verilmiştir.

Vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a, Başkanlık makamı “Olur”u ile … … Hizmet Merkez Müdürlüğüne vekaleten atanması sonucu harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması ve 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesi suretiyle … TL ‘ye tazmin hükmü verilmiştir.

Harcama yetkilisi … temyiz dilekçesinde özetle;

Gerek Sayıştay 7.Dairesinin 262-465 sayılı ilamında, gerekse Sayıştay Temyiz Kurulunun 20.09.2017 tarih ve 2017/43298 sayılı ilamında itiraz ve temyiz sebeplerinin karşılanmadığını, diğer taraftan Sayıştay Temyiz Kurulunun 12.09.2018 tarih ve 2018/45025 sayılı Karar Düzeltme ve Bozma ilamına rağmen Sayıştay 7.Dairesinin usul ve yasaya aykırı tesis edilen 5.08.2019 tarih ve 2019/568 sayılı Ek ilamının temyizen incelenerek bozulmasını talep ettiğini, alınan kararların 6085 Yasanın 8(1); 31(1),(3); 32(1),(2); 33(2),son maddelerine açıkça aykırı tesis edildiğini,

Her iki ilamda da “YETKİ” ve “SORUMLULUK” kavramlarının ayrıntılı olarak ele alınmadığını, iki kavramın adeta birbirine karıştırıldığını, idareye bahsi geçen konuyu da kapsayan hususlarda yetki sahibi olmadığı hususunun şifahen bilahare de dosyada örneği bulunan ….tarih ve………sayılı yazı ile bildirmiş olmasına rağmen, sorumluluğunun kaldırılmadığını ve harcama yetkilisi/gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla ağır ve orantısız bir sorumluluk yüklendiğini,

Konu ile ilgili ilamlara net ve kanıtlayıcı nitelikte yapmış olduğu savunmaların dosyada mevcut olduğunu, aynı savunmaların ve gerekçelerinin geçerli olduğunu,

1) Müdürlük görevine vekaleten atanması nedeniyle fazla ücret ödemesi yapılan …’ın … Müdürlüğü’ nün müdürü pozisyonunda olduğunu,

2) … Müdürlüğü’nün bağımsız bütçesi bulunduğundan bu kişinin HARCAMA YETKİLİSİ konumunda olduğunu,

3) …’ın kendisine fazla yapılan ücret ödemesinin ödeneğinin de Müdürü olduğu … Müdürlüğü’nün bütçesinden karşılanmakta olmasına rağmen ödemeye ilişkin ödeme emri belgesine Harcama Yetkilisi sıfatıyla imza atmadığını,

4) Bahsedilen ödeme emri belgesinin bu ödemenin harcama yetkilisi konumunda olmamasına rağmen resmi yazışmalar neticesinde mevzuat dışı talimat verilerek bir başka anlatımla yönetim tarafından yapılan işlemin tüm sorumluluğu üzerlerine alınarak zorla imzalattırıldığını,

5) Zira merkez müdürlüklerinin ücret ödemelerine ilişkin ödeme emri belgelerini imzalamasının doğru olmadığını, imzaladığı giderin ödeneğinin kendi Daire Başkanlığının bütçesinden de karşılanmadığını, bilindiği üzere meri mevzuat gereği harcama yetkililerinin kendi birimlerine tahsis edilen ödeneğin Harcama Yetkilisi konumunda olduğunu, bu giderin ödeneğinin … Müdürlüğünün bütçesinden karşılandığını, … Müdürünün de bizzat Harcama yetkilisi olduğunu, kurumda uzunca yıllar Mali İşler Daire Başkanlığı yaptığından bu uygulamanın yanlış olduğunu bildiğini,

6) İllerdeki bağımsız bütçesi bulunan müdürlüklerin ücret vb. ödemelerine ait ödeme emri belgelerinin Başkanlıkta Daire Başkanı olması ve bu müdürlüklerin koordinasyonundan sorumlu olması nedeniyle imzalatıldığından söz konusu zimmetin doğduğunu,

7) Uzunca yıllar yürüttüğü Mali işler Daire Başkanlığı nedeniyle bu konudaki meri mevzuata da hakim olduğundan konuyu bağlı olduğu Başkan Yardımcısı …’ e ilettiğini, uygulamanın yanlış olduğunu belirttiğini, zira o tarihte illerde yaklaşık 70 kadar … Müdürlüğünün olduğunu, buralarda çalışan müdürler dahil hiçbir personelin ücretlerinin belirlenmesi, brüt ücretin hesaplanması, bordronun hesaplanması ve imzalanması, ödeme emri belgesinin düzenlenmesi gibi işlemlerin hiçbir yerinde bulunmadığını, bu işlemde harcama yetkilisi olarak imza atmasının 5018 sayılı mevzuat ve ikincil mevzuatı hükümleri kapsamında doğru olmadığını, yukarıda bahsettiği hesaplamaların tamamının insan Kaynakları Daire Başkanlığında yapıldığını, bordronun o Daire Başkanlığınca hazırlandığını ve imza altına alındığını, ödeme emri belgesinin dahi Mali İşler Dairesi tarafından hazırlandığını, şahsının ve birimimdeki gerçekleştirme görevlisinin kontrol yapma konusunda fiili imkansızlığı bulunmasına rağmen başkaları tarafından yapılmış ödemeye imza attırılmak istendiğini, uygulamanın düzeltilmesi talebinde bulunduğunu,

Başkan yardımcısının bu talebinde haklı olduğunu ifade ettiğini; ancak daha önce İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı yaptığı dönemde bu uygulamayı kendisinin başlattığını, şu an düzeltmesi durumunda kendi uygulaması ile çelişeceğini belirttiğini, bu nedenle şifahi girişiminden sonuç alamadığını,

8) Bu defa her ne kadar …’ ın ücret ödemesi için olmasa da … Müdürü …’ ın aynı mahiyetteki harcırah ücreti için talebini 28.11.2012 Tarih ve 16054 sayılı yazı (Ek: 1) ile yaptığını, aynı gerekçeleri yazıda da belirterek uygulamanın sonlandırılması talebini yenilediğini, yazılı girişimine İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının 04.12.2012 tarih ve 16294 sayılı yazısı (2) ile makam talimatı gereğince mevcut uygulamanın devamı hususunda gereği bilgisinin verildiğini,

Bir başka anlatımla herhangi bir yerinde hiçbir işlemini yürütmediği müdürlüklerin personelinin ücretine ait Ödeme Emri Belgesinin tarafına imzalatılmaya devam edilmesi talimatının gerekçeli ve yazılı itirazına verilen yazılı talimatla meri mevzuata aykırı olarak uygulamanın devam ettirilmesi seklinde cevap verilerek ısrarcı olunmasının bu konudaki sorumluluğu üzerinden düşürdüğünün açık olduğunu,

Hal böyle iken yukarıda açıkladığı şekilde … Müdürüne yapılan fazla ödemenin atama, ücretin unsurlarından yersiz olarak vekalet ücreti verilmesi, bordrosunun hazırlanması, hesaplanması ve imzalanması, ödeme emri belgesinin hazırlanması ve ödeme talimatı işlemlerinin hiçbirinde olmamasına ve uygulamanın yanlışlığı hakkında yazılı ve şifahi itirazlarına rağmen tarafına çıkarılan kamu zararını anlayamadığını,

Harcama yetkisi ve sorumluluğunun kural olarak kurumun en üst yöneticisine ait olduğunu, eğer yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla harcama yapılacaksa harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olacağını,(md.31(1) ve (3))

Tahsis edilen bütçeden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olacağını, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu olacağını, (md.32(l),(2))

Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttüğünü, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu olduğunu, (md.33(2),(4))

2012 hesap yılında kurum amirinin, yani … Başkanının … olduğunu, haksız ödemeyi aldığı belirtilen … Müdürü …’ ı da atayanın kendisi olduğunu, atama işleminden sonra (yine kurum amirinin bilgi ve talepleri doğrultusunda) harcama talimatını verenin de … olduğunu,

Gerçekleştirme görevlisi/harcama yetkilisinin kişi veya kurullara karşı aldığı yazılı talimatı yerine getirmekle yükümlü olduğunu, sorumluluğunun ise aldığı yazılı talimatın gereğini hiç yada kısmen yerine getirmemesi halinde söz konusu olabileceğini, üstelik bu halde de kasten hareket etmiş olması gerektiğini, kurumu zarara uğratma kastı ile hareket ettiğinin sabit olması gerektiğini, kişinin kasta dayalı kusurluluğu tespit edilmeden fazla ödemeden dolayı tazmin yükümlülüğü altına sokulmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını, aynı zamanda (kişinin malvarlığında haksız bir eksilmeye yol açacağından) mülkiyet hakkının da ihlali niteliğinde olduğunu,

” Mülkiyet hakkı”nın Anayasanın 35.mddesiyle hem de iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin eki olan 1.Nolu Ek Protokol kapsamında güvence altına alınmış temel haklardan olduğunu,

Sayıştay Dairelerinin ve Temyiz Kurulunun aynı zamanda yargısal görev ifa eden Anayasal ve Yasal kurullar olduğunu, dolayısı ile; ortada bir haksız ödeme varsa sebebinin ve sorumlularının etkili bir soruşturma ile tespiti, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, “Etkili soruşturma hakkı”nın da iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 13(1) maddesiyle güvence altına alınmış temel haklardan olduğunu, çünkü, bu Sözleşmeyle tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olacağını,

Yapılacak etkili bir soruşturma neticesinde “Adil Yargılarıma” ilkelerine uygun bir karar tesis edilmesi gerektiğini, yine iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6(1) ve devamı maddelerinde; Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir, denildiğini, Sayıştay’ın ilgili Dairesinin ve Temyiz Kurulu’nun da yargısal görev icra ettiğinden adil ve hakkaniyete uygun bir karar tesis etmesi gerektiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulunun kararlarının kesin nitelikte olmasının adil yargılanma hakkını daha da önemli hale getirdiğin, öncelikle etkili bir soruşturma sonucunda meydana gelen haksız ödemenin yetkili ve sorumlularının belirlenmesi, bireysel kusurluluk durumunun titizlikle tespitinin elzem olduğunu, bu tespitin sonucunda haksız ödemenin, özellikle bu ödemeyi alan kişiden, atamasını yapan ve ödenmesini yazılı talimatla sağlayan yetkililerden geri istenmesinin adil ve hakkaniyete uygun bir sonuç olacağını,

Sonuç olarak, … Müdürlüğüne vekaleten atanan …’ a yersiz ödenen vekalet ücretinin muhatabı ve sorumlusu olmadığını, konu hakkında önceki temyiz kararında yer alan yedi adet üyenin karşı oy gerekçesi de dikkate alınarak, yukarıda arz ve izah ettiği sebeplerle usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen Sayıştay 7.Dairesinin 05.08.2019 tarih,568 sayılı Ek ilamına ilişkin temyiz itirazlarımın duruşmalı olarak yeniden ele alınmasını ile yasal ve Anayasal gerekçeler kapsamında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerçekleştirme görevlisi … temyiz dilekçesinde özetle;

Ek ilamda “YETKİ” ve “SORUMLULUK” kavramlarının ayrıntılı olarak ele alınmadığını, iki kavramın birbirine karıştırıldığını, yetki sahibi olmayan gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla ağır ve orantısız sorumluluk yüklendiğini,

Harcama yetkisi ve sorumluluğunun kural olarak kurumun en üst yöneticisine ait olduğunu, eğer yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla harcama yapılacaksa harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olacağını,(md.31(1) ve (3))

Tahsis edilen bütçeden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olacağını, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu olacağını, (md.32(l),(2))

Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttüğünü, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu olduğunu, (md.33(2),(4))

01/06/2011 tarih ve 27951 sayılı Resmi Gazete yayınlanan K05GEB Teşkilat Yönetmeliği 8.Bölümde insan Kaynakları Dairesi Başkanlığının görev tanımı; Madde:39,1-ç bendinde;” Personelin atama, görevlendirme, ücret, sosyal güvenlik ve diğer özlük işlerini yürütmek,”

1-g bendinde; “Personelin mevzuat hükümlerine göre harcırah hariç her türlü ücretlerini tespit etmek, tahakkuk yapılarak ödenmek üzere ilgili birime göndermek,” olarak açık ve net bir şekilde ifade edildiğini, aynı Yönetmeliğin 6.Bölüm Madde:28’de görevleri açık ve net bir şekilde belirtilmiş olan … Geliştirme Dairesi Başkanlığının, gerek sistem üzerinde gerekse tahakkuk sürecinde hiçbir maaş ve ücret hesaplaması ve ödemesine dair yetki ve görevinin bulunmadığını,

2012 yılında … Müdürünün … olduğunu, Haksız ödemeyi alan kişinin … Müdürü … olduğunu, söz konusu kişinin … Başkanlığının 30 / 12 / 2011 tarih ve 16477 sayılı oluruna istinaden İnsan Kaynaklan Daire Başkanlığının 30.12.2011 tarih ve 16485 sayılı yazıları ile atandığını,(Ek-1)

Ödeme talimatının … Başkanlık Makamının 09.01.2012 tarih ve 327 sayılı oluru ile verildiğini,(Ek4) gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin kişi veya kurullara karşı aldığı yazılı talimatı yerine getirmekle yükümlü olduğunu, sorumluluğunun ise aldığı yazılı talimatın gereğini( hiç yada kısmen) yerine getirmemesi halinde söz konusu olabileceğini, kişinin kasta dayalı kusurluluğu tespit edilmeden fazla ödemeden dolayı tazmin yükümlülüğü altına sokulmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını, aynı zamanda (kişinin malvarlığında haksız bir eksilmeye yol açacağından) mülkiyet hakkının da ihlali niteliğinde olduğunu,

” Mülkiyet hakkı”nın Anayasanın 35.mddesiyle hem de iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin eki olan 1.Nolu Ek Protokol kapsamında güvence altına alınmış temel haklardan olduğunu,

Sayıştay Dairelerinin ve Temyiz Kurulunun aynı zamanda yargısal görev ifa eden Anayasal ve Yasal kurullar olduğunu, dolayısı ile; ortada bir haksız ödeme varsa sebebinin ve sorumlularının etkili bir soruşturma ile tespiti, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, “Etkili soruşturma hakkı”nın da iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 13(1) maddesiyle güvence altına alınmış temel haklardan olduğunu, çünkü, bu Sözleşmeyle tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olacağını,

Yapılacak etkili bir soruşturma neticesinde “Adil Yargılarıma” ilkelerine uygun bir karar tesis edilmesi gerektiğini, yine iç hukukun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6(1) ve devamı maddelerinde; Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir, denildiğini, Sayıştay’ın ilgili Dairesinin ve Temyiz Kurulu’nun da yargısal görev icra ettiğinden adil ve hakkaniyete uygun bir karar tesis etmesi gerektiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

İlama konu vekalet olurunu imzalaması nedeniyle sorumlu tutulan … (İnsan Kaynakları Daire Başkanı) temyiz dilekçesinde özetle;

Her ne kadar kamu zararına ilişkin bir husus olmasa da, kurul tarafından kamu zararı şeklinde bir değerlendirme yapılacak olursa da bu konuda sorumluluğunun bulunmadığını,

… İnsan Kaynakları Yönetmeliğin 43. Maddesinin 1. Fıkrasında. “Başkanlıkta yönetim kademesinde görev yapmakta iken görevlerinden geçici olarak ayrılanların yerlerine veya münhal pozisyonlara atamaya yetkili merci tarafından vekâleten atama veya tedviren görevlendirme yapılabilir. ” hükmünün yer aldığını,

b) … Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt Ücret” başlıklı 5’inci maddesinin son fıkrasında “Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve Kadro Çarpanı uygulanarak hesaplanır.” hükmünün yer aldığını,

c) … mevzuatına benzer şekilde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun Vekalet ücretinin tanımlandığı 175. Maddesinin 1. Fıkrasında ‘Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartlan taşıması zorunludur.” Denildiğini,

Hem 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hem de … mevzuatı değerlendirildiğinde her ikisinde de asaleten atanma şartlarını taşımayan kişilerin vekaleten atanabileceği ancak vekaleten atanan kişilerden asaleten atanma şartlarını taşımayan kişilere vekalet ücreti ödenmezken, asaleten atanma kriterlerine haiz olanlara vekalet ücreti ödeneceği hükmünün yer aldığını,

… mevzuatı ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde asaleten atanma şartlarını taşımayan personelin vekaleten atanmasında herhangi bir uygunsuzluk bulunmadığını,

Benzer Nitelikte konulara ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulu Kararlarında; asil olarak atanma şartlarını taşımayan kişilerin vekaleten görevlendirilmesinden dolayı kamu zararı oluştuğuna ilişkin verilen tazmin hükümlerinin kaldırıldığını, 08.12.2015 tarihinde ve 41187, 41188 sayılı Temyiz Kurulu Kararlarında asaleten atanma şartlarını taşımayan kişilerin vekaleten atanmasının uygun ulunduğunu ve kamu zararı oluşmadığından tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiğini, söz konusu kararda; asaleten atanma şartlarına haiz olmayan kişinin vekaleten atanabileceği ve vekaleten atananlardan asaleten atanma şartlarına haiz olmaları durumunda vekalet ücreti ödenebileceğinin belirtildiğini,

“…………..İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin Vekalet Görevi başlıklı 43’üncü maddesinde; “(1) Başkanlıkta yönetim kademesinde görev yapmakta iken görevlerinden geçici olarak ayrılanların yerlerine veya münhal pozisyonlara atamaya yetkili merci tarafından vekâleten atama veya tedviren görevlendirme yapılabilir.

……………..

“… İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin Vekalet Görevi başlıklı 43’üncü maddesinde yer alan “Astın üste vekâleti halinde; vekâleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartlar aranır.” hükmünü, … Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt Ücret” başlıklı 5’inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve Kadro Çarpanı uygulanarak hesaplanır.” hükmü ile birlikte değerlendirmek gerekmekledir. Yani vekaleten görevlendirilen personel asilde aranan şartları taşıyorsa, ilgiliye vekalet ettiği kadroya ait ücret ödenmeli, asilde aranan şartları taşımıyorsa kendi kadrosuna ait ücret ödenmelidir.

Atama kriterlerine haiz olmayan personelin hiçbir şekilde vekaleten görevlendirilemeyeceği kabul edilecek olur ise; boş olan bir pozisyon için kurumda atama kriterlerini taşıyan personelin bulunamaması, ya da bulunsa bile söz konusu personelin bu görevi ailevi, sağlık vb. sebeplerle kabul etmemesi durumunda işlerin aksayacağı, İdarenin işleyişi içerisinde böyle bir durumun kabulünün mümkün olmadığı aşikardır. ” denildiğini,

Benzer nitelikteki Sayıştay Temyiz Kurulu kararlarına göre de asaleten atanma şartlarını taşımayan personelin vekaleten atanmasında herhangi bir uygunsuzluk bulunmadığını,

İlamda yer alan personelin vekaleten atanmasında yukarıda belirtilen gerekçeler çerçevesinde herhangi bir uygunsuzluğun söz konusu olmadığını,

Söz konusu personele atama işleminin yapıldığı tarihten sonra yapılan ödemelerden 2012 yılı Şubat, Mart, Nisan ayındaki ödemelere ilişkin herhangi bir kamu zararı çıkarılmazken, Mayıs — Kasım ayları arasındaki ödemelere ilişkin kamu zararı çıkarıldığını, atama işlemi yanlış olarak kabul edilse dahi, atama işleminde Mayıs ayında bir değişiklik olmadığını, atama işleminden 5 ay sonra Mayıs ayından sonra oluşan bir kamu zararından dolayı atama işlemini yapanların sorumlu tutulduğunu, maaş ödemesini yapanların, atama işleminde bir değişiklik olduğundan dolayı mı bu tarihten sonra maaş ödemesinde değişikliğe gittiklerini,

Aslında kamu zararı oluşmamış olsa da şayet kamu zararının oluştuğu kabul edilecek olursa, kamu zararının oluşumunda atama işleminin bir etkisinin olmadığını, şayet atama işleminin etkisi olmuş olsaydı, Ocak-Nisan ayı maaşlarında da benzer şekilde kamu zararı olması gerektiğini,

Söz konusu personele Şubat-Nisan ayları arasında vekalet ücreti ödenmezken Mayıs ayından sonra vekalet ücreti ödendiğini, bunun sebebinin de; Mayıs ayında 8 yıllık hizmet süresine sahip olan söz konusu personelin asaleten atanma şartlarına haiz olduğunu, bu sebeple de bu aydan sonra ilgiliye … Ücret Usul ve Esasları çerçevesinde vekalet ücreti ödendiğini,

“Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvan/Sorumluluk ve Kadro Çarpanı uygulanarak hesaplanır.”

Benzer şekilde 08.12.2015 tarih ve 41187, 41188 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararlarında da;

“…Yani vekaleten görevlendirilen personel asilde aranan şartları taşıyorsa, ilgiliye vekalet ettiği kadroya ait ücret ödenmeli, asilde aranan şartlan taşımıyorsa kendi kadrosuna ait ücret ödenmelidir.” ifadesinin yer aldığını,

Ücret açısından yapılan ödemenin mevzuata ve Sayıştay Temyiz Kurulu kararına uygun olup herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını,

İfade edilen Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında ilgiliye yapılan maaş ödemelerinden Mayıs ayından sonrakilere kamu zararı çıkarılmasının sebebinin aslında o husussa ilşkin itiraz yapılmamasından kaynaklandığını, itiraz yapılmadığından ve ilgili personelin Mayıs ayında asaleten atanma şartları taşıdığı ifade edilmediğinden kamu zararı çıkarıldığını, aslında kamu zararına ilişkin herhangi bir hususun bulunmadığını verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

İlama konu vekalet olurunu imzalayan …( … Başkanı) ile …(… Bşk. Yrd.) aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

Taraflarına sorumluluk atfedilmesinin anlaşılamadığını, bu konu uygulamasının devam eden yıllar olan 2013 ve 2014 yılı (8.Daire-133 No’lu İlam) hesaplarının da incelenerek aynı mahiyette yapılan tüm ödemelerin mevzuata uygun bulunduğunu,

3624 sayılı … Kuruluş Kanunu’nun personel rejimini düzenleyen 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Başkanlığın asli personeli, idari hizmet sözleşmesi ile sözleşmeli olarak istihdam edilir. Başkanlığın daimi ve aslilik arz eden görevleri ile bunların unvan ve adetleri, bu görevlerde çalışacak personelin tabi olacakları idari, sosyal ve ücret hükümleri, Başkanlığın hazırlayıp İcra Komitesinin onayı ile yürürlüğe konacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmünün yer aldığını,

Bu hüküm gereğince … İnsan Kaynakları Yönetmeliği ve … Ücret Usul ve Esaslarının hazırlandığını ve İcra Komitesinin onayı ile yürürlüğe girdiğini,

… İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin “Vekalet Görevi” başlıklı 43’üncü maddesinde; “(1) Başkanlıkta yönetim kademesinde görev yapmakta iken görevlerinden geçici olarak ayrılanların yerlerine veya münhal pozisyonlara atamaya yetkili merci tarafından vekâleten atama veya tedviren görevlendirme yapılabilir.

(2) Vekâleten yapılan atamalarda;

a) Eş düzeydekilerin birbirlerine veya astın üste vekâlet etmesi esastır,

b) Astın üste vekâleti halinde; vekâleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartlar aranır.” hükmünün yer aldığını,

Aynı Yönetmeliğin “Görevlendirme” başlıklı 46’ncı maddesinde ise; “(1) Personel, pozisyonunun bulunduğu işyeri değişmeksizin, hizmetin gereği veya isteği üzerine başka bir birimde görevlendirilebilir. Bu şekilde yapılan görevlendirilmelerde 49 uncu maddede belirtilen ücret usullerine ilişkin bölgesel farklılıklardan doğan hak haricinde, personelin asli pozisyonunun ücreti dışında başka bir ödeme yapılmaz.

(2) Bu madde uyarınca yapılan görevlendirmelerde personelin görevlendirildiği birim yöneticisi, görevlendirme süresince görevli personelin sıralı disiplin amiridir.

(3) Bu süreler devir teslim işlemlerinin tamamlanması ile başlar.” hükmünün yer aldığını,

Yukarıdaki Yönetmelik maddeleri incelendiğinde; tedviren görevlendirmenin, “Görevlendirme” başlıklı 46’ncı maddesi yerine “Vekalet Görevi” başlıklı 43’üncü maddesinde düzenlenmesinden asil şartlarını taşımayan personelin tedviren görevlendirilmesine yönelik olduğunun anlaşıldığını,

Ayrıca Yönetmeliğin “Vekalet Görevi” başlıklı 43’üncü maddesinin ikinci fıkrasında vekaleten yapılan atamalarda gerekli şartlar sayılmış olup, bu şartları taşımayanların tedviren görevlendirileceğinin anlaşıldığını,

… Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt Ücret” başlıklı 5’inci maddesinin son fıkrasında; “Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve Kadro Çarpanı uygulanarak hesaplanır. Ancak dolu kadroya vekalet edenlere ise bu ücreti vekalet görevine başladıktan 3 ay sonrasından itibaren vekalet görevi süresince verilir.” hükmü gereğince, atama kriterlerine haiz olmayan personele hiçbir şekilde vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve Kadro Çarpanı uygulanmadığını ve bu sebeple herhangi bir ödeme yapılmadığını,

… Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt Ücret” başlıklı 5’inci maddesinin son fıkrasındaki “Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise” ifadesinden de vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz olmayan personelin görevlendirilebileceğinin anlaşıldığını,

Atama kriterlerine haiz olmayan personelin vekaleten görevlendirilemeyeceği kabul edilecek olur ise; boş olan bir pozisyon için kurumda atama kriterlerini taşıyan personelin bulunamaması, ya da bulunsa bile söz konusu personelin bu görevi ailevi, sağlık vb. sebeplerle kabul etmemesi durumunda işler aksayacak hatta o birimin faaliyetlerini yürütemeyecek durumda olacağını, İdarenin işleyişi içerisinde böyle bir durumun kabulünün mümkün olmadığını,

Vekaleten Müdür olarak görevlendirilenlerden asil şartlarını taşıyanlara 304 faktöründe yer alan “80 puan” verilmişken, asil şartlarını taşımayan personel için ise 304 Müdür için öngörülen “80” faktörü puanı yerine 306 … Uzman Yardımcısı faktör puanı olan “40” puanın verildiğini, kadro çarpanlarının da aynı şekilde uygulandığını,

Harcama yetkilisi olmaları sebebiyle verilen 30 puanın dayanağının ise … Ücret Usul ve Esasları olduğunu,

… Ücret Usul ve Esaslarının “Görev Unvanı / Sorumluluk” başlıklı bölümünde; “Başkan tarafından belirlenen Harcama yetkililerine, denetleme görevinde bulunanlara, Muhasebe Müdür Yardımcılarına, Muhasebe Yetkilisi Mutemetleri ile Taşınır Kayıt Kontrol Yetkililerine görev yaptıkları süre ile sınırlı kalmak kaydıyla Görev Unvanı/Sorumluluk faktör derecesine karşılık gelen puanına; harcama yetkililerine, denetleme görevinde bulunanlara 30 (otuz), Muhasebe Müdür Yardımcısı 15 (on beş), Muhasebe Yetkilisi Mutemetleri ile Taşınır Kayıt Kontrol Yetkililerine 10 (on) puan eklenir.” hükmünün yer aldığını,

5018 sayılı Kanunun 5436 sayılı Kanunla değişik 31 ‘inci maddesinin birinci fıkrasında bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olarak belirlendiğini,

14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar nolu Sayıştay Genel Kurul Kararında; “e) Vekâlet Görevi Nedeniyle Yetki Devrinde Harcama Yetkisinden Doğan Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 31′ inci maddesi uyarınca bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. Kanunda öngörülen harcama yetkilisinin izin, hastalık ve geçici görev gibi sebeplerle görevlerinde bulunmadığı durumlarda, bu kişilerin yerine, mevzuatlarında öngören usulle vekâleten atanan kişi asilin tüm yetki ve sorumluluklarını taşıyacağından harcama yetkisini de kullanacaktır.

Bu nedenle, harcama yetkilisinin yerine, mevzuatında öngörülen usullere uygun olarak vekâleten atanan görevlinin, vekâlet ettiği göreve ait harcama yetkisini kullanmasından doğan sorumluluğun bu görevi vekâleten yürüten görevliye ait olduğuna oybirliğiyle,” hükmünün yer aldığını,

Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere 5018 sayılı Kanunun 31′ inci maddesi uyarınca harcama yetkilisi olan ve Sayıştay Genel Kurul kararında da harcama yetkilisi olarak muhatap alınan yöneticiye harcama yetkililerine verilen 30 puanın verilmesinde mevzuata aykırı bir durumun olmadığını,

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 ‘inci maddesinde Kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış olup, asil şartlarını taşımadığı için … İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin ilgili maddesi gereğince tedviren görevlendirilen personele harcama yetkilisi sıfatından dolayı … Ücret Usul ve Esaslarına uygun olarak yapılan 30 puanın ödenmesi nedeni ile kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmadığını,

Ayrıca Başsavcılık tarafından verilen 19.02.2015 tarih 26297 sayılı ve 15.09.2015 tarih 27356 sayılı görüşlerde de; “Sorgu konusu ödemelerin, savunmalar doğrultusunda yasal düzenlemelere uygun olduğuna karar verilmesi yerinde olur.” Denildiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından 08.12.2015 tarih ve 25292 sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile … 2012 yılı hesaplarında taraflarına herhangi bir sorumluluk çıkartılmamış olduğunun görüleceğini,

Aynı mahiyetteki ödemelerin yapıldığı takip edilen yıllar olan 2013 ve 2014 yılları hesaplarının Sayıştay Yargılamaları sonucunda da, konuya ilişkin ödemelerin mevzuata uygun olarak değerlendirildiğini,

… İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin ilgili maddeleri incelendiğinde; Yönetmelikte vekaleten yapılan atamalarda gerekli şartlar taşımayanların tedviren görevlendirilebileceğini,

5018 sayılı Kanunun 31′ inci maddesi uyarınca harcama yetkilisi olan ve Sayıştay Genel Kurul kararında da harcama yetkilisi olarak muhatap alınan yöneticiye harcama yetkililerine verilen 30 puanın verilmesinde mevzuata aykırı bir durumun olmadığını belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“… Başkanlığı (…) 2012 yılı hesabının 7 nci Dairece yargılanması sonucunda çıkarılan 05/08/2019 tarihli ve 568 nolu Ek İlamın 1 inci maddesinde yer alan tazmin hükmünü temyiz eden Sorumlu Üst Yönetici …’ın (… eski Başkanı) ilgi yazı ekinde alınan 25/10/2019 tarihli temyiz dilekçesi incelenmiştir.

Temyiz dilekçesinde özetle;

– Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından 41189 sayılı İlam ile incelenip 25292 Temyiz Numarası ile karar verilen … 2012 yılı hesaplarında tarafına herhangi bir sorumluluk çıkartılmadığı,

– Aynı mahiyette ödemelerin yapıldığı takip edilen yıllar olan 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin Sayıştay yargılamaları sonucunda da, konunun mevzuata uygun ödemeler olduğunun değerlendirildiği,

– … İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin maddeleri incelendiğinde, vekaleten yapılan atamalarda gerekli şartların sayılmış olduğu, bu şartları taşımayanların tedviren görevlendirilebileceği,

-5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesi uyarınca harcama yetkilisi olan ve Sayıştay Genel Kurul kararında da harcama yetkilisi olarak muhatap alınan yöneticiye, harcama yetkililerine verilen 30 puanın verilmesinde mevzuata aykırı bir durumun olmadığı, ifade edilerek, Ek İlam hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Daire Kararında mevzuat dayanakları belirtilerek karşılanmış olduğundan, sorumlunun konuya dair itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan; Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Aylıklar” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Aylık ve aylıkla birlikte ödenen hakedişler için Aylık Bordrosu veya Yurtdışı Aylık Bordrosu (Örnek: 8 veya 8/A) ve Personel Bildirimi (Örnek: 9 ) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine aşağıda belirtilen belgeler bağlanır.” denilmiş olup, anılan fıkranın “g” bendinde “Ücretli vekaletlerde, vekalet onayı ve işe başlama yazısı.” hükmüne yer verilmiştir.

Yönetmeliğin yukarıda yer verilen hükmüne göre, vekalet nedeniyle yapılacak hakedişler için ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine vekalet onayı ve işe başlama yazısının bağlanması zorunlu olup, ilgilinin durumunda değişiklik olmadığı takdirde diğer aylarda bahse konu evrakın aranılmasına gerek bulunmamaktadır.

Buna göre; mevzuata aykırı vekalete ilişkin onayda imzası bulunanların yanı sıra, tazmin konusu ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme emri üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluklarının bulunduğu açıktır.

Ancak; ödemenin yapıldığı ilk ay dışında konuya ilişkin vekalet onayının ödeme emri ekinde yer almaması gerektiğinden, diğer aylardaki ödeme emirlerinde imzası bulunan anılan görevlilerin (ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme emri üzerinde imzaları bulunmaması şartıyla) sorumlulukları bulunmamaktadır.

Dosya kapsamının tetkikinden; ödemenin gerçekleştiği aya ilişkin ödeme emrinde imzası bulunanların haricinde de harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin olduğu ve tazmine ilişkin sorumlular arasına dahil edildikleri anlaşılmaktadır.

Bu nedenle; temyize konu 568 sayılı Ek İlam hükmünün sorumluluk yönünden bozulmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.

Arz ederim. “Denilmiştir.

… ikinci temyiz dilekçesinde;

Başsavcılık Karşılama yazısında daha önce aynı konuyla ilgili verdiği olumlu görüşleri ve Temyiz Dilekçesinde belirtilen hususları etraflıca değerlendirmediği görüldüğü için cevap verme gereği duyduğunu,

Oysa aynı maddeyle ilgili 2012 yılına ilişkin 2015 yılında ekteki Başsavcılığın olumlu görüş vermiş olduğu karşılama yazısı ile çeliştiğinin çok net görüleceğini, diğer yıllara ait aksi görüşte aynı mahiyetteki konular ile ilgili eski Başsavcılık Karşılama yazılarını da ulaşabildiği kadarıyla ekte sunduğunu, aynı konuyla ilgili Temyiz Kurulunun 2012, 2013 ve 2014 yıllarındaki kararlarının da görmezden gelinerek Ek İlamın sorumluluk yönünden bozulmasını istediğini, söz konusu edilen 2012 yılına ilişkin ve aynı konuyla ilgili Temyiz Kurulu Kararını da örnek olarak ekte sunduğunu, ayrıca 14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar nolu Sayıştay Genel Kurul Kararında vekâlet ettiği göreve ait harcama yetkisini kullanmasından doğan sorumluluğun bu görevi vekâleten yürüten görevliye ait olduğu hususunun açıkça ortaya konduğunu, bu kararın da gerektiği gibi değerlendirilmediğini belirterek temyiz dilekçesinde belirtilen hususları aynen tekrarlamıştır.

Başsavcılığın Yanıtı

– Başsavcılık tarafından aynı madde için daha önce aynı mahiyetteki benzer konular için verilen görüşte; “Sorgu konusu ödemelerin, savunmalar doğrultusunda yasal düzenlemelere uygun olduğuna karar verilmesi yerinde olur.” denildiği,

– Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından aynı mahiyetteki konuların … 2012 yılı hesaplarında tarafına herhangi bir sorumluluk çıkartılmamış olduğunun görüleceği,

– Yine aynı mahiyette ödemelerin yapıldığı takip edilen yıllar olan 2013 ve 2014 yılları Sayıştay yargılamaları sonucunda da, konunun mevzuata uygun ödemeler olduğunun değerlendirilmiş olduğu,

– Konuyla ilgili … İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin ilgili maddeleri incelendiğinde, Yönetmelikte belirtilen hususlara uygun hareket edildiği,

– 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesi uyarınca harcama yetkilisi olan ve Sayıştay Genel Kurulu kararınca da harcama yetkilisi olarak muhatap alınan yöneticiye harcama yetkililerine verilen 30 puanın verilmesinde mevzuata aykırı bir durumun olmadığı,

ifade edilerek, 568 sayılı Ek İlam ile verilen tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.

Vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …, Başkanlık Makamı onayı ile … … Hizmet Merkezi Müdürlüğü görevine vekaleten atanmış; 2012 yılı Mayıs ayından itibaren de müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden kendisine brüt ücret ödemesi yapılmıştır.

… İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin “Vekalet Görevi” başlıklı 43 üncü maddesi;

“(1) Başkanlıkta yönetim kademesinde görev yapmakta iken görevlerinden geçici olarak ayrılanların yerlerine veya münhal pozisyonlara atamaya yetkili merci tarafından vekâleten atama veya tedviren görevlendirme yapılabilir.

(2) Vekâleten yapılan atamalarda;

Eş düzeydekilerin birbirlerine veya astın üste vekâlet etmesi esastır.

Astın üste vekâleti halinde; vekâleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartlar aranır.” hükmüne amirdir.

Anılan Yönetmelik eki İş Tanımları ve Atama Kriterleri Formunda Müdür olarak atanacak personelin 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği belirtilmiştir.

… Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt ücret” başlıklı 5 inci maddesinin son fıkrasında; “Bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve kadro çarpanı uygulanarak hesaplanır.” denilmektedir.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; müdürlüğe atanma kriteri olarak 8 yıllık bir deneyim süresi öngörülmüş, astın üste vekaleti durumunda ise, vekaleten atanacak personelin asilde aranan şartları taşıması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Yapılan idari işlem, tedviren görevlendirme değil, vekaleten atamadır. Vekaleten atanan personelin gerekli şartları taşıyor olması hususu sadece ücret ödemesine yönelik olmayıp, aynı zamanda vekaleten atamayı engelleyen bir husustur. Her ne kadar vekalete ilişkin ödeme atamanın yapıldığı tarihten sonra 2012 yılı Mayıs ayından itibaren yapılmış olsa da kamu zararı söz konusu ödemeye, mevzuata aykırı olarak yapılan atama işlemi neden olmuştur. Dolayısıyla, atama işlemini teklif eden, uygun görüş veren ve onaylayanların da harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile birlikte sorumluluğa dahil edilmeleri gerekir.

Diğer taraftan; 568 sayılı Ek İlamda daha önce Temyiz Kurulu kararı ile kaldırılan 30 puanlık ek ödemeye ilişkin değerlendirmeye yer verilmiş ise de; gerek bahse konu İlamın sonuç kısmında “Açıklanan tüm bu gerekçelerle; mevzuatta öngörülen hizmet süresini taşımaması nedeniyle vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a 2012 Mayıs ayından itibaren Müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden bürüt ücret ödenmesi suretiyle oluşan ve 28.12.2016 tarih ve 465 sayılı ek ilamımızda yeniden hesaplanarak çıkartılan … TL tutarındaki kamu zararının;” hükmüne yer verilmesi, gerekse de “KAMU ZARARI TABLOSU” ndaki … TL kamu zararı hesabının 30 puanlık ek ödemeye yer verilmeksizin Müdür ve … Uzman Yardımcısı göstergelerine göre hesaplanmış olması nedeniyle hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Ayrıca, sorumlu tarafından ileri sürülen diğer hususların ilgi (a) yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı da anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Arz ederim.” Denilmiştir.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan … ve aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve 48488 sayılı dosya ile duruşma talebinde bulunan …, 48489 sayılı dosya ile duruşma talebinde bulunan … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

262 sayılı ilk İlam hükmü incelendiğinde iki farklı konu için tazmin hükmü verildiği görülmüştür.

Bunlardan birincisi; vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a, Başkanlık makamı Oluru ile … … Hizmet Merkez Müdürlüğüne vekaleten atanması sonucu harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılmasıdır.

İkinci konu ise; vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesidir.

Birinci konu, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması, Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. Maddesi ile kaldırılmış olmasına rağmen 568 sayılı Ek İlamda; 30 puanlık ek ödeme ister ücretin bir unsuru olsun ister ek bir ödeme olsun, önemli olan husus, söz konusu 30 puanlık ödemenin bu kişilere, Müdürlüğe vekalet ediyor olmalarından ötürü verilmiş olmasıdır. Neden-sonuç ilişkisinden hareketle, anılan kişi Müdürlüğe vekalet ettirilmemiş olsaydı kendilerine böyle bir ek ödeme yapılmayacaktı, denilerek söz konusu ek ödemenin mevzuata aykırı olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması ilamda kamu zararı olarak değerlendirilmişse de, kamu zararı tablosu incelendiğinde 30 puanlık ek ödemenin kamu zararı hesabına dahil edilmediği görülmüştür.

Sonuç olarak, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması, Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. Maddesi ile kaldırıldığından, İlamda kamu zararı olduğu yönünde değerlendirme yapılmışsa da kamu zararı hesabına dahil edilmediğinden bu konuda yapılacak işlem bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesine ilişkin olarak;

… İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin “Vekâlet Görevi” başlıklı 43 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının b bendinde;

“Astın üste vekâleti halinde; vekâleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartlar aranır.”

denilmekte olup anılan Yönetmeliği ekli “İş Tanımları ve Atama Kriterleri Formu”nda, müdür olarak atanacak personelin 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği belirtilmektedir.

… Ücret Usul ve Esasları’nın “Brüt Ücret” başlıklı 5 inci maddesinin son fıkrasında;

“Bir üst göreve vekâleten atanan personel vekâlet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekâlet görevi süresince brüt ücreti; vekâlet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve kadro çarpanı uygulanarak hesaplanır.”

hükmü yer almaktadır.

İlamda, anılan Esaslara ekli İş Değerlendirmesi Cetveli’nin “Deneyim” başlıklı 2 nci maddesinde; özel sektörde geçen hizmetlerin iki tam yılının bir yıl kabul edileceği, deneyim süresinin bir yıldan eksik sürelerinin ise dikkate alınmayacağının belirtildiği, söz konusu mevzuat hükümlerine göre, vekâleten atamalarda, vekâleten atanacak personelin asilde aranan şartları taşıması ve müdürlüğe atanma kriteri olarak 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği, ancak Müdürlük kadrosuna vekaleten atanan …’ın (8 yıllık deneyim süresini karşılamaması nedeniyle) asilde aranan şartları taşımadığı halde vekalet ettiği kadronun görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesi sebebiyle tazmin hükmü verilmişse de;

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre; müdür olarak atanacak personelin 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği belirtilmiş olup, söz konusu sürenin kamu veya özel sektörde geçmesi gerektiğine ilişkin bir ayrım yapılmamıştır. Adı geçen personelin hizmet cetveli incelendiğinde; 17.01.2012 tarihinde … Müdürlüğüne vekaleten atandığı, bu tarih itibarıyla 7 yıl 8 ay 17 gün hizmeti bulunduğu, bu nedenle eksik hizmet döneminde kendisine müdürlük ücreti tahakkuk ettirilmediği, 30.04.2012 tarihinde müdürlük için gerekli olan 8 yıllık hizmet süresini doldurduğu ve 15.05.2012 tarihinden itibaren müdürlük ücreti tahakkuku yapıldığı anlaşılmıştır. İlamda, her ne kadar … Ücret Usul ve Esasların eki İş Değerlendirme Cetvelinin Deneyime ilişkin 2. Maddesine göre; toplam 5 yıl 16 günlük hizmet süresi bulunduğu ve 8 yıllık süreyi tamamlayamadığı, dolayısıyla …’a ücretli vekalet için 2012 Mayıs ayından itibaren müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenemeyeceği ifade edilmişse de deneyime ilişkin söz konusu hesaplama metodu ücret skalalarının belirlenmesi için olup, vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin değildir.

Vekaleten müdürlüğe atanan …, 30.04.2012 tarihinde vekâlet ettiği müdürlük kadrosuna ilişkin atanma kriterlerinden olan 8 yıllık hizmet süresini doldurduğundan, 15.05.2012 tarihinden itibaren vekalet ettiği kadronun görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 568 sayılı EK ilam ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen, dosyanın ilgili Dairesine TEVDİİNE, (Temyiz Kurulu ve … Daire Başkanı …, … Daire Başkanı …, Üyeler …, …, … ile …’ün aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı ) oyçokluğu ile,

Karar verildiği 04.11.2020 tarih ve 48487 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu ve … Daire Başkanı …,, …, Üyeler …, … ile …’ün karşı oy gerekçesi

262 sayılı ilk İlam hükmü incelendiğinde iki farklı konu için tazmin hükmü verildiği görülmüştür.

Bunlardan birincisi; vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a, Başkanlık makamı Oluru ile … … Hizmet Merkez Müdürlüğüne vekaleten atanması sonucu harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılmasıdır.

İkinci konu ise; vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesidir.

Birinci konu, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması, Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. Maddesi ile kaldırılmış olmasına rağmen 568 sayılı Ek İlamda; 30 puanlık ek ödeme ister ücretin bir unsuru olsun ister ek bir ödeme olsun, önemli olan husus, söz konusu 30 puanlık ödemenin bu kişilere, Müdürlüğe vekalet ediyor olmalarından ötürü verilmiş olmasıdır. Neden-sonuç ilişkisinden hareketle, anılan kişi Müdürlüğe vekalet ettirilmemiş olsaydı kendilerine böyle bir ek ödeme yapılmayacaktı, denilerek söz konusu ek ödemenin mevzuata aykırı olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması ilamda kamu zararı olarak değerlendirilmişse de, kamu zararı tablosu incelendiğinde 30 puanlık ek ödemenin kamu zararı hesabına dahil edilmediği görülmüştür.

Sonuç olarak, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması, Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. Maddesi ile kaldırıldığından, İlamda kamu zararı olduğu yönünde değerlendirme yapılmışsa da kamu zararı hesabına dahil edilmediğinden bu konuda yapılacak işlem bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesine ilişkin olarak;

… İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin “Vekâlet Görevi” başlıklı 43 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının b bendinde;

“Astın üste vekâleti halinde; vekâleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartlar aranır.”

denilmekte olup anılan Yönetmeliği ekli “İş Tanımları ve Atama Kriterleri Formu”nda, müdür olarak atanacak personelin 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği belirtilmektedir.

… Ücret Usul ve Esasları’nın “Brüt Ücret” başlıklı 5 inci maddesinin son fıkrasında;

“Bir üst göreve vekâleten atanan personel vekâlet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekâlet görevi süresince brüt ücreti; vekâlet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/Sorumluluk ve kadro çarpanı uygulanarak hesaplanır.”

hükmü yer almakta anılan Esaslara ekli İş Değerlendirmesi Cetveli’nin “Deneyim” başlıklı 2 nci maddesinde; özel sektörde geçen hizmetlerin iki tam yılının bir yıl kabul edileceği, deneyim süresinin bir yıldan eksik sürelerinin ise dikkate alınmayacağı belirtilmektedir.

Söz konusu mevzuat hükümlerine göre, vekâleten atamalarda, vekâleten atanacak personelin asilde aranan şartları taşıması ve müdürlüğe atanma kriteri olarak 8 yıllık deneyime sahip olması gerekmektedir.

Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Başkanlık makamı oluru ile Müdürlük kadrosuna vekaleten atanan …’ın (8 yıllık deneyim süresini karşılamaması nedeniyle) asilde aranan şartları taşımadığı; bu kişiye 2012 Mayıs ayına kadar vekalet ettiği kadronun değil asli kadrosunun maaşının ödendiği; ancak 2012 Mayıs ayından itibaren ise vekalet ettiği kadronun görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödendiği görülmüştür.

Sorumlular önceki savunmalarında her ne kadar, ilgili personelin 17.01.2012 tarihinde … Müdürlüğüne vekaleten atandığını, bu tarih itibarıyla 7 yıl 8 ay 17 gün hizmeti bulunduğu, bu nedenle eksik hizmet döneminde kendisine müdürlük ücreti tahakkuk ettirilmediği, 30.04.2012 tarihinde müdürlük için gerekli olan 8 yıllık hizmet süresini doldurduğu ve 15.05.2012 tarihinden itibaren müdürlük ücreti tahakkuku yapıldığını ifade etmişlerse de;

İlgilinin hizmet süresinin tespiti asıl raporda “……’a ait hizmet belgesi incelendiğinde, ilgilinin 19.05.2012 tarihi itibariyle 7 yıl 6 ay 5 gün hizmeti olduğu, bu hizmetlerinin 3 yıl 4 ay 19 gününün özel sektörde geçtiği, özel sektördeki hizmetlerinin 303 günlük kısmı da ( 3 ayrı işyerindeki toplam süre) 1 yılın altında olduğu için … Ücret Usul ve Esasları eki İş Değerlendirmesi Cetveli’nin “Deneyim” başlıklı 2 nci maddesi gereğince deneyim süresinden sayılamayacağı, geriye kalan özel sektördeki 3 yıl 3 ay 18 günlük sürenin de yarısının sayılacağı, bunun da 1 yıl 7 ay 27 gün yaptığı; özel sektördeki süre ile kamuda geçen 3 yıl 4 ay 19 günlük toplandığında toplam 5 yıl 16 günlük hizmet süresi bulunduğu ve 8 yıllık süreyi tamamlayamadığı, dolayısıyla …’a ücretli vekalet için 2012 Mayıs ayından itibaren müdürlüğün görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenemeyeceği…” ifadesi yer almıştır.

Müdürlük kadrosuna vekaleten atanan …’a, asaleten atanma şartlarından olan 8 yıllık deneyim süresini karşılamadığı görüldüğünden, vekalet ettiği kadronun görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesi mümkün değildir.

Bu itibarla esas yönünden, verilen tazmin hükmünün mevzuata uygun olduğuna,

Sorumluluk yönünden inceleme

568 Ek ilamda; vekaleten görevlendirmeye esas olan Başkanlık Olurunda adı geçen Daire Başkanı …, Kurum Başkan Yardımcısı … ve Kurum Başkanı …’ın, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile birlikte sorumluluğa dahil edilmesine karar verilmiştir.

Atamaya onay vermeleri hasebiyle sorumlu tutulan dilekçiler; vekaleten atamalarda, atanan personelin atama şartlarını taşıyıp taşımaması durumunun, sadece ücret ödemesine ilişkin bir husus olduğu, vekaleten atamayı engelleyen bir unsur olmadığı, atamaya ilişkin kriterleri haiz olmayan personele vekaleten atama dolayısıyla herhangi bir ödemede bulunulmadığı, vekilin asilde aranan şartları taşımıyor olmasının atamanın yapılmasına engel teşkil etmediğini ifade etmekte iseler de;

Vekalet görevini tayin ve tespit edenler, … İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin “Vekalet Görevi” başlıklı 43’üncü maddesinde; Astın üste vekaleti halinde; vekaleten atanacaklarda, asil pozisyona atanacaklarda aranan şartların aranacağı, … İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin eki İş Tanımları ve Atama Kriterleri Formunda, “Müdür” olarak atanacak personelin 8 yıllık deneyime sahip olması gerektiği ve … Ücret Usul ve Esaslarının “Brüt Ücret” başlıklı 5’inci maddesinin son fıkrasında yer alan; “bir üst göreve vekaleten atanan personel vekalet ettiği kadro görevine ilişkin atanma kriterlerine haiz ise vekalet görevi süresince brüt ücreti; vekalet ettiği kadroya ait Görev Unvanı/ Sorumluluk ve kadro çarpanı uygulanarak hesaplanır.” şeklinde belirlenmiş ilke ve kurallara uyulmayarak mevzuat dışına çıkmak suretiyle kamu zararına neden olmuşlardır. Bu nedenle 8 yıllık deneyime sahip olmadığı halde vekaleten görevlendirilmelerine esas olan Başkanlık Olurunda adı geçen Daire Başkanı …, Kurum Başkan Yardımcısı … ve Kurum Başkanı …’ın 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesi kapsamında mevzuata aykırı atama kararı ile kamu zararına neden olduklarından sorumlulukları bulunmaktadır.

Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu değerlendirildiğinde;

14.06.2007 tarih ve 5189/1 karar no’lu Sayıştay Genel Kurul Kararının,

“Gerçekleştirme Görevlileri” başlıklı 4’üncü maddesinde aynen;

“5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir.

a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu:

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir.

31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür.” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasında bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir.

Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir. Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine, “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur.

Yapılan bu açıklamalara göre, asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerekmektedir.” denilmektedir.

Sorumlularca ilk sorgu ve daha sonra temyiz aşamalarında sorumluluğa ilişkin gönderilen savunmalarda;

Kuruluşlarında, her kademedeki tüm personelin özlük haklarına ilişkin işlemler ile hak edecekleri ücretlerin, ihtisas birimi olması dolayısıyla İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı tarafından yapıldığı, bu sebeple kendilerinin 30 puan uygulaması ve diğer işlemlerde inceleme ve kontrol etme yetki ve sorumluluklarının bulunmadığını ifade etmektedirler.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 31-32 ve 33’üncü maddeleri ve buna ilişkin olarak ikinci başlık altında yer verilen Usul ve Esaslar ile yargı kararları çerçevesinde; asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen görevlinin, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu olması gerektiğinden kuşku bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 568 sayılı EK ilam ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.

… Daire Başkanı …’in karşı oy gerekçesi

T.C. Anayasası’nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüne amirdir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde ise dinlenilme hakkı kapsamında, “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” düzenlenmektedir.

262 sayılı ilk İlam hükmü incelendiğinde iki farklı konu için tazmin hükmü verildiği görülmüştür.

Bunlardan birincisi; vekaleten atanma şartlarını taşımayan … Uzman Yardımcısı …’a, Başkanlık makamı Oluru ile … … Hizmet Merkez Müdürlüğüne vekaleten atanması sonucu harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılmasıdır.

İkinci konu ise; vekaleten atanma şartlarını taşımayan ilgili kişiye 2012 Mayıs ayından itibaren ücretli vekalet dolayısıyla müdürlüğün (vekalet ettiği kadronun) görev puanı ve çarpanı üzerinden brüt ücret ödenmesidir.

Birinci konu, harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması, Temyiz Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 41188 sayılı tutanağının 4. Maddesi ile kaldırılmış olmasına rağmen 568 sayılı Ek İlamda; 30 puanlık ek ödeme ister ücretin bir unsuru olsun ister ek bir ödeme olsun, önemli olan husus, söz konusu 30 puanlık ödemenin bu kişilere, Müdürlüğe vekalet ediyor olmalarından ötürü verilmiş olmasıdır. Neden-sonuç ilişkisinden hareketle, anılan kişi Müdürlüğe vekalet ettirilmemiş olsaydı kendilerine böyle bir ek ödeme yapılmayacaktı, denilerek söz konusu ek ödemenin mevzuata aykırı olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar harcama yetkilisi olması sebebiyle ilave 30 puan verilerek ek ödeme yapılması ilamda kamu zararı olarak değerlendirilmişse de, kamu zararı tablosu incelendiğinde 30 puanlık ek ödemenin kamu zararı hesabına dahil edilmediği görülmüştür.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre; mahkeme kararlarının gerekçeleri somut ve açık olmalıdır, ancak 568 sayılı EK ilamda gerekçe ile kamu zararı arasında uyumsuzluk bulunmaktadır. İlamda yer alan hukuki gerekçe ile kamu zararı arasındaki tutarsızlığın giderilmesini teminen verilen tazmin hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekir.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
Bu metin uzun ve karmaşıktır. Metni daha sadeleştirip temmuzun özüne uygun bir şekilde yazabilir miyim?